
Biz Neden Böyle Değiliz? - İlişkilerde Kıyaslama
9 Mart 2026 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Sosyal medyada gördüğümüz mutlu çiftler, romantik paylaşımlar ve “mükemmel” ilişkiler… Peki bunlar kendi ilişkimizi nasıl etkiliyor?
Bu bölümde ilişkilerde kıyaslamanın neden bu kadar yaygın olduğunu, zihnimizin neden başkalarına bakarak kendini değerlendirdiğini ve bu alışkanlığın ilişkilerde nasıl bir tatminsizlik yaratabildiğini konuşuyoruz.
Belki de asıl soru şu:
Başkaları gibi miyiz değil, biz kendi içimizde iyi miyiz?
Transkript
Herkese merhaba. Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz. Ben Elif.
Uzun bir günün ardından eve geldiniz.
Eşinizle, partnerinizle mutfağa geçip bir şeyler hazırladınız.
Ardından da birlikte bir akşam yemeği yiyorsunuz.
Gayet keyfiniz yerinde, huzurlusunuz.
Gün içinde neler yaptınız?
Trafik nasıl oldu? İşte ertesi gün neler yapacaksınız?
Bunlardan konuşuyorsunuz.
Sonra partnerlerden biri, genellikle kadın olan bunu yapar.
Çıkartıp telefonunu sosyal medyaya şöyle bir...
Çek eder ne var ne yok diye.
Şöyle bir iki dakika sadece. Bir fotoğrafla karşılaşır ve duraksar.
Orada da bir akşam yemeği yeniyordur.
Gördüğü fotoğrafta, gördüğü karede.
Ama farklı olarak çok romantik bir akşam yemeği yeniyordur.
Artık romantik deyince aklınıza ne geliyorsa mumu ışığı, deniz kenarı, belki şık bir restoran, belki teknede bir yemek, gayet özenli giyinmiş bir çift romantik bir poz ve fotoğrafın altında seni her gün daha çok
seviyorum ya da sana her gün daha çok aşık oluyorum gibi böyle bir mesaj var.
Bir an bu fotoğrafı görüyor bir de masanın ucundaki kişiye bakıyor.
O anda az önce keyif aldığı, huzur bulduğu o akşam yemeği artık...
Eskisi kadar ona keyif vermiyor.
Bir dakika içinde zihninden geçen o düşünceler yüzünden çok güzel, çok keyifli ve bence kıymetli olan bu an değersizleşmeye başlıyor.
Ona yetmiyor, yetersiz kalıyor.
Neden? Çünkü bir başkasının vitrininde, bir başkasının en özel anı olarak paylaştığı, en güzel anı olarak paylaştığı bir fotoğraf yüzünden kendi gerçekliğini bir kenara
atıyor insan. Biraz klişe bir örnek ama...
İlla böyle bir akşam yemeği olması gerekmiyor.
Başka fotoğraflarla biz yine benzer kıyaslamalar yapabiliyoruz arkadaşlar.
Kıyaslamanın aslında her türlüsü can sıkıcı.
Bugün birazcık da ilişkiler özelinde kıyaslamayı konuşalım istiyorum.
Neden kıyaslıyoruz? Bizi sabote eden bu şeyi biz niye sık sık yapıyoruz?
Ve bunun sonucunda ödediğimiz bedeller neler?
Ve tabii kapanıştan önce de neler yapabiliriz biraz onlardan bahsedelim.
İlişki uzmanı değilim, ilişki gurusu değilim ama kendi deneyimlerimden, okuduklarımdan, izlediklerimden yola çıkarak böyle keyifli bir sohbet edelim istiyorum sizinle.
Şimdi insan hayatında bir şeyleri ölçmek için bir ölçek kullanır değil mi?
Masayı ölçmek için metreyi kullanırız, zamanı ölçmek için saati kullanırız, başarıyı ölçmek için ne yaparız?
Sınavlara gireriz, notlarla bunu ölçmeye çalışırız ama bazı...
