
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde sevgili Bahar Eriş’in çok sevdiğim “Şimdi Değilse Ne Zaman?” kitabından bir bölümü sizinle paylaşıyorum.
---
Ben Saati Podcast Instagram:
Transkript
Herkes doğru ışık altında parlar.
Bazıları için bu sahne ışığı, bazıları için masa lambasının ışığıdır der Susan Cain.
Seninki hangisi? Herkese
merhaba, Ben Saati'ne, hoş geldiniz.
Ben Elif. Diyelim ki kalabalık bir ortama gittiniz.
Sevdiğiniz insanlarla çevrilsiniz.
Yine de bir iki saat içerisinde içinizdeki pilin yavaş yavaş tükendiğini hissediyor musunuz?
Bir an önce oradan ayrılmak istiyor musunuz?
Tez zamanda sessizliğe, yalnızlığa kavuşma arzusuyla yanıp tutuşuyor musunuz?
Öyleyse muhtemelen bir içe dönüksünüz.
Dışa dönük birisi olsaydınız aynı ortamdan tamamen şarj olmuş biçimde çıkardınız.
Ben de kendimi bildiğim bir eli içe dönük biriydim.
İlk gençlik yıllarımda okuldaki partilere gitmeyi hiç istemezdim.
Arkadaşlarım annemle konuşur ve beni partiye gitmem konusunda ikna etmesi için ona yalvarırlardı adeta.
Annem bazen yem olarak bana güzel kıyafetler alırdı ama bu da beni heyecanlandırmazdı.
Bununla birlikte birkaç kez başarılı olmuştu.
Yine de o ortamlarda kısa sürede sıkılırdım.
Genellikle bir kenarda olan biteni izler, bir iki kişiyle konuşur, bir an önce evime dönmeyi umut ederdim.
Yıllar içinde pek bir şey değişmedi aslına bakarsanız.
Mecbur kalmadıkça kalabalık ortamlara girmeyi tercih etmem.
Bir partide en fazla yarım saat keyif alabilirim.
Sonra sıkılmaya ve muhtemelen etrafımdakileri de sıkmaya başlarım.
İnsanlar beni boşaltıyor, yeniden doğmak için uzaklaşmam gerek sözüyle tarif ettiği hissi anladığımı düşünüyorum.
Bunu başkalarına anlattığım zamanlarda sanki bir sorunum varmış gibi manidar bakışlarla, şaşkın tepkilerle karşılaştığım çok oldu.
Dışa dönüklerin ödüllendirildiği rekabetçi bir dünyada içe dönük olmak bir zayıflık gibi görülebiliyor.
Düzeltilmesi gereken bir bozukluk gibi algılanıyor.
Oysa içe dönüklük iyi ya da kötü bir şey değil, bir varoluş hali.
Araştırmalara göre toplumun yarısıyla üçte biri benim gibi içe dönük mizajda.
Birkaç yakın arkadaş, birebir sohbetler, yakın ailem, kitaplar, yazı yazmak için sessiz bir mekan, doğada zaman geçirmek, sakin ortamlar, ağaçlar, bulutlar, göller,
çiçekler, beni iyi hissettirenler, kendimi bildim bileli bunlar oldu.
Çocuklukta da gençlikte de içe dönük mizacımın bir eksiklik olduğunu asla düşünmedim.
Hiçbir zaman aklımdan keşke sosyal bir insan olsaydım gibi bir düşünce geçmedi.
Herhalde sevildiğini hisseden bir çocuk olduğumdandır.
Beni olduğum gibi kabul etmeyen, esnetmenin ötesine geçip kıracak kadar dışa dönük olmaya zorlayan insanlarla çevrili olsaydım o zaman özgüvenim sarsılabilirdi.
Oysa içe dönüklük kendi başına özgüvensizlik değildir.
İçe ya da dışa dönük varoluşu kabul görmeyen her insan değersiz hisseder.
İçe dönüklük davranışlardan çok içte yaşadığımız duyguyla ilgilidir.
