
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bir insanın gerçekten toksik olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bu bölümde bilimsel araştırmalardan, psikoloji literatüründen ve deneyimlerden yola çıkarak toksik insanların en yaygın 10 özelliğini sizinle paylaşıyorum.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne, hoş geldiniz.
Ben Elif. Hepimizin hayatında bizi aşağıya çeken, enerjimizi sömüren, farkında olmadan psikolojimizi yoran kişiler olmuştur.
Günümüzde böyle kişiler için sık kullanılan bir ifade var.
Ben öğrencilerim arasındaki konuşmalarda bile sıklıkla duyuyorum bu ifadeyi.
Ya toksik toksik davranma, bırak şu toksikliği gibi.
Birbirlerine cümleler kuruyorlar.
Halbuki bundan 10 yıl önce falan bu kelimeyi hiç kullanmıyorduk biz.
Hatırlayamıyorum yani. Daha çok bu dönemde kullanılan bir ifade oldu.
Şu an herkesin dilinde peresenk bu ifade.
Ama her zor insan toksik midir peki?
Bir insanın gerçekten toksik olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Bu bölümde bilimsel araştırmalardan, psikoloji literatüründen ve biraz da deneyimlerden yola çıkarak toksik insanların en yaygın 10 işaretleri...
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
yavaş yavaş bizi yıpratıyor, içten içe yok ediyor aslında toksik insanlar.
Şakayla karışık çoğumuz bu sözcüğü birileri için kullanıyoruz.
Ancak kelime anlamına bakarsak epey ürkütücü ve ciddi bir yargı da barındırıyor bana kalırsa.
Öyle değil mi? Esasında insanların ilişki içinde bulundukları diğer insanların toksik olduğunu söylemesi ciddi bir yargı ve o kişiler gerçekten verilen tanıma uygun şekilde Toksik
davranıyorsa, hayatı zora sokuyorsa bu durum karşı taraf için de çok ciddi sıkıntı yaratıyordur.
Her anlamda. Şimdi bu konuda Dr.
Lillian Glass'ın bir kitabı var.
Toxic People diye Toxic İnsanlar isimli bir kitap yazmış bu adam.
Ve kitabında şöyle belirtiyor.
Toksik bir kişi sizi yok etmek ister.
Öz güveninizi çalar ve sizi hasta edebilir.
Birçok araştırma yapılmış.
Böyle kişilerle etkileşim beyinde büyük stres tepkilerine yol açıyormuş.
Almanya'daki Frankreich Schiller Üniversitesi'nin bir çalışmasına göre negatif duygulara maruz kalmak vücutta kortizol seviyelerini yükseltiyor ve kronik strese sebep oluyor.
E şimdi kronik stres ne demek?
Böbrek üstü bezlerinin çok çalışması demek.
E bu ırsaklarda da enflamasyona kadar götürür işi.
Oradan hormonlar, tiroid, insülin direnci falan bunların hepsini dürtükler.
Hem hasta hem ders sahibi olursunuz.
Hali hazırda belli bir rahatsızlığınız varsa onları daha da tetikler.
En hafif sonucu, bakın en hafif sonucu bu toksik insanların sizin üzerinizde yarattığı etkinin sonucu başınız ağrır, uyuyamazsınız.
Peki biz birinin toksik olup olmadığını nasıl anlarız?
Toksik insanların en yaygın 10 özelliğinden bahsedeceğim size.
Eğer bu anlattıklarımdan, bu işaretlerden, özelliklerden birkaçını sık sık gözlemliyorsanız belki de hayatınızdaki bazı ilişkileri yeniden değerlendirmenin vakti gelmiştir.
Ya da belki biz böyle davranışlar sergiliyoruzdur.
Kendimize de bir bakmakta fayda var.
Şimdi birinci özellik olarak sürekli negatiflik ve buna bağlı şikayet dili.
Eğer bir insan sürekli negatif bir tutum sergiliyorsa, şikayet etmeyi alışkanlık haline getirmişse ve her durumda olumsuzluk arıyorsa bu kişiye dikkat etmek gerekir.
Martin Seligman'ın bir kavramı var.
Öğrenilmiş çaresizlik kavramında olduğu gibi bazı insanlar her zaman en kötü senaryoları düşünür.
