
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Kilo vermenin yollarını bulamayanlar ve hayatı boyunca bu mevzuyla uğraşanlar için bugün farklı bi açıdan bakmaya çalışıyoruz 😮💨
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Bir insan hayatı boyunca her şeyi ama her şeyi halledip bu kilo mevzusunu nasıl
halledemez ya? Nasıl?
Kaderimiz olan kilo meselesini bugün masaya yatırıyoruz.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı. Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksini o kadar özledim ki...
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde dinliyorsanız 57.
bölüme hoş geldiniz.
Abi ya bugünkü konu benim travmalarımı tetikleyen, hani midemi bulandıran bir konu.
Bu kilo meselesinden artık kusacağım ya.
Ya 30 yaşına geldim.
12 yaşından beri yani 13-14 yaşından beri falan aynı muhabbetle uğraşıyorum.
Ve eminim yani şu an bunu dinleyen kadınların çoğu...
Beni çok iyi anlayacak buna çok eminim.
Ve kötü olan şu. Hep kilo vermeye çalışarak büyüdüm.
Hep böyle zayıf olmak istiyordum.
Şu an bakıyorum fotoğraflara.
Hani zayıfmışım zaten.
Öyle zayıf zayıf değildim hiçbir zaman.
Ama mesela böyle küçükken şey falan olmak istiyordum.
Grup hepsindeki Cemre vardı ya hani onun gibi falan olmak istiyordum.
Halbuki bu vücut, bu beden ona uygun değil yani değil mi?
Yani sonuçta narin bir vücudum yok benim.
Ama devamlı dergilerde, dizilerde göre göre hani onlarla büyüdüğümüz için bir de 2000'lerde zayıflar falan çok modaydı.
Hep kendimizi kilolu sandık bence.
Yani tek ben de değil. Hani kendimizi diyorum.
Çünkü tek ben de değil. Yani benim tüm...
Ya bakın arkadaşların %95'i falan yıllardır aynı meseleyle uğraşıyor.
Bugün 18 yaşındaki bir fotoğrafımı gördüm.
Hatta Instagram'daki kanala attım.
Yani story'de attım. Ya o kadar fresh ve tatlı ki.
Ya bir kere zaten hani genciz.
Ya gencim orada. Hani o belli yüzünden.
O tazeliğim belli oluyor.
Bir de zaten hep spor yaptığım için böyle bacağım falan düzgün.
Ama... Bana kalsa o yaşlarda o iğrenç, yağ tulumuyum, çok kötü falan sanıyordum.
Şu anda da kilolu bir tip değilim ama insan kesinlikle 25'ten sonra kilo alıyor.
Bu gerçekmiş. Şimdi ben de onun derdindeyim.
Hani biraz vermem gerekiyor.
Şimdi bu meseleyle ilgili benim en en yakın arkadaşımla yıllardır uğraştığımız için hani hep böyle 5 kilosu olan kızlar vardır ya biz onlardanız tamam mı?
Büyük kilolardan bahsetmiyorum yani.
Ona göre kendiniz de kıyaslamayın.
Bu minvalde değerlendirin şimdi bölümün devamını.
İşte en yakın arkadaşımla bizim 8 yıldır falan bir WhatsApp grubumuz var.
Sağlıklı beslenip spor yaptığımız böyle birbirimizi gaza getirdiğimiz bir grup.
Bu grup yılda bir kez canlanıyor tamam mı?
Böyle 1-2 ay falan devam ediyor bazen 3-4 ay sonra salınıyor.
Ama şöyle bir şey olmuştu bir kere.
Biz bir kere bu işi başardık.
2021'de ikimiz de bu grup sayesinde midir bilmiyorum.
Hani bu grup sayesinde değil tabii ki.
Ama buradan gaza gelerek bayağı kilo verdik.
Böyle çok güzelleştik, çok iyiydik falan.
Yeminler ettik. Dedik ki hani bir daha asla kilo almayacağız, her gün tartılacağız falan.
Çünkü o kiloyu da zor veriyorsun sonuçta.
Sonra tabii ki unuttuk.
Ve şimdi yaşımız da geldi 30'a.
