
Şapkayı önünüze çıkarıp, kendinizle başbaşa bir toplantı yapacağınız bir bölüm sizleri bekliyor.
Hiwell Terapi Erişim Linki:
Link: https://hiwell.app/-o-bensaati
kod: 50bensaati
Bu kod ile birlikte takipçilerimiz ilk seansa özel %50 indirimden faydalanabilecekler💐
Ben Saati Podcast Instagram:
Transkript
Herkese merhaba.
Ben Saati Podcast'in 3.
sezon ilk bölümüne hoş geldiniz.
Ben Elif. Yaklaşık 100 bölüm yayınlamışız.
Bugüne kadar beni dinleyen, bölümlerimi takip eden, paylaşan, destek olan herkese çok teşekkür ederim.
Desteğiniz benim için çok kıymetli.
Siyah Kuğu filmini pek çoğumuz izlemiştir.
Genç kadın balerin Nina gösterinin baş dansçısı olmayı çok ister ve canla başla çalışır.
Kendine karşı çok acımasızdır, eleştirel davranır ve başkalarını memnun etme arzusuyla da yıpranır.
Çok tanıdık geldi bu bana.
Bu hal gitgide ruh sağlığının da bozulmasına sebep olur ve hayallerini süsleyen o çok istediği gösteriyi sahnede sergilerken resmen acı çektiğini görürüz.
Yaşam boyunca muhatap olduğumuz ve mücadelesini verdiğimiz, sınandığımız temelde bir konu var bana göre.
Bu öyle bir konu ki pek çok kılıfta yani kimi zaman bedenimizle ilgili kimi zaman ilişkilerimizde karşımıza çıkıyor.
Dediğim gibi pek çok kılıfta biz onunla karşılaşıyoruz ve bizi test ediyor.
Öz sevgiden ve buna bağlı olarak öz değerden bahsediyorum.
Siyahkuğu filmindeki Nina'nın içindeki o eleştirel, yıpratıcı ses, o yargıç, onaylanma ihtiyacı ile böyle kendini sabote eden şey hepimizin içinde var.
Ve bu sesle fazla dikkate alınca bizi tabiri caizse pimpon topu gibi oynatıyor.
Türk yapımlarına bakarsak dizilere ana karakterlerin ne kadar çok öz sevgiden yoksun olduğunu görürüz.
Bahar dizisi buna bir örnek.
Bize kendini yeniden bulan bir kadının başarı hikayesi gibi anlatılıyor.
Hatta Kadın diye bir dizi vardı hatırlayanlar olacaktır.
Nitekim orada da kendini feda eden bir karakteri yüceltiyorlardı.
Alt metne baktığımızda biz sürekli kendini ikinci piyana atan, öz değerini bilmeyen karakterleri izliyoruz.
Ve farkına varmadan onlarla özleşim kuruyoruz.
Bu sadece kadınlar için geçerli değil, bir türlü büyüyemeyen, sorumluluk almayan, özdeğerle bencilliği karıştıran erkek karakterler gösteriliyor bize.
Esasında iki tarafta da sorun var.
Biz bunları izlerken izletilenler normalimiz oluyor.
Gerçek hayatta normal olmayan durumları yaşadığımızda davranışlarımız kendini korur gibi değil de.
dizilerdeki gibi biraz kurbanlıktan geliyor.
Yani kimseye suçlayamam, atıp tutan bir yerden söylemiyorum bunları ama bir yerde artık fark etmek gerek.
Çünkü bu hayatı hakkıyla, huzurla yaşamak için kendimizle iyi geçinmemiz şart.
Değerini bilen, kendini seven ve sağlıklı bir birey olmamızı aslına bakarsanız hiç kimse istemiyor.
Neden böyle söylediğimi bir düşünün lütfen.
İnsanın kendisiyle barış içinde olması dünyadaki en büyük başarıdır der Emerson.
Çok haklı bence.
Kendini sevebilmek bence bu bir beceri.
Hatta alışkanlıklar sonucu edindiğimiz içimizdeki o biricik his.
O kadar derin bir mevzu ki bu katman katman.
Neden böyle tavir ettim?
Oraya geleceğim birazdan. Hayat anlamını bulduğu yerde değil kendini sevdiğin yerde başlar der Albert Camus.
Kamuya göre kendini sevme, bireyin varoluşsal mücadelesine anlam katar.
