
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Cumhuriyet’imizin yıldönümünü onurlandıran Türk kadınının başarılarını anlatıyorum.
---
Instagram:
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
2024 yılı ülkece çok zor sınavların verildiği, çürümenin, yoldan sapmanın, ahlaki yozlaşmanın da ne kadar derin bir şekilde toplumumuzu ele geçirdiğini hepimizin gördüğü, çoğumuzun
da maalesef ki bizzat deneyimlediği bir yıldı.
Henüz bitmedi ama ben mental olarak seneyi bitirdim sanırım.
Bu topraklarda cumhuriyetin gölgesinde yaşarken hala kadınlar, çocuklar ve diğer canlılar bir yerlerde acı çekmeye, değersizleştirilmeye, yok edilmeye devam ediliyor.
Halbuki cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder ne demişti?
Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir.
Burada ilgiden kasıt onu hediyelere boğmak, pırlantalar almak, manasız stratejilerle onu tavlamaktan bahsedilmiyor.
Kadınların topluma aktif katılımının sağlanmaması halinde toplumun gelişemeyeceğine işaret ediyor Ulu Önder.
Ey kahraman Türk kadını sen yerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
Ne acı değil mi?
Yaşananlara bakın bir de yıllar önce önderimizin kadınlar için söylediği, öngördüğü, layık bulduğu yere bakın.
Bu sözleriyle elbette ki atamız kadının toplumda hak ettiği değeri, saygıyı alması gerektiğini belirtiyor ama öyle bir yerde yaşıyoruz ki hala kadın hakları için daha ötesi can güvenliği için
mücadele veriliyor. Cumhuriyetin 101.
yılında bile kadın toplumda yerini bulmaya, kabuğunu kırmaya çalışıyor.
Güçsüz olduğu için değil, tam aksine gücünden korkulduğu için bu muameleyi görüyor bana kalırsa.
Pek çoğumuz içimizdeki o gücü, potansiyelimizi henüz keşfedemedik, korkutulduk, çekimser kaldık.
Fakat şükürler olsun ki kendini gören, bulan kadınlarımız da var.
Sayılar gittikçe artıyor.
Eskiden şöyle söylerlerdi, gücünüzü geçmişten, atalarınızdan, ecdadınızdan alın.
Evet, bu sözün hakiki bir yanı var elbette.
Ama bugün her şeye rağmen, rağmen kelimesini böyle kocaman puntolarla söylüyorum.
Bu kadar karanlığa, zorbalığa rağmen 2024 yılında omuzlar üzerinde göklere yükselen başarılı kadınlarımız var.
Bence artık yüzümüzü bu ana çevirip gücümüzü onlardan almalıyız.
Ve ben bugün Cumhuriyetimizin yıl dönümünde, bu sene içinde yani 101.
yılda toplumda hak ettiği değeri, yeri söke söke alan, ait olduğu yeri bulmuş ve o yolda devam eden, kendi gücünü keşfetmiş başarılı kadınlarımızdan bahsetmek istiyorum.
Çünkü onları görmeye, bilmeye, hatırlamaya çok ihtiyacımız var.
Onların da daha çok bilinmeye, duyulmaya ihtiyacı olduğu gibi.
Çok can sıkıcı şeyler yaşandı dediğim gibi.
Yani neredeyse her gün daha kötüsü olamaz dediğimiz noktalara gelindi.
Hani bazı özel anlar vardır.
Kutlamak istediğiniz başarılarınız, kazançlarınız, merasimleriniz bunlar gibi güzel gündeminiz olur da tam kutlama yapmak istersiniz.
Son anda kötü bir şey yaşanır, kötü bir haber gelir ve o güzel gündem havada kalır.
Hevesinizle birlikte askıya alırsınız onu.
O anki duruma saygıdan dolayı Mutluluğunuzu biraz buruk bir şekilde içinizde yaşarsınız.
Bugün o arada kalmış, görülmemiş, sessize alınmış başarıları konuşalım istiyorum.
Bu sohbette derdim kadın erkek üstünlüğü ayrımı falan değil.
Benim hani sosyal rollerimden birisi de bildiğiniz üzere eğitimcilik ve binlerce çocuk yetiştirdim ben uzun yıllardır.
Yani öyle bir derdim falan olamaz.
Ancak Atana da dediği gibi bir kadın olarak...
Kadınlarımızın, kız çocuklarımızın ve diğer canların da toplumda hak ettiği değeri, saygıyı görmelerini çok içten arzuluyorum.
