
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
İlk buluşmada hem kadınların hem erkeklerin dikkat etmesi gerekenleri nezaket ve görgü kuralları çerçevesinde konuşuyoruzzzzz ❤️🔥
https://open.spotify.com/episode/0uLD4YKxyUjbAVw4kuav4O?si=-GFrRmO7QoqsuQYsmV189Q
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
İlk buluşma nasıl olmalı?
Kim teklif etmeli? Kim evden almalı?
Hesabı kim ödemeli?
Sorularından bıktıysanız...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı. Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepimizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bölümü çekmeden önce başka bölüm var mı böyle diye bir baktım.
Doktor Güleç ablamız bizden erken davranmış ama esinlenme olmasın diye dinlemedim onun bölümünü.
Zaten muhtemelen hepimizin kafaları aynı olduğu için aşağı yukarı benzer şeylerden bahsediyoruzdur.
Bu bölümden sonra onu da dinleyelim hep beraber.
Bakın şimdi bu o kadar önemli bir konu ki benim şu ana kadar çok fazla hata yaptığım, çok hata yapanlarla da karşılaştığım bir konu.
İlk buluşmayla ilgili böyle bir rehber, her şeye dair konuştuğumuz bir şey olsun istedim.
O yüzden sizin için hem kendimden hem de arkadaşlarımdan böyle erkek olanlardan biraz data topladım.
Ya kızlar yönünden sonuçta ben bilsem de erkekler yönünden erkeklerin bakış açısını da öğrenmemiz gerekiyordu.
Bu konuyu iki taraflı olarak düşüneceğiz ve üzerine konuşacağız şimdi.
Hem erkeklerin hem kadınların acayip işine yarayacak bir bölüm olacak diye düşünüyorum.
Birbirinden gerçekten hoşlanılan hani öyle takılmalık bakılmayan hetero ilişkiler yönünden ele alıyorum bugün konuyu.
Love is love tabii ona da saygımız sonsuz.
Şimdi biriyle bir ortamda tanıştık veya tanıştırıldık ya da internetten yani internet değil de sosyal medyadan tanıştık diyelim.
Sırayla gidelim tamam mı?
Önce ne olmalı?
Buluşma teklifi olmalı.
Bunu kesinlikle erkek teklif etmeli.
Ne kadar zaman geçerse geçsin erkek teklif edene kadar...
Ne zaman buluşuyoruz ya da işte hani bu buluşmaya bir atıf yapma, bir iğneleyici davranma, laf sokma.
Bunlar söylenmemeli bence kadın tarafından çünkü o da itici oluyor.
Hatta uzun süre teklif etmiyorsa, diyelim siz konuşuyorsunuz, sadece mesajlaşıyorsunuz.
Uzun süre teklif etmiyor mu?
Konuşmayın ya, salın.
Ona bu konuda laf sokmanın hiçbir anlamı yok.
İsteyen insan zaten teklif de eder, kalkar, gelir de.
Hani bunu daha en baştan bile yapmıyorsa bence mesajlaşmayı uzatmanın anlamı yok.
Bana vakit kaybı gibi geliyor böyle şeyler artık.
Belki de yaşımla alakalı bir şey.
Böyle 20 yaşında 25 yaşında olsam nasıl bakardım bilmiyorum.
Ama şu an geçmişe dönüp bakınca da yani vakit kaybı olduğunu görüyorum.
Ya ne yapayım ben seninle buluşmayıp 10 gün mesaj yaşayayım mı?
O sırada ben de beklentiye gireceğim.
Hani devamlı ne zaman buluşacağız falan diye düşüneceğim.
Bugün teklif eder, yarın teklif eder.
Yani içim sıkıldı.
Bir de iletişimde kalıyorsa ama buluşmak istemiyorsa muhtemelen...
paralelde başka biri daha vardır.
Ben aksini kabul etmiyorum ve şu ana kadarki tecrübelerimle söylüyorum.
Kendimden de çevremden de gördüğüm kadarıyla.
Bir kere burada kendimden pay biçiyorum.
Yani ben birinden etkileniyorsam, onu konuşmayı seviyorsam hemen görmek isterim, bir harekete geçmek isterim.
Buluşmak istemiyorsam da kesin bir sebebi vardır.
Atıyorum reglim'dir ve evden çıkmak istemiyorumdur birkaç gün.
Anladınız mı? Hani bu da bir sebep yani.
Ama kesin olarak bir sebep vardır orada.
Artık erkeğin... Teklif etmemesinin sebebi de nedir?
Bilemiyorum. Her şey olabilir. Pasiflik olabilir, utangaçlık olabilir, oyalama olabilir, yedekte tutma olabilir.
Ama hiçbir şartta kabul edilebilir değil bu buluşma teklifinin yapılmaması.
Gerçi öğrencilerde belki ne bileyim parası yoktur, bir şeydir hani çocukcağızın.
Ona üzülürüm bak. Ama şöyle ya öğrenciyseniz de sahile gidin, bir parka gidin, bir parkta böyle termos götürün, bir kahve yapın evde.
Hani kızlar sever böyle düşünceli şeyleri.
İlla kızlar için böyle çok paralar harcamak zorunda değilsiniz paranız yoksa.
Öğrencilerden bahsediyorum. Hoşlandığınız kızla buluşmak için birçok yöntem bulabilirsiniz.
Bakın mesela Banu Berberoğlu'yla Mehmet çilekli link içiyordu abi.
A101'den alıyorlardı.
Ve çok da mutlulardı. Bunu sakın unutmayın.
Uzak mesafeden florta başladıysanız tabii ona hiçbir şey diyemiyorum.
Hani Allah sabrını versin.
Hiç olduğum bir masa değil.
Olmayı da düşünmüyorum.
Büyük konuşmayayım ama. O konuda akıl veremeyeceğim.
Diyelim erkek söyledi.
İşte ne zaman müsaitsin vesaire.
Böyle buluşma ayarlamak istiyor.
Burada en önemli şey bence şu.
Mesela bugün pazartesi, bana yazıyor, akşam ne yapıyorsun?
Seninle hiçbir şey yapmıyorum, orası kesin.
Yani son anda yazmak nedir ya?
Spontane planları bakın, ben çok severim gerçekten.
O ayrı bir şey. Ama daha ilk kez buluşacağız veya en başlardayız.
Bugünü veya yarını soruyorsa...
Bilmiyorum, hoşuma gitmez. Ya yarın hadi neyse ama bugün no.
