
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Carl Newport’un öne sürdüğü çalışma metodu olan “ Deep Work” yani “Derin Çalışma” metodunu ele alıyoruz. Hedeflerimize doğru giderken odağımızı koruyarak nasıl verimli şekilde çalışabiliriz ve bunu nasıl sürdürebilir hale getirerek daha üretken olabiliriz, bunları konuşuyoruz.
---
Instagram:
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne, hoş geldiniz.
Ben Elif. Günümüzde insanların süper güçleri olsaydı bunlardan en önemlisi kesinlikle odaklanabilme gücü, odaklanabilme becerisi olurdu.
Çünkü dikkatimiz sürekli çalınıyor, sürekli bir şeylere kaptırıyoruz onu.
Öte yandan işlerimizi bitirememekten, bir şeylere yetişememekten dolayı sitem ediyoruz.
Bence problem çok çalışamamak değil, çalışmaya yeterince zaman ayıramamak, o yeterli zamana sahip olamamak.
Ve o zamana sahip olduğumuzda da onu iyi değerlendirememek.
Bunun en büyük sebebi de az önce bahsettiğim gibi dikkatimizi dağıtan şeylere dalıp gitmemiz.
Halbuki şöyle bir baksak gün içinde hepimiz meşgul görünüyoruz değil mi?
Meşgul olmak, meşgul görünmek adeta bir trend.
Fakat bu meşguliyette biz aslında tam olarak odaklanıp yaptığımız işin içine dalamıyoruz.
Ve yüzeysel kalıyor çalışmalarımız.
Ben önceden sürekli bilgisayar taşıyordum yanımda.
Birden çok işi birlikte götürmeye çalıştığım için hep yanımda oluyordu çantam.
Boş bulduğum anda çeviri yapıyordum.
İşte okula gidiyordum, kafede otururken bir şeyler yerken bile hala çalışmaya uğraşıyordum.
Beni sürekli meşgul görüyordu arkadaşlarım.
Kim nasılsın dese ya çok yoğunum diyordum.
Gerçekten de o işleri yapıyordum.
Fakat o sürekli meşgul olma ama derinlemesine bir türlü çalışamamak beni...
Oldukça yormuştu ve zihnim de hep yorgundu.
Bu yüzdeysel bazen de amiyane tabirle yalap şap üstün kürü çalışmalarımızla bir fikri geliştirmek, orijinal bir makale yazmak, belki farklı bir ürün çıkarmak,
sınavlarda başarılı olmak çok zor.
Şu aralar gündemde epey bir ses getiren Pür Dikkat kitabının yazarı Carly Port'un videolarını izliyorum.
Ona göre derin çalışma buna deep work diyor her şeyi değiştirir.
Bu bölümde Karl Nieport'un bu çalışma tekniğini yani derin çalışmayı size anlatmak istiyorum.
Ama önce şunu da söylemek isterim.
Okullar açıldı bu hafta ve bu bölüm önce öğrencilere, eğitimine devam edenlere, ben de bir eğitimci olduğum için onlara fayda sağlamak her zaman önceliğim.
Sonra bir şeyler üretmeye, ortaya koymaya çalışan hayalleri için Şu anki işi dışında başka bir alanda girişimde bulunan hem çalışan hem çocuklarına bakım veren ebeveynleri düşünerek
hazırladım. İş yapma şeklimizi, çalışma şeklimizi bir gözden geçirelim derim.
Başarı eğitimleri alırken beni ayıltan bir konu oldu bu.
İşe akıl eklemek, akıllıca çalışmak.
Bu nasıl olur? İş yapma şeklimiz üzerinde de çalışarak olur.
İşin içinde çalışmak onun gereğini yapmak demek.
Ama işin üstünde çalışmak o işi daha iyi nasıl yapabilirime kafa yormak demektir.
Biz hep çok çalışmaya odaklanıyoruz.
Halbuki akıllıca çalışmak ciddi bir fark yaratır.
Yani en başta bahsettiğim meşgul ve yoğun olma trendinden çok uzak ve gerçekten işe yarar bir mevzu bu.
Şu kadarını söyleyeyim.
