
Bilinçaltımızın Gücüyle Hayatımızı Nasıl Değiştirebiliriz?
29 Nisan 2025 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde, James Jensen'in etkileyici kitabından yola çıkarak bilinçaltının gizli gücünü ve olumlamaların hayatımıza nasıl yön verdiğini keşfediyoruz. Oto telkinle zihnini yeniden programlamak, alışkanlıklarını dönüştürmek ve potansiyelini açığa çıkarmak mümkün mü? Bilimsel veriler, deneyimler ve pratik önerilerle, kendi zihninin mimarı olmanın yollarını konuşuyoruz.
---
Ben Saati Podcast Instagram:
Transkript
Bütün düşünceler birer doğadır ve bütün dualara yanıt verilir.
İster olumlu, ister olumsuz olsun.
Herkese merhaba, ben Satine.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Kütüphanede kitap seçerken elim James Jensen'ın Bilinçaltı Zihninizin Gücü adlı eserine gitti ve bu cümleyi okuduğumda kitabın içeriğini merak edip hemen aldım.
Kitabın merkezindeki fikir şu, düşünceleriniz kaderinizi şekillendirir.
Bu gibi cümleleri biz esasında son yıllarda çok sık duyuyoruz.
Hele şu kuantum konularına girdiğimizde pek çok insan böyle cümleler ifade ediyor.
Gün boyunca ne düşünürseniz, yüreğinizin en derininde neye inanırsanız, dilinizden sık sık hangi kelimeler dökülürse ona dönüşürsünüz.
Düşündüğünüz, inandığınız ve hissettiğiniz her şey bilinçaltına kazınır ve bilinçaltınızı neyle beslerseniz gün sonunda kişiliğinizde ve yaşamanızda önünüze o gelir diyor yazar.
Ve şunu da ekliyor.
Yaşadığınız tüm deneyimler, olaylar, içinde bulunduğunuz koşullar, eylemleriniz, ilişkileriniz, finansal durumunuz, Bilinçaltınızın düşüncelerinize verdiği tepkilerdir.
Unutmayın sizin değil bilinçaltınız neye inanıyorsa derinlerde hayatınızda onun yansımasını görürsünüz.
Çoğu insan koşulları ve durumları onların üzerinde çalışarak değiştirmeye çalışır, çabalar.
Halbuki dış koşullardan önce o koşullar ve beğenmediğiniz durumlarla ilgili duygu ve düşüncelerinizi değiştirmelisiniz diyor James Jason.
Bilinçaltını canımızı sıkmasından ve bizi korkutmasından ziyade işlerimizi yoluna koymak, daha fazla refah içinde yaşayabilmemiz için çok çok güçlü bir araç olarak kullanabileceğimizi kitap boyunca
anlatıyor yazar. Verdiği teknikleri de kullanan sporculardan, sanatçılardan, CEO'lara ve tabii sıradan insanlardan olağanüstü sonuçlar alan bireylere kadar pek çok örnek var.
Peki onların ortak noktaları neydi?
Hepsi bilinçaltlarını...
Yeniden eğitmişler sevgili dostlar.
Bu noktada telkinlerin, olumlamaların ciddi anlamda insanın hayatını değiştirebileceğinden bahsediyor.
Bunu şöyle izah ediyor hatta biraz ikna oldum ben burada.
Jensen'a göre zihnimizin %90'ı buzdağının suyun altındaki kısmı gibi çalışıyor.
Görünmez ama yönlendirici.
Bilinçaltı düşüncelerimizi, duygularımızı, alışkanlıklarımızı ve hatta bedenimizin işleyişini bile kontrol eder.
Ve işin en çarpıcı tarafı şu, bilinçaltınız doğru komutlar verildiğinde sizin için mucizeler yaratabilir.
Korkularınızın üstesinden gelmede, zenginleşmenizde, başarıyı yakalamanızda, iyi bir ilişkiye sahip olmada, aklınıza gelebilecek bütün arzularınıza ulaşmada size müthiş bir araç olur.
Ama olumsuz inançlarla doldurulduğunda kendi başarılarınızı sabote eden bir sisteme dönüşebilir.
Peki bilinçaltındaki duygu düşüncelerimiz nasıl oluşuyor?
Tabii ki çocukluk yıllarında bilinçaltı programımız o dönemlerde şekilleniyor.
Tabii her an aslında şekilleniyor ama temellere o zaman atılıyor bu programın.
İlk gençlik yıllarımızda duyduğumuz söz, maruz kaldığımız bir korku, tekrar tekrar yaşadığımız başarısızlık duygusu hepsi bilinçaltında depolanıyor.
