
Human Design: Tasarımını Bilmek Hayatını Nasıl Değiştirir?
21 Aralık 2025 · 36 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olan Human Design sistemini konuşuyoruz.
Neden bazı insanlar daha kolay başlatır, bazıları akışta ilerler, bazıları ise derinlemesine görür? Enerjimizi doğru kullanmadığımızda neden yorulur, sıkışır ya da tükeniriz?
Human Design eğitmeni konuğum Müge Deliorman Pamuk ile birlikte:
Human Design nedir, ne işe yarar?
Enerji tipleri neyi anlatır?
Kendi enerji tipimizi bilmek hayatımızı nasıl kolaylaştırır?
Zorlanmadan, kendimizle savaşmadan yaşamak mümkün mü?
Kendini gerçekleştirme yolculuğunda farklı araçlar arayanlar, “ben neden böyleyim?” sorusunu sıkça soranlar ve hayatını kendi doğasına daha uygun yaşamak isteyenler için ilham verici bir sohbet oldu.
Human Desigh Haritanı Buradan Çıkarabilirsin:
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Hepimizin bu hayatta bir derdi var.
Kendini gerçekleştirmek, potansiyelini açığa çıkarmak.
Ama bunun bir ön şartı var.
Kendini keşfetmek, tanımak ve anlamak.
Bu yolculukta elimizde pek çok araç bulunuyor.
Psikoloji, astroloji, ennegram, kadim bilimler, kadim öğretiler, pozitif bilimler.
Her biri bize kendimizle ilgili farklı kapılar aralıyor.
Ben bugün son zamanlarda hayatımda gerçekten fark yaratan, bana yeni bir alan açan ve...
hem çalışma şeklimde hem de bakış açımda ciddi değişimlere sebep olan bir sistemden bahsetmek istiyorum.
Human Design. Bugün bu konuyu işin uzmanıyla konuşacağız.
Human Design eğitmeni Müge bizlerle birlikte.
Hoş geldin Mügeciğim. Hoş buldum Elif.
Nasılsın? Çok teşekkür ederim.
Sen nasılsın? İyiyim ben de.
Heyecanlıyım. Epeydir seni konuk almak istiyordum.
Hemen başlayalım.
Önce bize bu sistemi biraz anlatır mısın?
Nedir human design? Türkçesi ne demek?
İnsan tasarımı sanırsam.
Evet evet insan tasarımı olarak çevirebiliriz.
Ve çevirinin tam karşılığını da veren bir sistem aslında.
Çünkü bu tarz alanlarla ilgilenenler mutlaka karşılaşmışlardır zaten human design ile ama human design bizim kişisel olarak yani kolektif olarak değil
kişisel olarak Kendi biraz merkezimize dönmemiz.
Ama bu merkeze dönmek demek ayakları yere basmayan bir merkeze dönmek değil.
Yani spritüel anlamda bir merkeze dönmekten bahsetmiyorum burada.
Tamamen bedenine odaklanmak, bedenin ritmine odaklanmak, bedenin çağrılarını, sinyallerini duymak üzerine bunu anlamamızı sağlayan bir sistem aslında.
Çok güzel. Herkesin bir tasarımı var öyle değil mi human design'da?
Elbette. Herkesin kendine özel tıpkı bir parmak izi gibi.
kendine has bir tasarımı var.
O tasarım da bu dünyaya geliyor.
Ve bunu tamamen böyle çok mekanik bir şey gibi düşünebilirsin.
Yani hepimizi birer kahve makinesi gibi düşünebilirsin.
Şu an hepimizin evinde birer kahve makinesi var ya böyle son model işte 35 farklı kahve yapıyor.
Şimdi o 35 farklı kahveyi bu makine nasıl yapıyor?
İçine bir yazılım yüklüyorlar.
İşte bir takım özellikler yüklüyorlar.
Ve o özelliklere istinaden o makinede potansiyelini ortaya koyuyor.
Tabii ki biz hepimiz bunu yapıyoruz.
O potansiyeli ne kadar kullanıyoruz?
Hepimiz aynı kahveyi yapıyoruz. Muhtemelen hep aynı tuşa basıp Amerika'ya da kapı içine yapıyoruzdur ama geri planda baktığın zaman aslında o makinenin bir sürü potansiyeli var.
Aynı bunun gibi aslında. Bize de doğum anımızdan 88 gün önce ve doğum anımızda bir takım özellikler yükleniyor.
Ve bu özellikler bizim potansiyelimizi kullanmamız üzerine yazılımımıza yüklenen kodlar gibi düşünebilirsin.
Peki bunu nasıl öğreniyoruz?
Bir hani aynı astroloji haritasını açar gibi doğum saatimizi, doğduğumuz yeri bunları girip direkt böyle bir harita önümüze çıkıyor mu?
Böyle bir sistem? Evet öyle bir sistem var.
Hatta seninle paylaşırım.
Sen de dinleyicilerinle paylaşırsın.
Açıklamaları eklerim. Evet açıklamaları ekleriz.
Bulabilecekleri şeyler, web sayfaları var.
Oraya aynı bahsettiğim gibi astrolojideki gibi doğum saati, doğum tarihi ve doğum yerlerine doğru bir şekilde girmeleri gerekiyor.