Bu noktalarda net bir şekilde ölçemediğimiz, objektif bir ölçütün olmadığı yerlerde, özellikle ilişkilerde biz durumumuzu, ne halde olduğumuzu,
özellikle yeterince seviliyor muyum, ilişkimiz iyi mi, bu ilişki nereye gidiyor, sağlıklı bir şey mi yaşıyorum, bu normal mi gibi sorularının cevabını daha çok diğer
ilişkilere, diğer insanlara bakarak almaya çalışıyor.
O ilişkilerden referans almaya çalışıyor.
O şekilde ölçmeye çalışıyor.
Bu da gayet doğal zaten.
Psikolojide buna sosyal karşılaştırma teorisi deniliyor.
İnsanlar belirsiz anlarda dediğim gibi özellikle ilişkilerde belirsiz anlarda konumunu değerlendirebilmek, nerede olduğunu anlayabilmek için diğer insanlarla hayatını...
O durumu kıyaslar, karşılaştırır.
Zihin zaten bunu otomatik yapar.
O yüzden bir noktada kendimize de kızmamamız lazım.
Zaten hali hazırda çocukken sürekli kıyaslandığımız için diğerleriyle zihnimiz artık bunu otomatikleştirmiş.
Zaten bunu ebeveynimiz bir kere yapıyor bize.
Ondan görerek de öğreniyoruz.
Hiç kimse göstermese zaten anne babamız bize bunu öğretiyor.
Hani onu da durduramayız yani zihin bu sürekli saçma sapan yerlere gider.
Belki biz ne yapabiliriz?
Zihnimizden neler geçiyor?
Kıyaslarken neleri harcıyoruz ilişkimizde?
Belki bunlara bakabiliriz.
Ve neden bu kadar yıkıcı olan bir şeyi ısrarla yapıyoruz?
Belki bunlara bakabiliriz.
Kıyaslamanın her türlüsü kötüdür gibi bir genelleme yaptım ama.
Ufak tefek yerler var.
Yani belli noktalar var. Ufak tefek demeyeyim de mesela başarı eğitimlerinde kıyaslamaya gidiyoruz biz.
İnsanlar başarısını neye göre ölçer?
Eğer aynı işi yapan bir başkası varsa ona da bakar.
Buradaki kıyaslama çok da kötü bir kıyaslama değildir.
Eğer sen kendi birinci sezondaysan o dördüncü sezondaysa hayatının iş anlamında diyorum.
Onunla kıyaslamak tabii ki gerçekçi olmayabilir ya da eksik kalabilir.
Ama böyle noktalarda iş ve kariyer anlamında kıyaslamalar biraz daha tolere edilebilir, daha anlaşılabilir.
Ama ilişkilerde eğer bakış açımızı değiştirmezsek bizi gerçekten sabote eder.
İlişkilerde kıyaslama nasıl oluyor?
O kadar çok çeşidi var ki.
Ne kadar insan varsa belki o kadar kıyaslama modeli olabilir.
Birkaç tane örnek vereyim.
Siz de hayatınıza baktığınızda aklınıza gelecek.
Partnerinizi, eşinizi, sevgilinizi bir başkasıyla kıyaslarsınız.
O daha zengin. O daha güzel.
O daha anlayışlı. O daha özenli.
O daha düşünceli. Çiçek alıyor çünkü.
Bunun gibi partnerinizi diğerleriyle kıyaslarsınız.
Bu da ne yapar?
Bunu çok yansıtıyorsanız zaten.
İnsan bir noktada şey diyebilir ya beni beğenmiyorsan git onlarla ol gibi bir savunma mekanizması karşı tarafa yöneltebilir.
Karşı taraf kendini yetersiz hissedebilir.
E tabii ki bizim de belli duygusal ihtiyaçlarımız olacak.
Oraya sonra geleceğim. Şu anda hani birkaç örnek vererek ilerleyelim istiyorum.
Bazen de şey oluyor yani partnerimizi eski partnerimizle kıyaslıyoruz.
