
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Staj dönemi, bağlı çalışmak, kendi ofisini açmak ve İstanbul’da avukat olmak.. tüm sorularınızın cevabı bu bölümde 🦥🫶🏻🫂 favori kitaplarımın bazıları https://app.hb.biz/1QjFhPaGIdzf #reklam #ortaklık
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Hukuk okumak istiyorum, avukatlık yapmalı mıyım, yeni mezun oluyorum, hakim savcı mı olmalıyım ya da hiçbiri mi diyorsanız...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bugün Instagram'dan ve TikTok'tan gelen soruları böyle toplu bir şekilde cevaplayacağım.
Biraz kronolojik olarak anlatacağım.
O yüzden kendi hikayemle başlıyorum ve sizin sorularınızı toparladım.
Oradan devam ediyoruz. Şimdi ben şu an 29 yaşındayım.
2017'de üniversiteden mezun oldum.
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden mezun oldum.
%50 bursluydum. Burada gelen en çok sorulardan birisi işte mezun olduğun okul veya mezun olduğun ortalama önemli mi?
Ya ben bunun TikTok'ta da bir videosunu çekmiştim.
Ben bunun hiç önemli olduğunu düşünmüyorum.
Eğer böyle çok büyük yerlere girmiyorsanız, normal ofislere, normal büyüklükteki yerlere başvuruyorsanız, şirketlere başvuruyorsanız bence çok önemli değil.
Yani benim için hiçbir zaman bu bir engel teşkil etmedi.
Öğrenciyken staj yapmakla ilgili soru soruyorsunuz mesela.
Bence öğrenciyken zaten hukuk bölümü çok zor.
Mesela kütüphanedeyken ben görüyordum diğer bölümlerdeki öğrencilerin notlarını.
O kadar böyle bir iki sayfaya falan çalışıyorlardı.
Biz koca koca kitaplara çalışıyorduk.
Hukuk okumak zaten çok zor.
O yüzden eğer paraya ihtiyacınız yoksa ki zaten öğrenciyken çok para kazanabileceğinizi düşünmüyorum.
Bence tamamen öğrenciliğin tadını çıkartmak, öğrenciyken yapmanız gereken, kendinize katmanız gereken şeyleri yapmak.
Mesela Isaac'la ben Hindistan'a gitmiştim.
Onu da sanırım bir tane bölümde bahsettim.
Ya da TikTok'ta mı anlatmıştım hatırlamıyorum ama onunla ilgili bir bölüm çekeceğim aklımda.
Çünkü bence öğrenciyken...
Kesinlikle yapılması gereken şeylerden birisi böyle değişik şeyler denemek.
Tamam şu an ekonomi çok kötü biliyorum ama hala mesela Isaac gibi kurumlarda çok fazla olanak var.
Yani siz eğer bir şey kafanıza koyarsanız ki şu an mesela TikTok'tan tüm dünyaya ulaşabiliyorsunuz.
Her yerdeki insanların deneyimlerini görebiliyorsunuz.
Bence öğrencilikte deneyim odaklı olmak, kendi geliştirme odaklı olmak önemli olan.
Çünkü bir de şöyle bir şey sen öğrenciyken bir ofiste çalışmaya başladın diyelim ki.
Zaten öğrencisin. O yüzden adam zaten sana ayak işlerini verecek.
Senin oradan alacağın verim, mesela 6 ayda öğrendiğin şeyi sen yasal stajına başladığında emin ol bak abartmıyorum 2-3 haftada öğrenirsin.
Çünkü öğrenci olan insana bir ofisin yatırım yapması, onu öğretmek için işte zaman ayırması, onunla uğraşması çok zor.
O yüzden bence öğrenciyken hiçbir yerde çalışmaya gerek yok.
Sadece üçüncü sınıfın yazında olmasını öneriyorum bunun da.
Böyle bir ay falan bir yaz stajı yapılabilir.
Hatta şöyle yapılabilir. Mesela işte kafanız karışıksa şirkette mi çalışayım, butik bir ofiste mi çalışayım yoksa büyük bir ofiste mi çalışayım ya da hani böyle uluslararası işler yapan bir şirkete mi gireyim diye kafanız karışıksa
öğrenciyken bunları böyle bir ay bir ay deneyebilirsiniz.
Mesela ben üçüncü sınıfın yazında ya da ikinci sınıfın yazında hatırlamıyorum.
Çok büyük bir hukuk bürosunda, böyle uluslararası işler yapan bir hukuk bürosunda çalıştım.
Sadece bir ay çalıştım bu arada.
Ama ben orada şuna karar verdim.
Ben kurumsal, büyük ve böyle uluslararası işler yapan bir ofiste çalışmak istemiyorum.
Çünkü orada mesai saati yok.
İnsanlar birbirine ayağını kaydırmaya çalışıyor.
Ne bileyim aşırı bir rekabet ortamı var.
Hani başındaki insanlara çok fazla bağlısın.
Devamlı hesap veriyorsun.
Mesela şöyle bir sistemi vardı.
Kendi bir yazılımı olan sistemde oraya bir işe ne kadar süre ayırdığını yazıyordun.
Onların girişini yapıyordun.
Günün sonunda sana şunu sorabiliyorlardı.
Bu işe niye bu kadar vakit harcadın?
Bu ne demek? Sen çalıştığın her dakika için eve çok iyi bir ücret alıyorsun.
Ama o adam sana o ödediği ücretin karşılığında senin ne yaptığını çok detaylı bir şekilde soruyor demek.
Ve ben 19-20 yaşında da hani böyle hesap vermeyi seven bir tip değildim.
Veya bağlı çalışabilecek bir insan değildim.
Bunu o zamandan anlamış olduğum benim için çok iyi oldu.
