
Hayatınızı Değiştirebilecek Yetenek: İrade Gücü
13 Mayıs 2024 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde konumuz “irade”. İrade gücümüzü azaltan bizi dürtüsel davranmaya iten enerji kaçaklarımız neler? İrademizi doğru yönetebilmemiz için hayatımızı nasıl organize etmeliyiz? Hadi gelin bu sorularımıza beraber cevap arayalım.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bugün bomba bir konumuz var arkadaşlar.
Ben Zahit Podcast'ine başladığımdan beri birçok konu işledik.
Rutinler, yazmak, yürümek, sınırlarımız, uyku gibi.
Bana şöyle çok fazla yorumlar geldi.
Ya Elif ben yürüyüşlere başladım ama o kadar yoğunum ki düzenli olmuyor.
Kitap okuyacak vakit bulamıyorum.
İşler çığırığından çıkıyor yetiştiremiyorum.
Öğrenciyim derslerim yoğun ya da çocuklarımdan fırsat olmuyor.
Kilo vereceğim ama bir türlü diyetime uyamıyorum.
Alışverişten kendimi alıkoyamıyorum.
Ya şunu bile diyen oldu. Eski sevgilime yazmamam lazım ama dayanamayıp yazıyorum.
Bunlar gibi hepimizin kendinden, hayatından şikayetçi olduğu durumlar var değil mi?
Etrafımdaki insanları gözlemlediğimde bazıları harekete geçemediğinden, istediği ve planladığı şeylere başlayamadığından muzdarip.
Bazıları da gaza gelip bir şeyler yapmaya başlıyor ama bu sefer de onu düzenli yapamadığından, işin sonunu getiremediğinden yakınıyor.
Arkadaşlar tüm bu verdiğim örneklerdeki asıl mesele irademiz, irade gücümüzü doğru yönetemeyişimiz.
Size bir soru sorayım o halde ama kendiniz de dürüst olun lütfen.
10 üzerinden puanlarsak irade gücünüze kaç puan verirsiniz?
Ben 7 diyebilirim ama akşam saatleri 6'ya düşüyordur kesin.
Sizin kaç? Bana bunu yazın olur mu?
Bu konuyla ilgili çok çok eskiden bir bölüm çekmiştim.
İrade Rezervi isminde.
Ben zaten podcast'in 6.
bölümüydü galiba. Onu da mutlaka dinlemenizi isterim.
O bölümümüz de çok sevilmişti.
Ama ben bilgilerimi güncelledim.
Beni takip edenler bilir.
Bu aralar Her Şey Seninle Başlar Başarı Eğitimini programındayım.
Eğitimde de bu irade konusunu irdeledik.
Orada bu meseleyi açıkçası daha iyi anlayınca, kavrayınca gözlerim böyle ışıl ışıl parladı ve dedim ki bunları siz de duymalısınız.
Şimdi şuradan başlayalım mı?
İrade dediğimiz şey ne?
Bizim gerçekten ne işimize yarıyor bu?
İrade bize her sabah verilen sinirsel enerji, yaşam enerjisi.
İrade gücü de hedefimize giderken yapmamız gerekenleri yaptıran, yapmamamız gerekenlerde de bizi durduran içsel güçtür.
Ya benim iradem yok ben gece yemeden duramıyorum şekersiz yaşayamam ya da sabah erken mümkün değil kalkamam diyenler daha dikkat edilmesinler burayı.
Her insanın asgari düzeyde de olsa iradesi vardır.
Her sabah uyanır uyanmaz bizim az ya da çok bir yaşam enerjimiz bir irade rezervimiz var arkadaşlar.
İrade rezervini doğru yönetmeyi kavradığınızda yapmak istediğiniz her şey için daha çok zaman bulabileceksiniz.
Bu harika bir şey bence.
İyi uyuduysanız eğer sabah enerjiniz full bir şekilde uyanıyorsunuz.
Aynen cep telefonunun bataryası gibi.
Yüze yüzlük dolu bir kota bu.
Ve gün içinde biz bu enerjiyi peyderpey tüketiyoruz.
Yani aslında irade gücümüz akşama doğru azalıyor.
Bu süreçte pek çok şekilde bu rezervi dağıtıyoruz.
O kadar çok irade kaçağımız var ki.
İrade gücümüzü arttırmaktan ziyade ben size irade gücümüzü en çok nasıl tüketiyoruz bunları anlatacağım.
Zaten bunları fark edip gün içindeki seçimlerimizi değiştirdiğimizde konu ne olursa olsun hayatımız değişmeye başlayacak.
