
Kendini Sabote Etmek: Başarıdan Neden Kaçarız?
25 Mart 2026 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bazen bizi koruyan şeyler… bir noktadan sonra bizi sınırlamaya başlar.
Bu bölümde kendi hikâyemden yola çıkarak; güvenli alanlar, ertelenen hayaller ve içsel çatışmalar üzerine konuşuyorum.
Kendini sabote etmenin görünmeyen yollarını, başarı korkusunu ve değişimin neden bu kadar zor geldiğini birlikte keşfediyoruz.
Çünkü bazen en büyük engel… kendimiziz.
"Duygusal Dayanıklılığını Güçlendir" webinarı:
https://www.instagram.com/p/Dcl2cMoCDFZ/?igsi=anltYmZsYjJ4NjY=
Başarı Eğitimi:
https://www.instagram.com/p/DcjN6YiCPYl/?igsi=MWF3YXBtbzRmcTFhbQ==
Bilgi ve kayıt için :
bensaati.metimee@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, ben Satine.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bugün kendini sabota etmekten, başarıdan, başarısızlıktan ve aslında tüm bunların hayatımıza ne kadar görünmez ama etkili bir şekilde yer aldığından konuşmak istiyorum.
Geriye dönüp baktığımda hayatımda aldığım birçok kararın o anki koşullarım ve bildiklerimle oldukça anlamlı olduğunu görüyorum.
Küçük bir yerde büyüdüm, bunu daha önce konuşmuştuk.
Ve bu bana temkinli olmayı, kendime güvenli alanlar yaratmayı öğretti.
Bu bir eksiklik değildi.
Aksine bir adaptasyondu.
İnsan öğrendiği yerden hareket ediyor.
Ama içimde her zaman cesur bir taraf da vardı.
Yeni şeyler denemek isteyen, farklı alanlara açılmak isteyen bir yan.
Bu yanım çoğu zaman temkinli tarafımla denge kurmaya çalıştı.
Bazen de onunla çatıştı.
Ve ben çok büyük riskler almadan kendi keşiflerimi ve arayışlarımı sürdürdüm.
Fakat zamanla şunu fark ettim sevgili dostlar, bizi bir dönem koruyan şeyler başka bir dönemde sınırlayabiliyor.
Hayatımın bir döneminde daha güvenli olan yolu seçtim.
Yüksek lisansı bırakıp bir doğu atamasını kabul ettim, doğuya gittim.
O günün şartlarında bu karar benim için oldukça anlamlıydı.
Hatta biraz daha mecburiydi, dürüst olmam gerekirse.
Yalnızdım, belirsiz bir gelecek beni korkutuyordu.
Pek çok gencin yaşadığı gibi.
Çok da istemediğim ama daha tanıdık olan yolu seçtim.
Yıllar geçtikçe şunu gördüm.
Güvende olmak bir yere kadar yetiyor, evet.
Ama insan sadece korunmak değil, aynı zamanda genişlemek de istiyor.
Şimdi şunu da özellikle belirtmek isterim burada.
Hani genişlemek illaki büyük riskler almak demek değil.
Ama hayatı biraz böyle merakla da yaşamak gerekiyor bence.
Her denediğimiz şeyin harika, mükemmel sonuçlanması gerekmiyor.
Çok fazla sonuç odaklıyız.
Çoğu zaman hani belirsizlikten korktuğumuz için ya da sonucu kontrol etmek istediğimiz için kendimizi fark etmeden sabote ediyoruz.
Bu da bizi ya hareketsiz bırakıyor ya da seçimlerimizi daraltıyor.
Kendini sabote etmek genelde dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor bir süreçtir.
Çünkü çoğu zaman çok mantıklı görünen cümlelerin arkasına saklanır.
Şimdi zamanı değil.
Biraz daha hazır olayım.
Daha çok bilgim olsun.
Sonra başlarım.
Tanıdık geldi mi size bu cümleler?
