
Teknolojiye Rağmen El Yazısı Neden Hâlâ Değerli?
8 Aralık 2025 · 21 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde el yazısının zihnimiz üzerindeki şaşırtıcı etkilerini konuşuyoruz.Kalem–kâğıt kullanmanın kaygıyı azaltmasından hafızayı güçlendirmesine, öğrenmeyi hızlandırmasından yaratıcılığı artırmasına kadar pek çok faydayı bilimsel araştırmalar ve kendi deneyimlerimle ele alıyorum.
*Neden hâlâ yazmalıyız?* Cevabı bu bölümde.
Tavsiye bölüm: 10 Dakika Günlük Tutmak Sizi Nasıl Değiştirir?
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Son 6 aydır neredeyse her gün yazıyorum.
Genellikle sabah günlüğü şeklinde oluyor bu.
Vaktim az olsa bile en az 10 dakika ayırıyorum buna.
Bazen yapılacaklar listemi, bazen de kafam karışıksa ya da kendimi kötü hissediyorsam duygularımı yazıyorum.
Bunun beni ne kadar çok rahatlattığını zaman içinde çok net fark ettim.
Yaz döneminde 10 dakikalık günlük yazmak bizi nasıl değiştirir diye bir bölüm yayınlamıştım.
Hala orada anlattığım alışkanlıkları uyguluyorum.
Ve o bölüm çok sevildi.
En çok dinlenen bölümlerim arasında.
Fakat geriye dönüp baktığımda yazmaktan bahsetmişim ama el yazısının kendisine pek değinmemişim.
Oysa çevremde notlarını tamamen telefon ya da tablet üzerinden tutan çok kişi var.
Öğrencilerim de dahil buna.
Ders notlarını bile onlara aldırmak, yazdırmak gerçekten çok zor olmaya başladı.
Şu dönemde el yazısı neredeyse nesli tükenen bir alışkanlık haline geldi.
Teknoloji hayatımıza bu kadar yerleşince kalem ve kağıt geri planda kaldı biraz.
Hatta not tutmak veya günlük yazmak bazılarına göre eski moda ya da romantik bir uğraş gibi görünüyor.
Hatta sonbaharda işte ajanda videoları falan çok çekiliyor.
Yeni yıl öncesi ajandalar üzerine günlük tutmak üzerine çok fazla içerikler üretiliyor.
Ve bunlar sanki hayatı romantize etme şeklimizmiş.
Yani sadece bu kadarmış gibi gösteriliyor ama düşündüğümüzden çok daha güçlü etkileri var yazmanın, el yazısının.
Bilimsel araştırmalar klavye ya da ekrana yazarken beynin aktif olan bölgelerinin el yazısındaki kadar yoğun çalışmadığını gösteriyor.
Kalemle yazarken birden fazla duyu aynı anda devreye giriyor.
Bu da beyin aktivitesini arttıran önemli bir unsur.
Yani oturduğumuz yerden birkaç cümle yazmak...
bizim beyin aktivitemizi düşündüğümüzden çok daha fazla arttırıyor sevgili dostlar.
Bence bu yani harika bir araç.
Elbette ki teknolojiye karşı değiliz.
Hayatımızın doğal bir parçası.
Ancak el yazısının zihinsel ve duygusal faydalarını da göz ardı edemeyiz.
Bu yüzden bu bölümde anlattığım bilgileri ailenizle, çocuklarınızla, arkadaşlarınıza hatta ileri yaşlardaki ebeveynlerinizle paylaşmanızı çok isterim.
Çünkü belki de hafıza sorunlarının çözümü yeniden kalemle yazmaya dönmekle saklıdır.
El yazısı derken kastettiğim kalem kağıt kullanarak yazdığımız tüm yazılım.
Hani ortaokulda güzel yazı dersinde yazdığımız harfleri birleştirerek sağ yatık şekilde yazdığımız yazı değil sadece.
Dediğim gibi kalemle yazdığımız tüm yazı şekilleri el yazısıdır.
Bunu kastediyorum. Şimdi bu alanda araştırmalar yapan bir uzman var.
Çok ciddi araştırmalar yapan bir uzman var.
Van Dermier isminde bir uzman bu.
Yetişkinlerin de kağıt ve kalemle pratik yapmasını öneriyor.
Şöyle söylüyor. El yazısı beyin için güçlü bir egzersizdir.
