
Bu bölümde “batık maliyet” kavramı üzerinden şunu konuşuyoruz:
Neden bazen bize iyi gelmeyen şeyleri bile bırakmakta zorlanıyoruz?
Neden özellikle belli bir yaştan sonra yeniden başlamak daha korkutucu geliyor?
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bu bölümde zaman zaman hissettiğim bir korkudan bahsetmek istiyorum arkadaşlar sizlere.
Belli bir yaştan sonra insan yeniden beliyle duygusal bağ kurmaktan biraz çekiniyor.
Ya da yeni bir işe başlamaktan, ortam değiştirmekten, yeni bir arkadaş grubuna dahil olmaktan biraz çekiniyor.
Bunun en büyük sebebi de zaman kaybetme korkusu.
Sonra da ikinci olarak yanlış karar verme.
Hata yapma korkusu diyebiliriz sebepler arasında.
Bu korku nedir peki?
Bunun bir adı var mı? Batık yatırım korkusu aslında arkadaşlar.
Ekonomistler batık maliyet diyor buna.
Geri dönüşü olmayan harcamalara verilen bir isim bu.
Biz de yatırım yapmaya korkuyoruz.
Yani geri dönüşü olmazsa diye, zamanımız zayi olur diye açıkçası ödümüz kopuyor.
Özellikle belli bir yaştan sonra sanki hatay yapma lüksümüz yokmuş gibi hissediyoruz.
Öyle hissettiriliyor. Romantik ilişkilerde de bu böyle.
Dediğim gibi... Otuzlarda değilim, otuz beşten sonra ben bunu çok fazla hissetmeye başladım.
Yani çok fazla zaman kaybetmek, oyalanmak istemiyorum.
İşte ciddi bir ilişki istiyorsam saçma sapan insanlarla zaman kaybetmek istemiyorum.
Ya da işte pek çok insan günlük ilişkiyi tercih ederken ben tercih etmiyorum.
Tabii ki kişiden kişiye değişir bu.
Özellikle kadınlarda tabii tercihler başka çocuk sahibi olma vesaire gibi şeyler de söz konusu olduğu için pek çok arkadaşımda ben bunu görüyorum.
Yani artık zaman kaybetmek istemiyorum.
Ama doğru insanla da o bağı kurup kuramayacağından da emin olamadıkları için açıkçası adım atmaya da çekiniyorlar.
Yeni bir işe girişirken de bu böyle arkadaşlar.
Yani şu anki kariyerinizde 30'lardan sonra 30'lara kadar güzel bir kariyer inşa ettiniz ya da başarısız oldunuz diyelim bir işte.
Başka bir sektöre geçmek istiyorsunuz.
İmkanınız oldu, fırsatınız oldu ya da başka bir alan ilginizi çekmeye başladı ve yanlış mı karar veriyorum deyip geri adım atabiliyorsunuz.
Ya burada zaman kaybedersem?
Şu anki hali hazırdaki işime devam etmek orayı büyütmek varken niye başka maceralar arıyorum ki gibi böyle çekimsellikler yaşayabiliyoruz.
Aslında bu batık yatırım meselesinin iki ucu var arkadaşlar.
Bir tanesi şu. Toksik bir şeyden, artık bize hizmet vermeyen ilişkiden, işten, kariyerden çıkamamamızda sebep oluyor.
Yani yıllar harcadım ben bu adama, bu kadına.
Ya ben bunu nasıl bırakırım diyoruz.
Bu kadar emek verdim ben bu insana.
O başarısızlık hissinden, hayal kırıklığından...
Kaçtığımız için o ilişkiyi bırakamıyoruz, o kişiyi bırakamıyoruz, eski kimliğimizi bırakamıyoruz.
Aslında biz artık değiştik ve o ilişkideki o halimiz de bize hizmet etmiyor.
Ama oradan çıkıp da yeni bir şeyle yüzleşmekten korkuyoruz.
Yeni hayatım beni mutlu etmezse ya zamanım zayi olursa gibi böyle bize cehennemi hissettiren o konfor alanından çıkarken maalesef batık yatırım korkusu da bizi orada biraz daha fazla tutuyor
bence. İkinci bir ayağı da şu.