Ama aslında bunlar çoğu zaman korkunun daha kabul edilebilir bir dile dönüşmüş halidir.
Peki neden kendimizi sabote ederiz?
Çünkü ilginçtir sevgili dostlar, hem başarısızlıktan hem de başarıdan korkarız.
Başarısızlık korkusu daha tanıdık geliyor tabii.
Hata yapmaktan, yetersiz görünmekten, eleştirilmekten çekiniriz.
Bu yüzden denememeyi...
Ertelemeyi ya da yarıda bırakmayı seçeriz.
Ve bunu kendimizi korumak olarak yorumlarız.
Ama daha az konuşulan bir şey var.
Başarı korkusu. Başarı sadece iyi bir sonuç değildir.
Aynı zamanda görünür olmak demektir.
Önde olmak demektir.
Daha fazla sorumluluk almak, beklentilerin artması ve bazen de alıştığın kimlikten çıkmak demektir.
İnsan farkında olmadan şunu bile düşünebilir.
Ya bunu başarırsam ve artık eski ben olamazsam?
Çünkü artık aynı konforda olmayacaksın.
İşte bu yüzden bazen her şey yolunda giderken bir anda motivasyonumuzu kaybederiz.
Erteleriz, geri çekiliriz.
Çünkü başarı da bir eşiktir ve o eşiği geçmek cesaret ister.
Bu yüzden kendimizi sabote ederiz.
Psikolojide bu durumu açıklayan bazı kavramlar var.
Önceki bölümlerde bahsetmiştim daha böyle geniş bir şekilde.
Örneğin imposter sendromu.
Kişi yeterli olduğu halde kendini hep eksik hisseder belirli konularda.
Başarılarını küçümser, şansa bağlar, kadere bağlar.
İşte o gün benim şanslı gündü falan diye açıklar ama aslında o kadar iyi değilim diye düşünür.
Bunu araştırmalara göre kadınlar daha fazla yaşıyor.
Hatta sırf bu yüzden yeterli olmalarına rağmen iş başvurularında çoğu zaman kadınların çekimsel kaldığını hatta bazen de başvurudan vazgeçtiklerini söylüyorlar.
Yapılan araştırmalar söylüyor bunu.
Diğer tarafta da Dunning-Kruger etkisi var, sendromu var.
Bu da kişinin yeterliliği sınırlı olmasına rağmen işte kendini olduğundan daha iyi, daha yetkin görmesiyle ilgili.
Bunu da şöyle bir örnek vereyim.
o kadar da yetkin olmadığını, düşündüğümüz kadar iyi olmadığını biz görürüz.
Ama o kişi kendini çok fazla iyi zanneder, alanında donanımı zanneder.
Halbuki bu çoğu zaman onun zanlıdır.
Nasıl o pozisyona geliyor?
Ülkede pek çok pozisyon var bu şekilde zaten.
Orayı ben fazla yorumlamayayım, siz anlamışsınızdır.
Bir uçta kendini sürekli eksik hissedenler, yeterli olmalarına rağmen diğer uçta kendini olduğundan fazla değerlendirenler var.
Böyle bir yerde yaşıyoruz. Aslında her iki durumda da kişi kendi kapasitesini doğru okuyamaz.
Böyle bir sonuca ulaşabiliriz.
Benim yolculuğumda da kendimi yetersiz gördüğüm, bu yüzden adım atmayı geciktirdiğim zamanlar oldu.
İçten içe daha iyisini yapamam ya da layık değil miyim gibi hissettiğim anlar da oldu tabii.
Pek çok insan gibi. Bu yüzden bazı şeyleri daha geç denedim.
Konfor alanımdan daha geç çıktım.
Mesela yüzmek.
Benim korkularımdan biriydi.
Hem istiyordum yüzmeyi hem de sudan korkuyordum.
Araba kullanmak gibi bunlar benim uzun zamandır öğrenmek istediğim şeyler.