Kalabalık bir yolu yeniden düzenlemek gibidir diyor.
Ve şunu ekliyor. Burası beni çok etkilemişti.
Küçük çocuklar beyinleri için çok iyi bir uyarıcı olan el yazısı eğitimi almazlarsa beyinleri tam potansiyeline ulaşamaz diyor.
Yani burası beni bayağı düşündürdü.
Hatta olası sonuçları düşünmek çok korkutucu diyor Van Der Meer.
Bizim fazla önemsemediğimiz el yazısının hayatımıza, biyolojimize çok ciddi etkisi var.
Ve hadi gelin bu bölümde neden bu çağda hala elimiz kalem tutmalı ve kağıda notlar almalıyız.
Bunları birlikte madde madde inceleyelim arkadaşlar.
İlk olarak şununla başlayalım.
El yazısı zihni sakinleştiriyor, yatıştırıyor, depresyon ve kaygıyı hafifletiyor.
Ben biraz da bu amaçla yazıyorum zaten.
O zihinsel yükümü atmak için.
Kendimizi bunalmış hissettiğimiz bir anda elimize kalemi alalım, içimizden geçenleri sayfalara bırakalım.
Grafolici uzmanı var Dr.
Marks Feiner. Onun önerdiği grafoterapi yöntemi var.
Bu da yazarak iyileşmeyi hedefleyen bir yöntem.
Tabii ki onun da kendine göre egzersizleri vardır.
Orada Dr. Marks Feiner şöyle bir örnek veriyor bu tekniği kullanırken.
Daha sakin olacağım gibi bir cümleyi günde birkaç kez el yazısıyla tekrarlamak beynin sakinlik moduna geçmesine yardım ediyor.
Yani biz bunu kullanabiliriz aslında biraz olumlama terkin gibi geldi bana bu.
Özellikle uykuya dalmadan önce bu şekilde cümleler kurabiliriz.
Ya da çok gergin olduğumuz bir gün kendimizi sakinleştirmek adına böyle birkaç kere daha sakin olacağım.
Her şey yolunda gibi cümlelerle beynimize komutlar verebiliriz ama bunu yazarak yapacağız.
Çünkü dediğim gibi beynin birkaç noktasını aynı anda aktive ediyor.
O yüzden burası önemli.
Ama tabii dediğimiz gibi uykuya dalmadan önce yazmak hani vücudu da gevşeten bir ritüel gibi olacaktır.
Belki ben saati olarak da bunu yapabiliriz.
Daha huzurlu bir uyku içinde bence güzel bir çalışma olabilir.
İkinci olarak da birinci maddenin devamı olarak şunu söyleyebiliriz.
El yazısı bir terapi biçimidir.
Bunu zaten terapistler de çok öneriyor.
Çağdaş bilim insanları ve pek çok yazar el yazısını etkili bir terapi olarak görüyor.
Kendimiz hakkında düşünüyoruz, itiraflarımızı, sırlarımızı yani iç dünyamızı deşifre ediyoruz kendimize öyle değil mi?
İyi ve kötü yanlarımızı fark ediyoruz, o karanlık yönlerimizle yüzleşiyoruz ve bunların vesilesiyle kendimizi tanıma fırsatı da buluyoruz biz.
Daha geçen hafta bir arkadaşım şöyle yazmış, mesaj atmış bana.
Ya azıcık daraldım, aldım elime kalemi, yazdım da yazdım, baktım şiir oldu.
O şiiri de bana yollamış.
Demek ki yazar şairler sevdiğinden değil de kederden yazar oluyorlar.
Derdi olmayan da bana yazamaz gibi geliyor.
Üçüncü maddemize gelelim.
El yazısı hafızamızı güçlendiriyor.
Her şeyi kenara bırakırsak bu madde benim çok cezbediyor.
Çünkü insan ileri yaşlarda demans olmak istemiyor veya sevdiklerimizin demans olmasını istemiyoruz öyle değil mi?
O yüzden bu madde...
Beni çok etkiledi. Kağıda bir şey yazmak sevgili dostlar %100 odaklanma ve motivasyon gerektirir.
Bir kere ince motor becerileri çalıştırır.
Evet. Bellek, dikkat ve dil merkezlerini aynı anda aktive eder.
Bu harika bir şey.
