
Sonbaharda Rutinler: Koşturmak mı, Yavaşlamak mı?
1 Eylül 2025 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Eylül geldi, rutinlere hızla mı dönelim yoksa yavaş yavaş mı? 🍂 Bu bölümde dopamin, sürdürülebilir alışkanlıklar ve yavaş üretkenlik üzerine konuşuyoruz. Sonbaharı daha bilinçli ve keyifli yaşamak için ilham dolu bir sohbet sizi bekliyor.
Rutin oluştururken faydalanmanız için önerdiğim kaynaklar:
Atomik Alışkanlıklar (Kitap)
https://open.spotify.com/episode/1LiM89rvOZJ3zDIC0mwHRc?si=Z7EoDJUWRs66mrYSpYYtHA
https://open.spotify.com/episode/6rbVn6OKdyIGX2TsRF6HMi?si=uXGPDVGsT22nAkw9d5ScOw
https://open.spotify.com/episode/1tCuSGHuykeoo8anj00udb?si=7AMnJCPyQUyFa-sCM73c2Q
https://open.spotify.com/episode/1VIgXlD363RpRw34M9f5WI?si=hRFR5RnqSHStmzrpBI26iw
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Nihayet en sevdiğim mevsime sonbahara giriş yaptık sevgili dostlar.
Neden bu kadar bayılıyorum bu mevsime inanın ben de bilmiyorum.
Belki de Ekim ayında doğduğum için bu mevsimin romantik havasına kapılıyorumdur.
Yağmur yağarken elimde kahvemle camdan dışarı izlemek, battaniye altında film keyfi yapmak ya da sararmış kahve tonlarındaki yaprakların düştüğü yollarda yürümek.
Bunlar bana hep huzur veriyor.
Anladınız bence siz beni.
Biz kadınlar hayatı romantize etme konusunda Oscar'lık performans sergiliyoruz.
Öyle değil mi? Eylül gelince adeta içimde bir enerji patlaması oluyor.
Bir şeyler yapma hevesi, telaşı da artıyor.
Görünüşe bakılırsa yalnız da değilim.
Şöyle bir sosyal medyaya baktığımda, YouTube'a göz gezdirdiğimde videoların başlıkları hep şu şekilde.
Eylül geldi hadi toparlanıyoruz, rutinlere dönüş, hızlanma vakti, hayatı planlama zamanı gibi başlıklar var.
Sanki bir Eylül'de bir motivasyon dalgası hepimizi saracak, hayatımız birden düzene girecek.
Tek bir yürek o günü bekliyoruz.
Bu yüzden dört elle rutinlere sarılıyoruz.
Eski takipçilerim bilir ben tam bir rutin delisiyim.
Çünkü doğru alışkanlıklar hayatımıza resmen level atlatır.
Yani buna yürekten inanıyorum.
Ama son zamanlarda hatta son aylarda diyeyim bir aydınlanma yaşadım.
Evet rutinler süper fakat böyle hızlı hızlı haldır huldur koştur koştur moduna geçmek hayır.
Hem kendimde hem çevremde şunu gözlemledim.
Ve fark ettim çok fazla rutin bazen bizi boğuyor.
Hepsine yetişeyim derken yorulup ya of niye bu kadar kastım ki moduna giriyoruz.
Ya bırakıyoruz ya da devam edersek de çoğu zaman tükeniyoruz.
Yani rutinin sürdürülebilirliği de gidiyor maalesef.
3 tane rutin varsa belki bir tanesi yılın sonuna kadar dayanabiliyor.
Gerisi gitmiş oluyor.
Dayanamıyoruz çünkü. Bu yüzden rutinlerden fayda alamıyoruz.
Gelişimimizi bile takip edemiyoruz.
Yap, bitsin, geç kafasına düşüyoruz.
Bu son bahar ve kış ben diyorum ki rutinleri daha verimli, keyifli ve tükenmeden sürdürülebilir şekilde uygulayalım.
Nasıl mı? İki şeyden bahsedeceğim bunun için.