Bir ay kısa bir zaman gibi gözükse de gerçekten çok etkili olabiliyor.
Anca böyle durumlarda yani kafanız karışıksa farklı farklı büroları veya şirketleri denemenizi öneriyorum öğrenciyken.
Onun haricinde bence bir daha ömrünüz hayatınızda denk gelmeyecek bir zaman bolluğu oluyor.
Onu sonuna kadar değerlendirin derim.
Hatta... Diyelim çalışmanız gerekiyor.
Maddi olarak bir karşılık almanız gerekiyor.
O zaman da bence gidin başka işler yapın.
Yani hukuk zaten ömrünüz boyunca avukat olacaksınız.
Gidin başka işler deneyimleyin.
Belki oralar başka kapılar açar.
Hatta şöyle diyeyim. Avukat olmayı kesin istiyorsanız başka alanlarda öğrenciyken çalışmak aslında size bir network da sağlar.
Bu açıdan da mantıklı olur.
Hiç kendinizi kastımayın. Böyle öğrenecek her şey tipler olur çünkü.
İşte her yaz böyle bir yerde çalışan, ara tatillerde gidip ofiste çalışan falan onlar size kendinizi yetersiz hissettiriyor olabilir.
Hiç öyle bir karşılaştırmaya girmeyin.
Gerçekten günün sonunda yasal staja başladığınızda hepiniz aynı kefeye konacaksınız.
Şimdi ben dediğim gibi öğrenciyken yazın bir yerde çalıştım.
Tek deneyimim oydu. Sonra da staja başladım mezun olduktan sonra.
Yasal stajda da benim çalıştığım ofis şey açısından çok iyiydi.
Farklı farklı departmanlar vardı.
Ve her stajyer her departmanı atıyorum 2-3 ay boyunca görüyordu.
Orayı deneyimleyebiliyordu.
Öyle bir imkanınız varsa, öyle bir ofis varsa tabii ki sizin için çok iyi olur.
Ama öyle bir imkanınız yoksa yasal staj için bir şey öneremiyorum.
Sadece dolu dolu geçirmenizi öneriyorum.
Zaten sonlarına doğru artık avukat gibi oluyorsunuz.
Ve yasal stajda ne kadar çok sorumluluk alırsanız avukatlığa o kadar kolay adapte olabiliyorsunuz.
Sonuçta siz dün yasal staj erken bugün ruhsat aldınız yarın avukat oluyorsunuz.
Dünden bugüne bir şey değişmiyor aslında.
Sadece elinizde bir ruhsat oluyor.
O yüzden o yasal stajda yaptığınız şeyler, edindiğiniz bilgiler, deneyimler size her zaman katkı sağlıyor.
TikTok'ta da bu soru çok geliyordu.
Instagram'dan da gelmiş. Hani çekingen olup böyle daha...
içe dönük olup avukatlıkla ilgili şüphesi olanlar.
Yani ben avukatlık yapabilir miyim?
Hani bu çekingenlikle gibisinden.
Ya şöyle bence benim kardeşim de mesela biraz daha içe dönük bir insandır.
Hani dışarıya dönük bir insan değildir.
O da avukat. Mesela benim onda gözlemlediğim şey de şu.
Onda mesela teknik yönü, akademik yönü çok iyi.
Benim mesela çok kötü. Akademiyle ilgili hiçbir şey yapamam.
Hani girdiğim hiçbir sınavı kazanamam ben şu anda.
Veya üniversitede böyle her yıl 6 tane falan bütün oluyordu.
Hiç başarılıyım akademik açıdan.
Ama ben de dışarıda böyle insan ilişkileri, hani bir müvekkili bağlamak böyle şeylerde iyiyimdir.
İkisinin de dezavantajları ve avantajları var.
Eğer böyle kendinizi çekingen görüyorsanız bunu tabii ki geliştirebilirsiniz.
Ama bazı insanın da mizacı böyle.
O durumda bence bağlı çalışmak iyi olabilir veya uzun süre bağlı çalışmak iyi olabilir.
Çünkü bağlı çalışırken de insanlar sizin patronunuz yani sizin işi yapma kalitenize bakıyor.
Orada mesela avantajınız olabilir eğer böyle teknik yönden, akademik yönden, araştırma yönden iyi bir tipseniz.
Bağlı çalışırken zaten müvekkille muhatap olmadığınız için o şekilde devam ettirebilirsiniz.
Onunla ilgili çok bir şey diyemiyorum ama ben şuna inanıyorum.
Mesela yaşla ilgili de soru sorulmuş.
Yaştır, karakterdir böyle şeyler bence...
Bir şey çok istiyorsanız hiçbiri için engel değil.
Özellikle yaş, avukatlıkta zaten yaş aldıkça daha da tecrübeli gözüktüğünüz için daha avantajlı bir hale geliyorsunuz.
Yani mesela 35 yaşında birisi hukuk fakültesinden mezun olsun, daha ikinci gün olsun avukatlıkta.
Bir müvekkil onu görsün, bir de 25 yaşındaki birisini görsün.
35 yaşındakine güveniyor.
Bu psikologlarda falan da böyle mesela.
Aslında çoğu meslek grubunda böyle.
Yaş aldıkça avantajı artıyor.
O yüzden hiçbir şey için de geç değil bence.
Hatta bazı şeyler kafada daha iyi oturuyor biraz daha yaşa aldıkça.
Her zaman okunabilir ve başlanabilir diye düşünüyorum.
Şimdi ben yasal stajı yaptım dedim sonra ofislerde bağlı çalışmaya başladım.
Baya bir deneyimim oldu bu konuda.
Yıllarca bağlı çalıştım ve yıllarca da nefret ettim.
Çünkü burada şey çok önemli mesela bağlı çalışmayı öneriyor musun veya serbest avukatlık mı öneriyorsun diyenler olmuş.