Doğum saati çok önemli bir kavram.
Çünkü astroloji gibi aslında çok sert değişiklikler olmayabiliyor bazen.
Tamamen bu o anki gezegenlerin dizilimiyle alakalı.
Bazen bir dakika içerisinde harita ciddi anlamda değişebilirken, human design haritası.
3-4 saat boyunca aynı şekilde kalabiliyor.
O yüzden biri bana geldiğinde netleştirmediyse ki özellikle mesela nokta atışı saat dediğim yani böyle sabit saat verdiği zaman işte saat 10'da doğmuşum, saat 12
.30'da doğmuşum dediği zaman hep şeyin teyidini alırım ben.
Emin misin 12.30 olduğuna?
Yani belki 12.27'dir.
Öyle olunca diyor ki ben anneme sordum işte 12 ile 12.30 dedi.
O araya bakıyoruz eğer o arada değişmiyorsa.
Hatta ben biraz daha pay bırakıyorum.
Diyorum ki tamam okey senin haritana bakabiliriz.
Ve buna göre değişebiliyor.
Belki izleyicilerin kafasında şimdi şöyle bir soru olabilir.
Her harita eşsizse peki aynı anda doğan ikizler nasıl eşsiz oluyor haritaları birebir sonuçta?
Doğru insanın aklına geliyor böyle soru.
Çok zor oluyor çünkü.
Şimdi human design sistemi şöyle bir sistem.
Demiştim ya doğumumuzdan 88 gün önce.
Damgalanıyoruz ve doğum anımızda damgalanıyoruz.
Bu damgalanma meselesi nötrinolarla ilgili.
Oraya hiç girmeyeceğim çok uzun bir konu ama google'layabilirler.
Google'a baktıklarında görecekler nötrinolar bilgi taşıyan parçacıklar.
Ve o doğum anında ya da doğumdan 88 gün önce bebeklerin pozisyonları sonuçta anne karnında birebir aynı değil.
Doğru. Aynı olmadığı için de Oradan aldıkları etkiler farklı oluyor.
Bilgiler, DNA tabii ki.
Tabii ki. O yüzden de haritalar birebir aynı olsa bile kişiler o enerji tipini ya da o frekansı aynı şekilde yaşamaları mümkün değil.
En basiti mesela bir korku teması.
Ben kediden köpekten korkabilirim.
Sen atıyorum yıldırımdan ya da çok yüksek sesten korkabilirsin.
Bu ikimizin de korku temasını yaşamadığımız anlamına gelmiyor.
Sadece farklı şekilde yaşıyoruz.
Human Design'da bu açıdan yani bu ince detayları vermesi açısından da çok güzel.
Peki şimdi zaten açıklama linki vereceğiz.
Oradan kişiler kendi tipini Human Design'daki o kendi temel tipini öğrenirler.
Biz bu biraz tiplerden de bahsedelim istiyorum.
Dört tip var öyle değil mi?
Evet Human Design'e göre.
Bütün tüm insanlık dört enerji tipine ayrılıyor.
Ve her enerji tipinin bu dünyaya bir genel olarak geliş amacı var.
Bu enerji tipleri manifestörler, jeneratörler, projektörler ve reflektörler.
Enerji tipimizi bilmemiz çok çok önemli.
Belki de human design'de haritayı bile bir kenara koysak.
Genelde anlatırken hep bunu söylüyorum.
Çünkü haritayı anlatırken, yorumlarken o kadar fazla detay veriyoruz ki bunların hepsini aklımızda tutmamıza ihtimal vermiyorum ki ben de her gün haritamın tüm özelliklerine dikkat ederek yaşamıyorum.
Ama enerji tipini öğrenmek çok önemli.
Peki bu dört enerjiyi bize kısaca özetler misin?
Mesela ben jeneratör olduğumu öğrendim.
İyi ki de öğrenmişim.
Yaptığım hataları da öğrenmiş oldum.
Bir jeneratör, yanlışın varsa düzeltirsin.
Bir kere çok yönlü oluyoruz.
Çok çalışıyoruz işçi arılar gibi.
Hatta sanırım bu bilgi de doğruysa dünyanın herhalde bir üçte ikisi jeneratör.
Yüzde yetmişi olarak düşünülüyor.
Öyle düşünülüyor. Hep üretmek, çalışmak, bir şeyler yapmak peşindeyiz.
Biraz içgüdüsel de bu böyle.
Peki jeneratörde olmak üzere diğer tiplerin genel özellikleri neler acaba?
Hem dinleyenlerimiz de kendi tipini öğrendiğinde oradan biraz faydalanmış olur.
Tabii. Şimdi şöyle. Enerji tipimizi öğrenmemizin en önemli sebebi vücudumuzdaki enerjinin ne için burada olduğunu fark
etmek. Onu yanlış kullanmayalım ya da haddinden fazla kullanmayalım.
Yanlış kullandığımızda ne oluyor?
Dirençle karşılaşıyoruz hayatta.
Ya da tükenmişliğe gidiyor.
Tekrar tekrar aynı döngüleri yaşıyoruz.
Enerjimizi olması gereken alana vermediğimiz için.