İlk olarak bence hayatımızı düzenlerken dopamin kaynaklarını rutinlerimize mutlaka eklemeliyiz.
Neden mi? Çünkü bazı alışkanlıklar kabul edelim.
Böyle bayılarak yaptığımız şeyler değil.
Ders çalışmak kimsenin favori rutini değildir.
Ya da yürüyüş yapmak bazı insanlara o kadar zor gelir ki koltuk varken niye yürüyeyim gider.
Arabasız hiçbir yere gitmek istemez kimi insanlar.
Bir kursa gitmek, erken kalkmak, kitap okumak bunlar böyle basit görünse de kimine zul gibi gelir.
Ama işte dopamin beynimizin ödül sistemi bizi ayakta tutuyor.
O alışkanlıkları sürdürebilmek için bizim biraz iradeye, biraz da içsel huzura ihtiyacımız var.
Dopamin bize bunu sağlıyor.
Peki dopamini nasıl coştururuz?
Önce şunu yapalım.
Dopamini sömüren şeylerden uzak duralım.
Zaten hali hazırda bir dopamin kaynağımız var.
İçimizde bir enerji var.
O kaynağı önce bir iyi değerlendirelim.
Mesela kısa süreli bir telefon detoksu bile çok güzel sonuçlar verir.
Sosyal medya...
dikkatimizi, odaklanma gücümüzü, enerjimizi, irademizi emiyor.
Zaten bu yüzden programlanmış, planlanmış.
Bir saat Instagram'da kaybolun, iki saatlik verimliliğiniz uçsun gitsin.
Ve dediğim gibi sosyal medya bizim irade gücümüzü yediği için rutinleri yapacak, onları devam ettirecek enerjimiz de aslında tükeniyor.
İrade rezervi çok önemli.
Bize günlük verilen bir enerji var, yaşam enerjisi var ve biz onu sosyal medyada, telefonla orada burada tüketiyoruz.
O yüzden de haftada bir telefon detoksu iyi fikir olabilir.
Aynı anda iki iş yapmak, hele ki iki tane sevdiğin şeyi aynı anda yapmak da dopamini etkiliyor.
Beynimiz kısa devre yapıyor sevgili dostlar, odak süremiz kısalıyor.
Yani çok iş yapmak maharet değil aslında.
Bu yüzden tek seferde tek işe odaklanmak gerekiyor.
Çalınan dikkat kitabında da bunlar anlatılıyordu referans gösterilerek.
Ben burada biraz özetliyorum.
Dopamini arttırmak içinse sakinlik.
Doğayla iç içe olmak, yürüyüş yapmak, sevdiğimiz insanlara sarılmak gibisi yok.
Mesela ben sabah akşam kedi kızım Sabiha'yı böyle öpücüklere boğuyorum.
Çok seviyorum, sarılıyorum ona ve rahatlıyorum da bir bataryam doluyor.
Daha önce yaptığım bir...
Dopaminle ilgili bir bölüm vardı.
Ver coşkuyu dopamin isminde.
Onu da mutlaka dinleyin derim.
Orada çok güzel bahsetmiştim.
Çok güzel detaylar vermiştim bu konuyla ilgili.
Mutlaka dinleyin derim.
İkinci önemli şey ise şu.
Sonbaharda hızlanmak yerine yavaşlayalım mı?
Yavaşlık tembellik değil.
Baya baya farkındalık kazanmak aslında.
Hızlı yaşam bizi yüzeyselleştiriyor.
İşlerimizi böyle yalap şap yapıyoruz.
Derin bağlar kurmak da zorlaşıyor.
Ben Ağustos ayında Kemal Sayar'ın Yavaşta kitabını okumuştum.
Böyle orada beni düşündüren bazı bölümler oldu.
Sizinle de paylaşmak istiyorum.
Tam da bu konuya çok güzel uyan yerleri var.
Kemal Sayar, Yavaşta kitabında hız çağında sürekli koşuşturmanın bizi özümüzden uzaklaştırdığını ve derin düşünme yeteneğimizi körelttiğini vurguluyor.
Yani rutin yaparken kaç yapayım derken göz çıkartıyor aslında.