Ben bunu sizi tanımadan öneremem.
Kendi üzerimden örnek vereceğim.
Siz ona göre kendinizi karşılaştırın.
Yani ona göre kafanızda bir şey çizin.
Şimdi ben küçüklüğümden beri büyümeyi bekleyen bir insanım tamam mı?
Yani çocukken çocuk olmayı hiç sevmiyordum.
Bunu sevmeme sebebim de şu değildi.
Hani olgun bir çocuk değildim veya hani böyle bilmiş çocuklar olur ya öyle bir çocuk da değildim.
Çok dışa dönük bir çocuk da değildim.
Bunun tek sebebi şuydu.
Ben özgür olmak istiyordum.
Yani ben annemle babamdan izin almak istemiyordum.
Hani çocukluğumdan beri buna baktığımda aslında şu an fark ediyorum.
Hiçbir zaman böyle hesap vermeyi veya birine bağlı olmayı, birine göre plan yapmayı hiçbir zaman sevmedim.
O yüzden de benim için bağlı çalışmak böyle zulüm gibi bir şeydi.
Evet bağlı çalışırken sabit gelirim vardı ama sadece sabit gelirim vardı.
Ben onun haricinde çok mutsuz oluyordum.
Ne bileyim adliyeye gidiyorum, ofis grubuna yazıyorum.
İşte adliyeden çıkıyorum, dilekçen bitti mi?
Mail, akşam yazıyor, ediyor, patron bilmem ne.
Ona söyle, buna söyle ya ben bu olaydan nefret ediyordum.
O yüzden de olabildiğince erken bir şekilde kendi işimi yapmaya başladım.
Ama genel olarak mesela böyle risk de alabilen bir tipim bence.
Eğer siz böyle daha konfor alında kalmayı veya nasılıyım, sabit geliri, sabit düzeni önemseyen bir insansanız ben size gelip de serbest avukatlık yap kesin diyemem.
Çünkü serbest avukatlık öyle bir şey ki yani bazen ben bunu yaşıyorum.
Herkes de yaşıyor. Bazı aylar hiçbir iş gelmiyor.
Ya aylarca belki 3 ay hiç para kazanamıyorsun.
Sonra 4. ay evet o para geliyor.
O 3 ayı da telafi ediyor.
Belki senin önündeki 3 ayı da telafi ediyor.
Ama serbest avukatlıkta şöyle bir risk var.
Sen mentalini korumak zorundasın.
Mentalin o kadar güçlü olmalı ki hani o ay iş gelmediğinde bir dahaki ay iş gelmediğinde Bunu hani kendini yetersiz görmek, özgüvenin düşmesi, hayat hakkında umutsuzluğa kapılmak, depresyona girmek
buralara çekmemelisin.
Eğer bu süreci yönetebileceksen ve hani tamam abi hani birkaç yıl ben buna dayanırım zaten o zamana kadar da hani birkaç yıl sonraya kadar da benim düzenim oturur.
Ondan sonra ekmeğini yerim diyorsan serbest avukatla ne kadar erken başlarsan o kadar iyidir bence.
Ama düşünce yapısı olarak veya aile yapısı olarak mesela bazı insanların aileleri full memur oluyor.
O kişi memur zihniyetiyle büyümüş.
Memur zihniyetinde mutlu oluyor.
O alanda mutlu oluyor. Her ay ne kadar kazandığını görmek istiyor.
O zaman da bağlı çalışmalı.
Yani kimse bağlı çalışmak kötü veya serbest çalışmak kötü diye bir şey yok bu meslekte.
Bence herkes kendi mizacına göre hareket etmeli.
Dediğim gibi bağlı çalışmak benim için gerçekten zulümdü.
Hatta kendi ofisimi açtım ama benim şöyle bir avantajım da vardı.
Babam mal müşavir ailece çalışıyoruz.
Zaten bir ofis vardı ve ben de o ofiste dahil oldum.
O şekilde de kendi işlerimi almaya başladım.
Bu arada babamdan bana müvekkil gelmiyor.
Herkes böyle sanıyor. O şekilde geçiniyorum falan sanıyorlar.
Ama terzi kendi söküğünü dikemiyor.
Yani şu ana kadar benim geçimimin %20'si %30'u falan belki babamdan gelmiştir.
O da ben hani tırmalaya tırmalaya.
Onun haricinde kendim buluyorum o müvekkilleri.
Neyse benim ofis açmak açısından bu benim için bir avantajdı.
Ama mesela şu anda düşünüyorum benim böyle bir avantajım olmasaydı da ben home office çalışırdım abi.
Yine de bağlı çalışmazdım.
Mesela İstanbul'da özellikle diğer illeri bilmiyorum maalesef.
Ama İstanbul'da bağlı çalışan avukat maaşları o kadar kötü ki ben artık var ya şok oluyorum.
Burada manifest bölümünde de anlattım.
Ben de birkaç ay önce bir deneme yaptım.
Adamın verdiği maaş, asgari ücretin bir tık üstüydü.
Ve ben 7 yıllık avukatım.
8 yıldır çalışıyorum, 5,5 yıldır avukatım.
Ama sonuçta uzun süredir bir deneyimin var yani yeni insanlara göre.
Hala asgari ücretin bir tık üstünü veriyordu adam, düşünün.
Çünkü şöyle düşünüyor, zaten oraya verdiği dilekçe, normal bir butik ofiste düşünün.
Zaten adamın sana verdiği dilekçeyi 2 yıllık avukat da yazar, 5 yıllık avukat da yazar, 10 yıllık avukat da yazar.
E adam için orada kadem önemli değil ki.
O yüzden de İstanbul piyasasındaki maaşlar çok düşük.
Hani şu an tahminim şu an 2025 Haziran ayındayız.
