
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde ritüellerin hayatımızdaki rolünü konuşuyoruz.
Transkript
Merhabalar, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz. Ben Elif.
Bugün size üzerine okurken çok keyif aldığım bir konudan bahsetmek istiyorum.
Aslında her bölüm öncesi çok heyecanlanıyorum ben.
Konu seçiminden tutun, onu hazırlayıp edit yapana kadar zihnim hep podcast oluyor.
Kayıt alırken heyecanımı yatıştırmak için her seferinde yaptığım bir takım şeyler var.
Size bunları biraz anlatayım.
Ses kaydını alacağım gün biraz daha erken uyanıyorum.
Evim cadde üzerinde olduğu için dışarıdan çok ses gelebiliyor.
O yüzden hani kedilerin uyandığı bir vakit var ya saat 4 gibi işte o vakitlerde kalkıyorum.
Bizim Sabiçko sağ olsun beni alarmdan önce uyandırıyor zaten.
Göğsüme çıkıp beni bir güzel yoğuruyor.
Yani masajla güne başlıyorum.
Sonra 3 adet nefes egzersizi var takip ettiğim.
3'er dakikadan 9 dakika sürüyor.
Bu süre önemli. Sinir sistemimizin rahatlaması için minimum 3 dakikaya ihtiyacımız var çünkü.
Beni iyice ayıltıyor bu nefes seansı da.
Ardından bir bardak su içine biraz elma sirkesi.
Bu detay da mühim. Suyu da 3 seferde içiyorum dermişim.
Sonra kahvemi yaparken mum yakıyorum ve birkaç dakika sakin sakin oturuyorum.
Böyle kendimle baş başa kalarak.
Bu arada 10 dakika kadar sesli olarak kitap okuyorum.
Sesim açılsın biraz değil mi?
Yoksa dinleyenlerim neden durgun geliyor sesin?
Modum mu düşük? Ya neden donuksun bu bölümde gibi.
Serzenişlerde bulunabiliyorlar.
Yahu ayılmamış oluyorum.
Ondan oluyor o sesin düşüklüğü, donukluğu.
Ve ben de bu yüzden birazcık kayıt öncesi ayılmaya çalışarak, sesimi açmaya çalışarak bir ön hazırlık yapıyorum.
Neyse kahveyi içince doğru karanlık odaya gidiyorum.
Neden? Çünkü oranın penceresini yalıttım.
Evde hiç masa yokmuş gibi bilgisayarıma mikrofon...
Fonumu ütü masasının üzerine koyuyorum.
Altıma da bir sandalye çekip tüm kapıları kapatıp başlıyorum kayda.
Tabi bundan hemen önce Sabişko'ya yaş mama veriyorum ki kayıt esnasında miyav sesleri bizi bölmesin.
Çünkü bazen miyavlarken çok ısrarcı olabiliyor.
Bir nevi rüşvet veriyorum önden.
Ne koşullarda bu bölümler geliyor anlayın istedim.
Gözünüzde canlansın.
Tek seferde kaydedersem kendime ödül olarak güzel bir kahvaltı hazırlıyorum.
Ardından saat 9'a doğru işe gidiyorum.
Evet bu benim sabah ritüelim.
Rutinlerle birlikte oluşturulmuş bir ritüel benim için.
Özellikle podcast kaydımı yapacağım zaman haftada bir yani böyle bir sabah geçiriyoruz biz ma aile evde.
Sabiha ile ikimiz. Şimdi soranlar olacak biliyorum.
Elif bu saydıkların rutin değil mi?
Neden ritüel diyorsun bunlara diye.
Rutinlerime ufak tefek dokunuşlarla onları ritüele dönüştürüyorum ben aslında.
Evet ritüel aslında bakarsanız kelime anlamıyla ayin demek.
Adet haline gelen şey.
Sürekli yapılma ihtiyacı duyulan, yapıldığında insana iyi gelen şey demek.
Bizim şöyle bir lafımız var ya babam çok derdi.
Başıma yeni adet çıkarmayın.
Buna icat çıkarmayın da diyorlar gerçi.
Eski köye yeni adet getirmeyin ifadesini hepimiz duymuşuzdur.
Eski dönemlerde yapılan dini törenlere de ritüel deniliyor.
