
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde çabasız lüks trendini konuşuyoruz! Gösterişten uzak, sade ama şık bir yaşam nasıl olur? Loro Piana’nın kaşmir trençkotlarından Kapadokya’daki mağara otellere, seramik tabaklarla süslü sofralardan Apple’ın minimalist tasarımlarına... Her şey az ama öz! Siz bu felsefeyi nasıl uygularsınız?
Transkript
Herkese merhaba, ben Sertin'e.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bugün modern dünyanın en büyüleyici trendlerinden birini konuşacağız.
Çabasız lüks. Kulağa etkileyici, hatta biraz da cool geliyor öyle değil mi?
Peki bu kavram tam olarak nedir?
Neden bu kadar popüler ve günlük hayatta nasıl yer buluyor?
Çabasız lüks, diğer isimleriyle zahmetsiz şıklık, sessiz lüks trendi, kelimelerinden de anlaşılacağı üzere abartıdan uzak, doğal, rahat ve zarif bir şekilde sunulan
lüksün ta kendisi.
Bas bas bağıran pahalı eşyalar yerine sadelik, konfor ve yüksek kalite ön planda.
Ancak bu sadelik asla sıkıcı değil, böyle anlaşılsın istemem.
Her detayı özenle düşünülmüş, incelikli bir şıklık barındırır.
Mesela hayal edelim, bir sabah uyandınız, yumuşacık bir kaşmir battaniyenin altında nötr tonlarla dekore edilmiş ferah bir yatak odasındasınız.
Minimalist evler genellikle daha huzurlu hissettirir değil mi?
Kahvenizi el yapımı bir seramik fincanda yudumluyorsunuz.
Pencereden süzülen doğal ışık ahşap mobilyalarınıza yumuşak bir ışıltık atıyor.
İşte bu çabasız lüks.
Gösteriş yok ama her şey estetik, kaliteli ve rahat.
Peki bu trend neden bu kadar revaçta Elif?
Çünkü özellikle pandemi sonrası insanlar daha anlamlı ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı arayışındalar.
Tüketim çılgınlığından uzaklaşarak az ama öz parçalara yatırım yapmayı tercih ediyorlar.
Çabasız lüks bu ruhu mükemmel şekilde yansıtıyor.
Hem çevreye duyarlı hem de kişisel zevklere hitap eden bir yaşam sunuyor.
Şimdi bu kavramı günümüzden örneklerle somutlaştıralım.
Ben öğretmen olduğum için her şeyi böyle somutlaştırarak anlatmayı çok seviyorum.
İşimiz şu anda görsel bir anlatım değil ama vereceğim örneklerle siz de hayal edebilirsiniz, kafanızda canlandırabilirsiniz.
İlk olarak moda dünyasından bakalım.
Zaten şıklık ya da lüks dediğimizde ilk önce aklımıza giyim kuşam geliyor.
Tarzıyla benim dikkatimi çeken bazı ünlüler var.
İşte influencerlar var.
Sanki hiç uğraşmamış gibi görünen fakat kusursuz bir tarz yaratıyorlar giydikleriyle, kombinleriyle.
En çok dikkatimi çeken, hoşuma giden, şık bulduğum, zarif bulduğum kombin şöyle.
Basit bir beyaz tişört, iyi kesimli bir blazer yani ceket, kaliteli bir deri çanta ve minimal takılar.
Yani ne zaman böyle bir...
Kombinasyon gördüğümde gerçekten şık buluyorum.
Ama tabii doğru parçalarsa, doğru renklerde ve kumaşta olunca hiçbir şey fazla değil.
Ama her parça özenle seçilmiş ve bir araya geldiğinde de bana kalırsa inanılmaz şık duruyor.
Bu yaklaşım böyle pahalı markaların logolarını sergilemek yerine kumaşın dokusuna ve dikişin inceliğine odaklanıyor.
Sizin hoşunuza giden kombinler nasıl?
Şık bulduğunuz, sade ama şık bulduğunuz, lüks bulduğunuz kombinler nasıl peki?