Yoksa bunca savaş verdiğimiz şey, geçinmek, çocukları büyütmek, işe, okula gitmek, evlenmek vs.
Bunların hepsi bir yere kadar hayatımıza anlam katıyor.
Sonra yine kendimiz de baş başa kalıyoruz.
Merak edip yapay zekaya Çeçipiti'ye sordum.
Öz sevgiyi hiç bilmeyen birine bunu nasıl anlatırsın diye.
Çünkü bencillikle karıştırılabiliyor.
Gerçi bir noktada kendini korumak için azıcık bencil olmak da lazım.
Dozunu iyi ayarlamak kaidesiyle.
O da şunları yazmış.
Bakalım onun tanımlamasına ne kadar uyuyoruz.
Öz sevgi kendini bir dost gibi sevmektir.
Hatalarınla, eksiklerinle, güçlü ve güzel yanlarınla kendini kabul etmek demektir.
Bir arkadaşını eleştirmek yerine ona destek olduğun gibi kendine de şefkat gösterip destek olabilmektir.
Bunu yapabiliyor musunuz?
Ayrıca kendine iyi bakmak demektir.
Tıpkı bir bitkiyi büyütmek için su, güneş ve sevgi gerektiği gibi kendine de zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak iyi bakabilmektir.
Ne kadar romantik anlatmış.
Bir çocuğun elinden en sevdiği oyuncağı aldığında onun nasıl koruduğunu düşün.
Öz sevgi kendi değerini fark edip kendini koruyabilmektir.
Çocuklara ilk önce bunu öğretmek lazım.
Başkalarının sevgisi güzel bir şeydir ama sen zaten başlı başına değerli olduğun için bunun eksikliğinde bile mutlu olabilmendir ve en önemlisi hatalarınla da kendini kucaklayabilmendir demiş Chet
G.Pitt'i. Yani yapay zeka bence bizden iyi biliyor öz değerini.
Benden dinlemeseniz de olurmuş.
Gidip Chet G.Pitt ile konuşun.
Çok güzel açıklamış.
Ya Elif biz bunları biliyoruz ki diyeceksiniz.
Ben de öyle söylüyorum.
Zaten esas mesele bilmek değil hissedebilmek.
İçeriden özünden kendine bu sevgiyi verebilmek.
Başına ne gelirse gelsin bu tanımlamalardaki gibi kendine davranabilmen.
Davranış bilinçten gelir bilgiden değil.
Burası çok önemli sevgili dostlar.
Neyi içselleştirdiysek otomatik olarak öyle davranırız.
O yüzden bilgi olarak onu bilip içerden değerli hissedemiyorsak bu davranışlarımıza otomatik tepkilerimize yansımaz.
Bizde yok çünkü. Bununla ilgili kendinizi test etmeniz adına size birkaç sorum var.
Kendinizi sık sık yeterince iyi olmamakla suçlayıp eleştirir misiniz?
Konu ne olursa olsun. Ben suçluyorum ya bazen.
Mesela araba kullanma konusunda yeterince iyi olmadığım için suçluyorum.
Peki sizde durum ne? Başkalarının onayına ne kadar sıklıkla ihtiyaç duyarsınız?
Bu çok kritik bir soru ya.
Hepimizde az çok vardır yani bu ihtiyaç.
Zaten bir nebze de olsa onaylanma ihtiyacı hissetmemiz normal.
Yani sıfırda olmamalı bu.
Ama buna sık sık gidiyor muyuz?
Önemli olan burası. Sosyal ortamlarda kendinizi hep geri planda tutuyor, hata yapma korkusu yaşıyor musunuz?
Yani sürekli kaygı ve çekingenlik içinde misiniz?
Aynada gördüğünüz yüze sevgiyle mi bakıyorsunuz yoksa biraz esefle mi?
Biraz sitemkar mı?
Ve başarılarınızı küçültür müsünüz ya da kendinizi hafife alır mısınız?
Bu çok gizli bir nüans diyelim.
Çünkü bunu insan fark etmeden yapıyor.
Bu benim başarım değil, şans gibi mi düşünürsünüz?
Bunların cevabı evetse zaten çok üzgünüm.
Kendimizi sevmekte, özdeğerimizi korumakta problem yaşıyoruz.
Ve bence çağın hastalığı gibi bir şey bu.
Yeterince öğrenmediğimiz bir kavram, bir konu, bir algı.
Ben bir süredir bu konuyu düşünüyorum.
