
Oyuncakların Kişiliğini Yansıtır mı? Peki Ya Mesleğini?
8 Mart 2025 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Çocukken en çok hangi oyunları oynardınız? Peki, o oyunların bugün kim olduğunuz ve ne iş yaptığınız üzerinde etkisi olabileceğini hiç düşündünüz mü? Bu bölümde, çocukken ilgi duyduğumuz oyunların ve oyuncakların karakterimizi, yeteneklerimizi ve hatta meslek seçimimizi nasıl şekillendirdiğini keşfediyoruz.
Eğer geçmişinizde saklı ipuçlarını bulmak ve çocukluk oyunlarınızın bugünkü hayatınıza nasıl yön verdiğini öğrenmek istiyorsanız, bu bölümü kaçırmayın!
---
Ben Saati Podcast Instagram:
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Çocukken en çok hangi oyun oynardınız?
Benim favori oyunum Beş Taştı.
Cebimde hep beş tane taşla gezerdim.
Yeni nesil belki bilmez bu oyunu.
Hepimizin çocukken çok sevdiği oyunları vardı, değil mi?
Kimimiz saatlerce resim çizerdi.
Kimimiz oyuncak arabalarla koca bir dünya kurardı.
Kimimizse evcilik oynamaya doyamazdı.
Ama büyüdükçe oyun oynamayı bıraktık.
Sadece oyunu değil, sınavlara geçip işe gireceğim derken sevdiğimiz şeyleri yapmayı bıraktık.
Halbuki onlar biz farkında olmadan bugünkü karakterimizi şekillendirdi.
O dönemde neyi seviyorsak onu dış etkenlerden bağımsız olarak seviyorduk.
Çünkü o zamanlar toplumun neyi önemli gördüğünü umursamıyorduk.
El alem ne der korkumuz henüz oluşmamıştı.
Psikolog Carl Jung çocukluk anılarımızın bilinçaltımızın aynası olduğunu söyler.
Peki sizin bilinçaltınızda ne var?
Küçük bir egzersiz yapalım hadi.
Kapatın gözlerinizi, en sevdiğiniz çocukluk anınızı düşünün.
O anda ne yapıyordunuz?
Ne hissediyordunuz?
Ben dedemin şeftali ağaçlarının etrafında dolaşıp gün batımı izlemeyi çok severdim.
Toprakla oynamak, çok hızlı bisiklet sürmek bunlar bana çok keyif verirdi.
Bu basit egzersiz bile iç dünyanızın hangi yönlerinin hala canlı olduğunu gösterebilir.
Jung'a göre çocuklukta doğal olarak ilgi duyduğumuz şeyler özümüzle bağlantılıdır ve çoğu zaman içsel potansiyelimizi, yaşam amacımızı yansıtır.
Bu kadar da önemli aslında.
Dikkatli bakarsak çocuklukta kendimizle ilgili çok fazla ipucu ve işaret bulabiliriz.
Birçok ünlü ve başarılı insanın hayatında bu işaretlere de rastlanır.
Steve Jobs çocukken elektronik devreleri söküp atmaktan büyük keyif alırmış.
Yıllar sonra Apple'ı kurarken o çocukluk merakı onun işine rehberlik etti.
Albert Einstein da küçüklüğünde bir pusula gördüğünde büyülenmiş.
O küçük an ileride fizik alanındaki devrimsel çalışmalarına ilham kaynağı oldu.
Oynamayı sevdiğimiz oyuncaklara ve oyunlara göre şöyle genel değerlendirmeler var.
Çocukken Lego, maketler, sanat setleri gibi oyuncaklarla oynamayı sevenler genellikle yaratıcı ve çözüm odaklıdır.
Böyle kişiler kendi hikayelerini yazabilir, kurgu yapabilirler.
Ayrıca da rol yapmakta başarılıdır.
Ve tabii ki güçlü bir hayal gücüne sahiptir.
Bulmaca çözmeye, yapboz yapmaya bayılanlar, satranç oynamak da dahil buna, bu kişiler analitik düşünmeye yatkındır.
Strateji gerektiren oyunları sevenler uzun vadeli plan yapma eğiliminde olabilir.
Hep bir adım ötesine düşünme alışkanlığı olur bu insanlarda.
Plan program yapmak bu insanları mutlu eder.
Peluşlar, bebekler gibi oyuncaklarla bağ kuranlar genellikle empatik ve duygusal zekalara yüksek bireylerdir.
Bu çok önemli bence çünkü empati kuramayan yetişkin olmak korkunç bir şey.