Ve bir gün bir karar verirken bu eski sesler sessizce kulağımızda fısıldıyor.
Bunu yapamazsın, bu çok zor, yeterince iyi değilsin gibi gibi sesleri hepimiz az çok duyuyoruz içimizde.
Ama işin iyi yanı şu, bu iç ses, bu bizi sabote eden düşüncelerimiz eski bir yazılım ve yazar Jensen'a göre bu programlar değiştirilebilir.
Zihin nötr'dür, ona sen başarısızsın da desen, sen harikasın da desen ikisini de gerçek kabul ediyor.
Peki soru şu, sen kendine ne söylüyorsun?
Bir taraftan da sizlere soruyorum sevgili dinleyenlerim.
Hayatınız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kendinizle ilgili genel fikriniz nedir?
İşiniz, ilişkiniz, bedeniniz bunları aklınıza getirdiğinizde hangi kelimelerle tanımlıyorsunuz?
Hangi düşünceler beliriyor zihninizde?
Kendinizi yakışıklı, güzel, talep edilen, başarılı, sağlıklı biri gibi mi görüyorsunuz?
Kendinize verdiğiniz negatif etiketler neler?
Korkularınız var mı?
Asla yapamam dediğiniz şeyler mesela, onlar neler?
Ben uzun süre araç kullanırken, ya ben şurada beceremiyorum, burada süremiyorum diye böyle mırın kırın ettim.
Uzun süre pratik sürecimi baltaladım böyle söyleye söyleye.
Bu konuda kendimi zihnimde çok hırpaladığımı anlayınca...
Bu meselede kendimi biraz daha böyle yumuşak davranmaya ya yaparsın hallolur diye bir çocuk avutur gibi kendi kendime böyle telkinlerle trafiğe çıkmaya alıştırdım.
Az önce size sorduğum soruların cevaplarına geri dönersek zihinde tutulan her düşüncenin yani kafamıza takılan sürekli düşündüğümüz şeyler ki bunların zaten çoğu da istemediğimiz şeylerdir.
Korkularımızı filan da düşünürsek kaçındığımız şeyler oluyor değil mi?
Onları kafamızda döndürdükçe Beynimize, bilinçaltımıza komut veriyoruz.
Çünkü bilinçaltı duygusal yoğunlukla beslenir ve tekrarlarla programlanır.
Olumlu ya da olumsuz gün içindeki en basit konuşmalarla bile biz onu programlıyoruz.
Ne verirsek, hangi sözü, cümleyi verirsek, iç sesimizle onun neye maruz kalırsak çoğaltıyor.
Çünkü işi bu. Verilen emri sorgulamadan gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Hele ki, burası çok önemli bence, ben diye başladığımız tüm cümleleri Hemen doğru kabul ediyor ve sizi o cümlelerinize göre şekillendiriyor.
Ben tembelim derseniz, e öyle oluyorsunuz.
Benim dikkatim dağınık derseniz de bunu genelliyor ve kabul ediyor.
Hani şöyle diyoruz ya, insanları yargılamayın, etiketlemeyin falan diye ama kendimizi o kadar çok etiketliyoruz ki farkında değiliz.
E sık sık söylediğimiz şeyleri bir zaman sonra da inanmaya başlıyoruz.
James Jensen'a göre ototelkin ve olumlamalarla çocukluktan gelen olumsuz programları, negatif düşünceleri olumluya dönüştürebiliriz.
Çünkü baskın düşünceniz neyse ona inanmaya başlıyoruz ve bu yüzden de kendimizle ilgili neye inanmak istiyorsak yatmadan önce veya uyanır uyanmaz niye bu zamanlarda bunu yapacağız?
Çünkü sorgulayan tarafımız, bilinçli zihnimiz henüz daha devreye girmemiş oluyor.
Kendimizi bu telkinlerde bulunacağız.
Yaşamak istediğimiz şeyleri, kendimizi nasıl görmek istiyorsak.
Hayatımıza ne görmek istiyorsak bunları olumlama şeklinde telkin edeceğiz.
Kitapta zihinsel tekrarlar, imgeleme çalışmaları ve pozitif telkinler sayesinde kendi iş programınızı yeniden yazabilirsiniz diyor.
Buraya biraz sonra yine değineceğim.
Ama benim böyle en beğendiğim bir bölüm var.
Bence nokta atışı o kitapta bir bölüm.
Bundan da bahsetmek istiyorum.
