
gönül davaları | arkadaşlık, kişisel gelişim, erkekler
12 Kasım 2025 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
yeni arkadaş edinmek, kişisel gelişimini tamamlamak, vizyonlu olmak, içerik üretmeye başlamak ve ilişkiler üzerine sizin dertlerinizi konuşuyoruz❤️🔥 Takip edip zili açınız🔔🫵🏻
Instagram: bilinc.akisi.podcast
Apple podcastte puanlayın
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Bilinç Akışı Podcast'ın 80.
ve Gönül Davalarının 2.
bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
80. bölüm mü?
Yok jetgiller ya.
Gerçekten inanamıyorum.
Neyse hemen sorulara geçiyorum.
Bir yaştan sonra arkadaş edinmenin zor olması.
Maraş'ta hiç arkadaşım yok mesela.
Zaten toplam iki tane yakın arkadaşım var.
İkisi de yurt dışında. Kafama uyuyan birini bulmak gerçekten çok zor.
Belki de Maraş'ta olduğum için bilmiyorum.
İnsanlarla aynı frekansta olmayı geç.
Benzer frekansta bile değilim.
Sadece gönül davası olmayacak dediğin için yazdım.
Gönül davamı esasdan reddedileli çok olduğu için aklıma aşk meşheleri gelmiyor.
Öz kardeşimsin öncelikle.
Bu arada kesin Maraş'ta takipçim vardır ve birbirinizle eminim iyi anlaşırsınız.
Belki o şekilde tanışırsınız da.
Ya arkadaşlık ve ilişkiyi ben çok aynı kefeye koyuyorum biliyor musunuz?
İkisinin de yokluğunun kesin bir sebebi oluyor.
Hayatın bizi yalnız bırakmasının mutlaka bir sebebi oluyor çünkü.
Hayatına bir bak bence.
Bir şeyleri gör. Yalnızlığından öğrenmen gereken şeyler olabilir.
Büyük ihtimalle vardır.
Benim de en yakın arkadaşlarım şehir dışına, yurt dışına böyle aynı zamanlarda pat pat pat taşınmışlardım.
Ailem birden yılın büyük bir zamanını şehir dışında geçirmeye başlamıştı.
İstanbul'daki arkadaşlarım ya evlenmişti ya uzun ilişki yapmıştı.
Benim ilişkim yoktu ve ben var ya birden hayatımda hiç yalnız kalmamışım ve birden böyle yalnız kaldım.
Yeni arkadaş edinebileceğime inanmıyordum bu yaştan sonra.
O yalnız kaldığım dönem benim hayatımın kırılma noktası oldu tamam mı?
O zamana kadar hiç böyle yalnız kalmadığım için o süreci yaşayınca kendime dönme şansım oldu.
Asıl ne istediğimi, nasıl biri olduğumu, neleri çözmem gerektiğini falan fark ettim.
Tabii bu bayağı uzun bir süreçti.
Gittikçe daha iyiye gitti.
Benim enerjim de değişti.
Sonra yeni arkadaşlarım da oldu.
Bir tane de değil bir de. 4-5 kişi falan böyle peyderpey gerçekten iyi anlaştığım, yakın hissettiğim insanlar hayatıma dahil oldu.
Dediğim gibi ben de zor ihtimal olarak görüyordum bunu.
Çünkü benim arkadaşlıklarım hep çok eskiden beri devam ediyor.
Diyordum yani bu saatten sonra yeni arkadaş mı olur?
Bir insan hayatıma ortasından mı dahil olacak falan diyordum.
Ama hiç öyle olmuyormuş. Aksine çok güzel bir şey bence.
Onlarla tanışmaya başlama sebebim bence...
Benim enerjimin değişmesiydi.
Ya benim enerjim değişince daha kaliteli insanlarla tanışmaya başladım.
Ya şöyle bir de böyle şeylerde hiç işte artık mümkün değil, artık çok zor diye düşünmemek lazım.
Ben de öyle düşünüyordum ama artık hiçbir şeyde öyle düşünmüyorum biliyor musunuz?