İnsanoğlunun üç temel dönüm noktası var ya hani doğum, düğün, ölüm.
Ve biz bu dönüm noktalarında küçük ritüeller yapıyoruz.
Mesela eski Türklerde düğünlerde at yarışları yapılırmış.
Kazanlarda o güne özel yemekler pişer ve herkes o gün için yeni kıyafetleriyle özel olarak hazırlanırmış.
Bunların hepsi düğün ritüeli işte.
Anadolu insanımız bayılıyor düğün derneğe.
Bir kere bizim keşkek kültürümüz var.
Sünnet düğünü, asker uğurlama, işte Muharrem ayında keşkek ve tabii ki aşure yapılıyor.
Canım çektim bu notları alırken.
Bu tür yemekler bereketi, beraberliği sembolize ediyor bizim için.
Yani aslında burada net bir niyet, amaç var ritüel deyince.
Sonra cenaze merasimlerimizi düşünelim.
Ölüye uygulanan, merhuma uygulanan her şey...
Bir ritüelin parçası.
Adetler, gelenekler, ritüeller aslına bakarsanız hepsi iç içe.
Örneğin doğum günü kutlamak bir gelenekse sizin için.
Bir pastanın üzerindeki mumları söndürmek bir ritüel.
Aynı şekilde evlenmek de bir gelenekken yemin etmek, söz vermek bir ritüel.
Ben bu konuyla ilgilenmeye başlayınca şunu fark ettim.
Ne çok ritüelimiz varmış bizim.
Şöyle bir tanım da var. Bir davranışın ya da atfedilen bir değerin belli bir düzene göre tekrar edilmesi ritüel olarak tanımlanıyor.
Geçmişten günümüzde dünya üzerinde varlığını sürdüren her toplum inancına bağlı olarak düşündüğünü, hissettiğini, deneyimlediğini ya da gördüğünü bir ritüel olarak devam ettirmeye
çalışmış. Ya çok ilginçtir.
Ben bunu yeni öğrendim.
Günümüzdeki tiyatro dediğimiz kavram ritüellerden ve törenlerden doğmuş biliyor musunuz?
İlk toplumlarda gruplar veya liderler bir takım eylemler yapıyormuş ve halk da bu gösterileri izleyip günlük hayatta uyguluyorlar ve alışkanlıklara dönüştürüyorlar bu eylemleri.
Bu performa edilen şeylerle tekrar tekrar provalarla tiyatronun, dramanın temeli atılmış.
Mitolog Joseph Campbell, bu ismi kahramanın yolculuğundan bilirsiniz belki, işte bu adam diyor ki ritüellere mitler eşlik eder.
Ve tabii bu mitler kulaktan kulağa geçerek hikaye anlatıcılığını geliştirmiş.
İşte tiyatro denilen şeyin ilk hali bu anlatılan hikayelerin yani mitlerin artık halkı eğitmek falan ihtiyaçtan değil de keyfine, zevkine, işte eğlencesine oynanarak performa
edilerek başlıyor. Bunun en eski örneğini yani kaydedilen ilk tiyatro örneğini biz Mısır dramasında görüyoruz.
Aklıma Hacivat ile Karagöz gölgü oyunu geldi.
Şenliklerde hep oynatılır bilirsiniz.
Tiyatro demişken sonra bizim halk oyunlarımız var ya folklor.
Şimdi artık tiyatro salonlarında, kültür merkezlerinde her yörenin ayrı havası çalınıyor ve oyunları oynanıyor.
Ben izlemekten çok büyük keyif alıyorum.
Bir Egele olarak zeybek oynamak ve oynayanları, bu dansı yapanları izlemek ayrı bir şey.
bir keyif veriyor bana. Sonra çıldırmış gibi horon tepenler, hele halay çekenler.
Hem imreniyorum keşke ben de bu kadar hızlı dansları yapabilsem hem de biraz gülesim geliyor.
Bazen komik geliyor bu kadar hızlı hareketler.
Aklıma bir de şu geldi. Hani eski Türk filmlerinde bazı sahneler vardır.
Balta girmemiş ormanlarda mahsur kalan insanlar oluyor da onları böyle Afrikalılar yakalayıp bir kazana koyuyorlar.