Ya kaç yaşında insanlarız?
Bir plan oluyor, bir şey oluyor.
Herkes zaten işe gidiyor, yorgun oluyor.
O gün moda olmuyor. Veya hiçbir şey olmasa da yani hayatlar yoğun, anlık buluşma teklifi beni hiç sarmaz.
Ha şöyledir mesela. Biraz görüşmüşüzdür.
Evde ben böyle oturuyorumdur.
Ne yapıyorsun ya? Gelsem inebilir misin?
Seni bir göreyim gibi bir mesaj gelir.
O kalpleri eritir.
Ama ilk kez date diyeceksek son dakika sorulması bana çok özensiz geliyor.
Ki bunun da özensizlikten kaynaklandığını düşünüyorum.
İşim olmasa da gitmem yani.
Ne oldu hani akşamki planın iptal oldu beni mi yokluyorsun?
Veya öyle değilse bile her türlü özensiz.
Bunu yaşadığımız ve çok yanlışlar yaptığımız da oldu.
Son dakika soran insana planımız olmasına rağmen yeri geldi.
Yo boşum falan deyip arkadaşlarımızı ektik.
Büyük hatalardı. Çok büyük hatalardı.
Bunu yapınca adam seni cepte görüyor bir kere.
Ya tek adam da değil, kadın açısından da aynı şey.
Ben birine akşam görüşelim mi desem, daha ilk buluşmada, o da direkt tamam dese, derim bunun hiç hayatı yok herhalde.
Her an hazırda bekliyor.
Böyle bir şımarırım hani, öncelik benim demek ki diye düşünürüm.
Tatlıymış bu arada. Kendi açımdan bakınca.
Tamam erkekler siz planlarınızı ekip son dakika sorulan buluşmaya gidebilirsiniz tamam mı?
Eğer o insan önceliğinizse hani ona bir şeyler hissediyorsanız.
Ama kadınlar için aynısı değil bence.
Erkekler her zaman kovalamayı seviyor.
Yani bu o kadar net ki bu doğanın kanunu biz değiştiremeyeceğiz.
İsterseniz feminizm deyin, isterseniz taktik yapmayacağım deyin.
Siz kaybedersiniz. Biz kaybettik yeterince kaybetmeyin diye anlatıyorum.
Bir insan... Yani herhangi bir insan herhangi bir şeye ne kadar kolay ulaşırsa o kadar değer bilmez.
Öyle düşünün. Buluşma günde ayarlandı diyelim istediğimiz şekilde ve ilk kez buluşacağız.
Kadınlar açısından söylüyorum.
Benim en dikkat ettiğim şeylerden birisi de Ya kadının yaşadığı yere ya da iş yerinin olduğu yere yakın semtlerde buluşulmalı.
Geçen bir arkadaşımla konuşuyorum.
Yani arkadaşım bile sayılmaz.
Tanıdığım bir erkek sadece.
Diyor ki asla gitmem.
Hep onlar geliyor benim olduğum tarafa diyor.
Dedim nasıl ya? Hani nasıl kabul ediyorlar bunu?
Sonra kendi hatalarım aklıma geldi.
Bakın bir kere şöyle bir şey olmuştu.
Aşırı utanıyorum bundan.
Bir çocukla buluşacaktık.
Çocuk böyle çok nazik, düşünceli, zarsurt falan davranıyor güya.
Yemek yiyelim, nerede yiyelim?
Özel bir tercihin var mı?
Vegan mısın? Vejetaryen misin?
Bilmem ne. Hani böyle yoğuran sorular soruyor tamam mı devamlı.
Daha doğrusu o an bunun yorucu olduğunu fark etmiyorum.
Hani ben de diyorum ne kadar düşünceli bir çocuk.
Güzel bir şey ayarlayacak herhalde falan oldum.
Sonra işte sen neredesin? İş yerin nerede?
Ben gelirim o tarafa falan ayağı çekti bana.
Tam buluşacağız. Bakın buluşacağımız gün.
Öğlen falandı sanırım.
Akşam buluşacaktık. Dedi ki ben çok hastayım.
Benim evin olduğu tarafta buluşsak olur mu?
Benim ofisim Gayrettepe'de.
Bu salak da bebekte oturuyormuş.
Beni hep bebek tarafını çağırıyor yani.
Ben gitmeyecektim ilk başta.
Sonra dedim neyse ya hani kötü bir yer değil sonuçta güzel bir yer.
Bana da yakın. Benim bir kaybım yok diye düşündüm.
Ama yani benim ofisime yakın.
Benim evime yakın değil abi.
Ben dönüşte o kadar çok yol gideceğim ki hani bebekten dönmek zaten çok zor bir şey.
O gün arabasızdım. Hani ben bunu nasıl kabul ettim şu an algılayamıyorum.
Benim için çok ters bir yerde.
Neyse gittim. Bana o kadar soru sorup özel tercihin ayağına yatıp götürdüğü yeri söylüyorum.
Midpoint. Bebek midpoint.
Şaka gibiydi. Bakın iğrenç bir date'ti.
Çok sıkıldığım kafamı ütüledi çocuk.
Sonra kalktık. Diyor ki ben seni metrobüse bırakayım.
Yani sağ ol abicim.
O kadar böyle punduna getirdim ki kalktık ya böyle iki adım falan attık.
İşte o sırada metrobüse bırakayım dedim ben de.
Yok teşekkürler hemen ben bir taksiye binerim dedim.
O sırada çat taksi geldi.
Hani taksi çevirdim defolup gittim.
Kendime de aşırı kızdım.
Bir daha dedim. Bunu kesinlikle yapmıyorsun.
Ki o zamanlar benim sınırım belliydi bu konudaki.
Bir erkek için ilçe bile değiştirmeme kuralım yürürlüğe girmişti.
Ama ben bunu esnettim.
Sonra da kendime kızdım.
Kötü oldum. Bu arada bunu öyle taktiksel bir yerden söylemiyorum aslında artık.
Hani büyüdükçe başka şeyler daha önemli hale geliyor.
Bir de şöyle bir şey var. Ya herkesin artık yaşanmışlıkları ve kötü tecrübeleri çok fazla.
Tatsız durumlarla o kadar çok karşılaştık ki.
Kızlar olarak. Bence erkekler bu centilmenliği yapmalı günümüzde ya.
Ya bir kızdan gerçekten hoşlanıyorsan gidiver abi.