Cumhuriyetimizin 101. yılında Türk kadının hangi başarılara imza attığına hadi gelin birlikte bakalım ve bugünün hürmetine bu başarıları içimizde de olsa birlikte kutlayalım.
İlayda Şamilgil, bu ismi daha önce duydunuz mu bilmiyorum.
Bilim dünyasında çok dikkat çeken bir isim.
Suyun içindeki hava miktarını ölçen cihaz projesiyle başarı kazandı İlayda Şamilgil.
2024 yılında da middet yaptığı çalışmalarla uluslararası bilim dünyasında da adından söz ettirdi.
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanındaki projeleriyle öne çıktı.
Diğer bir isim İpek Özkök.
2024 yılında uluslararası sahnelerde başarı yakalayan bir müzisyenimiz.
Türk müziğini modern bir yaklaşımla harmanlayarak dünya çapında konserler verdi kendisi ve ayrıca önemli müzik festivallerinde sahne alarak ülkemizi temsil etti.
Diğer bir büyük isim Şeyma Güngör, kurucusu olduğu yapay zeka odaklı girişimiyle uluslararası yatırımcılar tarafından büyük ilgi gördü.
Özellikle sağlık teknolojileri üzerine yaptığı çalışmalar küresel çapta önemli yenilikler sundu.
Bu sene düzenlenen Paris olimpiyatlarında göğsümüz oldukça kabardı.
Kadın milli voleybol takımımızın maçlarını nasıl da büyük bir heyecanla izledik hepimiz değil mi?
Ne kadardı böyle heyecanlıydık, gururluyduk.
Kadın milli güreşçilerimizi eskrim sporcumuzu da unutmayalım.
Çok fazla isim var hepsini tek tek söylemeyeceğim.
Ama belirtmek istediğim bazı noktalar var.
Yine bu sene Paris'te düzenlenen paralimpik oyunlarında kadın sporcularımız bir altın, beş gümüş ve altı bronz madale sahibi oldular.
Milli cimnastikçi...
Seda Gök, Avrupa Jimnastik Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak ülkemizi gururlandırdı.
Ve daha burada bahsetmediğim birçok kadın sporcumuz var tabii.
Girdiği rollerle hepimizi güldüren, etkileyen bir isim olarak Aslı İnandık.
2024 yılında rol aldığı uluslararası bir filmle başarılı oldu.
Hem Türkiye'de hem de yurt dışında büyük ilgi gören projelerde yer almaya başladı ve performansıyla da ödüller kazandı.
Beni çok etkileyen bir isim daha var.
Melike Güler. Çünkü eğitim alanında çok ciddi çalışmalar yapıyor bu isim.
Özellikle kız çocuklarının bilim, teknoloji, mühendislik, matematik alanlarına yönelmesi konusunda yaptığı projeler ve geliştirdiği eğitim programları.
Büyük yankı uyandırdı.
Bu saydığım isimlerden çok azına aşinayız değil mi?
Bu kadınlar 2024 yılında Türkiye'den çıkan başarı hikayelerinin sadece birkaç örneği ve farklı alanlardaki yeteneklerini dünya çapında duyurmaya devam ediyorlar ve ülkemizi temsil ediyorlar.
Dahası da var elbette.
Zeynep İşman ve Doktor Bahar Eriş'in birlikte yürüttüğü Gelecek Aileden Başlar sloganıyla ortaya çıkan MomTalk etkinlikleri.
Her yıl olduğu gibi bu senede İstanbul başta olmak üzere tabii pek çok ilde düzenlenmeye devam ediyor.
Yani bu etkinliği bilmeyen varsa duyurmak isterim.
Annelere desteği ve çocuk gelişimini ön planda tutan bir girişim bu.
Çok kıymetli, çok değerli.
Kurucuları da bu projeyi zaten kendi imkanlarıyla ortaya koymuşlar.
Ve gittikçe her sene büyüyen bir proje olmuş bu.
O kadar çok kadın girişimci var ki aslında çoğunu bilmiyoruz, tanımıyoruz.
Mesela Ey Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı'nın 2024 sınıfına katılmaya hak kazanan her biri belli şirketlerin müdürü, CEO'su ya da yönetim kurulu üyeleri arasından seçilmiş 8 kadın
girişimcimiz var. İşini dijitale taşımak diye bir bölüm yapmıştım sevgili Müge ile.
Kendisi sosyal medya eğitmeni.