Sonra etrafında dans ediyorlar.
Anlamsız şekilde hareketlerde bulunuyorlar.
İşte bunlar da ritüel.
Şu an hala modern dünyadan uzak yaşayan toplumlarda bu tarz ritüeller var.
Korelilerin ölen kişilerine saygılarını gösterme şekilleri hep ilgimi çekmiştir benim.
Her sene ölüm yıl dönümünde merhum adına birçok yemek hazırlanıyor.
Sonra o merhumun resminin önünde ya da eğer yakılmışsa o kişi onun küllerinin olduğu kavanoza doğru eğilip secde hareketlerine benzer hareketler yapıyorlar saygılarını göstermek için.
Sonra birçok festival var günümüzde renk renk çeşit çeşit.
Japonların çay seromonisi var.
700 yıldır yapıyorlar bunu.
Böyle bir ritüel. Hintlilerin Dilwali yani ışık festivali.
Ben buna gitmeyi çok istiyorum.
Umarım orada bir band saati yaparız birlikte.
Holi adında bir bahar festivalleri var.
Bunlar en ünlüleri. Daha bilmediğimiz ne farklı kültürel gelenekleri, törenleri, ritüelleri var kim bilir.
Bazı ülkelerde eğlenceli karnavallar var.
Bahar aylarında kutlanan Hıdırellez, Nevruz gibi bayramları düşünelim.
Dini bayramlar, tüm dünya genelinde yeni yıl etkinlikleri, Noel vs.
Bence insanoğlu dünyada sıkılmamak için, kendini eylemek için böyle icatlar çıkarmış.
Ritüel sadece bizim dışarıdan gördüğümüz fiziksel yani somut eylemler değil.
Biz bu aksiyonları alırken içeride bir yerde, içimizde bir şeyler değişiyor.
Yoğun duygular hissedebiliriz.
Sevinç, keder gibi.
Ve bu amaçlı hareketler aslında bizim insan olarak birlik duygumuzu besliyor.
Mutluluğu da, üzüntüyü de, yaşadığımız her neyse onurlandırıyoruz sanki orada yaptığımız eylemlerle, hareketlerle.
Grup ve dayanışma ruhunu destekliyor.
Bunun için de yapılıyor aslında ritüeller.
Bizi bireysel ve kolektif olarak güçlendiriyor.
Peki bunun arkasındaki psikolojik etki nedir?
Ritüellerin düzenleyici bir etkisi var.
Duyguları, hedefe ulaşmayı ve başkalarıyla sosyal bağlantıyı düzenlemeye yardımcı oldukları gösterilmiş.
Yapılan araştırmalarda, çalışmalarda şu ortaya çıkıyor.
İnsanda çağrıştırdığı duygu güvenmiş ritüellerin.
Farklı niyetler ve farklı şekillerde yapılan bu ritüeller kişinin kendisini huzurlu hissetmesini sağlıyor.
Şimdi bir araştırma yapıyorlar.
Ritüellerin insanların kaygılarına olumlu bir etkisi var mı diye bunu ölçmeye çalışıyorlar.
Kaygı bozukluğu olan kişilerin kendilerine seçtiği bir ritüeli düzenli şekilde yapmasını istiyorlar.
Bu kişilerin beyin taramalarına bakıyorlar ve evet ritüel bu kişilerin duygu durumlarına pozitif bir etkide bulunuyor.
Ve şu sonucu vurguluyorlar.
Ritüeller kişisel başarısızlık korkusuna, kaygısına karşı beyni yatıştırıyor, hataya verilen tepkiyi biraz nötrleştirebiliyor.
Yani neden ben başarısız oldum gibi kendimizi yememize engel olup daha kabulde ve anlayışta kalabilmemizi sağlıyor.
Ritüellerin kişinin özgüvenini ve farkındalık bilini...
gencini arttırması, anksiyete ve endişe durumlarını azaltması gibi pek çok olumlu etkileri var dedik.
Belki bu yüzden başarısız olma kaygısıyla baş etmek için bazı sporcuların tuhaf tuhaf davranışları...
Ritüelleri var. Mesela Rafael Nadal isminde dünyaca ünlü İspanyol bir tenisçinin eğer bu alanı takip ediyorsanız mutlaka bu ismi duymuşsunuzdur zaten.