Hele ki siz çok empati kuran birisiyseniz ve karşınızdaki kişi empati kuramayan birisi ise asla anlaşamıyorsunuz.
Grup oyunlarını seven çocuklar sosyal ve iş birliğine açık olabilir.
Ve pek çok sektörde de biliyorsunuz ekip çalışması çok önemlidir.
Ve bunu yapabilen hani herkes de ekip çalışması yapamaz, iş birliği yapamaz.
O açıdan grup oyunlarını seven çocuklar yetişkin olduklarında ekip çalışması işlerinde başarılı olabilir.
Araba, tren setleri, bilim kitleri gibi oyuncakları tercih edenler keşfetmeye ve yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır.
Otomotiv sektörünü böyle bireylerle doldurmak lazım.
Şu an diğer gezegenlerde su var mı, hayat var mı diye arayanlar, Marvel filmlerini yazanlar yani bildiğimiz sınırları zorlamaya çalışanlar bu kategoriye girebilir.
Uzaktan kumandalı araçlar, aksiyon figürleriyle oynayanlar kontrol duygusunu seviyor olabilir.
Kendi dünyasını yaratmayı seven kişiler esasında bağımsız karakter özelliklerine sahip olabilir.
Doğa temalı oyuncaklarla, oyunlarla ilgilenenler ise genellikle açık hava aktivitelerini tercih edeceklerdir.
Onları bir büroya kapatamazsınız.
Sürekli oturarak iş yapmak onları boğacaktır.
O yüzden hep bedenen aktif olmak isteyecekleri işleri tercih edebilirler.
Çocukluk oyuncaklarını saklayanlar var bir de anılara önem veren, duygusal bağları güçlü bireylerdir bu kişiler.
Hani antikacıları gezenler bir pazarından aldığı fincanıyla kahve içenler var ya işte onlar bu grupta oluyor.
Bu kişiler nostaljiyi sever ve geçmişe daha çok bağlıdır.
Oyuncak seçimlerimiz iç dünyamızın sadece bir yansıması.
Sizin en unutulmaz oyuncağınız neydi?
Ya da şöyle sorayım.
Çocukken hangi aktivite sizi saatlerce içine çekiyordu?
Böyle dalgın bir şekilde saatlerce oynadığınız bir oyun var mıydı, bir oyuncağınız var mıydı?
Ve o dönemden bugüne taşıdığınız özelliğini...
Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar belki de bugün kaybolmuş hissettiğinizde kendinizle yeniden bağlantı kurmanıza köprü olabilir.
Yeni bir yola girerken size rehberlik edebilir.
Ben çok konuşan bir çocuktum.
Anlatmayı çok severdim.
Gördüğüm şeyleri yorum katarak.
Şimdi yaptığım işler hep konuşmak ve anlatmak üzerine.
Hani öğretmenliği bilinçli seçmedim açıkçası.
Ama podcast yayıncılığını, içerik üretmeyi biraz da anlatmayı, paylaşmayı sevdiğim için seçtim.
Öte yandan yetişkinliğe doğru giderken biz bazı şeyleri bastırıyoruz.
Güçlü yönlerimizi ya da yatkın olduğumuz şeyleri de bastırabiliyoruz.
Daha çok sanat sepete işte müzeye olan ilgimizi bastırıyoruz.
Jung'a göre bilinç dışında bastırılmış yönlerimiz bizim gölge yanlarımızı ifade eder.
İlla bunu böyle gölge yan deyince insan kötü bir şey gibi düşünüyor ama öyle değil.
Gölgede kalmış taraflarımız.
Çocuklukta sanat, spor veya yaratıcılık gibi yönleri bastırılan bir birey yetişkinlikte kariyer seçimlerinde bu yönlerini göz ardı edebilir.
Bu güçlü taraflarını düşünmeden, göz önünde bulundurmadan mesleğine odaklanabilir, mesleğinin kariyerini seçebilir.
Biz mesleğimizi seçerken daha çok neye odaklandık?
Çoğumuzun hangi kıstasa göre seçtiği belli yani değil mi şu an günümüze baktığımızda?
Benim öğrencilerim bile şu anda kıstas aldıkları tek bir şey var.
Onu siz iyi biliyorsunuz.
Ancak ilerleyen yaşlarda yolumuzu yönümüzü kaybettiğimizde Yaptığımız işlerden keyif alamadığımızda bu bastırılmış yönlerin yeniden ortaya çıkması kişinin kariyer
değişikliği yapmasına veya hobilerini mesleğe dönüştürmesine yol açabilir.