Biz şimdi oturduk yazıyoruz bir şeyler karalıyoruz ama beynimizde olan bitenleri görmediğimiz için bu kadar önemli şeylerin olduğunu fark etmiyoruz.
O yüzden artık böyle yazarken lütfen bunu bilincinde olarak yazalım.
Yeni sinir bağlantıları oluşturarak bilişsel rezervi arttırıyor yazmak el yazısı yani.
Stresi azalttığı için de beyin sağlığını dolaylı olarak destekler.
Bu ne demek? Demans riskini de azaltıyor dolaylı olarak.
Bilgisayarlar yokken yazı yazmak hafızamızı canlı tutmanın en yaygın yoluydu.
Ben derslerime böyle çalıştım.
Dili böyle öğrendim.
Yazdım yazdım. Daha sonra zaten diğer teknolojik cihazlar vs.
bunlar yaygın olmaya başladı.
Benim öğrenme yöntemim genelde yazmak oldu.
Yazarak çalıştım. Şimdi herkesin öğrenme metodu farklıdır.
Kimisi dinleyerek, kimisi okuyarak ya da farklı şekillerde öğrenmeyi tercih eder.
Ama yazmak herkese...
İyi gelecek bir şey. Bilimsel olarak açıklamalarına baktığımızda böyle.
Günümüzde teknolojinin aşırı kullanımı bilinç gücümüzün tamamını kullanarak yani o hafızamızın tamamını kullanarak o düşünme yetimizi kullanarak bir şeyleri yazıp hatırlamamıza engel oluyor.
Gerek duymuyoruz. Tembelleşiyoruz.
Nasılsa bir yer bir yere kaydettim diyoruz.
Hani telefon numaralarını bile artık ezberlemiyoruz.
Ben sadece babamın numarasını biliyorum.
O da ortaokulda bundan 20 sene önce yanlış bir otobüse binip kaybolduğum için sonra da paparayı yedim tabii evdekilerden.
Ondan sonra ezberledim.
Hala sadece onun telefon numarasını biliyorum.
Kendi numaramı da sonradan çok zor ezberledim.
Teknoloji sayesinde tonlarca bilgiyi farklı şekillerde depolayıp istediğimiz anda geri çağırabiliyoruz.
Bu durum dediğim gibi hafızamızı ve odaklanma yeteneğimizi köreltiyor.
Tembelleşiyoruz bir kere. Bunun çözümüne en azından günlük tutmak.
Lütfen o bölümü de alta ekleyeceğim.
Günde 10 dakika. Günlük tutmanın faydalarından bahsediyorum.
Onu da dinlerseniz çok güzel bir bütünlük olur.
Zihni taze tutmanın en etkili yollarından biri bu.
Öğrenmeyi derinleştiriyor, düşünceleri düzenlemeye yardımcı oluyor.
Düşünme şeklimizi de iyileştiriyor aslında.
Dedemin tahta bir valizi vardı, rahmetli dedemin.
İçini açtığımda eski paralar, kartlar, sayısız ajanda defter çıkardı içinden.
Hani anılarla doluydu.
Otururduk biz çıkartırdı oradan bir defteri geçen sene bugün incirler toplanmış zeytinleri sulamışız işte hava şu dereceymiş ama bugün.
Şu kadar işte artmış sıcaklık gibi böyle yazılar var olurdu.
Geçmişi düşünürdü. Geçen yılla bu senenin o hasatlarını falan değerlendirirdi.
Notlarında bunlar vardı yani.
Gerçekten her gün yazardı.
Her şeyi yazardı.
90'larında vefat etti ama kafası hala zehri gibi çalışıyordu.
Bedeni tükenmişti. Yoksa daha yani yaşardı.
Hani bedeni sağlıklı olsaydı.
Düşünce sistemi yani o yaşlara göre hafızası çok kuvvetliydi.
Bu yüzden onu ben çok örnek olarak da görürüm kendime.
Yazmak, günlük yazmak, yaşlılıkta bence artık bu kadar bilimsel şeye dayanarak söyleyebilirim.
Demansa bile karşı koyabilecek bir alışkanlık olabilir.
Zaten bir bakın annelerimiz 60 yaşında işte 55'den sonrası 70 yaşındaki kişiler yazamıyor yani çok zor yazıyor.
Belki de hani oturup yazsa, pratiğini yapsa bunun birkaç cümle bile olsa fark edecek.