Kalabalık bir ortamda bana dışarıdan bakan biri sosyal olduğumu düşünebilir ama içeride hissettiğim bir hissedeki hissek duygusudur.
Dışa dönük insanlar sosyalleşerek enerji toplar, içe dönükler ara sıra sosyalleşmeyi sevseler de...
Kendilerini iyi hissetmek, odaklanmak ve üretmek için sessiz ortamlara ihtiyaç duyarlar.
İnsan sevmediğimiz doğru değildir yani.
Sadece farklı şekilde sosyalleşmekten hoşlanırız.
İçe dönük olmak, içe kapanık olmak değildir.
Utangaç olmak da değildir.
Hatta bazı içe dönükler sahnede olmaktan keyif bile alır.
Sorun sahne performansının ardından kokteyl partisine katılmaları gerektiğinde baş gösterir.
İnanmayacaksınız ama birçok komedyan ve aktör bu şekilde hissettiğini söylüyor.
Defalarca Oscar alan Meryl Streep içe dönüklüğüyle ünlü aktrislerden sadece biri.
Bununla birlikte bazı içe dönükler utangaç olabilir ama bu da doğrudan bu halle ilgili değil.
Toplum tarafından yargılanma korkusuyla ilgilidir.
Dışa dönük mizajda bir kişi de utangaç olabilir.
Bu tip insanlar sadece başkalarıyla nasıl bağ kuracaklarını bilmez.
Bağ kurduktan sonra kendilerini çok iyi hissederler.
İçe dönüklerin iyi lider olamayacağı da bir diğer yaygın yanlıştır.
Bu nedenle genellikle liderlik pozisyonlarında düşünülmezler.
Bu hatalı inanış kurumlar için Bir kayıptır maalesef çünkü içe dönüklerden çok iyi liderler çıkar.
Harvard Business Review'da yayınlanan bir araştırmaya göre içe dönükler karmaşık ve öngörülemez ortamlarda çok daha etkili liderlerdir.
Motivasyon kaynakları hırs değil çünkü üretkenliktir.
Topluluk önünde konuşmaktan hoşlanmasalar da birebir bağ kurma ve derin sohbetler yapmalı.
Çok iyidirler.
Enerjilerini dışarıdan değil, içeriden aldıkları için işlerine odaklanabilirler.
Aceleyle değil de düşünerek karar almayı tercih ettiklerinden işlerine şeyden karışmaz.
İçe dönüklüyle tanınan yöneticilerden biri Bill Gates.
Bill Gates bir problemle karşı karşıya kaldığında insanlarla bir araya gelmek yerine tek başına bir hafta boyunca ücra bir yere çekilip konuyla ilgili kitaplar okumayı tercih ediyormuş.
Çevresindekiler tarafından yadırgansa da onun bu durumu.
Yalnız kalmak ve kitap okumak karmaşık problemler üzerinde derinlemesine düşünmesini sağlıyormuş.
Darwin, Newton gibi büyük isimlerde uzun süre toplumdan uzak kalmalarıyla biliniyorlar.
Doğada yalnız başına yaptıkları yürüyüşler yaratıcılıklarını tetikliyor.
İnsanlardan uzaklaştıkça ilham perisine yaklaşıyorlar.
İnsan hakları savunucusu Rosa Parks da tarihe adını yazdıran içe dönük liderlerdendi.
Rosa Parks sessiz, mütevazı, ufak tefek bir siyahi kadındı.
Irkçılığın kol gezdiği dönemde siyahiler otobüslerde ancak kendilerine ayrılan yerlere oturabiliyorlardı.
Beyazlar ayakta kaldıysa onlara yer vermeleri gerekiyordu.
Rosa Parks yerini vermeye reddederek siyahilerin kaderini değiştiren ayaklanmaların fitilini ateşledi.
92 yaşında öldüğünde gazeteler onun içe dönük mizacını değil de bir aslan kadar cesur olduğunu yazdı.
İçe dönüklük korkaklık değildir sevgili dostlar.