Olaylara asla olumlu bir açıdan bakamaz.
Dünyayı böyle soğuk ve acımasız bir yer olarak görür.
Sürekli şikayet eder. Ben onların bu negatiflikten de beslendiğini düşünüyorum ayrıca.
Çözüm aramak yerine sürekli olumsuzluklara odaklanırlar.
Ve tabii ki etrafındakileri de bu negatif döngüye çekerler.
Siz onlara farklı bakış açıları sunmaya, farklı pencereler göstermeye, pozitif alternatifler göstermeye çalışsanız da belki bir an için ikna olmuş gibi görünürler.
Fakat kısa sürede eski alışkanlıklarına geri dönerler.
Şikayet etmek onlar için bir düşünce biçimine dönüşmüştür.
Çünkü o düşünce alışkanlığını değiştirmek de zordur.
Ve bu noktada onların zihinsel fitrelerini değiştirmeye çalışmamalıyız.
Bence kimsenin kurtarıcısı olmamalıyız.
Bu çaba enerjimizi tüketebiliyor.
Onlarla vakit geçirdikten sonra bile ne kadar yorulduğunuzu fark edersiniz.
Bu yüzden böyle insanlarla uğraşırken kendi enerjimizi korumaya özen göstermeliyiz sevgili dostlar.
Çünkü iş yerinde, arkadaş çevrenizde hatta aile üyeleri arasında bile böyle bireyler olabilir.
Değiştiremeyiz. Belki kabul etmek zorundayız ama kendimizi de korumalıyız.
Şimdi toksik insanlarda en yaygın görülen ikinci özellik ise kurban rolü mağdur edebiyatı.
Birinci maddeyi yapan kişi zaten sürekli şikayet eden durumları kendine çevirir.
Suçlu olsalar bile mağdur rolüne bürünürler.
Her durumda kendilerini kurban görür bu insanlar.
Hep bana kötü davranıyorlar, ben şanssızım, herkes bana karşı, hayat bana karşı, zaten o zaman da öyle olmuştu, şimdi de böyle oldu falan gibi böyle sürekli mağduriyet üzerinden bir kimlik inşa
eder bu insanlar. Bu davranışları kısa vadede bizde bir merhamet ya da sempati uyandırabilir ama uzun vadede tüketir, sinirimizi bozar.
Çünkü sorumluluk almaz bu insanlar.
Her şeyin suçlusu başkasıdır.
Ve buradan da üçüncü maddeye geçiyoruz.
Çünkü bunların hepsi birbiriyle bağlantılı bence.
Üçüncü maddemiz suçlama oyunu.
Kendi hatalarını başkalarına yansıtır.
Sizi suçlar böyle insanlar.
Bu savunmaya iter ve kafayı karıştırır.
Şimdi Simply Psychology diye bir yayın var.
Ona göre bu toksiklik belirtisi biraz narsizmi de alakalıymış.
Bir araştırma yapıyorlar. Toksik ilişkilerde suçlama...
Karşı tarafın yani mağdur bırakılan tarafın neredeyse %51 oranında depresyon yaşamasına sebep oluyormuş.
Bakın karşıdaki insanın suçlama olayı sizi ne raddeye getiriyor, ne noktaya getiriyor.
İş yerinde bir hata yapar o kişi ama suç sizde kalır.
Bu klasik bir tuzaktır aslında.
Bazen kardeşler arasında bile oluyor ya böyle şeyler.
Okulda da yaşanabiliyor, öğrenciler arasında bile, en yakın arkadaşlar arasında bile olabiliyor.
Ve dördüncü maddemiz.
Bence çok çok çok önemli.
Bununla ilgili çok bölüm yaptım.
Bir önceki bölüm bile bununla ilgili sınır ihlali arkadaşlar.
Sağlıklı ilişkilerin temelinde sınırlar vardır.
Toksik insanlar ise sürekli sınır ihlali yapar.
Zamanınızı, özel alanınızı, kararlarınızı yok sayarlar.
Siz hayır dediğinizde bile ısrar ederler.
Bu aslında bir güç oyunudur.
İlişkilerde, romantik ilişkilerde de bir sürü sıkıntı yaratıyor zaten.
