
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bahsettiğim app: meetup #reklam * değil
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda buradaysanız...
Genciz. Çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bilinç Akışı Podcast'ın 86.
bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Başlamadan hemen nereden dinliyorsanız takip edip zilli açmayı lütfen unutmayın.
Hatta Apple'dan dinliyorsanız podcast'e yorum yapabiliyormuşsunuz.
Önceden yapılan yorumları ben daha yeni gördüm.
Çok hoşuma gitti. Instagram bilinç.akşi.podcast.
Hemen reklamları geçip konuya giriyorum.
Bugün arkadaşlıklar üzerine konuşacağız.
Bana en çok gelen DM konularından birisi.
Arkadaşlıkla ilgili sorun yaşayan bu kadar insan olduğunu bilmiyordum.
Şimdi nereden başlasak bilemiyorum açıkçası.
Arkadaş edinmekten başlasak diyeceğim.
Arkadaş nasıl edinilir ben de bilmiyorum ya.
Ya unuttum o işleri.
Küçükken mükemmeldi.
Arkadaş olalım mı derdik ve olurduk.
Ay var ya geçen 4-5 yaşında kuzenimi parka götürdüm.
O oynuyor ben de bankta oturuyorum.
Geldi yanıma onunla arkadaş olmak istedim ama istemedi dedi.
Bir çocuğu gösterdi.
Kızı arkadaş olalım mı demiş kız da hayır demiş.
Yıkıldım. Ulan çocuklar ne kadar acımasızsınız ya siz kafayı mı yediniz?
Hayır ne demek? Ne diyeceğimi bilemedim.
Şey dedim ya o kız senden büyüktür diyor aynı oyunları oynamıyorsunuz diye istememiştir dedim.
Böyle durdu düşündü.
Ben de benden küçük çocuklarla arkadaş olmuyorum dedi gitti böyle kafasını oturttu direkt.
Bu çok sık olan bir şeymiş o yüzden sanırım kolayca bunu aştı.
Ben ilk kez karşılaştım ve kalbim acıdı yani ne diyeceğimi bilemedim.
Bu yaşımda biri bana arkadaş olmayalım dese var ya kahrolurum.
Genelde şöyle oluyor bende küçüklüğümden beri.
Bir ortamda böyle bakarım, birine kanım kaynar, ona bir...
Hani bir gözlemlerim yani çok da gözlemlemem ama bir yaklaşırım.
Yavaş yavaş onunla arkadaş olurum.
Hatta en yakın arkadaşlarımdan biriyle liseden arkadaşız.
Lise 2'ye geçince hani TM falan diye ayrılıyor ya sınıflar.
Ben TM'deydim. Ona Facebook'tan mesaj atmışım.
Aynı sınıfa düşmüşüz. Aynı sırada oturalım mı yazmışım.
Öylece sıra arkadaşı olmuştuk yıllarca.
Bu hep yaptığım bir şey olsa da büyüdükçe çok arkadaş edinemiyoruz tabii.
Başta bir çekiniyorum ben.
Hani ilk kez bir ortama giriyorsam bilmediğim ortama...
gitmeyi ya bilmiyorum hiç sevmiyorum.
Oraya gidince şey yapıyorum bakın hani oraya gittim ya rahatlıyorum ve açılıyorum.
Hatta böyle yanında rahat olduğum insanlarla iken ben falan diye capsler var ya öyle bir tip oluyorum.
Ama o ortama gidene kadar ayaklarım geri geri gidiyor.
Şu an bu huyumun üzerine gitmeye çalışıyorum.
Gerçekten gitmek kullandım bilmiyorum ama anladınız siz.
Hani bunu challenge'lıyorum kendime.
Mesela şimdi PowerTurk'ün ödül töreni var tamam mı?
Gitmem lazım. Yani sonuçta burada, bu tarafta işler nasıl yürüyor, millet ne yapıyor falan bir bakmak, alışmak lazım.
Ama oraya gideceğim, ee abi yani kimseyi tanımıyorum, kimseyle gidip konuşamam, ne diyeceğim?
Ben mesela böyle barının etkinliklerine falan bile gitmiyorum.
Herkes avukat, herkes meslektaşım olmasına rağmen oraya da gitmiyorum, çekiniyorum.