Yeni bir şeye atılırken korkuyoruz.
Eskiyi hadi bıraktık diyelim.
Bu sefer Araf'ta kalıyoruz.
Sanki hiç hata yapma lüksümüz yokmuş gibi.
Sıfır hatayla böyle çok...
Pimpirikli, çok dikkatli adımlar atarak ilişkilere başlamaya çalışıyoruz.
İşte yeni bir ilişkiye başlamaya çalışıyoruz.
Ya da yeni işlere atılım yapmaya çalışıyoruz.
Ama o korku bizi aslında daha fazla hata yaptırıyor.
Ve cesur adımlar da atamıyoruz.
Çekimsel kaldığımız için çok fazla da deneyime sahip olmuyoruz.
Aslında yaşamamış da oluyoruz.
O arafta kalmışlık bence daha fena.
Bizi hareketsiz kılıyor çünkü.
Eylem yapma becerimiz de felç geçiriyor bir nevi.
Bunun arkasındaki korku başarısızlık korkusu, hata yapma korkusu vs.
Dediğim gibi sanki belli bir yaştan sonra hayat özellikle 35'ten sonra niye bunu böyle lanse ettiriyorlar bilmiyorum ama galiba insanın yaşadıkları onu biraz cesaresiz kılabiliyor, hissettirebiliyor.
Bir tane dizi var ben orada bunu çok hissettim.
Kendi duygularımı da orada gördüm.
HBO'da o platformda Mira isimli bir dizi.
Siz yazın Google'a zaten nerede onun yayınlandığını görürsünüz.
Kısa bir dizi bu. Boşuma gitti ama 44 yaşında bir kadın boşanıyor aslında kocası artık istemiyor onu ve başarısız bir evlilik, başarısız bir kariyer, başarısız bir hayat
orada bize gösterilen hayat.
Mira dibe çöküyor yani hani ne yapacağını bilmiyor.
Epey bir o dipte takılıyor, saçmalıyor, mantık kalitesi düşüyor falan böyle davranışları falan çok saçma yerlere gidiyor.
Sonrasında yeni insanlar bunun hayatına girmeye çalışıyorlar.
İşte bir kuzeni var onu hayal kırıklığının o dipten çıkartıp yeni insanlarla tanıştırmaya falan çalışıyor ama korkuyor Mira.
Yani hem kendini beceriksiz ve başarısız hissediyor.
Çünkü bir batık yatırım yapmış zaten.
Yani zaman kaybetmiş. Öyle görüyor yani onu.
Hem de o başarısızlıktan dolayı yeniden bir şeylere el atarsa yine aynı hataları yapacağını düşünüyor.
Kendini beceriksiz hissediyor.
O yaşadığı başarısızlığı, sıkıntıları, olumsuz deneyimleri genelliyor yani.
Korkuya sebep oluyor zaten hepimizin bildiği korkular.
Nitekim yeni insanlar tanırken yine ufak tefek hatalar yapıyor.
Ama kuzeni onu böyle sürekli desteklediği için yeni insanlarla yeni ortamlara soktuğu için bir süre sonra Mira kendini bulmaya başlıyor.
O geçmişinde o batık yatırım diye düşündüğü o geçmişinden dersler çıkarmaya başlıyor.
Belki de bunu yaparsak geçmişe bakışımızı değiştirirsek.
Batık yatırım diye yaptığımız, yıllarımızı harcadığımız o kişilere, ilişkilere, hayata, kariyere yaptığımız o yatırımın içinde, o zamanın, o harcadığımız zamanın içinde iyi bir
şeyler bulursak kendimize dair, hayatımıza dair.
O geçmişten biraz daha kolay özgürleşebiliriz belki ve yeniye daha cesur, daha meraklı bakışlarla atılabiliriz gibi geliyor bana.
Konfor alanından çıkarken öyle bir video yapmıştım.
Terapistim Esma Hanım bana şöyle demişti.
Korktuğun bir şeyi yaparken hep odağın korkuda.
Odağını biraz merağa çevir.