Deep work tekniğine de katkısı olsun bu anlattığımın.
Çalışmaya ayırdığınız zaman %10'unu çalışma şeklimizi geliştirmeye vermeliyiz.
Bir esnaf lokantasını düşünün.
Aşçı her gün kuru fasulye yapıyor.
Belki de efsane yapıyor böyle çok lezzetli.
Ama 10 sene hep aynı şekilde yaptığı için hep aynı seviyede kalıyor.
Onun lokantasına gidip de Michelin yıldızını vermiyorlar.
Tabii ki o kuru fasulyenin de bir alıcısı vardır.
Hala lezzetlidir ama diğerlerine baktığımızda bir fark yaratmıyor.
Ya da bir öğretmen düşünelim eğer çalışma şeklinde anlatma şeklinde bir değişime gitmiyorsa ya son 3 sene boyunca hep aynı şekilde ders anlatıyorsa üzgünüm o da yerinde sayıyordur ya da cebinden yiyordur
ve aslında işini iyileştirmiyordur.
Öğrenci dostlar da ders çalışma şekillerine bir baksınlar bu çalışma şekli işe yarar mı?
Nasıl revize edilebilir?
Nasıl daha verimli hale getirilebilir?
Aslında bu her sektör için geçerli.
Bugün deep work'i anlatırken yani derin çalışma metodunu anlatırken belki iş yapma şeklimizi de gözden geçiririz diye düşünüyorum.
Kendimde bir haftadır deniyorum bu anlatacağım tekniği.
Gerçekten de çalışma sistemime ivme kazandırdı diyebilirim.
Ancak şunu da hatırlatayım.
Burada konuşacağımız her şey günün sonunda irademizle de bağlı.
İrade gücünü odaktan alır.
Odağımız neredeyse enerjimiz oraya akar.
Biz şu çağda eskisi gibi bilgi eksikliği yaşamıyoruz, irade eksikliği yaşıyoruz.
Başarılı insanlar da zaten daha bilgili değil, daha iradeli oldukları için odaklanıp çalışabildikleri için kendi farklarını gösteriyorlar.
Ama iyi haberi de vereyim, irade bir kas gibidir, gelişir, büyür.
Karl Niepork da bunu destekliyor.
2012'de yapılan bir araştırmaya göre insan beyni 4 saatten fazla bir şekilde derin çalışabilir.
Belki bir anda değil ama bunun pratiğini yaptıkça daha da gelişecek.
Ya 4 saatte azmış demeyin.
Dakika tutun bakalım. Hani bir şeyle ilgilenmeden, telefona bakmadan kaç dakika odaklanarak kitap okuyabiliyorsunuz?
Kaç soru çözebiliyorsunuz?
Ya oradan kendinize pay biçin.
Odağa kaptırmamak da yine ne kadar kararlı ve iradeli durduğumuza bağlı.
Bu bölümden sonra...
İradeyle ilgili yaptığımız iki bölüm vardı.
Onları da dinlerseniz güzel bir bütünlük olacaktır sizin için.
Gelelim Carl Nieport derin çalışma derken neyi kastediyor?
Derin çalışma hatta pür dikkat çalışma da denilebilir.
Belli kısa aralarla en fazla 4 saat full konsantre bir konu üzerinde çalışmak demek.
Bu çalışma bizim yüzeysel çalışmalarımız gibi değil.
Yani meşgul olduğumuz her an biz deep work yapmıyoruz.
Full konsantre çalışmıyoruz.
Bu daha farklı bir şey.
Ben birisi bir araştırma ortaya attığında önce onun hayatına bakıyorum.
Yani kendisi uygulamış mı?
Anlattığını ne kadar yaşıyor diye.
Carl Newport'ta bir profesör, araştırmacı yazar, aile babası.
Kitapları var Çok Satanlar listesinde.
Akademik camiada iş yapıyor.
Yani oldukça meşgul birisi.
Burada anlatacağım yöntemle araştırmalarını, yazılarını hızlandırmış, ilme kazandırmış çalışmalarını.
Aile hayatını da dengede tutarak çok ciddi bir üretkenlikle yaşamış.