Eski partnerim, eski eşim hani evliliklerde de olur bu.
Sanki daha... Cömertti maddi anlamda.
Daha böyle paylaşımcıydı.
Pinti değildi. Daha eğlenceliydi.
Sanki beni daha iyi anlıyordu gibi.
Bu sefer de ne oluyor? Bunu yansıtıyorsak, söylüyorsak ki bazı insanlar söylüyor.
Ne yapıyoruz? Şu anki hali hazırdaki ilişkimizi dediğim gibi zaten sabote ediyoruz.
Ve o kişide bir güvensizlik oluşturuyoruz.
Sürekli o da kendini sizin eski eşinize kıyaslamaya başlıyor.
Kendine güvenemiyor. İlişkide güvensizlik ortaya çıkıyor.
Bir başkası, bence çok yıkıcı bir şey bu.
Çok gençken ben bunu yaşadım ve gerçekten ben de bayağı üzülmüştüm.
Partneriniz, sevgiliniz, yine eşiniz fark etmez.
Bir arkadaşıyla sizi kıyaslayabilir.
Bir erkek arkadaşı, erkek senet.
Erkekse kadın arkadaşıyla, kadınsa erkek arkadaşıyla ilişki yaşayan sizi kıyaslayabilir.
Bak o bunu yapmış.
Sen niye yapmıyorsun? Şöyle bir şey yaşamıştım.
Bir arkadaşımla bir aile tabii onlar pikniğe gitmiştik.
Onların da arkadaşları gelmişti.
Evli bir çift. Sohbet ediyorduk.
İşte müzikten konu açılmıştı.
Ben de enstrüman çaldığımdan bahsetmiştim.
Böyle güzel bir sohbet. Spontane gelişen bir şeydi.
Sonra orada tanıştığım o çift erkek olan eşine döndü ve dedi ki sen niye böyle şeyler yapmıyorsun?
Ben o kadar üzüldüm ki kadının düşürüldüğü o...
duruma yapmak zorunda mı?
Kaldı ki çalışıyor. Çocuğu var ya ne ara yapsın?
Hani ben bekarım, benim zamanım var.
Yapmışım yani bu. Hani benle onu kıyaslamak çok yıkıcı.
O kadını böyle görünce gerçekten çok kötü hissettim.
Ya da bunu tam tersi de olabiliyor.
Kadın arkadaşlarımız işte eşlerini arkadaşlarının eşleriyle kıyaslıyor.
Bu da çok yıkıcı. Bence kötü.
Yanıltıcı olan şey şu.
Eğer sosyal medyadaki çiftlerle kıyaslıyorsak zaten en yaygını olan bu.
Yani en rahat yaptığımız kıyaslama bu.
Öbürünü biraz daha içeriden yapıyoruz.
Arkadaşlar arasındaki kıyaslamayı bazen partnerimize yansıtmıyoruz ama sosyal medyada gördüğümüz şeyleri daha çok yansıtıyor olabiliriz.
Bilmiyorum bu benim fikrim. Yanıltıcı olan şey şu.
Yine her türlü kıyaslamada da bu böyle.
İnsanların sadece en iyi hallerini görüyoruz orada.
Baştaki o fotoğraf mevzusuna geri dönersek belki onlar gerçekten romantik bir şey yaşamıyorlar.
Belki adam ya da kadın öbürünü aldattı ve orada bir telafi söz konusu.
Belki ayrılacaklardı vazgeçtiler onun telafisini yapıyorlar.
Yani bir kriz vardı onu çözmek için oraya geldiler, getirildiler.
Arkadaki hikayeyi bilmiyoruz.
Biz sadece gördüğümüze göre analiz yapıyoruz, değerlendiriyoruz.
Ve bu da bize bazen... Yani zihnimiz yanlı yaklaşıyor ve gerçek dışı senaryolar üretiyoruz.
O fotoğraftaki ya da o kıyas yaptığımız kişilerin hayatındaki krizleri, gölge yanları, kavgaları, uyumsuzlukları bilmiyoruz.