Bu hal başarı için bir dezavantaj da değildir.
İçe dönük mizacın avantajlarını ele aldığı Sakinler de Kızanır kitabıyla yıldızı parlayan Susan Cain de içe dönük bir karakterdeymiş.
Daha önce bir şirkette avukatmış Susan Cain.
3 yıl boyunca bu işi yapsa da karakteri avukatlıkta bağdaşmamış.
Bir gün yazmaya karar vermiş.
Yazmaya başladıktan sonra 24 saat içerisinde de ait olduğu yeri bulduğunu hissetmiş.
Çok iyi değil mi ya? Sadece 24 saatte bunu fark ediyor.
Hemen bir yazarlık kursuna kayda olmuş.
Hayatı boyunca yapması gereken şeyin bu olduğunu anlamış.
Böyle bir geçiş yaparken tabii ki maddi olarak kendini desteklemek adına bir danışmanlık şirketi kurmuş.
İlk kitabı uluslararası başarı yakalayınca tamamen yazarlığa dönmüş.
Benzer şekilde ünlü yönetmen Woody Allen Bu ismi mutlaka duymuşsunuzdur.
Okul yıllarında başarısız ve içe dönük bir öğrenciymiş.
Fare zehrinden daha çok nefret ediyordum okuldan diyor kendisi.
Hayatta en çok zevk aldığı şey espri yazmakmış.
Espri yazma yeteneği ve motivasyonu içe dönüklüğünü dengeliyor.
Henüz 16 yaşındayken arkadaşlarla sosyalleşmek yerine oturup harıl harıl espriler yazıyormuş.
Bunları dergilere de gönderiyormuş tabii o dönemde.
Bir gün bir dergide esprisi böyle hiç beklemediği kadar dikkat çekiyor.
Çekingen bir liseli çocukken birdenbire yıldızı parlıyor.
Yazar Paul Coelho Portobello cadısı romanında Dışa dönük insanların içe dönük kişilerden daha mutsuz oldukları, bunu gidermek için de sürekli olarak ne kadar mutlu,
hayatta ne kadar barışık olduklarını kendilerine kanıtlamaya çalıştıkları söylenir, diyor.
Buna emin değilim. Bence içe dönük, dışa dönük gibi etiketler kişiyi tek boyuta indiriyor.
Bu etiketlerin ötesine geçerek herkesin içindeki potansiyeli görebildiğimiz bir dünya, İyiye ve güzele dönük bir dünya olacak.
Farklılıklarımızı hor görmeden onlardan faydalanabildiğimiz oranda güçlüyüz bana kalırsa.
Ve denklem hiç şaşmıyor sevgili dostlar.
Kalp, karakter, kabiliyet ve kariyer uyumu anlamlı bir hayatın temelini oluşturuyor.
Kendimizi tanımak, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek, karakterimiz ve kabiliyetimizle dünyaya ne şekillerde katkıda bulunabileceğimizi araştırmak, ait olduğumuz yeri ya da yerleri bulana
kadar da aramaya devam etmek hayatta güzel kapılar açıyor.
Ve yine Susan Cain'in dediği gibi herkes doğru ışık altında parlar.
Bazıları için bu sahne ışığı, bazıları için masa lambasının ışığıdır.
Seninki hangisi? Sevgili dostlar, bu güzel metni Şimdi Değilse Ne Zaman kitabından paylaşıyorum sizinle.
İçe dönüklük meselesini çok güzel anlatmış yazar Bahar Eriş.
Bununla ilgili bir bölüm yapmıştım, daha detaylı anlattığım.
Hassasiyet bir hastalık değildir isminde.
Linkini açıklamalara bırakacağım.
Belki içe dönüklüğümüz hakkında daha fazla bilgi edinebiliriz.
Kendimizi tanımak adına faydalı bir bölüm olduğunu düşünüyorum.
Umarım bu bölümü beğenmişsinizdir.
Beni dinlediğiniz ve takip ettiğiniz için çok teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