Sosyal medya ve dijital pazarlama gibi modern iş modellerinde de kendi küçük işletmesini yöneten, organik ya da el emeği ürünlerini satan, finansal özgürlüğünü kazanmış birçok kadın girişimci var
ve bu sayının son yıllarda çok büyüdüğünü dile getirmişti.
Dileyen de o bölümü dinleyebilir.
Aslında gerçekten de girişimcilik alanında da kadınlar çok güzel ilerliyor, çok güzel büyüyorlar.
Sosyal medyaya baktığınız zaman zaten birçok kadının eğitimci ya da kendi küçük işletmesiyle bir şeyler yaptığını, değer ürettiğini hepimiz görüyoruz.
Bu sene tahammül sınırımızı gittikçe aşan bir olayda artık yeter dediğimiz bir noktada sokaktaki canlarla ilgili durum malumunuz.
Sanatçılarımız, kadın sanatçılarımız, Ayca Pekkan, Sertab Erener gibi büyük isimler ve özellikle Seren Serengil'de bir vakıf kurdu diye hatırlıyorum.
Yani onu da anmadan geçemeyeceğim.
Ve daha pek çok isim bu canlıların yaşam hakkını savundular.
Onlar için farkındalık uyandırmak adına konserler verdiler.
Birlik oldular ve bu canlıların hak ettikleri muameleye görerek daha korunaklı ve refah yaşayabilmeleri için mücadele ettiler.
Ve bu süreç devam ediyor.
Bu mücadeleyi daha sessiz yürüten, birçok canlıyı, hastasını, yaşlısını korumaya çalışan kendi imkanlarıyla onlara yuva ve bakım desteği veren emekçi kadınlarımız da dünyayı ellerinden geldiğince
zulümlere rağmen iyileştirmeye çalışıyorlar.
Esasında gücümüzü hatırlamak ve kendi değerimizi bilmemiz için gündemi takip etmeye, birilerinin ortaya koyduğumuz başarıları göstermesine de gerek yok.
Şöyle bir bakın etrafınıza.
Elinin değdiği şeyleri güzelleştiren, emek veren, büyüten kadınları zaten göreceğiz, zaten fark edeceğiz.
Kız çocuklarının yaşadığı zulümler ve cinayetler karşısında sınırlar ailede başlar, evde başlar diye sürekli yayın yaparak farkındalık uyandırmaya çalışan, kitaplar yazan terapist Betül Dündar
Demirkıran hocamı da burada anmadan geçemeyeceğim.
Çünkü ailelere ve öğretmenlere ücretsiz sınırlar eğitimi vermeye gönüllü oldu kendisi.
Yani bu çok büyük bir özveridir.
Bahar Eriş gibi Betül Hanım da değişimin, gelişimin ailede, evde başlayacağına inanıyor.
Ve bunun için önce anneleri iyileştirmek, geliştirmek adına epey emek veriyor bu iki isim.
Her sene olduğu gibi. Bu isimleri duymayanlar lütfen şöyle bir Google'da arasınlar, bir araştırsınlar derim.
Betül Hanım'la zaten kuşaklar arası aktarım isminde bir yayın yapmıştık.
Dilerseniz onu da dinleyebilirsiniz.
Evinde çocuklarına bakan, çalışan ya da çalışmayan anneleri de bu gruptan ayırmıyorum.
Beni dinleyen anneler de var.
Annelik tam zamanlı ve ömür boyu süren bir iş.
Kim ne derse desin böyle bu.
Toplum anneliği yüceltirken bir taraftan da çalışmadığı ya da onlara göre bir şey ortaya koymadığı için geri planda ve biraz çekimsel de bırakılabiliyor.
Artık buralara düşmemek lazım bana kalırsa.
Çünkü biz buralardan bölünüyoruz.
İkinci planda hissediyoruz.
Her kadın her birey bu ülke için bu varoluş için çok değerli ve kıymetli.
YouTube ya da podcast içerik üreticisi olarak hangi alanda iyiyse orayı büyütmeye çalışan hem cinslerimin sayısı da her geçen gün artıyor.
Beni dinliyorsanız benim gibi binler var.
Hepimiz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, var gücümüzle ürettiğimiz değerleri sürekli yayınlıyoruz ve temelde hepimiz görünmeyen bağlarla birbirimize bağlıyız.
Cumhuriyetin 101. yılında kendi değerini bilen, gören, gücünü kendinden alan kadınlardan ve buna saygı duyan, destekleyen bireylerden olabilmemiz dileğiyle muhtaç olduğumuz
kudret damarlarımızdaki Asilkan'da mevcuttur.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
