
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Makul olmak; dengeli, gerçekçi ve ölçülü yaşamak… Peki ya bir noktadan sonra kendimizi sınırlamaya dönüşüyorsa?
Bu bölümde, kendimizi korumakla kendimizi küçültmek arasındaki ince çizgiyi ve bazen hayatımızı genişletmek için neden biraz daha cesur olmamız gerektiğini konuşuyorum.
Makul olmak mı, ihtimallere şans vermek mi?
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bugün makul olmak.
Konusu üzerine konuşalım istiyorum arkadaşlar.
Hayatta her konuda makul davranmak ne kadar doğru?
Bu şekilde davranmak bizi büyütüyor mu?
Genişletiyor mu? Koruyor mu?
Yoksa ayağımıza pranga mı takıyor?
Hayatta pek çok konuda dengede kalabilmek adına makul davranmaya çalışıyorum.
Alışverişlerde aldığım şeylerin fiyatlarından seyahatlerime, aile ilişkilerime hatta hayallerime kadar bunu yaptığımı fark ettim.
Böyle davrandığımı fark ettim.
Özellikle son 3-4 yıldır hep bu şekilde davranıyorum.
Benim için makul olmak gerçeklerden çok fazla uzaklaşmadan ama kendi canımın istediğine de biraz yaklaşabilmek gibi bir şey.
Bir şey satın alırken bütçemi düşünüyorum herkes gibi.
Seyahat planlarken ne kadar harcayabileceğimi hesaplıyorum.
İlişkilerimde karşımdaki insanın sınırlarını gözetiyorum.
Konuşurken bile bir toplukta ölçüp bitiyorum.
Yani ne fazla ileri gitmek ne de kendimi tamamen geri çekmek istiyorum.
Aslında makul olmak kulağa oldukça iyi geliyor değil mi böyle anlattığımda?
Gerçekçi, ölçülü ve dengeli olmak hayatımızı daha yönetilebilir hale getiriyor.
Ama son zamanlarda şunu fark etmeye başladım.
Bu tavır beni koruyor olsa da hayatımı istediğim yönde genişletmiyor olabilir.
Çünkü makul olmak bir noktadan sonra kendime koyduğum görünmez bir sınıra dönüşebiliyor.
Ki dönüşmüştü pek çok konuda.
Bir şey istediğimde önce gerçekten isteyip istemediğimi değil, Bu ne kadar olur?
Yani ne kadar makul bunu gerçekleştirmek?
Bir hayal kurduğumda daha içinde dolaşamadan o hayalin gerçekleşme ihtimalini hesaplamaya başlıyorum.
Yani yetişkin olmak böyle bir şey mi?
Makul olmak en basit haliyle gerçekçi, ölçülü, akla ve şartlara uygun davranmak demek.
Yani Lugat da böyle yazıyor.
Her zaman mükemmel olmak yerine elinden geleni yapmak.
Bir hata yaptığında kendini yerden yere vurmak yerine bunun insani olduğunu kabul etmek.
Herkesin başına gelebilir, olabilir demek.
Her tartışmayı kazanmak zorunda olmadığını bilmek de biraz makul olmak.
Ve bazen şu an benim buna gücüm yok, yetmiyor gücüm diyebilmek.
İdeal olanın peşinden koşmak yerine içinde bulunduğu şartlarda gerçekten iyi olana seçmek.
Bunlar çok güzel. Ulağımıza da hoş geliyor.
Bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum, bu tavrın.
Hayatın her alanında sürekli en iyiyi, en fazlasını istemek zorunda değiliz.
Ben de uzun zamandır daha güvenli olanı seçiyorum.
Çok fazla risk almamaya çalışıyorum.
Büyük bir hayal kırıklığı yaşamak yerine beklentimi aşağıda tutmayı daha güvenli buluyorum.
Bunu pek çok konuda yapıyorum.
Yani ilişkilerde, işimde, bir sürü konuda.
Çünkü makul olmak bana bir tür korunaklı alan yaratıyor.
Yani yavaş yavaş büyüyorum.
Böyle birden atak şeklinde değil, emin adımlarla büyümek bana daha güvenli geliyor.
Ama ne kadar tabii büyüyorum.
O da tartışılır.
Ve sanırım bu tavrın sürekli her şeyde makul olmanın da bir bedeli var.
