
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde sevgili Azra Kohen ile kadını ve kadın olmayı ele alıyoruz.
Üreten, düşünen, paylaşan, emek veren kadının ben saatini ve kendini inşaasını konuşuyoruz.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bugün çok özel bir konuğum var, Azra Koyhan bizlerle birlikte.
Hoş geldiniz Azra Hanım.
Merhaba, hoş bulduk. Çok teşekkür ederim davetiniz için.
Güzel bir program yapıyorsunuz.
Umarım daha farklı, daha detaylı konuları da sizden ilerleyen günlerde dinleme fırsatı bulacağız.
Ve izleme tabii ki. Ben çok teşekkür ederim.
Yani davetimize icabet ettiniz.
Ben Saati'nde sizi böyle güzel bir şekilde ağırlıyoruz.
Sizin son dönemlerde zeka menüsü üzerine çalışmalarınız var.
Ama oraya değinmeden önce size nasıl ulaştığım, aslında ben sizi nereden tanıyorum biraz bunun hakkında bilgi vermek istiyorum.
Sanırım pandemi dönemindeydi.
Haypetiye Okuma Kulübü'nden.
Sizi takip ediyordum.
Orada birlikte kitap analizleri yapıyorduk.
İrade terbiyesi üzerine de bir canlayın yapmıştınız.
Çok faydalanmıştık.
Hatta bazı podcast bölümlerinde de oralardan alıntılar yapmıştım.
O dönemden beri çok sıkı bir takipçinizim.
Faydalanıyorum içeriklerinizden.
Çok sağ olun. Hazır Kadınlar Günü'nde gelmişken...
Önce zeka menüsünden önce kadınlarla ilgili toplumda kadın olmak ne demek?
Sağlıklı, dengeli, huzurlu bir birey olmak için neler yapmalıyız?
Bunlar hakkında konuşmak istiyorum.
Sizde şöyle bir söylemeniz vardı, benim çok hoşuma gitti.
Toplumda kadın olmak bir sorumluluktur.
O toplum nereye gider?
Kadının kalitesi belirler diye böyle bir söylemeniz vardı.
Peki kaliteli kadın kendini nasıl var edebilir?
Kaliteli kadın dediğimizde, kadın genelde toplumda...
maalesef bu yüzlerce yıldır empoze edilen filmlerin, rollerin, kadına biçilmiş rollerin uzantısı olarak hep böyle işte dekolitesiyle, güzelliğiyle ve hizmetiyle
var olmuş bir organizmaya dönüştürmüş.
Ama halbuki kadın toplumun temelidir ve toplumun var edicisidir.
Çünkü şöyle düşünün.
Şimdi en en en eski zamanlara gidelim.
Yani işte insanların ilkel toplum dediğimiz devirde yaşadığı dönemlere gidelim.
Şimdi orada yaşadığımızı farz edelim.
Diyelim ki siz işte bir ailenin içine doğdunuz.
Doğal olarak bir kadın tarafından doğruldunuz.
Zaten gezegende bu gezegende bir kadın tarafından doğrulmamış bir canlı yok.
Yani o yüzden kadın toplumun temelidir.
Kadın tarafından doğrulmuş canlılar olarak işte doğduk.
Ne oldu? Erkekler kas yapıları itibariyle ve işletim sistemleri temelde iki ana konuya odaklanabildiği için.
Ne yaptılar? Bu kötü bir şey değil.
O yüzden odaklanmaları daha yukarıda ve daha sabitlenmiş olabildiği için uzmanlaşma anlamında daha iyi olabiliyorlar.
Ne yaptılar? Ailenin beslenmesini son buluk olarak üzerlerine aldılar.
Ailelerini beslemek için ne yaptılar?
Ava çıktılar. Daha tarımın olmadığı bir dönemde yaşadığımızı farz edelim.
Avlanan bir erkek topluluğu var.
Ava çıktılar ve o dönemde ava çıktıkları zaman da hani böyle yaşadıkları bölgeden birkaç kilometre uzaklıkta gidip de hemencecik avlayıp geri dönmüyorlardı.
O avlanma süresi bazen aylar sürebiliyordu ve çok büyük hayvanları avlamaya çalışabiliyorlardı köyün erkekleri olarak.
Bunlar ava çıktıklarında köydeki yaşam kadınların elinde kalıyordu çünkü kadın çocuğa bağlı.
Doğurduğu çocuğa bakmakla yükümlü çünkü doğurduğu çocuğun ana besin kaynağı kadın.
Şimdi erkek... Avcılık yapmak için aylarca uzaklığa gittiğinde bir hayvanı öldürdüğünde ne oluyordu orada?
Hayvanın ilk başta ilk çürümeye yatkın olan iç organlarını erkek yemek zorunda kalıyordu değil mi?
İlk yani bu bilimsel bir şey size anlattığım bu şeyler.
Erkek bu anlamda iç organlarını yediği için ilk taşıyamayacağı yani işte hayvanı öldürdü, içini boşalttı, o organlardan yiyebildiklerini yedi.
Hayvanı taşınır hale getirdi kızakların üzerine koyarak.
Köye geri götürüyor hayvanı.
Yolda da işte kaç kilometre uzaklıkta gidiyorsa eğer mesela bugün yapılan çalışmalar şunu gösteriyor.
Bazen işte mesela Avrupa'nın bir ucundan diğer ucuna avlanmaya giden av sürülerinin burada avladığı hayvanı döndürürken köye geri getirirken o hayvanın bir takım işte organlarını kolay
parçalanabilir kısımlarını yer hale geldi.
Ve bu o erkeğin kas sistemine çok ciddi etkisi oldu.
Köye geri geldiklerinde avlanmış avlarla birlikte ne oldu?
Köyde bekleyen çocuklar ve kadınlar hayvanın geri kalan kısmını değerlendirdiler.
O yüzden de bu evrime nasıl yansıdı?
Avlayıcılıkla görevli olan erkek dediğimiz organizma Doğal olarak çok uzakta avlanmaya gittiğinde özellikle kışın bitki örtüsünün kalmadığı işte doğanın tamamen yok olduğu karlar altında
kalan bölgelerde düşündüğünüzde sürüleri takip edip mevsime göre göç eden sürülerin peşinden giden erkekler beslendikleri için kas yapıları binlerce yıl içerisinde gelişti.
Kadınlar ise kendi doğurdukları canlıya bakabilmek için süt ürettikleri için süt dediğiniz şey nedir?
Süt ben bunu aslında Pi'de de Eden'de de Gör beni dede.
Üçünde de çok güzel anlattığımı düşünüyorum.
Bu üç kitapta da süt dediğiniz şey vücuttaki kalsiyumun yani kemiğin suyunun suyla karıştırılmasından oluşan bir ham maddedir.
O kadar kıymetli bir şeydir ki anne çocuğu besleyebilmek için kendi kemiğini suyla karıştırıp içirir çocuğa.
Buna biz süt diyoruz. O kadar besin değeri yüksek bir şey.
Bu organizmaları yerlerine koyduğunuz zaman toplumu doğuran kadın.
O yüzden kadın dekoliteden, güzellikten ya da işte hizmetten çok daha önemli bir yere sahip.
Zaten toplumları incelediğinizde bugün hala günümüzde kadının toplumdaki yerinin sağlamlığı ve ailede kadına gösterilen saygı ve kadına duyulan bu özen o toplumun geleceği
yeri yani toplumun varoluş seviyesindeki iyi bir yaşantıya sahip olamayacağını belirleyen bir duruma.
O yüzden de kadın sadece dekort eden ya da işte göze hitap etmekten ya da hizmet etmekten çok daha öte bir şey.
Bir ailenizdeki kadına davrandığınız davranış hali sizin yaşayacağınız yaşantının kalitesini belirleyecek.
Yani o yüzden kendi annesine, karısına, kız çocuklarına kötü davranan aileler asla gelişemeyip lanetlenmiş bir aileler gibi kendi içlerinde ciddi problemler yaşarken kendi karısına, annesine...
kız çocuğuna yatırım yapan aileler çok güzel gelişecekler.
Çünkü ailenin huzuru annedir.
Eğer sağlıklı, güçlü, kendini bilen, beslenmeyle ilgili kendini geliştirmiş, çocuğa bakmakla ilgili kendi görevlerinin farkında, kendi yeteneğinin farkında bir anne varsa evde, bir anneniz varsa siz
çok güzel gelişirsiniz. Şimdi bunu topluma yayın.
Yani çok güzel gelişmiş ailelerden oluşan toplum düşünün.
Ve işte annesi cinselliğin içinde kaybolmuş.
Erkekten aldığı dikkatin içinde kaybolmuş.
Doğal olarak sürekli hor görüldüğü için o hor görünmenin bir uzantısı olarak...
kendi kimliğini unutmuş, kendini dekolt eden ve sadece gösterişten ibaret zanneden bir annelerin olduğu ve böyle ilgi gördüğü yere anında kayan.
İki çocuğunu, üç çocuğunu bıraktı.