Ama normal iş ve aile ilişkilerinizde de.
Çok önemli bir nokta bu sınır ihlali.
Bizim toplumsal yaramız bence sınır koyamamamız, koysak da onu koruyamamamız ve bu konudaki farkındalığın düşük olması.
Beşinci madde olarak manipülasyon ve gaslighting.
Bunu böyle filmlerde falan dizilerde çok görüyoruz.
Aslında bunun altında bir hakikat var.
Toksik kişiler gerçeği çarpıtır arkadaşlar.
Sizi kendi algınızdan şüphe ettirir.
Psikoloji literatüründe de bunun bir adı var.
Gaslighting işte şimdi böyle bazı dizilerde gibi ismindeki komedi dizilerinde falan.
Bir sürü konu işleniyor bu guest lighting ile ilgili.
Hepimiz gülüyoruz falan ama gerçekten sıkıntı yaratan bir şey.
Karşınızdaki kişi... Size kendi algınıza güvenemeyeceğinizi hissettirir.
Bir manipülasyon türüdür bu.
Sen yanlış hatırlıyorsun ya da abartıyorsun gibi cümlelerle sizi kendinizden şüphe ettirir.
Bu da uzun vadede öz saygıyı, öz güveni zedeler.
Kelime oyunlarıyla yaşadığınız o durum çarpıtılır.
Ya o karşınızdaki insan öyle bir kelime oyunu yapar ki sizin yaşadığınız o durumu çarpıtır.
Uzun süre böyle bir insana maruz kalmakta yani onun zorbalıklarına maruz kalmakta dediğim gibi kendilik algımızı benlik algımızı bozabilir ve özgüveni de zedeleyebilir.
Altıncı olarak empati eksikliği.
Bu o kadar önemli ki yani...
Bunu pek fark etmiyoruz.
Bence diğer maddeler daha kolay tespit ediliyor ama empati eksikliğini bence ilişkiler biraz derinleşmeye başladığı zaman, yüzeysel değil de daha sık görüştüğümüz zaman o kişilerle o zaman anlayabiliriz.
Toksik insanlar başkalarının duygularını anlamaz veya umursamaz.
Bir arkadaşının yorgunluğunu fark etmez bu insanlar.
Sadece kendi ihtiyaçlarını ön planda tutarlar.
Şimdi bir tane araştırma var.
Milyonlarca kişiye yapılmış bu araştırma.
Toksik kişiler... negatiflikleriyle çevresindekilerin stresini %90 artırıyormuş arkadaşlar.
Ve hatta Albert Bernstein diye bir adam kitap yazmış.
Bu kişileri duygusal vampirler olarak tanımlamış.
Sizi emip bitiriyor.
Gerçekten çok doğru bir tabir.
Harvard Business Review'da da yayımlanan makalelerden biri liderlikte empati eksikliğinin nasıl krizlere yol açtığını anlatıyor.
Bunu iş alanında daha çok öne çıkarmışlar ama Özel ilişkiler için de geçerli bu.
Toksik insanlar sizin duygularınızı anlamak için çaba göstermez.
Hep kendi hikayelerinin merkezindedirler.
Özellikle partnerinizde empati eksikliği yaşıyorsanız, hissediyorsanız sizin duygusal ihtiyaçlarınıza fazla önem veremez bu kişiler.
Fark etmez bile. Bir duruma üzüldüğünüzde ya da başınıza kötü bir şey geldiğinde sizin o duygunuzu sizinle paylaşamaz.
Hani iyi günde kötü günde diyoruz ya o kötü günü sizinle paylaşmaz.
Aslında iyi günü de paylaşmaz da.
Mesela partneriniz sınır ihlali yaptı.
Gitti biriyle flört etti.
E siz haklı olarak büyük bir tepki gösterdiniz.
Empati eksikliği yaşıyorsa partneriniz sizin o hissettiğiniz hayal kırıklığını, kırgınlığını anlayamaz ve önemsemez sizi.
Ya sen benim yerimde olsan nasıl hissederdin diye sorsanız cevap bile veremez.
Sıkıntı aslında empati eksikliği.