İşte bu sporcunun maç esnasında birçok tuhaf hareketleri var.
İzleyenler bilir. Bunlar da aslında bir tür ritüel.
Üzerindeki uzun kolluyu böyle zıplayarak çıkartıyor.
Her maçta böyle. Önce enerji içeceğini içiyor.
Sonra suyunu içiyor.
Bu sıralama önemli. Sonra bu içeceklerin şişelerini belli bir sıraya göre diziyor yere.
takma zamanı belli.
Sahadan çıkarken hep sağ ayakla çıkıyor.
Böyle belirgin davranışları var.
Michael Jordan NBA'de çıktığı zaman her maçta şortunun içine bir de North Carolina şortu giydiğini yani yine dediğim gibi bu alana ilgi duyanlar mutlaka biliyorlardır.
Basketbol sevenlerinin bilmediği bir şey değil bu.
Bunlar onların ritüelleri yaptığı bize göre tuhaf onlar için rahatlatıcı hareketler.
Yazarların, şairlerin tuhaf ritüelleri var nitekim.
Bazıları yazmaya başlamadan özel kıyafetler giyiyor.
HR Sequence'ın çok titiz ve düzenli olduğundan bahsetmiştim.
Yazarların yazma rutinleri bölümünde.
Mesela o eşyalarla, objelerle bağ kuruyor.
Böyle bir yazar. Her yolculuğunda bağ kurduğu nesneleri de yanına alıyormuş.
Gittiği yerdeki yazı masasını da tıpkı evde bıraktığı yazı masası gibi düzenliyormuş.
Yanında getirdiği o objeleri masasına itinayla dizermiş Charsey kız.
Bu kişilerin zaten başarılı olabilmeleri için rutinleri var.
Belli bir disiplini bu rutinler aracılığıyla sağlıyorlar.
Ama bu rutinlere ufak tefek şeyler ekleyerek onları ritüel haline getirebiliyorlar.
Hani size en başta bahsettiğim benim sabah rutinime dönersek ben mum yakmayı da ekliyorum.
Belki kitap okumadan önce kahvemi mum ve güzel ve tütsü eşliğinde içiyorum.
Ve bu şekilde o rutini ritüelleştiriyorum ben.
Yani orada biz otomatik davranıştan çıkıyoruz artık.
Aslında hem o rutini güzelleştirmiş veya kendimize göre özelleştirmiş oluyoruz.
Sıkıcı gelen rutini daha özelleştirerek keyifli hale getiriyoruz.
Benim eski bir öğrencim var.
Şu an mimar kendisi.
Geçen gün onunla sohbet etme fırsatım oldu.
Ona bu podcast'ın ritüeller üzerine olacağını söyledim.
söylediğimde kendisi bana ders çalışırken neler yaptığını anlattı.
Kendi ritüellerinden bahsetti.
Dedi ki masamı topluyorum, güzelce siliyorum, temizliyorum.
Tüm gerekli eşyaları, malzemelerimi yanıma alıyorum.
Kahvemi böyle güzelce demliyorum.
Yanıma birkaç lokma atıştırmalık bir şeyler koyuyorum.
Mumu yakıp kapımı mutlaka kapatıp kapı açıkken çalışamıyorum.
Sadece kapımı kapatıp o şekilde oturuyorum çalışmaya ve saatlerce o masadan bu şekilde kalkmadan işlerimi bitirebiliyorum.
Şeklinde anlatmıştı bana kendi ritüellerini.
Ve zaten biliyorsunuz mimarlar saatlerce, mühendisler, mimarlar saatlerce masada kalıp çalışmalara gerekiyor.
Rutinler bazen otomatikleştiği için sıkıcı gelebilir.
Yaptıkça bir süre sonra anlamsız da hissettirebilir.
Bu da çok normaldir. Ama ritüel bilinçli ve anlamlıdır.
Yapılırken özellikle detaylarına dikkat edilir.
Her günden ziyade haftada bir olabilir, ayda belki yılda bir de olabilir.
Burası da bize bağlı. Rutinler ve alışkanlıklar ritüellerimizi etkileyebilir, ilham da olabilir.