İrade rezervimizi tüketen şeylerden ilki bizim günlük rutinlerimiz.
Dişimizi fırçalamamızdan tutun, iş yerine gittik, evde çamaşır yıkadık, yemek yaptık bunların hepsi bir miktar bizim enerjimizden yer.
Sonra ikinci olarak, bunu duyduğumda çok şaşırmıştım, yapmak isteyip de yapamadığımız şeyleri düşünmek, bakın yapmak değil düşünmek de o günkü irade gücümüzden, sinirsel enerjimizden götürüyormuş.
Mesela ya Amerika'da yaşasaydım acaba nasıl bir hayatım olurdu?
Bu yaz tatilde nereye gitsem diye düşüncelere dalmak ya da eski sevgilini aklına geldikçe içinden saydırmak, akşam ne yemeği pişirsem gibi kafamıza dönüp dolaşan şeyler bunlar enerji
kaçakları. İş yerinde fotokopi çekerken, arkadaşlarınla o esnada ne olacak bu memleketin hali diye ülke ekonomisini çekiştirmek, kayınvalidenle kavga ederken ona veremediğin cevaplar, bunun gibi şeyler
çok tanıdık değil mi arkadaşlar?
İşte bunlar acayip enerji düşüren kaçaklarımız.
Sinirsel enerjimizi bize sıradan gelen şeylerle, biraz magazinle, biraz gıybetle, biraz hayalle çarçur ediyoruz.
Bakın bunları düşünce olarak aklımızdan geçirmemiz de enerjimizden çalıyor.
Yani sen sessizce bir yerde otursan da irade rezervin böyle tükeniyor.
Bir de şu var, bitmemiş işler, kafamıza taktığımız meseleler ziganik etkisi yaratıyormuş zihnimizde.
Hani telefonun konumu bazı uygulamaları açık kalır da telefonu kullanmasanız da bataryası hemen azalır ya.
İşte tam olarak onun gibi zihnimizde açık sekmeler enerjimizi oturduğumuz yerden azaltıyor.
Üçüncü olarak sevmediğimiz, zoraki yaptığımız işler çok ciddi bir oranda irade gücümüzü azaltan işler oluyor.
Herkesin illaki vardır ya hani iş yerinde, okulda sevmeyerek yaptığı şeyler.
İnsanın bazen canı yemek yapmak bile istemiyor değil mi?
Mecburen yaptığınız şeyleri düşünün.
Ülkede işini sevmeden çalışan insanları düşününce, rakamsal olarak düşününce, insanların enerjik olmasını beklemek de yani ne bileyim.
Neyse, dördüncü olarak eğlence olsun diye yaptığımız her şey bizim irademizi tüketiyor arkadaşlar.
WhatsApp'ta geyik mesajlaşmalara daldın, PlayStation oynadın, kedi videolarından çıkamadın, belki öğle arası molada açtın YouTube'dan bahar dizisinin son bölümünü izledin.
Halbuki dinlenmeyi kafa dağıtmak için açtın ama aslında o da zihnini yordu.
Şimdi durum böyle olunca dinlenmek için yaptığımız her şey aslında yine de bizi yoran şeylermiş değil mi?
Burada biraz ayağı kırıklığına uğradım.
Kendi enerji kaçağımı da fark etmiş oldum çünkü.
Ben kafamı dağıtayım derken çok fazla seyahat vlog izliyordum.
Sonra da hadi podcast'a hazırlık yapayım derken zihnimin yorgun olduğunu fark ediyordum.
Evet arkadaşlar herkes şapkasını önüne alsın ve kendince hesaplasın bakalım.
Bu dört maddeden hangileri sizin hayatınızda var?
Ve her gün ne kadar zamanı ve enerjiyi bunlara veriyorsunuz?
Bakın bunları iyi anlayalım çünkü irademiz akşam saatlerine kadar tükeniyor.
Ve biz daha dürtüsel davranmaya başlıyoruz.
Hani diyeti bozmalar, spora gideceğim deyip akşam üzeri yorgun düşüp vazgeçmeler hep bundan.
Bir araştırma yapılıyor.
Kadınlar akşam üzeri saatlerinde daha dürtüsel davranıp daha fazla alışveriş yapıyorlarmış.
Ertesi günde pişman olup aldıkları ürünleri iade talebi oluşturuyorlarmış.
Ya ben hiç mi eğlenmeyeceğim?
Hayalde mi kurulmayacak bu ülkede?
Arkadaşlarla iki laf da mı etmeyeceğim?
