
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Avukatlığı bırakmak isteyen herkesin yolculuğunu merak ediyorum!! Avukatlığı bırakıp pilot olmaya karar veren Berrak Bengiler’in eğitim hayatından avukatlık tecrübelerine ve pilotluğa geçişine güzel bir sohbet ediyoruz 🌹🌹
Berrak’ın instagramı @kokpittekihukukcu
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Bilinç Akışı Podcast'ın 121.
bölümüne! İyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimle, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Ben insanların hikayelerini dinlemeyi, nasıl yollardan geçtiklerini öğrenmeyi çok seviyorum.
Ve bunu genelde en başardıkları noktadan değil de daha yolun ortasından öğrenmeyi seviyorum.
O yüzden bugün konuğum avukatlığı bırakıp pilot olmaya karar vermiş ve o yolu henüz tamamlamamış.
Hala yolda olan bir isim.
Biz de Instagram'dan denk geldik kendisiyle.
Kokpitteki hukukçu.
Instagram adıyla onunla daha önce karşılaşmış olabilirsiniz.
Meslek değiştiren insanlar bana her zaman ilham veriyor.
O yüzden kendisiyle bir bölüm yapmak istedim.
Berrak hoş geldin.
Hoş bulduk. Nasılsın?
İyiyim sen nasılsın? Ben de iyiyim.
Ben senin yolculuğunu çok merak ediyorum.
Bilerek de buraya gelmeden önce hiçbir şey sormadım.
Ne yaptın, ne ettin? En baştan bir anlatsan olur mu?
En baştan çok uzun olur ama böyle istiyorsan hani...
İlk başa kadar illa git diyorsan gideyim.
Orası da bence kıymetli. Ben hukukçularda şunu çok merak ediyorum.
Kendim de bu konuda yaralı olduğum için herhalde.
Sen kendin isteyerek mi hukuk okudun?
Ya ben aslında puan ziyan olmasın nesillerinden bir tanesiyim.
Ben Türkiye'de sınavda 5000.
olduğum için. Dediler ki işte İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yaz.
Hani ben daha öncesinde...
Ne bir annenin önünden geçmişim, ne hayatımda bir avukata dokunmuşum.
Sweet sanıyorsun her yeri değil mi?
Hiçbir fikrim yok. Keşke bir şey sanıyor olsam.
Hiçbir fikrim de yok. Öyle bir dizi izleyen biri değilim.
Puan yüksek geldi. O zaman puanın ziyanı olmasın.
İstanbul Hukuk'a git. Tamam sonra ne olursun?
Sonra bir şey olursun. Eş yok, dost yok, akraba yok.
Hiçbir hukukçu yok.
Bizim sülalemizde annenin kafasının önünden geçen biri yok.
Demirler ki git. Tamam dedim.
Yazdım. O da geldi zaten. Okurken sevdin mi?
Ya okuma kısmında çok sıkıntılı bir dönemim oldu aslında benim.
Ekonomik olarak biraz problem yaşadık.
Öyle olunca da işte puanın ziyan olmasından tam bir sene sonra biri der ki bu okulu bitirmek istiyorsan çalışmak zorundasın.
Şimdi çalışmak zorunda kaldığım için de okuldan hiç tad alabildiğim bir, keyif alabildiğim bir noktam olmadı aslında.
Ne iş yaptın üniversitede?
Üniversitede hukuk bürolarında bir de şirketlerde çalıştım.
Böyle olunca da hani kaç tane...
Fakülteden kaç arkadaşım var sorusuna verebileceğim cevap 5'tir yani.
Çünkü hiç okulla vakit geçiremiyorum. Okula sadece geliyorum, derse giriyorum, koştur koştur iş yerine gidiyorum, adliyeye gidiyorum.
Haliyle böyle okulda da böyle anlamadım.
Hatta böyle çok çok zaman sonra şöyle bir cümle kurduğumu hatırlıyorum.
Keşke bu ekonomik özgürlüğümde bir daha okul okuma şansım olsaydı dediğimi.
Çok yürekten istediğimi...
Böyle çok çok eminim ve Allah'ın inanılmaz nasip etmiş olmasına da çok çok mutluyum.
Pilotluktan bahsediyorsunuz.
Evet, pilotluk eğitim sürecinden bahsediyorum.
Böyle olunca orası böyle çok olmadı ve ben bir anda kendimi böyle hayatta kalmak için de çalışırken buldum.
Ve işte zaten hepimiz böyle hani ÖSS mağduru bir nesiliz.
Onun öncesinde lise sınavına girmişiz vesaire.
Kaç sene sen? Ben 91'liyim.
1 Ocak 91 doğumluyum.
ÖSS de benden beri bu arada.
ÖSS'deyim yani. Sen ÖSS'ye mi girdin?
ÖSS'ye girdim. Bizde LYS falan vardı.
ÖLSS diyenler bir tık üst jenerasyon oluyor.
Ben 95'iyim. Ben de küçük değilim.
Evet. Ama tam biz böyle...
Herhalde bizden sonra değişti.
Biz ÖLSS'ye girdik. Öncesinde de LYS'ye girdik.
Yani şeyi bilmiyorsun. Hani kendimi keşfetme yolculuğu mu dersin, hayat mı dersin bilmiyorum ama ben bir anda kendimi hep çalışırken buldum.
Aa tadalıyor muyum, keyif alıyor muyum?
Ama bildiğim tek bir şey vardı.
Bir şey çalışmaktan da çok keyif alan biriydim.
O yüzden... Aa ben hukuku seviyor muyum, sevmiyor muyum, sevdim mi?
Hiçbir lüksüm olmadı.
Çünkü işler ben stajı erken daha da sarfı sağırdı.
Babamı kaybettim ben stajı erken.
Bu sefer stajımı gece başka bir yerde staj yaparak ben iki yerde staj yapıyordum.
Orada bir ekonomik gelir daha elde edeyim diye.
Akşam yediden gece on güne kadar başka bir büroda çalışıyordum.
Bir şey söyleyeceğim. Ağlayacağım gerçekten.
Yani gerçekten şey olduğunu aa işte çalışmasam, acaba sevmesem nasıl olur diyor.
Hiç. Bilemedim.
Çok uzun yıllar. Bunu bu kadar metanetle anlatmanın hayran kaldın.
Teşekkür ederim. Bir şeyleri aşmışsın.
Ben şu an onu anlıyorum.
Seni ilk kez görüyorum. İlk kez tanıyorum.
Ama bir şeyleri aştığını anlayabiliyorum.
Ya böyle nasıl diyeyim?
Bazı şeyleri hatırlamıyorsun zaten.
Bence o da herhalde beynin hayatta kalma yöntemi.
Ne kadar zor olduğunu hatırlamıyorum.
Sadece zor olduğunu anımsıyorum. Ama geçti.
Bazen şunu söylüyorum işte bazen soruyorlar işte pilotluk senin çocukluk hayalinin hiç alakası bile yok.
Pilotluk benim kesinlikle yetişkinlik hayalimdi.
Gerçekten mi? Ve bunu hayal edebilme ihtimalimin olmadığı bir süreçten bir gençlikten geçtim aslında.
Böyle gençlik dönemim için konuşacak olursam.
Böyle olunca da şimdi böyle biraz daha tadına vararak yaşamaya çalışıyorum.
Ne noktada başladı o yetişkinlik hayali?
Şöyle oldu. 2008'de girdim ben fakülteye.
2016'da evlendim.
2018'de falan ilk kez aa işte ay sonu ve cebimde para var ilk kez benim 2018 yılında oldu.
Hep böyle bir şeydesin hani böyle bir hayat mücadelesi.
Mücadelesi hiç bitmedi çünkü.
Aa nasıl ya bir para var ve onun yeri yok gibi bir şey olacak.
Biz böyle Ali ile ufak ufak gezmeye başladık.
Böyle bir yerlere gitmeye başladık.
Ama ben böyle tabii o paranın...
O kadar zor kazanmışım ki böyle işte 5 dolara, 5 liraya bilet buluyorum işte 15 liraya kafa dokuya gidiyorum falan böyle kork.
Hani o zaman da enflasyonu bu kadar böyle hissedici bir dönem de değil.
Sonra bir gün, bu arada benim de abim o dönem Türk Hava Yolları'nda kabin memuru.
Ama böyle çok da böyle aramızda yok.
Şu an ne yapıyor? Şu anda da, şu anda da orada.
Eşin ne iş yapıyor bu arada? Eşim gayrimenkul sektöründe hiç.
Alakası? Alakası yok.
Neyse biz böyle gidiyoruz geliyoruz.
Bir baktım benim şey de çok hoşuma gitmeye başladı.
Ya seyahat etmek ne kadar keyifli bir şeymiş dedim.
Kabinle giden şey, bavuzla giden pilotlar mı hoşuna gitmeye başladı?
Önce şey çok hoşuma gitti.
Yeni bir yeri görme fikri çok güzel geldi.
Mesela bunu ben de çok seviyorum ama hayatımda pilotluk düşünmedim.
Çünkü o pilotluğun zor olduğunu biliyoruz ya işte teknik bir mevzu.
Bir sürü testleri var.
Matematiğinin falan da çok iyi olması gerekiyor sanırım.
Yok ya. Veya analitik zekanın iyi olması gerekiyor.
Birazdan öyle bir zeka gerekiyor belki.
