
Yabancı dil bilmek sizi gerçekten nereye götürebilir?
2 Ağustos 2026 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde yabancı dili bir meslekten çok, hayat boyu kullanabileceğiniz güçlü bir beceri olarak ele alıyoruz. Tercih döneminde sadece bölüm seçimini değil; yabancı dili teknoloji, iletişim ve diğer becerilerle birleştirerek geleceğin kariyerlerine nasıl hazırlanabileceğinizi konuşuyoruz.
Bölümde yoğunlaştğımız asıl soru, "Hangi bölümü seçmeliyim?" değil, "Seçtiğim bölümün üzerine hangi becerileri ekleyebilirim?"
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Tercih dönemi yaklaşırken etrafımda sürekli aynı soruların konuşulduğunu duyuyorum.
Hangi bölümü seçmeliyim?
Dil okunur mu? İngilizce öğretmenliği hala mantıklı mı?
Bu mesleğin geleceği var mı?
Sosyal medyada benzer içerikler görüyoruz.
Bu minvalde içerikler görüyoruz.
Herkes hangi bölümü yazmanız gerektiğini anlatıyor, hangi mesleğin daha çok kazandıracağını söylüyor ya da geleceğin mesleklerini sıralıyor.
Ben bugün bunların hiçbirini yapmayacağım.
Bu bölümü şu anda tercih döneminde olan dil bölümü bitirmiş genç kardeşlerime, genç arkadaşlarıma, aynı zamanda da başka branşlarda olup İngilizcesini geliştiren, geliştirmeye çalışan arkadaşlarıma
da hitaben hazırladım.
Yani sadece beni dilciler dinlemesin, diğer branştaki arkadaşlar da dinleyebilir.
Hali hazırda çalışan dinleyicilerimiz de kulak kesilebilir.
Ben dediğim gibi okul ya da bölüm tavsiyesinde bulunmayacağım.
Çünkü hayatın tercih listesine sığmayacak kadar uzun olduğuna inanıyorum.
Biz bir şeyleri tercih ediyoruz ama o yola çıktığımızda bize başka başka kapılar da açılıyor.
Başka başka şeylerle de karşılaşıyoruz ve rotamız değişebiliyor.
Ben bu bölümde size şu soruyu sormak istiyorum.
Yabancı dil bilmek sizi gerçekten nereye götürebilir?
Bu soru benim de uzun zamandır üzerine düşündüğüm bir soru.
Çünkü ben yabancı dil eğitimi almış uzun yıllardır İngilizce öğretmenliği yapan biriyim.
14 yıl oldu.
Bunun öncesinde üniversitede okudum.
Onun öncesinde yabancı dil bölümü okudum.
Yani 20 yılı aştım. Ama bugün hayatıma baktığımda yalnızca öğretmenlik yaptığımı görmüyorum.
İçerik üretiyorum, podcast hazırlıyorum, kitap çevirileri yaptım, farklı projelerde yer aldım.
Yani farklı iş kollarında da çalıştım ben.
Senaristlik falan da yaptım arkadaşlar.
Ve şunu çok net görüyorum böyle geriye dönüp baktığımda.
Bana bütün bu yolları açan şey sadece İngilizce bilmek değildi.
İngilizceyi başka becerilerle birleştirebilmiş olmamdı.
Bence bugün konuşmamız gereken konu da tam olarak bu.
Yabancı dil denildiğinde çoğumuzun aklına hala böyle birkaç klasik meslek geliyor.
İngilizce öğretmenliği, mütercim tercümanlık, akademisyenlik ya da turizm bunların başında geliyor tabii haliyle.
Elbette ki hepsi çok değerli meslekler.
Hala birçok insan ekmeğini oradan kazanıyor ve onlar için güzel kariyer yolları da sunuyor bu meslekler.
Ancak zamanın ruhu değişti arkadaşlar.
Dünya artık bundan çok daha büyük ve çok daha hareketli bir yer.