Bilmem kiminle kaçtı falan.
Aslında kadın orada ilgi arıyor.
Aradığı ilgi o kadar yüksek bir dozajda ki o kadar büyük bir ihtiyacı var ki ilgiye.
İlgi nereden gelirse hani böyle balığın ışığa gittiği gibi çünkü artık zihni gelişmediği için bir balık gibi ilgiye yani ışığa doğru giderek bütün sorumluluklarını geride bıraktığını zannediyor.
Halbuki lanetlenme evresidir o.
O tip bir davranışa giren hiçbir canlı, hiçbir canlı iyi bir hayat yaşayamaz.
Yani o canlıların o hayatlarına bakın.
daha sonra ama tabii annenin niye toplumda işte hor görüldüğünü ya da o ailenin içinde hor görüldüğünü ve bu kadar neden ilgiye ihtiyaç olduğunu bakmak lazım.
Mesela kız çocukları çocukluk yaşlarında eğer babalarından ve annelerinden yani yetiştiricilerinden yeterli ilgi görmediklerinde o zaman ilgiye aç hale geliyorlar ve ilgiye aç hale gelen kadınlar daima fiziksel
özellikleriyle var olmaya çalışıyorlar.
Zihinlerini geliştirmeleri gerektiğini uyanamıyorlar.
Yani bu bir başka türlü bir bağımlı bir ilişkiye dönüyor.
Yani o yüzden aslında burada konuşulacak çok ciddi bilimsel veriler var.
Bu söylediğim hiçbir şey benim kendi fikirlerim değil.
Yani bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış veriler.
Yani eğer sen ailenin içine doğan kız çocuğunu, erkek çocuğu içinde geçerli bu.
Çocuğu diyelim buna, genelleyelim.
Bu çocuğu gerçekten de sevip onun doğal bir şekilde hakkı olan ilgiyi vermiyorsan bu çocuk ilgi açı oluyor.
Çocukluğunda çocukluğunu yaşayamayan çocuklar büyüdüklerinde zaten yetişkin olamıyorlar.
O yüzden bugün toplumda gördüğünüz gibi yetişkin olamayan bir sürü insanla birlikte yaşamaya çalışıyoruz.
Yani yetişkin bedeninde ama zihinsel olarak yetişkin olamamış insanlarla yaşamaya çalışıyoruz ve o yüzden çocuk gibi davranıyorlar.
O yüzden çocuk gibi... aslında bizim kolaylıkla çözebileceğimiz problemleri konuşup o problemlerin kaynağına inip o problemlerin çözümünü konuşmamız gerekirken onlar çocuk gibi davranarak problemin
kaynağına inmek yerine problemi kamufle etmeyi ya da problem hiç ortada yokmuş gibi yapmayı yani aynen şu davranış şekli.
Bana ne? Hayır. Öyle değil.
Hayır falan. Yetişkin olmamış.
Küsme falan. Küskinlik işte.
Savunma mekanizmaları.
Kısma. Aynen öyle.
Düzme, kızma, alınma, konuyu saptırtma, tutturma, sadıraya geçme, tipinle.
Neden? Çünkü bu çocuklar çocukluklarını yaşayamamışlar.
Erken olgunlaşmak zorunda kalmışlar.
Bu neden? olur. Bu ya tacize uğradığınız zaman olur.
Taciz illa cinsel olmak zorunda değil.
Sizi hor gören ve doğduğunuz andan itibaren size kendinizi eksik hissettiren insanlarla birlikte yaşadığınızda da tacize uğrarsınız.
Yani tacizin bir sürü çeşidi var ve bence bu en en en yetişkinliği engelleyen taciz çeşidi.
Çünkü o davranışı öğrenirsiniz.
Hor görmeyi öğrenirsiniz. Etrafınızdaki sorunları ciddiye alıp çözmeyi değil hor görerek, yokmuş gibi davranarak o sorunları büyütmeyi öğrenirsiniz.
Sorun haline gelmeyi öğrenirsiniz.
Evet. Yani o zaman anne olmadan önce bir kadının birey olarak da kendini değerli görebilmesi lazım.
Henüz anne değilim ve orası çok biraz uzak geliyor bana.
Böyle baktığımız zaman çok büyük sorumluluk geliyor.
Önce kadınların yetersizlik işte imposter sendromlarından o değersizlik duygularından arınması lazım.
Yani anne olmadan önce birey olarak kendini inşa etmeli değil mi?
Yani çünkü annelik de geldiği zaman çok yorucu ve angarya gibi görülen zorlayıcı bir yük gibi görülebiliyor.
Şimdi şöyle bir şey var.
Biz neden anne oluyoruz?
Yani anneliğin evrimde ve insan yaşantısındaki yeri soyun devam etmesi mi?
Fırkın insan organizmasının devam etmesi mi sadece?
Hayır değil. Aynı zamanda bireysel evrime çok büyük katkısı bulunan bir yer.
Çünkü anneliksiz özellikle hamilelikle birlikte size öyle bir noktaya getirir ki siz hayatınızdaki Geçmişinizdeki, çocukluğunuzdaki, kendi annenizle, kendi babanızla, kendi atalarınızda var olmuş olan
epigenlerle size taşınmış olan her şeyle yüzleşir hale gelirsiniz.
Ama her şeyle.
Aralıksız bir şekilde. Bilinçaltınızdaki bütün dosyalar açılır, tak tak tak masanın üzerine konulur ve o dosyalarla böyle baş başa kalırsınız ve annelik sadece doğurduğunuz çocuğu beslemek ve onun ihtiyaçlarını
gidermek değil. Aynı zamanda bütün açılan o dosyalarla birlikte hatırladığınız ve zihninizde bir anda kurduğunuz, daha önce kurmadığınız ama o anda annelikle birlikte kurduğunuz bağlantılarla birlikte zihninizde oluşan
bütün o karmaşanın içinde savaş halinde olma, mücadele halinde olma halidir annelik.
Bu mücadeleye hazırlıklı değilseniz eğer inanılmaz bir depresyonun içine girersiniz.
Ama aslında girdiğiniz şey depresyon değil, yetişkin olmamakla ilgili inadınızdır.
Yani postpartum denilen bir şey var.
İnsanlar postpartumla ilgili işte çocuk doğurduklarında, çocuğa karşı duydukları yabancılık üzerinden değerlendiriyorlar.
Fakat ben bununla ilgili çok ciddi okuma yaptım ve Nathalie Barkey çok iyi bir psikolog.
Bence Türkiye'deki en iyi psikologlardan bir tanesi.
Hatta onun gibisi yok diyebilirim yani çok açık ve net.
Çünkü ona gönderdiğim insanlar üzerindeki etkilerini...
biliyorum. Bu konuyla ilgili bir kitap yazıyor şimdi.
Doğum sonrasında çekilen sıkıntılarla ilgili ve onun yaptığı araştırmaya katkın olsun diye ben de ona sürekli araştırma gönderiyorum.
Bak böyle bir şey buldum şöyle bir şey buldum diye ve ben de okumak zorunda kalıyorum.
Orada şu konsepte şuna bağladık konuyu.
Bunu delilleriyle olsunacak ama çok çok gerekli bir şey bağladı.
Aslında yetişkinliğin ne olduğunu anlamayan, yetişkin olmakla ilgili fikir geliştirmeyen, sorumluluk daha önce almamış olan insanlar çok büyük krizlere, maruz kalıyorlar.
Şimdi o yüzden de çocuk doğurmadan önce size şunu tavsiye edeceğim.
Yani bu postportumla ilgili çok detaya girmeyeceğim.
Çünkü o Natalya'nın konusu olsun istiyorum.
Ama şunu tavsiye edeceğim. Bunu Natalya ile de konuştuğumda ona da bu şekilde söyledim.
Ben çok verimli bir annelik yaşadım.
Benim niye verimli bir annelik yaşadığıma biz odaklandığımızda şu verileri koyduk masanın üstüne.
Hayatımda kendimi bildim bileli hayvan baktım.
Bu hayvanlar sadece kedi köpek değildi.
Yani hayvan baktım.
Çünkü sokakta yaralanmış bir canlıyı gördüğümde onu yaralanmış ve tek başına bırakmakla ilgili vicdani sorumluluk hissettim.
Vicdani sorumluluk hissetmemin nedenini biz düşündüğümüzde.
Çünkü benim bu vicdani sorumluluğu bana bir damlanış olarak aşılamış olan bir anneannem vardı.
Anneannem o kadar o kadar merhametli bir kadındı ki biz anneannemle kasaba giderdik.
Beni anneannem büyüttü. Kasaba giderdik.
Kasaba annem ve babam sürekli çalıştıkları için.
Kasaba gittiğimizde Elif'ciğim yani şöyle söyleyeyim sana.
İşte bir torba malzeme et alırdık.
İşte kıymasıydı, etiydi falan.
Eve gelene kadar o bir torba et yok olurdu.
Benim anneannem o eti sokakta gördükçe dağıtırdı.
