
Ben Saatinde Neden Film İzlemeliyiz? / Öneriler
31 Temmuz 2023 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Öz farkındalığı geliştiren şeylerden biri de sinemadır. Bu bölümde, kendimize ayırdığımız zamanlarda ‘neden film izlemeliyiz’i örneklerle konuşuyoruz.
Ben Saati Instagram adresi: Ben Saati
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar, yaşama, insana dair pek çok şey bulabileceğiniz Ben Saati'ne hoş geldiniz.
Ben Elif. Hızlı ve oldukça sıcak geçen bu yaz günlerinde kendimizle baş başa kalabileceğimiz anları yakalamak, Oldukça zor olabiliyor.
Herkes evin tek klimalı odasında dip dibe oturduğu için kendimize ayıracak zamanı bulsak da belki tatil moduna girip tabiri caizse her şeyi sanmak isteyebiliriz.
Canımız ne kitap okumak ister ne bakım yapmak ne de diğer aktiviteleri gözümüz görür.
Böyle zamanlarda Ben Saati'nde ne yapıyorsun diye sorarsanız bana ben film izliyorum.
Bazen dizi oluyor bu bazen bir belgesele takılıyorum.
Rutinler çok önemli demiştik ısrarla önceki bölümlerde ama bazen bu rutinlerin devamlılığını sağlayabilmek için yapmaktan hoşlandığımız alışkanlıkları yapmaktan az hoşlandığımız
ya da devamını getiremediğimiz davranışlarla birbirine bağlayabiliriz.
Atomik alışkanlıklar kitabında da değinilir bu.
Alışkanlıkları birbirine bağlayarak rutin oluştururuz.
Film ve dizi izlemekten genelde herkes keyif alır.
3 saat süren Türk dizilerini kastetmiyorum elbette.
Hem izlemekten keyif alabileceğimiz hem de ben saatimizi verimli bir şekilde geçirebileceğimiz daha farkındalıklı bir izleme şeklinden bahsediyorum.
Yediklerimizi, giydiklerimizi nasıl ki özenle seçiyoruz.
İzlediklerimizi de seçerken dikkatli olmakta fayda var.
Bazen işten yorgun gelip yemek yerken hatta yemek yaparken hepimiz bir şeyler izlemeyi dinlemeyi seviyoruz.
Bunda bir sıkıntı yok. Kastettiğim şey haftada bir ya da iki kez rutinlerimizi ekleyebileceğimiz aynı zamanda ben saati olarak değerlendirebileceğimiz bir izleme seyretme alışkanlığı
oluşturmak. Ödüllendirici ve aydınlatıcı bir deneyim olabilir.
Sinemanın öz farkındalığı geliştiren bir gücü vardır.
Bunun için illaki yönetmen, senarist olmak şart değil.
İyi ve dikkatli bir göz, hatta ortalama bir zeka yeterli bunun için.
Sinema öz farkındalığı nasıl geliştirir?
Ya da soruyu biraz daha basitleştirirsek, şöyle sorayım.
Neden ben saatinde film ya da dizi serisi izlemeliyiz?
İşte bugün size...
Film izlemenin ruhumuzu nasıl beslediğini ve birey olarak büyümemize nasıl katkı sağlayan zenginleştirici bir deneyim olabileceğini biraz anlatmak istiyorum.
İlk olarak birinci madde iyi filmler bize empati ve anlayış kazandırır.
İnsanın geliştirebileceği en büyük erdemlerden biri sanırım empatidir.
Filmler kendimizi farklı geçmişlere, kültürlere ve deneyimlere sahip karakterlerin yerine koyarak dünyayı onların perspektifinden görmemize olanak sağlar.
Zaten bizi filmin devamını izlemeye çeken bir bölüm bitince gözlerimiz kan çanağı olsa da diğer bölüme devam etmemizi sağlayan şey de bu değil mi?
Karakterin içine düştüğü olay bizi de etkiler ve o korkuyorsa bir tehlike varsa arkasında Biz de korkarız.
Ya da o ağlıyorsa bizim de gözyaşları şelale olmuyor mu?
Sevgi Nedir bölümünde bir filmden bahsetmiştim.
Hachiko, bir köpeğin hikayesi.
Yani beni ağlamaktan bitirmişti film.
