
Gerçekten Aç Mısın? Duygularımızın Yeme Üzerine Etkisi
7 Ekim 2024 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde zamanlı zamansız sürekli atıştırmamıza, diyeti bozmamıza sebep olan ve çoğumuzun henüz farkında olmadığı ‘Duygusal Yeme” eğilimi üzerine konuşuyoruz. Karnımız aç değilken bile bizi yemeğe iten duygularımızın ve duygusal açlığımızın ne kadar farkındayız? “Duygusal Yeme” alışkanlığını nasıl değiştirebiliriz? Tüm bu soruların cevaplarını gelin birlikte düşünelim.
---
https://hiwell.app/-e-k-bensaati
İndirim kodu: bensaati50
(Bu kodla birlikte ilk seansta %50 indirimden faydalanabilirsiniz.)
---
Instagram:
https://www.instagram.com/ben_saati/
---
Bu bölüm "Hiwell" hakkında reklam içerir.
Transkript
Şu an gecenin bir yarısı ve ben kendimi yine buzdolabının önünde buldum.
Halbuki defalarca karar almıştım geceleri yemeyeceğim diye ama moralim bozuk, kaygılıyım ve bir şeyler yemeliyim.
Dolap boş, kendimi bildiğim için fazla yiyecek koymuyorum tabii.
Atıştırmalıklarım da bitmiş hay Allah.
Ama bu şekilde de uyuyamam ki.
Hemen sipariş vermeliyim.
Aç mıyım bilmiyorum ama yersem daha iyi hissedeceğim.
Yemesem mi? Sabaha kadar sabredebilir miyim?
Bir şey olmaz ya bir akşamdan.
Yarın dengelerim. Herkese
merhaba. Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz. Ben Elif.
Az önce hepimizin aşina olduğu o iç konuşmayı dinlediniz.
Çoğumuz neredeyse her gün kendimizle bu tarz konuşmalar yapıyoruz.
Özellikle stresliyken ve mutsuz hissettiğimizde bir şeylere birilerine kızgınsak bu konuşmaların sesi daha yüksek çıkıyor.
Ve çoğu zaman o ses istediğini yaptırıyor.
Yani canın ne isterse onu yiyoruz.
Peki öyle anlarda canımız ne yemek ister?
Sizlere sorayım.
Çikolata yani tatlı türleri mi gözünüzün önüne gelir?
Yoksa pizza, makarna gibi hamur işleri mi sizi kandırır?
Cips gördüğümüzde çok zor hayır deriz değil mi?
Hani filmlerde bazı klasik sahneler vardır.
Sevgilinden ayrılırsın ve hemen bir battaniyenin altına girip...
Elinde boş nutella kavanozu ve dondurmayla televizyonun karşısında pineklersin.
Fransız izinde görüyordum ben bu sahneyi.
Rachel duygusal dönemlerinde hemen bir şeyler yemeye başlar, kendini böyle rahatlatmaya çalışırdı.
Sizi bilmem ama benim bu açıdan Rachel'dan pek farkım yok açıkçası.
Yoğun bir iş günü sonunda ve canım da sıkkınsa eve gelir gelmez hemen iyi bir akşam yemeği hazırlarım.
Aç olduğum için de yemek yerim tabii ama bence benim o öğüne yüklediğim anlam sadece karnımı doyurmak değil maalesef.
Yemek iyi olsun ve bundan keyif alayım.
Üzerine tatlı da ekleyeyim derken artık bu yemek ritüelleşiyor.
Belli ki yemekle duygusal bir bağ kurmuşum.
Farkındaysanız ilk başta sorum şöyle değildi.
Acıktığınızda ne yersiniz?
Çoğu zaman aç değilken de bir şeyler yeme eğilimindeyiz.
Bazen keyfi oluyor bu.
Filmi kuru kuru izlemek hoşumuza gitmiyor.
Atıştırmalık alıyoruz yanına.
Bence bunda sıkıntı yok.
Ama aç olup olmadığımızın farkında bile değilken yani orasını sorgulamadan modumuz düşükse bizi sıkıştıran olaylar sorunlar yaşamışsak Oturup makarna pizza yemek bir
de üstüne profiterol ve çay şahane olmuyor mu?
Evet bence de şahane oluyor.
Test edildi defalarca.
Ancak bu has halimiz 15 dakika falan sürüyor.