Biraz ama. Ama şart mı bence değil.
Şu an için söylüyorum. Çok böyle beylik bir laf etmiş olmuyor ama.
Dışarıdan bakınca çok zor gözüküyor.
Yani ya şöyle.
Bunu bana tabii çok söylediler.
Hani çok zor. Ben dedim ki İstanbul Hukuk Fakültesi'nde çalışırken 4 senede bitirmek kadar mı zordur dedim.
Değil dedim. Bir de İstanbul Hukuk'ta çok zor.
Yani hani orası çalışırken de daha zordu.
Bir de ben İstanbul Hukuk'ta okurken.
Belirtisinde yaşıyorum. Her gün Beyazı'da işe geliyorum.
Bostancı'da çalışıyorum. Her gün Beyazı'da.
Ne gelecek merak ediyorum.
Otobüste uyuyakal. O pozisyonda çalıştığım için dedim ki bundan zor olabilir mi dedim.
Olamaz dedim. En kötü bunun kadar zordu.
Bunu da bir kere yazdım. Aynı fikirdeyim.
Aksine zor mu diye soruyorlar.
Cevap vermek istemiyorum.
Çünkü benim zor eşiğim de çok yukarıda.
Zor mu diyor. Zor değil.
Ben böyle Zor ama ben de dayanıklıyım.
Yani değil değil. Zor değil.
Çalışana zor değil.
Çünkü biz ne yazık ki hem sistemden hem kendi kişisel olarak hayat mücadelemden ben zaten çalışmanın içine doğmuşum.
Çalışmayı öğrenmişim.
Nasıl çalışacağımı iki işi birden nasıl götürebileceğimi o kadar öğrenmişim ki.
O yüzden zorlanıyorum dersem şımarıklık olur benim için.
Sen aslında burada şeyin bilincindesin bence.
Benim artık böyle bir şey hayal etme lüksüm var.
Bu lüks bende varsa ben zaten zor falan tanımam.
Ya burada da şöyle bir şey var.
Bu hayali bana kurduran hiç tanımadığım iki insan var.
Ben yine bu işte gezmeye başladığım işte ufak ufak böyle uçak aşırı hoşuma gidiyor.
Uçakta olmaktan çok mutluyum.
Ufak ufak bir şeyler öğreniyorum.
Ali'ye anlatıyorum işte şeye başlarken işte.
Morning olurken bir şey oluyor.
Her neyse yani artık yolculuğun hangi kısmındaysa.
Uçuş hoşuma gidiyor gibi mi anlatıyorsun?
Uçuş hoşuma gidiyor. Teknik ne biliyorsam çok minimal şeyler.
Ali'ye anlatıyorum. İşte flaplar bu işe yarar Ali diyorum.
İşte bak diyorum bu. Airbus mu sence Boeing mi diyorum.
Tam böyle çok minimal, çok basic bilgileri Ali'ye anlatıyorum bir uçuşun öncesinde.
Atina'ya gidiyoruz. Sonra boarding kompletif anonsu yapıldı.
Benim kabinamın yanıma geldi.
Dedi ki biz dedi sizin uçağa nasıl baktığınızı gördük.
Pilotlar dedi sizin gözlerinizi gördü ve sizi kabine davet ediyor.
Gelmek ister misiniz? Bir şey diyeceğim bu salladığın bir hikaye gibi duyuluyor şu an biliyor musun?
Bu gerçek olamayacak kadar güzel.
Gerçek olamayacak kadar. Benim böyle her anlattığımda tüylerim diken diken oluyor.
Yani ben böyle dedim ki nasıl dedim anlamadım.
Yani böyle acaba dedim aksan farkından anlayamıyor muyum?
Çünkü onlar bu arada şeyle gidiyorum.
Türk Hava Yolları falan da değil. Egan Airlines diye Yunan Hava Yolları'nın...
3 yıl olduk bile. Neyse ben emin misiniz?
Ve şöyle bir durum var.
11 Eylül'den sonra kokpite yolcu girmesi yasak.
Nasıl ya? Acaba bir şey yanlış mı anladım?
Ben şeyi anlamadım. Onlar seni nerede görmüşler?
Onlar uçağa girerken Ali'ye bir şey anlatırken uçağın sağına soluna bakarken o bir şey anlatma halimi görmüşler.
Pilotlar görmüş. Nereden görüyorlar?
Kamera mı? Körüye giriyorsunuz ya körükten devam ederken.
O önden görüyor. Önden görmüşler.
Allah Allah. Ben içeri girdim.
Dediler ki sen pilotluk mu okuyorsun?
Sormak istediğin bir şey var mı? Nasıl baktın?
Bir şey anlatıyorum.
Demek ki böyle bir şey.
Herhalde bu benim anlayabileceğim, o an için hissedebileceğim de bir şey değil.
Ya böyle heyecanlıyım ya bir şey anlattığım için.
Onların görmesi de çok güzel bu arada.
Bence en kıymetlisi birinin sizin gözleriniz içine baktığında bir şeyi görüp böyle kayıtsız kalmaması çok kıymetlidir.
O heyecanı görebilmesi de bir...
İnanılmaz bir şey ya.
Gerçekten yani buna duyarsız kalmamaları, beni davet etmeleri, çok nezaketle davranmaları.
Ben zaten hiçbir şey soramadım. Yani olayı anlayamadım.
Ne dediler kokpitte? İşte dediler ki hani sormak istediğin bir şey var mı?
Bizim de işte merak ettiğim bir şey var mı?
Burayı görmek istersin diye düşündük.
Pilotaj eğitimi mi alıyorsun dediler.
Ben hayatımda ilk kez o gün acaba böyle bir hayal kurabilir miyim dedim kendim kendime ama orada da şöyle bir şey var.
Bu hayal kurabilmeyi de benim için çok böyle kolay bir şey de değildi çünkü şöyle bir durumum oldu benim.
Beni ağlatacaksınız muhtemelen sen.
Ne geliyor şu an?
Şöyle bir durum oldu. Ben şimdi stajyerim.
Son maaşımı alamadım tamam mı?
O maaşla da şey ödeyeceğim. Ruhsat parası, harç vesaire ödeniyor ya.
O olay zaten çok saçma.
Bence onu ofis ödemeli.
Biz niye kendimiz ödüyorduk ki onu?
Hani böyle bir güzellik, bir jest gibi.
Ofislerin ödemesi lazım mı?
O dönemki benim yanımda çalıştığım.
Yok çoğu öyle. %95'i ödemiyor zaten.
Zaten bundan 4 ay önce falan babamı kaybetmişim.
Ekonomik durumumu zaten biliyorlar.
Ben zaten çalışmak zorunda olmasam gece başka yerde, gündüz başka yerde ne işim var yani?
Neyse son maaşımı bana vermedin.
Ve ben bu işin içinden nasıl çıkacağımı böyle çıkamıyorsun, doluya koyuyorsun, olmuyor, boşa koyuyorsun, dolmuyor vs.
Neyse. O dönemde şey vardı, şeyde bir hüküm var kanunda, avukatlık kanunda.
İşte yönetim kurulundan geçen stajyerin yönetim kurulundan onay kabulü sonrasında Adalet Bakanlığı tarafından geri gönderilebilir gibi bir pozisyon var.
Süreç, proses İstanbul Barosu'nda 3 ay sürüyordu.
Belki hatırlayanlar olacaktır ama mesela Mersin Barosu'ndan başvurusundan 7 ay sürüyordu.
Bir şekilde bizim dosyamız Adalet Bakanlığı'na gidiyordu, bir daha geliyordu.
Sonraki perşembe yönetim kurulu tekrar toplanıyordu, tekrar gidiyordu bakanlığa.
Böyle bir şey, böyle garip, inanılmaz uzun bir süreci var.
Ben de bir gün sinirlendim.
Neye sinirlendin? Aday bakanlığına sinirleniyorum.
Ben olay birliği başkanına sinirlendim.
Bir tane açıklama yaptım.
Ben de dedim, gel siyaset yapacağınızda işinizi yapın dedim.
Nerededin? Twitter'dan.
Gece 11'de beni aradı.
Dedim ki, sen nasıl böyle konuşuyorsun?
Patronun aradı. Keşke patronum arasaydım.
Kim? Adalet Bakımı.
Paralar Birliği Başkanı aradı.
Gerçekten mi? Nereden görmüş ya?
Mesaj attım ya Twitter'dan.
Ben tweet attın sandım.
Belki de tweet attım hatırlamıyorum.
İşte sonra dedi ki, o zaman dedi işte böyle bir konuşma, böyle bir gergin bir konuşma oldu.
Mesela ben kendimi anlatmak zorunda kaldım.
Benim dedim... Bu ruhsata çok ihtiyacım var.
Ne yazmışsın mesajı tam olarak?
Bu mesaj bu. Mesajı böyle dün gibi hatırlıyorum.
Neydi? İşinizi yapacağınız şey siyaseti yapacağınızda işinizi yapabilirim.
Bu kadar sadece. Bu kadar. Buradaki mesele çok.
Bugüne kadar hiç kimse o barodaki o sorunu konuşmuyor.
Ya stajyerin sorununu sen niye konuşmuyorsun?
Benim ruhsat senin stajyerinin ruhsatı neden 3 ayda geliyor gibi bir tepkiydi benimkisi.
Bu arada seni Twitter'dan nasıl aradı?