Hikayedeki köpekle ve onun sahibiyle fazla empati kurdum sanırım.
O filmi mutlaka izleyin.
Ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Ama bir film daha var önereceğim.
İsmi Crash. Çarpışma olarak da çevrilmiş.
Filmde birbirinden çok farklı karakterlerin hikayesini izliyoruz.
Bir ev hanımı, onun madde bağımlısı kocası, Meksikalı bir çilingir, çaylak bir polis, orta yaşlı bir Koreli çift, araba hırsızlığı, Afrikalı bir yönetmen ve onun karısı gibi
bunlar birbirinden habersiz yaşayan insanlar.
36 saat içinde bu insanlar birbirleriyle tanışıyorlar ve hayatları iç içe geçiyor.
Ve biz günün sonunda filmin bize açtığı pencereden şefkat ve anlayışın...
Farklılıkları nasıl aşabileceğini görüyoruz.
İkinci olarak zorlukların üstesinden gelirken film karakterleri bize ilham olabilir.
Çünkü neden? Filmler genellikle büyük zorluklarla karşılaşan ve bunların üstesinden gelen karakterleri tasvir eder.
Duygusal dayanıklık bölümünde umudunu kaybetme filminden bahsetmiştik.
Will Smith oynuyordu. Oradaki ana karakter...
Chris Gardner'ın yaşanmış gerçek hikayesine biraz değinmiştik.
Dinleyenler hatırlar belki.
Amirhan'ın da bir filmi vardı.
Özellikle kadınlara ve kız çocuklarına çok büyük ilham olacak bir film.
İsmi Secret Superstar.
Süperstar olarak da bulabilirsiniz.
Bu filmi arkadaşım Zehra ile sinemada izledik.
Ağla ağla tuluk olmuştum.
Böyle tüylerim diken diken oldu izlerken filmi.
Çok ajitedram gibi değil aslında film ama...
Hatta aksine Amirhan Produksiyon yer yer komik sahneler de eklemiş filme.
Sıkılmıyorsunuz asla.
Ancak başroldeki küçük kızın yaşadıkları çok etkiliyor insanı.
Bir çocuğun hayalini özgürce gerçekleştirmesi için kendisine nasıl fırsatlar, imkanlar yarattığını, neleri göze aldığını ve o arzusunu yılmadan, arzusunun
yılmadan üzerine gittiğini görüyoruz.
yeni beceriler geliştirmek ve tutkularımızın peşinden gitmek için motivasyon kaynağı olabilir bu film.
Özellikle biyografik filmler bunda çok etkilidir.
Yani ihtiyacımız olan o motivasyonu onlar aracılığıyla bulabiliriz.
The Imitation Game filmi Enigma olarak aratabilirsiniz internette de.
Matematikçi Alan Turing'in hayatını anlatan bir film.
Bizim aslında eşsiz yeteneklerimiz olduğunu ve bunları insanların hayatına katkıda bulunmak için kullanabileceğimizi gösteriyor film.
O da bizim için çok büyük bir ilham kaynağı olabilir buradaki ana karakterde.
Üçüncü olarak film izlemek kendini keşfetme yolculuğu olabilir bizim için.
Karakterin kendi kimliğini arama yolculuğu ve bu yolda keşfettiği şeyleri görmek...
Bizi de aynı şeyi yapmaya teşvik eder.
Çoğu kişinin bildiği hatta kitabı da olan Eat, Pray, Love, Ye, Dua, Et, Sev filminde başrol karakter kendinin kim olduğunun arayışına giriyor.
Yani kimlik arayışı bir nevi.
Julia Rabbit eşinden ve işinden bu uğurda yani kendini bulma, kendini bilme yolculuğu için ayrılıyor.
İşini bırakıyor, eşinden ayrılıyor.
Bana kalırsa...
Film bize bazen hayat amacımızı ve mutluluğumuzu bulmak için içimize bakmamızı, kendimize dönmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
İtiraf edeyim bu filmin bazı sahnelerinde özellikle Julia Roberts'ın hayatında ne görmek istediğini kendine sorduğu, o monologları dinlediğimde, o içsel sorgulama sahnelerini
izlediğimde çok etkilenmiştim.
Ve belki de benim de hayatımı kendimi sorguladığım bir döneme denk gelmişti ki...