Neleri aştılar, neleri aşamadılar bilmiyoruz.
Biz sadece böyle bir yanılgıya düşüyoruz.
Onlar daha iyi, biz niye böyle değiliz?
Bence burada şöyle bir nokta var.
İlişki içinde doymadığımız, eksik hissettiğimiz, ya da doyurulmadığımız diyeyim ihtiyaçlarımız var.
Ve biz bunları karşıya iyi bir şekilde, doğru bir şekilde iletmek yerine zihnimiz kolaya kaçıyor ve kıyaslamaya gidiyor.
Halbuki benim görülmeye ihtiyacım var.
Benim biraz daha iltifata ihtiyacım var.
Benim bazen dışarıda, hoş bir yerde seninle güzel bir date'e, akşam yemeğine çıkmaya ihtiyacım var.
İster istemez kıyaslıyorum.
Bu beni incitiyor. Bunu yapmak istemiyorum.
Ben bu ihtiyacımı... Hali hazırda seninle böyle yaşarken gidermek istiyorum denebilir.
Bana arada çiçek alır mısın?
Yani sevgi dilinin farklı olmasından da kaynaklı oluyor bazen.
Hani sevgiyi gösterme şeklimizi farklıysa partnerimizden adam belki ya da kadın ilgisini gösteriyordur ama biz...
Bize yeterli gelmiyordur.
Çünkü bizim sevgi dilimiz başkadır.
Beş sevgi dili diye bir kitap vardı.
Hani ona da bakabilirsiniz. Kimisi duymaktan hoşlanır.
Kimisi görmekten hoşlanır. Kimisi hediyeden hoşlanır.
Yani temastan hoşlanır.
Kimisi hizmetten hoşlanır.
Belki ona yapacağın güzel bir masaj yetecektir.
Ya da onun için yapacağın bir pasta, alacağın bir çiçek yetecektir.
Hani kıyaslamak biraz kolaya kaçıyor.
Burada insanlar aslında ilişkinin duygusal ihtiyaçlar boyutundaki sorumluluğu almak istemiyorlar.
İki taraf için de bu geçerli.
Yani genellikle erkeklerde görüyorum bunu.
Şimdi beni dinleyenler de bana şey yapmasın ama kadınlarda da var elbette.
Ama erkeklerde dozu daha fazla.
Gerçekten de bazı noktalarda...
Empatiden eksik kalabiliyorlar.
İletişim sorunu daha çok yaşayabiliyorlar.
Kadınların çünkü beyin yapılarından kaynaklı.
Onlar daha çok daha kolay dertlerini anlatabiliyorlar karşıya.
Ama erkeklerde bu biraz daha geride kalabiliyor.
Bu noktada eksiklerini tamamlayabilirler.
Kabul edebilirler. Ya da hani inat etmeye gerek yok.
Ya bu kadın çiçekten hoşlanıyor.
Alıvereceksin yani. Kıyasa gitmeyecek.
Çünkü neticede günün sonunda o kavga edildiğinde senin de başın ağrıyor öyle değil mi?
Burada iki tarafın da yapıcı olması gerekiyor.
Şimdi bazı erkekler kadınlarını, eşlerini hiç görmüyorlar.
Çok yalnız bırakıyorlar evliliklerinde, ilişkilerinde.
İlişki içinde kendini çok yalnız hisseden kadın bir kere başlıyor kıyaslamaya.
Bunun aksini de gördüm.
Evet erkek arkadaşlar da bunu yaşayabiliyor.
Bazen de kadınlar gerçekten anlamıyor.
İki tarafı da düşünebiliriz.
Sonra bu kıyaslar çok yıkıcı hale geliyor.
İyileştirilemez düzeye geliyor ve ilişki zaten artık iyice toksikleşiyor.
İki tarafı da yaralıyor.
Yapılan araştırmalara şöyle bir baktığımızda kıyaslamayı şu şekilde düşünürsek daha yapıcı.