Biz tekrardan kasaba gitmek zorunda kalırdı.
Yani ben iki kere kasaba gittiğimi hatırlıyorum defalarca.
Ve bir keresinde yani belirli bir yaşa geldiğimde anneannemin şunu söylediğimi hatırlıyorum.
Anneanne biz niye sürekli iki kere gidiyoruz?
İki tane torba alalım, bir tanesi dağıtalım, bir tanesini eve alalım.
Anneannemin de bana şu açıklamayı yaptığını hatırlıyorum.
Kızım... Ben kendimi, canım benim.
Ben kendimi eğitmeye çalışıyorum.
Aslında bu Rızk, annenin babanın çok yoğun çalışmaları sonunda edildiği, kazandıkları yemekler bunlar.
Biz bunları dağıtmamak zorundayız ama bir yandan da vicdani rahatsızlığı.
O yüzden de ben vicdanla savaştığım için biz iki kere kasaba gidiyoruz diye bana bu açıklamayı yaptı.
Ve bana bu açıklamayı yapması bile benim için o kadar büyük bir kaynak oldu ki.
Çünkü ben ilerleyen yaşlarda aynı vicdani rahatsızlığı yaşadığımda, aynı problemle karşı karşıya geldiğimde anneannenin açıklamasını kaynak olarak kullandım.
Ve kendi hayatımda...
Kazandığım paradan, kazandığım paranın %20'sini vicdani rahatsızlıklarımı rahatlatmak için ayırmam gerektiğine karar verdim.
Ve bugün gerçekten de hani bunu banka hesaplarımla da zaten benim avukatım olsun, benim hani yakınımda bütün hesaplarımı muhasebecim gibi bilen herkes bilir.
Benim hesap, bakın kazandığım karımın değil, kazandığım paranın %20'si kazandığım anda benim toplumda kendime görev olarak belirlediğim yaraları hafif etmek için harcayacağım para haline gelir.
Ve o yüzden de... Benim mutlu bir insan olmaman temelidir.
Ben mutlu, sağlıklı bir insan olmamın ana nedenine baktığımda buradaki vermiş olduğum kararı görüyorum.
Buradaki vermiş olduğum kararı analiz ettiğimde de arkasında çok vicdanlı ve doğaya, hayvana, duyguya açık anneannemi görüyorum.
Bugün hala kaç yaşına geldim?
Yani 50 yaşında olacağım birkaç sene içerisinde.
Düşünün eve. Gerçekten öyle.
Bugün hala kendimi bildim bileli her gece aralıksız anneannem için.
dua kur. Yani o yüzden benim anneannem gibi, benim anneannem gibi yani Dudu diyeceğim.
Görben'in kitabını yazdım ona.
Yani Görben'in kitabı benim anneanneme anlattığım bir kitaptır.
Evet ben de şöyle duandım bir dakika.
Şöyle yani anneannem gibi insanların, anneannem gibi kadınların toplumda fazlalaşmasını diliyorum.
O yüzden de benim için kadının, kadın kimdir dediğinizde Görben'deki kadın kadındır.
O da benim anneannemdir zaten.
Çok güzel bir referans oldu bize gerçekten de.
Peki hazır kadın, üzerine, kadının rolleri üzerine konuşuyorken benim en çok dikkatimi çeken şey şu modern dünyada, toplumumuzda dişillik, erillik konuları, dişil enerji,
eril enerji ya da maskülen, feminen olaylar.
Yani artık bununla ilgili eğitimler de veriliyor.
Dişil enerjinizi yükseltin.
İşte karşı cins sizi daha etkileyici bulsun falan gibi.
Ya da eril rolde sürekli yap yap enerjisinde olan Kadınlar var dışarıda çalışmak zorunda.
Yani onlar da negatif olarak görülüyor.
Biz bunu nasıl değerlendirelim?
Şimdi burada bunlar inanılmaz önemli konular.
Yani eğer dünyadaki hükümetler diyelim, gerçekten de insanlığa hizmet etmek için hükümetler olsaydı bu konudaki çalışmaları baz alarak bu konudaki eğitimleri ilkokul çağından itibaren çocuklara vermeleri gerekirdi.
Çünkü bunlar gerçekten insanlığı insan yapan değerler.
Şimdi ben şu konuda çok netim burada...
Biraz koaktif bir şeyler söyleyeceğim ama bu benim araştırmalar sonunda geldiğim nokta.
Bir kere ailenin ağırlığını, ailenin ağırlığını kadın taşımak zorunda.
Çünkü zaten kadın bunun için dizayn edilmiş bir organizma.
Ailenin ağırlığını erkeğe yıkmaya çalışırsanız o aile tekerlekleri patlayan, ilerleyemeyen bir arabaya döner.
Kadın içinde bulunduğu aileyi yönetmek ve eğitmek zorunda.
Bu yüzden de en başta kendisini, kendi duygularını yönetmek ve kendisini eğitmek zorunda.
Şimdi kendi duygularını yönetemeyen ve kendisini eğitememiş bir kadından kalkıp da daha fazla insanın yönetimini yapabilmesini ve bir aileyi kurup o aileyi yönetebilmesini
zaten bekleyemeyiz. Kendi duygularını yönetmeyi bilmeyen bir kadın doğal olarak kendi işletim sistemiyle yani bir kadına bir erkek arasında çok net bir ayrım var.
Erkek iki konuya çok net bir şekilde odaklanabiliyor.
O yüzden de iki konuya aynı anda odaklanabildiği için uzmanlaşma konusunda ileri gidebiliyor.
Fakat kadın altı konuya aynı anda odaklanabiliyor.
Altı konuya aynı anda odaklanabildiği için uzmanlaşma konusunda hemencecik ileri gidemiyor.
Ama eğer kendini eğitirse altı konuya aynı anda odaklanabildiği için o altı konuyu seçmeyi kendine öğretirse, kendini eğitirse, duygularını yönetirse, duygularının Pat
pat pat altı konuya duyguları aktı.
Bir yerde işte kıyafetini fark etti.
Diğer bir yerde başka birinin cildini fark etti.
Kadınların dikkat ettiği şey. Evet evet.
Başka bir yerde birinin çantasını fark etti.
Başka bir yerde başka birinin kazandığı parayı fark etti.
Böyle altı tane aslında eğitilmemiş kendi dikkatini eğitmediği için kendi dikkatini saldırdığı olayları fark etti.
Ve bu fark edişlerinin hepsi toplandığında kıskançlığa dönüştü.
Bir toplumdaki en tehlikeli yaratık kıskanç bir kadındır.
kıskanç bir kadından daha tehlikeli başka hiçbir yaratık yoktur dünyada.
Ciddi söylüyorum bunu.
Ve ben bunun şeyini yaşadım.
Kıskanç Spesifik kıskanç bir kadının hedefi haline geldim.
O yüzden bana sahte psikolog dendi.
Diploma mı yayınlasam yani o kadın kocasının da imkanlarını kullanarak, para harcayarak bana saldırılmasını sağladı.
Bakın bunlar mahkemesi devam eden benim delillerle ispatladığım şeyler.
O yüzden bir toplumdaki kıskanç kadının o topluma ne kadar zarar vereceğini ama en çok kendi ailesine ne kadar zarar vereceğini ben zaten deneyimleyerek o kıskanç kadını araştırırken...
Bunun tarihte örnekleri de var.
Ama buradan çıkalım, geriye gelelim.
Erkek iki tane şeye odaklanabiliyor.
O yüzden kısa zamanda uzmanlık geliştirebiliyor.
Kadın aldığı şeye odaklanıyor.
Eğer o aldığı şeyde nelere odaklandığını yani merakını ehlilleştirmezse kıskanç, etrafındaki...
dünyayı 360 derecede sürekli takip eden ve böyle bir hani nasıl stalkerlar vardır etrafında kafayı birilerine takıp onları sürekli takip ederek yaşarlar.
O tip bir varlığa dönüşüyor.
Çok negatif bir varlığa dönüşüyor.
Ama eğer kadın kendini eğitirse o iki şeye odaklanan erkekten çok daha ileri gidiyor.
O altı şeye odaklanabilme kapasitesini kendini eğiterek odaklayabilirse eğer Ben bunu yapıyorum bu arada.
Ben işletim sistemimde 6 tane konu düşünebilme ve o konuyu işleyebilme, düşünebilme kapasitemi eğittiğim için, istediğim şeylere spesifik olarak odakladığım için ne oluyor?
O 6 tane...
aynı anda odaklandığım konuları birleştirerek bir tek kişi tarafından yazılması neredeyse imkansız olan kitaplar yazıyorum.
O yüzden de zaten internette bir ara bu kitapları bir ekip yazıyor falan diye dedikodular çıkmıştı.
Hayır ekip yazmıyor. Tek başıma yazıyorum kitapları.
Her şey tamamen bana ait.
Ama işte içimdeki 6 tane konuyu aynı anda düşünebilme özelliğini eğitebildiğim için yazabiliyorum.