Senin telefon numaranızdan mı aradı?
Bir tane telefon geldi bana gece 11'de.
Ordinarius profesör falan.
Allah Allah. Doğandırıcı herhalde.
Sağlıyorsan. Doğandırıcı dedim.
Ben hayatımda Ordinarius bir şey mi görmüşüm yani?
Ben en fazla bizim okulda 45 saniye koca kalmışım.
Bir yanlışlık var. Anlamadı falan.
Bir yanlışlık mı var falan diyor.
Aradığınız kişi ben değilim diyor.
Ben profesör seviyesinde biri değilim yani.
Ben şu an gelinen noktada Twitter'da senin attığın mesajı Kale alıp araması da benim şu an hoşuma gitti.
Devamda ne diyecek bilmiyorum ama.
Sonra şöyle bir şey oldu.
Ya dedi böyle hani bu Tepki çok hoş da bir tepki değil.
Hani gibi böyle. Dedik ya sen istersen bana CV'ni girmem der.
Ben sana yardımcı olayım.
Ben dedim ki ben sizden iş istemedim.
Ben sizden bir satımı istiyorum dedim.
Hala da atar yapıyorsun.
Ali de diyor ki saçmalama.
Herkes diyor ki o CV'yi göndereceksin.
Dedim ki ben insanlara o yüzden yazmadım ki.
Ben dedim ölürüm de dedim o CV'yi yollamam.
Ben dedim istemiyorum ki dedim.
Asla dedim. Asla yollamayacağım.
Oğlak duracağım. Neyse sonra ben iş görüşmeleri yapıyorum.
Benim de şöyle bir durumum var. Bir dakika ne diye kapattınız telefonu?
Tamam dedi ya sıkıntı yok dedi ama şimdi iş aramam lazım ya.
Ben Yaşar Usta falan diye kapattınız.
Yok yok yani böyle helalleştik kapattık.
Aynen ben de böyle şey biliyorum ki hani Sanıyorum ki hemen gelecek ruhsat.
Yani olabilir mi acaba efendim?
Hiç öyle bir şey olmadı. Şimdi Allah var yani.
Ben kimle başvurdum sana beraber geldi.
Şu an ben o kadar umut kırıntısındayım ki şu an sana torpil yapmaması da hoşuma gitti.
Sonra ben işte baktım ki işte iş başvurularına başladım.
Ama işte etikten etik de bir değerim gelişmiş.
Lanet olsun niye bu kadar gelişmiş bilmiyorum.
Ben iş görüşmelerinde şunu söylüyorum.
Ben üniversite sınavına girerken çok stres olduğum için renk dolamıyorum.
Ve bu reglim benim üniversitede başladı.
Çok ağrılı bir reg sürecim oluyor.
Tamam. Ve regli olduğumun ilk günü çalışamıyorum.
Ama nasıl çalışamıyorum? İşte okula kus ağrıdan.
İşte metrobüste inkus falan.
Görüşmeleri diyorum ki ya benim böyle bir durumum var.
Hakkınıza da girmek istemiyorum.
Benim ayda bir gün böyle bir pozisyonum oluyor.
Ben bunu telafi edebilirim ama.
Cumartesi falan siz de bilin.
Abi beni hiç kimse işe almıyor.
Hiç kimse. Ay inanmıyorum.
Şu an regli izni uyguluyor bazı şirketler.
Uçanır mısınız hiç sanmam.
O dönem için böyle şey sanki ben böyle şey diyorum ayda bir gün seni böyle bir boğazlayacağım kapatacağım odaya çıkıyor.
Böyle bir duruşla başladım.
Erkek egemen dünya bunu algılayamıyor.
Sanki sen keyfen bunu söylüyor falan yapıyorsun.
İnanılmaz ama zaten. Neyse ben böyle bakıyorum bakıyorum işin içine diyorum ne yapacağım ben?
Adama da CV'yi de yollamadım.
İş görüşmelerine de giremiyorum.
Ben o zaman dedim kendi işimi kuracağım.
Ne yapabilir dedim ya. En fabriki.
Kendi işimi dedin. Ofisi mi açacağım dedim.
Ben dedim kendim yapayım. Madem dedim.
Öyle bir hikaye anlatayım. Ben hipnoz oldum.
Bu arada şey falan bekliyorum. Kendi pilotluk akademimi kuracağım.
Oraya kaydı. Nereye gidecek çok merak ediyorum.
Ama dedim ki ben dedim işte ofisi açacağım.
Dedi ki saçmalama ya sen.
Nereye geçmişsin? İstanbul'dasın.
İstanbul'dayım. Ailemle yaşıyorum.
Kendime şöyle güveniyorum. 4 sene çalışmışım.
4 sene çarpı 2 çalışmışım.
Neredeyse yani. Sabahlı akşamlı çalışmışım.
Arkadaşlarım çalışmış. Demiş ki ver işte benim dilekçelerimi de yazar mısın?
Onlara da dilekçe yazmışım. Ben de bilgiye çok açım.
Böyle şeyim hani. Aa tamam yazarım.
Hiç problem değil. Dedim ki en kötü ne olabiliyor dedim ya.
Ben dedim madem bunlar beni işe almıyor.
Ben bu kadar etik davrandığım için.
Ben dedim bu yolda dedim.
Deneyeceğim dedim. En cebimde de 605 lira para var.
Hiç unutmuyorum. Ofis açmaya çalışıyorsun.
Ofis açmaya çalışıyorum. Dedim ki nasıl yapsam?
Nasıl yapsam? Nasıl yapsam? Dedim ki ben dedim gideceğim.
Bir tane avukatla anlaşacağım. Onun duruşmalarına gireceğim.
Karşısında ofisini kira alacağım.
Böyle başladım. Güzel. Avukat seni sömürdü.
Yok ya. Yok yok öyle bir şey olmadı.
Böyle gerçekten çok şükür hiç böyle para kazanamadığım hiçbir ay olmadı.
İlk ay dahil. Evet masraflarım çok minimumdu ama böyle gerçekten bir insan ne kadar çalışabilirse ben o kadar çalışıyordum.
Şimdi bunları tabii böyle anlatıyor olmak çok böyle...
Rahat oluyor ama çalışırken yemek yemediğin günler oluyor.
Akşam giderim evde yerim diyorsun.
40 dakika 30 dakika otobüs bekliyorsun.
Aylık akbilinin peşine koşuyorsun.
1 lirayı 20 kuruş minibüs parası vermeyeyim derdine düşüyorsun.
Hiç yapmadım. CMK'da yapmadım.
Bak ben bu konuda dürüst olacağım.
CMK'ya düşmeyen avukatın çok zorlanmadığını düşünüyorum ya.
Çünkü CMK düşebileceğin en düşük yer bence.
CMK'yı yapmadım. Çünkü niye yapmadım?
Ben şöyle çalışıyordum.
Bu şu an uyakta entegrasyon diye bir şey var ya dosya sorguluyorsun ya.
Evet. Ben onu her dosyam için tüm adliyeleri gezerek yapıyordum.
Nasıl ya? Kaç yıl bunu bahsediyorsun?
2014-2015'te şeyler yok.
Borçlunun tarafı olduğu dosyaları sorgulayamıyorsun.
Ben ne yapıyordum? Hiç bir tane eşim var mesela.
İki tane eşim var. Beş tane eşim var.
Bütün adliyeleri tek tek geziyorum.
Borçlunun bütün hukuk, dava, icra dosyalarına bakıyorum.
Oradan ne bulursam diye çıkarıyorum.
Tahsilata çıkıyorum. Tahsilata çıkıyorum ve...
O kadar yüksek bir başarı oranım var ki icradan.
Çünkü adamın böyle peşini bırakmıyorsam bir yerden sonra benim lakabım Pitbull olmaya başladılar.
Bana Pitbull oluyorlardı. Tamam mı?
Hani berrağlar ne bırakmanın diye şey.
Hiç duymamıştım ben bunu.
O kadar böyle benim ekmeğini yediğim bir iş oldu ki.
Orada da hep böyle bir aktif olarak...
Sürekli adledesin. Sürekli böyle aktif olarak varsın, yoksun.
Ama sen o mücadele hangi alanda olursa olsun sen o mücadelenin içindeydin.
Zaten verecekmişim. Hani nereye koysam.
Aynen. Nerede olsan şey yapacakmışsın.
Eşeleyecekmişim yani. Hani hayatta kalma mücadelesini verirken böyle çok eşeledim.
O eşelemenin de bir sonucunu aldım.
Hani şeye o anlamda sana katılım için.
CMK'ya düşmedim. CMK'ya düşmedim de.
Kardeşim ben... Ya 15 Şubat'ta bir icra miyim burada dedim ki işiniz yoksa benimle akşam hacca gelir misiniz dedim.
Ya adam benim ağlamayı...
Çok kötü bir tepki bu arada.
Nasıl ki yani dedim. Dedim kasa halini yapalım dedim.
Buraya dedim gidiyoruz geliyoruz boş dönüyoruz.
Gel dedim işin yoksa dedim 14 Şubat'ta gel dedim.
Hava kararmadan hacca gidelim mi seninle?
Geldi mi? Geldi. Ve ne yazık ki oranın adını veremiyorum ama Türkiye'de herkesin bileceği bir restoran odası.
Kasa haline gittin. Kasa haline gittim sevgililer gününde.