E burası da hiç bilmediğim bir ortam, buna daha çok çekiniyorum.
Muhtemelen benim yaşıtım pek kimse olmayacak.
Yani bir Doktor Güleç falan olacak.
Düşünsenize ona gidip şey diyorum. Selam ben Zeynep bilinç akışı podcast.
Diyemem abi ne alaka.
Bir de çok enerjik ve baskın birine benziyor.
Ben çok çekinirim öyle insanlardan.
Tanışamam insanlarla o şekilde.
Onu geçiyorum suda belki bile olsa.
Ki kendisi beni TikTok'tan takip ediyor.
Onun yüzünden TikTok atmaya utanıyorum.
Ondan da çekinirim. Daha doğrusu ondan çekinmem ama ona da yaklaşamam.
İçerik üreticilerin olduğu ortama ben adapte olamayacağım muhtemelen.
Bir de çok fazla şey duydum.
İşte ortamlar genelde kötüymüş.
Yani kötüymüş derken millet birbirinin arkasından çok sallıyormuş.
Ben korkuyorum böyle işlerden, bu camiadan korkuyorum.
Şeyi de çok merak ederim bu arada.
Ünlüler falan kendi arasında nasıl yapıyor bu işleri?
Mesela Block 3 tamam mı?
Yeni nesil şarkıcı ya.
Şarkıcıların olduğu bir ortamda Tarkan'la karşılaşıyor.
Tarkan'a ne diyor? Abi ben Block 3, ben de şarkıcıyım, ben de ünlüyüm falan diye kendimi tanıtıyor.
Yani ne yapıyorlar? Neyse.
Yeni arkadaş edinmek nasıl olur?
Bir yaştan sonra... İnanın ben de bilmiyorum.
TikTok'ta çok görüyorum. Yeni arkadaş edinemiyorum deyip buluşma düzenliyor kızlar.
Bir sürü kız gidiyor, bir sürü arkadaşları oluyor sonra falan.
Oraya kesin bakmanızı öneririm.
Herhangi bir derdiniz varsa TikTok kullanmak zorundasınız zaten.
Lütfen herkes bunu kabul etsin artık.
Mesela arama kısmında diyelim Elazığ'da oturuyorsunuz, Elazığ'da arkadaş arıyorsunuz.
Elazığ arkadaş yazın.
Eminim sizin gibi birileri vardır arkadaş arayan.
Eğer yoksa da siz bir TikTok çekin konuşarak.
Başta da arkadaş arıyorum şu şehirde yazın.
Dost arıyorum. İşe yarayacak bakın eminim.
Bu bir seçenek. Günümüzün nimetlerini kullanın.
Diğer bir seçenek Meetup diye bir uygulama var.
Şehrindeki etkinlikleri gösteren bir uygulama.
Orada da bir sürü insanla tanışabiliyorsun.
Açıklamaya adını yazarım. Öyle uygulamalara bakın öyle etkinliklere katılabilirsiniz.
Daha manuel yöntemlere gelecek olursak.
Çağrıldığınız her yere gidin arkadaşlar.
Diyelim bir arkadaşınızın doğum günü var.
Doğum günü olan kişiyi çok sevmiyorsunuz.
Yine de gidin. Orada birileri olabilir kafanızın uyduğu.
Arkadaş edinmenin en iyi yolu arkadaşlarınızın çevresiyle tanışmak.
aslında. Ya öyle öyle büyüyor insan arkadaşı ortamı.
Benim şu anki en yakın arkadaşlarımdan birisi kuzenimin eski sevgilisi.
Kuzenim sayesinde çok kısa görüşmüştük.
Onlar ayrıldıktan sonra böyle girl bir etkinlik oldu.
Ona gidecektim ben. Instagram'dan gördük, konuştuk falan.
O da geldi. O zamandan beri çok yakın arkadaş olduk.
Instagram sayesinde oldu bu.
Ya yeni tanıştığınız ve kafanıza yatan, kafanıza uyan insanları Instagram'dan ekleyin.
Arkadaş olarak. Bakın bu çok yapılıyor biliyorum.
Eklemiyor millet birbirini.
Gurur yapıyor, ego yapıyor.
Abi mal mısınız? Hani Instagram böyle bir yer zaten.
