
Hayatın 4 İşlemi – Kendini Güncellemenin Sade Yolu
4 Şubat 2026 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayatımızda her şeyi değiştirmeye gerek yok. Belki birkaç küçük dokunuş istediğimiz sonuçları görmemizi sağlamaya yeter.
Bu bölümde, hayatımızın her alanına nazik bir “güncelleme” getirebilecek etkili ama basit 4 soruyu konuşuyoruz.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bazen hayatımızda bir şeyleri değiştirmek istiyoruz.
Özellikle doğum günümüz geldiğinde ya da yeni yıl yaklaşırken değişim perileri kapımızı çalıyor.
Daha sağlıklı olmak istiyoruz, daha üretken olmak istiyoruz.
İlişkilerimizde düzenlemek istediğimiz konular oluyor, davranışlar oluyor.
Tüm bu değişiklik istediğimiz, aksiyon almamız gereken konular, o adımlar üst üste gelince...
İşler gözümüzde büyüyor.
Sanki her şeyi aynı anda düzeltmemiz gerekiyormuş gibi hissediyoruz.
Ve bu da bizi harekete geçmek yerine yavaşlatıyor.
Hatta sıkıştırıyor.
İçten içe sıkıştığımızı hissediyoruz.
Ve problemin tembellik olduğunu zannediyoruz.
Esasında problem nereden nasıl başlayacağını bilememek.
Bununla ilgili bana çok fazla mesaj geldi.
Bir sürü hedefim var.
Ama kendimi çok yorgun hissediyorum.
Nereden nasıl başlayacağım bilmiyorum.
Özellikle 30'lu yaşlarında olan dostlarda bu kafa karışıklığı daha büyük oluyor.
Benim de hayatımda böyle dönemler oldu.
Her şeyi değiştirmek istediğim ama neyi nasıl değiştireceğimi bilemediğim dönemler.
Büyük kararlar almaya çalıştım.
Sonra yoruldum. Ve hiçbir şey yapmadan da öyle kala kaldım.
Çünkü karmaşık planlar yapıyordum.
Bu benim kafamı daha da karıştırıyordu.
İşte bu bölüm biraz nereden nasıl başlayacağını bilemeyenlere cevap niteliğinde bir bölüm olsun istiyorum.
Retrospektif analiz diye bir kavram var.
Kelime anlamı olarak geriye bakmak demek.
Yani yakın geçmişte ne yaptığını değerlendirmek, neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını görmek.
Özellikle kurumsalda çalışan ekipler her proje sonunda durup Bu analiz yapıyorlar.
Sürekli kendilerine şu soruyu soruyorlar.
Neyi değiştirmeliyiz ki daha iyi olalım?
Sonra ben bu öğrendiğim bilginin referansıyla şunu düşündüm.
Ya şirketler kendini güncelliyor, takımlar kendini güncelliyor, projeler de kendini güncelliyor.
Ama biz çoğu zaman, yıllardır aynı alışkanlıklarla yaşamaya devam ediyoruz.
Başarısız olduğumuzda da bir şeyleri değiştirmiyoruz.
Telefonlarımız bile sürekli güncelleme alırken biz kendimizi güncellemeyi unutuyoruz.
Aslında hayatı yeniden tasarlamak için çok karmaşık sistemlere ihtiyacımız yok.
Bazen sadece doğru soruları sormak yeterli oluyor.
Bu retrospektif analiz becerilerini ben bir eğitimde öğrendim.
Gerçekten de işe yarar olduğunu fark ettim.
Çok basit. Yani hayatımızın gerekli yönlerini iyileştirmek, kendimizi geliştirmek adına biz bu becerileri kullanabiliriz.
Aslında dört temel sorudan ibaret bu.
Hızlı bir güncelleme planı gibi de düşünebilirsiniz.
Dediğim gibi ben bunu eğitimde mentorumdan öğrenmiştim ve aslında ne kadar pratikmiş, ne kadar basit bir şeymiş dedim kendi kendime.
Bu sorulara dört tane soru soruyoruz kendimizde.
Hayatın dört işlemi deniliyor ve az önce bahsettiğim gibi çok basit bir mantığı var.
Birincisi eklemek, ikincisi çıkarmak, üçüncüsü geliştirmek, dördüncüsü sürdürmek.
İlk soru şu, hayatımda yeni neleri hemen yapmaya başlamalıyım?
Neleri eklemeliyim?
Çoğu zaman değişim dediğimizde aklımıza hep böyle bir şeyleri bırakmak geliyor ama bazen sorun fazlalık değil eksiklik oluyor.
Hayatımızda hareket eksik olabiliyor.
Öğrenme eksikliği olabiliyor.
Belki keyif eksikliği vardır.
Hani hayatın bir farkında değilizdir.