Eskiden insanlar bir bölüm okur, mezun olur ve çoğunlukla aynı işi emekli olana kadar yapardı.
Yani bir şirkete giriyordu, çıktığında zaten emekli oluyordu.
Ama bugün kariyer dediğimiz şey sürekli değişiyor.
Yeni meslekler ortaya çıkıyor.
Bazıları dönüşüyor, bazıları tamamen ortadan kalkıyor.
İnsanlar hayatları boyunca birden fazla alanda çalışıyor, yeni beceriler kazanıyor ve kendilerine bambaşka yollar açıyor.
İşte bu yüzden yabancı dili bir meslek olarak değil bir beceri olarak görmek daha mantıklı diye düşünüyorum artık şu yaşımda.
Ve hatta bana sorsanız bence okullarda okutulmamalı.
Bir kişi zaten bunu kendi başına öğrenmeli.
Bu konudaki düşüncelerim biraz tartışılır ama şu anda geldiğim nokta bu.
Buradan devam edersek, yabancı dil tek başına bir kariyer değil arkadaşlar.
Sizi farklı insanlara, farklı kültürlere, farklı fikirlere ve tabii ki farklı fırsatlara ulaştıran güçlü bir araç.
Yani amaç olarak bakmamalıyız bence ona.
Ve belirleyici olan şeyse o aracı nasıl kullandığınız.
Ben burada hani İngilizce üzerinden konuşuyorum ama...
Siz başka bir dili de düşünebilirsiniz.
Şu an dünyada en çok konuşulan, en çok iş yapılan dil bu olduğu için, en çok kullanılan araç bu olduğu için ben bunun üzerinden konuşuyorum.
Bugün iş dünyası da aslında benim bu düşündüğüm şeyi savunuyor.
Sadece diploma sahibi olmanız yeterli değil.
İletişim kurabiliyor musunuz?
Problem çözebiliyor musunuz?
Teknolojiyi takip edebiliyor musunuz?
Yapay zeka araçlarını gerçekten üretmek için ya da kendi gelişiminizi için kullanabiliyor musunuz?
Farklı kültürlerle çalışabiliyor musunuz?
Her şeyden önemlisi öğrenmeye ne kadar açıksınız.
Bunların hepsi artık en az mezun olduğunuz bölüm kadar önemli arkadaşlar.
Sadece üniversiteyi kapak atmak değil mesele.
Evet onu yaparsınız.
Bir şekilde yaparsınız.
Emin olun çalışıyorsunuzdur zaten.
Ama orada üniversitede siz ne yapacaksınız?
Neyde uzmanlaşacaksınız?
Kendinize hangi becerileri ekleyeceksiniz?
Bence geleceğin en değerli insanları tek bir konuda uzmanlaşan kişiler değil.
Evet niş bir alanda söz sahibi olmak, o alanın her şeyini bilmek çok kıymetli.
Önceleri daha da kıymetliydi.
Ama dediğim gibi zamanın ruhu değişti artık.
Ve geleceğin en değerli demeyeyim de en büyük değerleri üretecek insanları, farklı becerileri bir araya getirebilen insanlar olacak.
Yabancı dili teknolojiyle, psikolojiyle, tasarımla, girişimcilikle ya da iletişim becerileriyle birleştirebilen insanlar kendilerine çok daha farklı kapılar açabilecekler.
Ki zaten bunu yapıyorlar.
Bunların sayısı artıyor artık.
Gittikçe daha da artacak. Burada bir parantez de açayım.
Şimdiye kadar hani daha çok dil bölümlerinden bahsettim ama aslında anlatmak istediğim şey bunun tersi arkadaşlar.
Bugün iyi seviyede İngilizce bilmek için mutlaka İngilizce öğretmenliği ya da İngilizce edebiyatı okumanız gerekmiyor.
İster mühendislik okuyun, ister tıp, hukuk, psikoloji ya da işletme.