Dedim ki... Biri böyle bir ödeme yapıyor da dedim o ödemeyi ben alayım.
Biz o ödemeyi almaya geldik.
Ya dedim bana bu parayı ödersiniz ya da dedim biz bütün masaları akşam gezeceğiz dedim.
Bütün paralarınızı alacağım. Aliye de dedim ki Ali dedim seni akşam çok güzel bir yere yemeğe getireceğim ama siyah takım giyer misin?
Benim korumam gibi olur musun?
Dedim ki tek bir kural var sakın yanıma kimseyi sokma.
Şimdi adamlar para getirmiş.
İşte o zamanın parası 55 bin lira ama çok büyük bu para yani.
O zaman 55 bin liraya 1-1,5 tane polo alırsın belki.
Adam böyle bir tomar bu parayı al ve git diyor ama Ali izin vermiyor.
Adam yanıma parayı getirsin yani böyle.
Gerçekten hani bu mesela o dosya için o dosya oraya gitme fikri, o şekilde yapma fikri.
Bütün dosyaları araştırıyorsun.
Adamın var belki 500 dosyası.
Ben 500 tane dosya inceledim.
Acaba biri tahsilat yapabilmiş mi bir yerden diye.
Haberlere falan çıktı. Google'a falan çıktı.
Ben değil. İşte 5 icra memuru.
On avukatla hacize gittiler.
Bin lira aldılar. Ancak döndüler.
Ben bütün paramı taslu ettim.
Çünkü on dört Şubat'ta gittim. Sevgililer gününde gittim.
Akşam gittim. Fake bir rezervasyonla gittim.
İcra memuru kendi adımda.
Baş koymuşsun ya.
Ya şey gerçekten böyle.
Kendine düşen miktar iyi bir para.
Çok iyi bir para değil. Çünkü ben o zaman işte öğrenmek için yoğun ofislerin işlerini yapıyordum.
Orada ben hani böyle derdim.
Önceliğim hiçbir zaman para olmadı benim.
Hep böyle iş öğreneyim. Daha iyi olsun.
Daha nitelikli olsun. Daha kaliteli olsun.
derdim. O dönemler hiç şeyi düşünemedim.
Hani o ilk başta sorduğun soru gibi.
Ya acaba ben bu işi seviyor muyum?
Önümde bu iş var. Ben buradan geçiyorum.
Benim yolum para kazanma ve işi öğrenme yolum deyip öyle devam ettim.
O kokpite girene kadar.
Hiç düşünmedim. Hiç durmadım.
Hiç böyle yorulmadım. Of demedim.
Hala da demem yani. Kaç yıllık bir süreç bu?
Mezun olduktan sonra? 2018 kokpit.
Kokpitle şeyin arası mezun olmam arası ben 2012 mezunuyum.
6 sene. 2009'dan beri çalışıyorum.
9 sene yani. 9 sene sonra ben ilk kez durdum.
Acaba dedim ben gerçekten burada olabilir miyim ya?
Ne hissettin ya? Mesela şey diyorlar ya böyle evleneceğin kişiyi görünce tanırsın.
Ben de o anı bekliyordum da hiç kimse böyle bir şey hissedemedi.
Evleneceğin kişiyi de görünce tanıdım.
Sen o istediğin eşini de böyle tanıdın.
Onu da ilk iş yerimde gördüm.
Ali'yi gördüm dedim. Müvekkil miydi?
Yok ya. İkimiz aynı yerde çalışıyordum.
Bu ne ya dedim. Nasıl yani bu öyle bir şey mi dedim.
Kaç yılında tanıdınız? 2009.
İlk işe girdiğimde Ali'yi tanıdım.
Ooo bayağı eski. Aynen. Kokpitte de öyle bir his olmadı.
Hayır ben burada olurum gibi bir şey olmadı.
Bu benim hayatımın mesleği gibi bir şey olmadı.
Hayır o da olmadı. Acaba ben bunun hayalini kurabilir miyim dedim.
İlk kez o gün böyle hayalini kurduğumu hatırlıyorum böyle.
Acaba ben burada olabilir miyim ya?
Ali de geldi mi kokpite?
Yok. Sen çıkınca ona anlatıyorsun.
Aşkım çok güzeldi. Orada da şöyle bir şey oldu.
Ben bunu abime anlattım.
Abim bir kızdı. Dedi ki ne işin var senin kokpitte?
Bu heves kıran insanlar of ya.
Ne var dedim yani.
Beni görmüşler falan.
Bilmiyorum ne gerek var. Ali de yanımda ne işin var orada falan.
Neyse dedim. Çok da devam etmiyorum.
Ağabeyin olmasına konuşur musunuz?
Ağabeyin hürmeten bir şey demiyoruz.
Sonrasında bu şey olmadı.
Aa işte ben yatıyorum, kalkıyorum işte pilot olacağım falan öyle bir şey değil.
Ya ben şu an şey sandım mesela. Sen Atina uçuşunda yolda pilot olduğunu düşünüyorsun gibi geldim.
Yok. Öyle bir hayalperestlik o kadar.
Gerçekten oğlaksan sen ayakları yere bakamadın.
Öyle bir şey olmadı. Öyle bir hayal kurmadım.
Sonra devam mı ettin avukatla olmanı?
Sonra avukatla yine böyle aktifti.
Ya ben mesela bu fikir o kokpite girdim aklıma düştü.
Ben Atina'dan döner dönmez Pilot Akademisi'ne falan böyle kredi çekip oraya girebilirim.
Sabırsızım mesela. Şimdi ben hayatımda ilk kez bir kenarda bir para kalmış.
O bin lira bir para. O parayla zaten en fazla Atina'ya kadar gidiyorsun 7 Euro'ya.
Yemeği falan yolda yapıyorum.
Hayır evde yemek yapıp götürüyorum.
Hamburger hazırlıyorum, poğaça yapıyorum götürüyorum.
Orada bir öğünü iki öğünü oradan çıkarayım ki hani öyle geziyorum.
Nereye ben hayal kuracağım da pilot olacağım ya?
Öyle bir... Yok ya ben o kadar hayalperest değildim.
O hayali ilk kez kurabildiğim bir anım var.
Tabii onun sonrası çok uzun bir süreç.
Sonra ben yine şeye devam ettim.
Serbest avukatla devam ettin.
Ama çok yoğunum.
Gerçekten yoğunum yani böyle.
Para kazanıyor muydun pek serbest avukatlıktan?
Ben ilk günden beri para kazanıyordum.
Tam da istediğin kadar kazanıyor muydun?
Kazanıyordum. Hele ki avukatlığı bıraktığım noktada çok güzel para kazanıyordum.
Nasıl bıraktın noktada?
Tamam artık. Önce şöyle oldu.
O bir süreç olarak o hayal geldikten sonra ben fiilen avukatta devam ettim.
Ve sonra ilk şöyle bir karar verdim.
Ben bu işi bırakacağım dedim.
Daha fazla sürdürülebilir olmadığını düşündüğüm sayısız olay, sayısız dosya, sayısız karar görünce dedim ki hiç şöyle olmadı.
Ben bir gün uyandım ve artık pilot olacağım gibi bir şey yok.
Ben dedim ki ben bir B planı geliştireceğim ve dedim avukatlığı bırakacağım.
Bir şey dedim. Sen hayatta iyi yönetiyor gibi duruyorsun.
Benim hayatımda biraz iyi yönetebiliyorum.
Kendim yönetemiyorum bu kadar iyi.
Bu hayat koçluğu şeyi var sende.
Var evet. Strateji iyi.
Genel tabloyu görebiliyor gibisin.
Bu arada bu konut yağlayan tipleri hiç sevmem de.
Teşekkür ederim. Aksini düşünürsen söyleyelim.
Bunu ben de düşünüyorum.
Çünkü zaten bana bazen şöyle mesaj atıyorlar.
Avukat hanım bizim danışmanlık işi bitti ama ben size ücret ödemeye devam etsem siz benim psikolojik danışmanlığımı yapacaksınız.
Saçmalamayın diyorum ya. Böyle bir şey.
Nasıl bir çalışma bu?
Sen benim yaşam koçumsun.
Ne alaka? Ama bak demek ki o vay bu veriyorsun.
İlk kez diyorum 20 dakikada bana bu vay verdim.
Sen anlaşmalı boşanmışsın.
Ben sana ne kadar iyi yaşam koçluğu yapmış olabilirim.
Ne yaptım yani? Böyle o tarafım böyle biraz gelişmiş olabilir.
Doğru. O da çünkü o kadar hayatta kalmıyor.
Ne yapmak istediğine karar ver.
Şöyle olmadı yani sen de pilotluk için avukatlığı bırakacağım.
Olmadı. Bu arada bir şey diyeceğim.
Ben bunu her konuğa göre ayrılmak getiriyorum.
Böyle koleksiyon diyemem ama biraz var.
Sana bunu seçtim. Çünkü çok tatlı geldi.
Çok teşekkür ederim. Çok güzelmiş.
Sen de çok tatlı duruyorsun. Viyana'dan almıştım bunu.
İçtiğim kahveni içtiğim.
İnşallah. Ben de sana Viyana'ya gittiğimde bir şey getireyim inşallah.
Yok onu hiç söyle. Hayır ya.
Bir selam verdim. Yok canım olur mu bir şey.
