
Lüks her zaman gösterişli değildir. Bazen huzurlu bir sabah, güvenle eve dönmek ya da sevdiklerimizin iyi olduğunu bilmek en büyük zenginliktir. Bu bölümde, fark etmeden sahip olduğumuz ama hayatımızı değerli kılan sessiz lüksleri konuşuyoruz.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne, hoş geldiniz.
Ben Elif. Bu bölümde hayatımızdaki sessiz lüksler üzerine konuşalım istiyorum arkadaşlar.
Şöyle bir baktığımızda yaşantımıza gerçekten de o kadar çok şükredilecek şeye sahibiz ki.
Ama biz bunların farkında değiliz ya da çoğu zaman unutuyoruz diyebilirim.
Ne zamanki biz bunları kaybettik ya da zıttıyla sınandık, zıttını yaşamak zorunda kaldık o zaman anlıyoruz.
Ya benim hayatımda gerçekten de böyle kıymetli bir şey varmış, bu benim için bir lüksmüş ama kıymetini anlayamamışım diyoruz.
Bu konuyu niye seçtim? Bir bölüm öncesinde oversharing yani her şeyi aşırı paylaşmak üzerine konuşmuştuk.
Sosyal medyada görünür olmak, göstermek biliyorsunuz artık çok fazla yaygın ve biz de bu gösteriyi izliyoruz, gösterilen şeyleri izliyoruz, insanların hayatlarını izliyoruz ve izlediğimiz
insanlar, takip ettiğimiz insanlar elbette ki lüks yaşıyor.
Ya da bizim o an sahip olmadığımız şeyleri yaşıyor.
Sahip olmak istediğimiz bir hayatı da yaşıyor olabilir.
Ve bu bizde bir kıyaslama yaratıyor.
Kafamızda kıyaslıyoruz.
Özellikle bu kişiler bizim akranımızsa daha çok batıyor bizim gözümüze.
Ve şöyle bir algı yaratıyor.
Şöyle bir duygu yaratıyor bizi.
Yoksunluk. Bizde yok algısı.
Bende yok. Onların yaşadığı o huzur bende yok.
O zenginlik bende yok.
Hayır işte biz yanlış yerden bakıyoruz.
E tabii ki her şeye sahip olamazsın.
Öyle bir realitede yok yani.
Onun yaşadığı hayatı zaten sen de yaşamıyorsun.
Zaten ben de yaşamıyorum.
Ama biz yoksul değiliz aslında.
Bu maddi durumdan bağımsız olarak anlattığım bir şey arkadaşlar.
Herkesin gelir seviyesi farklı.
Ondan bahsetmiyorum. Hayatımızda gerçekten hani lüks diyebileceğimiz çok fazla şey var.
Gerçekten zenginim diyebileceğimiz çok fazla şey var.
Şimdi ben kendi hayatımdaki o sessiz lükslerden bahsedeyim.
Zaten ben anlatırken sizin de aklınıza gelecektir.
Ve mutlaka yorumlarda da paylaşmanızı isterim.
Neleri fark ettiniz? Benimle mutlaka paylaşın isterim.
Sosyal medya üzerinden.
Mesela şu anda ben sabah kahvemi içiyorum.
Kahveyi çok severim. Yani günde birkaç tane de içiyorum.
Benim için iyi bir kahve. Evimde bir kahve makinemin olması.
Yani çok lüks olmasına gerek yok.
Ama düzgün çalışan bir makinemin olması.
Güzel bir sevdiğim bir aromaya sahip olan bir kahvenin olması.
Sabahları sakince kalkıp işte kahvemi yapıp.
Bir ritüel gibi camın kenarına oturup o gün doğumunu izlemek.
Eğer işte işe okula erkenden gitmem gerekmiyorsa ki en sevdiğim erkenden gitmeyi hiç sevmiyorum.
Şöyle bir iki saat bana kaldıysa.