Aslında burada tekrar eden döngülerde hayat bize diyor ki hadi bakalım itiyor.
Tasarımına yaklaş artık.
Tasarımını yaşa çünkü senin bu dünyaya gelme amacın bunu deneyimlemek.
Ama sen ilgin bambaşka yerlerde.
O yüzden enerji tipimizi öğrenmek çok...
Sadece enerji tipinizi öğrenseniz bile özelliklerini öğrenseniz ve ona göre yaşasanız bile hayatın ne kadar böyle dirençsiz aktığını çok çok iyi anlayacaksınız.
Ve ilk enerji tipimiz...
Manifestörleri anlatarak kısaca başlayalım.
Şimdi manifestörler bu dünyaya başlatıcı kıvılcımı yakmak için gelmiş olan ruhlar.
İnanılmaz bağımsızdırlar.
İnanılmaz özgürlükçüdürler.
Yani özgürlüklerine çok düşkündürler.
Ve manifestörlerin kafaları, benim tanıdığım bütün manifestörler öyle, gerçekten çok garip çalışır.
Ve çok garip...
sorular sorarlar.
Çok garip şeyleri merak ederler.
Ve dünyada şimdi geriye dönüp baktığımız zaman doğum saati bilinen birçok bilim adamının da manifestör olduğu söyleniyor.
Hatta şöyle Atatürk'ün doğum saati tam bilinmese de onun da birçok manifestör özelliği taşıdığı söyleniyor.
Şimdi Manifestörler özellikle çocukluk dönemlerinde böyle el avuca sığmayan çok garip konuşan işte garip davranan başkalarına göre insanlar oldukları için aileler
genelde çok tedirgin oluyorlar.
Şimdi seni dinleyen mutlaka böyle anne babalar da olacaktır.
Lütfen çocuklarınızın doğum haritasına bakın ve manifestör çocuklarınızın garip davranışlarını lütfen durdurmaya ya da normalleştirmeye çalışmayın.
duruşlarını bu dünyaya katkıda yani bu dünya üzerinde katkı sunmak için kullanmaları gerekiyor ve onu baskıladığınız zaman işte yetişkinlik döneminde bunun acısı çok çok ağır
yani bunun bedelini onlar çok ağır ödüyorlar.
Psikolojik sebepler işte bu DHB'ler dikkat dağınıklığı gibi hiperatif konuşamadım.
Burayı başa alırız. Psikolojik sebepler, işte o travmalar, kendini bastırma gibi dikkat dağınıklığı, çağımızın hastalığı belki temel sebep olarak bu potansiyelini açığa
çıkaramamış olmasından kaynaklanıyor.
Tabii ki. Dedim ya kendilerine çok hastır yani.
Her davranışlarına hastır.
Ya ben şöyle söyleyeyim. Şimdi eşim de dinleyecektir.
Eşim bir manifestör ve diyecek ki muhtemelen neden benden bahsettin?
Ama bence manifestörler de çok güzel bir örnek benim için.
Çünkü en basiti mesela derim ki bulaşık makinesini boşaltacak mesela.
Şimdi böyle gözlemlerim uzaktan bakarım.
Değişik yani.
Yaklaşımı değişik değil mi?
Evet yani yapma biçimi farklı.
Çamaşır katla dersin normalde işte kabul görmüş ya da annelerimizin klasik bir katlama biçimi var.
O öyle yapmaz daha farklı yapar.
Çünkü kafaları gerçekten çok farklı çalışıyor ve fikir dediğim gibi bir fikir gelir onu hemen yapmak üzere bu dünyaya gelmişler.
Ama hemen yapmaktayken yani çağ açacak.
Devrim yaratacak fikirler.
Tabii ki şimdi böyle söyleyince de benim çocuğum kollektife ya da ne bileyim işte ülkesine çok mu faydalı olacak?
Çok yüksek yüksek beklentilere girmesin kimse ama.
Şöyle söyleyeyim yaptığı şey yaptığı yerde bir mutlaka dönüşüm yaratır.
Dönüşüm başlatır. İz bırakacak.
Aynen iz bırakacak o kıvılcımı yakanlardır manifestörler.
Süpermiş. Evet güzel.
Sakral enerjileri olmadığı için, çünkü sakrala bir tek yaşam enerjisine sahip olan enerji tipi jeneratörlerdir.
Sakral enerjiye sahip olmadığı için manifestörler çok uzun çalışma saatleri.
Hani bazı işlerin işçi arı kısmı dedin ya ben onda genelde amelasyon yükü diyorum.
Amele gibi. Evet aynen öyle çünkü şöyle bir şey var.
Şimdi bir bina yapacağını düşün.
Binayı yaparken...
Önce o mimarın bir bina çizmesi lazım değil mi?
İşte manifestorlar aslında mimar.
Ortaya koyar.
Der ki yani böyle bir fikrim var.
Böyle bir bina yapılacak.
Ve topu yapılmak üzere o binayı bir jeneratörlere atıyorlar.
Evet aynen öyle. Sistem kuruşsun çalışsın yapsın.
Aynen ama bizler olmasaydık Elif bu medeniyet kurulmazdı.
Yani inşa edilmezdi.