Özellikle son yıllarını.
Dileyenler videolarını da izleyebilirler.
Türkçe altyazısı da var. Çok da güzel ilham olur.
Cal Newport diyor ki odaklanabilmek...
Sizin süper gücünüzdür.
Eğer odaklanarak çalışamazsanız ileride yaptığınız yüzeysel yani herkesin yapabildiği işleri yapay zeka teknoloji zaten yapacak.
O yüzden iyi bir odak ile çalışın ki ürettiklerinizde fark yaratabilin.
Çünkü odaklanma hali bir akış halidir ve akış halinde insanlar daha yaratıcı da olurlar.
Devrim Erbil bölümünde bahsetmiştim bundan.
Resim yaparken çok güçlü bir şekilde odaklanıyor işine ve o odak anında ünlü ressama ilham geliyor.
Akış teorisi kitabında da bundan bahsediliyor.
Akışta olmak bizim daha iyi öğrenmemiz de sağlar.
O an tüm benliğimizle o işi yaptığımız ve dikkatimizle dağınık olmadığı için o işi hakkıyla ve belki daha kısa sürede yapıyoruz.
Üretkenliğimiz de arttırıyor bu.
Ve aklımıza daha farklı, daha orijinal, yaratıcı fikirler de gelebiliyor.
Gelelim biz nasıl full odakla, full dikkatle, derin çalışabiliriz.
Hatta buna derin dalış da diyor yazar.
Bence çok güzel ifade.
İşin derinlerine iniyoruz.
Sayacağım maddeler çok sıradan, basit gibi görünüyor olabilir.
Ama uygulamak çok ciddi bir irade gerektiriyor.
Öncelikle ulaşmak, işte profesyonelliği kazanmak istediğiniz hedefleriniz neler?
Bunları bir düşünelim. Not alırsanız harika olur, daha görünür kılarsınız düşüncelerinizi.
İlk olarak çalışma alanınızı ayarlayın.
Asla rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer olmalı.
Evde, ofiste böyle bir yer yoksa kütüphaneler var, sessiz kafeler de işimizi görür ve mümkünse dikkat dağıtan cihazları başka odaya koyun ya da kapatın.
Bilgisayarda çalışıyorsanız da sosyal medyayı çalışırken engelleyen tarayıcılar varmış.
Onları kullanabilirsiniz. Ofis gibi bir yerdeyseniz az da olsa ses varsa bazı kulaklıklar var böyle büyük dış ses almıyorlar.
Onları kullanabilirsiniz.
Hem de sizi gören birileri çalışma modunda olduğunuzu düşünüp rahatsız etmeyecektir.
İkinci olarak işleri önceliklendirin.
Yapılacaklar listesi hazırlayın.
Sonra bunları önceliklendirmezseniz o listenizi o anda sanki hepsi acilmiş gibi bizim dikkatimizi dağıtır.
Öyle algılarız. Şu soru işinize yarayabilir arkadaşlar.
Hedefimi gerçekleştirmem için bu listede ilk önce yapmam gereken 3 şey ne olurdu?
Bu şekilde acil işlerde kendini belli eder, daha net görürsünüz.
Carl Newport gelecek 3 aylık süreci önceden planlıyor.
Büyük resmi görebilmek adına sonra haftalık ve günlük planlara döküyor bunu.
3 ayda bir de bu planı yeniliyor, revize ediyor.
Çünkü bazen biz de günlük koşturma içinde asıl hedeften şaşabiliyoruz.
Ama bu 3 aylık dilimler çok mantıklı.
Sınava hazırlanıyorsanız bir ürün çıkaracaksınız falan.
Yani oradaki zamanı belirlemek bence gayet faydalı olur diye düşünüyorum.
Üçüncü olarak da bu önceliklendirdiğiniz işlere bir teslim tarihi yani bir işi bitirme tarihi de eklememiz gerekiyor mutlaka.
Son teslim tarihini uzatırsak böyle çok...
ilerleyen bir zamanı atarsak bunu o işi yayarız.
Bu sefer de böyle yaya yaya yaptığımız için derin çalışmanın da bir anlamı olmaz.