Hangi bölümü okursan oku, yabancı dili gerçekten iyi kullanabiliyorsanız kendi mesleğinizi çok daha farklı bir noktaya taşıyabilirsiniz.
Bir mühendis uluslararası projelerde çalışabilir.
Dünyanın farklı ülkelerinde ekiplerle aynı masada yer alabilir.
Bir doktor en güncel araştırmaları tedavi yöntemlerini ilk kaynağından takip edebilir.
Bir psikolog uluslararası eğitimlere katılarak kendini geliştirebilir.
Bir girişimci ürününü yalnızca Türkiye'ye değil dünyanın farklı pazarlarına sunabilir.
Ya da bir yazılımcı yaşadığı şehri değiştirmeden global bir şirketin ekibine katılabilir.
Benim kuzenim işletme okudu.
Yabancı dili iyi olduğu için yabancı bir şirketle uzaktan çalışıyor.
Çok da güzel kazanıyor. Bir öğrencim tıp bölümünü bitirmek üzere.
İngilizcesi çok iyi ve her yaz yurt dışında bir yerlerde kongreye, eğitimlere falan katılıyor.
Tabii ki bunlar sadece okudukları bölümün değil, İngilizce ile okudukları bölümü birleştirerek elde ettikleri kazançlar diyebilirim.
Dikkat ederseniz bütün bu örneklerde ortak nokta yabancı dil.
Ama hiçbirinde tek başına yabancı dil yeterli değil.
Sadece tabii ki dil mezunu olup da oradan bir meslek tercih etmeyeceksiniz.
Elbette ki dil bölümü okuyanlar için bugünden geçmişe göre çok daha fazla seçenek var.
Mesela şu anda herkes tercihte yaptığı için akıllarında şöyle bir soru işareti olarak kalsın istiyorum.
Bir araştırma yapsınlar istiyorum.
Öğretmenlik mezunu olan biri sadece okulda ders anlatmak zorunda değil.
Şu an zaten KPSS sınavları zorlaştı ve fazla bir kontenjan yok.
Herkes atama bekliyor.
Kolay değil. Bu
işler ben de geçtim buradan.
Gerçekten daha da zorlaşıyor ve alımlar azalıyor, haliyle okullar dolu.
Bunun yerine şu anda artık dünyada...
Öğretmen girişimi yani eğitim girişimcisi diye bir sektör var.
Teacher Entrepreneur arkadaşlar İngilizcesi.
Kendi uzmanlığını belirli bir alanda derinleştirerek tamamen kendine ait bir eğitim markası oluşturabiliyorsunuz.
Özellikle LinkedIn üzerinden.
Oradan gözlemleyebilirsiniz.
Bu nasıl? Hani bizim eskiden iş İngilizcesi dediğimiz bir şey vardı.
Belli meslek kalıplarına İngilizce dersi veriliyordu.
Bunu global anlamda yaptığınızı düşünün.
Örneğin, sağlık çalışanlarına yönelik tıbbi İngilizce eğitimleri verebilirsiniz.
Avukatlara hukuk İngilizcesi öğretebilirsiniz.
Pilotlar ve kabin memurları için havacılık İngilizcesi üzerine programlar hazırlayabilirsiniz.
Ya da yazılımcılara onların alanındaki teknik İngilizce.
Eğitimlerini verebilirsiniz.
Akademisyenlere makale yazımı, konferans sunumu konularında eğitimler sunabilirsiniz.
Yani illaki genel İngilizce, akademik İngilizce ya da bu TOEFL YDS sınavları gibi bunları hazırlık olarak bir yerlerde, kurslarda, online şekilde eğitim vermek zorunda değilsiniz.
Niş bir alanda sadece Türkiye değil, yurt dışında başka insanlara işte İspanyollara, İtalyanlara bu niş alanda İngilizce eğitim verebilirsiniz arkadaşlar.
Bu yurt dışında çok yaygın öğretmen girişimi ve tabii ki yurt dışına yaptığınız için kazanı çok yüksek.