Çünkü fikir ortaya koyulmadığı sürece biliyorsun çok da istediğin kadar fikir olsun.
Çok da bir kıymeti değeri olmuyor.
Bugün mesela Tesla'ya baktığın zaman ya da birçok bilim adamına baktığın zaman da tamam fikir geliyor ama adam oturup her şeyini kendi yapmıyor.
Mutlaka bir asistanı oluyor yanında.
Bence ve o asistanları bugün incelesek %90'ı muhtemelen jeneratör çıkacak.
Çünkü işi yapan birinin olması gerekiyor.
Tabii bu arada bir şey söyleyeceğim.
Eşim bunu çok kullanıyor.
Bir şey yapılacağı zaman diyor ki ben manifestörüm sen jeneratörsün sen yaparsın.
Ben bulurum sen yaparsın.
Seni yormaz. Şimdi jeneratörler bu işin dediğim gibi bu düzenin yükünü çekmeye gelmiş olan kullar.
Bizler ne yapıyoruz? Şimdi sakral enerjimiz var içerisinde.
Bizi fokur fokur kaynatan.
sabah aranızda mutlaka vardır dinleyenlerin arasında vardır sabaha kadar gezersin tozarsın arkadaşlarınla vakit geçirirsin ama sabah zımba gibi o kalkar işe gidersin işte o yaşam enerjisini
sana veren şey sakral bu hayata bir şeyler üretmek için bir şeyler ortaya koymak için gelmişsin ama Burada da şunu yapman gerekiyor sevgili jeneratörlerin.
Kendilerini manifestör gibi düşünmemeleri gerekiyor.
Yani aklıma bir fikir geldi.
Çok güzel yaşam enerjim de var.
Hop bunu yapayım. Hayır hayat yine akmaz.
Sakin kalıp yaşam içlerindeki yaşam enerjisine güvenip hayatın onlara getirdiklerini beklemeleri gerekiyor.
Fırsatları bekleyecek yani.
Aynen fırsatlar hep hayat tarafından zaten.
ona verilecek human design'ın en güzel taraflarından bir tanesi de zaten şu teslimiyet de oluyor biz bu zamana kadar ne yaptık hep zorladık değil mi hep kendimiz nasılıyla çok
ilgilendik nasılına müdahale ettik diyor ki ya sen enerji ritmini anla yani kendi kullanım kılavuzunu bir oku anla bu bizim için çok zor yani bizim okumayız
çok da sevmeyiz Bir kendi kullanım kılavuzunu oku anla.
Enerji ritmine göre hareket et.
Bedenini dinle. Bedenin ne diyor ona göre hareket et.
Biz zaten senin potansiyelini gerçekleştirmek için gereken fırsatları senin önüne getireceğiz.
Ama her fırsata da okey vermeyeceğiz değil mi?
Yani biraz bir gün iki gün üzerine yatmamız lazım.
Jeneratörlerin böyle bir özelliği var.
Şöyle otorite ile alakalı bir olay karar verme olayı.
Zaten başta mesela sordun ya mesela orada da ekleyebilirdim ama atladım.
Şimdi hemen araya sıkıştırayım.
Human design aslında insanın nasıl karar verdiğini gösteren bir mekanizma.
Tamam yani hayat bize evet potansiyelimizi gerçekleştirmemiz için bir sürü olanak sunacak.
Bir sürü fırsat getirecek.
Ya da bazen de biz pürü pak gelmiyoruz ki bu hayata.
Human Design haritasında bir sürü açıklıklar var.
Bilgeleşme alanlarımız var.
Onlarla ilgili sınavları da verecek.
Biz şimdi o anlarda nasıl karar vereceğiz?
Otoritemize dönmemiz gerekiyor.
Enerji tipinin ya da her enerji tipinin demeyeyim.
Her bireyin kendine has bir otoritesi var.
Otoritesine dönmesi gerekiyor.
Ama ona girmeyelim hiç.
Çünkü o belki daha sonra çekeriz.
Şimdi genel enerji tiplerinin stratejileri.
Jeneratör için bu hayatı beklemek.
Yani kendisinin sıfırdan bir şeyi başlatmaması gerekiyor.
Aklına gelen her şeyi başlatmaması gerekiyor.
Eğer o aklına gelen şey, onda o kıvılcımı yakan şey onun için hayırlıysa.
Yani onun gitmesi gereken yolsa onunla ilgili fırsatlar önüne çıkar.
Yani hep beyaz tavşanı görme vardır ya.
Beyaz tavşan her yerde karşına çıkmaya başlar.
O zaman da ne yapacak?
Hemen otoritesine dönecek.
Yazabilirler chat GPT'ye bu arada.
Benim otoritem ne diye enerji tipinde gösterip oradan da görebilirler ama şunu söyleyeyim.
Yani çok da chat cibriyeye güvenmeyin.
Çünkü bazen gerçekten yanlış söyleyebiliriz.
Kendine dönecek, içine dönecek.
Biraz bekleyip belki kendini dinleyecek diyebiliriz.
Hissediyoruz ya. Zaten sen bir jeneratörden sakralda hissedersin.
Mideye yakın yerde genelde söylüyor benim danışanlarım.