Ya dünyada milyonlarca insan var, milyonlarca ihtimal var.
İlla ki kafamıza göre olan...
Bizle aynı enerjideki, bizle aynı frekanstaki insanlarla denk geleceğiz.
Bu romantik ilişki işte sevgililik, evlilik falan da olabilir, arkadaşlık da olabilir.
İlla ki kafana göre arkadaşların olacak.
Sadece senin onlarla aynı kafaya gelmen lazım.
Hatta bakın erkek arkadaşlarım olsun istiyordum ben ama şey düşünüyordum.
Dedim ki ya hani artık herkes evlendi, herkesin uzun ilişkisi var.
Benim nereden erkek arkadaşlarım olacak böyle yakın hissettiğim falan diye düşünüyordum.
O da olabilir. Şu an 3 tane çok yakın hissettiğim, gerçekten çok sevdiğim erkek normal arkadaşım var.
Hiç olmaz etmez diye düşünmeyin.
Siz kendi enerjinizi düzeltmeye bakın.
Senin enerjin bozuktur diye söylemiyorum da.
Benim yorumum bu şekilde. Of Zeynep, ya ben manita yaptım 5 ay oldu ve bekarlık moda oldu.
Ay evet ya bu ara bekarlığın moda olması diye bir şey patladı.
Bugün uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımla buluştum.
Sende bir değişiklik var. Sürekli dalgın dalgın bakıyorsun.
Enerjin yok dediler. Acaba sebebi sevgilimin olması mı?
Benim hayat kalitemi düşürüyor mu?
Beni kötü mü etkiliyor? Nasıl anlayacağım?
Bence bu soruyu soruyorsan zaten anlamışsın.
Muhtemelen hayat kaliteni düşürüyor ve sen bunu içten içe biliyorsun.
Sevgililik kurumuyla değil de sevgilinle arandaki ilişkiyle alakalı bir şey bu muhtemelen.
Ya bazı insanlar ayrı ayrı iyidir tamam mı?
Ama birbirlerine bir şekilde iyi gelmezler ya.
Hissedersiniz hani bakarsınız ya bu kişi çok iyi bir insan, çok düzgün bir insan okey ama...
Bana iyi gelmeyen bir yanı var sanki.
Hani hayatımda bir şeyleri tıkıyor, sanki beni bir şeylerden geri tutuyor onunla olmak.
Enerjimi düşürüyor dersiniz.
Bunu demeseniz bile hissedersiniz.
Siz hissetmeyince de böyle çevrenizdekiler hisseder.
Bunu biraz objektif olarak görebilmek lazım.
O yüzden dışarıdan yapılan yorumları da ciddiye almak lazım.
Kendimizi kandırmaya meyilliyiz ama insanlar direkt anlıyor böyle şeyleri.
Mesela bak bu bana da oldu birkaç defa.
Bir çocukla görüşüyordum.
Çocuk cidden iyi, hoş, düzgün falan.
Biz de iyi anlaşıyoruz. Ama onunla görüştüğüm zaman diliminde ben acayip verimsizleştim.
Bir şey üretemiyorum.
İlhamımı kaybettim.
Yok inancımı kaybettim. Kötü şaka.
Cidden bir durgunlaştım onunla iken.
Mutluyum ama onun dışındaki şeylere karşı verimsizim.
Story bile atmıyordum mesela pek.
Halbuki kafamda bir bilgi var benim tamam mı?
Instagram'a 2-3 saatte bir story atmak lazım diye.
Bu yüzden zaten günde 10 tane, 15 tane falan story atıyorum devamlı.
Algoritmaya uymak için bu bilgiye aşırı riayet ediyorum.
Onunla olduğum süreçte hiç atasım gelmiyordu.
Neyse sonra görüşmedik, devam etmedik.
Ben bir verimlileştim, bir üretmeye başladım.
Ferahladım bildiğiniz.
Demem o ki bazı insanların enerjisi birbirine iyi gelmiyor.
Bunun ne karşı tarafta ne seninle alakası var.