Ya PlayStation benim sorunlarımı unutturuyor.
Oynayayım diyebilirsiniz.
Ben de diyorum çünkü böyle şeyler.
Ama zihnimiz geçmiş ve gelecekle çok haşır neşir.
Hayaller, hedefler, bizi büyüten şeyler ama işte bunları her an düşünemeyiz.
İrade gücünü odağı korumaktan alır.
Odağımızı nereye verirsek o büyür ya.
Onu öyle her canımız istediğinde dışarı savurursak ortada irade gücünden bahsedemeyiz.
Ben bu aralar zihnen bir şeylere daldığımda hayaller beni alıp götürmesin diye işime odaklanayım diye yani hemen kendime şunu soruyorum.
Şu an ne yapıyorum?
Ne yapmayı seçiyorum diyorum.
Aslında bir yandan da şimdiye getiriyorum zihnimi.
Bunu olumsuz, korku, kaygı verici düşüncelere daldığımda da şimdiki ana gelmek için kullanıyorum.
Hani en başta dedik ya irade bize ne sağlıyordu?
Yapmamız gerekenleri yapmamız için kararlılık sağlıyordu.
Yapmamamız gerekenler için de direnmemizi sağlıyordu.
Ama irade gücü azalınca tekliyoruz.
Odağımızı yönetemiyoruz.
Dediğim gibi dürtüsel davranıp normalde yapmama kararı verdiğimiz şeyleri yaparken kendimiz buluyoruz değil mi?
Aslında mantık çok basit.
Kendimizi iyi tanıyıp gün içindeki eylemlerimizi doğru zamanlara yerleştirdiğimizde pek çok sorun hallolabilir.
Peki irade gücümüzü nasıl bizim iyiliğimize kullanabiliriz?
Burası benim çok işime yaradı arkadaşlar.
Sabah uyanır uyanmaz ilk iki saat beynimiz çok aktif.
Eğer en zor ve karmaşık işleri bu saatlerde halledersek işlerimiz çok yolunda ve verimli gider.
İngilizlerin bir deyimi var kurbağayı yemek.
Belki duymuşsunuzdur bu deyimi.
Yani en zor işi ilk önce yap demek oluyor.
Biz de bunu sabah uyanır uyanmaz yapacağız.
Eğer ciddi konularda karar vermeniz gerekiyorsa sakın bunu akşam saatlerine koymayın.
Yine uyandıktan sonra zihniniz berrakken, sakinken konuyu enine boyuna düşünün.
Ha bir de yürürken düşünürseniz çok daha iyi kararlar alabilirsiniz.
Bunun bilimsel açıklamaları var.
Onu da yürümek bölümünde anlatmıştım.
Dilerseniz o bölümü de dinleyebilirsiniz.
Peki bu irade gücümüzü, sinirsel enerjimizi gün içinde şarj etmenin, doldurmanın bir yolu yok mu?
Tabii ki var. Gün içinde 30 dakikalık bir şekerleme sizin sinirsel enerjinizi yeniden fullüyor.
Ve siz sonraki 2 saatte de çok verimli çalışabilirsiniz.
Ben lisede ve üniversitede bunu bilinçsiz yapıyordum.
Okuldan geldiğimde ya da öğlen okulda biraz uyurdum.
Sonra çok daha iyi ders çalışırdım.
Şimdi bile arada yapıyorum açıkçası.
Bunu dahiler de önemli iş adamları da yaparmış.
Demek ki çok verim alınan bir uygulama.
Şimdi size başka önemli bir şey daha anlatıp irade konusunu kapatıyorum arkadaşlar.
Gerçekçi olalım. Bazen canımız iradeli davranmak istemez.
Hep de kontrollü olmak istemiyorum.
Ya bir salayım diyenler için geliyor burası.
İrade gücümüzü biraz dinlendirirken, bekleme moduna alırken, işimizin gücümüzün de aksamaması için destek alacağımız bazı araçlar var.
Bunlar bizim fazla enerjimizi almıyor.
Nedir bu irade destek araçları peki?
Birinci olarak alışkanlıkların, rutinlerin gücü.
Şimdi alışkanlıklarımız onları yaptıkça otomatiğe bağladığımız için fazla bir sinirsel enerji tüketmiyoruz.
Aristo'nun bir sözü var.
Madem alışkanlıklarımızın kölesiyiz, o halde iyi alışkanlıklar edinelim.
İkinci olarak teknolojik otomasyonları kullanacağız.
Yani işimizi kolaylaştıran yazılımlar, uygulamalar, hatırlatıcıları kullanmamız da bizim enerjimizi koruyor.