İnsanın benlik algısı ne kadar güçlüyse yani kendini ne kadar değerli görüyorsa, kendini ne kadar seviyorsa diğer alanlarda da Refahının artması daha kolay oluyor.
Çünkü kendini değerli hisseden biri güzellikleri...
Bolluğu, zenginliği, başarıyı da hak ettiğine inanır.
Onu kabul etmesi kolay olur.
O yüzden olumlamalarda önce kendinizi kabul etmek, değerli görmek ve koşulsuz olarak sevme üzerine çalışın.
Yatmadan önce bununla ilgili olumlamalar yapın ve öyle uyun diyor yazar.
Ondan sonra işte parayla ilgili şeyler, olumlamaları yaparsınız diyor.
Önce kendinizle ilişkinizi düzeltin.
Gün içinde bunlarla ilgili aksi düşünceler gelirse, negatif düşünceler, Hemen zihninizde bu negatif düşünceleri olumluya değiştirmeyi öğrenin diyor.
Bu çok önemli. Yani o an ben şanssızım dediniz mesela.
İşlerim ters gidiyor dediniz.
Hemen durun bunu içinizde değiştirin.
Düşüncelerimizi de seçebiliriz.
Ama biz bu seçme hakkına sahip olduğumuzun farkında değiliz.
Artık farkında olalım.
Ve hemen durun diyor bu cümleleri değiştirin.
Ya benim şanslı olduğum alanlar da var.
Bu deneyimin de bana güzel kazançları olacaktır.
Her şeyde bir hayır vardır. Sağlık olsun gibi böyle yumuşak cümlelerle düşüncelerinizi yönetin diyor.
Bana göre bu biraz da şöyle kendi sesimizle biz kendimizi hipnoz ediyoruz aslında.
Ve bu bence mantıklı da.
İnsan kendi sesini yadırgamaz öyle değil mi?
Ve onu kabul etmesi daha kolay olur.
O yüzden bu ototerkin, olumlamalar, kendi kendimize söylediğimiz şeyler bence gerçekten çok tesirli.
Kendinize aptal, beceriksiz, yetersiz, işte gereksiz gibi şeyler söylüyorsanız da bu tarz cümlelerle şaka bile yapmayın.
Aman ha bilinçaltımız çok alıngan sevgili dostlar nem kapıyor havadan hemen üstüne alıyor falan sonra da uğraşıyoruz böyle.
O yüzden lütfen böyle şeyleri şaka bile olsa söylemeyin.
Eğer sorununuz varsa herhangi bir konuda çözümünü de yine bilinçaltından isteyebilirsiniz.
Bilinçaltınıza sorabilirsiniz sorunun çözümünü yine yatmadan önce.
Komut veriyorsunuz. Çünkü bilinçaltı bizim esasında bilge yanımız.
Zihnimizin %90'ı bilinçaltı ya biz bunu fark etmiyoruz ama bu %90'lı kısım bizim aslında bilen tarafımız.
Farkındalığımız. Ve daha önce fark etmediğimiz çözümü o yolu bize gösterecektir.
Eğer çözüm önünüze geldiğinde onu anlamıyorsanız ya da önünüze gelmiyorsa tekrar sorun.
Bana anlayabileceğim şekilde cevabı göster deyip bırakın deniliyor.
Bu gece sorup yatma tekniğini bazı yazarlar da kullanmış.
Hatta kimisi bilinçaltıyla çok ciddi irtibat halindeymiş.
İyi paralar kazanmış. Mesela Mozart'ın örneğini veriyor.
Beste yapmaya 3 yaşında başlıyor bir Mozart.
Ben bestekar değilim diyor.
Müzik bana geliyor ben de onu notaya geçiriyorum diyormuş.
Demek ki o ilham bilinçaltıyla iletişim halinde olduğunu gösteriyor ve işin ilginç tarafı notaları yazınca da hiç üstünden geçip de düzeltmezmiş, yeniden yazmazmış.
Yani mümkün mü düzeltme yapmadan bir eseri ortaya çıkarmak?
En az 50 kere yaparsın yani.
Bazı yazarlar da dediğim gibi bilinçaltında komut vererek iyi satacak bir romanı, bir macera romanı ya da öyküleri siparişini veriyormuş uyumadan önce.
Bunu da itiraf ediyorlar.
Mesela Mark Twain, ben çok şaşırmıştım bunu duyduğumda.
Emerson da öyleymiş.
Para konusuna da biraz değinmek istiyorum.
Çünkü herkesin bazı beklentileri vardır hayatta ve bu konularla biraz da bu yüzden de ilgilenen bir kitle var.
Para konusunda da örnek...