Eğer böyle bir durum varsa ve etrafından da insanlar söylüyorsa bence bir gözden geçirmek ve kabul etmek lazım.
Şu an 24 yaşındayım.
Hayatı kaçırmış gibi hissediyorum.
Öncelikle 24 yaşında hayatı kaçırman fizik kanunlarına aykırı güzel kardeşim.
Bu histen kurtulmak için kendime bir sürü plan program yapıyorum.
Ama bu sefer de yoğun planı gerçekleştiremiyorum.
Hal böyle olunca kendimi yetersiz hissediyorum.
Aslında gelişime çok açık bir insanım ama kendimi istediğim noktaya henüz getiremediğimi düşünüyorum.
Önce bu kendi istediğim noktaya getirememe hissini çok iyi biliyorum.
Bence bunun yaşınla da ilgisi var.
Çünkü profilantel konteks diye bir şey var tamam mı beynimizde.
Bu ön lobdaydı sanırım.
Beynin ön lobu. 25 yaşında tamamlanıyor bu.
Ve bu bilimsel olarak zaten o tamamlanana kadar biz bazı şeyleri kendimizle ilgili, kendi gelişimimizle ilgili tamamlayamıyoruz.
Yani bunun fiziksel olarak mümkünatı yok.
Onu bir araştır bak. Onunla da ilgilidir muhtemelen.
Hayatı kaçırmakla ilgili hissini de anlıyorum.
O his bana 19 yaşındayken de oluyordu.
30 yaşındayım hala oluyor.
Ömrü boyu olacak bu tamam mı?
Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Bazı şeylere direnmeye...
Değiştirmeye gerek yok.
İnsan zihni, insan psikolojisinin bir algoritması var.
Sosyal medya gibi aynı.
Değişmiyor bazı şeyler.
Onları kabul ederek yaşamamız lazım.
Mesela bu hayatı kaçırmışlık hissinin, o yetersizlik hissinin ömür boyu farklı farklı yoğunluklarda devam edeceğini kabul ettiğinde Bu histen kurtulmak için tek seferde aşırı yoğun
planlar yapmayı da azaltıyorsun.
Aslında orada kendine kendi kanıtlamaya çalışıyorsun.
Çok yoğun planlar yaparak.
Ama kendine kendi kanıtlamanın en iyi yolu ufak şeyleri sürekli şekilde yapmak.
O zaman kendine güvenin geliyor.
Tamam diyorsun ben istikrarlı...
ve verimli bir insanım.
Ben kendime verdiğim sözü tutuyorum.
Ben her gün %1 de olsa gelişimimi sürdürüyorum.
İstikrar yani buradaki olay.
Büyük hedefler koymaktan ziyade küçük hedefleri her gün veya belli bir örüntüde tekrar etmek, kendine verdiğin sözü burada tutmak.
Sence birinin geliştim demesi için neler yapmış olması lazım?
Gelişmenin elbet sonu yok ama mesela sen birisiyle tanıştın diyelim, o insan için nasıl biriyse kültürlü, vizyonlu biri dersin.
Ya bence birinin geliştim demesi için ne yapmış olması lazım?
Ya hiçbir zaman ben geliştim dememek lazım öncelikle.
Ama bence bir insanın kişisel gelişimini iyi bir noktaya getirdiğini gösteren şey ortamda bir şeyleri merak etmesi.
Ya merakla dinlemesi.
Ya bazı tipler vardır tamam mı?
Biri bir şey anlatınca atıyorum birisi bir hayalinden bahsedince hemen onu küçümser.
Ya oğlum mal mısın? Sen mi düşündün bir tek bunu falan diye böyle yükselir hani bildiniz mi o kişiyi?
Bazıları da vardır hiç böyle tepkiler vermez.
Direkt detayını sorar.
Ne düşünüyorsun, nasıl yapacaksın der.
Herkese komik gelse de o kişi o hayalle ilgilenir.
Herkese komik geliyor, ben de dalga geçeyim falan demez.
Melakla dinler, yargılamaz.