Yeni bir avukat muhtemelen 50 bin lira falan alıyordur.
Şimdi ben düşünüyorum hadi 70 bin lira alsın tamam mı?
70 almıyordur ona eminim de.
Şimdi ben düşünüyorum CMK'ya gittin soruşturmaya.
Bir soruşturmaya gittiğinde 3200 lira şu anki tarifede.
Onun 2500 lirası net olarak cebine kalıyor.
2500 lira 50 bin lirayı benim kazanmam için ayda kaç tane CMK'ya gitmem lazım?
20 tane giderim abi.
Hani ben bu kafadayım anladınız mı?
20 gün CMK'ya giderim.
Zaten ofiste de 20 gün çalışıyorum.
En azından bu ihtimalle kendi dosyalarımı da alabilirim.
Ve ayda 50 bin lira yine CMK'dan kazanırım.
Ama gidip de orada 9-6-9-7 birisine tüm mesaimi vermem.
Ben bu kafadayım. Ama büyük konuşmak olarak söylemiyorum.
Kendi düşünce yapımı anlatıyorum.
Allah mecbur bırakmasın tabii ki.
Mecbur bırakırsa da gider bir yerde bağlı olarak çalışırım.
Benim için sorun değil. Şimdi CMK dedik.
CMK ile ilgili çok fazla soru var.
Çünkü sanırım benim CMK videomdan geldi birçok insan.
Ama arkadaşlar ben CMK avukatı değildim.
Sadece serbest çalışıyorum ve yılda böyle birkaç kere CMK açıyorum.
O CMK açtığım günlerden birinde de video çekmiştim ve millet beni her gün CMK'ya gidiyorum sanıyor.
Hayır. Yani son 6 ayda 4 göreve falan gittim herhalde.
Neyse ama ilk zamanlar falan da ya ben bağlı çalışırken de CMK çok yaptım.
Çünkü hep ceza yapmak istiyordum ve bunun için de tecrübe edinmek istiyordum.
O yüzden de CMK'yı bu yönde çok kullandım.
Şimdi CMK eğitimini alıyorsun.
Sonra görevi açabiliyorsun.
Zaten eğitim kısmı şu an nasıl oluyor bilmiyorum.
Ama İstanbul'da çok iyi hocalar eğitim veriyordu önceden.
Şimdi göreve gitmekten bence korkmayın.
Birçok insan bunu yazmış.
TikTok'ta da bu çok fazla söyleniyor.
Abla korkuyorum, abla korkuyorum.
Ablacığım korkmana gerek yok.
Neden? Çünkü...
Görevi açtın diyelim ki karakola gittin.
Sana CMK eğitiminde bu süreç zaten anlatılıyor.
Hadi diyelim hiçbir şey hatırlamıyorsun.
Karakola gittiğinde önce sana atanan o müvekkilinle bir görüşüyorsun.
Gittiğinde polise söyleyeceğin şey şu.
Dosyayı alabilir miyim?
Bir de müvekkille görüşmek istiyorum.
Buradaki usulü kuralları falan kanundan okuyarak bakarsınız.
İşte avukat görüşme odası olması lazım.
Hani onlara falan bazen dikkat etmiyorlar.
Ama çok da önemli değil bence zaten.
Hani o sağlanabiliyor. Polise söylediğinizde polis yardımcı oluyor.
Müvekille görüşüyorsun. Müvekil sana olayı anlatıyor.
İşte eğer şartlar sağlanıyorsa etkin pişmanlıktan bahsediyorsun.
Etkin pişmanlıkla ilgili müvekili bilgilendiriyorsun.
Veya işte susma hakkını söylüyorsun falan.
Bunların hepsi tecrübe ederek anlayabileceğiniz şeyler.
Ve bol bol okuyarak. Benim ilk önerim CMK ile ilgili şu.
Bence kesinlikle açın zaten.
Çünkü bir kere orada orayı şöyle düşünün.
Kendi işinizi yapmak istiyorsanız müvekille iletişim, memurlarla iletişim, bir şeyin araştırılması, hızlı aksiyona geçmek ya da ne bileyim kovuşturma aldınız veya sorguya girdiniz.
Hakime yaptığınız savunma.
Bunların hepsi aslında...
sizin kendi işlerinizi yaparken lazım olacak şeyler.
Ve CMK'ya gittiğinizde bunları prova edebiliyorsunuz.
Öyle düşünün. Bir de şöyle bir şey görüyorum ben.
Mesela CMK'ya gidiyorlar ve bunu böyle çok sallapati yapıyorlar.
Birincisi bu meslek onuruna ve meslek kurallarına çok aykırı bir şey.
Yani orada sen müdafisin ve o kişinin hakkını savunmakla mesulsün ki karakoldaki ve emniyetteki ilk ifade her zaman en önemlisidir.
Sen ilk ifadeye atanan bir müdafi olarak bunu önemsemezsen müvekkiline ilgili çok büyük hak kayıplarına sebep olabilirsin.
O yüzden bu karma açısından da bence çok kötü.
Neyse onu geçiyorum. Sallapeti yapmamak lazım.
Çünkü şöyle mesela o adama sen atanırsın ve gidersin.
Evet işin iki dakikada bitebilir.
Ama sen orada kendi duruşunla, kıyafetinle, ilginle, bilginle var olursan o adam seni iki yıl sonra bile arayabilir.
Bakın bugün birisi bana mesaj attı.
Dedi ki siz geçen yıl bana CMK'dan atanmıştınız.
Şimdi arkadaşıma avukat lazım.
Siz aklıma geldiniz, önerebilir miyim dedi.
Çünkü ben orada, ben adamı hatırlamıyorum bile ama gittiğimde hani herkese karşı gerçekten saygılı ve ilgili davranıyorum.