Sonra da neden yedim diye pişman oluyoruz.
Pişman değilsek daha fena tabii.
Öte yandan morali bozukken tek lokma yiyemeyenler de var elbette.
İştaha kesilip ne yese tat alamayanlar.
Bu bende işler iyice kötüye gittiği zaman oluyor ya sarpa sardığında.
Kriz büyükse yani. Burada fark etmemiz ve sorgulamamız gereken iki nokta var.
Aç değilken yemek yiyoruz.
Bu normal mi? İkincisi de madem duygusal olarak iyi hissetmiyorken tıkınırcasına yiyoruz.
Acaba burada duygularımız yemek vasıtasıyla bizimle iletişime geçmeye çalışıyor olabilir mi?
Uyan artık iyi değilsin.
Bu halinin çaresine bak diyor da biz mi anlamıyoruz acaba?
Ayşegül Çoruhlu'yu bilenler vardır.
Kendisi diyor ya hani yemek yemek bana göre alt sınıfların işi.
Gelecekte böyle bir eylem olmayacak.
İki hap YouTube doyacağız.
Bilim kurgu filmlerindeki gibi yani.
Bence zamandan çok kazanırız ve enerjiden de ama ondan önce yani uzun ve sağlıklı yaşam için bu duygusal yemenin de icabına bakmak lazım.
Duygusal yeme diyorum.
Bölümün başından beri bahsettiğim hal duygusal yeme hali.
Nedir peki duygusal yeme?
Kişinin stres, üzüntü, yalnızlık, can sıkıntısı gibi zor anlarda açlık hissi olmadan yemek yeme eğiliminde olmasıdır.
Bu durum genellikle stresli veya olumsuz duygularla başa çıkmak için bir nevi kaçış yöntemi olarak kullanılır.
Bazı insanlar uykuya verir ya kendini, onun gibi biz de yemeğe veriyoruz kendimize.
Ama bunun fiziksel açlıkla karıştırılmaması gerekiyor ve bu hal daha çok şekerli, yağlı veya karbonhidratlı yiyeceklere yönelme, aniden yeme isteği ve yemek sonrası suçluluk gibi belirtilerle
kendini gösteriyor.
Yemek bize dopamin sağlıyor hele ki şeker varsa yediklerimizde.
Biz aslında iyi hissetmek için yiyoruz, rahatlamak için, duygusal doygunluk için yiyoruz.
Fakat... Hepimizin çoğu zaman hissettiği ortak bir duygu var az önce de söylediğim gibi.
Pişmanlık. Bu pişmanlık hissi bazen bizi daha çok yedirir, bazen de daha fazla aç bırakır.
Saçma sapan bir döngü haline gider.
Eğer hızlı bir metabolizmamız varsa nasılsa yediğim kilo olmuyor deyip o yemeler devam eder.
Ve bu yeme hali kötü bir alışkanlığa dönüşür.
Üstelik bu alışkanlık bazen aileden de gelebiliyor.
Açken ben ben değilim lafı var ya duygusal olarak açken de biz biz değiliz.
Bunun bize uzun vadede çok zararı var maalesef.
Bedensel ve ruhsal dengeyi elbette ki olumsuz etkileyecektir ilerleyen süreçte.
Hatta bu dengeyi ciddi anlamda bozacaktır.
Zayıf olabilirsiniz ama kolesterol veya şeker hastası da olabilirsiniz.
Sırf bu yeme dürtüsü yüzünden.
Şimdi bazıları şey diyebilir, ya boğazınızı tutamıyorsunuz, iradeniz zayıf, ondan sonra da nimete laf ediyorsunuz diye.
İrade konusu benim çok önemsediğim ve eğitimlerde sıklıkla vurguladığım bir şey.
Ama burada yani duygusal açlıkta irade göstermek bir yere kadar işe yarar.
Yine kaçaklar olacaktır, atıştırmalar, tıkınırcasına yemeler bunlar olacaktır.
Bence burada altta yatan mesele başa çıkamadığımız duyguların farkında olmamamız.
Duygu yönetimi yani.
Duygusal olarak doygun olan birisi zaten fazla bir irade göstermeden yeme içmesini düzenleyecektir.
İnsan gerçekten huzurluyken tıkınırcasına yemiyor.
Tatlı da yese dozunda bırakabiliyor.
Obezitenin ve şeker hastalığının altında duygusal yemenin de payı var.