Bakın bu var ya, başarılı insanlarda acayip gözlemlediğim bir şey.
Hiçbir şeyle dalga geçmiyorlar.
Hiçbir şeyi tiye almıyorlar.
Her fikri, her düşünceyi, her görüşü gözlemliyorlar, yargılamıyorlar.
Ben buna bayılıyorum.
Çocuklara karşı da böyle olmaya çalışıyorum ben mesela.
Yani çoğu insan takmaz, etmez, muhatap almaz.
Ben dikkat ediyorum. Yani çocukları dinlerim, özen gösteririm.
Size de bunu öneriyorum.
Merakla dinlemeyi ve yargılamamayı, hiçbir şeyi küçümsememeyi, düşünce yapısı haline getirmek birçok konuda önünüzü açar.
Kültür ve vizyon da ya illa bilgi satmasına gerek yok kimsenin.
Ama bazı şeylere ilgisi olmalı bence bir insanın.
Ya atıyorum... Her filmi izlemeyi sevmezsin belki ama bazı film çeşitlerini, bazı film türlerini çok seversin.
Çok ilgilisindir. Mesela bilim kurgu kitaplarını çok seversin.
Korku filmlerini çok seversin.
Onları çok iyi bilirsin.
Tamam mı? Hani her şeyi bilemezsin ama buradaki mevzu zaten her şeyi izleyip okuyup öğrenmek değil.
Belli ilgi alanında kendini daha fazla geliştirmek.
Bence bu çok önemli. Vizyonlu olmak için de ya her şeyden önce kendini tanımak gerekiyor.
Kendi tanımadan bir insanı...
Kendi vizyonunu bulması mümkün değil.
Kendi iyi tanıyan insan bu dünyada neyin peşinden gitmek istediğini çözüyor.
Onu çözünce o yolun gerekliklerini öğreniyor.
Vizyonun da gitmek istediği yolda yapılanları takip ederek, dünyaya gündemi takip ederek bunları kendi tarzında yorumlayıp oluşturuyor.
Yani özetle merak, küçümsememe, yargılamama, her şey olabilir gözüyle bakma, her konuyu bilmeye çalışmak yerine bir konuya daha ilgili olma.
kendini tanıma, keşfetme ve gündemi takip etme olarak söyleyebilirim.
Flörtümle aramda yaş farkı var ve seans aldığım birisi.
Aramızda müşteri ilişkisi olduğu için benden cesaret bulamıyor.
Yola kıvama getiremedim bir türlü.
Ne yapmam gerek bu durumda?
Hiçbir şey. Gerçekten hiçbir şey yapman gerekiyor.
Ben bir psikoloğa gidiyordum. Kadına mesela diyordum ki, atıyorum.
Evde işte şöyle bir şey oldu diyordum işte annemle babamla şöyle oldu böyle oldu sinir oldu falan diye anlatıyordum uzun uzun.
Kadın bana şey diyordu takma sana ne ilgilenme falan diyordu.
Verdiği tavsiye buydu kalkıp gittiğin psikoloğun.
Onun gibi oldu. Ya ama şöyle burada yapılması gereken şey gerçekten hiçbir şey.
Bir kere iki insan arasında yeterli bir his varsa bunu iki tarafta anlar tamam mı?
Yeterli hisse ulaşan erkek de zaten kıvama gelmeye falan ihtiyaç duymaz.
O zaten kıvamlıdır.
O zaten oradadır. O ne yapacağını o kadar iyi bilir ki.
Yok sen onun müşterisisin.
Yok çekiniyor. Yok yaş farkı var.
Yok utanıyor. Ya millet çalışanına yürüyor ya isteyince.
İstemiyordur aşk o bence.
Sana öyle gelmiştir.
Flörtöz olabilir okey.
Ama bazı insanlar herkese flörtözdür.
Bu çok sinir bozucu bir şey ama ben de öyleyim mesela.
Maalesef. Genel olarak flörtöz bir tipim tamam mı?
Bu yüzden kendisine yürüyorum sanan erkekler çok oluyor.