Hani bir yandan da avukatları temsil ediyorsunuz çünkü.
Oraya bir işte gece atandın diye eşofmanla falan zaten gidemezsin.
Her zaman böyle şık olman lazım.
Neyse CMK'nın böyle avantajlarını mutlaka kullanmanızı ben öneriyorum.
Ya korkunuzla bir şey diyemem ben de çok korkuyordum.
Ama bir kere açtıktan sonra zaten aslında korktuğunuz gibi bir şey olmadığını anlayacaksınız.
Bir de ben burada şimdi her detayı zaten anlatamam da anlatsam da oraya gidince hani bunu unutacaksınız zaten.
Biraz daha akışta işte oradaki polisin yönlendirmesiyle zaten polisler anlıyor sizin yeni avukat olduğunuzda.
Yardımcı oluyorlar işte ifadeye girmek, ifade öncesi görüşmek.
İfadeden sonra mesela ailesine bilgi veriyorum ben bazen.
Çünkü kişi gözaltındaysa falan veya sorguda tutuklandıysa şey oluyor hani ailesiyle iletişimde kalıyorsunuz.
Orada da sınırlarınızı aşmadan hani sizin oradaki iyi niyetinizi suistimal etmemelerini sağlayarak avukat olduğunuzu belli etmek bazen de oradan özele dosya çevirmek için çok iyi oluyor.
Benim şu anda mesela müvekkil portföyünü nasıl yaptım diyenler olmuş.
Ben nasıl yaptım? Şu an %60'ı falan CMK'dan diyebilirim.
CMK'ya çok fazla gitmedim hayatımda.
Ama gittiklerimde de hep böyle özenli davrandım.
Ve ya o kişinin ya o kişinin arkadaşının bir şeyinin bir işi oldu.
Bir de şöyle bir şey var. Siz birinin işini hallettiğinizde atıyorum belki 1000 lira alıyorsun.
Çok sallıyorum şu anda.
Ve hani çok az bir para gibi geliyor.
Ama o adam sana yarın 100 bin liralık iş de getirebiliyor.
O yüzden böyle küçük hesaplara çok girmemek lazım.
Avukatlıkla ilgili en çok önereceğim şey bu.
Küçük hesaplara düşmeyin.
Çünkü mesela ben düşünüyorum bunu hep söylerim.
Yani bence ofis içindeki dosyalar kendi arasında bir denge sağlıyor.
Mesela bazen gerçekten yüksek meblada bir dosya alıyorum ama onun eforu çok az oluyor.
Ama bazen de çok düşük meblada bir dosya alıyorum.
Abi onun derdi bitmiyor.
O yüzden müvekkil bazında değil de sizin kendi dosyalarınız arasında bir denge olduğunu unutmayın.
Hani insanlara bilenmeyin.
Ama şöyle bir şey özellikle tanıdıklar bunu çok yapıyor.
Emek hırsızlığı yani seninle emeğini çok suistimal ediyorlar.
Onlara da tabii ki kanmayın.
Mesela ben tanıdığım birisi işte şu tür davalara bakıyor musun falan dediğinde yok ya ben ilgilenmiyorum diyorum.
Hani en basit veya benim yaptığım şey olsa bile.
Çünkü tanıdıkla iş yapılmıyor.
Verebileceğim en temel tavsiyelerden birisi bu.
Yani tanıdığınız özellikle akrabanız olan insanlarla iş yapmayın.
Aksi gibi o işler de...
Hani normalde iyi giden bir iş ondan işi olduğunda o kadar sarpa sarabiliyor ki sonra suçlu siz oluyorsunuz.
Ama oradan buradan sorulan hani böyle ufak tefek danışmanlık sorularına hani kısaca da olsa böyle güzel bilgi geçin.
Çünkü kimden ne iş geleceği hiç belli olmaz.
Bir de şöyle bir şey var.
Bu mesleğin başlarında maalesef insanlar bunu çok suistimal ediyor.
Ama ben artık baştan para almadan hiçbir şeye başlamıyorum.
Yani vekaleti çıkart parayı gönder ondan sonra ben dosyayı inceleyeceğim diyorum.
Çünkü bunu çok suistimal ediyorlar.
Hatta tahsil edemediğim paralar da oldu yani şu an çok sinirleniyorum onları düşününce.
Ne olursa olsun en çok önereceğim şeylerden birisi serbest avukatsanız en baştan sınır koyun.
Mesela atıyorum akşam seni 8'de mi aradı 9'da mı aradı.
Eğer ceza dosyası değilse eğer şu anda karakolda değilse o adam veya polisle ilgili bir sorun yaşamıyorsa bir şey değilse.
Canı tehlikede değilse ben şu anda çalışmıyorum.
Yarın mesai saatlerinde görüşelim.
Bakın bunu yaptığınızda yapmak zor geliyor biliyorum.
Ama sizden değerli avukat olmuyor biliyor musunuz?
Hem siz böyle daha kaliteli gözüküyorsunuz.
Hem de müvekkillerde şöyle bir şey var.
Hani bir avukata ne kadar zor ulaşırsa o avukatın o kadar iyi olduğunu düşünüyor.
İnsan psikolojisi aslında yani.
O yüzden dediğim gibi sınır koymak, tanıdıkla iş yapmamak ve...
Parayı nakit almak, veresiye kabul etmemek.
Ya düşünsenize siz markete gidince, marketi bırak bakkala gidince parasını almadan artık o bakkala bile veresiye defteri tutmuyor.
Parasını vermeden herhangi bir şey satın alabiliyor musunuz?
Hayır. Avukatlığın en kötü yanı zaten bu.
Yani senin orada yaptığın hukuki işlemi adam bir hizmet olarak görmüyor.
Bir yerden bir şey satın aldığında elinde maddi olarak böyle fiziksel somut bir şey olduğu için Onu anlayabiliyor.