Kendimize ayırdığımız zaman belki azdır.
Bu durumda çıkarılacak bir şey yok.
Sadece ekleyecek küçük dokunuşlara ihtiyacımız var.
Mesela daha fazla su içmek, her gün kısa bir yürüyüş yapmak, düzenli kitap okumak, belki günde 10 sayfa kadar, yeni bir dil öğrenmek istiyorsak günde 7 kelime öğrenmek, 10 dakika pratik yapmak ya da haftada bir
sevdiğimiz biriyle gerçekten kaliteli zaman geçirmek.
Bunlar kulağa çok basit geliyor ama uzun vadede hayat kalitesini inanılmaz değiştiriyor.
Çünkü zannettiğimiz gibi mutluluk çoğu zaman büyük kararlarla değil küçük ama sürdürülebilir eklemelerle geliyor.
İkinci soru ise bence en özgürleştirici olan hayatımdan neyi çıkarmalıyım?
Veya şöyle soralım, hayatımda neleri artık yapmayı bırakmalıyım?
Hep bir şeyleri eklemeye alışmışız ama azaltmayı bilmiyoruz.
Oysa bazen gelişmek için yeni bir şey yapmaya gerek bile yoktur.
Sadece bizi yoran yükleri bırakmak yeterlidir.
Gereksiz ekran süresi, sürekli erteleme alışkanlığı, bizi aşağı çeken ilişkiler, geç saatlere kadar uyanık kalmak.
Bunu benim öğrencilerim çok yapıyor ve sonra ertesi gün sabah ilk 2 saat uyuyorlar.
Ya da herkesi memnun etmeye çalışmak gibi davranışlar farkında olmadan bizim enerjimizi tüketiyor.
Çok sıradan davranışlar her zaman gördüğümüz davranışlar bunlar.
İşte bunları azalttığımızda aslında biz fizik kendi hafiflemiş gibi hissederiz.
Yani bir şeyleri hayatımızdan çıkardığımızda gerçekten fiziksel olarak da hani o yükü bırakmış gibi hissederiz.
Sanki odamızı toparlamışız da nefes alacak alan açılmış gibi düşünün bunu.
Hayatta böyle çalışıyor.
Her şeyi tutmaya çalıştıkça yoruluyoruz biz.
Ama bıraktıkça rahatlıyoruz.
Üçüncü soru geliştirmekle ilgili.
Zaten yaptığım şeyleri, hali hazırda yaptığım şeyleri nasıl daha iyi yapabilirim?
Hayatımda neleri daha iyi yapmaya başlamalıyım?
Bu soruda biraz dürüst olmalıyız kendimize çünkü burada sıfırdan başlamak...
Yok zaten yaptığımız bir şey var ve ona bir tık daha bilinçli, biraz daha kaliteli yapma niyeti var.
Belki zaten çalışıyorsun ama daha odaklı çalışabilirsin.
Belki spor yapıyorsun ama daha düzenli olabilirsin.
Bu haftada birse haftada iki yapabilirsin.
Sevdiklerine değer veriyorsundur ama bunu söylemiyorsundur.
Açık ifade etmiyorsundur.
Belki daha açık ifade etmek gerekiyordur.
Bunu mesleklerde de düşünebiliriz.
Mesela bir öğretmen 10 yıl boyunca iyi bir öğretmendir.
Aynı şekilde matematiği anlatıyorsa aslında hep cepten yiyordur yani.
İyi anlatsa bile 10 sene boyunca aynı şekilde ders anlatmak bir kere kendini sıkar.
Canı sıkılır. Yaptığı şeyden de keyif almaz bir süre sonra.
Mutlaka onu güncellemesi lazım.
Ya da bir mühendis 5 yıl boyunca aynı şekilde iş yapması.
Bir sürü şey değişiyor.
Onun da kendini güncellemesi gerekmiyor mu?
Böyle düşünebiliriz bunu.
Bu küçük iyileştirmeler başta önemsiz gibi görünse de zamanla birikiyor.
Her gün biraz daha iyi olmak, aylar sonra bambaşka bir versiyona dönüşmek demek aslında.
Büyük değişimler çoğu zaman bir anda olmuyor ki küçük gelişmelerin sabırlı birikimiyle oluyor.
Dördüncü ve son soru ise sürdürmek.
Hayatımda zaten iyi giden neleri korumalıyım?
Ya da hayatımda neleri yapmaya aynen devam etmeliyim?
Bence en çok unuttuğumuz nokta burası.
Çünkü hep eksiklere odaklanıyoruz ve iyi yaptıklarımızı normalize ediyoruz, normal kabul ediyoruz.
Fakat bazı alışkanlıklarımız bizim temelimiz.