Bu kadar kapsama eğinebiliyorum.
Bu sizin için de geçerli. Hepimiz bütün kadınlar için geçerli.
O yüzden bu konunun sonuna geldiğimizde yani conclusion'la geldiğimizde evet erkek kısa zamanda uzmanlaşabilen bir canlı.
Kadının uzmanlaşabilmesi için önce kendini eğitmesi lazım.
Bir kıt daha zamana ihtiyacı var ama bir erkeğin uzmanlığı ile bir kadın uzmanlığı kıyaslandığı zaman katlıyor.
Katlıyoruz onları. Katlıyoruz onları.
O yüzden bir kadın Ailenin sorumluluğu kişisi olmak zorunda.
O yüzden kadın çocukları eğiten varlık olmak zorunda.
O yüzden kadın ailenin ana yöneticisi olmak zorunda.
Peki erkek değersiz mi? Hayır, erkek çok çok çok değerli.
Erkek bir anne tarafından düzgün yetiştirildiğinde hele muazzam değerli.
Marcus Aurelius gibi, Atatürk gibi insanların çıktığı erkeklerden bahsediyorum burada.
Yani toplumlara yön veren liderlerden bahsediyorum burada.
Doğru anneler tarafından yetiştirilmiş.
Niye biz Atatürk'ten sürekli Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı duyduk?
Niye Zübeyde Hanım böyle ezik bir köşede unutulmuş bir kadın değil de Atatürk'ün gururla anlattığı bir kadın Atatürk gibi bir erkeği yetiştirebilmek için Zübeyde Hanım gibi
bir anne olmak lazım.
Yani o yüzden de annelerinize gösterdiğiniz saygıyı küçümsemeyin.
Cennet annelerin ayaklarının altındadır lafı o kadar doğru ki ama bu şey demek değil.
Anneniz seri katil olacak.
Sizi ezecek, dövecek.
Siz de annenizin ayağının altına öpeceksiniz.
Hayır bu öyle bir şey demek değil. Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu kelimenin gerçek anlamı.
Sorumluluğunu bilen. kendini eğitebilmiş, kendi ailesinin yöneticisi olduğunun farkında, ailenin yükünü taşımanın birinci görevlisi olduğunun farkında olan kadınlar anne olduklarında cenneti
doğururlar. O yüzden cennet o annelerin ayaklarının altındadır.
Emek veren kadınların ayaklarının altındadır.
Eğer anneniz kendini bilen sağlam bir kadınsa siz cenneti var etmeyi kendi hayatınızda bilirsiniz.
Size onu öğretir çünkü. Ben de bunu anneannemden öğrendim.
Çok güzel işte model almak rol model olunca işler biraz daha kolay oluyor galiba.
O zaman bu kadınların önce kendine emek vermesi lazım.
Sizin hep söylediğiniz bir ifade bu kendine emek ver.
Bu altı alanda da uzmanlaşabilmesi için aynı erkekler gibi onların iki alanda uzmanlaştığı gibi biraz pratiğe ihtiyacı var.
Ama bence duygularını o duygusallığı bırakıp duyguları biraz da regüle edebilmeyi öğrenmesi lazım kadın.
En önemli şey. Yani çok fazla duygusal çalkantı dalgalanma yaşıyoruz.
Yani bazen günlük rutinleri bile yapamadığımız oluyor kadınlar olarak.
Hemen bir olay olduğunda yani iç dünyamız karışıyor ve o gün yapacaklarımızın yarısını yapamayabiliyoruz.
Hal böyle olunca da zaten 6 şey bırakıp bir tanesine odaklanamıyoruz.
Burada ne yapmalı?
Yani beyin kimyası konusuna gelmek istiyorum.
Duygusal dalgalanmalarda, duyguları regüle etmekte, kontrol etmekte, yönetmeyi öğrenmekte beslenme, beyin kimyasının önemi ne kadardır?
Yoksa meditasyon, nefes, yoga gibi şeylerle mi anca düzenleyebiliriz?
İstediğiniz kadar yoga yapın.
İstediğiniz kadar yapın. Eğer gücünüze doğru ham maddeyi vermiyorsanız inşaatınız sağlam olamaz yani.
İstediğiniz kadar inşaat yapın.
Doğru malzemeyle inşaat yapmıyorsanız inşaat yapamazsınız.
Yıkılacaktır en ufak bir rüzgarda.
Zaten insanlar bunu yaşıyorlar.
Yani ben mesela böyle çok sahte buluyorum aynı zamanda.
Neden sahte bulduğumu söyleyeyim size.
Bunlar farklı kaçışlar.
Şimdi hakikatler var ve bu hakikatler böyle biyoloji, fizik, kimya gibi hani hayatın dilleriyle ispatlanmış hakikatler.
Bakın hayatta serotonin diye bir gerçek var.
Şimdi serotonin ne olduğunu bir anlamak lazım.
Siz eğer serotonin üretmiyorsanız diyelim ki evde oturuyorsunuz bir anda işte duvar çatlamaya başladı.
Duvar çatladığı için oradan bir kablo çıktı.
Kablo kıvılcım verdi.
Kablonun yanında perde var. Perde tutuştu kablonun verdiği kıvılcımdan.
Tamam mı? Siz...
Korku halinde, eğer serotoniniz eksikse, korku halinde bir köşede, bir köşeye çekilir.
Korku halinde o perdenin yanmasını seyreder.
Kurban gibi, ayy imdat!
Kurtarın diye bağırırsınız. Hani böyle korku filmlerinde aciz kadınlar vardı diye, eee eee falan diye bağırırlar.
Ona dönüşürsünüz, serotoniniz eksik olduğu için.
Çünkü serotonin, bizim vücudumuz elektrikle çalışır.
Beynimizdeki düşünceler elektriktir.
Bir nöro-transmitterden diğer bir nöro-transmitter'a elektrik akımı atarak...
Düşünce oluştururuz biz.
Ve nörotransmitterler arasındaki elektrik akımının oluşturduğu ağlar fikirleri oluşturur.
O ağlardan sentezlenmiş diğer ağlar bizde problem çözümlerini oluşturur.
Problem çözümü zaten zeka demektir bu yüzden.
Şimdi o yüzden de şöyle bir gerçek var hayatta.
Senin eğer serotonin eksikse sen bir kere bir nörotransmitterden diğerine elektrik akımı atarak düşünceyi oluşturmakta yani problem çözümünün temeli olan asıl eylemi yapmakta zaten hamleden
yok. Yani senin çakmağın yok.
Sen ateş yapacaksın. Yani çakmaksız yani anladın mı?
Senin daha çakmağın yok.
Sen orada çak yapıp oradaki işte hali hazırda var olan sistemi harekete geçirmek yerine Kıvılcımın yok senin yani.
O yüzden de serotonin nedir diye bir anlamak lazım.
Şimdi serotonin sadece eskiden sadece beyinde üretildiği zannediliyordu.
Hayır. Serotonin bağırsaklarımızda üretiliyor ve serotonin kasta depolanıyor.
Bakın çok önemli bir şey söylüyorum.
Ben bugün mesela kas yapıyorum.
Göstermesi ayıptır. Az biraz kasım var.
Ama benim eşim için gayet iyi yani.
Vücudumda karın kaslarım falan gayet iyi.
Kas yapıyorum. İşte 50 yaşında 18 yaşında gözükmek için kas yapmıyorum.
Öyle aciziyeti olan bir insan değilim.
Yaşımı çok seviyorum. Ama kas yapıyorum çünkü sağlıklı yaşlanabilmek için, akıl sağlığımın dengesini var edebilmek için kas yapıyorum.
Çünkü bugün eğer vücudunuzdaki kasınız az ise bu serotonin depolayamayacaksınız ve zekanız etkilenecek bundan.
Şimdi bu serotonin sadece kas değil.
Şimdi depolamak kasla ilgili bir şey.
filtrelenme sistemiyle ham maddeye dönüştürülmesiyle çalışıyor.
Yani aslında yüzlerce binlerce filtreden oluşuyoruz biz.
Fakat toksite dediğiniz şey bu filtrelerin gereğinden fazla toksik maddeyle tıkanmış olması demek.
Zeka menüsü zaten bunların hepsini size öğretecek.
A'dan Z'ye. Mesela elektrolit diye bir şey var.
Elektrolit satılıyor. İşte bir toz bunu suyun içine karıştırıp çalkalayıp içiyorsunuz.
Ama içine bir sürü kimyasal var.
Ben zeka menüsünde size doğru elektrolit yapmayı öğretiyorum evde.
Süper. Elektrolit ne demek biliyor musunuz?
Vücudumuz elektrikle çalıştığı için.
Vücudumuzun sodyum potasyum dengesine ihtiyacı var.
Eğer vücudunuzda sodyum potasyum dengesi kaybolduysa ki günümüzde bu çok olan bir şey.
O zaman zaten sağlıklı bir bedene kavuşmanız mümkün değil.
Uygulanması gereken birçok yöntem var.