Ve bedenleriyle barışamıyor birçok insan.
Yemeye dur diyemiyor. Bu sadece iradesizlikten değil maalesef.
Ben de aralıklı oruç meselesinde oldukça zorlanıyorum.
Kimileri tek öğün yer, başka aramaz.
Ama ben tek öğünle duramıyorum.
Mesele diyet değil, yemeğe yüklediğimiz anlam.
Ve duygu durumumuzu dikkate almadan kendimize çok ağır diyetler uygulayabiliyoruz.
Ama bu sürdürülebilir olmuyor maalesef.
Kilo versek de çok çabuk eskiye dönebiliyoruz ve bu sefer de suçluluk duygusu bizi mahvediyor.
Peki ne yapacağız? İlk olarak duygusal yemenin altındaki asıl sebebi iyi tespit etmemiz gerekiyor.
Herkesin farkıdır çünkü. Sadece iyi hissetmek dersek çok genel kalır.
Tricia Nelson isimli bir kadın var yazar.
Yıllarca obezite ile mücadele etmiş bu kadın.
Ve sonunda duygusal yeme olayını çözmüş.
Açlığını iyileştir diye de bir kitap yazmış.
Orada şöyle söylüyor.
Duygusal yemede şu üç duygu baskındır.
Ya ağrı kesici görevini görmesi için yersiniz.
Ya bir şeylerden kaçmak ve iyi hissetmek için yersiniz ya da suçluluk duygusuyla cezalandırmak için yersiniz.
İtiraf edeyim ben çok fazla stres altındayken baş ağrısı yaşıyorum ve gerçekten de bir şeyler yemek istiyorum.
Sizin yeme dürtünüz hangisi?
Burayı tespit edince ona göre daha gerçekçi bir çözüm yolu bulmak bence daha mantıklı.
Belki bu durum sürekli olmuyordur, geçici bir süre bunu yaşıyorsunuzdur, belki yaz dönemindesinizdir, önemli bir sınava hazırlık yapıyorsunuzdur, belki depresyondasınızdır ve yemek yeme şekliniz bunun bir sonucu
oluyor. Sizi buna iten şey ne, sebep ne?
Burayı tespit etmemiz lazım.
Stres altındayken vücut yine kendini savunmak için yiyor aslında.
Bazı insanlar neden çok kilolu?
Çünkü kilonun kendisini koruduğunu düşünüyor bilinçaltında.
Kortizol ve iştah arasında da bir bağlantı var.
Stres fazlaysa bu iştahı etkiler.
Evet ilk önce yemenin altındaki duyguya odaklandık.
Onu tespit ettik.
İkinci olarak da stres yaratan şeyleri mümkünse azaltacağız.
Burada kendimden de örnek vereyim.
Hormonlarımın çok yüksek çalıştığı, hele kortizol seviyesinin dengesizliği hayatımı zorlaştırdığı bir dönemde doktorum bana şu tavsiyede bulunmuştu.
Elif sana yazacağım özel diyetin beslenme programının tek başına pek bir gücü yok.
Çünkü hormonlarını sadece beslenmen etkilemiyor.
Düşüncelerini hayatına aldığın insanları revize etmelisin.
Onlar da seni strese sokup ne kadar glütensiz beslensen de şekeri azalsan da yine bedenindeki kortizolu etkileyecek.
Bir taraftan inşa ettiğini içsel konuşmaların toksik ilişkilerin bozacak.
Bu yüzden hayatını revize et.
Gidebiliyorsan terapiye git.
Nefes çalış, yürüyüşü, yogayı, seni ruhen bedenen dengeleyecek şeyleri hayatının merkezine al.
Gerçekten de stres yaratan şeyleri mümkün mertebe azalttığınızda hayata farklı pencereden bakma tabirini yaşıyorsunuz.
Üçüncü olarak da eğer bu durum aileden gelen bir alışkanlıksa bunu çözmek daha kolay.
Bu alışkanlık yerine daha sağlıklı bir alışkanlık koyabiliriz.
Rutinlerin gücü bölümünde bahsediyorum.
Bayağı eski bir bölüm. Daha sağlıklı bir rutin oluşturabiliriz.
Yani boş kaldıkça yemek yemek değil belki ama onun yerine yine iyi hissettiren, eğlendiren, keyif veren başka bir alışkanlık konulabilir.
Dördüncü olarak öz bakımımıza özen göstereceğiz arkadaşlar.