Ama senden mesela danışmanlık aldığında ne var ya iki cevap verdin diyor.
E her gün zaten birileri arayıp bir şeyler soruyor.
Mesela ben babamla çalışıyorum yani gerçekten artık illallah ettim ya.
Babamın mükellefleri ya devamlı mı bir şey arayıp bir şey sorarsınız ya.
Ben zaten bunlara cevap vermekten bazen iş yapamıyorum.
O yüzden hani geç de olsa artık sınır koyuyorum.
Diyorum hani ben bu danışmanlığa giriyor daha fazla yardımcı olamayacağım falan diyorum.
Ya bugün de sesim biraz kısık kusura bakmayın.
Aslında bu bölümü çekmeyecektim ama çok fazla soru geliyor, DM geliyor, TikTok'tan geliyor.
O yüzden çekeyim dedim. Siz de sevdiğiniz bölümleri sevdiğiniz insanlarla paylaşırsanız çok mutlu olurum.
Şu anki benim tek motivasyonum ve tek yayılma şeklim bu.
Gerçi bu ara çok güzel gidiyor.
Gerçekten podcast güzel yerlere ulaşıyor.
Onun farkındayım. Çok teşekkür ediyorum hepinize.
Ve şeye geçiyorum.
Hangi konuya geçiyorum? İstanbul'da avukatlık yapmak iyi mi kötü mü?
Bu da gelmiş. Ya bence iğrenç.
Ama şunu söyleyeyim.
Şimdi bu bölümü de çok uzatmak istemiyorum.
Ama benim burada anlattığım her şey genel olarak podcast'te zaten.
Bugün 50. bölümdeyim ve muhtemelen 50 bölümün 30 bölümünde falan ben avukatlığı sevmediğimi söylüyorum.
Bu benim tercihem.
Yani ben genel olarak aslında hukuk okumayı ben çok sevdim.
Bakın gerçekten... Hukuk mezunu olmak, avukat olmak.
Ya hayata sizi 5-0 önde başlatıyor.
O kadar iyi bir perspektif yakalıyorsunuz ki hukuk okurken.
Onu mezun olduktan sonra ve yıllar geçtikçe anlıyorsunuz.
Veya ülkenizin hukukunu bilmek, genel işleyişi bilmek, insan haklarını bilmek.
Bunların hepsi insanı öne geçiren şeyler.
Benim sevmeme sebebim, önceki bölümlerde de anlattım ama kısaca söyleyeyim.
Ben yaratıcı işler seviyorum.
Ya ben bir şey üretmeyi seviyorum.
Bir şey kendi... Katkım olmasını seviyorum.
Ama avukatlık da hukuk alanında yapıyorsanız özellikle cezayı mesela daha çok seviyorum.
Çünkü cezada da yaratıcılığını kullanabiliyorsun.
Akışa müdahale edebiliyorsun orada.
İşte ne bileyim ceza mahkemelerinde mesela uzun uzun savunma yapabiliyorsun.
Ama hukuk mahkemelerinde dilekçeyle bağlısın.
Hakim çok dinlemiyor bile.
Kanunlarla bağlısın.
Mevzuatla bağlısın.
Ben bu sebeplerle avukatlığı çok sevmiyorum.
Yani kendimi böyle sıkışmış hissediyorum.
Sıkıştırılmış hissediyorum.
Ama mesela podcast'i çok seviyorum.
Instagram'ı, TikTok'u çok seviyorum.
Çünkü oralarda ben bir şeyler üretebiliyorum.
Bir şeyler yaratabiliyorum.
O yüzden siz çok bana bakmayın.
Benim üzerimden hani avukatlık çok kötüymüş demeyin.
Mesela ben şunu da biliyorum.
Ben avukatlığı sevseydim şu anda bangır bangır da avukatlığın iyi yanlarını anlatıyor olurdum.
Ama sevemedim bir türlü.
Veya atıyorum sevseydim...
Bunun için bakın hani şu an ben nasıl podcast en zor şartlarda bile çekiyorum ve burada 8 aydır her hafta düzenli içerik üretiyorum.
Ya bu çok ciddi bir emek ve istikrar.
Instagram da aynı şekilde.
Instagram bilinç.akşi.podcast bu arada.
Hiçbir karşılığı olmadan buna aylardır neden devam ediyorum?
Çünkü çok seviyorum üretmeyi.
E avukatlığı da eğer ben çok sevseydim.
Bunun için... Orada da elimden geleni yapardım.
Bununla eminim. Size söyleyebileceğim şey burada şu.
Eğer avukat olmayı gerçekten istiyorsanız veya avukatlığın size göre bir meslek olduğunu düşünüyorsanız bir süre full fokus yani elinizden gelenin fazlasını yaparak bu uğurda
çalışın. Her şey yapın ama.
Her şey çok istikrarlı, düzenli.
Kendinizi geliştirin. Yargıtay kararları tarayın.
Devamlı atıyorum. Devamlı müvekkillerle böyle iyi bir iletişim halinde olun.
Atıyorum bu bir yıl olur iki yıl olur karşını belki alamazsın.
Ama ben şuna inanıyorum.
Her işte bazen uzun süre karşılıksız bir şekilde devam etmen gerekebiliyor.
Ama sonunda onun karşılığını öyle bir alıyorsun ki.
Hani diyorsun ki ya iyi ki iki yılımı harcamışım ya.
İyi ki iki yılımı harcamışım çünkü şu an onun karşını kat be kat alıyorum.
Eğer siz de o yüzden seviyorsanız elinizden geleni yapın.
Ben sevmediğim için elimden geleni yapmadım ve sevmediğim için de sadece geçim kaynağı olarak devam ediyorum.
Veya ceza alanını seviyorum.