Çocukken sevdiğimiz ama büyüdükçe terk ettiğimiz şeyler gölgede kalan yönlerimizi temsil ediyor demiştik.
Eğer bunlarla tekrar bağlantıya geçersek Jung'un da söylediği gibi ruhsal olarak daha bütün hissedebiliriz.
Yani belki kariyerimizi buna göre şekillendirmeyeceğiz ama içsel bütünlük, huzur için gölgede kalan yönlerimizi çocukluğumuzdan çıkarıp biraz aydınlatmamız gerekiyor.
Sizin gölgede kalan yönleriniz neler?
Bu konunun ilginç bir tarafı var sevgili dostlar.
Çocukluğumuzda çok fazla sır da saklı.
Az önce oynadığımız oyunlara göre genel değerlendirmelerden bahsetmiştim.
Carl Jung'a göre çocukluktaki güçlü duygusal deneyimler de bizim bilinç dışımızda kompleks yapılar oluşturup, Kariyerimizi veya bir işe tutunabilmemizi etkiliyor.
Nasıl mı? Direkt meslek basında fark edemeyebiliriz ama işe yaklaşımımızı gözden geçirebiliriz.
Çocuklukta ebeveynlerden yeterince ilgi görmemiş bir kişi kariyerinde başarıya bağımlı hale gelebilir ve aşırı hırslı olabilir.
Sizde böyle bir durum var mı?
Benzer şekilde çocuklukta desteklenmiş ve özgüven kazandırılmış biri kariyerinde daha yaratıcı ve risk almaya açık olabilir.
Jung bazı arketiplerden de bahseder.
Bunlar kollektif bilinçaltı öğeleridir ve hepimizi etkiler esasında.
Çocuklukta baskın olarak hangi arketiplerle ilişkilendiğimiz meslek seçimimizi de etkiliyor.
Nasıl? Bilgi adam kadın arketipi var.
Çocukken bilgiyi keşfetmeye meraklı olan bir bireyseniz akademisyen, yazar veya araştırmacı olabilirsiniz diyor Jung.
Kahraman arketipi var.
Zorluklarla savaşmaya eğilimli biriyseniz polis, asker veya sporcu olabilirsiniz.
Anne hareketi koruyucu ve besleyici yönünüz baskınsa öğretmen, psikolog veya hemşire gibi mesleklere yönelebilirsiniz.
Çocuklukta sevdiğimiz şeyleri hatırlamak aslında özümüzü keşfetme yolculuğunda bir pusula görevi görebilir.
Sadece oynadığı oyunları hatırlayan değil çocuklukta bastırılan yönleriyle yüzleşen ve gerçek benliğini bulan biri.
Az önce de bahsettiğim gibi kariyerinde de hayatında da daha tatmin edici ve anlamlı bir yol izleyebilir.
Ya ben hatırlayamıyorum çocukluğumu ya da daha çok kötü şeyler geliyor aklıma diyebilirsiniz.
Herkesin deneyimi hikayesi bambaşka çünkü.
Hayatın karmaşasında sevdiğimiz şeyleri unutabiliyoruz.
Peki çocukluk tutkularımızı, oyunlarımızı, sevdiğimiz şeyleri nasıl hatırlayabilir ve onları bugünkü hayatımıza nasıl dahil edebiliriz derseniz Doğan Cüceloğlu ile
ilgili bir bölüm yapmıştım yakın geçmişte.
Orada Doğan Hoca'nın dediği gibi bir defter alıştırması var.
Bir defter tutun diyor. Duygularımın günlüğü isminde.
Zaten bu defteri biz içimizdeki çocukla buluşma ve onu anlamak için tutacaktık.
Yatmadan bir 15 dakika önce hislerimizi, duygularımızı, o gün en baskın, en yoğun hissettiğimiz duygularımızı yazıyoruz.
Ve o gün yaşadıklarımızdan, yani bugün diyelim ona, bugün yaşadıklarımızdan yola çıkarak içimizdeki çocukla konuşuyoruz.
Onunla iletişime geçtiğimizde...
Unutulmuş şeyler zamanla hatırlanır diye düşünüyorum.
Yani bu egzersiz aynı zamanda çocukken yapmayı sevdiğimiz şeyleri de hatırlamamıza bir aracı olabilir.
Ben Saati burada sona eriyor.
Beni takip ettiğiniz, dinlediğiniz ve paylaştığınız için çok teşekkürler.
Çocukluğunuzun size her zaman yol gösteren bir rehber olması dileğiyle çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