Nedir ki? Kızların kalbi çok fazla kırıldı arkadaşlar.
Bunu erkeklere söylüyorum. Biraz özenli olmanıza ihtiyacımız var.
Ki onu da geçtim. Yaşım ilerledikçe önemsediğim şeyler derken şunu kastediyorum.
Ya normalde görgü kuralı olarak da ilk zamanlarda erkek gitmeli diye düşünüyorum.
Sonra zaten iki tarafa göre işine, gücüne, yoğunluğuna o şeylere göre ortak noktalar bulunur.
Ama daha en baştan ayağına çağıran bir erkek bakın ilerleyen zamanlarda o erkeğin sizin için herhangi bir şey yapması imkansız.
Ya çok net söylüyorum hem tecrübesel hem de insan psikolojisi olarak gerçekten imkansız.
Bunu bir kıza gerçekten değer veren arkadaşlarımda da görüyorum.
Ya zaten... Bir erkek önemsiyorsa kızı, ne yolu ne başka bir şey hiçbirisi gözüne çok gelmiyor.
Kalkıyor gidiyor. Ama kızı sallamıyorsa, takılmalık bakıyorsa, kızın sadece ilgisi bunun hoşuna gidiyorsa, kızı ayağını çarma cüretinde bulunabiliyor.
Yani sizin orada bu ayağına gitme olayını kabul etmeniz, sizin o erkeğin veya o date mi diyeyim, o ilişkisel, flörsel durumdaki yerinizi belirliyor.
Siz kendiniz belirliyorsunuz aslında.
Bu da istediğimiz şekilde ilerledi diyelim.
Bizim taraflarda buluşacağız.
Evden veya işten alma meselesi var şimdi.
Ya ben bu konuda şöyle düşünüyorum.
Genel olarak tüm buluşmalarda hani arkadaşlarımla, ailemle, ailemden birileri, kuzenlerim hepsini dahil ederek söylüyorum.
Bir tarafın arabası varsa, diğer tarafın yoksa arabası olan taraf almalı diye düşünüyorum.
Ya ben böyle yetiştirildim, böyle alıştım ve bu şekilde yaşıyorum.
İlk buluşmada da kadının arabası yoksa, erkeğin varsa...
Kesin almalı. Bak hani aksini ben düşünemiyorum.
Ne yapacaksın sen arabayla gideceksin kız metro ile mi gidecek?
Ya çok ayıp bence. Her şeyden önce insani nezaket kuralları uygulanmalı.
Ay benim bu konuda da bir anım var.
Daha doğrusu tecrübesel olarak sıyırdığım bir anım.
Şimdi beni birisiyle tanıştırmak istediler tamam mı?
Bir tane çok sevdiğim bir yengem.
Çocuk da işte komiser miymiş neymiş ben istemedim.
Çünkü çocuk normalde avukatmış ve avukatlıktan komiserliğe geçmiş.
Hani komiserlikten avukatlığa geçeni duydum da avukatlıktan komiserliğe geçmek yani serbest mesleği bırakıp memur olmak bilmiyorum.
Böyle bir insanla ben anlaşamayacağımı düşündüm.
O yüzden istemedim. Sonra bu çocukla başka birisini de ayarlamışlar.
Beni tanıştırmak isteyen o yengem anlattı geçen.
Diyor ki Zeynep iyi ki görüşmemişsin çocukla diyor.
Çocuk ne yapmış biliyor musunuz?
Kızla buluşmaya özel şoförle gitmiş.
Ve kız metro ile gitmiş.
Böyle artist artist konuşup durmuş.
Hani üstten üstten.
Polislerdeki bu güç zehirlenmesini zaten ben anlamıyorum.
Korkunç ötesi. Hepsi öyle değildir tabii ki.
Ama çoğu yaşıyor.
Yani kendilerini böyle ülkeyi kurtardıklarını falan sanıyorlar.
Bir kere. Özel şoför sandan nereden tahsis edildi?
Pardon. Nefret ederim böyle şeylerden.
Hele de orada hani hayal edemiyorum.
Benim ödediğim vergiyle ben metro ile geleceğim.
Sen benim ödediğim vergiyle karşıma özel şoför ile geleceksin.
Of çok kötü. Gerçekten midem bulandı.
Yani dediğim gibi bu kesinlikle önemli bir şey.
Kızı evinden, ofisinden, iş yerinden almak lazım.
Eğer kızın arabası yoksa.
Bunu nezaket olarak söylüyorum.
Ama şöyle hani genel olarak böyle söyledim de ben kendim sevmem.
Yani ilk buluşmalarda hiç böyle istemem.
Evden alınmaktır, ofisten alınmaktır.
Biraz kaçınganım bu konuda.
O kadar yakın olmak istemiyorum bir insanla baştan.
Yani ne bileyim oturduğum yeri, ofisimi falan görmesi, alanıma girmesi beni biraz rahatsız ediyor.
Zaten hep arabayla giderim ben kendim.
Kendi arabam yokken de ailemin arabasıyla giderdim.
Ama bu benim tercihim tamamen.
Normalde kızın alınması gerektiğini düşünüyorum.
Kızın arabası varsa erkeğin yoksa erkeği almamalıyız tabii ki yani.
Hani gelsin kendisi. Başlardan bahsediyorum burada dediğim gibi.
Bir ilişkiye döndükten sonra iki tarafta elindekileri ortak bir şekilde masaya koyabilir.
Ve kimde hani araba varsa, kimin daha fazla zamanı varsa ona göre araba da kullanılır, buluşma yeri de ayarlanır.
Ama en başta bence bunlar önemli şeyler.
Şimdi bu hiç benim için önemli olmayan ama TikTok'ta devamlı gördüğüm bir muhabbete gireceğim çok az.
Kapı açma muhabbeti.
Bu çok dönüyor. Buluştuk kapımı açtı açmadı zart zurt.
Yani arkadaşlar ben henüz o frekansa çıkamadım sanırım.
Bu benim için hiç önemli bir konu değil.
Hatta böyle kasan şeyleri hiç sevmem.
Genel olarak herhangi bir şeyin normalin üstünde olması bende oradan kaçma isteği uyandırıyor.
Özellikle de yeni tanıştığım bir insanda.
Ben daha bir insana yükselmeden o bana normal üstünde davranırsa bu nezaket olabilir, vericilik olabilir her türlü konuda ben geriliyorum iyice.
Yani yükselemiyorum. Herkes normal olsun ya herkes bir sakin olsun.