Bir şeyler kesinlikle daha zor oluyor.
Çünkü senin hayat yoğunluğun arttıkça bu kilo verme meselesine ayıracağın vakit ve enerji de azalıyor kesinlikle.
Bir yandan metabolizma da illa yavaşlıyordur falan.
Neyse BFF'im geçen o gruba mesaj attı.
Normalde biz mesajdan kendimiz bireysel her gün konuşuyoruz.
Ama o grup ayrı.
O gruba mesaj geldi ya.
Ben mesajı gördüm.
Var ya hani böyle...
İnsan içine bir sıkıntı basar ya.
Ya artık bu konuya katlanamadığım için hani gerçekten mesajı okumak istemedim ya.
Böyle kaçmak gruptan çıkmak falan istedim.
Neyse ben de tam bir önceki bölümü kaydetmiştim.
İki aylık kalkınma planı bölümünü ama daha yayınlamamıştım.
O yüzden o da bilmiyor ne anlattığımı.
Orada da hani böyle size anlatıyorum işte beslenmeme de dikkat edeceğim.
Şöyle yapacağım, böyle yapacağım falan diye.
O sırada işte BFF'im de mesaj attı.
Hani her zamanki gibi aynı zamanda aynı kararları almışız.
Ama bugün bu konuyu farklı bir açıdan ele alacağız tamam mı bu kilo meselesini.
Şimdi bakın ben iki aylık kalkınma bölümünde farkındaysanız kilo vermek istiyorum gibi bir şey demiyorum.
Yani demiyorumdur muhtemelen.
Şu anki zihin yapım o değil.
Şimdi yani evet vermek tabii ki istiyorum da orada bahsettiğim şey güzel beslenmek ve hafif hissetmek.
Bakın bu iki anahtar kelime o kadar önemli ki benim için.
Çünkü böyle vücuduma kötü besinler alınca kendime saygımı kaybediyorum.
Ve aslında kendime saygımı kaybettiğim, ruhsal olarak iyi hissetmediğim zamanlarda hep fesputa düşüyorum.
Bunu fark ettiğim için son zamanlarda iki aylık kalkınma planında da o bölümde de Sağlıklı beslenmeye odaklanacağımı falan anlatıyorum.
Aslında bu da vücuduma değer verip hani ona güzel besinler sokmaya dair bir mesele.
Yoksa hani kalori hesabıyla kilo verirsiniz zaten.
Yani her şey normal gidiyorsa, bir sağlık problemi yoksa kilo vermek tamamen kalori hesabından ibaret.
Ama benim orada anlatmak istediğim şey sadece kilo vermek değil.
Benim demek istediğim şey, yani aktarmak istediğim şey sürdürülebilir bir şekilde bu konuyu kökten çözmek.
Neyse, ben bunları düşünürken BFF'im gruba...
18 dakikalık bir ses kaydı attı tamam mı?
Ama benim ya ağzıma sıçtı o ses kaydı ya.
O kadar sert bir şekilde ikimizi de eleştirmiş ki hani biz 10 yıldır devamlı birbirimizin her şeyini bildiğimiz için bu konuları bir bütün olarak düşünmüş.
Özel hayatımız işte ne bileyim genel hayata bakışımız ve bu kilo meselesini çok güzel bir şekilde entegre etmiş.
Yani keşke o ses kaydını şu an buraya atabilsem de hani direkt siz dinleseniz ve anlasanız.
Şimdi ses kaydından bahsedeceğim de önce şunu söyleyeyim.
Biz bu konuda bu arkadaşımla işte farklı düşünüyorduk tamam mı?
Ben diyordum ki hayatında güzel bir ilişki olması için senin kilo vermen gerekmiyor.
Yani kiloyla ilişkinin alakası yok.
Çünkü sen zaten kilolu bir insan değilsin.
Arada hani 5 kilo artı 5 kilo eksi de hadi 10 kilo artı olsun.
Yine zaten sen şu anda çok güzelsin.
Gerçekten de öyle bu arada.
E bu senin hayatında çok büyük bir değişiklik göstermeyecek.
Hani zaten hem güzelsin hem bakımlısın.