Ben de böyle diyorum ki bence diyorum içtiğin, sevdiğin bir kupada içtiğin kahvenin tadı daha farklı oluyor.
Ben de buna inanıyorum.
Takım yani güzel bir şeyde içmem lazım kahveyi.
O yüzden teşekkür ederim.
Çok güzel bir bardak gerçekten. Şeye dönecek olursam orada şey olmadı.
İşte ben bir gün uyandım ve pilot olmaya karar verdim.
Asla böyle bir şey yok. Bu öyle bir karar da değil.
Öyle bir şey yok zaten. Onu hayal satıyorlar o şekilde.
Ben dedim ki ne yapabilirim?
Kendimi artık dedim hani berrak kendini tanıdın, kendi meziyetlerini gördün.
Daha önce böyle bir farkındalığın yoktu.
İşte ben böyle bir şeyleri düzenlemeyi seviyorum, kategorize etmeyi seviyorum, plan yapmayı seviyorum.
Gördün o storylerini, düzenleme storylerini.
Seviyorum, bayılıyorum yani.
Dedim ki ama dedim asıl hangi iş seni mutlu eder?
Dedim ki sonucu senin çabana bağlı bir iş yapmalısın.
Ben böyle bir karar verdim.
Ya bu avukatlıkta anlatamadığımız bir şey bence.
Avukatlığın en büyük sıkıntısı mevcut koşullarda bu olabilir.
Her işte çaba. Mesela ben avukatlık çok zor dediğinde her iş zor diyor.
Ailem falan özellikle bunu çok söylüyor.
Her iş zor da sonunda çabanın karşılığını alabiliyorsun birçok meslekte.
Bizim mesleğin en büyük sıkıntısı şu an bu.
Ve öngörülemez. Ben eğer bir inşaat mühendisi olsaydım işte hangi bölgede çalışıyorsam.
Orasını kaç zamanda ruhsat alırım, ne zamanda bitiririm, optimum seviyede ne olur, artı eksisi ne olur gibi bir değerlendirme yapardım.
Buna göre kendimi bir sonraki günümü, bir sonraki senemi planlayabilirim.
Avukatlıkta böyle bir şey yok çünkü böyle bir tane dava açtım, bir şikayet dosyası.
Biri bir icra cezayı düştü, biri iki icra cezayı düştü.
Biri şikayetimi kabul etti, biri şikayetimi reddetti.
Reddedene itiraz ettim, o da dedi ki reddeden doğru itirazı reddetti.
Aynı anda sen hem benim şikayetimi kabul ettin.
Hem de reddettin. Şimdi ben bu kadar...
Müvekkile de anlatamıyorsun. Anlatamazsın ki.
Aynısı geldi benim başıma da. Müvekkil şey sanıyor hani ben birisinde bir hata yaptım.
Diğeri nasıl bu kararı verdi o zaman oluyor.
Öngörülemezlik hem geleceği öngörülemez bir meslek hem de hukuki öngörülemezlik de var şu anda.
Hem de manevi tatminimi benim elimden aldı.
Ben bu kadar mutluydum ya ben...
Şey diye geziyordum işte meslekte 50.
yılını doldurmuş bir meslektaş var.
Beni bir yandan da yetiştirmiştir.
Diyorum ki işte ya ben mesela istikaklı haciz seviyorum.
Gidelim oraya hani action-diction olsun.
Ama sen zor seviyorsun genelde.
Hiç uğraşamam ben haciz.
Bayılıyorum ben yani. Normal haciz de bana gelmiyor.
Şu an gözündeki o işi şu an pilot gibi seni çağıracağım.
Hatta geçen de dedim ki yok mu dedim bu ara istikaklı haciz maciz artık haciz maciz olaylar bitti yani.
Olursun dedim söyleyeyim ben giderim falan derim.
Seviyorum ben şimdi. Borçlu vekilli olmayı seviyorum ben.
İcra seviyorum. Yalan mı söyleyeyim?
Bunlar beni böyle çekiyor yani.
Neyse şeye döndüm işte.
Dedim ki Berrak artık kendini de biliyorsun.
Önce kendine bak. Yapacağın iş seni manevi olarak doyursun.
Maddi olarak da doyursun ama önce manevi olarak doyursun.
Oturdum tek tek bütün meslekleri araştırdım.
En çok hangisi sonuç olarak başarısı benim çabama bağlı.
Diğer seçenekler nelerdi? Fizyoterapistlik.
Ya ama o da öyle mi bilmiyorum.
Bence çok büyük ölçüde.
Orada çünkü bir müdahale yok.
Biri hamile kaldı diye bir buçuk sene benim dosyam hiçbir işlem yapılmadı mesela.
Tamam canım o açıdan öyle.
Mesela ama fizyoterapistlikte de bana şöyle gibi geliyor.
Senin günde alabileceğin hasta sayısı belli.
Ama ben sadece dedim ki manevi tatmin ve öngörülebilirliği konuşuyorum.
Ama maddi tatmin de önemli.
Fizyoterapide maddi bir tatmin sağlarsın diye düşünüyorum.
Sağlarsın ama şöyle düşün. Şimdi bunu genişletmek için senin günde alabileceğin hasta sayısı belli.
Atıyorum 10 tane hastaya bakabileceksin.
Ama sen öyle bir işte çalışmalısın ki ya günde 100 hastaya baktığında alabileceğin, parayı da kazanabileceğin bir işte çalışmasın gibi geliyor bana.
Ya da mesela pilotlukta karşılığını zaten çok iyi alıyorsun maddi olarak.
Anlatabildim mi? Fizyoterapide mesela kısıtlıyor gelirini.
Tabii ki bir kompleks kurabilirsin, bir şeyler yapabilirsin.
Ayrı mı? Günün sonunda bu benim ilk kriterim para olmadı.
Para için olsaydı ben avukatlıkta kalırdım.
Ben güzel para kazanıyordum. Öyle bir şeyim olmadı yani.
Zaten bir büyüğü bana dedi ki 3'te 1 kuralı diye bir kural var.
Eğer 3 kişiden biri seni refere etmiyorsa sen zaten hiçbir işi iyi yapamıyorsun dedi.
Ben şimdi baktım beni zaten 3 kişiden biri refere ediyor.
Ben zaten bu işi yapıyorum.
Ben bunu mesleğimin ilk yılında da 3'te 1 kuralını sağlıyordum.
10. yılında da kaldım.
Gerçi doğru evet. Avukatlık zaten para için bırakılacak bir iş değil.
Mesela ben o açıdan seviyorum. Taşı sıksan suyu çıkıyor gerçekten.
Bir şekilde o parayı kazanıyorsun.
Doğru aynen. Her şey değil.
Para için bıraktığım bir şey asla değil.
Haliyle seçerken de dışarıdan bakınca pilot olmayı sanki para için seçtiğim gibi düşünülse de hiç alakası yok.
Ben tamamen ilk olarak manevi bir doygunluğun peşine gittim.
Fizyoterapist beni karşılıyordu.
Eczacılık beni karşılıyordu.
Diş teknikerliği benim. talebimi karşılıyordu.
Eczacılık da çok iyi. O şey vardır ya.
Bir tane dükkan açalım.
Bunlar beni karşılıyordu.
Okeydim. Fizyoterapist, eczacı, diş teknikelliği.
Kuru temizleme. Bu arada iyi fikir.
Bir tane daha bir iş var.
Onu mesela kesin emekliliğimde yapacağım.
Neyi söylemiyorsun? Yok söyleyebilirim.
Bu şeyler var.
Marie Kondo stili böyle ev düzenleyiciler var.
Evet ben öyle şey yapıyorum.
Ben öyle bir Katladığımda hiç bozulmuyor.
Bunu komple böyle şeyler var.
Yakın zamanda daha çok göreceğiz bence yani.
Ev düzenliyor. Evine gidip düzenliyor.
Evine gidip düzenliyor. Ay ama o tatsız bir iş ya.
Çok keyifli bir iş. İnsanların evine gidip eşyalarını mı düzenleyecek?
Evet ben istiyorum. Çok istiyorum.
Mesela arkadaşıma gidiyorken yapıyorum mesela.
Diyorum ki şurayı gel düzenleyelim diyorum.
Ama var ya çeşit çeşit insan var.
Kim bilir nasıl. Yok canım ben de zaten şeye gitmeyeceğim yani.
Temizliğini hatta ben hani bir temizlik şirketi de kurarım dedim.
Temizliğini de ben yaparım. Üçüsünü de ben yaparım.
Yaptırırım. Böyle bir şeyim de var.
Ama bak sende bir manyaklık var.
Şimdi pilot olmuşsun.
Pilotluktan sonra emeklilik planım da var.
Onu da istiyorum. Bu da vardı.
Ona Türkiye hazır değil. Onun belgeseli var galiba değil mi?
Var var. Şimdi hatta Instagram'da yavaş yavaş popüler hale gelen böyle hesaplar.
Geçen birini gördüm. Bu işi yapıyor.
İstanbul'dan Aydın'a gitmiş uçakla.
Uçakla kadını çağırmış.
Bana bazen diyorlar ki otobüsle git duruşmaya diyorlardı falan diye.
Uçakla kadını çağırıp evdeki çekmeceleri mi zannetiyorlar?
Ön görüşmeye çağırmışlar. Bir de ön görüşmeye.