Ama ben şimdi burada bu yöntemlere girmek istemiyorum.
Biraz sadece merakı kaşımak istiyorum.
Zeka menüsünde ben 4 senedir araştırma yapıyorum artık.
Yani yanlış bir şey söylememek için.
Bütün bulabildiğim en verimli yöntemleri ve aynı zamanda kendi hayatımda denediğim.
Çünkü bunları kendi hayatımda deniyorum ki kendi hayatınızdan daha net sonuçlarını hakkaniyetli bir şekilde ölçebileceğiniz bir kaynağınız yok.
Doğru. Yani o yüzden kendi hayatımda deniyorum, çalışmayan şeyleri eliyorum, çalışan şeylerin üzerine gidiyorum.
Mesela bu elektrolit dediğiniz şey.
Elektrolit dengesi vücudunuzda kaybolduysa eğer kemik ağrıları zannettiğiniz sinir ağrıları yaşarsınız.
Vücudunuz sinirleri verir.
Bacaklarınız olsun, eklemleriniz olsun, kaslarınız olsun.
Mesela birçok tuz eksikliği.
Vücudumuz bizim tuzlu bir yapıya sahiptir.
Bu tuzlu yapı o kadar kıymetlidir ki yani kanımızı bir vampir gelip kanımızı içse tatlı bir şey içmeyecek, tuzlu bir şey içecek öyle düşünün.
Bu tuz oranı...
işte sahte tuzlarla tuzmuş gibi piyasada satılan ama tuz içeriği tuzda bulunması gereken 98 çeşit elementin var olmadığı tuzları kullanmaktan dolayı bu tuz içeriği kaybolduğunda vücutta Yani
bu tuzu doğru tuzu vücudunuza vermediğinizde o zaman bir sürü kemik eklem ve kas ağrısı yaşayacaksınız.
Sakat zannedeceksiniz. Doktora gideceksiniz.
Doktor size bundan bahsetmediği için.
Çünkü doktor da bilmiyor. Çünkü tıp fakültesinde beslenme öğretilmiyor.
Toplam 3 saat beslenme öğretiliyor.
Yani düşünebiliyor musun? Ben bunları zeka menüsünde delilleriyle koyuyorum ortaya.
Ve tıpta mesela gözü...
öğrenen göz doktoruyla kalbi öğrenen kalp yine farklı kalp doktorları yine bir kıt daha holistik ama diyelim ki işte akciğeri öğrenen akciğer doktoru arasında bağlantı yok.
O yüzden de gözünüzü tedavi etmek için size verdikleri ilaç akciğerinizi öldürüyor olabiliyor.
Yani anladınız mı?
Parçalara ayrılmış şekilde öğretiliyor.
Bütünsel bakmak lazım. Ve bunun nedeni zeka medisinde bunun neden bugün bu hale geldiğinin...
Çünkü ben merak ettim. Neden biz bu kadar büyük bir saçmalığın içerisinde bu kadar kolaylıkla düzeltmemiz gereken problemleri bir türlü düzeltemez haldeyiz?
Bunu merak ettim ve geçmişe doğru araştırma araştırma araştırma delil delil delil delil gittim ve en kaynağına indim.
O kaynaktan bugün günümüzde bunun nasıl düzeltilmesi gerektiğine geri geldim.
Delilleriyle sunuyorum. Bunlar benim fikirlerim değil.
Bunlar... benim merakımın, ehlilleştirilmiş merakımın sonucunda yaptığım araştırmada bulduğum bulguların ortaya konmuş halleri.
Delilsiz hiçbir şey koymuyorum ortaya.
Yani ben açıkçası bir müfredat oluşturuyorum.
Evet heyecanla bunu bekliyoruz gerçekten.
Özellikle ben. Ve bunu gerçekten Allah, hayat, evren, kalbimi biliyor.
Kesinlikle hiçbir şekilde hiçbir çıkar beklemeden, ne satış ne hiçbir şey umurumda değil.
Ben artık bu cehennemde yaşamak istemiyorum.
Tek beklentim bu kitapların çocuklara okutulup çocukların bu sistemi değiştirmekle ilgili ellerinde en azından bu problemin kaynağının ne olduğuna dair bilgilerinin olması.
Yani benim bu dört senede verdiğim bu emeği...
Gencecik çocuklar vermek zorunda kalmayacaklar.
Bunu biz oluşturduk.
En azından neden bu bugün buraya geldi diye pat diye onlara sunabilelim.
Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Tabii bunu sunarken bir sürü şey de öğrendim.
Kendi hayatımda, kendi çocuğumda kullandığım bir sürü teknik öğrendim.
O teknikleri sizinle paylaşıyorum.
Ama bu teknikleri yarım yarım yaptığınızda, şimdi ben tuz çok önemli dedim.
Siz hop tuz kullandınız.
Tuz demek, sodyum demek.
Vücudunuzdaki sodyumu arttırdınız.
Hop potasyum düştü bu sefer.
Şimdi hücre dışında en çok bulunması gereken element vücutta.
Sodyum, hücre içinde en çok bulunması gereken element.
Potasyum. Potasyum-sodyum dengesini bozdunuz.
İnanılmaz hasta olabilirsiniz.
O yüzden de yarım yamalak değil.
Bilmek gerekiyor. Kitabın içinde, kitap bitti fakat kitabın içinde resimler var.
Çünkü ben şunu da istemiyorum.
Ben bir konudan bahsederken kitabı bırakacaksınız, merak ettiğiniz için internete gideceksiniz.
İnternette resim arayacaksınız.
Hayır. Her şey olsun.
Her şey olsun. Kitaptan kopmadan o yolculuğu tamamlayın.
Çünkü neden biliyorsanız kumlular o kadar ilginç ki siz internette resim avına çıktığınızda o resim avında kendinizi kaybedeceksiniz.
Kitaba dönmeniz zor olacak. Çünkü o kadar ilginç bilgilerin içine.
sürüklüyorum sizi. Bu zeka menüsü iki şeyde olacak.
Bir tanesi zeka menüsü zihin.
İşte eğitim sistemimiz ve bugünkü bu geldiğimiz noktaya nasıl bugün geldiğimizi anlatıyorum.
Yani problem ne? Neden biz tıbda bile bu kadar birbirinden kopuk parçalar halinde gözü iyileştirirken akciğeri öldüren bir tıbbımız var bizim.
Dişi tedavi ederken işte flörür flörür uygulaması beyni öldüren ya hala bu flörürü savunan dişçiler var.
Dişçi de yarım diş hekimi demiyorum.
Hala ama mesela çok iyi diş hekimleri var.
Onlar konuya uyandılar ve hayır ya biz bunun yerine başka bir şey kullanmalıyız dediler.
Yumurta kabuğunun tozunu kullanan diş hekimleri var biliyor musunuz?
Aynı işleri görüyor çünkü. Yani o yüzden biz gerçekten kendimizi güncellemeliyiz.
Dünyadaki en eski kullandığımız şey eğitim sistemimiz.
Hiçbir zaman kendini güncellemeyen bir eğitim sistemi var.
İşte hani fabrikada işçi yetiştirmek için geliştirilmiş eğitim sistemini bugün hala kullanıyoruz.
İşçilik kalmayacak yakında fabrikalarda ama biz hala o amaçlı eğitim sistemi kullanıyoruz.
O yüzden bunu geliştirmek zorundayız.
Kullandığımız teknoloji bize ait değil.
Teknolojiyi bilmiyoruz.
Bakın ben bugün bir paylaşım yaptım Instagram'da.
Çin bir açıklama yaptı.
Bu açıklamayı bir sene oldu yapalı ama paylaşımı ben yeni yaptım.
Etrafımda çok bu bilim dünyasında çalışan ve bilim dünyasına yatırım yapan insanlar olduğu için bu tip teknolojileri daha bu teknolojiler laboratuvar aşamasındayken ben öğrenme ayrıcalığına nail oldum.
Şükrediyorum her an. O yüzden de o Bir teknolojinin öz kaynağının neresi olduğunu da dedikodusunu da öğrenebiliyorum.
Mesela Çin'in yaptığı bu teknolojinin öz kaynağı aslında şöyle çıktı.
Bu Amerikalıların elinde çok uzun yıllardır olan bir teknolojiydi.
Ve Amerika bunu Ukrayna'ya verdi.
Kendisini işte Rusya ile olan savaşta...
koruyabilmesi için Rusların elinde ve bütün dünyadaki bütün ülkelerin elinde bu infrared dediğimiz işte binaların içindeki ısıya göre insanların nerede olduğunu, güç ısısına göre insanların nerede olduğunu bulabilen bir teknoloji
vardı. Fakat bu Amerika'dan Ukrayna'ya kullanılmak için olan verilen teknoloji doğal olarak Rusya'nın eline oradan da Çin'in eline düştü.
Çin ve Rusya işbirliği içinde bunu geliştirdiler ve bugünkü teknolojiyi oluşturdular.
Peki bu teknolojiyi kim buldu?