Her an... Yeni ritüellerde yaratabiliriz.
İlla ki geçmişten gelenleri öğrendiklerimizi uygulamak, devam ettirmek zorunda değiliz.
Ritüelleri günlük hayatımıza hizmet etmesi için de kullanabiliriz.
Zaten ben bu yüzden bu podcast'ı yaptım.
Yani ritüelleri hayatımıza nasıl kullanabiliriz?
Nasıl entegre edebiliriz?
Ritüel yaparken günlük yaşamın koşuşturmasından, stresinden uzaklaşarak daha dingin olmaya çalışmak bir amaç olabilir bizim için.
Ben biraz bakınayım dedim nasıl ritüeller varmış sosyal.
Kimler ne yapıyormuş gibi böyle bir göz geçirdim.
Aşk ritüelinden tutun.
Dilek tutma, bağlama, bağlanma, bağ koparma, şifa, yeni ayda doğum ayında yapılan ritüeller daha neler neler var.
Şunu gördüm şaştım.
Bir ritüel var ki adı da şöyle bunu yazın YouTube'a kendiniz de bir bakın.
13 dakika sürüyor. Çekicilik ritüeli.
Aman Allah'ım dedim. Böyle bir şey bile var.
İnsanoğlu inanma eylemine bazen fazla enerji ve duygu yatırımı yapıyor.
Yani sorgulamadan inanmaya çok açığız.
Bu ritüel çalışmalarının çeşitlerini görünce açıkçası böyle bir durdum duraksadım ben de.
Beni bir düşündürdü burası.
Şu başlıkları da gördüm tabii sosyal medyada.
Başarılı girişimcilerin 10 sabah ritüeli.
Stressiz bir hayat için önerilen ritüeller gibi.
Şimdi biz kendimize dönüp bize uygun olan ritüeli nasıl buluruz, nasıl oluştururuz buna bakalım.
Her kişinin ritüeli kendine özgüdür.
Ritüel gerçekleştirmenin doğru veya yanlış bir yolu yoktur.
Zaten geçmişten örnekler verdim.
Bazıları çok anlamsız gelmiş olabilir size.
Çünkü doğru ve yanlış bazen kişiden kişiye değişebiliyor.
Biz de bu sebeple ruhumuzun, zihnimizin, bedenimizin ihtiyaçlarına odaklanarak kendi ritüelimizi oluşturabiliriz.
Hayatınıza hangi ritüelleri dahil edeceğinize karar vermek için birkaç soru var.
Bunları kendinize sorabilirsiniz.
Ben ne istiyorum? Benim için hayatta önemli olan şey ne?
Deneyimlemek istediğim ruh halini gerçeğe ne şekilde yansıtabilirim?
Ve bunu bir ritüel olarak sistemli bir eyleme çevirmek için ne yapabilirim?
Bu sorular bize fayda sağlayabilir.
Yani illaki bu soruları da kullanmak zorunda değiliz.
Birazcık beyin fırtınası yaparak da bunların cevabını vererek de kendi ritüelimizi oluşturabiliriz.
Bunun dışında... Bazı yapmamız gereken işleri, zorlandığımız ama mutlaka yapmamız gereken işler vardır ya hani günlük hayatımızda evle ilgili olur, işle ilgili olur.
İşte bunlara ufak dokunuşlarla sevdiğimiz şeyleri dahil ederek oraya onları ritüele dönüştürebiliriz.
Ben bir süredir gül çayına taktım.
En yoğun iş günümde molalarımda tomurcuk güllerden, kuru güllerden kendime mis kokulu bir çay demliyorum.
Böyle 10 dakika sessiz bir köşe buluyorum.
Kulaklığımı takıyorum. O çayı böyle yudumluyorum.
Bu aralarda bazen işte seyahat etmek istediğim ülkelerin resimlerine bakarım.
Bazen vloglar izlerim.
Bunlar beni yükselten şeyler çünkü.
Mesela bir dergide görmüştüm.
Bedtime rituals diye yatmadan önce yapılabilecek ritüelleri sıralamışlar.
Bunlardan da bahsetmek istedim burada.
Birincisi yatmadan bir saat önce teknolojik cihazlardan uzak durmak.
Bu zihni temizleyen bir durum, davranış.