Orada bir açılma ya da bir sıkışma.
Bir rahatlık. Evet o da olabiliyor.
Aynen öyle. Yani onu işte dinlemek gerekiyor.
Ama biz ne yapıyoruz?
Sürekli zihindeyiz.
Senin bedenin açılıyor.
Ben seni bir yere davet ediyorum.
Senin bedenin açılıyor diyorsun.
Gitmeliyim vesaire. Hop orada zihin devreye giriyor ve diyor ki hayır herif gitme.
Kredi kartını zaten geçen ay patlattın.
Oraya gitmemen gerekiyor.
Ve sen oraya gelmediğin için belki de hayatını değiştirecek bir fırsatı kaçırıyorsun ya.
Belki biriyle tanışacaksın. Ve jeneratörlerden sonra da projektörlere geçelim.
Projektörler bu dünyaya rehber olmak için gelmiş ruhlar.
Yanlış hatırlamıyorsam nüfusun %20'sini oluşturuyorlar.
Ve 1700'lü yılların aslında sonunda ortaya çıkmış.
Yani ondan önce projektör enerji tipi yok.
1700'lü yılların sonunda ne oluyor?
Fransız ihtilali.
Ya şartlar o tipi meydana yarattı demeyeyim de yani getirmiş diyelim.
Tabii ki çünkü şöyle daha doğrusu...
İhtiyaç olunca demek ki vuku buluyor yani.
toplulukları işte daha dünya düzlemindeki temel şeylerle uğraşıyorlar.
Hayatta kal, savaş, işte neler var?
Monarşiler var. Manifestörlerin kurduğu sistemi kurmuş adamlar.
Derebeylikler var. Ağlık düzeni var.
Öyle düşünün. Ve ne oluyor?
İnsanlar sadece çalışıyorlar.
İşte temel ihtiyaçlarını karşılıyorlar.
Hayatta kalmak için sürekli bir mücadele içerisindeler.
Ama sonra insan bedeninde bir takım değişiklikler oluyor.
Bilinç seviyesinde de bir takım değişiklikler oluyor.
Ve insanlar artık daha böyle nasıl diyeyim?
Düşünce anlamında bir boyut atlıyorlar.
Entelektüel gelişim de başlıyor o zaman.
Evet entelektüel gelişim başlıyor. Fransız iştiharıyla zaten.
Sana sepet işleri de ortaya çıkıyor.
Tabii ki diyorlar ki bir dakika.
Bu sistem çatırdıyor.
Bu sistemin düzelmesi lazım.
Ve işte bu sistemlerde kişilerde işlemeyen yönleri tespit edebilmesi ve insanları doğru yönlendirebilmesi
için projektörler ortaya çıkmaya başlıyor.
Ya bu ben gerçekten human design'ın hayattaki karşılığını gördüğüm için aslında anlatırken bu kadar heyecanlanıyorum.
Çünkü nokta dışı tık tık tık tık tık her şey yerine oturuyor.
Bir puzzle'ın parçası gibi.
Rehberlik etmek için gelmiş ruhlar, projektörler.
Eğer bir projektörseniz elbette şu şekilde kendinize bir kodlama yapmayın.
Ben bu dünyaya rehberlik etmek için gelmişim.
İşte o zaman bu tarz alanlarda çok iyi olurum.
Hayır böyle bir şey yok.
Projektör olup bankacı olan arkadaşım da var.
Gayet çok güzel.
Tasarımına yakın yaşadığı için gayet de hayatta keyif alarak çalışıyor.
Yine sakral enerjileri olmadığı için yaşam enerjileri dinlenme saatlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor.
Kendilerine bence bir projektörün en büyük bilgeleşme alanı kendini jeneratör sanmaktan kurtulması.
Çünkü hep çevresinde bizim gibi insanlar olduğu için diyor ki Ya atıyorum işte Elif sabahın köründe işe geliyor.
Bak o kadar derse giriyor çıkıyor.
Sonra ne yapıyor?
İşte bir de arkadaşlarıyla kafeye gidiyor.
Kafeden sonra spora gidiyor.
Ya işte benim de böyle olmam baskısıyla.
Geç kalmışlık hissi aslında değil mi?
Yani o sosyal medyanın verdiği baskı bizim tipimizle zıtlaşıyorsa.
Dinlenmemiz gerekirken o sosyal medyanın verdiği o maruz kaldığımız baskı yüzünden kendi tasarımımıza uygun yaşayamıyoruz.
Bu arada tabii ki jeneratörler de sürekli böyle arı gibi ya da işte speedy gonzalez gibi yaşıyor anlamına gelmiyor.
Biz de öyle yaşadığımız zaman tükeniyoruz.
Tükenmişlik çok yaşadım ben de evet.
Beden sinyali zaten verecek yapma etme gitme yani bir projektörseniz siz zaten 9-6 çalıştığınızda ya da 8-6 çalıştığınızda işten
çıkarken hiçbir gücünüz olmayacak.
İnsan yorgunu olur çünkü projektörler açık merkezlerinden dolayı da.
Arkadaşlarınız sizi bir yere çağırdığında...
Gerçekten bedeniniz gitmek istemiyorsa o bedene saygı duyup gitmemeniz gerekiyor.