Yedinci olarak da ya bu örnekleri böyle aklıma geldikçe verdim ama siz kendi yaşadığınız olaylar üzerinden bence bu maddeleri kendinizde örneklendirebilirsiniz.
Yedinci olarak da duygusal şantaj ve kıskançlık.
Şimdi böyle insanlar suçluk hissettirir, kıskanır ve başarılarınızı sabote eder ve eleştiri dili ağırdır.
Toksik partnerin ya da arkadaşın ya da toksik insanın diyelim ve araştırmalara göre yine kıskançlık.
toksik ilişkilerin temelinde yatan bir zehir sevgili dostlar.
Ama böyle illaki karşı cinsten kıskanmak değil, normal kıskançlık da buna dahil.
Yani örnek vereyim, başarınızı kutlamak yerine ya sen o gün şanslıydın derler.
Bu çok zehirli bir tebriktir.
Tebrik bile değildir. Toksik kişiler sizin iyi hissetmenizi istemez.
Çünkü bu onların yetersizliklerini daha da görünür kılar.
Yani sizi tebrik etmek, onlar da bir şey eksiltmiyor aslında ama onlar öyle hissediyor, eksilmiş gibi hissediyor, yetersizliklerini daha böyle hissediyorlar, fark ediyorlar.
Siz bir şeyi başarırsanız ve bununla övünürken, kendi içinizde kutlarken muhatabınız sizinle gurur duyacağına, onurlandıracağına, bunda övünecek ne var ki der.
Ya da kariyerinizde bir adım daha ilerlersiniz, bir eğitim daha alırsınız, CV'nize bir şey daha eklersiniz ve bunu bir yerde paylaşırsanız, o emeği ve eğitimi haklı olarak paylaştığınızda bile ya sen fazla iddialısın,
hani bunda gösterilecek bir şey yok ki, niye bununla övünüyorsun ki, niye bununla öne çıkıyorsun ki gibi sizi böyle dürtüklerler ve modunuzu düşürürler.
Bunu iş, özel, okul, hayatı yani her türlü ilişkilerinizde, çevrenizde farklı örneklerle yaşayabilirsiniz.
Ben bunu çok yaşadım. Yani küçük başarılarım ya da büyük başarılarımı kutlayacak insan ararken çok zorlandım çünkü çok fazla bulamadım.
Eskiden kitap çevirilerim vardı.
Bu çevirileri yaptığım zaman böyle paylaşmak istediğim kişiler olurdu.
Ve gerçekten de bazı arkadaşlarım çok böyle beni düşürürlerdi.
Yaptığım işi görmezlerdi.
Ya aslında basit bir şey bu ne ki falan derlerdi.
Şimdi o zamanlar tabii çok daha toydum.
Daha gençtim. Şimdi anlıyorum yani emeğimi onurlandırmak önce benim vazifem.
Karşıdaki kişi de zaten bunu onurlandırmıyorsa görmüyorsa ben onunla zaten bir daha paylaşmam.
Buradan da bakmak, buradan da başlamak gerekir.
Burada durup şunu düşünmenizi istiyorum.
Bir başarı elde ettiğinizde sizinle gurur duymak yerine küçümseyen, gölge düşüren insanlar var mı çevrenizde?
Kaşı gözü oynayan imalarla böyle sahte görüşlerle sizi düşüren insanlar var mı?
Arkadaş, eş, dost, kardeş, akraba bile olur.
İşte başarılarınızı onlarla kutlamayın.
Sevincinizi onlarla paylaşmayın.
Sizi anlayacak ve onurlandıracak kişilerle bunu paylaşın.
O mutluluğunuzu böyle kursağınızda bıraktıracak kişilere vermeyin.
Araştırmalar gösteriyor ki kronik kıskançlık narsistlik eğilimlerle de bağlantılıymış arkadaşlar.
Yani bu insanlar da narsistlikte olabilir o yüzden.
Hemen yani bu etiketi yapıştırmak istemiyorum ama böyle çok fazla araştırma var.
Toksik ilişkilerde eleştiri ilişkileri zehirleyen dört atlıdan biridir deniliyor ve sıklıkla da istismara dönüşüyor.
Yedinci maddeyi biraz uzun anlattım.
Sekize geçelim. Tutarsızlık ve güvenilmezlik.
