
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
TikTok’ta popüler olan “Save the day” trendi bize küçük bir şeyi hatırlatıyor: Bazen günü kurtarmak, bir nefes almak kadar basit. Ama ya daha fazlası mümkünse?
Bu bölümde, günü sadece “kurtarmak” yerine nasıl “genişletebileceğimizi” konuşuyoruz. Kemal Sayar’ın “Yavaşla” kitabından ilhamla, hayatı yavaşlatmanın, anlamı derinleştirmenin ve kendi iç ritmimizi yeniden bulmanın yollarını ele alıyoruz.
Belki de bazen mesele günü kurtarmak değil…
Onun içine gerçekten sığabilmek.
Transkript
Herkese merhaba, ben Zahattin'e.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bugün size TikTok'ta sıkça karşıma çıkan bir trendden bahsetmek istiyorum.
Save the day. Aslında basit ama etkili bir fikir üzerine kurulu.
Gün içinde yaşadığımız yoğunluk, stres ya da moral bozukluklarında küçük bir eylemle günü kurtarmak.
Zaten çevirisi de böyle.
Peki nasıl işliyor?
Her gün o günün akışında bize iyi gelecek, bizi yeniden toparlayacak ya da moral verecek küçük bir şey yapıyoruz.
Büyük olması gerekmiyor.
5-10 dakikalık bir yürüyüş, sevdiğimiz kitabın birkaç sayfasını okumak ya da bir dostla telefonda konuşmak.
Hepsi olur. Amaç ne?
Günün karmaşası içinde kendimize bir duraklama noktası yaratmak.
Zihnimizi sıfırlamak, öz bakım ve farkındalık pratiğini gündelik yaşama katmak diyebiliriz.
Kısacık da olsa ben de varım hissini hatırlamak.
Aslında bu bana çok tanıdık geldi.
Çünkü ben saati dediğimiz şey de tam olarak bu.
Belki popüler adını bulamamıştık ama trendin özü bizim yıllardır konuştuğumuz şey.
Kendine vakit ayırmak.
Şimdi gelin biraz daha derine inelim.
Save the day ifadesi İngilizce'de günü kurtarmak demek.
Ama az önce bahsettiğim anlamda kendine zaman ayırmak anlamında değil.
Bu çeviri biraz farklı.
Asıl çevirisi şöyle.
İşler kötüye gidiyorken bir çözüm bulmak.
Herkese rahat bir nefes aldırmak.
Gerçekten o günü kurtarmak.
Mesela arkadaşınız bir sorun yaşıyor ve siz ona çözüm buluyorsunuz.
Yolda şarjınız bitiyor, arkadaşınız powerbank'i uzatıyor ve diyorsunuz ki işte bu iki durumda da ya çok sağ ol hayatımı kurtardın falan diyoruz.
Bir maçta son dakika golü atan futbolcu için de günü kurtardın, maçı kurtardın diyoruz.
Ya da süper kahraman tam zamanda gelip kötü karakteri durdurduğunda da aynı ifadeyi kullanıyoruz.
Yani asıl çevirisi bu. Günü kurtarmak az önce bahsettiğim anlamda değil.
Buradaki mesele günü toparlamak, batmak üzere olan o anı kurtarmak.
Ama ben bugün size başka bir şeyden söz etmek istiyorum.
Evet bu trendten yola çıktık.
Ben saatini vurguladık ama...
Günü kurtarmak değil de günü genişletmek üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.
Eylül ayında Ben Saati aboneleriyle birlikte Kemal Sayar'ın Yavaşta kitabını okuduk, üzerine konuştuk, değerlendirdik.
Orada dikkatimi çeken bir bölüm vardı.
Kemal Sayar hayatı daha sakin ve anlamlı yaşamak için 21 tane kısacık maddeden oluşan bir reçete paylaşıyor kitabında.
Ve o maddelere baktığımda şunu düşündüm.
Ya bazen günü kurtarmak yetmez.
Çünkü günü kurtarmak anlık, geçici.
Ama günü genişletmek, anı genişletmek, hayatı genişletmek bu yaşamı daha derin ve daha zengin kılar.