Belki yeni bir şeylere adım atarken biraz merak duygumuzu beslememiz lazım.
Bunun için zaten o geçmişe olan bakışı biraz değiştirmek lazım.
Evet ben bu insana, bu işe ya da bu hayata yıllarımı verdim evet.
Ama buna hiçbir katkısı olmadı ya.
Hiç mi öğrettiği bir şey olmadı?
Hiç güzel bir şey yaşamadı mı ben?
Böyle baktığımızda aslında en kötü deneyimin içinde dahi bizi tutacak.
Evet ben bunu öğrendim diye.
Diyebileceğiniz şeyler çıkıyor arkadaşlar.
Yani ilişkide de olur, bu iş hayatında da olur.
İlla ki öğrendiğimiz bir şeyler vardır.
Hayatımıza kattığı bir perspektif vardır.
O iyi gördüğümüz zaman artık orayla helalleşiyoruz bence.
Biraz daha oranın yası bitiyor.
Oranın toksikliği azalıyor.
Deneyim diyebiliyoruz.
Çünkü artık o eski göz...
Yani bu batık yatırım korkusundan nasıl çıkılır?
Şimdi ben kendi hayatımda da uğraşıyorum bundan çıkmak için.
Geçmişi onurlandırmak lazım bir kere.
Yani kendimizi oraya mahkum etmemeliyiz.
Ha oradan çıkmıyorsak tamam yani bu da bir tercih.
Benim pek çok arkadaşım bir şekilde o ilişkilerini devam ettiriyorlar.
İş olur, işte ilişki olur.
tamam ediyorlar ben çok emek verdim diyor buradan çıkmak istemiyorum çünkü her ilişki her iş her ortam kendi dinamikleri kendi değişkenleri üzerinde kendi ortamında kendi koşullarıyla değerlendirilir kişinin kendi karakteriyle
değerlendirilir o yüzden sen niye oradan çıkamıyorsun buradan çıkıyorsun diye soramayız tamamen bu bizle ilgili bir şey ve onun Bizim o an yaşadığımız şey kişiye özel zaten.
Buradan yargıya gitmek istemiyorum.
Sadece biz ne yaşıyoruz?
Ya da bu batık yatırım korkusuyla kendimiz olabiliyor muyuz, olamıyor muyuz?
Biraz bunları değerlendirmek istiyorum aslında.
Biraz da sohbet ediyoruz sizinle.
Ara ara düşündüğüm bir şey çünkü bu benim.
Arkadaşlarla da konuştuğumuz bir şey.
Ve 30'dan sonra hata yapma korkusunu çok sık yaşıyoruz.
Başarı eğitimi veriyorum. Pek çok kişi hata yaparım.
Daha iyisi olsun. Ya da boşu boşuna zaman kaybederim.
Özellikle bu zaman kaybetme o kadar bizi böyle negatife pompalıyor ki hep böyle gözümüz hep o korkuda kalıyor yani o başarısızlık korkusuna kayıyor.
Halbuki öyle bir şey değil yani hiç karar verememekten iyidir yani arafta kalmaktan iyidir.
Hata yaparsın o zaman şunu yapmak lazım bence hızlı geri bildirim.
Yani o hatada ısrar etmemek, biraz akıllanmak, biraz dert çıkarmak.
İnsan hayatından dert çıkardığında gerçekten de mantıklı bir şekilde düşündüğünde tekrar aynı hataya.
girerse bile yani girmez ama girerse bile daha hızlı çıkar ya da yeni bir hata yapıyorsa belki daha hızlı çıkar.
Belki bazı becerilerimizi Güçlendirebiliriz bu noktada yardım alabiliriz hata yapmamak adına mesela.
Bir ilişkide 5 yılını harcadıysan ve çok yorulduysan bir bak bakalım ya bir öğren bakalım bir uzmanla görüş bakalım hangi hataları yaptın.
Bir dahakisinde onları yapmamaya çalış bu sefer birisinin desteğiyle yaparsan yeniye adım atarken bu kadar korkmazsın.