Amerika mı buldu? Hayır. Ama o başka bir podcast'ın konusu olur.
Bize ait olmayan bir teknolojiyi kullanıyoruz ve bize ait olmayan bir teknolojiyi kullanırken de çok zeki olduğumuz için o bize ait olmayan teknolojiyi ele geçirmiş değiliz.
Aynen öyle. O yüzden burada şimdi söylememem gereken şeyler var.
Söylemeyeceğim ama zeka menüsünü bitirdiğinizde zaten noktaları birleştiriyor olacaksınız.
Vücutla ilgili toplamam gerekirse vücudun elektrik için gerekli olan sıvı yapısına yani elektrolit yapısına dikkat etmek lazım.
Bu çok önemli. Bulabiliyorsanız organik elektrolit kullanın.
Bulamıyorsanız zaten ben birkaç ay içerisinde inşallah Zeker Menüsü'ndeki tarifi yayınlayacağım.
Ben Zeker Menüsü yayın kanalı diye bir yayın kanalından kendi hayatımda kullandığım malzemeleri paylaşıyorum.
Bu malzemelerin...
içindeki toksitesine de dikkat ederek yani atıyorum cildi güzelleştiriyor diye karaciğerime zarar veren bir malzeme kullanmıyorum.
Zaten holistik bakmak lazım her şeye.
Eğer gerçekten böyle ışıl ışıl bilgiyle, ışıl ışıl sağlıkla parlamak istiyorsanız toprağa döneceksiniz.
Evet. Kompost yapacaksınız.
Bunlar en önemli şeyler.
Sen toprağa, bana soruyorlar işte Azra Hanım ya siz inanılmaz yani mesela arkadaşlarım var etrafımda.
Aynı yaş grubundayız.
İşte ya sen işte aramızda böyle 20 yaş var gibi duruyor.
Sen neler yapıyorsun falan diyorum.
Ben ilk söylediğim şey şu oldu.
Ben diyorum kompost yapıyorum ilk. Toprakla hemhal olmak.
Evet hayatın sana bu güzellikleri bahşedeceğini zannediyorsan bir kere orada hayatla ilgili hiçbir şeyi öğrenemediğin bir loop'un içindesin.
Yani sen aslında hayatı yaşamıyorsun.
İnsanların kurduğu bu toplumun içinde kaybolmuşsun demek.
Buradan çık. Gerçek hayata gel.
Kompost yapmak güzel bir kadın olmanın birinci kapısıdır.
Çok iddialı bu.
Gerçekten öyle. Çok iyi.
Çünkü komposttan sizi götüreceği yer öyle bir şey ki o bilgileri başka türlü öğrenemezsiniz.
Yani birinci kapısıdır ve bir bilginin bedene gerçekten bilgi olarak inebilmesinin bir zamanı vardır.
Ve o zamanı da o bilgiye gerçekten vermek zorundasınız.
Yani böyle sahte sahte hayatı kandıramazsınız.
Hayat bilir. O zamanda da komposta vermeye başlarsanız bir takım şeyleri öğrenmeniz ve gerçekten bedeninize bilgi olarak inmeniz ve davranışa dönüştürmeniz ve cildinizde parlaklık olarak ortaya çıkmasına kapı olacaktır.
O yüzden lütfen beni bu konuda ciddiye alın.
Ben daha önce bunu böyle kibar kibar söylemeye çalıştım.
Nasılsa kitapları okuyan insanlar bunları anlayacaktır dedim.
Fakat şu an şunu anlıyorum. O kadınların 6 tane işletim sisteminin içinde 6 konuya odak olabilme kapasitesinden kaynaklı bir karışıklık söz konusu.
Ve o yüzden buna artık bağırmaya başladım.
Yani artık kompost yapın kardeşim.
Ben size burada çok önemli bir sırrı veriyorum.
Yani bana bir sürü konuda bir sürü şey soruyorsunuz.
Buradan giriliyor oraya. Buradan.
Evet sosyal medyada da görüyorum kadınlar artık apartman dairesinde bile balkonlarında hazırlamaya başlamışlar.
Ben de bunu planlıyorum.
Yaz tatilinde köye gidip hemen...
İki ay süre zaten yetiyormuş galiba.
Siz öyle bir yazıda yazmışsınız.
İki ya da üç ay zannediyorum.
Toprağımı hazırlayıp geri gelip apartman dairemde bakalım neleri ekebiliyorum, neleri yetiştirebiliyorum.
Ben de test etmek istiyorum. Çiğdem diye bir tane Azra Kohen uygulamaları diye bir sayfa kuruldu.
Bunu ben kurmadım, hiç tanımadığım biri kurdu bunu.
Fakat ben sonradan anladım ki kuran kişi bir ziraat mühendisi ve orada bir ilişkimiz gelişti.
Adı Çiğdem ve biz Çiğdem'le konuşmaya, sohbet etmeye başladık.
Benim buradaki komposta kullandığım çok güzel.
Normalde ben de daha kapalı alanda hani böyle sitelerin içinde İstanbul'da falan yaşarken bu kompost makinesini kullanıyordum.
İsviçre'den. satın almıştım ama aslında Belçika ürünü.
Ve böyle çok bulmuştum çünkü koku sinek ıvır zıvır yapmayan bir makine nasıl yapabilirim?
Çünkü yasaktı yaşadığım bölgede, sitenin içinde böyle şeyler yapmak.
Ve sonra 8 ay içerisinde imza toplayıp yönetmeniyi de değiştirdim.
O ayrı mesele. Ama ilk başta böyle başladım.
Yani oradaki sorun bile benim bu makineyi bulmama neden oldu.
Şimdi biz bu makinenin daha ucuza nasıl mal edilebileceğiyle ilgili araştırma yapıyoruz.
Sağ olsun Çiğdem arkadaşım bu konuyu kendi üzerine aldı.
Hem bir ziraat mühendisi olduğu için hem de kompostan ve geri kalan...
her şeyden çok iyi anladığı için çok doğru kişi olduğunu düşünüyorum.
Eğer o bu konuda başarıya ulaşırsa biz böyle bir STK üzerinden kar amacı gütmeden sadece bu konuda emek veren insanların o konuya verdikleri zamanın karşılığını maaş olarak alabilecekleri bir sistemle ama
minimum fiyatla bir kompost makinesi var etmekle ilgili yola çıktık.
Yani fiyatı ne kadar aşağıda tutarsak eğer bunu yapabilirsek balkonumuza küçücük bir şey koyup sizin için bu işlemi yapabilecek olan bir sisteme de sahip olacaksınız.
Yani ben bu kompost işinde o kadar o kadar Benim için o kadar önemli.
Çünkü neden? Çünkü bizim için o kadar önemli.
Toprağı da çok önemli olduğunu idrak edeceğimizi söylüyor.
Astrolojik olarak da yapılan açıklamalara göre siz de söylüyorsunuz.
Toprağa yüzümüzü dönmemiz gerekiyor.
Toprak en güzel öğretmen.
Toprağa dikkatlice. Toprak üretmeyi öğrenebilmek için öğrendiğin şeyler senin hayatını öyle güzel topraklayacak ki hayatında gereksiz başıboş elektrik akımları olmayacak.
Toprak... Yapmayı öğrenmek için öğrenmek zorunda kaldığın bilgiyi kendi hayatında, kendi ilişkilerinde, kendi çocuğunla, kendi hayvanlarınla uygulamaya başladığında gerçekten muazzam yani başka
hiçbir şekilde öğrenemezsiniz bunu.
Başka istediğiniz kadar okula gidin, istediğiniz kadar üniversiteye gidin, toprak üretmeyi öğrenirken öğreneceğiniz şeyler var hayatınızda kullanırken inanamayacaksınız aradaki bağlantıya.
Yani ben bunu farklı şekilde öğretmeye çalıştım.
Bir sürü kitap yazdım. Yazdığım kitaplar.
En sonunda neye uyandım biliyor musun Elif'ciğim?
Hayır ya beni, bu bilgilerin bende kalması nedeni benim toprakla olan ilişkim.
Ben bu bilgileri toprakla olan ilişkimden öğrendim.
En sonunda şuna karar verdim. Ya ben aslında bu insanlara sürekli topraktan öğrendiğim şeyleri öğretmeye çalışıyorum.
Ben bu insanlara balık tutup veriyorum aslında.
Ben bu insanlara balık tutmayı öğretmeliyim.
Ve bu insanlara balık tutmayı öğretebilmemin tek yolu toprakla olan ilişkiyi geliştirmeleri.
Toprakla olan ilişkiyi kendim...
Kendileri geliştirdiklerinde zaten benim onlara anlattığım bilgiyi biliyor olacaklar.
Umarım üretebiliriz.
Zaten toprak üretmek bile kulağa çok güzel geliyor.
Çok ilginç geliyor bir kere.
Peki Azra Hanım zeka menüsü ne zaman artık elimizde olur?
Bu kadar merakla bekliyoruz.