İşte kendinle ilgilisin.
işin gücün yerinde komiksin falan hani bunun yanında senin vereceğin 5 kilo sen 5 kiloyu verince aşık olmayacaksın yani diyordum.
Ve kendimde de buna inanmıyordum.
Çünkü fiziksel özelliklerini böyle sandığımız kadar etkilemediğini düşünüyordum.
Ya tabii ki etkiliyor da dediğim gibi 5 kilo gibi az miktarlardan bahsediyorum.
O da hep şey diyordu işte ya hayır hani ben hep daha zayıfken güzel ilişkilerim oluyor falan diyordu.
Ben bu meselenin aslında sadece kiloyla ilgili olmadığını duygusal bir boşlukla kendine değer vermekle ilgili olduğunu bayağı uzun yıllardır fark edemedim tamam mı?
Yani şöyle tabii ki moralim bozukken canın karbonhidrat istiyor falan hani bunu hepimiz biliyoruz.
Ama burada aslında çok daha büyük bir resim var ve bunu ben göremedim.
İşte bizim bu büyük resmi görmemizde daha iki haftalık mesele oldu.
Hani gelmişim 30 yaşına iki ay kalmış şurada ve daha yeni anlayabildim.
Neyse şimdi... Ses kaydında özetle diyor ki ya zihin, beden, ruh bunların hepsi bir bütün.
Hani bunu zaten biliyoruz.
Bunların hepsi aynı kaynaktan besleniyor ya aslında.
Ya şimdi bir insan cips yiyorsa, böyle yağlı şeyler yiyorsa, o çerezleri hapırıpır yiyorsa ghostlayan adama da mesaj atar diyor.
Ya çünkü bedenine iyi gelmeyecek, diğer gün sivilce çıkaracağını bildiğin bir şeyi hani veya sellüt yapacağını bildiğin bir şeyi sen yiyorsan Sen ruhuna da iyi davranmazsın zaten diyor.
Yani kendine verdiğin değerde bir sıkıntı vardır diyor.
Ama insan kendine değer veriyorsa, değer problemi yoksa zaten bedenine de güzel bakar, iyi bakar.
Onun için emek verir diyor.
Ben o kadar değerliyim ki hani midem, kalbim falan her şeyim o kadar değerli ki diye düşünen bir insan oturup da bir tencere pilavı yemez diyor tamam mı?
Ya ben bir tencere pilavı böyle yapıp hepsini kendim yiyorum ya ona...
Neyse pilav, hamburger, pizza fark etmez.
Siz öyle düşünün. Böyle çok fazla yiyorsan zaten duygusal boşluğun olduğu için yiyorsun.
Ve bu duygusal boşlukla yeme hali insanın gündelik davranışlarına da yansıyor.
İşte sen seni takmayan birinin peşinden gidiyorsun.
Biri mesaj atacak mı diye bekliyorsun.
Ne bileyim hep eksine dönüyorsun falan.
Hani hepsi bir bütün aslında.
Halbuki sen güzel beslensen, sporunu güzelce yapsan, bunları kendi vücudun için, kendi bedenine değer verdiğin için...
temelli kendi zihnine ve ruhuna değer verdiğin için yapsan atıyorum böyle hafiften karın kasları ne olsa birine mesaj bekler misin?
Yani beklemezsin. Bu kadar önemli bir mevzu da benim sesimin kısılası tuttu.
Çok üzgünüm.
Olabildiğince kontrol altına almaya çalışıyorum ama neyse devam edeceğim çünkü kadınlar için aşırı önemli bir mevzu.
Bunu bu hafta yayınlayacağız.
Şimdi ya birinden mesaj bekler misin dedim ya işte beklemezsin.
Düşünürsün hani ben kendime bu kadar bakıyorum, özen gösteriyorum.
Ne bileyim özene özene bu kasları tek tek yerine koyuyorum.
Güzel besleniyorum, güzel yemekler pişiriyorum.
Ya o salaktan mesaj mı bekleyeceğim ya?
Hani o salak bana böyle davranmasına izin mi vereceğim?
Hani bunu düşünürsün anladın mı?
Her şeyden önce ben kendime iyi davranıyorum diye düşününce zaten başkası sana kötü davranamaz.