İyi geldi bana film. Dördüncü olarak sinemanın değerler üzerine düşünmeye katkısı vardır diyebiliriz.
Özellikle bazı filmler bizi değerlerimizi, inançlarımızı sorgulamaya...
Ahlaki ikilemler sunar.
Örneğin, sürükleyici bir mahkeme salonu draması olan 12 Kızgın Adam filminde jüri iyilerinin sorgulamaları, bizde adalet, önyargı ve dürüstlüğün önemi üzerine düşünmeye
zorlar. Senaryo yazımı atölyelerinde bu filmi izletiyorlar.
Hatta üzerinde film okuması, incelemesi yapılıyor.
O kadar önemsenen bir film.
Ayrıca film izleyerek insanın genel değerlerinin yanı sıra kendi kişisel değerlerini de belirlemesi mümkün.
Bu şekilde hayattaki önceliklerimiz üzerinde biraz durup düşünebiliriz.
Mesela buna güzel bir örnek olarak Into the Wild filmini gösterebilirim.
Sanırım özgürlük yolu olarak çevrilmiş.
Vahşi doğada daha sade bir yaşam için zengin hayatını terk eden Christopher McCandless'ın gerçek hayat hikayesini anlatan film bizi maddi varlıktan ziyade
içsel tatmin üzerine düşünmeye sevk ediyor.
Ayrıca insan ilişkilerini anlarken güzel bir araç olabilir yine bu film izleme aktivitesi.
Filmler genellikle arkadaşlıklardan romantik bağlara kadar karmaşık insan ilişkilerini gözlemlememiz.
fırsatını da bize verdiği için başkalarıyla nasıl ilişki kurduğumuza dair değerli içgörüler de sağlar.
Buna ek olarak 5. maddemize geldik.
Karmaşık duyguları keşfederken de karakterin zorluklarla ve bir takım duygularla yüzleşmesine tanıklık ederiz biz.
Bu şekilde de kendi duygusal yolculuklarımız hakkında içgörü kazanabiliriz.
Mesela kayıp ya da yasla başa çıkmak hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır.
Manchester By The Sea gibi filmler yasın karmaşıklığını resmederek kendi duygularımızda işlemimize yardımcı olur.
Ve bazen iyileşmenin tekrar iyi hissetmenin zaman aldığını hatırlatır.
Ve bu da normaldir.
İnsanız çünkü. Robot değil.
Yani henüz. Altıncı madde olarak şunu söyleyebilirim.
Filmler kültürel farkındalık kazandırır bize.
farklı kültürler, çeşitli gelenekler, inançlar ve değerler hakkında bilgiler verir.
Buna çok güzel örnek bir isim olarak yönetmen Hayao Miyazaki'yi verebilirim ve onun filmlerini gösterebilirim.
Hatta bununla ilgili bir podcast da yapmıştım.
Miyazaki ve onun renkli dünyasını anlatmıştım bir bölümde.
Animasyonlarından da örnek vereyim.
Ruhların Kaçışı gibi filmleri izlemek, bizi Japon kültürü ve folklorunun zengin dokusuyla tanıştırarak, genel kültürümüzü artırır.
Yedinci madde, stereotipleri kırmak, yani toplumsal yargıları, kalıpları kırmamıza, esnetmemize olanak sağlar.
Bakışımızı esnetir, genişletir filmler.
Mesela 2016 yapımlı bir film var.
NASA'daki Afro-Amerikan kadın matematikçilerin, burası çok önemli, kadın matematikçilerin olağanüstü başarılarını vurguluyor film.
Ve cinsiyet ayrımı, ırksal ön yargılar gibi Kalıplara adeta meydan okuyor.
Filmin ismi de The Hidden Figures yani gizli sayılar.
Gelelim neden film izliyoruz?
Asıl film izleme sebebimiz nedir?
Tabii ki günün yorgunluğunu atmak, stresimizi biraz olsun azaltmak için izliyoruz.
Bazen de içinde bulunduğumuz andan kaçmak için bir şeyler izlemeyi dinlemeyi seviyoruz biz.
Neden ben saati yapıyoruz?
Gevşemeye ihtiyacımız var çünkü.
Bazı çerez dediğimiz filmleri bu zamanlarda izleyebiliriz.
Ya da Harry Potter gibi büyülü sihirbazların diyarlarına kısa sürelerinde bir kaçış yapabiliriz.