Bütçem uygun değil korkuyorum gibi bahanelerle ben hep erteledim.
Ve bu ertelemeler zamanla korkuyu daha da şaşırdı büyüttü.
Aşması daha da zor oldu.
Evet aştım ama yorucu oldu benim için.
Günlük hayatta kendini sabote etmek aslında çok tanıdık şekillerde karşımıza çıkıyor.
Sevgili dostlar gerçekten yapmak istediğin bir şeye başlamak yerine sürekli araştırmaya devam etmek mesela bunlardan biri olabilir.
Bir örnek olabilir. Sürekli hazır olmaya çalışmak yani.
Artık adım atmak yerine o işle ilgili hala araştırma yapıyorsun.
Hala okuma yapıyorsun. Artık gir bu işe artık gir.
Bir kursa yazılmak isteyip şu dönem çok yoğunum diyerek ertelemek mesela.
İyi bir geri bildirim aldığında bunu küçümsemek.
Bir diğeri de bu. Tam her şey yoluna girmişken odağını kaybetmek ya da mükemmel olmayacak diye hiç başlamamak.
Bunların hepsi çok insani, çok tanıdık ama aynı zamanda çok yaygın sabote etme biçimleri.
Siz hangisini kullanıyorsunuz?
İnsan ancak deneyimlediği şeylerde kendini yeniden tanıyor.
Ben bunu son yıllarda daha iyi anlamaya başladım ve bakış açım değişti.
Aldığım eğitimlerde, okuduklarımda, izlediklerimde...
Yola çıkarak tabii ki bunu söylüyorum.
Artık kendime hazır mıyım diye sormuyorum.
Daha çok bunu öğrenmeye istekli miyim diye soruyorum.
Zaman ayıracak mıyım?
Emek verecek miyim? Mesai harcayacak mıyım?
Gerçekten yani başkasından etkilenerek değil de kendi içimden gelen bir şey mi?
Bunları sorguluyorum. Kendimle ilgili şöyle bir farkındalık da kazandım.
Bu konulara kafa yordukça.
Bence siz de böylesinizdir.
Bir şey düşünüyorum.
Hayatta yapamayacağım şeyler çok az benim.
Kendi hızımda, kendime uygun yöntemlerle devam edersem ve gerçekten üzerine gidersem birçok şeyi öğrenebilirim.
Siz de öyle. Aslında kendi önümden çekilirsem bunu yapabilirim.
Başarısızlık nasıl öğrenilen bir şeyse başarı da öğrenilebiliyor.
Kendine izin vermek, gelişimini görmek, iyi olduğun alanları kabul etmek.
Bunların hepsi zamanla inşa ediliyor aslında bir inşaat gibi.
Ve elbette ki pek çok kişinin görmezden geldiği ama en önemli şeylerden biri de başarı okur yazarlığını geliştirmek.
Burası çok önemli. Her çocuk aslında başarma eğilimiyle doğuyor.
Hepimiz böyle doğduk. Yürümeyi öğrenirken...
Defalarca düştük. Yani iki kişi bize güldü diye yürümekten vazgeçtik mi?
Çabalamaktan vazgeçtik mi?
Hayır. Ama büyürken bir şeyler oldu ve biz sırf birileri bize güldü diye ya da belki ilk defa ya da ilk kez denediğimizde istediğimiz sonucu alamadık diye başarısızlığı
öğreniyoruz. Öğrenmekle kalmıyoruz bunu genelliyoruz.
Kalıp haline getiriyoruz.
Ve bu öğrenilmiş kalıplar bizi sabote etmeye başlıyor.
Ama dediğim gibi. Başarısızlık da öğreniliyor, başarı da.
Başarı okur yazarlığı üzerine kafa görerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Bana mesaj atan, yazan özellikle 30'lu yaşlarda...
Kariyer değişikliği düşünen çok fazla arkadaşım var sosyal medyada dinleyicilerimden.
Hep aynı ikilem yaşanıyor.