Biri sizi ekleyince kendinizi bir bok sanıyorsunuz demek ki.
Bu kadar ciddiye almayın sosyal medyayı.
Ekle gitsin ne olacak? Yani bunun bile hesabını tutuyorsan, bu kadar işten pazarlıklıysan işin zaten zor.
Hani o ayrı mesele. Sonra cuma.
Ya influencer etkinlikleri oluyor ya, onlara gidin.
Biz iki kere yaptık.
Gelen herkes birbirine benziyordu abi.
Ya aynı kişiyi takip ettiğiniz insanlarla benzersiniz.
Kafanız uyuşur. Özellikle de böyle podcast gibi şeylerde.
Yani ne bileyim bir kombin influencerı izliyorsan tabii ki oradaki diğer insanlarla, diğer takipçilerle benzeme olasılığın düşüktür.
Çünkü kombini herkes izler.
Ama atıyorum böyle bir podcasterı takip ediyorsan, onun podcastlerini seviyorsan onun diğer takipçileriyle yüksek ihtimalle benziyorsundur.
Biz yaptığımızda İstanbul'da çok kişiydik.
O kadar birebir muhabbet edemedik.
Gerçi siz kendi aranızda ettiniz mi bilmiyorum da.
Ankara'da bir buluşma yaptık sonra.
14 kişiydik. Allah'ım o kadar iyiydi ki muhabbet.
Hani herkes mi birbirine benzer?
Oradan arkadaş olanlar falan oldu.
Çok sardı muhabbet. Böyle şeylere bakın yine TikTok'ta, Instagram'da.
Influencer buluşmalarına falan gidin.
İş arkadaşları oluyor bazen.
Şanslıysanız iyi iş arkadaşları denk geliyor.
O olayı çok seviyorum. Zor bir ihtimal belki.
Çalıştığınız yerde kafa insanlar varsa müthiş bir şey.
Ben iğrenç bir ofiste çalışıyordum.
Çoktan istifa ederdim de oradaki arkadaşlarım çok iyiydi.
Hala da görüşüyoruz düzenli.
5-6 kişi falan hatta 7 kişi olduk sanırım eşleriyle.
Bir arkadaş grubu olduk.
Ben yine 7. Ofislerde şu olay olur bir de.
Arkadaşlık iyi olduğu için değil de aynı iş yerinde çalıştığı için devamlı plan yapan insanlar.
Ya siz ne yaşıyorsunuz ya?
Bir yerde çalışıyordum tamam mı?
En küçük bendim. 22 yaşında falandım.
Her gün iş çıkışı bir yere gidiliyordu.
Ve ofis dedikodusu yapılıyordu.
Dinliyordum ben de bakıyordum böyle ilk kez çalışmaya başlamışım anlamlandıramıyordum.
Tüm gün beraberiz zaten.
Niye bir de iş çıkışı bir şeyler yapıyoruz?
Yani herkes kendi özel hayatını konuşsa ve böyle bir arkadaş ortamı olsa okey.
Ama iş çıkışında da hala iş ortamı gibiydi, garipti.
Böyle şeylere hiç bulaşmayın derim.
Foma olmayın. Yani gitmedim, katılmadım diye kendinizi geri kalmış hissetmeyin.
Eğer ortam sizi sarmıyorsa.
Evinize gidin, kafanızı dinleyin.
Hiçbir şey kaybetmezsiniz.
Ama kafanıza uyan insanlar varsa onlarla özel hayatta da görüşüp onların arkadaş çevreleriyle de tanışabilirsiniz.
O zaman çok tatlı oluyor. Öğrenciyseniz kütüphanedeki kulüplerde falan tanışabilirsiniz.
Hatta bakın öğrenciyken tiyatro, sinema böyle şey etkinlikleri oluyor ya işte İstanbul Film Festivali diyelim.
Oraya giden insanlar, tek başına gitmeyi seven insanlar çok oluyor tamam mı?
Zaten çok fazla film gösterimi olduğu için bazıları...
Kendisine bir liste çıkarıyor ve tek başına bam bam bam hepsine gidiyor.
Ben öğrenciyken öyleydim.
Ya da tiyatrolar da aynı şekilde.
Mesela oralara gidip orada insanlarla tanışabilirsiniz.