Kendimizle daha çok vakit geçirmek duygu durumumuzu dengeleyecek.
Ben saati yapmak yani.
Bakın burada bile karşımıza çıkıyor.
Beşinci olarak aldığımız besinlerin kalitesi iyi olmalı ve iyi beslenmeliyiz.
Bu bizim duygu durumumuzu ve enerjimizi yükseltir.
Tatlı yiyerek değil tabii onun etkisi kısa süreli, zararı da uzun vadeli maalesef.
Beyin dostu yiyecekler deniliyor ya işte bunları araştırıp daha çok tercih etmeliyiz.
Altıncı maddemiz fiziksel açlık sinyallerini iyi anlamamız gerekiyor.
Gerçekten aç mıyım yoksa bu duygusal durum yüzünden mi atıştırmak istiyorum?
Ve en önemlisi yedinci madde.
Ruhumuzu, duygularımızı doyurmalıyız.
Asıl aç olan yer orası.
Sevgi eksikliği, samimiyet, şefkat yoksunluğu.
Aslında temel sebepler bunlar.
Ve bunları dışarıdan değil, kendi kendimize besleyerek elde edebiliriz.
Yine ben saati vurgusu yapacağım burada.
Bize iyi gelen sağlıklı faaliyetlere yönelmeliyiz.
Okumak mı, doğada yürüyüş mü, spor mu, dans mı?
Bunları yaparsak vücudumuz doğal yollardan serotonin ve dopamin salgılayacak ve bu direkt modumuzu yükseltecek.
Hayatımıza az ya da çok bunlardan birini birkaçını dahil etmeliyiz.
Artık yaparken keyif aldığımız her neyse, her ne varsa.
Ve bir de sağlıklı insan ilişkileri kurabilmeyi kendimize öğretmeliyiz.
Hem romantik ilişkiler hem sosyal ilişkiler için de geçerli bu söylediğim.
Çevremizdeki bazı insanlar sadece varlıklarıyla bile bizi hasta edebiliyor maalesef.
O yüzden sık sık ilişkilerimizi gözden geçirip revize etmeliyiz.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki fiziksel açlığımızı anlayamadığımız gibi duygusal açlığımızı da fark edemiyoruz.
Çünkü bizim odaklandığımız şey yediğimizin azlığı, çokluğu, diyete uyup uyumadığımız ideal kilomuz ve aynada baktığımız görüntümüz oluyor genelde.
Aslında bunlar duygusal açlığımızın birer sonuçları, çözümü değil.
Çözüm bu durumu fark ederek duygusal ihtiyaçlarımızı tespit edebilmekte.
Bu konuda bize en çok fayda sağlayacak şey elbette ki destek almak.
Daha önce terapi yolculuğuna çıkmadıysanız ve terapiye karşı ön yargılarınız varsa Hayvel online terapiyi ücretsiz ön görüşme ile deneyimleyerek kendinize duygusal yemenin önüne geçebilmeniz
için bir fırsat yaratabilirsiniz.
Terapi ile kişisel beslenme planımızı uygularken duygusal yememizin altındaki ihtiyaçlarımızın da farkına daha kolay varabiliriz.
Ve bizi sabote eden stres, kaygı, korku, suçluluk gibi duyguların sarmalına sürekli düşmeden daha hızlı ve etkili yol alabiliriz.
1400'e aşkın uzman arasından ihtiyaçlarınıza uyan bir terapistle kendi bütçenize uygun seans paketini seçebilirsiniz.
Ben Saati 50 kodunu kullanarak indirdiğiniz Hayval uygulaması üzerinden ilk seansınızı %50 indirimli şekilde alabilirsiniz.
Sonuncu maddemizde vurguladığım gibi destek almak, insanlarda bu kısmı hafife alma eğilimi olabiliyor.
Ama saydığım 7 maddeyi uygulamak kendimizle düzenli toplantı yapmayı, defalarca anlaşmayı, kararlı olmayı ve bazen de bizi zorlayan duygusal ihtiyaçlarla yüzleşmemizi gerektiriyor.
Bu biraz yorucu ama buna değer.
Çünkü bizler çok değerli birer varlığız.
Ve bu değeri maalesef ki dışarıda bulamayız, dışarıda göremeyiz.
O ancak kendi içimize bakınca bizi görünür.
Ben Saati burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