Üniversitede son gece yaptığımız ödevlere benzemesin.
Yumurta kapıya dayanınca biz bir şeyleri yapmayı severiz ama işi bitirme tarihi koyarsak ve bu çok uzun bir zaman olmazsa daha böyle yakın bir tarih olursa aslında o işi nasıl daha hızlı
bir şekilde de bitirebildiğimizi görürüz.
Zaten deep work yaptığımızda yani derin çalıştığımızda, sistemde bir şekilde çalıştığımızda gerçekten de bazı işlerin birikmediğini ve zamanında her şeyi halledebildiğimizi
de kendimiz deneyimleyeceğiz.
Bunu söylüyor yazar, bunu iddia ediyor.
Bir de günlük hayatın arasında böyle yerleştirdiğimiz iki saat derin çalışmalar o günün öylece tükenmesine izin vermez.
Mesela misafir gelecek ve üç saatiniz var.
Bunun iki saatini... İşinize adarsanız hani kapanıp çalışırsanız çalışmayı akşama bırakmaktansa şimdi yapmak size daha fazla verim sağlayacak.
Ve misafiriniz geldiğinde de işinizi hallettiğiniz için kafanız rahatlayacak.
Genelde biz misafir gelecek diye o süreyi işte temizlik yapma tatlı yapımı gibi şeylerle tüketmeyi tercih edebiliyoruz.
Mesela ben de podcastimi edit için teslim ederken ses ekibine bir tarih koyuyorum kendime.
Cumaya kadar o tarih.
Arkadaşım da cuma günü gel buluşalım diyorsa ben de sabahtan hallediyorum.
Son testin tarihi cumaya sabahından halledip gönderiyorum.
Yoksa akşama kadar yayarsam yani ha bitti ha bitecek deyinceye kadar o iş uzuyor.
Dördüncüsü bence çok önemli burası.
Dikkatimizin çalındığı, dağıtıldığı dönemleri planlayın diyor yazar.
E-postlara dönüş için işte telefonla uğraşmak için de zamanı planlamalı.
Mesela sabahtan akşama kadar elimizi ara ara telefonu alırsak ve sosyal medyaya dalarsak dikkatimizi derin çalışmaya işte full konsantre kitap okumaya veremeyiz.
Her saat başı telefona bakmak çok ciddi zarar veriyor bize.
Odaklanma becerimize ve beynimize.
O yüzden... Öğlen saatleri biraz böyle yorgun olunca daha az dikkat gerektiren işleri bu zamanda yapabiliriz.
Mesela benim işte telefon saatim, telefonla uğraşma saatim saat 2 olsun.
O zamana kadar bakmayacağım.
Bu şekilde bir planlama yapılabilir.
Ya da şu saat benim sosyal medya ya da eğlenme saatim gibi de belirleyebiliriz.
Beşinci olarak da tembelliğe izin verin deniliyor.
Yani gerçekten dinlenin.
İşi, iş zamanı hakkıyla yapın.
Dinlenme zamanları sizi dağıtacak şeylerle değil de yani sosyal medyadan da uzak bir şekilde gerçekten kafanızı rahatlatacak şeylerle geçirecek bir zamanınız olsun.
Ben saati yapın demiş aslında yazar.
Bence beyni düzenli dinlendirmek çalışmanın kalitesini arttırır.
Çalışırken çok çalış ama iş bittiğinde de bitsin.
Altıncı olarak gelelim nasıl deep work yani derin pür dikkat çalışacağız.
Bu çalışma kaç saat olacak?
Günün hangi vakitlerini buna ayıracağız.
Karl Nieport bunu alışkanlığa dönüştürün, rutinlere bindirin diyor.
Yani yine başarıyı rutinlere bağladık arkadaşlar.
Rutinler devamlılığı sağlar çünkü.
Yeni başlayanlar bir saatle başlayabilir.
Ama zamanla kısa bloklar halinde 4 saate ve fazlasına kadar da gidebiliriz derin çalışmada.
Ama bu kısa molalarda işte bir 10 dakikalık molada sakın sosyal medyaya girmeyin diyor yazar.
Bu sefer dikkat kalıntısı diye bir şey oluşturuyormuşuz.