Böyle herkes normal bir düzeyde nezaket kurallarına uygun bir şekilde karşınızdaki de bir insan ya bir kadın bir erkek fark etmiyor.
Sadece normal davranmak yeterli diye düşünüyorum.
İlişkinin devamında tabii ki böyle tatlılıklar yapılır ama başta bana böyle biraz gereksiz şov gibi geliyor.
Tabii ki herkesin kendi bakış açısı ama kapını açmayan adama da hani ne diyeceksin, bunu nasıl belli edeceksin ve ne yapacaksın onu bilmiyorum.
Eğer öyle bir talebin varsa.
Buluşmaya geldik bir şekilde.
İlk buluşulan anla ilgili olarak geçen bölümlerden birinde de söylemiştim.
O anın kasıntı olmaması için Özellikle kadınların böyle bir tatlılık, bir muhabbet, bir laf atma falan yapması bence çok güzel oluyor.
Erkekler daha gergin oluyor çünkü hoşlandığı kişiye karşı.
Gerçi karaktere de bağlı bir şey bu.
Hani hangi taraf daha rahat bir mizacdaysa diğerini rahatlatmak için böyle bir direkt muhabbet açsın.
Tam bir şey söylesin.
Hani o zaman öyle söyleyeyim.
Kadın erkeğe bağlamayalım da mizaca bağlayalım.
İlk buluşma nasıl olmalı?
Nerede olmalı? Buna gelirsek.
Bir video patladı yine TikTok'ta geçenlerde.
İlk buluşmasına hep çok güzel yerlere yemeğe gidip yapan kız.
Hani benle kahve içmeye çıkamazsınız falan gibi bir şey yazmıştı.
Bu bence duruma ve şartlara bağlı.
Eğer bir arkadaş ortamında tanıştıysak, biraz muhabbetimiz varsa, birkaç kez görüştüysek toplu bir şekilde olabilir mesela.
Okey yemeğe gidelim ama daha hiç muhabbetimiz yoksa, birisi vasıtasıyla tanıştırıldıysak ya da kendimiz sosyal medyadan falan tanıştıysak.
Yemek bana çok fazla geliyor.
Belki enerjimiz tutmayacak.
O yemeği bitirene kadar bekleme fikri yani beni acayip geriyor.
Bir de yemeğe güzel bir yere gideceksek sonuçta ona göre giyiniyorsun, hazırlanıyorsun.
Ben daha hiç tanımadığım bir insana o eforu sarf etmek istemiyorum.
Benim hayatım yeterince yorucu zaten.
Orada bir de onu düşünmek istemiyorum.
Hazırlanacağım, kalkacağım, gideceğim.
Enerjim tutmayacak. O zamanda aşırı bir efor ve zaman kaybı yaşayacağım.
Burada benim yine kaçınganlığım devreye giriyor.
Yani bilmiyorum her an... Kalkıp gidebileceğim bir buluşma olmalı benim için.
O yüzden kahve içmek besttir.
Yani muhabbet sarmazsa bir saatte arazi olabiliriz.
Muhabbet sararsa da uzatabiliriz.
Müthiş. Ama ilişki koçu Bal ablamız diyor ki muhabbet sarsa da uzun saatler oturmayın.
İlk görüşmede bir, bir buçuk saat oturun.
Öyle saatlerce vakit geçirmeyin.
Tadını da bırakmalısınız diyor.
Tabii ki bunu tamamen taktik olarak söylüyor.
Hani orada... Siz daha çok merak etsin falan gibisinden.
Ama ben buna kendi açımdan bakarsam ben diyelim birisiyle buluştum.
Beğendim. Güzel geçiyor.
Kendim zaten uzun süre oturmak istemiyorum.
İçimden gelmiyor. Çünkü eve gidip bir, televizyon izlemek istiyorum diyormuşum.
Eve gidip bir kendimle kalmak, bir kafamda tartmak istiyorum.
Hani öyle hemen kapılıp gidesim onunla çok uzun süre vakit geçiresim gelmiyor.
Bu da kaçınganlıkla ilgili tabii ki.
Neyse sonuç olarak ilk buluşmanın kahvesi makbuldür diyelim ve çok uzun saatler oturmak yok.
Sinemaya, tiyatroya, konsere gitmek yani zaten ne alaka da fazla fazla şeyler oluyor.
Dediğim gibi daha önceden tanışmıyorsanız bir arkadaş ortamından tanışıyorsunuzdur.
Yemeğe de git, tiyatroya da git, etkinliğe de git zaten.
Hatta bir ortamdan tanıdığınız birisine bence etkinlik fikriyle yaklaşmak çok mantıklı.
Bir çocuk vardı öyle. Beni bir yere davet etti.
90'lar pop ne bir şey etkinliği.
Ben 90'lar sevmiyorum dedim çocuğa.
Halbuki acayip seviyorum.
Ama işte bu da güzel bir tırnısol.
Hoşlanan kız sevmediği etkinlik davetine bile gelir.
Hoşlanmayan da en sevdiği şey olsa yine gelmez.
Biraz karşınızdaki insanı okumaya çalışın ya bu konularda.
Bir insan davetinize, date fikrinize direkt yok müsait değilim gibi hani düz bir şey diyorsa veya benlik değil diyorsa istemiyordur abi.
Ona başka bir fikir daha sunmayın.
Zaten birinden hoşlanıyorsan ama diyelim o etkinliği sevmiyorsun veya...
Sevmesen de gidersin gerçi de diyelim o gün bir işin var bir şeyin var.
İsterdim ama planım var başka bir gün ayarlayabiliriz falan dersin.
E hoşlanmıyorsan da kestirip atarsın.
Kızlar nasıl bu konuda kızlar erkekleri okuyabiliyor mu bilmiyorum.
Ama benim denk geldiğim erkekler genelde bunu hiç anlamıyor.
Ve ben kendimi çok kötü hissediyorum.
Hani açıkça sana istemediğimi söylemem mi gerekiyor?
Birini reddetmek reddedilmekten daha zor bir şey inanın.
Ama artık takmıyorum. Çünkü diyorum ki ya ne yapayım biraz sosyal zekasını geliştirseydi bu yaşa kadar.
Hani hala anlamıyorsa. Gerçi üst üste yazan kızlar da oluyor sanırım.
Kızları bilmiyorum dedim ama. Ya yazma abi.
Sen bir kez yazdın.