Değişmeli miyim yoksa bulunduğum yerde kalmalı mıyım?
Bazen de şöyle oluyor. Bir anne çocuklarının sınav dönemi arada kalıyor.
Şunu mu yapmalıyım bunu mu yapmalıyım gibi.
Hem kendi hayatında hem sevdiklerinin hayatında bu değişim krizleri yaşanabiliyor.
Yeni bir başlangıç, değişim, gelişim.
Bunların hepsi beraberinde elbette ki korku getirir.
Bu normal bir şey bu arada.
Ve bu korku bazen biz...
Sadece adım atmaktan değil, araştırma yapmaktan bile alıkoyabilir.
Bakın, hayalimiz kursağımızda bile kalabiliyor.
Bu korkulardan, gereksiz çekimsellikten dolayı.
Oysa kendini sabota etmek çoğu zaman bilinçli bir seçim değil.
Daha çok bizim geçmişte öğrendiğimiz koruma mekanizmalarının bugünkü hayatımıza artık uymamasıyla ilgili.
Küçükken öğrendiğimiz kalıplar, kabul ettiğimiz genellemeler artık bizim hayatımıza uymuyor.
Bunu fark etmeliyiz.
Fark ettiğimizde zaten değiştirme şansımız var.
Mesela en böyle yaygın olan şeylerden bir tanesi bir işe başlamakta zorlandığımızda ben ne yapıyorum?
Kendime şunu söylüyorum ya sadece 10 dakika yapacağım.
10 dakika yapacağım ve başlayınca zaten sonrası geliyor.
10 dakika dediğim şey yarım saat bir saat olmuş.
Bir dil mi öğreneceğim? Bir kitap mı okuyacağım?
Bir aktivite mi yapacağım?
Neyse artık o uğraştığım şey.
En basit şeylerden bahsediyorum.
Spor yapamadığım günlerde 20 dakika yürüyüş ya da 15 dakika yoga yapacağım diyorum.
Böylece hem kendimi sabote etmiyorum.
Hem de sonrasında suçluluk hissetmiyorum.
Çünkü kendimizi sabote ettiğimiz her şeyden sonra, her zaman yani o her durumdan sonra mutlaka suçluluk hissi bizi maalesef...
Yoruyor. Bir de Mel Robbins'in 5 saniye kuralı var.
Hatta böyle bir kitap da var. Eğer bir şey yapmakta zorlanıyorsak, yataktan çıkamıyorsak 5'ten geriye doğru sayarak işte 5, 4, 3, 2, 1 deyip birden fiziksel olarak harekete geçmek.
Bunun bilimsel olarak insanı harekete geçiren bir tarafı varmış arkadaşlar.
İsterseniz YouTube'da bununla ilgili çok fazla zaten bilgi var.
Bazen gerçekten bu kadar basit bir başlangıç yetiyor sevgili dostlar.
Yani 5 saniye kuralı nedir ki?
Kendimizi sabote ettiğimizi fark ettiğimiz anda bunun önüne geçecek gücü de bulabiliriz.
Hani herkesin kendine uygun bir yöntemi vardır zaten.
Yeter ki üzerine düşelim.
Arayış içinde olalım.
Yani burada size bütün yöntemleri söylemeyeceğim.
Çünkü bu artık şöyle oluyor.
İyice tembelleşiyoruz. Hani balık tutmak mı?
Balık vermek mi? Zaten balık da verdim.
Balık tutmayı da bir şekilde bölümlerde yapmaya çalışıyorum.
O yüzden lütfen eğer bu konu sizi canınızı sıkıyorsa araştırın.
Kendinize uygun olan yöntemleri lütfen bulun.
Ve aklımıza tutmamız gereken en önemli şey şu.
Kendimizi her sabote ettiğimizde aslında kendi başarımızı erteliyoruz biz.
Kendi önümüzde durduğumuz için.
Ve lütfen şu soruyu da soralım olur mu?