Çocuğunuz varsa çocuğun okul arkadaşlarının aileleriyle tanışıyorsunuzdur zaten.
Ya ben bu partı acayip merak ediyorum.
Çocuğumun okuldaki diğer velilerle arkadaş olurum gibi geliyor.
Bu gidişle hepsi benden küçük olacak da neyse.
Çok tatlı bir olay. Arkadaşlarınız var diyelim bir şekilde.
Bir arkadaşlık nasıl sürdürülür?
Neler önemlidir? Bunları bir düşünelim.
Ya ben hep söylüyorum.
Arkadaşlık ilişkisiyle romantik ilişkiler apaynı.
Çok çok az fark var aralarında.
Bakın dikkat edin. Yakın arkadaşlarınıza bakın.
Ya aileleriniz benziyordur.
Ya travmalarınız benziyordur.
Bir şeyleriniz benziyordur.
Ondan yakın arkadaş olmuşsunuzdur.
Hayatınıza çektiğiniz ilişki modeli.
Nasıl travmalarınızla bağdaşıksa çektiğiniz arkadaş da öyle oluyor.
Yakın hissediyorsunuz çünkü geçmişiniz benziyor.
Büyüdüğünüz evler benziyor.
Bunu fark ettiğimde şok olmuştum.
Bazen buradan da sınanıyor insan bence.
Aynı ilişkide sınandığı gibi.
Bir de bir insanın arkadaşına bakarak onunla ilgili fikir sahibi olmak çok doğru bir yöntem.
Yakın arkadaşlarımızın toplamı ise hepimiz tamam mı?
Hepsinden bir huy bir şey vardır sizde de.
Bunu kabul etmemezlik yapıp hayır biz çok farklıyız diye düşünüyorsanız da.
Kendinize sormanız lazım. Madem çok farklıyız ben neden duruyorum burada?
Ben burada duruyorsam bende de bir problem vardır.
Atıyorum orada sınır çizememek gibi.
Arkadaşlık ilişkilerinde genelde karşı tarafı suçlama eğiliminde oluyoruz.
En çok kendimize bakmamız gerekiyor aslında.
Bunu kaçırıyoruz bence.
Veya diğer bir konu arkadaşlıkla romantik ilişkilerin benzediği.
İkisinde de alma verme dengesi çok iyi olmalı.
Çok dengede olmalı.
İki tarafında masaya eşit şeyler, yani eşit derecede emek koyduğu bir ilişki modeli olmalı.
Bir arkadaşınız diyelim.
Hep siz ona katma değeri sağlıyorsunuz.
Hep siz dinliyorsunuz. Hep siz buluşalım diyorsunuz.
Hep siz kendi evinize çağırıyorsunuz.
Hep sizden gidiyor.
Ya böyle bir dünya yok. Bunu yaptığınız hiçbir insan evladının gözünde değerli olamazsınız.
Ya en yakın arkadaşınız bile olsa yok bizim aramızda böyle şeylerin lafı olmaz.
Olur. Sen fark etmezsin.
Sen kendi kandırıyorsun.
Bir dur bakalım. Hani bir kes o akıttığın şeyleri.
Hala lafı yok mu?
Hala gerçekten de aynı düzende ilerliyor mu aranızdaki muhabbet?
Anca o zaman anlarsın.
Gerçekten hani lafı olup olmadığını.
Mesela biri geçen şey yazmış.
Üniversiteye gidiyormuş. Şey demiş.
Arkadaşlarıma güzel yiyecekler hazırladım.
Kampüs bahçesinde yiyelim diye düşündüm.
Hiç beklediğim gibi olmadı demiş.
Bir teşekkür bile etmemişler.
Hadi kalkalım falan demişler.
Bunu anlatan arkadaşımız bence iş oraya gelene kadar bunu fark etmeliydi.
Bir kere neden sen hazırlıyorsun sadece?
Böyle şeyler ortak bir fikirle yapılır.
Tek bir insanın içinden gelip bir şeyler hazırlayıp gitmesi için buna değen oturmuş bir arkadaşlığı olmalı.
Yoksa orada değer görmesi çok zor bir ihtimal.
Benim düşüncem sen henüz arkadaşlığının oturmadığı veya oturduysa bile değer bilmeyen insanları bir şeyler hazırlayıp Gitmemeliydin.