Karşıdan bir adım gelmediyse ikinciyi yazmamalısın.
Erkeklerde de ya iki kez yazdın.
Kız hala adım atmıyorsa.
Üçüncüyü yazmamalısın.
Yine yorgan altında bölüm çekiyorum.
Yemin ederim ter içinde kaldım.
70 derece falan ya of.
Stüdyo istiyorum. İlk buluşmada konuşulacak konulara...
Bu arada araba kapısı açılmasını sevmem de bir yere gittik.
Sandalyeyi hafif çekmek, önce kadının sonra erkeğin oturması.
Bunlar görgü kurallarıdır.
Lönk diye oturmayı verin.
Hani en azından kadından sonra oturun.
Bakın zor değil. Gerçekten herkese söylüyorum.
Her yaş grubuna, her cinsiyete, her insana söylüyorum.
Google'a görgü kuralları yazıp okuyun.
Yapay zekaya, günlük hayatta ve ilişkilerde, iş hayatında, yolda mutlaka dikkat edilmesi gereken görgü kuralları yazın, öğrenin.
Kadın erkekten ziyade bunlar genel hayat düzeninde her türlü ilişkide bizi insan yapan şeyler yani.
Çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Neyse konuşulacak ve konuşulmayacak şeyler.
Arkadaşlarıma sorduğumda erkeklere ortak cevap şuydu.
Dert yanan kızdan bıkmış durumda herkes.
Bu sosyal medyanın da etkisi bence.
Artık böyle sosyal medyada her insan problemlerini açık bir şekilde konuşmaya alıştı ya.
Bu normalleştirildi ya.
O yüzden her yerde herkes her derdini anlatabilir sanıyor galiba.
Ama yani date de özellikle kızlara söylüyorum.
Erkeklere de söylüyorum da sanırım kızlar daha çok yapıyor.
Çünkü ben karşılaşmadım mesela bana dert anlatan bir erkekle.
Daha karşındaki senin hiçbir şeyin değil tamam mı?
Daha yeni tanıştığın bir insan.
Ya yeni tanıştığın, yeni görüşmeye başladığın bir insana hayatındaki problemleri, dönüm noktalarını, işte içindeki, işindeki, ailendeki sorunları anlatma ya.
Bu çok garip geliyor bana.
Bir kere zaten hayatımıza birisini alıyorsak veya almak istiyorsak o kişi bize her şeyden önce iyi gelmeli.
Keyifli vakit geçirmeliyiz.
Daha en baştan devamlı dert anlatan ve fazla açık konuşan bir insan kimseye keyif vermez.
Tam tersine ben başıma iş alırım bununla gibi bir algı oluşturur.
Tabii ki hepimizin sorunları var, uğraştığım meseleler var.
Tabii ki bunları da bir ilişkide konuşmalıyız, dertleşmeliyiz, birlikte çözümler bulmalıyız.
Ama ilk görüşmelerde ne karşımızdaki kişi bunu bilecek seviyede önemli bizim hayatımızda ne de bunları dinlemek zorunda yani.
Terapist gibi kullanmayın karşınızdakini.
Buluşmanın ritmi de düşer, modu da düşer zaten.
Güzel şeylerden, ortak konulardan bahsedin.
Burada da şu da önemli. Ben bir çocukla buluşmuştum.
3 saat sadece kendisini anlattı.
Erkeklerde böyle bir kendini kanıtlama hevesi oluyor tamam mı başlarda özellikle de böyle kıza düştüyse bunu zaten kızlar çok net görüyordur.
Erkek böyle kendisini kanıtlamaya çalışıyor herhangi bir şeyden mesela özellikle eksik hissettiği yönden kendisini daha fazla anlatıyor hani o yönüm güçlü falan gibisinden veya kızda güzel gördüğü bir yön varsa.
Kendisinde de o yönü anlatmaya başlıyor.
Tamam bak anlıyorum hani.
Kendi anlatacaksın ki kızı ikna edeceksin gibi bir refleksle hareket ediyorlar sanırım.
Ama abartma ya. Ya ben senin kendini övmeni, üniversite anılarını, askerlik anılarını aralıksız dinlemek zorunda değilim.
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Dikkatim dağılıyor zaten.
Ben kafamda podcast çekmeye başlıyorum sonra.
Ya bu da bir görgü kuralı.
Yani konuşma dediğin şey, muhabbet dediğin şey, pimpon topu gibi ilerleme.
Böyle tık tık tık tık.
İki tarafta eşit bir şekilde gitmeli.
Tek taraf daha fazla konuşup devamlı kendini anlatıyorsa ya iğrenç oluyor ya.
Ben çok sıkılıyorum gerçekten. Ve merak da etmiyorum zaten anlatılan şeyleri.
Ben merak etsem zaten sorarım.
Mesela orada şunu da anlamıyorum. Ya karşınızdakinin...
Tepkilerinden anlamıyor musun karşındakinin sıkıldığını?
Can kulağıyla dinlemiyor muhtemelen veya falan diyor.
Veya ne bileyim bir yorum yapıyor ufak ufak ama ufak ufak yani uzun derinlemesine değil.
E orada anla bir oku karşındakini ya bu kız sıkıldı, bu erkek sıkıldı.
Bunlara dikkat etmek lazım.
Çünkü bu tek ilişkisel de değil.
Günlük hayatta yeni tanıştığımız hiçbir insana çok fazla konuşup çok fazla overshare yapmamalıyız.
Yani kendimizi çok açmamalıyız.
İlişkisel bakarsak...
Biraz gizem iyidir mesela o açıdan bakabiliriz.
Biraz gizem her zaman iyidir.
Her şeyi anlatmayacaksın. Bir merak duygusu her zaman kalacak.
Evlensen bile o merak duygusunun kalması lazım.
Şimdi daha çok erkeklerden aldığım feedbacklerden biraz anlatacağım.
Daha doğrusu feedbacklerden değil de arkadaşlarımdan aldığım dataları biraz toparlayacağım.
Bir arkadaşım şey dedi mesela.
Buluşma sırasında kız çok güzel tamam mı?
Ama o kadar kasıyor ki kız hareket bile etmiyor diyor.
Hani mesela saçıyla oynayıp duruyor.
O an tek derdi nasıl gözüktüğü oluyor.
Bunu anlıyorum çok rahatsız oluyorum dedi.
Hatta şey diyor yani tamam abi güzelsin de sadece güzel misin?
Muhabbetin yok mu? Bir rahat duramıyor musun?