İnsan kendisini sürekli koruduğunda aslında neleri yapabileceğini öğrenme fırsatını da kaçırabiliyor.
Çünkü bazı şeyleri ancak sınırlarımızı biraz zorladığımızda öğreniyoruz ya.
Aslında başarı eğitimlerinde de bunu konuşuyoruz.
Ama demek ki son birkaç yılda gündem, ekonomi, hayat bana tersini yaptırıyor.
Ne kadar cesur olduğumuzu, aslında neleri istediğimizi ve hayatımızın hangi yöne gitmesini arzuladığımızı çoğu zaman bu alıştığımız düzenin dışına çıktığımızda fark ediyoruz.
Ama çıkmak gerekiyor işte oradan.
Yani çıkmadan bunu fark edemeyiz.
Ben mesela kendi limitlerimi ne kadar genişleyebileceğini tam olarak göremediğimi düşünüyorum.
O yüzden de bu konuyu düşünmeye başladım ya.
Ben böyle aynı yoldan gidiyorum ama hep korunaklı alandayım.
Çünkü insan bir süre sonra sahip olduğu düzeni hayatının gerçek sınırları sanmaya başlayabiliyor.
Özellikle de gelirin, çalışma düzenin, yaşadığın çevrenin belli olduğu bir hayatın içindeysen her şey belli, net ya.
Zamanla hayattan beklentilerini de buna göre küçültebiliyorsun.
Memuriyet üzerinden düşündüğümde ben bunu daha çok fark ediyorum.
Elbette ki memuriyetin kendisiyle ilgili bir tarafını söylemiyorum.
Yani memuriyet konusu değil.
Yani bu şekilde yaşadığında her şey net ya belli ya.
Gelirin işte yapabileceklerin, çevren bunlar net.
Maaşın net. Bunlar belli olduğunda, çalışma koşulların belli olduğunda insan bazen farkında olmadan hayatını da o çevreye göre tasarlamaya başlıyor.
Hatta şey derler, espri yaparlar.
Ya çık şu memur kafasından falan derler bana.
Kendi işini yapan arkadaşlarım.
Benim bütçem bu kadar. O yüzden böyle bir hayat yaşarım.
Benim işim bu. Dolayısıyla bundan fazlasını yapamam.
Hatta bir noktadan sonra kendi işini kurmayı düşünmek, yeni bir dili öğrenmek, başka bir ülkede yaşamak ya da tamamen farklı bir alana yönelmek bile gereksiz bir risk gibi görünebiliyor arkadaşlar.
Ben biraz daha bunun dışındayım.
Biraz daha esnek bakabiliyorum.
Ama ben bile hala belli sınırlar içinde yaşıyorum.
Ben bile derken zaten hep konuşuyoruz 3 yıldır bu kanalda.
Az çok beni tanımışsınızdır.
Ne kadar çok gelişime odaklı olsam da...
Bazı noktalarda ben de bu makul olma, çukur demeyeyim de bu konuya düşebiliyorum.
Yani bu noktaya düşebiliyorum.
Ve belki de asıl tehlike burada başlıyor arkadaşlar.
Bir süre sonra gerçekten istemediğimiz için mi bir şeyleri yapmıyoruz?
Yoksa yapabileceğimize hiç inanmadığımız için mi istemiyoruz?
Bunu ayırt etmek zorlaşıyor.
Bence insanın kendisini tanımlarken, tanıtırken de benzer bir algısı var.
Ben böyle biriyim. Ben risk alamam, ben disiplinli değilim, ben yabancı dil öğrenemem, ben gireşimci biri değilim, ben zaten düzenimi seven biriyim, ben tembel biriyim falan falan.
Bunları söylerken kendimizi tanıdığımızı düşünüyoruz ama belki de çoğu zaman kendimizi fazlasıyla daraltıyoruz.
Üstelik bunu egodan değil tam tersine kendimizi olduğumuzdan daha küçük görerek yapıyoruz.
Makul olmak bazen bize bunu yaptırabiliyor arkadaşlar.
Çünkü insanın kendisiyle ilgili verdiği hükümler de zamanla birer sınıra dönüşebiliyor.
Oysa belki de ben buyum demeden önce ben şimdiye kadar böyleydim demek gerekiyordur.