Çünkü buna izin vermezsin.
Buradaki... İyi veya kötü davranmak tabii ki beslenmeyle alakalı değil.
Ama temel ihtiyaçlarımızdan birisi beslenme olduğu için en çok aslında oradan başlıyor bu mevzu.
Ama ben kendime kötü davranınca hani bu tek yemek spor falan da değil.
Mesela atıyorum ben saatlerce Reels izlesem o zaman da kendime çok kötü bir şey yapmış oluyorum.
E ben bedenime... Zihnime kötü davrandığımda başkası bana hiçbir açıdan güzel davranmaz.
İşte ses kaynağı bunları anlatıyor özetle ve o kadar doğru ki.
Hani bir şey stres yapınca, üzülünce, hani kendini direkt cipse, abur cubura veren insanlar var ya mesela.
Ben onlardanım. O an hani duygusal boşluktan, stresten yaptığımı fark ediyorum bunu, evet.
Ama genel hayat akışında güzel beslenmeyi sürdürememenin genel bir duygusal boşluktan olduğunu fark etmemiştim.
Şunun çok farkındaydım bu arada.
Hani mesela biriyle görüşüyorum.
Hayatımda birisi var. Onunla mutluysam beraberken çok yemek yesim gelmiyor.
Midemde kelebekler uçmasından falan değil.
Hani böyle anlık bir mutluluktan bahsetmiyorum.
Uzun vadede de böyle oluyor.
Hani daha çabuk doyuyorum. Genelde ben kilo veririm mesela hayatımda.
Bunun farkındaydım ama bu ikisini bağdaştıramamıştım.
Hani orada mutlu olduğum için kendimi yemeğe vermediğimi bağdaştıramamıştım.
Daha yeni bağdaştırdım.
Şimdi yeme bozukluğundan dolayı zayıf olan insanlar da var.
Onlardan bahsetmiyorum.
O tecrübe ettiğim bir şey değil.
Ama hani görüyorum, duyuyorum falan hani.
Bir de o yönü de oluyor.
Ama mesela şeyleri düşünün.
Hani böyle parlayan, güzel güzel beslenen.
Hani böyle şey kızlar vardır ya.
Az bir şeyle doyan.
Böyle iki salata tırtıklar.
Ay ben doydum falan yapar.
Ya ben bu kızları hayatım boyunca anlayamadım.
Mesela insanlar Instagram'a böyle story atıyor işte.
Gündük yediği şey falan.
Normal influencer tarzı insanlar.
Ya size yemin ederim bak hani bu bir geyik ama gerçekten öyle benim için de.
Kız kahvaltısını atmış.
Ben kahvaltıyı hazırlarken yiyorum onları.
Bu kızlar böyle dışarıdan bakınca hani biraz burnu havada falan dururlar.
Hani sosyal hayatta da görürsünüz.
Kaplisti dururlar falan.
Ama herkes de onları memnun etmeye çalışır.
Dikkat edin. Çünkü kendileri kendi değerinin farkındadır.
Ve o insanlar da yani garip bir şekilde öyle bir enerji oluşur.
Onları memnun etmeye çalışır herkes.
Ya cidden... Bunların hepsi bir bütün.
Bu konuyu biraz düşünün kafanızda.
Bugün benim kafam, zihnim, bedenim yani aşırı yorgunum her açıdan.
Çok toparlayamıyorum konuyu, çok uzatmak da istemiyorum edit pazara yetişsin diye.
Ama şöyle düşünün mesela, senin daha bir paket soslu fıstığı biraz yiyip bırakacak bir iraden yoksa...
Bedenine o iğrenç soslu fıstığın girmesine, damarlarını tıkamasına, ödem yapmasına, selüt yapmasına izin veriyorsan ya öbür tarafta mesela böyle ayda yılda bir söyleyeni
likelayıp mesaj atan bir insanı da kendi önüne koyarsın.
Çünkü daha yiyeceğin şeyde bile irade gösteremiyorsun.
Hani öylesine yediğin bak ana öğün bile değil soslu fıstıkta bile irade gösteremiyorsun.