Duruşunu bile kasıyorsun falan dedi.
Bunu bayağı yaşamış. Haklı.
Ben bu konuda şunu da düşünüyorum.
Hep kadınlar kendisini güzel göstermek için uğraşıyor.
Ya erkekler o kadar rahat ki bu konuda.
Sinir oluyorum. Jest, mimik, el hareketi, oturuş, kalkış.
Bunları bir erkeğe göre değil, kendiniz nasıl bir insansanız ona göre kullanın lütfen.
Özgüvenli olun. Bir erkeğin karşısında o beni güzel görsün diye duruyorsanız put gibi, arkadaşımın da dediği gibi istediğiniz kadar güzel olun.
O şekilde... Bir insanı etkileyemezsiniz.
Yani kimse sonuçta yanında Barbie bebek gezdirmek istemiyor.
Böyle kasıntılı hareketler hissel olarak çok geçiyor karşı tarafa.
Oturuyoruz, güzel geçiyor.
Muhabbet falan da sardı. Güzel vakit geçirdik.
Bir, bir buçuk saatten sonra kalkmaya karar verdik.
Hesap muhabbetine geliyoruz.
Ben artık bu kanalda bu konuyu konuşmaya utanıyorum.
Nihai olarak söylüyorum.
Hesabı erkek öder.
İster 15 yaşında ol, ister 35, ister 55 yaşında ol.
İlk buluşmada hesabı erkek öder.
Benim lisede, üniversitede kuzenlerim var.
Onlara da soruyorum. Her seferinde ödeyemem ama ilk buluşmada kesin öderim diyorlar.
Ya sen 18 yaşındaki çocuk kadar olamıyorsan?
Hadi abi zaten. Tabii burada şu da var.
Ben birinden hoşlanmadıysam bölmek istiyorum hesabı.
Ona borçlu kalmak istemiyorum.
Bir de biraz anlasın da istiyorum.
İkinci bir buluşma olmayacak.
Bu da bir işaret çünkü. Tabii alabilirlerse.
Genelde alamıyorlar. Bu erkeklerin bu dikkatsizliği beni benden alıyor zaten.
Biraz sinyalleri okumaya çalışın ya.
Hoşlanıyorsam da tenezzül etmiyorum.
Artık nasıl akıllandığımı 50 ilk buluşma bölümlerinde kademeli olarak dinlediniz.
Hala dinlemeyenler de oradan öğrenebilirler.
Kötü date anıları. Hoşlanıyorsam tenezzül etmem.
Hani orada ben güzel vakit geçirdiysem ya masaya bile gelmesin o hesap lütfen.
Kalksın ödesin gelsin.
Ben bu arada yine sadece ilişkiler açısından söylemiyorum bunu.
Bu benim kendimde de böyle bir huyu veya ailemde de gördüğüm şey.
Ya biz birisini bir yere davet ettiysek veya bir yerde bir hesap ödeyeceksek.
Atıyorum benim yurt dışından arkadaşım gelmiştir onu bir yemeğe çıkarmışımdır.
Ya da kuzenlerimle bir yere gitmişimdir.
Kuzenlerim ne kadar çok örnek verdim ama çok yakınız o yüzden.
Tuvalete kalkınca öder gelirim.
Yani bakın bunu kimse düşünemiyor değil.
Dünyanın en basit ve en büyük klişesi falan.
Ama her zaman çalışır yani dünyanın en güzel klişesi olabilir.
Bak kızdan hoşlanmazsın ödemek istemezsin bunu anlarım.
Böl gitsin bir daha da görüşme olsun bitsin.
Ama bir kızdan hoşlandığı halde hesabı orada bölen erkekleri ben algılayamıyorum.
Bakın çıldırıyorum şu an düşündükçe aklıma gelen anılar geldikçe.
Korkunç bir şey bence. Paran yoksa da gitme abi öyle yerlere.
Çok basit şeyler de yapabilirsin.
Git A101'den iki tane çilekli link al ama sen al yani anladın mı?
O kıza bir göster ben senin için bir şey yapabilirim mi?
Bilmiyorum bana çok korkunç geliyor bu hesabı bölme olayı.
Eğer orada bölüyorsan benden hoşlanmana rağmen bir daha yazma cüretini de göstermemen lazım.
Utanırım yani ben olsam gerçekten.
Buna da sorduğum arkadaşlarım hep şey dedi.
Herkes aynı şeyi söylüyor zaten. Hesap gelince ben zaten öderim ama orada hani hiçbir şey yokmuş hesap gelmemiş gibi başka bir şeyle ilgilenince falan rahatsız oluyorum dediler.
Hani insanı salak yerine koyuyor gibi davranıyor bazı kızlar dediler.
En azından bir cüzdana yeltensin hani falan dediler.
Yani sonuçta ben zaten ödeyeceğim.
Onun da bir niyet göstermesi tatlı oluyor dediler.
Daha öne çıkarıyor dediler.
Ben de şey yaparım böyle durumlarda.
Daha yapamadım gerçi bunu biliyorsunuz hep başarısız.
girişimlerde bulundum ama arkadaşlarımla öyle yapıyorum.
Mesela birisi ödüyor mu?
Atıyorum tuvalete gitmiş ödemiş veya hesap geldi direkt kendisi ödedi.
Ben hiç bunu uzatmıyorum, büyütmüyorum.
Teşekkür ederim diyorum.
Bir dahakine hani ben öderim.
Minvalinde konuşuyorum.
Böyle bir cümle kurduğunda konuşmaya bile gerek yok.
Bir cümle kurarsın. Bir dahakine benden olur falan.
Ki bunu zaten buluşmada yaptığında direkt ikinci buluşmaya okey olduğunu gösterdiğin bir sinyal yanmış oluyor.
Buluştuk. Güzel geçti.
Ayrılıyoruz diyelim. Geldik eve bırakma olayına.
Bununla ilgili de yakın bir erkek arkadaşım şunu söyledi Ben beğensem de beğenmesem de evi çok fazla uzak olmadığı sürece her kadını evine bırakırım dedi Kral Ben eve bırakıyorsam kızın da eve vardın mı demesi
gerekiyor bence dedi. Yani bunu nezaket olarak söyledi.
Ben kızdan hoşlanmasam da herhangi bir insanı eve bırakıyorsam eve vardın mı demesi gerektiğini düşünüyorum dedi.
Ama diyelim ki bir kızı beğendim, eve bıraktım.