Önceden anladığın anlar kesin olmuştur.
bu insanlarda bir sorun olduğunu ama kendini kandırmışsındır.
Suçlamak için söylemiyorum tabii ki bunu.
Bunu diyen kişi 20 yaşında falan bir kızız.
Sadece gözünüzü açın biraz arkadaşlar.
Öyle gelişine yaşayıp ilişkilerde işte ben kendim için yapıyorum zaten falan diye kendinizi kandırmayın.
Sosyal ilişkilerde en önemli şey gözlem yapmak.
Bir bakın ya o arkadaşlarınız sizin için ne yapıyor?
Size karşı tavırları nasıl?
Siz aramasanız arıyor mu?
Siz teklif etmeseniz bir adım atıyor mu?
Bunları... yapmayan insanlara hala emek vermeyin.
Sonra üzülüyorsunuz.
Ama baştan belli oluyor çoğu olay.
Süreci okusanız yani süreci okumak.
İnsanları gözlemleseniz ve kendinizi kandırmasanız bunu göreceksiniz zaten.
Benim üniversitede bir arkadaşım vardı.
Var ya kız sadece kendini anlatıyordu.
Böyle bir şey olamaz.
Ya nasıl sadece kendini anlatabilirsin ya?
Hadi o anlatıyor biz neden dinliyoruz?
İnsan ilişkilerinde en nefret ettiğim şey bakın.
Bir insan sadece kendini anlatıyorsa maldır.
Başka açıklaması yok.
Maldır çünkü ya şımarıktır, ya ilgi manyağıdır, ya empati yoksulludur, ya sosyal zekası düşüktür ve ortamda milletin sıkıldığını fark edemez.
Neresinden tutsan elinde kalıyor.
Hani sadece kendisini anlatmasa bile bir ortamda çok uzun süre konuşan insanlar.
Abi bir etrafınıza bakın.
Kimse bir muhabbet dönerken Bir insanı çok uzun süre konuşmasından hoşlanmaz.
Böyle insanla görüşmeyeceksin abi, bitti.
Bu insanı ayıracak vaktin yok.
Zaten bu tiplerin hep bir derdi olur.
Anlatacak dert bulamadığında da karnı ağrır, bileği burkulur, alerjisi tutar.
Ya konuşarak ya da fiziksel anlamda dikkat çekmeye çalışır.
Evde alamadığı ilgiyi sosyal çevresinden böyle kazıyarak almaya çalışır.
Siz bu insanlara ilgi borçlu değilsiniz.
Bunlarla ne kadar uğraşırsanız o kadar sizden gider.
Enerjinizi sömürmelerine izin vermeyin.
O enerji size lazım.
Dünyada tek bir arkadaş kaldı ve o da böyle biri mi?
Yine olmayın. Tek başınıza kendinizle ilgilenin.
Daha faydalı bir yere ulaşırsınız eminim.
Bir kere şöyle düşünün.
Aynı masaya oturunca sizin duygu dünyanızı, yaşadıklarınızı, hayatınızı, hislerinizi merak etmeyen bir insan size değer veriyor olabilir mi?
Ama onun sorunları var. Ama onun ailesi problemli.
Hayır abi hepimizin sorunları var.
Biraz aslında o noktada bedenimizi dinleyince bile bence beden bize her şeyi söylüyor.
Böyle insanların yanında konuşasınız gelmez mesela.
Ortamın enerjisi iyi olmadığı için insanın kendi enerjisi de düşer.
Bir şey anlatası gelmez, ağızlı laf yapmaz.
Fiziksel olarak sinyaller vardır o insanın size iyi gelmediğine dair.
Bunları gözlemleyin.
Ya da tam tersi.
Sadece dinleyen insan tipi.
Bunlar sadece sizi konuşturur.
Her şeyi didik didik sorar.
Sakın bakın sakın.
Bu da diğerinin aynısı.
Hatta daha beteri. Hadi diyelim mal olduğu için yapıyordu.
Bu mal değil. Bu içten pazarlıklı.
Ya size her şeyi sorar.
Kendisi geçiştirip durur.
Bunların şöyle bir inancı vardır.
Ay nazar değer. Ay göz olmasın story atmayayım.