İstenmeyen yerden gelen ilgi bela mısın moduna falan giriyorum ben de.
Çünkü birinden hoşlanınca flörtöz olmuyorum.
Yani dündüz duruyorum böyle o kişiyle yeni tanıştığımda.
Bazı erkekler de böyledir.
Herkese flörtözdür.
Herkesle muhabbeti iyidir.
Şaka yapar, laf atar, takılır.
Onlara kanmayın. Eyleme geçmeyen hiçbir hisse inanmıyorum artık.
Üzülerek çocuğun senden hoşlandığını düşünmüyorum.
Next. Evet geldik her gün 18 tane aldığım soruya.
Zaten DM'de de söylemişsin.
Sen bu konuya hep podcastlerinde değiniyorsun diye.
Şöyle bir soru sormuşsun.
Normalde çok özgüvenli bir insan olmama rağmen bir türlü Instagram'ı aktif kullanmaya cesaret edemiyorum.
Asla kibir olarak söylemiyorum ama bu işi yapanlara bakıyorum.
Hem ters hem iletişim mizah olarak çok daha iyisini yapabilecekken mükemmelliyetçilik yüzünden kafamda oturmayan şeyler var.
Hep erteliyorum, hep önce bir şeyleri tamamlamak zorunda hissediyorum.
Bunu nasıl aşacağız ya?
Üretme isteği öyle bir şey ki arkadaşlar bir noktada içinizde tutamıyorsunuz.
Zihniniz durmuyor, beyniniz durmuyor.
O içinizde o kadar rahatsız ediyor ki sizi.
Dışarı çıkarmak istiyorsunuz.
Hala başlamayıp bir şeyleri bahane ediyorsanız belki de henüz o kadar pişmemiştir kafanızdaki yaratıcı şeyler.
Çok fikrim var. Gerçekten bir şeyler pişti artık.
Ama mükemmelliyetçiyim diyorsan olma.
Yani yine aynı şekilde.
Kafana vura vura olma.
Ben de çok mükemmelliyetçiydim.
Hala daha bazen oraya kayıyorum.
Hatta daha az önce bölüm editleriyle ilgili belki de hiç fark etmediğiniz çok küçük bir detayı editörümüze söyledim.
Bunu söylememek için var ya, 3 haftadır kendimi tutuyorum.
Diyorum ki, hayır mükemmelliyetçi olmayacaksın, bunlara takılmayacaksın.
Bununla ilgili şu ana kadar gelen hiçbir feedback da yok.
Sadece sen fark ediyorsun belki falan diyorum.
Ama 3 hafta dayanabildim.
Yine söyledim. Ama işte burada bence mükemmelliyetçilik sebebiyle başlamama diye bir şey yok.
Henüz hazır olmadığın için senin sebebin mesela mükemmelliyetçilik oluyor.
Cidden hazır olduğunda o huyunu da bir şekilde törpülüyorsun.
Mükemmel iyinin düşmanıdır.
Bunu unutmayın lütfen. Hep önce bir şeyleri tamamlamak zorunda hissediyorum demişsin.
Ertelemekle ilgili, tamamlamayı beklemekle ilgili yeni yıla makineyiz bölümünde çok güzel bir taktik anlattım.
Benim hayatımda en çok işe yarayan şeylerden biri.
Aradan çıkarma taktiği.
Yapıvereyim, edivereyim, aradan çıksın falan diye her şey bu gözle bakmak ya acayip işe yarıyor.
Ertelememi önlüyor. O bölümde o taktiği dinleyin de bu içerik üretmekle ilgili ben kendim nasıl yaptığımı söyleyeyim.
Podcast'a başlamak isterken bir türlü yapamıyordum tamam mı?
Hani o mikrofonun karşısına geçip de bir şey söyleyemiyordum.
Mikrofonu da yoktu o zaman ama bilgisayarın karşısına geçip böyle konuşamıyordum.
Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sonra her gün sadece 5 dakika telefonu ağzıma dayayıp ses kaydı almaya başladım.
Genelde bunu yürüyüşte yapıyordum.