Sonra kız bana yazmadı eve vardın mı diye.
Ben o zaman orada sinyali alamamış oluyorum dedi.
Demek ki kızın hoşuna gitmedi diye düşünüyorum dedi.
Ben de kız açısından bakınca aynı şeyi düşünüyorum.
Biri beni eve bırakırsa...
Tabii ki her şartta ona eve vardın mı demeliyim.
Ama hoşlanıyorsam kesin derim.
Bu benim de yani sinyal yakma şeklim olur.
Hatta birkaç kez ne kadar ayıp olduğunu bilsem de hoşlanmadığım için yanlış sinyal olmasın diye mesaj atmadığım oldu.
Yaptım arkadaşlar. Ne yapalım?
Bazı ayıpları biz de ettik.
İşe de yaradı yani.
Ben yazmayınca anladı ve saldı beni bu insanlar.
Bazen de o ayıplar edilmek zorunda kalıyor.
Ne yapalım? Şimdi erkeklerden topladığım datalardan devam ediyorum.
Anladığım kadarıyla erkekler aşırı bıkmış.
Herkesin taktiksel davranması, herkesin böyle reelslerden, videolardan, oradan buradan taktik kasması, yok geç cevap vermesi, yok peşinden koşturması.
Bıkmışlar valla. Haklılar.
Yani doğru insanı bulma dersensinle ona giden bir insan olarak söylüyorum.
Ben de taktikleri önemsiyorum.
Ya şöyle taktiksel yaşamıyorum ama...
Bizim de kafamız yıkanıyor.
Yani gerçekten kadınlar olarak kadınların kafasını yıkayan o kadar çok video var ki biz de buna çok maruz kalıyoruz ve bence bizim algımızı değiştiriyor, doğallığımızı bozuyor.
O yüzden erkekler açısından da hak veriyorum.
Özellikle de 27 yaşını falan geçen erkekler yani bir hayatta artık işini gücünü oturtmuş belli bir olgunluk seviyesine gelmiş erkekler daha akıp giden, daha cool ilişkiler istiyor.
Karşısındaki kadın da o ilişkide varlığını göstersin istiyor.
Bu arada bir şey diyeceğim şimdi...
Unutmadan söyleyeyim. Bölümün altına bir tane podcast ekleyeceğim.
Keyfimin kahyalarının bir bölümü.
Bu erkeklerin peşinden koşma muhabbeti var ya.
Ona gerçekten farklı bir bakış açısı kazanacağınıza eminim.
O bölümü de dinlemenizi öneriyorum.
Mesela bir arkadaşım dedi ki bu konuda.
Ya ben gerekeni zaten yaparım dedi.
Mesela buluşma. İlk kez buluştuk.
İkinci, üçüncü buluşmalar için.
Ya ben diğer buluşma planlarını da yaparım.
Etkinlik de ayarlarım.
Ama bunu anca benimle görüşmeye devam etmek istediğinden eminsem yaparım dedi.
Orada kızın görüşmeye devam edip etmediğini bilmeden her şeyi benden beklemesi çok saçma oluyor dedi.
Devamlı sadece benim adımın beklemesi, işte benim onun peşinden koşmamı istemesi, benim ona mesaj atmamı istemesi.
Hani bunu bekliyor fark ediyorum ve bu beni çok irite ediyor dedi.
Kendimi böyle biraz taciz ediyormuş gibi hissediyorum, soğuyorum dedi.
Zaten o bahsettiğim bölümü de dinlediğinizde anlayacaksınız ki bir erkeğin aslında bir insanın peşinden...
çok fazla koşması hiç sağlıklı bir şey değil.
Biz bunu hep yanlış anlıyoruz ve o Adil Yıldırım falan da taktiksel olarak aslında sağlıksız bir psikolojiden bahsediyor.
Yani özetle her yerde gördüğümüz taktiksel şeyleri erkekler de salak değil, anlıyorlar.
Anlamasalar da hissediyorlar.
Ben her zaman buna çok inanıyorum.
Bazen bazı şeyler böyle anlamlandırılmaz, dile dökülemez ama karşındakinin davranışını anlayan, davranışını görmesen bile hissel olarak anlarsın.
Kalbini açarak yaklaşan bir insana samimi bir şekilde gitmek lazım kızlar, özetle.
Hani burada ilk buluşmadan sonra hemen gidin açık hava sinemasına iki bilet alın demiyorum.
Benim hayaller. Ya bu yaz var ya gerçekten bomboş geçti.
O kadar üzülüyorum ki ya bir açık hava sinemasına gidemedim bir insan evladıyla ya.
Tabii herhangi bir insan evladıyla giderdik de böyle tatlı bir date'imiz olamadı.
Ne bir çiçekli elbise yedik, ne bir dondurma yedik.
Özledim yemin ederim. Birinden gerçekten etkilenmeyi yani birinden hoşlanmayı özledim ya.
Neyse gidin hemen bilet alın demiyorum kızlara söylüyorum.
Ama kasmayın. Mesela arkadaşım şey dedi.
Ben en baştan itibaren özgüvenli bir şekilde samimi plan yapan, bir fikre heyecan duyan, onu bana söyleyen kızlardan çok hoşlanıyorum dedi.
Bu nedir? Mesela görüştünüz tamam mı?
Güzel geçiyor buluşmanız.
Bakın şimdi orada kızlar zaten anlar.
O erkeğin sende olup olmadığını net anlarsın.
Kendi kandırıyorsan o başka bir şey.
Kendi kandırmayacaksın. Donelere bakacaksın elindeki.
Ama biraz farkındalıklıysan erkeğin gözünden anlıyorsun.
Bak gözünden o adam sende mi değil mi anlıyorsun yemin ederim.
E sen de ondan hoşlanıyorsan böyle bir şey diyebilirsin ya.
Atıyorum işte ya biliyor musun burada bir tatlıcı varmış.
Bak çok güzel gözüküyor falan dersin.
Ona gidebiliriz dersin.
Sen o pası orada at.
Kasılmadan, etmeden hani samimi bir şekilde böyle sevdiğin şeyi göster.
Erkeğin de biraz kafası basıyorsa ve o da tekrar buluşmak istiyorsa o pası alır zaten.
Ama ilk buluşmadan sonra her mesajı, her aramayı, her işte teklifi erkekten bekleyince erkekler de gerçekten rahatsız oluyor ve onlar da böyle korkar olmuşlar rahatsız etmekten.