Hani 10 saatlik dersler, 10 saatlik paket eğitimler sunuyorsunuz.
Ve sadece yani illaki sadece demeyeyim de illaki İngilizce öğretmeni olmanıza şart değil bunun için.
Mesela benim LinkedIn üzerinden tanıştığım biri vardı.
Kendisi mimardı. İngilizcesi çok iyi seviyede olduğu için İspanyol mimarlara İngilizce eğitimi veriyordu.
Bakın iş İngilizcesi eğitimi veriyordu ve çok da güzel kazanıyordu.
Bunun gibi meraklısı bu konuyu araştırsın arkadaşlar.
Ülkemizde bu kadar yaygın değil.
O yüzden global olarak neler yapılıyor bakmanızı isterim.
Ve tabii ki bununla da sınırlı kalmak zorunda değiliz.
Dijital kurslar hazırlayabiliriz, YouTube kanalı açabiliriz, podcast yayınlayabiliriz, e-kitaplar, mobil uygulamalar bunları geliştirip belki...
Bunlar dışında kurumsal şirketlere iletişim ve yabancı dil eğitimleri de verebiliriz.
Yani kısacası artık dil bölümü mezunuysanız öğretmenlik tercihiyle kariyeriniz sınırlı değil arkadaşlar.
Doğru uzmanlık alanını bulduğunuzda dünyanın her yerinden insanlara ulaşabileceğiniz bir girişime dönüştürebilirsiniz bu işi.
Bugün Instagram'da sadece doktorlara İngilizce öğreten hesaplar var.
Sadece mühendislere dediğim gibi yani bunu yurt dışı ve yurt içinde ayrı ayrı da yapabilirsiniz.
Mütercim, tercümanlık mezunuysanız, kitap çevirisi, dizi, film, çevirmenliği, oyun sektöründe başka işler olabilir.
Editörlük, içerik üretimi, senaryo yazarlığı gibi alanlara da yönelebilirsiniz eğer İngiliz dili ve edebiyatı mezunuysanız.
Teknoloji şirketlerinde bile yer alabilirsiniz arkadaşlar.
Yani bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Mesele hangi bölümü okuduğunuz değil aslında.
Evet o da çok önemli ama sahip olduğunuz bilgiyi hangi becerilerle zenginleştirdiğiniz çok önemli.
Bence üniversite yıllarının en önemli tarafı da burada başlıyor.
Üniversite böyle sadece derslere girip çıktığımız, sınavlara hazırlanıp diploma aldığımız bir yer değil.
Öyle de olmamalı. Aynı zamanda kendimizi keşfettiğimiz, farklı insanlarla tanıştığımız, kulüplerde görev aldığımız, staj yaptığımız ve belki de Erasmus'a katıldığımız ve hayata dair ilk önemli deneyimleri
kazandığımız bir dönem.
Bazen insanı değiştiren şey bir ders olmuyor arkadaşlar.
Orada tanıştığınız bir arkadaş, katıldığınız bir proje ya da gittiğiniz bir ülke olabiliyor.
İnsanın fikri değişebilir. Seçtiği bölümle devam etmek istemeyebilir.
Bu da çok normal zaten.
Çünkü 18 yaşında verdiğiniz bir kararla 22 yaşında verdiğiniz karar bazen örtüşmüyor.
Değişiyorsunuz. Deneyimler kazanıyorsunuz.
O yüzden tercih yaparken sadece bölümün adına odaklanmanın eksik olduğunu düşünüyorum.
Asıl soru o 4 yılı nasıl değerlendireceğimiz olmalı.
Çünkü aynı bölüm... Mezun olan iki insanın kariyeri üniversitede yaptıkları seçimler yüzünden tamamen farklı yerlere gidebiliyor.
Bir de şöyle bir mesele var.
Yapay zeka olayı ve bu yapay zeka hızla da gelişiyor.
Böyle bir dönemdeyiz biz.