Düzenli okumak, üretmeye devam etmek, sevdiklerimizle bağ kurmak, sabah erken kalkmak ya da kendimize zaman ayırmak gibi şeyler hayatımızın taşıyıcı kolonları fark etmemiz lazım.
Hayatımızdaki dengeyi işte bu aksiyonlarımız koruyor ya da kuruyor diyebilirim.
Burayı sadece rutinler gibi düşünmeyelim.
İlişkilerimizi de, sosyal bağlarımızı da konuya dahil edebiliriz.
Hali hazırda güzel giden bir ilişkiye emek vermek de buna dahildir.
Her şeyi değiştirmeye çalışmak hem gereksiz, Hem çok stresli, karmaşık planlara gerek yok.
Bazı şeyleri sadece sürdürmek bile büyük bir başarı.
İyi olanı korumak da en az değiştirmek kadar değerli bence.
Onun iyi olduğunu artık normalize etmemek.
Hani elimizdekinin kıymetini gittiği zaman anlıyoruz ya işte o gitmeden anlayabilmek.
Bu dört soruyu kendime ben böyle belli aralıklarla sormayı alışkanlık haline getirdim.
Aldığımız eğitimde de periyodik olarak mentorumuz 3 ayda ya da 6 ayda hadi en kötü yılda bir kez kendimize sormamızı tavsiye ediyor.
Bazen bir kahve alıp...
Oturuyorum sadece birkaç sayfa yazıyorum.
Hayatıma ne ekleyeceğimi, neyi bırakacağımı, neyi geliştireceğimi ve neye aynen devam edeceğimi yazarak çalışıyorum.
Çünkü bu şekilde zihnim inanılmaz netleşiyor.
Gerçekten yazmak zaten daha önceki bölümlerde de anlattığım dönüştürücü bir gücü var.
İki bölüm yaptık bununla ilgili terapi etkisi sağlıyor.
Ama düşüncelerimi böyle karşımda gördüğüm zaman o yazdığım yerde gördüğüm zaman sanki...
Karar almak daha kolay geliyor, daha görünür oluyor.
Ne hissettiğimi, ne düşündüğümü daha farkında bir yerden o seçimleri yapıyorum.
Şimdi Sokrates'in bir sözü var çok güzel, burada da yeri gelmişken söyleyeyim.
Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez diyor.
Bence bu dört soru, çok basit bu dört soru, o sorgulamayı pratik hale getirmenin en basit yolu.
Kendi hayatımızın yöneticisi olmak istiyorsak, kendi hayatımızın sahibi olmak istiyorsak arada durup geriye bakmamız gerekiyor.
Bu eski meseleleri sarıp sarıp konuşmaktan bahsetmiyorum.
Kötü şeyleri, başımıza gelen kötü anıları sürekli anlatmaktan bahsetmiyorum.
Bu dört işlem aslında birer küçük seçimden oluşuyor.
Seçimlerimizi yaparken Çok küçüktür seçimler.
Öyle görünür. Gün içinde basit ve küçük kararlar alırız.
Ve onlar birikip birleşerek uzun vadede kocaman sonuçlar yaratırlar.
Bir örnek vereyim. Kocaeli üzerinden geçen bir uçak hayal edelim.
Böyle burnunu biraz sağa çevirse uçak Hatay'a gider.
Biraz sola çevirse Artvin'e gider.
Hatay ile Artvin arasında büyük bir mesafe vardır.
Ama uçak seçim yaparken sadece birkaç derece sola veya sağa dönmüştür.
O küçük bir fark...
Oradaki bir seçim uzun vadede büyük farklılık yaratır.
Bugünün büyük sonuçları dünün o küçük seçimlerinin birleşip büyümesiyle oluştu.
İşte biz bu dört soruyla o seçimleri güncelliyoruz.
O yüzden lütfen bu sorulara dikkate alalım.
Bölümü bitirirken size bir teklifim var sevgili dostlar.
Hemen şimdi siz de küçük bir liste yapın.
Mükemmel olmak zorunda değil.
4-4 diye gerek yok. Her soruya bir madde yazsak bile yeterli.
Belki ihtiyacımız olan şey yepyeni bir hayat değildir.
Sadece küçük bir güncelleme yapmaktır.
Şöyle bir saatimizi kendimize bu listeye verelim.
Yönümüzü, yerimizi, gidişatımızı bir güncelleyelim.
Yeni yıla, yaş gününe, yeni aya gerek yok.
Hemen şimdi ilk fırsatta, ilk molada kendimize böyle bir zaman ayıralım isterim.
Çok güzel olur. Eğer bu bölüm size iyi geldiyse, faydalı bulduysanız lütfen sevdiklerinizle paylaşın ki bu da benim için çok büyük bir destek ve motivasyon demektir.
Ben Saati, burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