Tehlif hakkı olmayan spesifik resimler arıyoruz ve yani öyle bir arayış ki çünkü yani saymadım kaç tane resim var diye ama hemen hemen her sayfada resim var.
Çok güzel. Yani kitap kalın bir kitap olacak bu yüzden.
Çok açıklayıcı. Çünkü böyle kaybolmanızı istemiyorum.
Şimdi o yüzden de resimler zaman alıyor.
Yoksa yani bir ekiple çalışmadım daha.
Çünkü şöyle şeyler oldu. Gör benim de bunu siz hissetmediniz ama ben çok ciddi kriz yaşadım.
Gör benim de kullandığımız bir resimle ilgili bir problem yaşadık.
Kitabın yayını durduruldu.
Ve bu bir kişinin yani bir yayın evinde çalışan bir kişinin göz ardı ettiği yaptığı bir küçük hatadan kaynaklandı.
O yüzden de bu resimler benim için çok önemli.
Yani resimleri ben...
Ve benim öz ekibim, Natal'in başında olduğu öz ekibim.
Yani ben böyle Kolombiya, Stanford gibi üniversitelerden mezun olmuş psikolog bir ekiple şu an resim adına çıkmış durumdayım.
Çünkü hiç kimseye şey vermek istemiyorum.
Doğru. Malzeme. Malzeme vermek istemiyorum.
Hiç kimseyi işi şansa bırakmak istemiyorum.
Yani o yüzden emek gerekiyor.
Bir de şunu söylemek istiyorum size.
Bu şöyle bir şey.
Yani hayatta kendi ilgimizi etrafımıza dağıtıyoruz ya aslında ilgimizi etrafımıza dağıtmıyoruz.
İlgimiz aslında böyle bir mıknatıs gibi.
O sıra en çok yüksek sesle bağıran, en çok yüksek sesle gözümüzün önüne konulan ya da en parlak olan şey pat pat pat ilgimiz böyle mıknatıs gibi boşu boş bir şekilde gidiyor.
İlgimizi... Merakımızı ehlileştirdiğimizde ki ilk yazdığım kitaptan itibaren anlattığım bir konu bu benim topraktan öğrendiğim bir konu.
Çünkü toprak yapmaya başladığında ilgini ehlileştirmeyi, merakını ehlileştirmeyi öğreniyorsun.
Müthiş bir şekilde öğreniyorsun.
Ama ben bunu size kelimelerle anlatırsam öğrenmeyeceksiniz.
Buradan gelecek, buradan çıkacak. Ama toprak yapmak, gerçekten toprak yapabilmek, kompost yapabilmeyi öğrenmek zorunda kaldığınızda iki ayda öğreneceğiniz bir şey bu.
Kompost yaparken, aa evet ya öğrendim olacaksınız.
Yani odaklanın sadece.
Videomu seyretmeniz gerekiyor.
Video seyredin. İşte benim anlattıklarım yeterli gelmedi mi?
Bana soru sorun. Girin sosyal medyada benim en son paylaşılmış postumun altına soru sorun.
Ben çok ciddiye alıyorum. Zeka menüsünde bir şey okudunuz.
Zeka menüsünün yayın kanalında bir şey okudunuz.
Kafanız karıştı. Girin soru sorun.
Bazı sorular çok aptal geliyor.
Mesela özür dilerim aptal dediğim için ama gerçekten öyle.
Mesela Azra Hanım bir ürün paylaşmışsınız.
Bunu nereden satın alabilirim?
Ya o araştırmayı sen yap.
Benim zamanımı bununla harcatma bana.
Çünkü neden bana bununla harcatma?
Çünkü ben sonra sana olan saygımı ve saygımı kaybettiğim için de sevgimi kaybediyorum.
Çünkü saygıyla sevgi arasında çok ciddi bir ilişki var.
Yani o zaman şöyle düşünüyorum ya en ufak basit bir şeyle bile ilgili sen beni kullanmak istiyorsun.
İnsan saygı duyduğu birini kullanmak istemez.
Beni kullanmak istemeyin. Yani o yüzden kendi araştırmanızı basit konularda kendiniz yapın.
Diyelim ki yaptınız yaptınız yaptınız araştırmayı bulamadınız.
O zaman bana gelin sorun o zaman ben zaten...
Göreceksiniz ki bütün işimi gücümü bırakıp oradaki basit soruyu çözmek için zaten zamanımı vereceğim.
Ama sen daha hiç kendi zamanını vermemişsin.
Kusura bakma. Senin zamanın ne kadar değerli?
Bir insanın zamanının değeri nasıl ölçülür?
Hayata katkısıyla ölçülür.
Sen bir birim zamanda hayata ne kadar katkı sağlıyorsun?
Onun değeriyle. Einstein bir birim zamanıyla hayata ne kadar katkı sağlıyor?
Bunun değeri arasındaki fark zamanın herkes için değerli olmadığı anlamına geliyor yani.
Senin zamanın çok değerli olabilir eğer sen merakını evlileştirir de kendini belirli konularda uzmanlaşmaya iter ve hayata katkı sağlarsan, senin zamanın Einstein'dan da, herkesten de daha değerli hale de gelir.
Emeğini verdiğin için.
İlk iki ay toprak yapmaya çalışmak, kompost yapmak bize emek vermeyi öğretecek.
O yüzden çok kıymetli.
Biz emek vermeyi, yani yorulmayı bilmiyoruz.
Ben oğluma ne diyorum biliyor musun?
Sürekli, bak sürekli. Diyorum ki Baru ha, Baru.
Hayatta öğrenmen gereken en önemli bilgi, en önemli şey yorulmak.
Yorulmayı, doğru şekilde yorulmayı öğrendiğinde geri kalan kapıları açacak olan bir baymuncuğun olacak elinde.
Azıcık yoruldun diye kendini böyle bir köşede hemen sosyal medyanın kucağına bırakmayacaksın.
Yorulmayı öğrenmek diye bir şey var.
Güzelmiş. Performansın geliştiği.
Evet. Yorulmayı işte kompost yapmak size en...
müthiş, keyifli haliyle doz doz yorulmayı öğretecek.
Bizim podcastımızın ismi Ben Saati.
Sayfamızın da ismi Ben Saati.
Bu Ben Saati kendimize ayırdığımız özel anları.
İşte Me Time'dan ben. Buraya evirdim bunu.
Kendimize ayırdığımız özel zamanları kapsayan bir zaman.
Ve biz bu zamanlarda anda kalabileceğimiz, kendimize baş başa kalabileceğimiz etkinlikler, aktiviteler neyse bunları yapıyoruz.
Ya da hiçbir şey yapmıyoruz. Çünkü bazen durmak gerekiyor ya çok böyle hareketli iş hayatında ya da günlük hayatta.
Bu ben saati ayırdığımız vakitlerde biz o zaman ne yapacağız?
Kompos yapacağız. Değil mi?
Çok isterim. Çok isterim.
Yani bunun için maddi manevi elimden geleni yapmaya zaten karar verdim.
Hani şimdi buradan bu kapıdan gireceğiz.
Çünkü bu kapı nasıl bir kapı biliyor musun?
Elif için bu kapı topraklanma kapısı.
Buradan giren bir kadın o altı tane farklı olaya aynı anda odaklanabilme kabiliyetini yönetmeyi öğrenmeye başlayacak.
ve kıskanmayan bir kadına dönüşecek.
Kıskançlıkla etrafında parlak ve güzel gördüğü şeylere saldırmak, onları kirleterek kendine değer katmaya çalışmak yerine, onları indirgeyerek değer katmaya çalışmak yerine, kendisi o seviyeye çıkarak kendine değer
katacak. Kendisi parlayacak.
Gerçek, hakikatli bir varlık haline dönüşecek.
O yüzden çok teşekkür ederim bana bu fırsatı verdiği için.
Ben çok teşekkür ederim. Buradan da senin aracılığınla paylaşabildim.
Ben bunun çok acısını yarısını yani ben gerçekten bana sahte psikolog diye saldırdıklarında önce inanamadım dedim ki bu saçmalık falan filan.
Sonra baktım işin arkasında işi sistemli bir şekilde yöneten biri var.
Bu Türkiye'nin en ileri gelen ailelerinden bir tanesininle gelin gitmiş birisi.
Ona inanamadım.
Gazetecilere attığı maillere inanamadım.
Hiçbir gazetede siz bu haberleri okumadınız.
Çünkü şükürler olsun ki vicdanlı insanlar var Türkiye'de.
Böyle işte kendi resmini koymuş.
Benim resmimi koymuş.
İşte ve kendisi hiçbir üniversiteden mezun değil.
Sadece böyle 4 ay bir online şeye gitmiş.
Zaten beni de onunla suçladı. Online değil bilmem ne diyor.
Kafası kısı karışık falan. Neyse bunu gördükten sonra bu işin daha derinine indim.
Yani bu şimdi kişiyle ilgili bir konu ama biz kişileri değil olguları konuşmaya geçelim.