Biraz yardımcı olalım.
Ama biraz, çok az, bir tık.
Evet, dünyanın en uzun bölümüne devam ediyoruz.
Böyle bir toparlarsak, hem kadınlar hem erkekler açısından benim anladığım şey, özellikle yaş ilerledikçe, insanın hayatında bir şeyler oturmaya başladıkça...
Kadınlar o yaşa kadar yaşadıkları kötü tecrübelerden dolayı başlarda daha bir özenli davranılmasını, love bombing'e uğramadan tabii hani sarıp sarmalanmayı, kendi hayat standartına uygun şekilde insanlarla
görüşmeyi ve kendisine de öyle davranılmasını istiyorlar.
Arkadaşlar bakın şimdi ben gelmişim 30 yaşına artık 20 yaşında değilim.
İlk buluşmaya gidip de zincir kahvecide self-service şeklinde yapmak istemiyorum.
Bunu demem ve geçen yılki yani 29 veya 28 yaşındaki bir date'imde çocukla zincir kahvecide oturup sonra self-service ile tek başıma gitmem.
Ya işte bunların hepsi tecrübe artık böyle bir şey yapamaz kimse bana.
Demek ki o zamanki standardım henüz oturmamış ki o date'i kabul etmişim ben yani çok korkunçtu.
50 ilk buluşmalardan birini de anlatmıştım neyse.
O şekilde bir date istemiyorum ama...
Ben şahsi fikrim bana yemek çok fazla geliyor ilk başta.
E yemek olmaz, zincir kahveci zaten olmaz.
Yine sen güzel bir yere gidebilirsin birlikte.
Sarmazsa bir saat oturur kalkarsın ama o bir saati güzel bir yerde geçirsin.
Çünkü senin hayattaki artık standardın budur.
Hani az ve öz takılmaktır anladın mı?
İlişki ilerledikçe tabii ki kebap yemeye gidersin, sahilde oturursun ama iki taraf da henüz birbirini tanımazken maalesef seçtiğin mekandan, giydiğin kıyafete bunlar seni tanımlayan şeyler oluyor.
Kadınlar bunu istiyor.
Erkekler de devamlı peşinde koşmak, yorulmak, sıkılmak istemiyorlar.
Keyifli vakit geçirmek ve o insanla tekrar buluşmayı beklemek istiyorlar.
Hani böyle tekrar buluşma için bir heyecanları olsun istiyorlar.
O yüzden aşırı kasan, devamlı taktik yapan, kendini fazla ağırdan satan, dert anlatıp duran kadınlardan uzak duruyorlar.
Erkek iki geliyorsa kadın da bir gitmeli.
Bir de şunu ekleyebilirim.
İlk buluşmada abartı giyinilmemeli ya.
Bakımlı olursunuz, saçın, sakalın, makyajın o ayrı bir şey.
Ama bir şeye fazla özenmek bana çok çiğ geliyor.
Bir sal ya bir rahat ol.
Hani sal derken kalkıp basket şortuyla gitme tabii ki buluşmaya.
Bir gömleğini giy ama nerede nasıl giyineceğini bilmek de bir görgü kuralıdır her şeyden önce.
Herkes insan ve herkes birbirine insani nezaket kuralları çerçevesine yaklaşmalı.
Her şeyden önce karşınızdaki kişi bir kere zaten arkadaşımız olmalı.
İlk buluşmada direkt aşık olmak, aşırı yükselmek bunlar falan ya ben inanmıyorum.
İnsanın boşluğundan dolayı kafasında abarttığı duygular olduğunu düşünüyorum.
Önce arkadaş olarak bakılmalı, muhabbetine bakılmalı.
Diğer insanlara olan davranışlarına, kendi hayat düzenine, hayatta beklentilerine, işte hayallerine hani bunlara falan bakılmalı bence.
Oralarda uyuşuyor muyuz diye.
Eğer buralarda uyuşmuyorsan zaten bir daha görüşmezsin.
İki tarafta mesaj atmadıysa en kılçıksız, öylece bitip gider.
Ama bir taraf mesaj atıyorsa, diğer taraf istemiyorsa...
İstemeyen insan tatlı bir dille bunu belirsin karşı tarafa ya.
Karşı tarafı da bekletmesin.
Biliyorum zor bir şey. Ben de çok ghostladım insanları.
Çünkü daha kolayıma geldi.
Yani ona ben orada açıklama yapsam kalbi kırılır bilmem ne.
Bu bana yük geldim. Ghostlayayım anlar diye düşündüm ve yaptığım da oldu.
Ama çok yanlış bir şey yani.
Ghostlayınca karşı taraf birkaç gün daha bekliyor ve o sırada belki umutlanıyor, belki bir şey bekliyor, belki bir bahane uyduruyor kendi kendine.
O açıdan kötü bir his. Direkt söyleyeceksin.
Ya işte şey diyebilirsin. Güzel bir gün geçirdin, teşekkür ederim.
Ama bazı konularda farklı düşündüğümüzü anlıyorum.
Sana başarılar diliyorum falan.
Böyle iğrenç bir mesaj atabilirsin.
Çünkü atacağın her türlü mesaj, her türlü red mesajı zaten iğrenç olacak.
Bari klasik bir şey at. Alma, bırakma, hesap ödeme, buluşma, teklif etme bunların hepsi aileden gelen.
şeyler bence. Yetiştirilme tarzları.
Dediğim gibi ben bunu kuzenlerimde çok net görüyorum.
Yani küçücük çocuklar ortaokuldan beri hep bir kızdan nasıl davranması gerektiğini bilen insanlar.
Çünkü kendi babalarından, kendi ailelerinden öyle görmüş insanlar.
Bunlar karşınızdaki insana göre değişmemeli bence.
Hani date'leri hayatımızın böyle küçük bir yansıması olarak görüyorum.
Bizim hayattaki duruşumuz, hayata bakışımız, hayattaki davranışımız nasılsa date'leri de bunları uyguladığımız bir alan olarak düşünün.
Kendi bakış açımızı yansıtıyoruz aslında oradan.
Çok anlam yüklemeye de gerek yok bir yandan.
Herkes kendisi olmalı ve nezaketten, görgü kurallarından, etikten şaşmamalı.
Ay bu konu daha çok uzar da en genel hatlarıyla düşüncelerim bu şekilde.
İlk kez dinliyorsanız bu konuda 50 ilk buluşma serisinde çok daha fazla detay bulabilirsiniz.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