Semiramız Pekkan'ı da anmadan geçmek istemedim.
Kendisini biz şarkılarıyla tanısak da İtalya'da modacılık yapmış bir isim böyle büyük isimlerle.
Youtube'daki videolarında gardırobunu paylaşmıştı.
Kıyafetlerinin çoğu marka değil sevgili dostlar.
Doğru kumaş, renk ve kendi zevkine göre seçilmiş parçalar.
Zaten çok pozitif enerjisi ve iç görüşüyle ilham verici bir kadın.
Şarkılarıyla da duruşuyla da.
Onun bu yönünü de öğrenince benim biraz hoşuma gitmişti.
Çünkü kendisi modacı olmasına rağmen gidip de her parçayı pahalı markalardan almamış.
Kendi zevkine göre de takılarını almış.
Hepsi çok pahalı pırlanta mücevherler değil.
Doğru parçaları seçmiş.
Biraz da kendi estetik zevkiyle, renklerle.
Çok güzel bir şekilde kombine ediyor.
Mutlaka bir göz atın derim YouTube'da onun videolarına.
Bu işin biraz da şöyle bir tarafı var.
Bence tamamen de diğerleriyle aynı olmamak gerekiyor.
Kendi zevkimizi de hani gözümüze hoş gelen, bizi yediğimize iyi hissettirecek parçaları da seçebilmeliyiz.
İmaj ve stil danışmanı Rüzgar Mirayokan'ı da takip etmenizi öneririm.
Onun da kitabı var zaten, videoları var.
Ona göre aksesuarlar stilimizi ve duruşumuzu yansıtan işçi arılar gibidir.
Ve görüntümüzü tamamen dönüştürebilir.
Zaten bu sadelikteki lüks biraz o lüks kısmını buradan alıyor bence.
Doğru parçalar, çok kaliteli bir saat, bir çanta, bir kemer.
Kombini gerçekten çok değiştiriyor.
Görüntümüzü tamamen değiştirebilir.
YouTube ve sosyal medyada Rüzgar Mirokan'ı takip etmenizi öneririm.
Onun çok güzel...
Böyle detaylı açıklayıcı videoları var.
Bu konsepti de çok güzel anlatıyor zaten.
Şimdi İtalyan lüks markası Lora Piana.
Çabasız lüksün moda dünyasındaki en iyi temsilcilerinden biraz da uluslararası bir şeyler söylemek istedim.
Kaşmir ve bebek yünü gibi üstün kaliteli doğal malzemelerle tanınıyor bu marka.
Ve 2025 ilkbahar yaz koleksiyonunda örneğin bej bir kaşmir trençkot dikkat çekiyor.
Zaten her sene biz bu renklerde trençkot giymeye çalışırız.
Tabii kaş bir olmuyor. Başka kumaşlardan da seçebiliyoruz.
Büyük logolar ya da abartılı detaylar olmadan sadece kumaşın yumuşaklığı ve dikişlerin zarafetiyle lüksü hissettiriyor.
Yani bu markanın kıyafetleri.
Burada tabii ki reklam gibi bir şey algısı vermek istemem ama hani doğru örnekleri vermek istedim size.
Beyaz keten pantolon ve deri loaferlarla kombinlendiğinde bu güzel trench coat zahmetsiz ama çok çarpıcı bir görünüm ortaya çıkartıyor.
Zaten bu az ama öz gardırof felsefesinin de mükemmel bir örneği bence.
Tek bir kaliteli parça, zamansız parça da diyoruz biz bunlara, yıllarca şıklığın anahtarı olabiliyor.
Moda dışında iç mimaride de bu tren çok popüler.
İnsanlar artık butik otelleri veya kafeleri daha çok tercih ediyor.
Kapadokya'daki mağara oteller buna güzel bir örnek ülkemizde.
Japandi diye bir tarz var sevgili dostlar.
Japon ve İskandinav estetiğini birleştirmişler.
Böyle bir isim ortaya çıkmış.
Çabasızlık üstünde iç mimarideki yansımalarından biri.
Bodrum'daki bir Airbnb villasını düşünün.