Daha önce Doğan Cüceloğlu'na göre anlamlı bir yaşam nasıl olur?
Bunu konuşmuştuk ve çok beğenilmişti o bölüm.
Şimdi de Kemal Sayar'ın perspektifinden günü ya da hayatı sadece kurtarmayı değil, genişletmeyi, anlamlandırmayı ve derinleştirmeyi konuşalım istiyorum.
Onun sözlerinden bu 21 maddelik reçeteyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Hayatı daha sakin ve anlamlı yaşayabilmek için bir reçete paylaşmak istiyorum.
Bugünlerde böyle formüller pek revaçta, basit olmasına basit ama belki de hakikat basit ve sade olur.
İlk maddemiz şu.
Sessiz ol, zihninde bir fırsat ver, içini genişlet.
2. Bilinçli bir şekilde nefes al ve ver.
Aldığın her nefesin farkında ol.
Anı genişlet. 3.
Tefekkür etmek için vakit ayır.
Vakti olgunlaştır.
4. Tek başına sakin zaman geçir.
Zamanı genişlet.
5. Düşünce ve fikirlerini bir köşeye yaz.
Zihnini genişlet.
Günlük tutmaktan bahsetmiştim ya size.
İşte tam olarak ben de bunu uyguluyorum.
Altı, çiz, resim yap veya elinle bir şeyler inşa et.
Yedi, şarkı söyle, dua oku, zikret, ruhunu genişlet.
Zaten Yavaşla kitabında bundan çok fazla bahsediyor, ruhu beslemek.
Ruhu beslemek için yavaşlamak, ara ara durmak, kendin için bir şeyler yapmaktan çok bahsediyordu.
Sekizinci madde, her yere yürü.
Yürüyebildiğin kadar yürü.
Yürüyerek gidebileceğin her yere yürüyerek git.
Ufkunu genişlet.
Dokuz, kendi mahallini yürüyerek tanı.
Evinin etrafındaki insanları, dükkanları, zenginliği fark et.
İçini genişlet.
On, bir yabancıya gülümse.
Bu sana hiçbir şeye mal olmaz ama gününü daha güzel geçirmeni sağlar.
On bir. Başkalarıyla konuşmak için bir fırsat yarat.
Çevreni genişlet.
12. Yanından geçip hiç uğramadığın bir parka veya bir mabede git.
Orada ruhunu dinlendir.
Bir mezarlığa git.
Evvel gidenlere selam ver.
Onlarla konuş. Kendini doğaya bırak.
Tabiatta bir yürüyüş yap.
Yaprakları eline al.
Toprağa okşa. Bir ağacı sev.
O ağacı yeşerteni sev.
14. Süpermarketteki metal arabayı sürmek yerine yerel üreticilerin pazarına git ve gıdanı onlardan temin etmeye çalış.
Hoş beş et, onların hikayelerine misafir ol.
Yediğin her gıdanın hikayesini merak et.
Nereden geldiğini, kim tarafından üretildiğini, hangi emeklerle sana ulaştığını öğren.
Giydiğin şey nerede üretiliyor?
Bu üretim safhasında çocuk işçi çalıştırılıyor mu?
Emek sömürüsü yapılıyor mu?
Bunlara dikkat et. Bilinci genişlet.
17. Bir şeyi tohumdan başlayarak büyüt.
Bir tohum ekmek ve onun daimi bir ihtimam ve beslenme ile büyüdüğünü izlemek.
Daha yavaş, daha bağlı ve sahici bir hayat yaşamanın mükemmel bir analojisidir.
Sabrını genişlet.
18. İnfak et.
Yoksulları ara, yardım et.
Onların sevgisiyle kalbini büyüt.
Ülkeni genişlet. 19.
Öte diyarlarda zulüm görenler için dua et.
Eylemde bulun.
Yüreklerinde acılarını hisset.
Dünyanı genişlet.
Çayır çimene uzan göğe bak.
Kalbini genişlet.
Son olarak da yarinin evladının gözlerinin içine bak.
Sevgini genişlet.
Şimdi o tedirgin bakışlarını yerden kaldır ve kendine iyice bir bak.
Hayatı genişlet.
Ben Zati, burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