Alıyorsam not defterimi elime yazıyorsam ya da böyle bir 3-5 sayfa kitabımı okuyabiliyorsam bunlar beni o kadar mutlu ediyor ki yani o sakin yavaş sabahlar rutin sıradan
basit şeyler ama Benim günümde hayatımda fark yaratıyor.
Böyle uyandığımda sabahlarım günün devamı çok daha güzel geçiyor.
Hele biraz daha vaktim varsa birazcık egzersiz yapabiliyorsam.
Yani kendimi ayırabildiğim zamanlarım varsa gün içinde, hafta içinde, ay içinde bu benim için çok büyük bir lüks.
Şu anda yani çok şükür ki sakin, sessiz bir evde yaşıyorum.
Bunu da tabii ben...
Yani yarattım. Ben uğraştım bunun için.
Orası ayrı ama evime gelen herkese şey der.
Ya çok huzurlu bir evim var.
Çok sükunet veriyor bana diyorlar.
Gerçekten de ben onu sağlayabilmişim ki karşıya geçiyor.
Yani böyle bir eve sahip olmak.
Rahat bir koltuk. Sabiha kedim şu an yanımda yatıyor.
Ben bölümü çekerken. Bunlar benim için çok kıymetli.
Bunlar benim günlük modumu çok etkiliyor.
Evde mesela güzel bir ev yemeği varsa.
Çünkü ben çok çalıştığım için yemek falan her zaman yapamıyorum.
Evde böyle güzel bir yemeğin...
Temiz çamaşırlar, o akşam öyle temiz bir çarşaf üzerine yatmak.
Ne bileyim bunlar bence çok güzel şeyler.
Farkında olmadığımız ama bize mutluluk veren şeyler.
İlla hani lüks deyince parayla satın almamız gerekmiyor bazı şeylere.
Hani o sabahları bir saati kendimize ayırabilmek.
Bunu anneler daha iyi anlıyordur zaten.
Mesela çayı ve kahveyi soğutarak içiyorlar.
Çocuklarının peşinde işte koşturdukları için haklı olarak yemekleri yarım yamalak yiyorlar.
Güzel bir öğün, sakin, lezzetli bir yemek yemek.
Bunlar gerçekten de fark etmediğimiz ama çok güzel lüksler.
Sevdiklerimizle hafta sonu kahvaltısı insana çok keyif veren bir şey.
Sevdiğin insanlarla şen şakrak bir şekilde bir masada oturmak, saatlerce sohbet edebilmek.
Ben sabah insanıyım o yüzden sabah saatlerini çok romantize ediyorum ama bazıları akşam insanı, gece insanı oluyor.
Gece mesela herkes yattığında el ayak çekildiğinde kendine ritüeller oluşturabiliyor.
İşte film izleyebiliyor, o sakinlikte ne bileyim yazısını yazabiliyor, kitabını okuyabiliyor.
Bunun dışında tabii ki başka şeyler de var arkadaşlar.
Mesela ulaşılmaz olmak bir lüks.
Sürekli telefonun açık olma zorunluluğu olmadan, telefonu kapatıp uyuyabilmek, saat kurmadan uyanabilmek.
Ben saati çok nadir kurmam yani.
Maalesef ki saatte yaşıyorum.
Belli saatlerde uyanmam gerekiyor.
Ama hafta sonu bir gün, iki gün falan hani eğer yapılacak bir işim yoksa, bölümlerim hazırsa, başka bir koşuşturmam yoksa o zaman telefonu falan kapatıp istediğim kadar uyumak ya da o kendi bedenimin istediği
saatte uyanmak. Bunlar hep lüks aslında bizim için.
Çok yoğun çalışan insanlar benim bu verdiğim örnekler hani onlar için çok anlamlı olacaktır.
Çok yoğun çalışan insanlar için.
Bunun yanı sıra ne olabilir?
Az önce söylediğim gibi yavaşlamak, koşuşturmadan yaşamak hayatı.
Zaten bir bölüm öncesinde şeyden bahsetmiştim.
Mahremiyet, her şeyi göstermek zorunda olmamak, her şeyi açıklamak zorunda olmamak.