Mesela eski halimize göre, kendimizin eski versiyona göre bir iki sene önceki halimizle şu anı kıyaslarsak, neleri aştık, neleri yaptık, kendimizle kıyaslayacağız.
Önceki... İlişkimizi kıyaslayacağız.
Bundan birkaç sene önce partnerimizle kurduğumuz bağla şu anı kıyaslayacağız.
İyi gitti mi bir şeyler? İlerleyebildik mi?
Geliştik mi? Gelişemedik mi?
Eksik kalan noktalar neler? Bunu kıyaslarsak bu biraz daha yapıcı bir hale geliyor.
Ama dediğim gibi eğer üçüncü bir kişi girerse o hikayeyi artık zaten çatırdıyor bir şekilde o ilişki.
Sağlıklı bağ da kurulmuyor.
Ve kıyas yaptığımız zaman partnerimizle, eşimizle ciddi bir aramızda bir boşluk oluşuyor.
O boşlukta neler var?
Yetersizlik, yeterince iyi değilim algısı iki tarafı da gerçekten huzursuz ediyor ve çok ciddi duygusal bir mesafe oluşturuyor iki kişi arasında.
Yıkıcı derken aslında bundan kastettim.
Gittikçe birbirinden uzaklaşıyor insanlar.
O yüzden ne yapabiliriz?
Kıyaslamanın önüne geçemeyiz.
Zihnimizin doğal bir eğilimi.
Ama bence ilişkilerimizin güçlü taraflarına odaklanabiliriz.
yapılan güzel şeylere odaklanabiliriz.
Ya da buradan çıkamıyorsak suçlayıcı bir dil kullanmadan ihtiyaçlarımızı daha net bir şekilde ifade edebiliriz.
Karşı tarafın anlayacağı şekilde.
Ama gerçekten de karşı taraf zaten bunlara cevap vermiyorsa dönüp de ilişkiye şöyle bir bakmak gerekiyor.
Gözden geçirmek gerekiyor.
Demek ki aynı yöne bakmıyorsunuz.
Değerleriniz, duygularınız aynı şekilde değil.
Aynı şekilde ilerlemiyor.
Burada ilişkiyi gerçekten değerlendirmek gerekiyor.
Başka ilişkilerle kıyastan çıkıp artık ilişkinin muhasebesi yapılması gerekiyor.
Öbür türlü kıyaslama devam ederse ilişki zaten elden gitmiş, ilişki çatırdamış, farkında değiliz.
E kıyasa gittikçe...
Buradan iyi bir şey çıkması zaten mümkün değil.
Belki sorumluluk alıp o ilişkiden çıkmamız gerekiyordur.
Bir de böyle bakmak lazım. Kıyaslama çoğu zaman ilişkilerimizin gerçek sorunlarını çözmüyor sevgili dostlar.
Özetlersek daha çok bizi başka insanların hikayeleriyle meşgul ediyor.
Halbuki her ilişkinin kendine göre bir ritmi, dinamiği, bir hikayesi var öyle değil mi?
Ama biz başka vitrinlerde dolaşırken, oyalanırken kendi ilişkimizin değerini...
Kaçırıyoruz, kaybediyoruz.
Onu hafife alıyoruz.
Ve çoğu zamanda ilişkinin değerini kaybediyoruz.
Belki burada ilişkiler konusunda sormamız gereken şey şudur.
Başkaları gibi miyiz?
Değil de biz kendi içimizde ne kadar iyiyiz?
Bunu sorduğumuzda bence orada büyük bir fark oluşacaktır.
Bence daha keyifli bir yerden ilerleyecektir ilişki.
Peki sizin fikirleriniz neler?
Açıkçası hiç kıyaslandınız mı?
Siz kıyaslıyor musunuz?
Bu size neler hissettiriyor?
Buradan nasıl çıkılır?
Başınızdan geçen hikayeleri de dinlemek isterim.
Mutlaka benimle paylaşın.
Bence ayeti burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
