
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sadeleşmek hayatımızı zenginleştirir mi?
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne, hoş geldiniz.
Ben Elif. Hayatımızı sadeleştirmek aslında onu zenginleştirir mi?
Birkaç gündür bu soruyu düşünüyorum.
Bir önceki bölümde hatırlarsanız durma becerisinden bahsettim.
Günlük hayatımızda bir meşguliyetten öbürüne koşuştururken durup kaliteli molalar vermeliyiz.
Duramıyorsak da bari biraz yavaşlayalım demiştik orada.
Ama dürüst olmak gerekirse ben bu aralar size anlattıklarımı kendi hayatımda pek uygulayamadım.
Son dönemde hayatım gerçekten yoğun geçiyor ve duygusal olarak beni biraz dalgalandıran üzücü şeyler yaşadım.
Tam da her şeye biraz ara vermeyi çok istediğim, durmalıyım dediğim bir süreç bu.
Ancak duramıyorum. Birçok şeyle gerçekten kendim ilgilenmeliyim.
Planladığım önemli işlerin tarihi geldi çattı.
Bir de üstüne ev taşımam lazım.
Durursam tekrar hareket edemeyeceğim.
Kendimi koyuvereceğim diye korkuyorum.
O yüzden... Yavaşlar gibi yapıp tekrar koşuyorum.
Her köşe başına vardığımda öbür köşeye az kaldı diyorum kendime.
Geçici bu sıkıntılar diyerek böyle böyle kendimi biraz da idare ediyorum.
İnsan gerektiğinde kendine de yaslanmalı.
Kendini de idare etmeli tabii.
Değil mi? Gardırobamı boşaltırken dedim ya taşınma sürecindeyim, etrafı toparlıyorum.
Kafamda da bu konular dönüp dolaşıyordu.
Birden bir düşünce geçti zihnimden.
Acaba bu kadar işi, karmaşayı ben mi yaptım?
Benim seçimlerimi bu hale getirdi her şeyi.
Sanki yaşadıklarımın sorumluluğunu almıyorum da hayata suçluyormuşum gibi geldi o esnada.
Gerçekliğimde gördüğüm kaosu yaratan bu aklım onu ortadan kaldırabilir mi?
Bıraktım toplanmayı arkadaşlar.
koyup oturdum ciddi ciddi düşündüm.
Ben bu karmaşadan nasıl arınabilirim?
Hem duygusal olarak hem de maddesel olarak bu mümkün mü?
Çok zor bir cevabı yok tabii bunun.
Sadece bazen bildiğin şeyleri idrak etmek zaman alabiliyor ya onun gibi.
Tabii ki benim aradığım cevap çok geçmeden zihnimde disco ışıklarıyla canlandı.
Sadeleşmek. Yapacağım şey bu.
Evden üç poşet attığım çöp eşya gibi hayatımın birçok alanında da, telefonumda, sürekli baktığım o ekranlarda, uygulamalarda gereksiz bir fazlalık var.
Çalışma masamda, sosyal hayatımda, iş yerinde, çantamın içinde, zihnimin kıvrımlarında istiflediğim çok şey var.
Ne diye istifledim peki?
Ya lazım olursa diye kıyı köşelerde tuttuğum aslında hepimizin tuttuğu çok şey var.
Çok eşya, çok insan, çok fazla hobi, çok fazla mobilya, çok fazla meşguliyet.
Tüm bu alanları sadeleştirdikçe bizde hayatımızda elbette ki arınabilir.
Kendi hayatımdan da örnek vererek uzun bir giriş yaptım size.
Dolmuşum herhalde biraz konuşasım varmış.
Bugün sizinle sadeleşmekten ve çok popülerleşen kavram olan minimalizmden bahsedelim istiyorum.
Üzerine biraz düşünelim istiyorum.
Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir der Leonardo da Vinci.
Kendisini daha çok Mona Lisa eserinden tanıyoruz ama bu arkadaş aynı zamanda da döneminin önemli bir filozofudur.
O yüzden bu söylediğine kulak verelim.
Ben bu sözden şunu anlıyorum.
Potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmak bizim için en yüksek gelişmişlik düzeyidir.
Bunun yolu da sadeleşmeden gidildiği söyleniyor.