El yazısı öğrenmeyi arttırıyor sevgili dostlar.
Hafızayı güçlendiren şey öğrenmeyi arttırmaz mı hiç?
Değil mi? Araştırmalara
göre ders notlarını el yazısıyla yazan öğrencilerin anlama ve kavrama seviyeleri çok yüksek çıkıyor.
Çünkü bilgisayarda yazarken çoğumuz sadece duyduğumuzu birebir kopyalıyoruz.
Bilgiyi kendi kelimelerimizle yeniden işlemiyoruz.
Ama el yazısı öyle değil.
Yani el yazısı yazarken de kopyalamayacağız.
Kendi cümlelerimizle ifade edeceğiz.
Yani elimiz yazarken düşünüyoruz, anlamlandırıyoruz.
Sonra doğru kelimeleri seçip kağıda döküyoruz.
Aslında bütün öğrenme sistemin devreye giriyor.
Bu yüzden ne kadar çok yazarsak öğrendiğimiz şey o kadar kalıcı hale geliyor.
yeni neural ağlar kurduğu için beynimiz.
Ben üniversitedeyken bir ajandan vardı.
Bütün derslerin notları orada olurdu.
Ben hocayı böyle pür dikkat dinlerken sadece hani dinleme modunda olamazdım.
Bir taraftan mutlaka not tutardım böyle zihin haritası yöntemiyle böyle.
Özetleyerek başlıklar şeklinde hep yazardım.
Ve sonra sınava gireceğim zaman bunlar çok işime yarardı benim.
Ama ben başka türlü uzun ve odaklı bir şekilde dinleyemiyordum.
Mutlaka elimde kalem olacak bir şeyler yazacağım notlar alacağım öbür türlü uzun saatler dinleyemediğim için böyle bir şeye başvurmuştum yazmaya başvurmuştum.
Demek ki faydalıymış yani şimdi bugün burada da bunu öğreniyoruz.
Özellikle bir konuyu ya da bir kitabı kendi cümlelerimizle özetlemek bu gerçekten hafızayı güçlendiren müthiş bir yöntem.
Yeni bir şey öğreniyorsak.
Bu bir ders olur, bir konu olur, bir dil olabilir.
Mutlaka yazarak çalışmayı deneyin.
Etkisini çok kısa sürede görürsünüz.
Bazı kişiler, özellikle öğrencilerim İngilizce konuşma konusunda sıkıntı yaşıyorsa yazmayı da öneriyorum.
Ama hani sanki yazmanın konuşma üzerinde bir etkisi olmayacak gibi düşünüyorlar.
Halbuki öyle değil. Yani yazarak desteklenmeleri gerekiyor.
Bu diğer dillerde de böyle.
Bir bütün zaten dil.
Bir de şöyle bir bilgi var.
El yazısı. Disleksi yaşayan çocuklara da ciddi şekilde yardımcı oluyormuş.
Varsa aramızda böyle bir arkadaş ya da çocuğu bu rahatsızlığı yaşayan o da bunu bir düşünsün.
Beşinci olarak el yazısıyla yapılacaklar listesi hazırlamak.
Beynimizi somut olarak harekete geçiriyor ve bitirme eğilimimizi arttırıyor.
Yani biliyorsunuz hepimizin kafasında yapılacaklar listesi var.
Ama biz bunu yazdığımızda böyle madde madde onu bitirmeye eğilimimiz daha fazlaymış.
Gör görüyoruz ya somutlaştırıyoruz artık o maddeleri.
O maddelerin üzerine çizmek işte her maddeyi tamamladıkça bunu yapmak bizde bir motivasyon düzen duygusunu da arttırıyor.
Ya tamam işte hallettim bunları hallettim.
Bugün çok verimli bir gündü diye de düşünüyoruz.
Rüzgar Miri Okan hocam.
Söylediği bir yöntem bu.
Yaz kurtul yap kurtul.
Ben de her gün sabahları yazıyorum.
Bazen hepsi bitiyor bazen bitmiyor ama en azından görüyorum ne kadar iş yapmışım ne kadar iş bitirmişim.
Bence hiçbir şey yapamıyorsak böyle bir liste hazırlamak bile gün içinde bizim için bir yazma pratiği olur.
Altıncı olarak da el yazısı fikirleri besliyor ve geliştiriyor.
Bir kere insan beyni mükemmel bir araç.