Rutinleri yapmaya çalışıyoruz ama özümüzden de uzaklaşıyoruz böyle hızlı hızlı yaptığımızda.
Hayat bir yapılacaklar listesinden ibaret değildir diyor yazar.
Rutinlerimiz sadece bir şeyleri tamamlamak için değil, bize anlam ve tatmin sunmak için olmalı.
Mesela sabah erken kalkıp kitap okumak bir rutin olabilir ama bu rutini sadece okudum bitti diye yapmak yerine okuduğumuz cümlelerin bizde uyandırdığı hislere odaklanıp bir süre düşünebiliriz.
Belki bir iki cümle yazarız, bir tefekkür ederiz, birileriyle paylaşırız.
Tükenmeden üretken olmanın felsefesinden bahsetmiştim.
Aylar önce böyle bir bölüm yapmıştım geçen sene.
Slow productivity yani yavaş üretkenlik modeli.
Bence rutinleri bu felsefenin çerçevesinde düzenleyebiliriz.
Bu felsefeyi Carniport, bu Pür Dikkat kitabı yazarı anlatıyor bu felsefeyi.
Onu referans alıyorum.
Ben gerçekten de bu kişinin, Carniport'un araştırmalarını çok önemsiyorum.
Zaten kendisi akademisyen ve hayatına da entegre ettiği modeli anlatıyor.
Bu felsefenin üç maddesi var.
Birincisi normalden daha az işe odaklanmalıyız diyor yazar.
Yapılacaklar listesini azaltmak.
İkinci olarak kendi doğal hızımızla bunları yapmak.
Biz sosyal medyada orada burada diğer insanlara bakarak herkes sabah 5'te kalkıyor.
Herkes işte şu sporları yapıyor.
Şu egzersizleri yapıyor. Hayır ya biz kendi hızımızda yapacağız bunları.
Herkesin hızı aynı değil.
Herkesin hayatı, hayat dinamikleri, yaşam dinamikleri aynı değil.
O yüzden kendi ritmimizi bulacağız.
Ve üçüncü olarak da yaptığımız işin kalitesine takıntılı olacağız.
Bu şekilde az iş yapıyor gibi görünsek de aslında her ne yapıyorsak daha kaliteli, verimli yaparız sevgili dostlar.
Yapılacaklar listesi kabarık olmadığı ve bölünmediğimiz için de esasında yavaş değil hızlı yol alırız.
Yavaş üretkenlik bölümümüzü bence mutlaka dinleyin.
Hazır sonbaharda rutinlere dönerken size gerekli motivasyonu sağlar ve ilhamda olacak bir bölümdür.
Kemal Sayar Yavaşla kitabında mevsim değişimlerinin ruhumuzu yenilemek için bir fırsat olduğunu söylüyor.
Sonbahar yaprakların dökülmesi gibi bizim de fazlalıklarımızdan arınmamız için harika bir zaman dilimi.
Bu anlarda kendimize şu soruyu sormalıyız diyor.
Bu koşuşturmanın içinde...
Neyi kaçırıyorum? Belki de bu sonbahar rutinlerimize bir manevi mola eklemenin de tam zamanı.
Mesela haftada bir gün sadece kendimiz için bir ritüel oluşturabiliriz.
Bir günlük tutabiliriz, meditasyon yapabiliriz, sessizce kendimizi dinleyebiliriz.
Bu hem dopamin seviyemizi dengeler hem de huzurumuzu besler.
Sonbaharı daha iyi nasıl değerlendirebilirim diye düşünüyorsanız ve rutin oluşturma konusunda sıkıntı yaşıyorsanız bölümün açıklama kısmında size bazı linkler bırakacağım.
İnceleyebilirsiniz. Ben Saati burada sona eriyor.
Eylül'de kitap kulübümüz aktifleşiyor sevgili dostlar.
Ben Saati Podcast'ı Instagram'da takip ediyorsanız takip etmenizi tavsiye ederim.
Ve kitap kulübüne katılmak isterseniz de mutlaka abone olun derim.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