Less is more. diye bir tabir var.
Az çoktan iyidir.
Bunu mutlaka duymuşsunuzdur.
O da bunu destekliyor. Aza kanaat getirmek ya da idare etmek gibi bir yerden konuşulmuyor burada.
Vurgulanan şey nitelik, nicelikten daha önemlidir.
Yani ıvır zıvır ne varsa hepsinin üzerine bir çizgi atıp asıl önemli olanın, asıl yapılması gerekenlerin altını çizdiğimizde, sadeleştiğimizde hayatımızı zenginleştirecek kazanımlarımız
olacak. Önce kazançlarımızın neler olduğunu söyleyeyim de hani çabuk ikna olalım.
Faydacılık tarafım iş başında her zamanki gibi.
Hayattaki en önemli şeylerden tasarruf edeceğiz arkadaşlar.
Bunlar ne? Zaman, yaşam enerjimiz, paramız ve odağımız.
Bu kazançları asıl yapmamız gerekenlere verebileceğiz ki Da Vinci'nin de bahsettiği o en yüksek gelişmişlik düzeyine ulaşabilelim.
İnsanın hayatını sadeleştirmesi için perspektifini biraz tersine çevirip önce hayatını nelerle doldurduğuna bakması gerekiyor bana kalırsa.
Yani biz neleri seçtik bugüne kadar?
Bu seçimlerin sonucunda hayatımız bu hale geldi ya, o yüzden seçimlerimiz çok önemli.
Hadi elinize alın bir kalem kağıt, bir check edelim, bir kontrol edelim.
Bizi yoran, vaktimizi boşa harcatan, gündemimizde kalabalık eden şeyler neler?
Biz hangi alanlarda sadeleşebiliriz?
Bu konuyu öyle yüzeysel ele almak yeterli gelmeyecektir.
Yani bizim işimizi yaramayacaktır.
O yüzden biraz daha detaylı bir belli bir planla gidilmeli ki o istediğimiz arınmayı yapabilelim.
Sadeleşmeye en çok israf ettiğimiz şeyleri bırakarak başlayabiliriz.
Ekmekten tutun kalem kağıda kadar çok fazla israf var.
Önce israf ettiğimiz şeyleri bırakacağız.
Sonra da istiflediğimiz şeyleri istiflemeye bırakacağız.
İstiflemek kıtlık bilincidir arkadaşlar.
Kim ne derse desin.
Alttan alta ya bir daha bulamazsam, alamazsam korkusu yatar.
Bununla da bir yüzleşmek lazım.
Hayatınızın hangi alanında en çok sadelik var?
Hangi alanında telaşlısınız?
Ve size hangi alan çok karışık geliyor?
Zihninizde hep yer kaplayan konu, yer, neresi, iş mi, ilişkiler mi, evin düzeni mi, kariyeriniz mi?
İşte o yerler düzenlenmesi gereken yerler.
Bazı insanlar evde sadeleşmeye ihtiyaç duyar, bazıları işte veya ilişkilerde.
Neleri gereksiz yere tutuyoruz?
Ardiyelerimizde, çantamızda, kitaplığımızda, belki de mail kutumuzda.
Ben mesela sosyal medyada beğendiğim postları hep kaydetmişim.
O kutu dolu. Telefonun fotoğraf albümü gerekli gereksiz dolu.
Bir sürü WhatsApp grubuna üye olabilirsiniz.
Bir sürü aplikasyon kullanıyor olabilirsiniz.
Elinize aldığınız kağıdı...
Ev, iç, sosyal alan, ilişkiler diyerek kategorileri ayırabilirsiniz.
Ve her gün bir yeri düzenleyebilirsiniz.
Her bir kategorinin zaten kendi içinde alt dalları da olacaktır.
Ev düzenlemesi ise mesele her gün bir çekmeceden başlanabilir.
Her gün bir saat zaman ayırıp telefondaki fotoğraf albümünü ya da mail kutusunu temizleyebiliriz.
Azalttıkça zaten ruhsal olarak bir rahatlama da olacaktır.
Mesela ben... Kısa
Cumlekete gittiğimde ablamın evinde daha rahat hissediyorum, daha iyi hissediyorum.