Ve inanın bana o zihin şey diyor ya sosyal olamadın sen.
Arkadaşların şimdi ne düşünecek?
İşte yine onları ettin. Hiç öyle olmayacak hayat.
Sen eve gelip de şarj olacaksın.
Ve o şarj olduktan sonra da gerçekten nerede ilerlemen gerekiyorsa hayat yine onunla ilgili şeyler senin önüne çıkartacak.
Ya o kadar gerçekten dediğin gibi hayat önüne çıkartıyor.
Bir kere ben saati yapmaları lazım o zaman projektörlerin.
Evet aynen. Ya mesela ben böyle tıkandığımda bir jeneratürüm ama tıkandığımda biraz duruyorum.
Senin dediğin gibi iyi ki de durmayı öğrendim.
Bu human design ile ben durmayı öğrendim.
Dinlenmeyi öğrendim. Her şeye evet dememeyi öğrendim.
Her fırsata koşmamayı öğrendim ve öğreniyorum da.
Ama şey de geliyor hani acaba kaçırıyor muyum bir şeyleri?
Ya da tıkandığım kaldığımda podcast konusunda bile biraz böyle beklediğimde dediğin gibi fırsatlar çıkıyor karşıma.
Bazen YouTube'da işte yabancıların yaptığı bir video.
çıkıyor. Bazen bir arkadaşım diyor ki ya sen şöyle bir şey mi yapsan diyor.
Bir yerden dışarıdan o işaret geliyor.
Ve ben düşünüyorum böyle bir gün iki gün bir bedenimi dinliyorum.
Gerçekten senin de söylediğin gibi.
Hemen atılmıyorum. Sonra zaten bir bakmışım başlamışım yapmaya.
O ilerliyor ve akıyor.
Ama öbür türlü hemen böyle yap yap enerjisiyle hemen her şeyi atladığımda geçen sene çok tükenmiştim açıkçası.
Projektörler de kendilerini dinleyecekler.
O zaman ara verecekler.
Ve projektörler için şu çok önemli.
Dediğim gibi kendinizi jeneratör sanmayacaksınız.
Bu üretme baskısıyla alakalı ya da hayatın içinde olma baskısıyla alakalı ama bir dikkat etmeleri gereken en önemli nokta şu.
O da projektörler lütfen ben başta söylediğim gibi bu dünyaya rehberlik etmek için gelmiş ruhlarsınız dedim.
Bir projeksiyon lambası gibi böyle.
işlemeyen her şeyi gördüğünüz için sürekli olarak onu siz düzeltmeye çalışmayın.
İnsanları kurtarmaya çalışmayın.
İnsanlara durduk yere rehberlik etmeye çalışmayın.
Çünkü projektörlerde böyle bir durum da oluyor.
Kendilerine iyi gelen her şeyi çevreleriyle paylaşmak istiyorlar.
Ya da birinde gördüklerinde atıyorum işte birinin kilo problemi demiyorum.
Belki o kişi için problem değildir bu.
Ama Girer orada der ki sen işte bak zayıflamak istiyorsan şöyle şöyle bir şey yapabilirsin.
Ya ben şunu duydum bak çok iyi geldi.
İşte Elif ben şu kitabı gördüm.
Bence senin kesinlikle bunu okuman gerekiyor.
Çok iyi enerji okurlar.
Bir insanın potansiyeline, enerjisine, o enerjisini nasıl etkin kullanabilir?
O kişiye özel bir hemen enerji okuması yaparlar.
Sana davet gelmeden sevgili projektör yani sana sorulmadan lütfen çok verici bir şekilde uğraşma insanlarla yani o insanları düzeltmek için.
Çünkü o zaman yaptığının hiçbir kıymeti kalmaz ve sen sadece değersizliğini beslersin.
Ben sana o kitabı veririm Elif sonra sorarım Elif okudun mu?
Sen dersin ki ya bir türlü elimi ağlamadım iki ay oldu işte Elif beni sallamıyor.
Ben ona çok iyi gelecek bir şey söylüyorum.
Niye işte böyle yapıyorlar?
Neden dinlemiyorlar?
O yüzden projektörlerin buna çok çok dikkat etmesi gerekiyor.
Bir de reflektörler var.
O daha çok uzun bir konu.
Dünya nüfusunun sadece yüzde biri.
Ama şöyle sanırım yanlış hatırlamıyorsam 2028 yılından itibaren aynı projektörler gibi artık daha fazla reflektörler gelmeye başlayacak.
İhtiyaç var demek ki. Evet reflektörler şey derler reflektörler için bu dünyanın yargıçları.
Yargıçları derken şöyle yargılamak için değil de aynaları gibi düşünebilirsin.
Bizi bize yansıtmak için bu dünyaya gelmiş.
Adaleti sağlamak da diyebilir miyiz?
Efendim? Hani yargıç dedin ya adaleti sağlamakla da görevli olabilirler mi?
Evet aslında şöyle kötülüğü de iyiliği de bizlere yansıtarak yani biz kolektifteki insanların iyiliğini de kötülüğünü de olduğu gibi bize yansıtarak aslında bizim
kendimizi sorgulamamıza ve bir takım değişiklikler yapmamıza bilinç düzeyimizin yükselmesine daha da hizmet etmek için gelecek ruhlar.