Biraz daha düşünürsek sağlıklı olmamız elbette ki en büyük lüksümüz.
Birçok şeyi bedenimizle yapıyoruz.
Ağrısız. Mesela migren ağrısı yaşayan arkadaşım için hani migrensiz günler o kadar lüks ki çünkü onun midesine vuruyor işte başı çok ağrıyor karnı ağrıyor o günü felç
oluyor kızın bir arkadaşım öyle çünkü ve ödü kopuyor migren ağrısı yaşayacağım diye.
Maalesef haftada bir gün denk geliyor yani ona da ya da ayda belli günlerde.
Bunun olmaması işte o sağlıkla geçen günlerimiz gerçekten de bizim için birer lüks.
Sevdiklerimizin sağlıklı olması.
Bunları böyle hani çok sıradan bir şey gibi düşünüyoruz ama hayır öyle değil.
Özel günlerde o masada tek başına oturduğunuzda, bayram sabahı kalktığınızda kahvaltıyı tek başınıza yaptığınızda anlıyorsunuz çünkü.
Sevdikleriniz yanınızda olmadığında, sevdikleriniz yanındayken gerçekten çok büyük bir lüks yaşadığınızı fark ediyorsunuz.
Mesela ulaşılmaz olmak, ulaşılabilirlik üzerine de konuşabiliriz.
Böyle bir hayatımız varsa, insanların her aradığına cevap vermek zorunda değilsek ya da sınırlarımızı biraz koruyabiliyorsak, bunlar da bizim için lüks diyebiliriz.
Şey de olabilir aslında, kendimizdeki farkında olmadığımız iyi yönlerimiz, güçlü yönlerimiz de olabilir.
Mesela ben bir işe çok kolay başlarım, istikrarı sağlarım ama bunu...
Çoğu insan yapamaz. Ya da çoğu insanın yapabildiği bir şeyi ben yapamam.
Bu istikrarı sağlayabilmek, yeni bir şeye başlayabilmek aslında pek çok kişi için lüks dışarıdan baktığımızda.
Çünkü o onu yapamıyor, o onda zorlanıyor.
Belki gidiyor danışmanlık alıyor yani.
O ataletten kurtulamıyor bir türlü.
Bunun yanı sıra mesela ilişkilerimizde tetiklenmediğimiz, anlaşıldığımız, böyle akıp giden, güzel bir dengede yaşayabildiğimiz.
Sevgi dilimizin farkında olduğumuz, birbirimizin sevgi dilini anlayabildiğimiz, dramasız, birazcık krizsiz de diyebilirim.
Güzel ilişkiler, arkadaşlık olur, romantik ilişkiler olabilir.
Birbiriyle iyi anlaşan kardeşler, aile üyeleri.
Çünkü çoğu ailede huzur yok.
İnsanlar evlerine bile gitmek istemiyorlar.
Hani aile üyeleriyle bir noktada yolunu ayıramıyorsun.
Yaşamı farklı çünkü. O evdeki huzur bile o kadar önemli ki, o kadar bir önemli bir lüks ki.
Mesela kardeşlerin birbiriyle çok iyi anlaşması gerçekten bir lüks.
Bunu yaşamayanlar anlıyor ama.
Bunu yaşamayanlar onun bir lüksü olduğunu anlıyor.
Çünkü kardeş bir taraftan arkadaş da demek.
Ya da anlaşamıyorsan o huzursuz ortamın çok fazla olması demek hayatında.
Sonra şu an kedim Sabiha yanımda uyuyor.
Onun varlığı benim için bir lüks.
Onunla yaşamak benim için bir lüks.
6 yıldır hayatımda pek çok güzel şeye o da şahitlik ediyor benimle beraber.
Üzgün olduğumda, yalnız hissettiğimde ona sarılmak gerçekten de bana çok iyi geliyor duygusal olarak.
Ben şimdi arkadaşlarıma sordum, sizin hayatınızdaki sessiz lüksler nelerdir diye.