Derinine indim. Dedim ki her şeyi sahip olan bir kadın.
Kendince doğru bir evlilik yapmış değil mi?
Türkiye'nin en zengin ailelerinden, en nüfuslu ailelerinden bir tanesinin oğluyla evlenmiş.
İnanılmaz bir lüks içinde yaşıyor.
Çok gereksiz bir bölümden mezun olmuş.
Amerika'daki bir üniversiteden.
Böyle saçma sapan bir bölüm. Ama üzerine online kurs almış psikolojiyle ilgili.
4 ay gitmiş o kursa. Onu öğrenmiş falan.
Dedim ki bu kadın niye beni karalamak ister?
Yani neden? Bunun nedeni ne?
Buradan ipin ucunu bir tuttum.
Pıtır pıtır aşağıya inmeye başladım.
Aşağıya inmeye başladığımda gördüğüm hakikat beni inanılmaz rahatsız etti.
Başkasının düştüğü kötü durumdan siz kendinizi iyi hisseder hale geliyorsanız gerçekten hakikatiyle verimli bir yaşantıya sahip olmanız mümkün değil.
Mümkün değil. O yüzden başkasını kötü durumlara düşürerek kendinizi yüceltmeye çalışıyorsanız da bu çok zavallıca bir durum.
Bir kere bize bu yakışmaz.
Neden bize bu yakışmaz? Burası çok önemli.
Bakın Hristiyanların haç olarak geldikleri Meryem Ana'nın evi vardır Efes Usta.
Hazreti İsa'nın, İsa peygamberin büyüdüğü yerdir orası.
Şimdi topraklarımıza bakın.
Nerededir? Efes'tedir.
İzmir Efes'tedir. Değil mi?
Hz. İsa gibi bir din indirmiş.
Zeka menüsünde Hz. İsa'nın gerçeğini açıklıyorum size.
Bugün Hz. İsa'nın ağzından yayınlanan şeyle alakası olmayan şeyler var.
Neyse oraya geleceğiz. Bu bir.
Hz. İsa'nın gibi bir peygamberin evi Türkiye'de.
Yine Hristiyanların Noel Baba Noel Baba diye kutladıkları işte Santa Claus dedikleri bir saint olarak algıladıkları kişinin evi Patara'da Türkiye'de.
Truva Savaşı dediğimiz tarihe geçmiş Truva Savaşı'nın olduğu yer Türkiye'de.
Aklınıza daha ne gelebilir?
Dünyanın en en en eski kurulmuş medeniyetinin bulunan fil tabletleri Türkiye'de.
Dünyanın en eski yazılı medeniyetleri Türkiye'de.
Mezopotamya'nın işte Sümerler'in tabletleri Türkiye'de.
Dünyanın en eski medeniyeti Göbekli Tepe Türkiye'de.
Nasıl bir yerde doğduğumuzun farkında mısınız?
Burada doğmamız tesadüf mü?
Bu topraklarda doğmamız tesadüf mü arkadaşlar?
O yüzden lütfen özellikle toplumun doğurucuları, toplumun var edicileri olan kadınlar olarak bizlerin dekolteden işte ve hizmetten ve güzellikten ve birbirini kıskanmaktan çok daha
ileri gitmemiz lazım. O işte benim başıma bu belayı açan kadınla ilgili felsefi anlamdaki düşüncelerim beni buralara getirdi.
Buraları aşmamız lazım ve hep birlikte üretime geçmemiz lazım ve bunun kapısı kompost.
Kompost yapmadan size bulaşmış olan kıskançlıkla, size bulaşmış olan diğer negatif düşüncelerle, merakınızın etraftaki her şeye pat pat pat pat atlayıp yapışmasıyla savaşamayacaksınız.
Kompost yapmaya başladığınızda otomatik bir şekilde topraklanacaksınız ve bu topraklanma sonucunda kendinizi var edeceksiniz.
Hakikatiyle. Hiç kimseyi kıskanmayacaksınız.
Herkesten daha güzel olacaksınız.
Çünkü eşsiz olacaksınız.
Hepimiz, her birimiz, her birimizden daha güzeliz.
Eşsiz olduğumuz takdirde.
Ama eğer sen kendi eşsizliğini birilerini taklit etmek için heba ediyorsan, taklit ettiğin kişinin bir komplesi olarak var olabilirsin.
Eşsizliğin asla parlayamaz.
Ben eşsizliğin parlamasının bu paylaşımdan geçtiğine eminim.
Çok güzel bir paylaşımdı gerçekten.
Çok teşekkür ederim. Sizle sohbet etmek çok güzel.
Çok sağ ol. Seninle de.
Son olarak da size şunu sormak istiyorum.
Peki siz kendi ben saatinizde neler yapıyorsunuz?
Biraz magazinsel olacak ama dinleyenlerin bunu merak ediyordur.
Çok güzel bir soru. Çok güzel bir soru.
Ben saatimde ben, şimdi benim 15 yaşında bir oğlum var.
Onun gelişim yolculuğunda eşimin çok büyük katkısı oldu.
Çok zeki bir adamla evliyim.
Ve oğlum eşim ben, ben saatimizde bizi şaşırtacak bir konuyla geliyoruz.
Oğlum kendi şaşırdığı bir konuyu buluyor.
Eşim kendi şaşırdığı bir konuyu buluyor.
Ben kendi şaşırdığım bir konuyu buluyorum.
O konuyla bir araya geliyoruz ve bizi şaşırtan konuları birbirimize açıyoruz ve şaşırtma yarışması yapıyoruz.
Çok güzel. Üçünüz arasındaki en çok hangi bizim konusu en şaşkınlık vericiydi?
O sohbetin bu sohbet genelde bazen 3 saat falan sürüyor.
Çünkü evet. Çünkü cidden gerçekten her ikisi de bu anlamda çok yetenekliler.
Öyle konularla geliyor ki o konuları konuşmak istiyorsunuz.
Detaylı araştırmak istiyorsunuz falan.
Sadece konuyla gelmiyor o konu.
Ve o konunun araştırmasıyla geliyor.
Böylelikle bizler de gelişmiş oluyoruz.
Bizim ben saatinde ailecek yaptığımız şey bu.
Benim ben saati şeyim. Mesela bugün biz cumaları mutlaka üçümüz böyle bir yemek yiyoruz.
Saatler saatler sürüyor o yemek.
Bu bir. İkincisi yaptığım ben saatinde eşimle biraz biz böyle çok özel ya.
Bunu böyle nasıl utandım şimdi paylaşmak için.
Elif'ciğim çünkü nispete girecek biliyor musun?
Bunu yapamayan insanlar üzülmeye başlayacaklar.
Ve ben böyle nispete neden olan bir şey yapmak istemiyorum.
O yüzden ben bir tanesini paylaşmış olayım.
Kompost yapalım. Kompost yapalım.
İnsanlar kendilerini daha iyi hissetmeye başlayacaklar.
Daha gerçek olacaklar.
Parlamaya başlayacaklar. Söz veriyorum göbek deliğime kadar paylaşacağım.
Nispet'e girmeye başladığı zaman.
Herkes daha iyi hissetmeye başladığı zaman.
Cenneti yaşamaya başladığımız zaman yani.
Evet o zaman nisbete girmeyecek ama şimdi bu kadar insanlar gerçekten kaybolmuşken ve bu kadar kendilerini yalnız ve eksik hissediyorken benim böyle bunları anlatmam pozitif edeyim negatife hizmet etmek olacak.
İyi bir şeye hizmet etmeyecek.
Kendi keyfinizi paylaşırken o keyfe sahip olmayan insanların yaşayacağı duyguları da düşünün lütfen.
Biraz empati kurmak gerekiyor.
Sosyal medyada çünkü benzer şeyler yapılıyor.
Peki son olarak dinleyenlerimize ne söylemek istersiniz?
Ben Saati dinleyicilerine.
Ben Saati dinleyicilerine bir kere Ben Saati çok çok güzel bir isim.
Yani çok güzel, çok böyle derin anlamlı bir yerden bu programı yapmaya karar vermişsin.
Onu anlatıyor. Çünkü aslında Ben Saati sosyal medyada harcadığınız zaman olamaz.
Ben Saati gerçekten sizi besleyen, sizi gerçekten daha iyi bir versiyonunuza ulaştıran, şeylere hizmet eden bir saat olmak zorunda.
O yüzden Ben Saati'yle ilgili şunu söylemek istiyorum.
Yalnızlaşın. Yalnız kalmakla ilgili, yalnız kalmaktan zevk alacağınız bir realiteye taşıyın kendinizi.
Güzel bir kapanış oldu.
Estağfurullah. Sıra bakmayın. Bahçı bana harbi var.
Özür dilerim. Ve eklenmiş oldu.
Yayınımız hiç önemli değil.
Çok teşekkür ederim yayınımıza katıldığınız için, güzelle olduğunuz için, davetimize icabet ettiğiniz için.
Ben Saati burada sona eriyor.
Sevgili dostlar çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