Şartları neler? Biz sözlü danışmanlık istiyoruz diye bizi burada linç ediyorlar yani.
Sözlü danışmanlığın parasını alıyorlar.
Bu nasıl bir iş kolu ya? Kim söylüyor?
Belki söylüyordur. Instagram'da hikaye mi anlatıyor kadınlarla?
Yok ben sağladığım iş kolu.
O kadın da konuk alıyor. Bunu alabilirsin bence.
Bence de. Kadın hesabını at falan.
Merak ettim. Bir de şey var ya bu ara bu düzenleme videoları falan da çok izleniyor.
İnsanları rahatlatıyormuş.
Beni de rahatlatıyor. Beni rahatlatmıyor çünkü ben o kadar düzenli olamıyorum ve daha da geriyor bana.
Düzenli olamadığım için. Kendimi yetersiz hissediyorum.
O zaman olmaz. Bırak dağınık kalsın.
Onu böyle bir psikolog arkadaş bana açıklamıştı aslında.
İşte bu ders çalışmamak için gidiyorum işte cam siliyorum falan.
Onun bir psikolojik bir temeli varmış yani.
Belirtisiymiş. Şimdi her şeyi oraya bağlamıyorlar da.
Ama ben seviyorum. Benim aşırı hoşuma gidiyor.
Hoşuma gitti benim de senin adın.
O işi. 60'dan sonra uçamıyorsunuz.
Ben 60'dan sonra o işi yapmak istiyorum.
Peki şu anda yaş şartı yok mu?
Pilotlukta. Pilotluk için şöyle.
Diyor ki şu anki şirketler.
Şu an Mevcut Havayolu şirketleri Türkiye'deki.
40'a kadar alırım seni diyor.
Ben de 40'a yetişirim inşallah diyorum.
Ama sen şimdi.
Orayı da anlatalım. Sen meslek olarak baktığın mesleklere kur temizlemedeydin en son.
Kur temizleme de vardı. Pilotluk da vardı tabii ki bu işin içinde.
Kur temizleme iyi kazanıyor mu bu arada?
Kazanıyor. Kazanıyor değil mi?
Hepsi çok güzel kazanıyor.
Diş teknikleri inanılmaz güzel para kazanıyor.
İnanılmaz kazanıyor. İnanılmaz kazanıyor. Onlar evet.
Yani fizyoterapi, benim fizyoterapistim çok iyi kazanıyor yani.
Bir de o çok fizyoterapi bu anlattıklarının içinde en manalı su aslında.
Özellikle böyle direkt ameliyata yönlendirmemek ve İnsan o emeği vermek, o gelişimini görüyorlar ya fizyoterapideki.
Çok güzel bir şey. O inanılmaz bir mani.
Biz nasıl diyoruz ki hukuk hizmetini önleyici al.
Sen bütün her şeyi batırıp beni arama.
Aslında orada da bir önleyici bir sağlık hizmeti var.
Bizim vücudumuz masa başında 10 saat çalışmaya evrilmemiş ki.
Sen 10 saat çalışırsan 40 yaşından sonra artık başına bir şey gelebileceğini öngörüyor olman lazım.
Boyun düzleşmesi olacak.
Fıtığın patlayacak. Git o zaman.
Ben böyle düşünüyorum tabii ki.
En azından... Ekonomik gücün varsa, tabi bunu devlet hastanede karşılıyor bildiğim kadarıyla.
Ya bu önleyici bir sağlık hizmetidir, faydalıdır.
Kısa vadede herkese yayılmaz ama yayılması da muhtemel güzel.
Bir de toplumdaki gelişmişlik arttıkça da insanlara önleyici olarak gitmeye daha çok başlayacaklar sonuçta.
Ben de istiyorum mesela. Biraz daha böyle her an dik durabilmek için falan lazım.
Bana çok iyi gelmiş bu. Gittin mi düzenli?
Düzenli gidiyorum. Masaj yerine ben fizyoterapistim.
Dünyanın en kaçıncıya influencer olmuşum.
Gerçekten o kadar güzel bir şey.
Link falan versen alacağım yani bir şey.
Şeyle götürürüm istiyorsan.
Benim fizyoterapistim çok çok şahane bir adam yani böyle.
Sen ne için gittin?
Örneğin hizmet olarak. Benim ufak bir şeyim vardı.
Menisküs yırtığım olmuştu.
Ama sonra onu biz böyle düzenli hizmete döndük.
Ayda bir gidiyorum. Masaja gitmek yerine ona gidiyorum.
Orayı diri tutuyor.
Hem de zaten manuel terapi diyor.
Zaten masaj gibi oluyor. Aynen.
Ben masaja gidiyorum. O da güzel.
O da güzel. Masaj da çok güzel bir şey.
Masaj paketim bitiyor ama fizyoterapiye geçeyim.
Ama fizyoterapiyi düşünmeyi...
Bence daha böyle başka oluyor.
Çok daha kıymetli bir yerde hissediyorsun.
Kendini de çok daha iyi hissediyorsun.
Evet masajda da kendini çok iyi hissediyorsun.
Biraz daha bilinçli bir şey yapmışım gibi hissederim en azından.
Şimdi bu mesleklere baktın.
Fizyoterapi işte...
Kuru temizleme, pilotluk.
Pilotluğa karar verdim.
Pilotluğa da şöyle karar verdim. Buraya doğru çok kısa geçemeyeceğim.
Benim bu süreçte üzerime böyle havacı yağıyor.
Anlatamam size. Biriyle tanışıyorum, pilot çıkıyor.
Öbürüyle tanışıyorum, bir şirkette üst düzey yönetici.
Havacılık şirketinde üst düzey yönetici çıkıyor.
Buna inanıyor musun? Hayatın bir insanla tanışmanın sebebi vardır karşına çıkmasında.
Ben de çok inanıyorum. Ve ben bu enerjiyle inanıyorum.
Ya o kadar inanıyorum ki yani bütün hayatımı buna göre dizayn ediyorum desem hiç abartmış olmam.
Nasıl dizayn? Karşı çıkan insanlara göre mi?
Bugün bir şey duyarım senden ben bir şey öğrenirim o benim yarın karşıma çıkar.
Ve benim onu bilmem gerekiyordur.
Ben orada onu böyle en azından basic hatlarıyla biliyor olurum.
İnanılmaz bir döngüsü var benim enerjimin.
Buna inanıyorum. Benim üzerime ya böyle anlatamayacağım derecede havacı yağıyor.
Böyle artık biriyle tanışıyorum işte diyor ki işte benim diyor.
22 senedir uçağın var. Ağabey saçmalama.
Sen 22 senedir nasıl uçağın olabilir senin ya?
Böyle çok fazla şeye maruz kaldım.
Belki algıda seçicilik.
Çok fazla. 2 tane de pilot müvekkilim oldu bu süreçte.
Ve... Bunlar dedi ki ya senden o kadar iyi pilot olur ki.
Sen pilot olman lazım.
Sen pilot ol. İşte.
Gaza getirdiler. Öyle bir gaza getirdiler ki beni.
Normalde de. Olabilir miyim ya pilot falan.
Ya olur mu falan. Sonra dedi ki eğer dedi ekonomik olarak dedi bir desteğe ihtiyacın olursa ben sana o desteği sağlayacağım dedi.
Gir dedi. Kim dedi bunu ya?
Bunu bir müvekkilim söyledi. Ve benimle beraber okula geldi.
Okula benimle beraber. Eşim değil.
O geldi. Kayıt olmaya.
Gel dedi bir şey olursa dedi.
Kefil isterlerse de ben olacağım.
Ne okulu bu? Uçuş okulu.
Nerede ama? Ben Isparta'da eğitim alıyorum.
Bakıyorsun ben hani hangisi kafama uygun işte orada da bir sürü filtreden geçen bir okulu seçtim kendimce.
Onu uygun gördüm. Dedim ki ben seninle gelirim.
Seninle dedi arkandayım. Bir şeye ihtiyacı olursa ben dedi ekonomik olarak sana destek sağlayacağım.
Gir bu iş alalım. Çok iyi.
Ve ben de böyle şey yaptım.
Bir tane liste yaptım. Ben böyle bir liste bağımlısıyım.
Her şeyin listesini yaparım. Ya tam olamadığın insansın biliyor musun?
Olmak istedim ama asla olamadığın.
İnstagram'da kaydettiğin gönderiler ve okuduğun kitaplar, altını çizdiğin yerler var.
O insanlar olmuş hali gibi.
Olabilirim bilmiyorum. Teşekkür ederim. Bunu bir düzen, organizasyon açısından tabii iltifat olarak söyledim.
Bir tane liste yaptım.
Dedim ki işte herkesin yanına okulun bir ücreti var.
Benim bir param var. İşte arabayı satsam olacak bir para var.
Pahalı değil mi? Pahalı bir okul. Dedim ki herkesi aradım.
15 kişiyi. Dedim ki ben böyle bir işe giriyorum.
Sana dedim 1000 euro yazdım.
Sana 2000 euro yazdım. Bir şey olursa senden 1000 euro ya da 2000 euro para isteyeceğim.
Bunu deyip tabii ki sana ödeyeceğim.
Ama senin hayatında 1000 euro'nun çok büyük bir etkisi olduğunu düşünmediğim için sana bu tabii samimi olduğum insanlara söyledim.
Senin için okey mi dedim.