Cezada daha böyle şey çalışıyorum, istekli çalışıyorum.
Dediğim gibi bu tamamen size bağlı bir şey.
Beni örnek almayın. Ama şunu da söyleyeyim.
Eğer mesleğin başındaysanız ve sevmiyorsanız...
Mesela benim böyle DM'den devamlı konuştuğum bir takipçim.
DM BFF'lerimden birisi.
Kaç yıl çekilir ben daha 6.
aydayım pes ettim gibi bir şey yazmış.
Ya ben... Yani ben de öyleydim.
Yazının girdiğim yerde bir tane antetli kağıda şey yazmışım.
O günkü duygularımı yazmışım.
Bir tane YouTube videosu çekeceğim.
Aslında YouTube'a girmeyi düşünüyorum da o vakit olmadı.
Orada da bu konuları anlatacağım.
Hatta orada okurum o kağıdı.
Ya daha 19-20 yaşındayım.
Ve kağıda şunu yazmışım ben bu mesleği yapmak istemiyorum.
Ya o kadar hani 10 yıl önce ya hala 10 yıl geçti hala da sevmiyorum hala da yapmak istemiyorum düşünün.
Eğer siz de hani acaba zamanla geçer mi acaba zamanla sever miyim avukatlığı diyorsanız yüksek ihtimalle sevmezsiniz.
Çünkü insan onu hissediyor bir işin kendisine göre olmadığını.
Kendisine iyi gelmediğini hissediyor.
Şu an diyorum ki keşke hani hukuk mezun olmak çok büyük bir ayrıcalık.
Toplum içinde de hani kendisi için kişisel gelişim olarak da.
Şu an diyorum ki tamam hadi mezun oldum birkaç yıl yaptım.
Keşke 25 yaşında böyle risk alarak falan yeni bir dala yönelseydim.
Mesela bir takipçim bana mesaj atmıştı çok şaşırmıştım.
Halbuki ne güzel bir şey yapmış.
Avukatmış bırakmış ve pastacı olmuş.
Böyle çok güzel bir sayfası falan vardı.
Böyle şeyler bence yani ben çok takdir ediyorum.
Bulunduğu yerde durma mecburiyeti hissetmeyen.
Bunun için böyle oradan çıkıp da risk alan insanları çok takdir ediyorum.
Çünkü ben o riski almaya çalışıyorum ama bir yandan da mesela bir dosya alıyorum.
Abi o dosyayı almışım.
O dosya zaten 2 yıl 3 yıl sürüyor.
Ben 2-3 yıl daha o dosyayı bırakamıyorum.
Öyle olunca da devamlı böyle bir döngüde geçimimi sağlamak için aldığım dosyalar benim yıllarıma mal oldu yani.
Avukatlığı bırakamadım. Kendime kızdığım şey 25 yaşında keşke.
Bir gün deseydim ki ben bırakıyorum ya.
Ben daha hiçbir dosya almıyorum.
O zaman bağlı çalışıyordum hatta.
Hiçbir şey yapmıyorum.
Ben hukuk bilmiyorum arayan kişilere de.
Sadece deniz ticareti yapıyorum falan.
Deniz hukuku yapıyorum falan.
Deseydim ve o zaman o riski alsaydım diyorum.
Çünkü 25 yaşında sizin kaybedecek bir şeyiniz yok.
Özellikle aile evinde yaşıyorsanız, çoluğunuz çocuğunuz yoksa bırak abi.
Hani en fazla ne olabilir ki?
Bir yere gir, bir yerde çalış böyle normal bir yerde.
O sırada da ne yapmak istediğini bul.
Bir şeyler dene dene. 30 yaşına kadar çoktan bulurdum zaten.
Şimdi buldum bu arada. Hani podcast'ten devam etmek istiyorum ben.
Çok mutluyum burada. Ama işte ikiye bölünmek, üçe beşe bölünmek insanı zorluyor.
Şimdi baktım bir iki soruyu daha yanıtlayayım.
Çok uzatmak istemiyorum. Bir de sonra genel bir soru cevap da yapacağım.
Orada da bir de YouTube'a girmek istiyorum.
YouTube'a bu avukatlık videosuyla girmek istiyorum.
YouTube'da veya genel soru cevapta yine aklınıza takılan bir şey varsa sorarsınız onu cevaplarım.
Ama şimdi gözüme takılan şey bu CMK süreciyle ilgili genel bilgilendirme istemiş.
Yani herkes bunu istemiş. Aslında bayağı anlattım.
Ama size özetle şunu söyleyeyim.
Soruşturma ve kovuşturma olarak ikiye ayrılıyor ya CMK süreci.
Bence kovuşturmayı her zaman açık tutun.
Oradan gelen dosyada evet yıllar sürüyor ama ceza dosyalarında zaten atıyorum müzekeler yazılıyor, deliller toplanıyor.
O sırada sizin her duruşmaya katılmak zorunda değilsiniz.
Ama o dosyada gördüğünüz şeyler, o dosyaları okumak size çok iyi tecrübeler kazandırır.
O yüzden ben kovuşturmayı hep açık tutuyordum ilk başladığımdan beri.
Şimdi yine açtım.
Kovuşturma beni denildiği kadar yormuyor.
Her duruşmaya girmek zorunda değiliz çünkü dediğim gibi.
Ayrıca bazen de beraat denk gelebiliyor ve beraat ve kağıt ücreti de tahsil edebiliyoruz artık.
Bence kovuşturmanız hep açık olsun.
Mesela işte ben şey yapıyordum kovuşturmada da.
O dosyada diyelim ki başka özel müdafiler mi var?
Ben o özel müdafilerin dilekçelerini açıyordum, okuyordum, paylaştıkları yargıtay kararlarına bakıyordum.