Gerçekten yapmak istediğim ama ertelediğim şey ne?
Ve ben bunu gerçekten hazır olmadığım için mi erteliyorum yoksa sadece korktuğum için mi?
Bu konuyla ilgili benim söylemek istediklerimi paylaşmak istediklerim bu kadar.
Siz neler düşünüyorsunuz mutlaka sizin de yorumlarınızı dinlemek isterim.
Sevgili dostlar bölüm biterken sizlere buradan bir duyuru da yapmak istiyorum.
Daha önceki bölümlerde bahsetmiştim.
Benim için bir işe başlamak hiçbir zaman zor olmadı.
Zaten azimli biriyim, çalışkan biriyim.
Kafama koyduğum işe hemen başlarım.
Ama işin devamlılığı kısmı işte orası benim için uzun süre en zor kısımdı.
İçsel dayanıklılığım yani psikolojik direncim yeterince güçlü olmadığı için o dönem geçmişte başladığım şeyleri sürdürmekte zorlanıyordum.
Evet sürdürüyordum ama artık böyle kendimde tükeniyordum açıkçası.
Beni çok yoruyordu. Başarıya bakış açımda da bazı problemli noktalar vardı.
Bu yüzden bir başarı elde etsem bile onu sürdürmek de benim için kolay olmuyordu.
Özellikle 30'lu yaşlarıma geldiğimde hayatımda bir değişim isteği oluştu.
Başka bir kariyer mümkün mü, potansiyeli mi, daha iyi nasıl kullanabilirim gibi soruların peşine düştüm.
Epey bir bu hani çeyrek yaş krizi denilen şeyi yaşadım, hayatımı sorguladım.
Tam da bu süreçte benim için gerçekten dönüştürücü olan bir eğitim aldım.
Mümin Sekman'dan başarı eğitimi.
Bu eğitim benim bakış açımı değiştirdi.
Hayata, işime.
dair, kariyerime dair yaptığım işlerde daha dirayetli, daha iradeli devam edebilmemi sağladı.
Ve bu yolculuğun sonunda bu eğitimin lisanslı eğitmeni olduğumuz halihazırda zaten öğretmenim, eğitmenim.
Böyle bir lisans da kattım kendime.
Şimdi benim gibi bu alanda zorlanan arkadaşlarıma destek olmak için online aylık eğitimler veriyorum.
Zaten aktif olarak dediğim gibi öğretmenlik de yaptığım için çok da severek yapıyorum açıkçası.
Başarı eğitimini, başarıyı anlatmayı, başarısızlığı anlatmayı, insanlara bu noktada yeni bilgiler vermek gerçekten çok severek yaptığım bir şey.
Eğer siz de hedef koyup sürdüremiyorsanız, erteleme alışkanlığıyla mücadele ediyorsanız, motivasyonu sık sık düşüyorsa, başlayıp yarım bırakıyorsanız, daha fazlasını yapabilirim ama yapamıyorum hissini
yaşıyorsanız mutlaka bu eğitime gelip bir göz atın derim.
Bu ay ve önümüzdeki ay için eğitim takvimim hazır.
Açıklamalar kısmında tarihleri görebilirsiniz.
Detaylı bilgi almak ve kayıt olmak için yine açıklamalardaki mail adresinden bana ulaşabilirsiniz.
Eğitim sonunda da ayrıca mümin sekman onaylı katılım belgesi veriyoruz.
Bu eğitimi illaki kariyer değişikliği için...
Alacağım diye düşünmeyin. Hayatınızda, ilişkilerinizde değişim yaşamak istiyorsanız, gelişime dair bakış açınızı değiştirmek istiyorsanız, bir ebeveynseniz çocuklarınızın hayatında daha etkili, daha doğru kararlar
vermek istiyorsanız da mutlaka sizin de burada alacağınız bilgiler var.
Mutlaka size de fayda sağlayacaktır.
Ben Saati, şimdilik bu kadar.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