Ler tabii ki veriyor yazar.
Şöyle bir olumlama önermiş sizinle paylaşayım.
Ben zenginim olumlaması yerine şunu söyleyebilirsiniz diyor.
An be an refahım artıyor diyebilirsiniz.
Bu parayla ilgili negatif eski inançlarınızla çakışmayan bir düşüncedir.
Ve zihniniz daha kolay kabul eder.
Ama ben zenginim derseniz içinde sizin bir sürü eski deneyiminiz vardır.
Ve kolay kolay ikna edemezsiniz bilinçaltını.
Daha zayıf kalır yani bu ses.
Ama refah kelimesi maddi ve manevi olarak her şeyi kapsadığı için bunu bilinçaltı nötr olarak algılar.
Ve zihninize bolluk bereketi de böyle alıştırırsınız diyor.
Başarı ve bolluk kelimelerini, bu benim çok ilgimi çekmişti.
Başarı ve bolluk kelimelerini gün içinde böyle 4-5 dakika sık sık söyleyin.
Sadece bu kelimeleri söylemeniz bile bakın cümle içinde kurmadan sadece kelimeleri söylemek bile sizin para algınızı, bolluk bereket algınızı değiştirir diyor.
Olumlu yönde. Özellikle bu iki kelimenin bilinçaltını, dönüştürücü gücü çok yüksekmiş.
Korkularınız varsa da yine olumlamaları, telkinleri kullanabilirsiniz.
Peki son olarak daha detaylı anlatmam gerekirse ve özetlemem gerekirse bilinçaltını nasıl hizmetkar yaparız?
Şimdi bir sürü anlattık ne kadar güçlü bir araç olduğunu.
Peki biz bunu nasıl kullanacağız?
Sadece telkin vermek, olumlamalar yapıp yatmak yetecek mi?
Hayır, biraz daha desteğe ihtiyacımız var.
Olumlama ve telkinlerle birlikte zihnin en güçlü aracı olan imgelemeyi de kullanacağız sevgili dostlar.
Gözünüzü kapattığınızda kendinizi başarıya ulaşmış, o hedefi gerçekleştirmiş, korkuyu yenmiş gibi hayal edebiliyor musunuz?
İşte o görüntü bilinçaltının yeni rotası oluyor, yeni komutu oluyor.
Bu hayal kurmak değil. Bu zihne yeni bir gerçeklik tanımlamaktır, komut vermektir.
Ve bunu tekrar tekrar yaptığınızda da bilinçaltı seni oraya doğru çekmeye başlar.
Yani olumlama ve telkinden sonra imgeleme, hayal kurma yaptık.
Ondan sonra da bunu tekrar tekrar yaptık.
Hislerle de pekiştireceğiz yani iyi duygularla bu aşamaları gerçekleştireceğiz.
Yani kendinizi çok kötü hissediyorsanız hemen bunu yapmayın önce bir sakinleşin iyi bir duyguya girin ondan sonra bunları yapın.
Hislerle pekiştirmek dedik en son olarak daha çok minnettarlık hissinin çok işe yaradığını söylüyor yazar.
Bunu zaten yine pek çok yerde de şükür egzersizinin ne kadar etkili olduğunu ben de anlatmıştım bir yerlerden dinlemiş de olabilirsiniz.
Şimdi bu kitabı bence...
Mutlaka okumalısınız. Bilinçaltı ile ilgili çok fazla kitap var.
Hatta bilinçaltında bilinçüstü de denilebiliyor.
Biraz literatürde değişiklikler var ama bilinçaltı deyince herkesin anladığı bir şey var zaten.
Ortak bir nokta var.
O yüzden bu kelimeyi değiştirmedim.
Çünkü kitabın çevirisinde de değiştirilmemiş.
Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Ben çok az bir kısmını ele aldım.
Mayıs ayında Ben Saati aboneleri ile bu kitabı birlikte okuyup daha detaylı bir analiz ve inceleme yapacağız online olarak.
Dilerseniz oraya da katılabilirsiniz.
Ben Saati Instagram adresini takip ederek oradan da neler yapıyoruz görebilirsiniz.
Bölüm biterken sizi kendi zihin aynanızdan kendinize bakmanızı davet ediyorum.
Her gün birkaç dakikanızı kendi iç konuşmanızı gözlemlemeye ayırın.
Kendinize ne diyorsunuz?
Hangi cümleler tekrar ediyor zihninizde?
Unutmayın bütün düşünceler birer duadır ve bütün dualara yanıt verilir.
İster olumlu ister olumsuz olsun.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkürler, çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