Ne bileyim hani o kadar çok şey öğrendim ki CMK sayesinde yani.
O ağır ceza dosyalarını falan.
Yoksa ne yapacaksın? Gidip adliyede mi okuyacaksın?
Hani bunu da yaptım bu arada. Adliyeye gidip mesela bir konuyu merak ediyorum atıyorum.
Uyuşturucu dosyaları. Uyuşturucu dosyaları hani evinizdekilerden birkaç tane verir misiniz?
Ben biraz da şurada okusam falan diyordum.
Okuyordum. Bunu da yapabilirsiniz bu arada.
Ne bileyim şu anda ben hala şey yapıyorum.
Mesela bir dava açacağım. Atıyorum çok arada kaldım.
Hani işin içinden çıkamıyorum.
Her yere baktım şey yapamıyorum.
Gidiyorum adliyeye. Birkaç tane farklı hakime soruyorum.
O mahkemenin hakimine.
Ondan sonra da onlardan bir görüş alıyorum.
Zaten siz hiçbir zaman böyle bir hakimin yanına gittiğinizde bir soru sorduğunuzda özellikle genç avukat olarak hani hiç denk gelmedim ben tersleyen hakime.
Hep yardımcı olmak istiyorlar.
Ondan sonra da kaleme gidip hani o dosya konusunu söyleyip atıyorum kiracının tahliyesi sallıyorum.
kiracın tahliyesiyle ilgili bir iki dosya bakabilir miyim dediğinizde zaten dosyaları inceleme hakkınız olduğu için herhangi bir dosyadan bilgi edinebilirsiniz.
CMK'yı da bence bu yönde kullanmanız çok mantıklı olur.
Bir de şöyle şimdi soruşturmaya gidince de evet soruşturmaya gidiyorsun tamam mı?
Emniyete gittin. İfadeye girdin.
İfade sırasında ifadenin önce müvekille konuşuyorsun.
İfadeye de müvekil ifadesini veriyor.
En son avukata söz hakkı veriliyor.
Ondan sonra diyelim ki diğer gün müvekilin Savcılığa çıktı.
Savcılık aşamasında da sen savcılıkta ifadeye giriyorsun ama bazen de savcı savcılıkta ifadesini almadan direkt suç cezaya sevk ediyor.
Bu da ne demek? Savcı diyor ki zaten emniyette bu ifade vermiş.
Benim şu an burada tekrar ifade almama gerek yok.
Tutuklanması gerektiğini düşünüyorum diyor.
Ve müvekkilinizi direkt suç cezaya gönderiyor.
O zaman da siz suç cezada sorgu dediğimiz sorguya katılıyorsunuz.
Suç ceza hakimi. Orada tekrar ifadesini alıyor.
Tekrar sorular soruyor.
Sizin de savunmanızı alıyor.
Ve tutuklansın veya adli kontrol veya serbest yargılansın şeklinde karar veriyor.
Bazen de bu üçüne birden katılmanız gerekiyor.
Atıyorum ifadeye gittin.
Sonra adliyeye gidiyorsun.
Savcılıkta ifadeye giriyorsun.
Ondan sonra da suç cezaya gidiyorsun.
Orada sorguya giriyorsun.
Ve şöyle bir şey var. Savcılıkta çok bekliyorsunuz genelde.
İstanbul'da böyle ve suç cezada da çok bekliyorsunuz.
5 saat bekleyenler falan var.
Orada yapmanız gereken şey şu polisle iletişim halinde olmak.
Polise diyeceksin ki ben zaten adliyenin oralardayım.
Birkaç dosya kalabalığına söyleyin ben hemen gelirim diyeceksin.
O sırada ya adliyede barı odasında ya adliye çevresinde bir yerde kendi işlerini halledeceksin.
Sonra da ifadeye katılacaksın.
Yani CMK süreci çok kısa bir şekilde bu şekilde.
Onun haricinde tutukluk itirazları falan yapmak gerekiyor.
Onlardan da sorumluyuz.
CMK'da nelerden sorumlu olduğumuzla ilgili zaten çok kolay bir şekilde buna ulaşabilirsiniz.
Benim önerim sonuç olarak avukatlık yapıyorsanız yaptığınız her işi düzgün, temiz ve özenli yapmaya dikkat edin.
Çünkü nereden ne iş geleceği hiçbir zaman belli olmaz.
İkincisi sınırınızı insanlara karşı koruyun.
Hakkınızı yedirmeyin. Böyle bedava danışmanlık işte sizden yararlanmaya çalışan insanlara.
Fırsat vermeyin. Oralarda hep sınırınızı koruyun.
Üçüncüsü nakit çalışın.
Parayı almadan yapmayın.
Yani hayır kurumu değiliz. Herkes aynı şeyi rica ediyor.
E o zaman biz para kazanmayalım yani.
Dördüncüsü CMK'yı bence kullanın.
Özellikle yeni avukatsanız veya ceza alana geçmek istiyorsanız.
CMK sanıldığı kadar kötü bir şey değil.
Ben de önceden diyordum ki ben bir daha yapmam.
Ben işte kıdem kazandıkça yapmam çok utanç verici falan diyordum.
Hayır abi. Bazen insanın paraya da ihtiyacı olabiliyor.
Yap bitir iş yapıp para kazanmak isteyebiliyor mesela.
Veya tecrübeye de ihtiyacı olabiliyor.
Orada görebileceğiniz ceza dosyalarını kolay kolay bulamayabiliyorsunuz.
Çok amelelik yanları da var evet ama ben orada tecrübeye odaklanmayı seçiyorum.
Bu kadar şu an aklıma gelenler.
Zaten yeterince uzun bir bölüm oldu.
Lütfen nereden dinliyorsanız takip etmeyi unutmayın, destek olmayı unutmayın.
Sizi seviyorum, görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