Türk kahvesi storiesi falan atarlar genelde.
Herkesin onların hakkında konuştuğunu ve herkesin onların o...
...basit hayatında gözü olduğunu falan sanarlar.
Laf sokan storyler atarlar, whatsapp durumları atarlar.
Bunu hiç sevmiyorum. Gerçekten umurumda değil abi.
Senin o hayatın umurumda değil.
Diğer bir insan tipi, daha doğrusu arkadaş tipi...
...bir arkadaş ortamında biri vardır.
Herkesin arkasından herkesin dedikodusunu yapar.
Sana gelir onu söyler, ona gider seni söyler.
Senin yanında başkası hakkında konuşuyorsa...
Başkasının yanında da senin hakkında konuşuyor.
Bunu görmek bu kadar zor olmamalı.
Hayır benim hakkımda konuşmaz diye düşünmeyin.
Emin olun konuşuyordur. Çok eski bir bölümde anlatmıştım sanırım.
Bir gün yemek yiyoruz bir yerde.
Beş kişi falanız. Bir kız erken ayrıldı.
Diğerleriyle de bu kız yakın arkadaş tamam mı?
Abi hepsi birden kızın dedikodusunu yapmaya başladı.
Ben yeni tanıyorum hepsini ama onlar birbirleriyle bayağıdır tanışıyor.
Var ya midem bulandı.
Kaç yıllık yakın arkadaşlar.
Kız kalktığı an kızın arkasından konuşuyorlar.
Yeni tanıştıkları birinin yanında.
Böyle anlarda notunuzu verin işte.
Diyorum ya sosyal gözlem yapın.
Ne yapacaksınız? Güvenmeyeceksiniz bu insanlara.
Yakın görmeyeceksiniz.
Ya bakmayın arkadaşlıkta ve sosyal ilişkilerde bence etik değerler çok önemli.
Etik ve ahlak değerler hatta.
Bir insanın siz olduğunuz için değil de kendi dünya görüşünden dolayı bazı değerleri önemsemesi gerekiyor.
Mesela böyle dedikodu yapmak gibi falan.
E sen bu sosyal gözlemi yapmayıp oturup onunla dedikoduya başlarsan sonra ağlarsın zaten.
Neden kimseye güvenemiyorum, neden yakın arkadaşım yok diye.
Çoğu durumda problem insanın kendisinde oluyor.
Bir şeyleri gözlemlememiş, izlememiş, o insanlara direkt bodozlama atlamış oluyor.
Halbuki biriyle vakit geçirirken en ufak hareketlerinden bile nasıl bir karakterde olduğunu anlayabiliyoruz.
İşte o öyle değildir, şimdi öyle denk gelmiştir, onu demek istememiştir.
Ya bu bahaneleri de bırakalım artık lütfen.
Herkes ne yaptığının...
Çok farkında. Biz taviz verdikçe, alttan aldıkça aynı şeyleri tekrarlamaya yüz buluyorlar.
Taviz tavizi doğurur ya, bir insana alttan alırsın, bir alırsın, iki alırsın, üçüncüde artık sınırı koyman gerekir.
Bizde de aynı şekilde yani. Birileri bize taviz verdikçe yapmaya devam ediyoruz.
Benim arkadaşlarıma ettiğim büyük bir ayıp var mesela.
Bir yıldır mesajlara dönmüyorum.
Acil bir şey olmadıkça, o konuşmanın acil olmadığını bildiğim için mesaja çok geç dönüyorum.
Diyelim buluşacağız, işimiz var, bir şey var.
O an online'ım, o an konuşmadayım, direkt cevap veririm.
Teşekkürler. Önemsizse bakmıyorum.
Bana taviz verdikleri için ben bunu tekrar yapmaya yüz buluyorum.
Bakın öz eleştiri. Sadece karşıda değil problem.
Dediğim gibi bizim de bir sürü hatamız var.
Bu konuda benim şöyle bir savunmam var.
Bir yıldır sosyal medya, içerik, podcast, DM'ler yani çok çok fazla uğraşıyorum telefonla.
Buna bir de müvekkiller ve arkadaşlar eklenince...
Birini elemek zorunda kaldım.
Beynimde yer yok. Yani inanın o ses kaydını dinlemek istemiyorum.