Aynı anda hem ileri hem geri çalışabilen hani yüksek hızlı bir makine.
Biz geçmişi geleceği aynı anda düşünüyoruz.
Çok hızlı çalışan bir makine ve fikirlerimizi yakalamak için de çok hızlı hareket etmezsek bir anda uçup gidiyor ya aklımıza bir şey geliyor sonra unutuyoruz biz bunu eğer not almazsak öyle değil mi?
Bu yüzden ilhamı korumanın da en güçlü yolu el yazısıdır.
Hani bilgisayar ekranında açık onlarca sekme ile boş boş bakmak.
Zeyni otomatik plato alıyor ve yazma motivasyonu da yok ediyor bu ekrana bakıp saatlerce oturmak.
Bilgisayarı bir kenara bırakıp elimize kalemi kağıdı alıp fikirlerimizi takip edersek böyle bir deftere rastgele bir cümleler yazmak bile bir süre sonra iç dünyamızın kapısını bize aralayacaktır
ve o cümleler bize yol gösterecektir.
Sadece ilham gibi düşünmeyelim.
Sorunlarımıza çözüm arıyorsak buna da yazarak bakabiliriz.
Bana birçok mentor bunu tavsiye etmişti.
Sorunların çözümünü yazarak daha kolay bulursun.
Hani sadece yeni fikirler olarak düşünmeyin.
Hani problemi yazdığınızda...
Bir probleminiz varsa hem bunu görmüş oluyorsunuz, somutlaştırmış oluyorsunuz.
Hem o problemle bir bütün olmuyorsunuz.
Aranıza bir mesafe de girmiş oluyor.
Dışarıdan bir gözle bakıyorsunuz probleme.
Bazen ya bu aslında çok da büyütülecek bir şey değilmiş deyip kendimizi yatıştırıyoruz.
Ya da o probleme, o soruna farklı, daha önce aklımıza gelmeyen bir çözüm yolu da buluyoruz.
Zettelkasten diye bir not tutma yöntemi varmış.
Daha yeni öğrendim ben de bunu.
Bir arkadaş söylemişti.
Alman bir sosyolog bulmuş bunu.
Aslında yapıyormuşum ben bu yöntemi, kullanıyormuşum ama adının bu olduğunu bilmiyordum.
Gün içinde aklımıza gelen küçük fikirleri bir kenara kısaca not almak.
Bu yöntemin bir pratiği.
Hani yürürken ya da duştayken aklıma benim podcast bölümleri geliyor.
Podcast konuları, bölüm konuları geliyor.
Şunu yapabilirim bak bu güzel olur falan gibi.
Ve unutmamak için hemen ben bir yere yazıyorum bunu.
Çünkü unutuyorum yoksa.
Şimdi birden fazla işle de uğraştığımız için açıkçası yazmazsam o uçup gidiyor.
Uzun uzadıya değil. Hani podcast'tan dinlediğiniz, belki bu bölümden dinlediğiniz, hoşunuza giden bir cümleye YouTube'da duyduğunuz, etkilendiğiniz bir konuyu kendi cümlelerinize kısa...
Sadece özetlemenizde Bu yöntemin bir parçası.
Aynı zamanda ilhamı, yaratıcılığı, fikirler arası geçişi besleyen, o zihinsel çevikliği, esnekliği destekleyen bir yöntemmiş bu.
Zaten yazdıkça bizim aklımıza başka şeyler de gelecek.
Hem de eskiden şey yapardık.
Siz de yapar mıydınız bilmiyorum.
Kitap okuduğumda altına çizdiğim yerleri ben bir deftere yazardım.
Sonra o defterimde bir sürü kitaptan alıntılar olurdu.
Bazen de ben neler düşünüyorum bunlara bakardım.
Bunu Ali Ural da yazar.
Ural da çok tavsiye ederdi geçmişteki derslerimden hatırladığım kadarıyla yazarlık atölyelerinde.
Hani derdi sadece şey yapmayın, alıntılamayın altına sizin de düşünceleriniz olsun.
Bunu hani kitap okurken nasıl kitap okunur anlatırken bahsetmiştim.
Hani hoşumuza giden yerleri çiziyoruz ama peki sende bu ne açığa çıkardı?
Neresi etkiledi?
Sende ki o duygu ne?
Ya da senin aklına neler getirdi?
Bunları da yazın derdi kitabın o kenarlarına, köşelerine ya da bir deftere not alın derdi.