Beyaz, badanalı duvarlar, açık renk ahşap zeminler, keten perdeler ve birkaç el yapımı.
Seramik obje, oturma odasında da böyle alçak bir bambu kanepe, organik pamuk minderlerle süslenmiş, yanında tek bir zeytin dalının durduğu bir vazo.
Yani gözünüzle canlandırabilirsiniz.
Bunlar bizi böyle çeker.
Güzel bir ambiyans yaratır.
Biraz da cozy ambiyans diyorlar buna.
Ya da butik bir kafeye adım attınız.
Ahşap masalar, keten peçeteler, yumuşak ışıklandırma ve taze çiçekler.
Her şey sade ama öyle özenli ki kendinizi özel hissediyorsunuz.
Ya ben bir börekçiye gittim.
Boşnak börekçisine.
Gerçekten böyle bir ambiyans vardı.
Beni hemen etkiledi yani ve sürekli oraya gitmek istiyorum.
Böyle börek yemek istediğimde.
Düşünün artık. O güzel görüntü insanı çekiyor.
Çünkü estetik geliyor.
Gösterişli tablolar yerine belki tek bir seramik vazo tüm mekana karakter katabilir.
İşte bu sessiz lüks sevgili dostlar.
Gastronomi de bu trendten payını almış.
İşte Karaköy'de bir mikro restoranı hatırlıyorum.
Gitmiştim bir zamanlar.
Menüde sadece beş yemek vardı.
Hepsi de yerel ve mevsimsel malzemelerle hazırlanmıştı.
Örneğin zeytinyağında yavaş pişirilmiş.
Ege levre, taze otlar ve ev yapımı ekşi maya ekmekle sunuluyor.
Her şey organik.
Mekanın da dekoru minimalistti.
Keten peçeteler yine.
Demek ki bu işin raconu bu.
Keten peçete olmak zorunda.
Ve mum ışığı. Garsonlar da samimi ama asla hani böyle fazla da resmi değildi.
O mekan da bana bu sessiz lüksü anımsattı.
Daha kişisel bir örnek vereyim.
İlla böyle bir mekana gitmek zorunda değiliz.
Sadece mekanlardan da örnek vermek istedim.
Geçen hafta bir arkadaşımın evine davetliydim.
Mutfağında geçirdiğimiz zaman da bana çabasız lüksü hissettirdi.
Özenle hazırlanmış masada seramik tabaklar vardı.
Pazardan aldığı malzemelerle hazırladığı salata, zeytinyağlılar ve çok güzel sunumlu bir makarna köfte iklisi.
Çok basit yemekler bunlar ama o kadar güzel hazırlamış, düzenlemiş ki arka planda da hafif bir caz müziği çalıyordu.
Burada tabii Alaturka bir şey de olabilirdi.
Her şey sade fakat ince dösünülmüştü.
Kaliteli bir sohbet eşliğinde taze çekilmiş kahveyle akşamı noktaladık.
O an lüksün pahalı şampanyalarda ya da kristal avizeler olmadığını fark ettim.
Lüks, samimiyet, rahatlık ve o anın kalitesindeydi.
Nereden baktığımıza bağlı.
Teknoloji dünyasında da bu trendi görürüz.
Apple en güzel örneklerinden biri.
Onun da reklamını yapmayacağım burada ama bir iPhone'u elinize aldığınızda pürüzsüz işte alüminyum kasası, minimalist tasarımı, kullanım kolaylığı size o lüksü yansıtıyor.
Ama asla abartılı değil.
Yani Apple evet çok pahalı ama biz çok pahalıyız diye bağırmıyor yani.
Kendini şıkır şıkır göstermiyor.
Kalite ve sadeli konuşuyor.
Peki çabasızlık sadece zenginlere mi özgü?
Kesinlikle hayır. Herkes bu felsefeyi hayatına uyarlayabilir.
Evinizde küçük dokunuşlarla başlayabilirsiniz.
İkinci el bir ahşap masayı zımparalayıp boyayın mesela.
Üzerine keten bir örtü serin.