Hazırlanmıyordum hiç. O an aklıma ne gelirse böyle direkt konuşuyordum.
Sadece alışmak için yapıyordum bunu.
Zaten podcast'ın adı da oradan çıktı.
Tam bilinç akışı halinde konuşuyordum o 5 dakika.
Bilinç akışı podcast yapmıştım sonra.
Beşinci dakikada da kesiyordum.
Yani orada ne dediğimin önemi yok.
Önemli olan benim bunu her gün beş dakika yapmamdı.
Bence sürece beni çok iyi hazırladı.
Bir de onu paylaşmayacağını bilmek çok daha rahatlatıyor insanı.
Belki bir ay falan yaptım bunu.
Ya böyle... Pratikler yaparsanız zihnen de hazırlanırsınız.
İçerik üretmeden önce ekipmana yatırım yapmayın lütfen.
Bana çok soruyorsunuz mikrofon falan.
Ben zaten bunun doğru adresi değilim de.
Ekipman değil önemli olan şey.
Hiç gerek yok. Yani gerçekten hevesle alıp yarım bırakırsanız bir de o yüzden kendinize kızarsınız.
Bakın bana bir yıldır hala mikrofonu değiştirmedim.
Kendime söz verdim çünkü.
Dedim ki ben bu işe çok yatırım yaptım.
Yani bu yatırımın illa maddi olması gerekmiyor.
Ben emek olarak ve risk olarak da çok yatırım yaptığımı düşünüyorum.
O yüzden dedim ki mikrofon almayacağım.
Bu mikrofon yatırımını da yapmayacağım bu işe.
İlk sponsoru aldıktan sonra mikrofon alacağım dedim.
Bir yıl sonunda bugün daha birkaç saat önce sipariş verdim.
Hayırlı olsununuzu alırım.
Beni bir yıldır götürdü sonuçta.
Hani tatsız bir mikrofon da olsa.
Buralar önemli değil, onu söylemek istiyorum.
Lütfen bunlara takılmayın. Asıl olaya, asıl yapmak istediğiniz şeye odaklanın.
Biri iş yerinden bir tane çocukla görüşüyormuş.
Çocuk maaşa asla dokunmuyormuş.
Yani böyle maaşın tamamını hayır kurumlarına veriyormuş anladığım kadarıyla.
Hayır kurumu değil de işte yok amcasına, yok yaşlı bir teyzeye, bilmem ne falan.
Böyle söylemiş. Aşkım yani öncelikle sana bunları anlatan çocukla sen niye konuşuyorsun ki?
Ya he he de. O kadar iyiysen git cami yaptır da geç.
Yani erkekleri anlamıyorum ben.
Acayip sallıyorlar. Ama kızları da anlamıyorum.
Ya adam sallarken ne yapıyorsunuz siz?
Gözünün içine bakıp ya çok iyisin falan mı yapıyorsunuz böyle?
Sen inanmış gibi yaparsan o sallamaya devam eder tabii ki.
Zaten bir kere baştan ben maaşa dokunmuyorum diyen adamdan hayır gelme ihtimali yok.
Devam edelim bakalım. Bir gün bana dedi ki Trendyol telefonda yüklü değil hafızam yok.
O yüzden yükleyemiyorum.
Bana işte bir şey alır mısın?
400 lira gibi bir şeydi.
Aldım ibanat dedi.
Benim de salaklığım hemen şak diye ibanatmak istemedim.
Saçmalama falan dedim. Ne bileyim kabul edeceğini.
Ya sen bir tanesin dedi bana.
Sadece bir kere ibanat dedi.
Ben de saçmalama dedim ve orada bıraktı.
Arkadaşlar Allah aşkına bakın bunun bir ilerisi kredi çekmek zaten.
Trend yolu ben de yükleyemiyorum de geç.
Ya o adamla muhatap olmaya devam etmek bence sorun.
Ya Allah'ım kafayı yiyeceğim ya. 400 lira için adamın çevirdiği dolaba bak ya.
İbanat deyince atacaksın.