Çok güzelmiş. Şimdi bu bilgileri edindikten sonra genel anlamda enerjitik 4 tipi anladıktan sonra hayatımızda, ilişkilerimizde...
Ebeveyn ilişkimizde olur.
Kendi romantik ilişkimizde de.
Bunu nasıl kullanabiliriz? Bence birçok sorunu çatışmayı çözecek bir bilgi.
Yani belki eşimizin, sevgilimizin o tuhaf davranışlarının bir sebebi vardır.
Belki reflektördür.
O yüzden öyle davranıyordur değil mi?
Tabii ki. Şimdi mesela atıyorsun bir projektör bir jeneratör çifti ya da bir manifestör bir jeneratör çifti.
Birinde yaşam enerjisi var birinde yok.
Yaşam enerjisi olan diyor ki diğerine ne kadar tembelsin.
Ya o adam... tembel değil.
O kadın tembel değil. O kadının sakral enerjisi yok.
O kadının şeye ihtiyacı var.
Hayat sizi boşuna meç etmemiş.
O insanın sakral enerjisine ihtiyaç duyduğunda senden kullanabilsin seni diye meç etmiş sizi.
İşbirliği, takım aslında.
Takım gibi çalışmak üzerine.
Yani bak fikir, yaratıcı fikir manifestörden gelsin, jeneratör onu yapsın.
Ya da jeneratör bir şey yapıyorsa, projektör orada işlemeyen bir şey varsa onu ortaya çıkartsın.
İlişkileri, ilişki kalitesini inanılmaz arttıran özellikle ebeveyn çocuk ilişkilerinde.
Manifestör bir çocuk varsa ona alan açmak.
Ona izin vermek, manifestörün tasarımını yaşayabilmesinin en önemli şeylerinden bir tanesi haber vermektir.
Çünkü mesela manifestörde bahsetmedik, onu hemen kısaca değineyim.
Manifestörün aklına gelen her fikri başına buyruk bir şekilde yapmaması gerekiyor.
O fikirden etkilenecek insanlara söylemesi gerekiyor ki kapı açılsın, daha da genişlesin fırsatları.
Benim mesela YouTube'da falan sosyal medya işi yapan çiftleri gördüğümde, Bazılarından çok etkileniyorum çünkü alıp gidiyorlar, çok hızlı ilerliyorlar.
Ne güzel takım arkadaşı olmuşlar, ne güzel bir fikri büyütmüşler.
Hatta bazı markalarda da eşiyle beraber çalışan büyük markalar var.
Aslında win-win ilişkisi dediğimiz gibi çok güzel bir ilişkiliği yaptıkları için.
Aynen öyle. İkisi de orada birbirini desteklediği için.
İş de büyüyor, ilişki de büyüyor.
Ve roller de bellidir.
Evet, evet. Demek ki biz hayat arkadaşımızı ona göre seçeceğiz.
Seçtiğimizi de birazcık incelememiz lazım.
Şu an çünkü evli çiftler de var.
Şöyle seçmene gerek yok Elif.
Seçmene gerek yok. Hayat sana getiriyor zaten.
Bu daha güzelmiş. Gerçekten.
Ya memnun değilsek gelenden.
Şimdi diyeceksin ki hayatın bana getirdiği hepsi o ki hayır o zaman işte otorite ne bakacaksın.
Bazen biri gelir hayatına o kadar çok kırmızı bayrağı vardır ki sen ama zihne düştüğün için dersin ki ya bu kısmet kaçırılmaz.
Ama beden diyordur ki hayır yapma Elif.
Doğru önce bir bedenle bakmamız lazım.
Evet human design haritamızı.
Çok iyi yani o sistemi çok iyi anlamamız lazım.
Bu sadece enerji tipiyle tabii burada anlattık ama böyle anlatınca Elif biraz astroloji şey gibi kalıyor burçlar gibi kalıyor.
Astroloji demişim kızabilir astrologlar.
Gazete küpüründeki böyle şeydeki burç yorumları gibi kalıyor bir sayfasındaki.
Haritalarını her detayıyla öğrendiklerinde sistemin nasıl birbiriyle tıkır tıkır böyle meç olarak çalıştığını gördüklerinde çok daha iyi anlayacaklardır.
Mesela ben kendimden örnek vereyim.
Belki dinleyenlere de ilham olur.
Kız kardeşimle son yıllardır pek yıllarda çok anlaşamadık.
Birazcık uzaklaştık falan böyle.
Geçenlerde annemin ameliyatı için gittiğimde böyle bir hastanede bekliyoruz ve sohbet etmeye başladık.
Konu human design'e geldi.
Ben de böyle anlattım işte ben böyle benim özelliklerim jeneratör özellikleri şunlar şunlar diye anlattım.
Merak etti. Açtık hemen o link aşağıda vereceğim linke de böyle girdik.
Çeçipiti'ye de sorduk hangi enerji tipi falan var.
Bir baktım aslında o kadar çok benziyoruz ki.
Jeneratörüz işte profilimiz 6-2 profil.