Herkesten de okey aldım. Ben bu işi ödedim.
Herkese dedi ki tamam yaz sıkıntı yok.
Bir tanesini bana 10.000 euro yaz.
Benim için sıkıntı yok dedi yani. Ne kadar ya bu okul?
Okul mu? Total ne kadar okul?
70 bin euro. 3,5 milyon.
Ama o zaman euro 30 felandı ya.
35 felandı. 2,600-2,700 felandı.
Sen mezunca ilk ay maaşlar ne kadar oldu?
Ne kadar süreden amorti ediyorsun parayı?
Hiç sormadım. Nasıl sormadın ya?
Borç almışsın, kendine koymuşsun.
Ama insan herkesten 1000 euro aldım.
2000 euro. Beydik dolandırıcılığa giriş gizli gibi düşün yani.
Hatta hiç öyle bir şey değil.
Herkese hani dedim ki bu sene bin euro seni sarsmaz değil mi?
Sarsmaz. Bir şey olsa bana bin euro çıkaracaksın.
Ama seni okula girerken ben bu okula giriyorum mezun olduktan sonra şu kadar zamanda bu parayı amorti edeceğim diye düşünmüyor musun sonuçta?
Ya düşünüyorsun da bunun bir şey yok ki.
Ben bunu oraya bağlanarak da girmedim ki ya.
Tam amorti edeceksin işe gireceğinin garantisi yok.
Ne zaman ilan açılacağı belli değil.
Ben kendime güveniyorum. Çünkü ben dedim ki hani bunu...
Buralardan gelecek dosyalarımda paralarım var öderim ama nasıl dedim öderim sana belki 5 ay sonra öderim.
İster döviz olarak ver ister altın olarak ver seni ben hakkını tabii ki gözetirim ama kötü pozisyonda bana böyle bir arka çıkabilir misin dediğim bir liste yaptım.
Dönüş de aldın güzel. Hepsi okey verdi ben oraya girdim.
Çok iyi. Kaç yılında girdin?
2024'ün Eylül'ünde başladım.
Daha yeni aslında. Daha yeni zaten.
Şu an ilk aşamayı bitirdin değil mi?
İlk aşamayı bitirdim. Burası...
Hususi pilot lisansı diye geçiyor.
Şu an sadece bir uçak uçurabilme yetkiniz oluyor.
PPR. Hususi pilot lisansı.
Hususi pilot derken yani şey Acun'un pilotu falan gibi.
Hayır hayır öyle değil. Adı böyle geçiyor.
Türkçe'ye çevirmiş hali böyle.
Sen bitince normal pilot olacaksın.
Evet ben şimdi eğitimin ikinci kısmındayım.
Bu sefer bir para karşılığı uçak uçurma yetkisi alacağım.
Yani ticari bir operasyonda para karşılığında uçak uçurma yetkisi alacağım.
Daha ileri seviye bir eğitim.
Aletlere bağlı bir eğitim.
Nasıl yani ticari bir operasyon?
Yani şey gibi düşün. Hani işte bir hava yolunda bir yolcu uçağını uçurmak.
Ticari bir operasyon. Orada pilotluk yapabilmem için eğitimi bu kısmına alıyorum.
Ben şu an sadece bir para karşılığı olmadan bir uçak uçurabilirim.
Mesela bir uçağım olsaydı onu uçurabilirdim şu an.
Ya da böyle para karşılığı olmadan derken işte 36 usta falan uçuruyorlar ya onları falan da mı uçururlar?
Onlar jet oluyor genelde. Onları da askerler uçurur.
Neyse çok yanlış anladım ben.
Gönüllü projelerine uçak uçurabilir miyim?
Yok yok hayır hayır. Kendi uçağına uçurabilirsin mesela.
Genel avacılık deniyor buna.
Aslında yavaş yavaş da büyüyor ama böyle belki bugünden sonra dikkatini çeker.
Mesela bir doktor bak uçağı var mesela bazen ama yaptığı uçakla gidiyor, iniyor.
Ay bunu çok laf ettiler ya işte Taylor Swift sevgilisini görmeye uçağıyla gidiyormuş işte gezegenin içinden geçmiş biz burada bambu pipet kullanırken falan diye.
Doğru. Baya eleştirilen bir şey.
Ama ben de bunları gördükten sonra çevrecilik işinin bir şeyi oldum yani soğudum.
Biz bunu dengelemeye çalışıyoruz.
Biz ne yaşıyoruz? Adamlar orada ne yaşıyor?
Bizim burada yaptığımız şey ne işe yarayabilir ki falan oldum ben de.
Ben de senin gibi düşünüyorum ama hala da yapıyorum.
Katı atıkçılar geldi işte.
Bizim ev küçük bir katı atık dönüşüm merkezindeyiz.
Yağlar burada, camlar burada, plastikler burada.
Var ya ben seninle yaşayamam, sen de benimle yaşayamam.
Mesela eşinle anlaşabiliyor musun?
Çok iyi. O da mı senin gibi?
O bence benden daha fazla.
O yüzden biz bazen böyle şey yok.
Anksiyete olurum ben sizinle eve gelsem.
Bayılırsın. Ama bizim çok rahat.
Mesela ben çok seviyorum bu işi. Ama mesela canım isterse ayakkabıyla eve de girebiliyorum.
Öyle bir şey yok ya.
Ben giremem ayakkabıyla senin evine.
Girebilirsin. Biz zaten içeride çıkarıyoruz ayakkabıları.
Hani bazen şey diyorum. Ali ya çorap çekmesini çok güzel yaptın.
Gel bir bakalım. Ali geliyor çorap çekmecesine.
Eşek buzuna. Başak.
Başak ve Oğlan değiliz. Bir evde olmaması gereken iki kişinin ama bizim evimiz üniversite diye.
Biz o anlamda hiçbir zorluk yaşamıyoruz.
Biz de bir sıkıntı yok çok şükür.
Sizin için zaten hayat güzel de siz işte benim gibi insanlara maruz kaldığınızda hayat sizin için zor olur.
Hiç tetiklenmiyorum. Ben o konuda kendimi hiç mesela bazen canım hiç istemiyor diyorum ki bu hafta diyorum ev cezalı bu hafta eve hiçbir şey yapmayacağım.
Ev cezalı. Hiç şey yapmıyorsun.
Ev cezalı yani bu hafta diyorum canım hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Öyle bir şeyim yok hani. Bunlar benim hayat yaşamamda çok böyle belli.
Belli belli ya o dengeyi bulmuşsun.
Diyorsun ya o enerji bana geliyor falan.
O akışın var yani kendi içinde.
Hiç sıkıntı yok. Rahatsın buraya geldin de işte rahatsın direkt oturdu buraya.
Ve sanki direkt çekime başlayacak.
Her gün çekimdeymişim. Rahatsın aynen.
Evet güzel oldu.
Şimdi pilotla. Genel hususi ne?
En kötü hastam bu.
Şu an işte bir uçağım olsaydı mesela uçabilirdik şu an.
Senle birlikte gidebilirdik, inebilirdik.
Ay çok tatlı olurdu. İnşallah yani.
Lütfen beni böyle kandırmayın.
İnşallah. Neden olur? Çok pahalı değil aslında uçaklar.
Bizim uçurduğumuz uçaklar.
Sen bence farklı bir bakış açısına bak.
70 bin euro okula vermişsin.
Bugün de uçak pahalı gelmiyor.
Sen yarın başka bir aşamaya geçecek gibisin.
İnşallah. Geçersin.
Jet içiyordun da geçirmiyorsun yani inşallah.
Burada sadece şey var.
Çok soru geliyor. Abla nasıl pilot oluyor?
Ben mesela şey bunu da söylemek istiyorum ben yani.
Ben İstanbul'da bir kadın avukatı olarak sayısız hadise gitmiş.
Böyle eril bir ortamı böyle sonuna kadar nüfuz etmiş biri olarak.
Hiçbir cinsiyetçiliğe maruz kalmadım diyebilirim.
İstanbul'da kadın bir avukat olarak.
Ama havacılık beklediğimden daha eril.
Öyle mi? Çok daha cinsiyetçi geldi.
Bu anlamda biraz zorlandım.
Bak buna çok şaşırdım.
Hadis'de bunu hissetmeyip havacılıkta hissetmeni çok şaşırdım.
Bunu çünkü çözemiyorsun. Kültür var.
Oturmuş bir teamül gibi değil mi?
Yani herhalde sürecin matematik, fizik, eğitim, avukatlıkla beraber gitmesi tabii ki zor.
Ben duruşmadan çıkıp koştur koştur uçuşa gittiğim oluyor.
Derse giriyorsun. Yani uçuş hattı var.
Uçuşun şöyle bir kısmı var.
Bu eğitimin bu kısmında daha uçuk yani daha uçak uçup tanımadan senin 14.
sortinde yani 14.
kezde tek başına uçuş yapmanı bekliyorlar.
Sen yaptın mı onu? Yaptım.
Benim 10 saat tek başıma uçuşum var toplamda.
Nasıl bir his? Şöyle bir his.
Teknik kısmı kenara koyduğunda oraya uçurken ne hissediyorsun?
Nasıl biliyor musun? 10 sene önce olsaymış asla yapamamışım.
Neden yapamamışım? Bir de öyle bir şey de var.
Doğru vakitte geliyor. Bir tane sigortası var uçağa.