Duygusal bir şeyde nasıl göstereceksin?
Bir de mesela bu bölümü çekerken şunu düşündüm.
Genelde bu konu kadınlarda var ya.
Ya bak kadınların hani...
Ya %80'inde falan var bence.
Benim hayatım boyunca çevremdeki kadınların %80'inde bu konu oldu.
Hepsi hayatı boyunca diyet yapıyor.
Hep böyle kilo vermeye çalışıyorlar.
Ya neden sizce? Neden erkeklerde yok bu?
Mesela kilo problemi olan erkeklerde aslında bakınca hani direkt ruhsal bir sorun olduğunu fark edebiliyoruz bence.
Mesela daha özgüvensiz falan oluyorlar ya da ne bileyim bir problem olduğu belli oluyor hani veya kendileri söylüyor bunu.
Ama kesinlikle sayıları kadınlara göre çok çok çok az.
Hani belki %10 falandır benim çevremde hayatım boyunca gördüğüm bu problem.
Bu arada öyle büyük kilolardan bahsetmiyorum en başta söylediğim gibi.
Ama kadınlara baktığımızda %80 gibi.
Ya bunun sebebi bence kadınlar büyürken hani bakın ne kadar iyi bir ailede büyürseniz büyüyün.
Bence toplumsal olarak kadınlara gerekli ve yeterli değer hiçbir zaman gösterilmiyor.
Ya çok az ailede böyle gerçekten işte hani çok güzel bir şekilde kızına o hani değeri aktarabilen insanlar vardır.
Ben illa burada ebeveynleri de suçlamıyorum artık.
Onlar da önceki nesille göremedikleri için bazı şeyleri aktaramadılar.
Okey. Ama biz böyle büyüdük sonuçta.
Ya şimdi sen şu anda bir kadın olarak sen bir kız çocuğuyken senin değer algın nereden geliyor?
Babadan geliyor. E erkek çocuklarınki kimden geliyor?
Anneden geliyor. Erkekler neden büyüyünce böyle bir sorun yaşamıyor?
Çünkü anneler...
Erkek çocuklarına o ilgiyi ve alakayı, değeri bence babalardan çok daha fazla gösteriyor.
Hani babaların kızlara gösterebildiğinden çok daha fazla gösteriyorlar.
Babalar bunu bilinçli yapıyor olabilir.
İşte göstermek istemiyor olabilir, gösteremiyor olabilir, beceremiyor olabilir.
Her neyse tamam mı? Sonuç olarak...
Kız çocuğu olarak sen babadan değer görmek zorundasın.
Kendini değerli hissetmek için.
Erkek çocuğu olarak anneden değer görmek zorundasın.
Erkekler neden bu problemi yaşamıyor?
Bence bu yüzden. Ama bu tamamen benim şu son yarım saatte yaptığım bir tespit.
Doğru mudur bilmiyorum. Psikolojik bir tespit değil.
Neyse şimdi ben 2021 yazında prime dönemindeydim tamam mı?
Şimdi bir de bu açıdan düşündüm bu konuyu.
Böyle baya güzel kilo vermiştim.
Ne giysem yakışıyor falan. Hani işte hayatımda biri var onu aşırı seviyorum.
O beni aşırı... seviyor. Hani çok mutluyum.
Anladınız mı? Böyle işim çok güzel falan.
Her şey aşırı yolunda.
Müthiş bir yaz geçirdim.
Hayatına geçirdim. En güzel yazdı hala ve 4 yıl olmuş.
Yani bu canımı sıkıyor biraz.
Neyse. Sonra Malta'ya gittim.
2021 yazı bittikten sonra.
Orada da abi çok mutsuz bir zamanım oldu.
Bahsetmiştim önceki bölümlerde biraz.
O ara aşırı derecede kilo verdim ben.
Ama hani hayatımda bu kadar zayıflamamıştım.
Ya böyle ne bileyim çok yine sağlıksız besleniyordum bu arada.
Bakın düşünüyorum. Mesela bir Pringles alıyordum.
Tüm gün sadece onu yiyordum.
Hani sabah öğle akşam bölüyordum onu.