Buna bir örnek veriyor.
Bilgisayarda çalışırken Facebook'ta açıksa eğer aynı anda beynimizde birden fazla devreyi çalıştırıyormuşuz biz ve beynimizde düzgün şekilde odaklanamıyormuş.
Yani bilgisayarda açık o sekmeler bizim beynimize de bir sürü sekme açıyor ve ciddi şekilde odaklanamıyoruz.
Hatta A görevini bitirdiniz diyelim.
Öğrencisiniz ilk önce matematiği çalışınız bitti.
Diğer göreve başlayacaksınız B görevine Türkçe'ye başlayacaksınız.
A görevi bitse de dikkatimiz hala bir süre daha bölünmüş oluyor.
Yani hemen B'ye de odaklanamıyoruz.
O yüzden zor şeyleri hızlı bir şekilde öğrenmek için dikkatiniz dağılmadan yoğun bir şekilde ve Tek bir şeye odaklanmalıyız.
En üst düzeyde üretim yapmak için dikkat dağılmadan tek bir göreve tam konsantrasyonla uzun süre boyunca çalışma yeterli olacaktır diyor yazar.
Bu da tercihen sabah saatleri olarak önerilmiş.
İrademizin, beyin, sinir enerjimizin en yüksek olduğu saatler bu saatler ve daha az dikkatimiz dağılıyor.
Ama kendi iş durumumuza göre birer ikişer saat aralara da ekleyebiliriz.
Gece kuşları da gece yapabilir tabii bunu.
Son olarak shutdown ritüeli yapın.
Yani kapanış ritüeliniz olsun.
Yatmadan önce hala bilgisayara, ekrana bakıyorsanız ertesi gün yine yorgun gözlerle güne başlayacaksınız ve o yorgun dikkatle çalışmaya başlayacaksınız.
Bu da sizin işinizin kalitesini etkileyecek.
O yüzden yatmadan önce biraz dinlenin.
Sosyal medyadan, ekrandan uzak durun, sakinleşin.
Bir yatma öncesi ritüeli oluşturun diyor yazar.
Yani yine tam da bench saati yapın denilmiş burada.
Deep work'ü yani derin çalışmayı hep akşam yaparsanız eğer bu seferde yeterince kendinize vakit geçiremeyip az önce bahsettiğim gibi ertesi gün içinde dinlenmiş olmazsanız gece kuşları
buna dikkate alsın. Özellikle öğrenciler çok geç saatlerde çalışıyorlar.
Sabah böyle yorgun argın okula gidiyorlar.
Bu çalışma sistemi herkeste işe yaramıyor.
derin çalışmayı günün daha başka saatlerine yerleştirirseniz daha faydalı olacaktır.
Yazarın iddiası şu haftanın 5 günü 1-2 saat kesintisiz bir şekilde full konsantre çalışmak çok sayıda değerli işler ortaya koymanızı sağlar.
Üretkenliğinizi arttırır.
Bu derine inme becerisini hayatının merkezine koyan az sayıda kişi başarılı olacaktır.
Çünkü artık nadiri bulunan bir beceridir.
Yani başta da belirttiğimiz gibi resmen süper güç olarak da değerlendirebiliriz.
Özetlersek birer saatle başlayıp ve bu süreyi arttırarak uyarıcı, dikkat dağıtıcı her şeyden uzakta, sessiz bir ortamda, tek bir işe odaklanarak ve bunun zamanlarını önceden planlayarak
düzenli bir rutin şekilde çalışmak.
Bunu kitap okurken de yapabiliriz arkadaşlar.
Bir iş üzerinde çalışmasanız da okuma saatlerinizi birer deep work olarak planlayabilirsiniz.
Siz de hayatınızda iş ve kişisel alan dengesini kurmak istiyorsanız benim gibi anlattıklarımı bir hafta deneyin, uygulayın derim.
Deneyimlerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum.
Eğer ben saatte bölümlerini dinlemekten keyif alıyorsanız, faydalı buluyorsanız, sevdiklerinizle de bunu paylaşmanız benim için büyük bir motivasyon olacaktır.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