Tabii ben kimsenin okuduğunu düşünmüyorum da ben tabii ki hepsini okudum.
Seni yalnızca göndermek denen bir şey var.
Yalnız gidiyorsun uçağa.
Bütün sorumluluk seni yalnızca gönderen hocada.
Yani sen yeterli değilsen seni yalnızca göndermiyor.
Ben de dedim ki böyle tamamen rasyonel davrandım bu süreçte.
Yeterli olmasaydım adam sorumluluğu almaz dedim.
Gidebilirsin o zaman dedim. Hocana güvendin.
Hocama güvendim. Birine güvenmek zorundaydım yani.
Sadece ilk yalnız için.
İlk yalnız tabii ki çok daha anlamlı bir şey.
Hayatında ilk kez gidiyorsun. 10 dakikalık bir tur atıp meydana iniyorsun.
Benim şansıma orası her ne kadar sancılı da olsa okulun sahibinin oğluydu benim yalnız kontrolüme gelen.
Dedim ki herkes gönderirdi.
Bu adamı asla göndermezler.
Kendi okula yani. Bana çok güzel bir esenlik verdi o.
Orada bir bazen hukuk şansı diyoruz ya.
Ben de orada kendime havacılık şansı diyorum.
Orada hiç şey olmadı.
O durumu fark ettiğim için belki biraz yaşın, belki biraz hukukçu olmanın olgunluğuyla şey olmadı bende hiç.
Bazı işler biraz daha olgunken daha iyi yapıyor.
25 yaşında yapamazmış. Evet evet.
O toylukla olmayabilir.
Asla olmazmış yani. O yüzden o bende hiç şey olmadı.
Ay işte çok heyecanlandım, mahvoldum.
Hiç olmadı. Hiç gelmedi.
Gelip diyorum ne zaman gelecek, ne zaman gelecek.
Oraya kadar da hazırlanıyorsun zaten. Evet. Mental olarak da hazırlanıyorsun.
Bu bilgi de seni rahatlatıyor.
Ben o yüzden şey olmadım.
Böyle. Ay hiç heyecanlanmadım gibi bir hani böyle büyük bir laf etmek istemem ama çok kontrollüydüm.
Keyifliydin. Keyifliydim. Evet.
Çok keyifliydim. Çok güzel.
Şimdi sen yani önündeki süreçte nasıl ilerleyeceksin?
Şu an eğitimdeyim. Şu an vermem gereken 14 dersim var.
O dersleri alıyorum. O dersleri verdikten sonra tekrar Sparta'ya gideceğim.
Sparta'da eğitimime devam edeceğim.
İşte orada bir yaklaşık 150 saat kadar bir uçuşum var.
Onu tamamladıktan sonra işte kontrol uçuşlarımı geçtikten sonra işte bir hava yoluna.
Herhangi bir uçuşta senin sesini duyabileceğiz yani.
Arada bazen şey yapıyorum hani manifest falan diyorlar ya.
Ben ona çok inanıyorum.
Ben evde anons yapıyorum bazen mesela.
İlk uçuşum işte kime teşekkür ediyorum işte böyle.
Göz dolduran anonslar oluyor ya.
Bir de böyle ailelere falan ya da işte ne bileyim senin de belki eşin gelir.
Ben onları izlerken ağlıyorum.
Kesin yapacağım. Kapıda işte babasını içeri alan bir şey vardı ya pilot.
Ben ağladım onu izlerken.
Çok güzeldi. O öyle bir şey yaşamak isterim.
Çok güzel. Anım olsun çok isterim.
O manifesto devam et ama.
Ben onu çok yapıyorum ve çalışıyor.
Her seferinde çalışıyor bir şekilde. Kesinlikle çalışıyor.
Ben de inanıyorum. Dua de, enerji de, manifesto de.
Adana ne dersen de. Şey diyorlar ya zaten.
Şimdi yedik bir yere doğru gidecek muhabbet ama.
İşte aslında sen bunu zaten yaşadın gelecekte.
Şu an ondan önceki olma halini izliyorsun.
Buradaki erkeklerin hiçbiri anlamayacak bunu muhtemelen.
Ya sen gelecekte bir yerde bunu zaten yaşıyorsun.
Atıyorum o anonsu zaten yapıyorsun.
Tam da o yoldasın öncesinde gibi.
Yani böyle duymamıştım ama umarım doğrudur.
Böyle böyle. Bu kesinlikle.
Hani ben sadece şeyim hani o böyle kendimi o filmde o sahnede görmeyi seviyorum.
Aa işte hani kokpitteki halimi dışarıdan fotoğraflıyorum.
Bunu seviyorum işte. Bir şey başarmak istediğimde kendimi o başarının önünde görüyorum.
O şeyi seviyorum.
O hissi, o hayali.
Onu da bizden almasınlar diyorum. O içine düşüyor.
O zaten kalbine düşüyor.
O olmuş oluyor. O zaman sen bu süreci tamamladığında tekrar gelmeni istiyorum.
Söz mü? Söz. Tamam o zaman tamamladın ve geldin hatta.
Aynen. Hatta o zaman belki şey de sorabilirsin.
Maaşı ne kadarmış? Gerçekten mi?
Ben asıl orayı merak ediyorum. Söz sana diyeceğim.
Al kardeşim. Ama bir tahminde bulun.
Mesela işte en benli kalayolunu düşün.
Avrupa'dakileri falan. Avrupa'dakini uçamak.
Avrupa'dakini. Düşünemem çünkü orada uçamıyoruz.
500 binden az değildir bence TL olarak düşünüyorum.
Azdır ya. 350 felandır diye düşünüyorum.
350 de çok iyi. 350 sabit pışt pışt uçuyorsun.
Çok iyi. Ama inşallah beklediğimden de iyi bir maaşla bir yere gidersin.
Gerçekten ben okulda görüşme yaparken dinler ki işte ben tabii ki yine bir soru listesi de gittim falan.
Abi burada para yok. İşte ben ne zaman bitiririm yok.
Bu soruların hiçbiri dedi.
Bizim daha önce karşılaştığımız sorular değil.
Normalde ilk üç sorudan beri ben dikkatli oluyorum.
Maaş alırım. Ne kadar sürede bitiririm?
Ben de bu soruların hiçbiri olmadı.
Gerçekten de olmadı. Çünkü böyle para için bu kadar konfor alanından çıkmazdım.
Çünkü ben gitmiyorum. Ya para için dönerci falan da açabilirsin.
Evet. Bayağı işletli yerde 70 bin euro.
Başka bir şey yaparım. İyi bir dükkan açabilirsin zaten.
Yani ben böyle bir artı bir odada, iki artı bir odada böyle ses geçiren korkunç bir...
Apartta. Bir sene yaşadım ya.
Korkunç böyle bütün apartı gezdim bir gece.
Kim dedim bu sesi yapıyor ya?
Kim bu sesi nereden çıkarıyor dedim ya?
Bütün daireleri gezdim.
Okula gittim dedim ki o sesi kim yapıyorsa bulacağım.
Ne yapıyor dedim ya bu geceleri.
Gençler komşu falan olmazdı bir gün.
Bir endişeleniyorum.
Bir güven veren yanılıyorum.
Bir yandan da buna bulaşırsam ben belaya bulaştım falan olabilirim.
Ne kadar sürtebilirsin? Yok onlar haklı zaten.
O başka bir şeydi yani.
Çok güzel bir bölüm oldu.
Bana kalsa ben daha sabaha kadar konuşabilirim.
Bir de yeni tanıştık ya. Sıfırdan tanışıp sabaha kadar konuştuğumda o gece modundayım şu an.
Ama bir dahakine seni pilot olduktan sonra bekliyorum.
İnşallah. Borderon'la beraber geleceğim.
Aynen. Ben de çok keyif aldım.
Gerçek olacağına eminim.
İnşallah. Çok teşekkür ederim.
İyi ki geldin. İyi ki sen geldin.
Çok teşekkür ederim. Çok sağ ol.
Çok incesin. Ben de çok keyif aldım.
Umarım senin için de çok böyle kısmetli, çok güzel işlere, çok güzel şeye vesile olan bir program olur.
Çok güzel bir enerji getirdin yani stüdyo.
Çok teşekkür ederim. Onu hissediyorum.
Ben küçükken, son bir şey daha söyleyeyim.
Böyle babam kendi işini yapıyor.
Ben işçi emeklisiyim. Sonra kendi işini açtım.
Adına da Özberdaksu dediğim bir iş yeri vardı.
Ben uyursam bile beni uyandırır, iş görüşmesine götürür.
Sen çok kısmetlisin. O kadar.
Benim yanımda olman lazım diye ben böyle...
Sürekli böyle koltuklarda uyuyan, işte gece 12...
Şu an beklentiyi çok arttırdım o arada.
Gerçekten öyle. Ben dükkana girerim arkası böyle hunca hunca adam olur ya böyle gece kapanır.
Bu anlamda ben inanıyorum ki...
Artık ben de inanıyorum. Ben artık senin dediğin her şeye inanıyorum zaten.
Çok teşekkür ederim. İnşallah bol hareketli, çok güzel, sana iyi hissettiren bir proje olur inşallah.
Siz de videoyu beğenip yorum yapmayı ve hype'lamayı unutmayın lütfen.
Bir dahaki bölümde görüşürüz. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