Yine sağlıksızdı ama kaloriyle kilo verdiğiniz için zaten.
Günde kalori ihtiyacın karşılanmıyorsa kilo veriyorsun.
Ben de işte çok zayıflamıştım.
Ama fiziğim aşırı iyi olmuş.
Tamam şu an fotoğraflara bakıyorum.
Hani inanamıyorum yani şoplu gibi geliyor.
Muhtemelen bir daha öyle bir fiziğe ulaşamayacağım.
Neyse sonra Malta'dan döndüm.
İşte bu olalı dediğim gibi 4 yıl oldu.
Yavaş yavaş normal kiloma dönmeye başladım önce.
Sonra da kilo almaya başladım.
Son 2 yıldır. İşte sonra son iki yıl içinde de ben ne zaman biraz kilo kaybetsem canım istemese de böyle yemek yemeye devam ediyorum.
Tamam mı? Bunu fark ettim.
İlk başta ilk bir yıl falan bunu fark etmedim.
Ama işte kendine devamlı bağlantıda olmak lazım.
Hani biraz kendi vücudunu fark etmemen lazım.
İlk bir yıl fark etmeme sebebim de buydu.
Hani harada gürede yaşıyordum.
Biraz daha ot gibi yaşıyordum. Bilinç seviyem daha bu kadar iyi değildi.
Yani bu seviyede değildi öyle söyleyeyim.
Çok iyi değil tabii ki şu anda da.
Mesela böyle düşünüyorum 2-3 kilo veriyordum sonra geri alıyordum direkt.
Çünkü iştahım olmasa da böyle zorla yemek falan yiyordum.
Sonra şunu fark ettim.
Ben hayatımın en zayıf ve En güzel döneminde yani vücut olarak en güzel olduğum dönemde o kadar mutsuzdum ki.
Hayatımın en mutsuz dönemiydi aynı zamanda.
Ve kilo vermek bana o mutsuzluğu hatırlatıyordu muhtemelen.
Ya kilo verirsem böyle tekrar mutsuz olurum gibi bir inanç oluşmuştu herhalde.
Mesela bunların hepsi beden kayıt tutar diye bir kitap var.
Orada da anlatılıyor. Hani genel olarak da biliniyor zaten.
Beden... Her şey farkında işte bilinçaltı kayıt tutuyor falan filan diye.
Ben şimdi bu konuyu aşmaya çalışıyorum tamam mı?
Çünkü o mutsuz olduğum zamanı bayağı aştım yani.
Geçti gitti artık. Ama böyle bir sabote ediş olabilir.
Tamam normal. Sonuçta iradem de var ve ben bu konuyu aşabilirim.
İki aylık kalkınma planında anlattığım gibi aldım ben o kararları zaten.
İnstagram'da da bayağı paylaşıyorum yediklerimi, bilinç.akış.podcast.
Siz de motive oluyorsunuz, biliyorum.
Böyle gaza gelenler, devam ettirenler falan oluyor güzel beslenmeyi.
Hani inanın şu an öncelikle hedefim, porsiyonu da küçültmek istiyorum.
Evet çünkü cidden çok fazla yiyorum.
Ama öncelikle hedefim, gidiyorum alışverişe, güzel besinler alıyorum.
Böyle et, balık, tavuk, ne bileyim sebze, tatlı patates falan böyle değişik sebzeler falan almaya çalışıyorum.
Ya et falan pahalı evet ama vücuduna giren besin o kadar önemli ki.
Yani bu da değer algısı işte.
Senin orada bir şey pahalı diye almaman, atıyorum tatlı patatesi, pahalı diye almaman da senin kendine verdiğin değerle alakalı.
Pahalı ama ben buna değerim deyip başka böyle saçma salak şeylere para verene kadar güzel bir besine para harcamak.
Buradan başlamak bile inanın insanın kendisine saygısını arttırıyor.
İşte ben böyle kararlar aldıktan sonra bu arada o iki aylık kalkınma planını çok güzel uyguluyorum biliyor musunuz?
Hani o kadar mutluyum ki hiç kendimi kasmadan zaten hani böyle bir akışta şu an bana uyuyor.
Gerçekten güzel bir düzende gitmek bana çok iyi geldi.