Çünkü henüz denemediğimiz bir şey hakkında ne kadar ilginç...
Nereye gidebileceğimizi bilmiyoruz ki.
Bazen kendimizi tanımak, kendimiz hakkında daha fazla şey söylemek değil, kendimizle ilgili verdiğimiz bazı kesin hükümleri yeniden gözden geçirmek demek.
Kendimizi tanımak, tekrar ediyorum, kendimiz hakkında bir sürü şey söylemek değil.
Kendimizle ilgili verdiğimiz bazı kesin hükümleri yeniden gözden geçirmek demek ki zaten insan değişen bir varlık.
O sınırları biz koyuyoruz kendimize.
Tekrar makul olma konusuna dönersek.
Benim korktuğum şey belki de makul olmak değil.
Makul olmayı kendime karşı bir bahane haline getirmek.
Bunu yapamam demek yerine bunu yapmak çok da makul değil demek işime geliyor.
Daha kolay geliyor. Çünkü böyle söylediğimde kendimi başarısız hissetmiyorum.
Sadece gerçekçi davrandığımı düşünüyorum.
Ama gerçekten gerçekçi miyim yoksa kendimi hayal kırıklığından mı koruyorum?
Başarısızlıktan ya da o olayın, durumun sonuçlarından mı kendimi koruyorum?
Bu soruyu son zamanlarda kendime davranıyorum.
fazla soruyorum. Gittiğim yollara bakıyorum, seçtiğim işte o seçimleri, yolları, kararları düşünüyorum.
Çünkü şöyle bir baktığımızda hayallerin tamamı makul değil.
Zaten hayal dediğimiz şeyin biraz da bugünkü gerçekliğimizin ötesinde olması gerekmiyor mu?
Yani biraz daha önde, daha ileride, daha fazla olması gerekmiyor mu gerçekliğimizden?
Bugün elimizde olanlara bakarak geleceğimizi hesapladığımızda hayatımızın büyük bir bölümünü şimdiki halimizin devamı olarak tasarlamış oluyoruz.
Şimdiki halimizle geleceği projekte ediyoruz.
Aslında daha büyük bakmak gerekiyor.
Gerçekten daha iyi bir belki daha anlamlı daha kaliteli yaşam standartlarına sahip olmak belki daha ya da hadi şöyle diyelim emekliliğimizin rahat geçmesi için de diyebilirim.
Çünkü orada emekli olduktan sonra da bize bir hayat bekliyor.
Başka bir hayat bekliyor. O dönemin de daha rahat olması için her anlamda diyorum.
Biraz daha büyük bir yerden bakmak gerekiyor.
Sanki daha böyle büyük adımlar atmak gerekiyor gibi geliyor bana.
Ve insanın hayatı bazen hiç beklemediği bir yöne genişleyebiliyor.
Bunu görüyorum. İnsanlar yaşıyor.
Bir yanda böyle büyüyebiliyorlar.
Bir yanda hayatları yön değişebiliyor.
Yeni bir şehir, yeni bir iş, yeni bir insan.
Yıllardır ertelediği bir proje ya da sadece kendisiyle ilgili.
aldığı bir karar bütün hayatının yönünü değiştirebiliyor.
Bunların birçoğu ilk başta makul görünmeyebilir.
Akla yatmayabilir. Hatta dışarıdan bakıldığında gereksiz bir risk gibi bile görünebilir.
Ama belki de hayatımızdaki bazı güzel şeylerin gerçekleşmesi için biraz bu tavırdan çıkmamız gerekiyordur.
Biraz daha o çizginin ilerisine adım atabilmemiz gerekiyordur.
Ya da o çizgileri kendimize çizdiğimiz o sınırları biraz daha esnetmemiz gerekiyordur.
Burada makul olmakla düşüncesiz davranmak arasındaki Farkı da ayırmak gerekiyor.
Bu önemli. Düşüncesiz davranmak bana doğru da gelmiyor.
Yani bizim böyle bir lüksümüz yok.
Bu ülkede yaşıyorsak.
Çok da düşüncesiz davranmamalıyız.
Hayatımızda öylesine kararlar vermemeliyiz bence.
Ve bu tavrı tamamen bırakmalıyım diye de düşünmüyorum.
Yani makul davranmayacağımı artık da diyemem.