İkincisi ertesi günü ne giyilecek?
Bunu planlama. Bunlar böyle aşama aşama anlatılmış orada.
Üçüncüsü ertesi günü ne yiyeceğiz, ne içeceğiz?
Suyuna kadar hazırlama, planlama, organize etme.
Dördüncüsü öz bakım işleri.
Dişleri fırçalama, cildi temizleme, kısa bir meditasyon vs.
Beşinci olarak o günkü kazanımları not defterine yazma.
Günlüğe yazma. Ya da yaşadığın güzel olaylara not alma.
Altıncısı ertesi gün yapılacakları görevleri, işleri, niyetleri belirlemek ve not almak.
Belki birkaç tane... Bir tane de şükrettiğimiz şeyleri yazabiliriz buraya.
Bunlar tam da ben saati rutinleri aslında.
Ritüeller bize keyif getirmeli.
Zorlamamalı, iyi hissettirmeyen şeyleri illa yapacağım diye tutturmak değil mesele.
Belki de nasıl ki alışkanlıkları deneye yanıla hayatımıza dahil ediyoruz ya.
Hani sabah insana mıyım, akşam insana mıyım?
Bunu deneyerek anlayabiliyoruz ya.
İşte hayatımıza farklı şeyler katıp Hoşumuza gidiyor mu, gitmiyor mu?
Bunları rutinleştirip ritüel haline getirebilir miyiz ya da değiştirebilir miyiz?
Biraz bunlara bakarak da hayatımızı farklı ritüellerle renklendirebiliriz.
Haftada bir masaj olabilir, bütçemiz doğrultusunda, ayda bir de olur, yüz yogası, kampa gitme, belki kızlar gecesi.
İşte erkekler gecesi.
Ayda bir barınaklara gidip o hayvanlarla etkileşime girme.
Ben atları çok severim.
Varsa yakınlarda at çiftliğine işte ayda bir ziyaret etme.
Oradaki atlarla zaman geçirme.
Deniz kenarında bisiklete binmek, dansa gitmek, seramik, mum yapımı, örgü gibi birçok aktivite, kurs, atölyeler geliyor benim aklıma.
Belki haftada bir buralara uğramak, zaman geçirmek buralarda.
Bu kadar zaman alan şeylerle uğraşmayayım diyorsanız...
Hafta sonları küvette varsa küvetiniz bir saat orada kendi başınıza zaman geçirmek.
Bunu yaparken yumuşak bir soft bir müzik açmak.
Öğrenciyseniz imkanınız kısıtlıysa küçük bir mum alıp sevilen bir içecekle ders çalışmak insanı rahatlatır.
Bu saydığım her şey kişiden kişiye değişen ama rahatlatıcı şeyler.
Çalışıyorsanız da çalışmıyorsanız da kendinize ait kimsenin bilmesine gerek olmayan hoş ritüelleriniz olabilir.
Kendimle randevuya çok çıkarım ben.
Mesela hep gittiğim bir mekan var, orada sevdiğim tatlıyı da yapıyorlar.
En güzel olayları, başarılarımı orada kutluyorum.
Yalnız bile olsa mutlaka gidiyorum.
Üzüldüğüm şeyler varsa, kaybım varsa yine oraya giderek o durumla yüzleşmeyi orada yapıyorum.
Sakinleştiriyorum kendimi.
Başka bir yönüyle bu benim...
kendime gösterdiğim bir tür öz şefkat hareketi.
Bir önceki bölümde bunu konuşmuştuk.
Benim aklıma gelenler bunlar.
Hepimiz birbirimize benziyoruz.
Birbirimize bağlı görünüyoruz.
Ama öte taraftan hepimiz eşsiziz.
O yüzden kendimizi inşa ederken potansiyelimizi açığa çıkarmak adına hedeflere giderken ufak tefek kolaylaştırıcı, ferahlatıcı molalar verebiliriz.
Ve bu aralarda bize iyi gelen ritüellerle kendimizi biraz şımartarak da yol alabiliriz bence.
Peki siz neler yapıyorsunuz?
Sizin Ben Saati ritüelleriniz neler?
Cevaplarınızı sosyal medyada yorumlarınızla birlikte heyecanla bekliyorum.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