Saydılar, sağlıklı bir bedene sahip olmak, günde bir saat kendimi ayırıp işte site içinde bir yürüyüş yapmak, kulaklığımı takıp kimseyle konuşmadan ya da çocuk sahibi olan arkadaşlarıma sorduğumda onlar
da kimsenin olmadığı sessiz, sakin işte yarım saat, bir saat kendime zaman ayırabilmem, dışarıda ayın ya da haftanın belli günleri, kendi başıma date'e çıkmak, randevuya çıkmak,
Belki sahilde güzel bir yürüyüş.
Ben bazen yapıyorum, alıyorum işte kitabımı, çayımı.
Hem yürüyüş yapıyorum hem de orada işte oturuyorum, biraz kitap okuyorum.
Bu aslında o kadar büyük bir lüks ki.
Mesela sahile yakın oturuyorum burada.
Pek çok arkadaşım sahile yakın oturuyor.
Ama gidip benim yaptığım şeyi yapmıyor.
Ya ne güzel yapıyorsun. Keşke biz de gitsek.
Keşke biz de yürüsek. Ya bu lüks aslında burada yaşayan herkese ait bir şey.
Yani sen de gidip bunu yapabilirsin.
Eskiden doğuda yaşarken görev icabı derdim ki ya şurada bir deniz olsa.
Sulak yerlerde yetiştiğim için benim için su çok önemli.
İster istemez gözüm arıyor yani.
İstanbul'da o yüzden seviyorum denizi olduğu için.
Hep şey derdim. Şurada bir deniz olsa, şurada bir nehir olsa.
Ve gerçekten de orada küçük bir nehir vardı yaşadığım yerde.
Gidip gidip onu izliyordum yani.
Demek ki öyle bir ihtiyacım vardı.
Öğrenciyken de Eskişehir'de Porsuk Nehri'nin etrafında çok gezerdim.
Şimdi İstanbul'a geldiğimde direkt haftanın belli günleri deniz kenarına gitmeye başladım.
O ilk geldiğim zamanlar.
Şu anda hani böyle bir şehirde yaşamak ki denize yakın olmak bedava.
Hani orada zaman geçirebilmek.
Gerçekten bunlar aslında şöyle bir baktığımızda lüks dediğimiz şeyler arkadaşlar.
Sizin hayatınızda konfor dediği gerçekten de bu benim için lüks dediği şeyler neler?
Benim aklıma hani bunlar geliyor.
Belki hani size basit gelebilir, sıradan gelebilir ama insana huzur veren şeyler.
Aslında bence lüks dediğimiz şeyler insana huzur veren, içini besleyen.
Mesela insanın kendisiyle...
İlişkisinin yolunda olması da bir lükstür.
Bakın kendisini dövmeyen, kavga etmeyen, kendisini azarlamayan, kendiyle böyle bir ilişki bu şekilde iyi bir ilişki kurabilen insanlar da aslında çok büyük bir lükse sahip.
Çünkü bakıyorum etrafıma kendine küfrediyor ya insanlar, kendine küfrediyor, aptal diyor kendine, aşağılıyor.
Ya abartmıyorum bunları görüyorum ben.
Kendine acımasız olan insanlar da var.
O insan...
Nerede acaba şükredilecek bir şey bulacak?
Kendiyle kavgası olan insan hayatına şöyle bir bakabilir mi?
Hayattaki güzellikleri görebilir mi?
Ancak yani kıskançlıkla bakabilir etrafa.
Ama kendiyle ilişkisi iyi olan insan dışarıyı kıskanmaz, imrenir.
Bir noktada imreniriz yani o kadar da olur insanın sonuçta ama kıskanmak bizde daha böyle yorucu şeylere sebep olabiliyor.
Kendimizi dövmemize sebep olabiliyor.
Bende yok onda var kaygısıyla aşırı performansa da yüklenebiliyoruz.
Yani bazen kendimizden bile çıkıyoruz karakterimizden bile çıkıyoruz.