Hatta aksine makul olmanın hayatımda kalmasını istiyorum.
Yani ayağımın yere basmasını, kararlarımın sonuçlarını düşünmeyi, insanlara karşı sınırlarımı gözetmeyi bunları hala önemsiyorum.
Ama artık her kararımı sadece makul olup olmadığı üzerinden değerlendirmek istemiyorum.
Aslında son bir aydır bunu düşünüyorum.
Çünkü bazen doğru karar ile makul karar aynı şey olmayabiliyor.
Bazen doğru karar biraz korktuğumuz bir karardır.
Bazen çevremizdeki insanların bunu niye yapıyorsun ki diye soracağı, eleştireceği bir karardır.
Bazen sadece kendimize ya bakalım ne olacak deme izni vermektir.
Her konuda olmayabilir ama konuyu siz belirleyin.
Her alanda güvende olmak zorunda değiliz.
Birazcık cesaret de gerekiyor.
Öğrenmeye çalıştığım şey, Benim işte bu son bir aydır düşündüğüm, kendi kafamda döndürdüğüm şey bu.
Şimdi söyleyeceğim zaten.
Dengeyi korurken kendimi küçültmemek.
Gerçeklerden kopmadan ihtimallere açık olmak.
Ayağımı yere basarken ufka bakabilmek.
Makul olmak hayatı sürdürülebilir hale getirebilir ama her zaman büyütmeyebilir dediğim gibi.
O yüzden insanın hayatını genişletebilmesi için güvenli alanın biraz dışına çıkması, dediğim gibi seçtiği yolda biraz daha cesur ve ısrarcı olması gerekiyor.
Ve bu düşünme evresinden sonra geldiğim nokta az önce de bahsettiğim gibi her şeyi makul ölçülerde yaşamak istemiyorum.
Tamam bazı kararlarımız hesaplı olsun.
Zaten denge de gerekli ya hayatta.
Bazıları içimden geldiği gibi olsun ama.
Hani hepsi de hesaplı olmasın.
Bazıları da içimden geldiği gibi olsun.
Kendime de o alanı verebileyim.
O büyüme, o genişleme.
Tamam hataysa da orada hata yapma payında kendime verebilmeliyim.
Bazı hayallerim gerçekleşme ihtimali yüksek olduğu için değil.
Düşündüğümde içimde bir şey kıpırdadığı için hayatımda olsun.
Şöyle geriye dönüp baktığımda son yıllarda kendimi daraltmışım ama eski Elif biraz daha cesurmuş.
Çok fazla şey makul değilmiş belki hayatımda ama birkaç şeyi içi böyle kıpırdadığı için cesaret ederek adım attığı için o alanları genişletmiş.
İyi ki de öyle yapmış. Şimdi dönüp baktığımda bak sen bunları bunları yapmışsın diyordum.
Yani maddi manevi her türlü zorluğa rağmen kendimi bazı alanlarda genişletebilmişim.
Ama son yıllarda nedense biraz daraltmışım.
Tekrar bu konu gündemime geldi.
Belki daha farkındalıklı bir yerden ele almak istedim.
Hayat sadece sahip olduğumuz gerçeklerden oluşmuyor.
Biraz da cesaret edip ihtimal verdiğimiz şeylerden de oluşuyor.
Kaybetmekten çok korkuyoruz.
Bence mesele bu. Ve zaman kaybetmek, para kaybetmek bunlardan çok korkuyoruz.
Evet mantıksız da davranmamak gerekiyor.
Ama dönüp bir bakalım makul olarak karar verdiğimiz bir seçenek bizi mutlu ediyor mu?
Her alanda makul davranmak bizi mutlu ediyor mu?
Hayatımızın her alanında.
Bunu bir düşünmenizi istiyorum.
Ve tabii ki sizin yorumlarınız çok kıymetli.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Dengeli, ölçülü yaşayacağız diye ayağımıza prangamı takıyoruz.
Bu sorunun da cevabını sizden bekliyorum.
Ben zaten burada sona eriyor.
Eğer size eşlik etmem hoşunuza gidiyorsa lütfen sevdiklerinizle bölümleri paylaşın.
Biraz daha büyüyelim. Mutlaka yorum yapın.
Bu şekilde algoritma bizi biraz daha yukarılara taşıyabiliyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