Midem bulanıyor. Ve o ses kaydı genelde önemsiz bir konuda oluyor.
Abi zaten... Buluşunca yüzde konuşacağız onları ne olur.
Yani hani özür dilerim gerçekten ama dinlemek istemiyorum.
Bana diyem atarken de ses kaydı atmayın lütfen.
Ya bakıyorum 3 dakika ses kaydı atmış.
Ya takipçisi olan bir insanın bak az veya çok isterse 1000 takipçisi olsun tamam mı?
3 dakika ses kaydını dinleme ihtimalini bir düşünün.
Sonra cevap vermenince ben ayıp etmiş gibi hissediyorum.
Ama bakıyorum ha benim onu dinlemeye vaktim yok maalesef.
Ailemi arkadaşlarımı bile dinlemiyorum.
Neyse. Bu bir ayıp farkındayım arkadaşlarıma karşı.
Sağ olsunlar kabul ettiler bu şekilde.
İnsanlar da bizi alttan alıyor.
Bunları da görmek lazım. Tekrar şu şeye bir dönmek istiyorum.
İlişkilerle çok benziyor arkadaşlıklar.
Mesela bazı arkadaşlar pat diye iletişim keser tamam mı?
Goslamak gibi düşünün. Bir şeye bozulmuş, bir şeye kırılmış kendi içinde.
Senin sormanı bekliyor. Ya belli bir yaşa geldiysen, belli bir olgunluktaysan bunu yapma kimseye.
Kimse senin peşinden koşmak zorunda değil.
Böyle insanların peşinden koşmayın.
Daha iletişime geçecek kadar bile kendini geliştiremediyse sal yani bırak kalsın orada.
Ben de eskiden böyle biriydim bu arada.
İletişim kuramazdım ya bir şey bozulunca daha uzaklaşıp kendimi kapatma eğilimindeydim.
Yakın arkadaşlarım sayesinde bu huyumu düzelttim mesela.
Ama hala yapıyor olsam bıraksınlar beni ya salsınlar hak ediyorumdur.
Diğer bir tip de laf sokan insanlar.
Var ya nefret ediyorum bunlardan.
Gelir sana böyle alttan alttan bir laf sokar.
Sen bir şey deyince işte niye öyle diyorsun falan deyince aa ne dedim ki canım şaka yapıyorum falan derler.
Şaka yapmıyorsun. Ya delikanlı ol ulan biraz.
Madem bir şey diyorsun bunlara direkt mesafe, direkt sınır koyun.
Laf soktuğunu anladığınızı belli edin.
Ben de laf sokayım, ben de rahatsızlık vereyim falan diye düşünmeyin.
Bunlar çok çiğ hareketler.
Ya bence şeffaf olmalı.
Arkadaşlık ilişkilerinin...
Genel düzeni şeffaf olmalı.
Ya düşünsenize hayatta herkes bir sürü bir şeylerle uğraşıyor.
Arkadaş ne için var? Ya dertleşeceksin, ya keyifli vakit geçireceksin, ya güleceksin ne bileyim.
Bunları yapamıyorsan ve üzerine yük oluyorsa o insan senin arkadaşın olmamalı bence.
Yani bir arkadaşlık üzerine çok fazla efor sarf etmemelisin.
O seni bu kadar yormamalı.
Bak yakın arkadaşın olur, sorun yaşarsın, kavga edersin, tartışırsın.
Bunlar olacak tabii ki. Bunlar halledilir.
Yatırım tavsiyesi, arkadaşlık diye bir bölümde bunlardan bahsediyordum.
Ben burada arkadaşım ama bana şöyle böyle yapıyor diyen insanlardan bahsediyorum.
Arkadaşlar çok ayıp olacak ama ben zamanı yönetemedim ve şu an duruşmaya yetişmem lazım.
Geç kalmaya başladığımı fark ettim.
Bu konu o kadar derin bir konu ki şu an kendime kızıyorum.
Keşke daha etraflıca ele alsaydım diye.
Tekrar konuşacağız bunu söz veriyorum.
Biliyorum çok fazla sorun yaşıyor herkes.
Bana yazın bu konuda neler konuşalım.
Instagram'dan yazın. Özel olarak bir daha konuşacağız.
Şu an gitmem gerekiyor.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