İnsan ilişkilerinin iyi olması da keza az önce söylediğim gibi bunlar da gerçek lüks.
Peki sizin görünmeyen bence zaten gerçek lüks.
Görünmez, gösterilmez, gerçek zenginlik, göze sokulmayan şeylerdir, görünmeyen şeylerdir.
Sizin gerçek lüksleriniz neler?
Benim aklıma bunlar geldi kendi hayatımda.
Tabii ki parayla ölçebileceğimiz lüksler de var.
Mesela seyahat edebilmek. Benim sayfamda zaten izleyenler bilir.
Hep beraber Barcelona'ya gezmiştik dört gün.
Yani hikayemden de takip edenler demişti ya sayende biz de görüyoruz.
Bizim için de çok keyifli oluyor.
Ya da hani o destek mesajlarını okuduğum zaman ben de çok mutlu oluyorum.
Yani yılda bir sefer ya da işte...
İki senede, üç senede bir sefer.
Kendi paranla belki yurt dışına gidebilmek, belki gitmek istediğin bir ile gidebilmek.
Ülke içinde de hani beğendin, sevdiğin bir noktayı görebilmek de bir lüks tabii ki.
Ben daha çok hani maddiyatla satın alamadığımız, çok fazla satın alamadığımız, kendi kendimize pek de göze görünmeyen ama...
Gerçekten de varlığının bir ağırlığı olan, hayatımızı besleyen, güzelleştiren şeylerden bahsetmek istedim ama sizin aklınıza başka şeyler de gelebilir.
Dediğim gibi bu bölüm sonunda mutlaka onları da benimle paylaşmanızı isterim.
Sizin de fikirlerinizi merak ediyorum.
Bu kadar her şeyin göründüğü, göze sokulduğu bir dünyada sizin şükrettiğiniz şeyler neler?
insanlarla paylaşma ihtiyacı hissetmediğiniz, varlığıyla yetindiğiniz, biraz da aslında bu şükretmek, hayatımızdaki o lükslerin, lüks dediğimiz şeylerin farkına varmak bizde biraz yetinme duygusu da veriyor.
Bende var duygusu, bende bu hayatı yaşıyorum, iyi yaşıyorum duygusu yaratıyor.
Bence biraz buraya da odaklanmak gerekiyor.
Yani modern dünyanın bizi yoldan çıkarmaması için.
Bazı değerlerimizi istikrarlı bir şekilde devam ettirebilmemiz için, değerler çok önemli çünkü, bizi yoldan çıkarıp da saçma sapan şeylere çarpıp tökezlememek için hayatta, şöyle söyleyeyim, bizim de
sahip olduğumuz şeyleri farkında olmamız gerekiyor.
Çünkü dediğim gibi o yoksunluk duygusu kıskançlığa sebep oluyor.
O kıskançlık bizim değerlerimizle çatışmamıza sebep oluyor.
Bu hani şey etkisi artık, domino etkisi, başka şeylere de sebep oluyor.
Ve yoldan da çıkabiliyoruz.
Kafaca hiçbir şey yapmasak bile duygu olarak, mod olarak da hani yoldan çıkıyoruz.
O yüzden bence ara ara güncelleme yapmak.
Şöyle bir etrafımıza hani o gözlüğü, merceği ya da odağı hep böyle dışarı değil de biraz bir evin etrafına çevirip kendi hayatına bir bakmak.
Ne var? Yolunda giden ne var?
Güzel giden ne var? İyi giden ne var?
Onların biraz çeterisini tutmak bence...
her şeyden ve herkesten önce bize iyi gelecek diye düşünüyorum.
Ben Saati'ni belki böyle değerlendirebilirsiniz.
Bir 10 dakika, bir 15 dakika kahvenizi içerken beni de anarak, Ben Saati'ni de anarak şöyle bir kendinize istişare yapın, muhasebe yapın isterim.
Bu bölüm anlatacaklarım bu kadar.
Sizin de dediğim gibi yorumlarınızı bekliyorum.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