Ya da pamuklu bir kumaş da olabilir.
Herkes şimdi Elif de ketene takmış demesin.
Ya da gardırobunuzu gözden geçirip zamansız kaliteli birkaç parçaya yatırım yapabilirsiniz.
Önemli olan...
Less is more. Az çoktur felsefesini benimsemek.
Bu trendin bir diğer güzel yanı da sürdürülebilirlik ile bağlantısı.
Birçok marka çevre dostu ürünler üreterek bu felsefeyi destekliyor.
Organik pamuk kıyafetler ya da geri dönüştürülebilir malzemelerden yapılmış mobilyalar hem gezegene hem de uzun vadede cüzdanınıza dost.
Çünkü çabasız lüks bir kere al uzun yıllar kullan mantığına dayanıyor.
Ben böyle zamansız bir kıyafet gördüğümde pek dayanamıyorum böyle.
Hoşuma gidiyorsa alıyorum falan.
Arkadaşlarım çok gülüyordu bana.
Aslında gerçekten yaptığım şey çok mantıklıymış.
Çabasız lüks, zamansız parçalarla çok da kolaylaştırıyor aslında işimizi.
Siz bu felsefeyi hayatınıza nasıl katardınız?
Gardırobunuzu sadeleştirerek mi yoksa evinizde huzurlu bir okuma köşesi yaratarak mı?
Mesela rahat bir koltuk, yumuşak bir battaniye ve sevdiğiniz bir kitap.
İşte bu yani çabasızlıksın özü.
Öte taraftan da hani bunu sadece tarz deyip, stil deyip geçmeyelim.
Yaşam biçimi olarak da düşünebiliriz bunu.
Daha azla daha çok mutluluk bulmak, kaliteye odaklanmak, kendimizi iyi hissettiren detaylara yer açmak.
Gösterişe yer yok, orası ayrı.
Sadece bizim için anlamlı olan unsurlara odaklanalım.
Bölüm bitmeden temel özelliklerini sıralamak istiyorum.
Belki hayatınızdaki eşyalara ya da tercihlere yeni bir gözle bakabilirsiniz.
Çabasız yüksün temel özellikleri şunlar sevgili dostlar.
Sadelik ve zarafet.
Abartılı tasarımlar yerine minimalist, zamansız ve kaliteli parçalar tercih edilir.
Logolar değil, kumaşın kalitesi ve işçilik öne çıkar.
Konfor. Lüks, rahatlık ve işlevsellikle buluşur.
Örneğin bir evde gösterişli mobilyalar yerine kullanışlı ve şık bir yaşam alanı yaratılır.
Pinterest evleri aklıma geliyor benim biraz burada.
Doğallık tabii ki temel özelliklerden yapmacık olmaktan uzak organik bir şıklık ifade edilir.
Kişinin tarzı zorlama olmadan yansıtır.
Kalite odaklılık.
Az ama öz olacak, uzun ömürlü ürünler seçilecek.
Gardropta iyi kesimli, dayanıklı kıyafetler buna örnek.
Tüketim çılgınlığına biz ancak böyle dur diyebiliriz sevgili dostlar.
Kaliteye odaklanarak.
Şimdi bir sürü iyi marka da maalesef vasat kumaşlardan ürünler üretmeye, kıyafetler üretmeye başladı.
Kişisel dokunuşlar.
Ben bunu çok önemsiyorum.
Çünkü herkesin bir imzası vardır.
Görüntüsünde de, yazısında olduğu gibi mutlaka imzası vardır.
Belki saç kesiminde, belki makyajında, belki takılarında, o küçük işçi arılarında, o aksesuarlarda.
Küçük ama anlamlı detaylar bireyin tarzını ve kişiliğini zenginleştirir.
O yüzden bu kişisel dokunuşlar da önemli.
Sizce çabasızlık hayatınıza nasıl uyar?
Sizin de yorumlarınızı dinlemek isterim.
Sosyal medyada benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
Beni YouTube'da Apple Podcast ve Spotify üzerinden de takip ederseniz çok sevinirim.
Ben Saati burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