Ve kendim kendime öyle bir düzen kurunca aslında bence o düzeni kurmam da zaten bu değer algımın değişmesiyle alakalıydı.
Hani bu kendime verdiğim değer algım...
Şu anda zaman içinde değiştiği ve yükseldiği için muhtemelen ben kendime o düzeni kurdum.
Ama işte kendime o düzeni kurunca böyle birkaç kişi vardı tamam mı?
Yok story like'lıyor, yok arada yazıyor falan.
Hani benim de hoşuma giden tiplerdi aslında.
Ama böyle neydi belirsiz.
şeyler aslında. Hani var gibi yok gibi böyle tipler olur ya instagramınızda.
Sildim onları instagramdan.
Wow. Ya sen de mi uğraşacaksın hani ya?
Adam gibi bir şey yapmıyorsan storyde likelayamazsın.
Hani çünkü ben buna değerim falan oldum.
Ama bunu böyle hani düşünerek yapmadım.
Hissederek yaptım. Çünkü demek ki mental olarak ve hissel olarak o aşamaya gelmişim.
Yani sen story likelayıp likelayıp yazmamazlık veya görüşmemezlik edemezsiniz.
Çünkü ben kendime böyle tatlı patates falan pişiriyorum.
Anladın mı? Ya bakın bir deneyin bakın.
Gerçekten çok iyi anlayacaksınız demek istediğimi.
Bu arada duygusal yemeler hep olacak bence hayatımızda.
Bugün mesela ya var ya evde değildim iki gündür.
Evi su basmış. Ya ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyorum.
İşte geldim testatı çağırdım.
Hayatımda ilk kez onu ara bul bilmem ne.
O suyu tahliye ediyorum. Havlularla yerde sıkıyorum bir yandan falan.
Dert etmedim bu arada. Hani hayat bu.
Daha ilk kez başıma geldiyse muhtemelen ömrüm boyunca birkaç kez daha...
Böyle aksilikler olacak yani.
Bir evdeysen ve evle sen ilgileniyorsan bunlarla uğraşmak zorundasın.
Ama yoruldum yani. Hani eve 3 ve saat gelmiştim bir de.
Aşırı sıcaktı. İşte kaç saatte geldim çok yorgundum.
Böyle gelip direkt duş alıp bölümü çekip sonra hani güzel meditasyon yapmak, dinlenmek falan istiyordum.
Ama hiçbiri olmadı. Bunlarla uğraştım 4 saat.
Sonra... İşte bunlarla uğraşırken canım makarna çekti.
Hani biliyorum o yorgunluktan ve o yorgunluktan ve ruhsal olarak yorgunluktan da çekti canım.
Onu fark ediyorum ya. Hani tamam dedim ya yiyeceğim zaten dikkat ediyorum genel olarak.
Çünkü bugün bunu da hak ettim.
Yani bu duygusal yemeler hep olacak demek istediğim şey.
Bence o abartılan işte böyle birden çok fazla patates kızartması yemek, cips yemek, karbonata düşmek falan.
Hani bunları fark etmek, o an neden bunu istediğimizi fark etmek önemli olan.
Ve bunları belki de hayattaki aksilik anlarına ayırmak daha iyi olabilir.
Devamlı günlük rutinli olmasındansa, haftalık rutinli olmasındansa arada olan hayatın aksi gittiği anlarda böyle gerçekten kötü hissettiğin anlarda bunları yapabilirsin.
Önemli olan burada sen farkında olmadan, duygusal boşluğunu görmeden kendi yemeğe, içmeye, böyle saçma hareketlere, değersiz durumlara düşürmemek.
Ne yapıyoruz o zaman? Kendimizi, bedenimizi, işimizi her şeyden öne koyup Güzel güzel öğünlerimizi hazırlıyoruz.
Sporumuzu, yürüyüşümüzü yapıyoruz.
İşimizi, gücümüzü geliştiriyoruz.
Zihnimize her zaman yatırım yapıyoruz.
Zaten hani 56 bölümdür değişmeyen tek mesele bu.
Ve slaylıyoruz.
Öpüyorum hepinizi. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