Onun evi bana ferah geliyor çünkü.
Bunun sebebi şu, o tam bir atıcıdır.
Yani nasıl atıcıdır?
Gereksiz her şey kendini çöpür kenarında bulur onun evinde.
Annemin evinde ise her şey istiflenir.
Bir gün lazım olur diye annem 40 senedir çeyizinde kullanmadığı şeyleri bile bir kenarda tutar.
Allah'tan müstakil bir evde yaşıyoruz ve bahçesi, gerekli alanlar var ki bu kadar eş...
Sadeleştikçe...
Bir sirkülasyon oluyor aslında.
Boşluklar oluşuyor.
Yeni şeylere de alan açıyoruz, yer açıyoruz.
Hayatımızdan toksikleşmiş ve bize hizmet etmeyen arkadaşları çıkardığımızda yeni ilişkiler içinde yer açmış oluyoruz.
Düşünsenize biz fazlalık eşyayı bu kadar hayatımızda tutmaya devam etmek isterken düşüncelerimizde de bırakmak istemediklerimiz olacaktır elbette.
Bir taraftan bunlarda da sadeleşmek gerekiyor.
Değerlerimizi, düşünce şeklimizi de revize etmek.
Bir nevi sadeleşmedir.
Bence eşya atmak en kolayı hatta biraz eğlenceli de.
Ama hayatına doğru insanları almak, sana iyi gelmeyenlere mesafe koyarak, sınır çizerek sadeleşmek...
Bu biraz zor. Ama hani o bahsettiğim kazançlar var ya, sadeleşince elde edeceğimiz o kazançlar.
Onları elde etmek için bu gerekli.
Yani sadeleşmek bir yönüyle bazı şeylere hayır diyebilmektir.
Ve bu hal bizi daha seçici yapacak.
Yaşamımıza bir şeyleri dahil ederken daha dikkatli olacağız, daha uyanık olacağız.
Bu benim gerçekten işime yarayacak mı?
Bu ihtiyaç mı, istek mi?
Bunları düşüneceğiz. Yediklerimizde de sadeleşmek bir nevi bedenin arınmasıdır.
Ben İstanbul'a ilk geldiğimde hafta sonları canım çok sıkılıyordu.
Sürekli bir etkinliğe ya da bir eğitime gidiyordum.
Şimdi düşününce gerek yokmuş.
Bu kadar koşuşturmaya diyorum.
Mesela aynı anda birden fazla şeyle uğraşan çok fazla insan var.
İlgi alanları çok çeşitli.
Ben de böyleyim.
Ama bu durum uzun vadeli başarıyı da verimi de olumsuz etkileyen bir şey.
Araştırmalar bunu kanıtlıyor.
O yüzden ben işim ve bir ilgi aladım şeklinde meşguliyetlerimi ikiye düşürdüm.
Böyle bir sadeleşmeye gittim.
Bir de şu açıdan bakınca hayatımızın bir alanına çok yüklendiğimizde öbür alanlarıyla denge bozuluyor.
Sürekli işle meşgul olmak ilişkilerde de dengeyi bozabiliyor.
Sadeleşmek bize neyi ne zaman yapacağımızı da planlarken gereksiz iş yükünden kurtarıyor.
Peki minimalizmden bahset Elif derseniz aslında bunlar 3 aşağı 5 yukarı aynı şeyler.
Minimalizm esasında kökeni 60'lı yıllara varan, sadeliği ve nesnelliği ön piyana çıkaran, özellikle modern sanatta ve müzikte uygulanan bir akımmış.
Sonrasında bu akım şu an günümüzde kullanıldığı şekilde bir felsefeye dönüşmüş.
Yani biz minimalizm için şöyle diyebiliriz.
Gereksiz ve aşırı tüketimden kaçınmayı, sadelik ve basitlikten yana olmayı, önemli olanla odaklanmayı vurgulayan bir felsefe olarak düşünebiliriz.
Minimalizm aslında hayatı sadeleştirirken bizim ihtiyacımız olan şeylere de odaklanmamızı sağlıyor.
Bu bir kıyafetse mesela benim stilim nasıl bir stil?
Eşya ise benim asıl ihtiyacım olan eşya ne?