O kadar böyle birbirimize zıt olduğumuzu zannettiğimiz.
Karakterlerimiz aslında enerjimiz pek çok şeyimiz uyuşuyormuş.
Farklı bir gözle bakmaya başladım o anda ona.
O da bana öyle zıtlaşmaktan ziyade sanki böyle yakınlaştık gibi oldu.
İyi ki de hani anlamışız.
Bunu mesela aile üyelerini falan öğrensek, çocuklarımızın bu enerji tipini öğrensek daha neler neler olur aslında.
Tabii ki çalışma, özellikle çalışma arkadaşlarınızın, açık ofislerde çalıştığınız, yan yana olduğunuz arkadaşlarınız çok çok önemli.
Konu çok güzel, zamanımız var.
Evet maalesef. Çekeriz yine bir yönde.
Bir de şey söyleyecektim.
Sen geçenlerde bir paylaşım yapmışsın.
İlgimi çekti. Amerika'da işe alırken human design tipine göre insanlar işe alıyorlarmış.
Ben de bunu Forbes dergisinde okudum.
Artık başlamışlar.
Çünkü neden? Bu birçok işte atıyorum personel değerlendirme formları vesaire var biliyorsun.
Yani bu benim kendi kişisel görüşüm.
Doğru olmayabilir bu arada.
Ama bunun yanında artık human design...
Tasarımlarına da bakılıyor kişilerin.
Çünkü biz human design tasarımlarında, mesela astrolojide kişinin tekrar eden döngüleri, potansiyellerini vs.
ya da işte olaylar üzerinden daha doğrusu biraz daha kadersel yaklaşır astroloji.
Ama bu sistem biraz daha mekanik.
Yani o insan o işi o pozisyonda hızlandırabilir mi?
Ben bu kişi jeneratör mü?
Belki çok çalışmasını gerektirecek bir iş.
Doğru potansiyelle işin gerektirdiği acaba uyacak mı?
Aynen öyle. Şimdi sen çok çalışılacak bir işe projektör birini aldığında hata yaparsın.
Hem senin işin ilerlemez hem de o kişi tükenişe gider.
Ben burada bir şey daha eklemek istiyorum.
Hatta seninle ilk konuştuğumuzda yazın Temmuz'du galiba.
Ben senden bir detaylı analiz istemiştim.
Çünkü böyle bayağı bir tükendiğim bir dönemdi.
Şeyi fark ettik hatta belki hatırlarsın.
Ben başarı eğitimi aldım ve orada öğrendim bilgilerle.
İşte ben saatini büyüttüm, başka işlerimi büyüttüm.
Çok güzel ama bir noktada bazı şeyler, o öğrendiğim bilgiler bende işe yaramamaya başladı.
Çünkü genel doğrular bizim...
Bu yaşam tipimize uymuyor.
Yani herkese o başarının kuralları bir manifestöre göre farklıdır, jeneratöre göre farklıdır.
Ben bunu anladım orada. O zaman da durmayı öğrendim zaten.
Bir manifestör başarılıysa yani tasarımını doğru yaşıyorsa, şimdi başarı kavramı bana göre human design tanıdıktan sonra tasarımını doğru yaşamak oldu.
Tamam mı? O yüzden ben şöyle söyleyeyim.
Bir manifestörün başarısı hayatında barışı, huzuru hissetmesidir.
Bir jeneratörün başarısı hayatında tatmin duygusunu hissetmesidir.
Bir projektörün acılaşmaması, hayatın kolaylıkla akması.
Yani o yüzden bunlara dikkat etmek gerekiyor.
Yani bize dayatılan, koşullandırılan başarı ölçütleriyle ilerlediğimizde gün sonunda ne oluyor?
Tükenmiş bir projektör, öfkelenmiş bir manifestör, hayal kırıklığına uğramış bir jeneratör kalıyor elimizde.
Ben bu kadar uğraştım uğraştım karşılığında hiçbir şey alamadım.
Alamazsın çünkü yanlış yerdesin.
Yanlış yerden zorluyorsun.
İlla o formülü oturtmaya çalışıyoruz.
Benim yolum da bu zannediyoruz ama dediğin gibi.
Çok teşekkür ederim Müge'ciğim çok güzel bir videoyu verdin bize.
Daha detaylı.
Öğrenmek istiyorsanız bu alanı Human Design'da kendi haritanızı çıkarmak istiyorsanız da zaten aşağıda açıklamalara Müge'nin de web sayfasını bırakacağım.
O da size yardımcı olacaktır.
Peki son bir şey soracak olursak.
Keşke bunu herkes bilseydi dediğin bir cümle var mı Human Design ile ilgili?
Bununla kapatalım. Keşke herkes şunu bilseydi.
Bizler bu hayata bu kadar koşturmak zorlanmak için gelmedik.
Hepimizin her bir ruhun gerçekten...
Bu hayatta deneyimlemesi gereken bir görevi var.
Bir şeyler deneyimlemek için.
Kontratlı geldiğimize inanan taraftayım ben.
Ve bu deneyime alan açabilse keşke herkes.
Çok güzel. Teşekkür ederim geldiğin için.
Ben teşekkür ederim. Ben Saati burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