Yok öyle önemli değil falan.
Bakın var ya bu çok önemli bir şey.
Ben de böyle bir insanım.
Çok iyi anlıyorum. Ya benim ailem de bu konuda gerçekten çok sinir bozucu derecede.
Saflık değil artık salaktır yani.
Maalesef. Ailenden öyle görünce de sen de hani insanlara senin hakkın bile olsa böyle iban falan atamıyorsun.
Millet var ya öyle bir parasının değerini biliyor ki.
Bırak 400'ü 100 liralık alsa sen istemeden ibanını yolluyor.
Öyle olacaksın ya benim param değerli çünkü.
Ben bunu kendim emek verip kazanıyorum mantığında direkt ibanını atacaksın.
Yok öyle önemli değil falan demek.
Ya sen önemli değil deyince benim emeğim de önemli değil.
Benim sabahın köründe kalkıp işe gitmem de önemli değil.
Orada 400 lirayı işte ne zaman 400 lirası bu bilmiyorum ama işte kaç saatte kazandığım da önemli değil demek oluyor.
E sen kendi emeğine kendine değer vermeyince zaten karşı tarafın sana değer verme ihtimali hiç yok.
Bu arada sevdiğin güvendiğin iyi ilişkin olan biri olsa tabii ki yani orada lafı olmaz.
Ama baştan anlamışsın çocukta mallık olduğunu o senaryodan dolayı böyle söylüyorum.
Zaten düzgün bir ilişki olsa o adam sana gelene kadar anası babası arkadaşı başkasına halleder.
Yani sen mi kaldın sana trend yolum yok diye iki saat bir de şey yapacak.
Baştan böyle talep eden insanlar ya var ya o kadar tehlikeli ki.
Direkt red flag. Kadın erkek ikisi de herkesi sömüren tipler oluyor.
Yapmayın cevap vermeyin.
İkinci günden trend yolum inmiyor diyen adamla yani ne düşünüyorsun ki?
Gelecek mi düşünüyorsun? Devam ediyoruz.
Biz konuşmayı kestikten sonra.
İkimizin arasını yapmaya çalışan arkadaşımla sevgili oldular.
Üçümüz aynı iş yerinde çalışıyoruz.
Ve kıza Dyson aldı.
O Dyson içimde yaradır.
E alır.
Yani ne sandın abi?
Bu iş böyledir. O kız kendi değerini görüyordur.
Bunu yansıtmıştır. O kıza Dyson da alınır.
Başka bir şey de alınır.
Valla helal olsun. Queen'miş.
Benim arkamdan neler demiş biliyor musun?
Çok masraflı bir kız. Ayda 20 bin lira harcıyorum.
Yol masrafı da içinde. Cebinde paran varsa konuşur, paran yoksa konuşmaz bir kız demiş.
Çocuk böyle demiş yani bizim arkadaşımıza.
Abi zaten ne diyecek ki?
Hani arkandan deme sebebi direkt suçluk psikolojisi.
Şey diyecek hali yok. Ben 400 lirayı ona kilitledim.
Diyecek hali yok ortak arkadaşlarımızda.
Seni kötü diyecek. Ama gidip kendi o erkek ortamında, erkek arkadaşlarına, o agalarına anlatmıştır.
Abi kıza 400 lirayı kilitledin falan demiştir.
Yani üzgünüm ama bunlar övünmüştür.
Bunlar kötü niyetli insanlar.
Bu arada bu bahsettiği kız yani çocuğun yeni sevgilisi eski sevgilisinin kredi kartını kullanıyormuş.
Kız tam bir queenmiş ya.
Şaka şaka. Ama işte dediğim gibi öyle mütemadze olmak ben hallederim demek yok işte önemli değil demek yok.
Yani hiçbir insana karşı öyle olmayın.
Ananıza babanıza bile öyle olmayın bence.
Kendi çizginiz, kendi kaliteniz, bir sınırınız olsun.
Sizden bir şey isterken çekinsin insanlar.
Size gerçekten değer veren, sizi önemseyen insanlarla bunun lafı bile olmuyor zaten.