Yazmak böyle gelişir ya da düşünmek böyle gelişir derdi.
Bir kitabı analiz etmek sadece altını çizmek değil derdi.
Bakın aslında orada da bize yazmayı öğütlüyormuş o.
El yazısı eleştirel düşünmeyi de keskinleştiriyor sevgili dostlar.
Doğru kelimeyi seçmek bazen zor.
Bir kelime yerine başka birini koymak bizi fark etmeden eleştirel düşünmeye de zorlar.
Bu hayat için, bu yaşam için şu günümüzde geldiğimiz noktada gerçekten bizim birazcık eleştirel düşünmeye de ihtiyacımız var.
Sona gelirken...
Yazar olmak isteyenlere de bir şeyler söyleyelim.
El yazısı tabii ki bizi daha iyi yazar yapar.
Araştırmalar bunu söylüyor.
2009'da Washington Üniversitesi'nde bir araştırma yapılıyor.
Kalemle kompozisyon yazan ilkokul öğrencileri klavyeyle yazanlara göre hem daha fazla yazmış, hem daha hızlı yazmış, hem de daha bütün cümleler kurmuş.
Daha ne olsun? Pek çok yazarla yapılan röportajlara baktığınızda aslında hepsinin böyle karalama defterleri olduğunu göreceksiniz.
Yani Atatürk'ün de böyle not defterleri var, kendi yazılarının olduğu.
Pek çok yazar aslında ilk nüshaları elle yazdığını söylüyor.
Daha sonra bunları bilgisayara geçtiğini, daktiloyla yazdığını ifade ediyor.
O yüzden eğer yazmak üzerine planlarınız varsa, kitap yazmak istiyorsanız, kendinizi bu alanda geliştirmek istiyorsanız lütfen bilgisayar değil, klavye değil, el yazısıyla...
Bu süreci daha faydalı bir şekilde devam ettirebilirsiniz.
Bence hani her şey bir tarafa artık sona geliyorum dediğim gibi şunu yapabiliriz.
Kalemi kağıda elimize alıp.
Yaşamak istediğimiz hayatı, kendi sözlerimize yazmak, nasıl bir insan olmak istediğimizi, hangi adımları atmayı planladığımızı, hatta bunu bir iki yıl sonra gelecekteki halimizden bugüne
yazılmış bir mektup şeklinde bile yapabiliriz.
Şunları başardın, buraları gördün, kendin için bunları yaptın gibi cümlelerle kurulan bir mektup bizi hem motive eder hem de hedeflerimizi somutlaştırır.
Ve beyin de zaten bunu gerçek olarak düşündüğü için odağı burada tutar, algıda seçer.
Seçicilik yaptırır. Bununla ilgili fırsatları yakalamamıza yardımcı olur.
Hem de yazmak dediğimiz gibi bizi şekillendiriyorsa geleceğimizi de şekillendirirken bu güçlü aracı yeni nöral ağlar kurarak kullanabiliriz.
Kendi hayrımıza kullanabiliriz.
Zaten yoksa ne anlamı var ki yani bize iyi gelmeyecekse bu kadar uğraşmanın da bir anlamı yok.
Bazı günler ben saatini yazarak da değerlendirebiliriz.
Bonus olarak da şunu söyleyeyim.
Yazmak okumanın da doğal uzantısıdır.
Okuduklarımız zihnimizde birikir, bir anlam bulur, şekillenir.
Yazmaksa bu birikenleri dışarıya akıtmanın da en doğal yoludur.
Mesela bir kitabın bize kattığı düşünceler, o farkındalıklar ve duygular yazıyla daha da derinleşir.
Gerçekten okudum diyebiliriz.
Çünkü yazdığımız her cümle okuduklarımızı bir taraftan içselleştirmemize, yeniden yorumlamamıza yardımcı olur.
Bir kitabın özetini çıkarmak kendi ifadelerimizle o kitabın zihnimizde daha kalıcı bir yerde olmasını sağlıyor.
Yeni yıl hedeflerimizden biri de el yazısını daha çok kullanmak ve tabii kendi cümlelerimizle yazmak olsun.
Umarım bu bölüm size faydalı olmuştur.
Lütfen sevdiklerinizle de paylaşın.
Bazı güzellikler paylaşarak büyüsün isterim.
Ben zaten burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