Bu kişiler sözlerinde durmazlar.
Davranışları da öngörülemez.
Ve Dr. Glass'ın bir kitabı var Runner tipi olarak geçiyormuş bu insanlar.
Yani korkak ve sadakatsizlikten kaynaklanıyormuş.
Bu kişilerin içinde böyle bir durum varmış.
Tutarsızlık toksikliği istismara dönüştüren de bir faktörmüş ayrıca.
Yani bu tür insanlar neden tutarsızlar?
Çünkü yalan söylüyorlar, sır saklıyorlar ve sizi aldatabiliyorlar.
Bu yüzden zaten tutarsız ve güvenilmezlik özellikleri taşıyorlar.
Dokuzuncu olarak kontrolcü davranış, kontrol etme isteği.
Şimdi sınırlarınızı ihlal eder, kararlarınızı yönetmeye çalışır toksik insanlar.
Yine bir psikanalist Karen Horney isminde bir...
Bilim insanı diyelim. İnsan ilişkilerinde kontrol etme eğilimini güvensizlikten doğan bir strateji olarak tanımlıyor.
Toksik insanlar sizi sürekli yönlendirmek, kararlarınıza karışmak, kendi isteklerini empoze etmek isterler.
Bu da zaten sağlıklı bir ilişkide olması gereken o eşitliği, o denkliği de yok eder.
Bu da yine toksik bireylerin özelliği diyebiliriz.
Onuncu olarak öfke patlamaları.
Stanford Üniversitesi'nin araştırmaları öfkeye sürekli maruz kalmanın da işte kalp damar sağlığını bile olumsuz etki edini gösteriyor.
Hatta şey derler, öfke kızgını kanı dondurur da derler.
Böyle bir şey de duydum ben, bir cümlede duydum.
Geleneksel tıpta toksik insanlar öfkelerini kontrol edemez, küçük şeyleri bile büyük krizlere dönüştürürler.
Ve siz de diken üstünde yaşarsınız.
Ya bu oluyor ya bazı ailelerde babada ya da annede böyle bir durum oluyor ve çocuklar diken üstünde yaşayabiliyor.
İlişkilerinizde de öyle olabilir. Hata yapma korkusu yaşayabilirsiniz.
Çünkü en ufak hatanızda toksik olan karşılığındaki muhatabınız öfke patlaması yaşayacağı için siz de biraz korkabilirsiniz.
Ama bence aile üyeleri arasında böyle birinin olması huzuru çok kaçıran tatsız bir şey.
Bonus olarak da şunu söyleyeyim.
11. özellik sorun çözmek yerine sorun yaratır bu kişiler.
Psikolog John Gottman ilişkilerde en yıkıcı 4 davranışı mahşerin 4 atlısı olarak tanımlıyormuş.
Eleştiri, aşağılama, savunmacılık ve duvar örme.
Toksik insanlar bu davranışlardan en az birkaçını yoğun şekilde sergiler, çözüm aramak yerine sürekli yeni krizler üretir.
Eğer bu işaretler size tanıdık geliyorsa sevgili dostlar hangi alanlarda ve kim tarafından bunlara maruz kalıyorsak önce bir fark edelim.
O kişiyi tespit edelim.
Kendimiz bile böyle davranabiliriz.
Bu çok önemli bir adım. Daha sonra sınırlar koyarak gerekirse yapabiliyorsak o kişiden uzaklaşarak yapamıyorsak psikolojik destek alarak toksik insanlardan kendimizi alanımızı koruyabiliriz.
Eğer bu anlattıklarım hoşunuza gittiyse.
Yorumlarınızı bekliyorum. Dilerseniz devam bölümü niteliğinde toksik insanlarla nasıl baş edebiliriz biraz da çözüm yollarını ilerleyen bölümlerde de konuşabiliriz.
Kısa bir bilgi vereyim. Ben Saati Kitap Kulübü üyeleriyle her ay bir kitap okuyoruz, inceliyoruz, değerlendiriyoruz.
Katılmak isterseniz ya da kitapla geçen bu güzel sohbetimizi dinlemek isterseniz Ben Saati Podcast'in Instagram sayfasını takip ederek abone olmayı unutmayın.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