Nasıl olsa çeviri programları var.
İşte yapay zeka her şeyi çeviriyor.
O yüzden niye yabancı dil öğreneyim gibi bir düşünen arkadaşlarımız olabilir.
Ama böyle düşünmeyelim arkadaşlar.
Yabancı dil gerçekten çok değerli.
Eskiden yabancı dil bilmek bilgiye ulaşmanın tek yoluydu.
Bugün ise bilgiye ulaşmak çok kolay ama o bilgiyi yorumlamak, farklı insanlarla birlikte üretmek, güven kurmak, uluslararası bir ekipte çalışmak ya da başka bir kültürü gerçekten anlayabilmek hala insana
sahip olduğu bir beceri.
Yani o yüzden diyorum insanlık becerilerimizi, insan olmanın getirdiği o becerileri bizim geliştirmemiz lazım.
Konuşma becerileri, bağ kurma becerileri, etkili iletişim, problem çözme gibi.
Bu tarz becerileri geliştirmeliyiz.
Yapay zeka size bir metni çevirebilir ama sizin yerinize bir toplantıda ilişki kuramaz.
Oradaki sorunu belki çözemez.
Kültürel nüansları hissedemez.
Yaratıcı fikirler bağlamda geliştiremez.
Bu yüzden gelecekte sizi öne çıkaracak olan şey İngilizce bilmeniz tek başına yeterli olmayacak.
Yapay zekayı kullanmanız da tek başına yetmeyecek.
İkisini birlikte kullanabilmeniz olacak arkadaşlar.
Tercih yaparken kendinize sadece bu bölümü bitirince ne olurum diye sormayın.
Bu bölümün üzerine hangi becerileri eklersem kendime bambaşka yollar açabilirim diye lütfen sorun.
Hali hazırda bir bölüm okuyorsanız ya da bir kariyer sahibiyseniz yine bunları sorun.
Yani belki mühendis olacaksınız ama aynı zamanda çok iyi İngilizce konuşacaksınız.
Belki psikolog olacaksınız.
Uluslararası eğitimler alarak alanınıza yön vereceksiniz.
Çok kıymetli bunlar. Belki de İngilizce öğretmeni olacaksınız ve marjinal yani farklı bir İngilizce öğretmeni olacaksınız.
Böyle klasik değil. Ve eğitim verdiğiniz çocuklara dokunacaksınız.
Onları biraz daha vizyonlarını açacaksınız.
Yani normal öğretmenliği de burada küçümsemiyorum.
Ben de zaten 14 yıldır bu işi yapıyorum.
Ve bir insana dokunmak çok kıymetli.
Bir insana eğitim yoluyla, örnek olarak bazen de söylediğiniz bir sözle onun hayatının böyle küçücük bir noktasına katkıda bulunmak o kadar o kadar kıymetli ki.
Domino taşı gibi zaten. Siz ona ufacık bir yardımda bulunduğunuzda, ufacık güzel bir şey öğrettiğinizde ona o güzellik büyüyor.
Ve bir şekilde boomerang gibi etrafındakileri de etkiliyor.
Özetlersek artık kariyerler tek bir bölümün içinde değil farklı becerilerin bir kesişiminde doğuyor arkadaşlar.
Lütfen bölümün başında sorduğum soruyu kendinize sık sık sorun.
Bir yabancı dil bilmek beni nereye götürür?
Bunu sık sık düşünmenizi istiyorum ve bununla hangi becerileri birleştirip ortaya bir değer katabilirsiniz, farklı neleri yapabilirsiniz bunları da ara ara beyin fırtınası olarak düşünmenizi isterim.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkürler.
Eğer sorunuz varsa, aklınıza takılan anlattığım konularla ilgili ya da yorumunuz varsa dinlemeyi çok isterim.
Mutlaka sosyal medyadan ya da dinlediğiniz platformdan yorum yapmayı da unutmayın.
Bu bölüm burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