Ya da illa tabi uzman olmasına gerek yok bir bilir kişi üst aklım diyebileceğin mantık kalitesine güvendiğin birisi de olur bu gibi düşünebiliriz arkadaşlar.
Yeni bağı eski bağın gözüyle değerlendirmek.
Hata demiştik.
Dediğim gibi her ilişi kendi üzerinde değerlendirilmeli.
Bunları yaptığımızda belki batık yatırım korkusu maliyetinden çıkabiliriz.
Bir de sonunu gören bir laf vardır.
Sonunu bilen, sonunu gören kahraman olmaz diye.
Her şeyi kontrol edemeyiz.
Belki yeni hatalar yapacağız ama çok da canım sıkılmayacak.
Belki bu kadar üzerinde durmayacağız.
Korkuların üzerine fazla ehemmiyet veriyoruz.
Hani korkularımıza fazla ehemmiyet verdiğimiz için onları bir balona çeviriyoruz.
Batık maliyet korkusu yani şey de değil açıkçası.
Yersiz bir korku da değil ama...
Bu yaşlarda bizi biraz hareketsiz kalıyor arkadaşlar.
Sadece birazcık geçmişi değerlendirme şeklimizi değiştirirsek sanki daha başarılı olabiliriz.
Ben son zamanlarda böyle düşünmeye başladım.
Artık kendimi tokatlamıyorum.
Ben buraya nasıl bu kadar çok yatırım yapmışım?
Yani kendime kızdığım, kendimi böyle dövdüğüm zamanlar oldu tabii iç dünyamda.
Bu işe ya da bu çalışmaya, bu kişiye özellikle hayatımda beni çok yoran bir kişi var.
Çok zor sıyrıldım.
Oradaki rolden de çok zor sıyrıldım.
Gerçekten de o batık yatırım konusu beni çok üzmüştü o zaman.
Son zamanlarda da buna çok tutunduğumu fark ettim ve artık oradan çıkmaya karar verdim.
Çünkü ben değişiyorsam o eski Elif'i tutmamalıyım artık.
Biraz cesaret de açıkçası insana iyi geliyor ya.
Yani yeni bir şey yaşamak istiyorsak, daha iyi bir şey yaşamak istiyorsak tutunmanın da bir faydası yok.
Ve o zarar dediğimiz yıllara tekrar geri dönüp baktığımızda böyle hani cımbızla dahi olsa güzel şeyleri böyle tek tek toplayıp avucumuza koyduğumuzda o avuç doluyor aslında bence.
Ben bunu görmeye başladım.
Kendi yaşadığım, fayda gördüğüm, bunu iyi ki öğrendiğim dediğim şeylere daha çok bakmaya başladım.
Bu şeyin içinden de anca böyle çıkılır.
Peki siz ne düşünüyorsunuz?
Neler yaşadınız?
Bazen de insanlar hani aileleriyle bunu yaşıyor.
Hani sadece ilişki derken romantik ilişki olması gerekmiyor.
Aile içinde de yani ben anneme babama çok fazla zamanımı verdim.
Aileye çok fazla verici davrandım.
Çok fazla ilgilendim onlara diyenler de olabilir.
Kendi hayatımı unuttum diyenler de olabiliyor.
Kendi çocuklarıma çok yatırım yaptım.
Kendimi unuttum diyenler de var.
Sizin hayatınızdaki en büyük batık yatırım nedir?
Size maliyeti ne oldu?
Bunu nasıl aşıyorsunuz?
Bununla ilgili düşünceleriniz neler?
Bu konu şimdilik bu kadar olsun.
Ben de sizin yorumlarınızı merak ediyorum.
Ben Saati Podcast'ini takip etmeyi, arkadaşlarınızı, sevdiklerinizi önermeyi lütfen unutmayın.
Sizin desteklerinizle büyüyoruz.
Tamamen organik büyüyoruz zaten yaklaşık 3 senedir.
Ama sizin algoritmanın değişkenliği yüzünden de sizin desteklerinize gerçekten ihtiyacım var.
Beğenip yorum yazarsanız.
Kalp atarsanız çok mutlu olurum.
Ben Saati, burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