Gideceğim bir mekansa bana hitap eden ortam nedir, nasıldır?
Neleri çıkarırsam, azaltırsam, alan açarsam ben kendimi iyi ifade edebilirim.
Arındıkça, azalttıkça hayatımıza asıl ihtiyacımız olan ve bizimle uyumlu olan kişileri, eşyaları, ortamları alıyoruz.
Sadeleşmek ve hayatı minimalize etmek üzerine çok fazla video var, belgesel var.
Bunları mutlaka izleyin derim.
Çünkü bu konuda derinleşmek isterseniz bu podcast sizin için sadece bir başlangıç olacaktır.
Bu konuda pratik bilgilere ihtiyacınız olacak ve bunları araştırmalısınız.
Sosyal medyada çok fazla bu yönde rehber olacak hesaplar da var.
Mesela bir tanesinde şöyle bir uygulama öneriyordu.
Bir ayda 500 eşyaya veda et.
Yani her gün o gün ayın kaçıysa işte 20'si ise o sayıda eşyayı o gün elden çıkartıyorsun ve totalde 500 eşyaya veda etmiş oluyorsun bir ay içinde.
Benim bir arkadaşım sürdürebilirlik için giymediği eşyaları ikinci el uygulamalarında satıyor.
Kendisi de o uygulamalarda beğendiği eşyaları ya da kıyafetleri satın alıyor.
Böylece gardırobunda bir hareket, bir sirkülasyon gerçekleşiyor.
Ev düzeninde sadeleşmeye odaklanmak istiyorsanız daha önce mutlaka duymuşsunuzdur.
Japon bir kadın girişimci var çok popüler ve onun bir belgeseli de var.
Marie Kondo ile evi toplamak bu isimde bir belgesel ve kitabı da var tabii.
Mutlaka bunları edinin bu belgeseli izleyin derim.
Yani bu kadın evi nasıl minimalist ve düzenli şekilde tutacağımızı gösteriyor anlatıyor.
Kıyafetlerin bile nasıl katlanacağını gösteriyor ya belgeselde şaka gibi.
Bir bu kalmıştı Japonlarda.
öğreneceğimiz ama gerçekten işe yarıyor arkadaşlar.
Valizinizi nasıl organize edebilirsiniz?
Gardırobunuzu, raflarınızı nasıl organize edebilirsiniz?
Bu yönde çok fazla güzel önerileri var bu kadının.
Başka bir belgesel de önermek isterim.
Yine ismi Minimalizm ve bize şu mesajı veriyor.
Minimalizm sadece az eşyaya sahip olmak değil, aynı zamanda az stres, daha fazla özgürlük ve daha derin bağlantılarla dolu bir hayatın kapılarını aralamaktır.
Şeklinde bir mesaj veriyor belgesel ve ben en çok da verdiği özgürlük duygusunu çok sevmiştim belgeseli izlediğimde.
Evet ya aranırsam eşyaları bu kadar azaltırsam hayatımı biraz daha sadeleştirirsem çok sevdiğim özgürlük duygusuna daha fazla alan açabilirim hissini vermişti, düşüncesini bana vermişti belgesel.
Bu belgesellerin verdiği mesajlar ile popüler kültürün, işte influencerların, kapitalist sistemin verdiği mesajlar hatta dayatmalar arasında sıkışmış durumdayız.
Şimdi böyle bir gerçeklik var.
Ama bir imaj ve stil danışmanı çok sevdiğim hocam Rüzgar Mira Okan sadeleşmek üzerine bir sohbetinde çok güzel şeylere değinmişti.
Biz eğer etkileneceksek böyle insanlardan etkilen...
Söylediği şey şuydu Rüzgar hocanın.
Parlamak için kıyafete ihtiyacımız yok.
Onlar sadece bize eşlik edebilir.
Bir sürü eşyayı hayatımıza tutarak yaşamamızda sadece karmaşa yaratıyoruz.
Sadeleşemediğimiz her noktada kafamız karışıyor.
Ruhumuz da ağırlaşıyor.
Eski bir deyişle bölümü bitiriyorum sevgili dostlar.
Sade yaşa. Bu dünya senin değil.
Sen onun yolcususun.
Çok sevgiler. Selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