Son olarak da şey demiş ya işte o çocuğun yeni sevgilisi işten atılmış falan filan.
Bizim arkadaş da demiş ki inşallah bu çocuk da işten atılır defolup gider falan demiş.
Ya ben buradan senin çocuğa hala öfkeli olduğunu düşünüyorum.
Ama bu çocukla ilgili bir şey değil.
Yani hayatta karşımıza hep çıkacak bu tür insanlar.
Aynı iş yerinde çalışmak zorunda da kalacağız.
Hayatın akışında olan şeyler bunlar.
O defolup gider başka birisi gelir bu sefer.
Çocuğa değil kendi öfkelisin muhtemelen.
Ya olur böyle şeyler. Hepimiz saçma sapan şeyler yaptık, kandırıldık, ettik.
Daha kötülerinden korudu bizi bu tecrübeler.
Devam ediyoruz. Hayat böyle bir yer.
Çok takılı kalmamak lazım diye düşünüyorum.
Bence burada kendine kızmak yerine ben bunu neden yaptım?
Bu davranışa beni iten şey neydi diyebilirsin.
Niye sınır koyamadım diyebilirsin.
Oradaki cevaplar daha önemli.
Millet neler neler yapıyor ya boşver ya.
Ben de çok salaklıklar yaptım.
Geçti gitti next. Allah daha çok soru var ya.
Nasıl yetişeceğiz bilmiyorum ama bir yandan da her hafta ben de heyecanlanıyorum.
Çok hoşuma gitti bu konsept.
Ay bu arada birisi şöyle bir şey yazmış.
Kendimi övmüş olacağım ama başka bir şeye bağlayacağım.
Zeynep lütfen değişme ben seni gerçek bir insan olduğun için çok seviyorum.
Düşüşlerini hayatında olan güzel gelişmelerle gerçek bir insan olduğun için dinliyorum.
Hayatında hep güzel gelişmeleri gösteren, hayatı güllük gülistanlık yaşayan plastik hayatları dinlemiyorum.
Aşkım öncelikle çok teşekkür ederim.
Ben de burada her şeyi şeffaf bir şekilde paylaşmamızı, bu yolu birlikte yürümemizi çok seviyorum.
İnişleri çıkışları özellikle göstermeye çalışıyorum.
Amacımız hep yalnız olmadığımızı hissettirmek.
Ama yani ben zengin olunca beni sevmeyecek misiniz ya?
Nasıl yapacağız? Yani kart borçlarımla tanıdınız beni.
Sonra şey mi diyeceksiniz?
Ya bu da parayı buldu bozdu.
Bozmam bu arada eminim de.
Bir ayrışacağız mı?
Bakın ben bu mesajdan bir korktum.
Çünkü iyi bir yere geleceğimi düşünüyorum.
O zaman iyi bir yere gelince samimiyetimi yitireceğimi mi düşünüyorsunuz?
Öyle bir şey olmaz. Neyse ben şeffaf kaldıkça o zamanın şartları nasılsa ne gerekiyorsa öyle ilerleriz.
Ben bize inanıyorum.
Ben bu hikayeye inanıyorum.
Saat 2 oldu. Son 8 saattir podcast hazırlıyorum ve çekiyorum.
Bir bölüm daha çektim bundan önce.
Sabah 6'da kalkacağım.
Saat şu an 2 ve ben sabah 6'da kalkacağım.
Uykuyu trene bıraktım.
Bölümleri aksatmak istemiyorum.
Zorlandığınız bir şey varsa ertelemeyin, kalkıp yapın.
Size de motivasyon olsun.
Bu arada 50'lik buluşmaya devam edeceğiz.
Çok soruyorsunuz.
Ya açıkçası biraz duygularımı paylaşmak istemediğim bir dönemdeyim.
Bir ara verelim istedim.
Daha güzel şekilde döneceğiz.
50 ilk buluşma olur, gönül davaları olur.
Haftada iki bölümle çarşamba ve pazar günleri buradayız be buradayız.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