Basit bir örnek vereyim.
Bir anket uygulayacaksınız.
Tek tek herkese sormak yerine uygulamalardan 10 saniyede bir anket oluşturup linki paylaşabilirsiniz.
Bunun gibi cep telefonunda, tabletlerde pek çok kolaylaştırıcı uygulama var.
Üçüncü olarak bence en önemlisi işleri delege etmek.
Evde, işte, okulda her işin altına girmeyi bırakıp o işleri yapabilecek kişilere vermek.
Eşiniz sizin kadar iyi olmasa da yemek yapabilir.
Çocuklar da ortalığı toplayabilir değil mi?
Herkese ve her şeye yetişmeyi bırakmalı özellikle kadınlarımız, annelerimiz.
Dördüncü olarak optimizasyonun gücü.
Optimizasyon şu demek arkadaşlar.
Eldeki kaynağı en ekonomik, en iyi şekilde kullanarak verim elde etmek.
Bu yüzden de işleri öncelik sırasında almamız gerekiyor.
Mesela sabah uyanır uyanmaz zihinsel olarak bizi yoracak işleri ilk o zaman yapmak da böyle bir şey oluyor aslında.
Ben yapılacaklar listesi hazırlarım genelde.
Hem de o kafamdaki yoğunluk da azalır böylece.
İrade yönetimi aslında hayatımızın yönetimi de demek arkadaşlar.
Başarılı insanları diğer insanlardan ayıran şey bilgi değil, irade eksikliği.
Bilgiye ulaşmak o kadar kolay ki artık ama onu kullanmak, pratiğe dökmek, yeni bilgiler sentezlemek işte orası bizi diğerlerinden ayıran yer.
Bunu beni dinleyenler olarak öğrencide olsanız, hangi iş alanında olursanız olun, bir iş yerinde çalışmasanız da hayatınızı kendi hedefleriniz doğrultusunda organize etmeyi sağlayan bu itici gücü nasıl kullandığınızı,
onu nerelerde boş yere çarçur ettiğinizi ve nasıl bir planlama yaparsanız onu kendi iyiliğinize dönüp kullanabileceğinizi düşünmenizi isterim açıkçası.
İrademizi kullanmak hiç eğlenmeyeceğiz anlamına gelmez.
Kendimizi de her gün böyle aşırı yoracağız anlamına da gelmiyor bu.
Sıkı yönetim, asgari yönetimde bir hayatı kimse istemez değil mi?
Ama hiç bedel ödemeden de iyi bir hayatım olsun, kariyerim olsun, işim, evliliğim olsun dersek de yanılırız.
Yok öyle bir dünya. Şansa, kadere bağlarsak her şeyi emeğin ne önemi kalıyor?
Ama iyi taraf şu ki biz irade gücümüzü, zamanımızı, enerjimizi doğru şekilde kullanarak, hayatımızı ona göre yeniden düzenleyerek ödeyeceğimiz bedelin de...
Yükünü alıyoruz. Böyle olunca da çalışmak bize aşırı zahmetli gelmeyecek.
Doğada da böyle değil mi?
Önce bedel ödenir, sonra ödül alınır.
Zamanlama böyledir.
Tarlaya ekilen meyve, sebzeler.
Bir günde çıkmıyor ki topraktan.
Zamana ve bir takım işlemlerden geçmeye ihtiyacı oluyor değil mi?
İrade üzerine çok daha detaylı çalışmalar var.
Bu konuda yazılmış kitaplardan da detaylı bilgi alabilirsiniz.
İrade terbiyesi Jules Payot'un kitabını size önerebilirim ama kapı yayınlarının çevirisini okumalısınız bana kalırsa.
Mümin Sekman'ın da Ataleti Yenmek kitabına da göz atabilirsiniz.
O daha çok erteleme üzerine bir kitap ama irade yönetimiyle ilgili de farkındalığınızı yükseltecektir.
Umarım bu bölüm faydalı olmuştur.
Yaklaşık iki senedir beni düzenli olarak takip eden Ben Saati Podcast bölümlerimi dinleyen güzel bir kitle oluştu.
İlginiz, alakanız için çok teşekkür ederim.
Ben Saati Podcast'i 50 bölümü geçti.
Maşallah diyelim. Ben her bölümü severek keyifle hazırladım.
Bu motivasyonumu korumak için sizin de desteğinize ihtiyacım oluyor.
Sevdiğiniz, faydalandığınız bölümleri de sevdiklerinize paylaşırsanız çok mutlu olurum.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