Üniversiteye giderken Alacakaranlık filminin serisi çıkmıştı.
Henüz filmlerin hepsi çekilmemişti ama romanları vardı elimde.
Ben de o dönemde 3.
sınıf üniversite öğrencisiydim.
Yorulmuştum ödevlerden, sunumlardan, vizelerden.
Anadolu Üniversitesi'ne gidenler bilir bazı bölümler çok yoğun okutuluyor orada.
Bir de sevmediğim bir yurtta kalıyordum.
Bir sene buna katlanmak zorundaydım.
İşte Alacakaranlık serisine dalmıştım ben de o dönemde.
Filmi, kitabı ne varsa tüketiyordum.
İçinde bulunduğum anlardan, ortamdan uzaklaştırıyordu beni bu.
Burgu olsa da bazı yerleri saçma da gelse...
Yine de merak duygumu besliyordu.
Ne yalan söyleyeyim. Bazen en saçma şeylere inandığımız olmuyor mu?
Ayrıca film izleyerek insan davranışlarını analiz edebiliriz.
Bazı psikolojik ve gerilim filmlerinde insan kendisinin gölge yanlarıyla karşılaşabiliyor.
Siyah Kuğu filmi buna güzel bir örnek.
Öte yandan Baraka filmi gibi hayat yolculuğumuzu çok farklı açılardan sorgulamamıza sebep olan filmler de var.
Film izlemek kendimizi ve etrafımızdaki dünyayı nasıl algıladığımızı etkileyen içsel bir gözlem deneyi bile olabilir.
Biz olay örgüsüne ve karakterlere bakarak hatalardan ders çıkarabiliriz.
Biraz önce bahsettiğim gibi perspektifimiz genişler.
Çünkü kendimizi farklı bakış açılarına da maruz bırakmış oluyoruz film izleyerek.
Yeni felsefeler keşfederiz.
Bazı filmler yaşam ve varoluş üzerine bize kafa yordurur.
Matrix'i izler, gerçeklik algımızı sorgularız.
Gerçekliğimizden şüphe ederiz.
Ayrıca izlediğimiz görsel şölenler yaratıcılığımıza da katkıda bulunur.
Aidiyet duygusuna da olumlu olarak etkisi vardır.
Çünkü ortak ilgi alanlarına sahip insanlar birlikte film izleyerek bazen film okumalarına katılarak kendileri gibi benzer düşünen bireylerle bağlantılarını güçlendirebilirler.
Bu şekilde güzel bir network de kurulur.
Dokunaklı bir film sırasında böyle içini çeke çeke ağlamak veya bir komediye ağız dolusu, içtenlikle gülmek, duyguların katarsiz bir şekilde serbest bırakılmasını sağlayarak bizi
daha hafif ve huzurlu hissettirebilir.
Sonuç olarak kendimize ayırdığımız zamanda film izlemek eğlenceden daha fazlasıdır.
Büyüme ve kişisel farkındalık için bir fırsattır.
Empati, ilham ve düşünme yoluyla filmler kişisel gelişim için güçlü araçlar olarak Bize hizmet eder.
Bu nedenle film izleme anlarımızın kıymetini bilelim.
Çünkü bunlar hayatlarımızı derinden zenginleştirebilir ve bizi kendimizin daha iyi bir versiyonu haline getirebilir.
Haftada bir yaparsak bunu mesela bir hafta belgesel, bir hafta film.
dizi ya da biyografi şeklinde bir izleme rutini oluşturursak ayda 4 tane iyi film izlemiş yani bir nevi iyi içerikler tüketmiş oluruz.
Hatta o hafta izlediğimiz yayın hakkında şöyle bir araştırma yapıp onunla ilgili analizler var mı?
İncelemeler var mı?
Bunlara bakıp üzerine biraz düşünebiliriz.
Bazı film dizi yapımları bakış açımızı esnetebilir.
Bazıları bükebilir. Üzerine kitaplar okunabilir.
İşte tüm bunlar ruhumuzu inşa etmeye çalıştığımız beni besler.
Sizin izlemekten keyif aldığınız filmler, diziler neler?
Ben Saati Instagram sayfasında önerilerinizi ve geri dönüşlerinizle ilgili paylaşımlarınızı heyecanla bekliyor olacağım.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