İnsan bazen kendine kör olabiliyor.
Yaşadıklarımı düşününce acaba ben kendimi gerçekten sevmiyor muyum dediğim ya da ne kadar seviyorum diye düşünüp sorguladığım zamanlarım oldu.
Bir insan kendine değer verdiğini ya da kendi hakkına girdiğini nasıl anlar diye böyle içten içe sorgularken şöyle bir aydınlanma oldu bende.
Bir arkadaşımın kendinden fazla ödün verdiği, kimi zaman vaktini, enerjisini, ilgisini feda ettiği, kendini ikinci piyana koyduğu için kınadığım.
Altını çiziyorum. Eleştirdiğim bir davranışını hatta davranışlarını kendimin de yaptığımı fark ettim.
Aslında hiç istemediğim şeyleri yaparken buldum kendimi.
Kimi zaman onaylanma, kimi zaman yalnız kalmamak adına yapılmış şeyler bunlar.
Açık açık manipüle edildiğim olayları, değersizleştirilmeye çalışıldığım yerleri de fark ettim.
Yani her zaman eleştiri olacak.
Her zaman çekemeyen birileri, laf olsun diye konuşacak birileri olacak.
Önemli olan sen bunları ne kadar dinliyorsun ve dikkate alıyorsun.
Kendini bilen biri bunlara çok da pabuç bırakmaz.
Nitekim bu tarz negatif söylemlerden etkilenmeyen çok kişi de var.
Bunlardan ne kadar çok etkileniyorsak durup bir düşünmemiz lazım.
Kendi değerimizi onların onayıyla mı ölçüyoruz?
Apollon Tapınağı'nın girişinde kendini bil yazar.
Kendi değerini bil demek bana kalırsa bu.
İddialı olacak ama bana göre bu hayatta kendini gerçekleştirmenin de ötesinde bizim hayat amacımız kendimizi bilmek.
Kendini bilmek yani.
Şimdi neden insan kendi kıymetini bilmez, kendini sevmez?
Bu konu ta bebekliğimize dayanıyor sevgili dostlar.
Günah keçisi olarak ebeveynlerimizi gösterip kolayına kaçmayacağım.
Sadece olay nereden başlıyor ona işaret edeyim.
Biz dünyayı gözlerimize açar açmaz her şeyi, dış dünyayı bize bakım verenlerimizin davranışlarıyla, onların algısıyla öğreniyoruz.
Konuşmayı nasıl modelleyerek öğrendiysek sevgiyi de onlardan aldığımız kadarıyla öğreniyoruz.
Sevgiyi gösterme, sevgiyi alabilme, kabul edebilme hepsini onlardan böyle kopyalıyoruz.
Eğer güzel sevildiysek sadece var oluşumuzla ebeveynimiz mutlu olduysa, sadece orada bebek halimizde mutlu olduysa, araya koşul koymadıysa ben zaten her halimle, varlığımla
sevilmeye layığım inancının, öz sevginin tohumları o zaman atılır.
Ama başarılı olunca, söz dinleyince, masraf çıkarmayınca, hanım hanımcık davranınca sevildiysek ve ancak bu şekilde onaylanmaya layık görüldüysek yetişkin olduğumuzda da bu inançları sürdürürüz.
Ve karşımıza da aynı nöronlarımız var ya bizim beynimizde sağ olsun yansıtma yaptığı için değer vermeyen, bizi değersizleştiren kişilerle karşılaşmamız da olası.
Said Faik şöyle söylüyor, insanı sevmekle başlar her şey.
Önce kendini seveceksin ki başkasını da sevebilesin.
Kendini sevemeyen başkasını da aslında sevemiyor bence.
Ya bağımlık ya da toksik bir şeye dönüşüyor bu.
Halbuki her birimiz aslında o kadar özeliz ki Mevlana'nın yaklaşımı benim böyle hep içimi ısıtır.
Sen kendini küçük bir cisim sanırsın oysa kocaman bir evren gizlidir sende der.
Kendini sevmeyi insanın içindeki ilahi kıvılcımı fark etmesiyle ilişkilendirir.
Bize yol gösteren esasında çok fazla araç var.
Kitaplar, düşünürler, bu yapılan yayınlar.
Bunun hepsi özünde bizi kendimize hatırlatıyor.
Potansiyelimizi önce kendimiz görelim istiyor.
Çünkü kendini sevebilmek, insanın kendini tanıması ve içsel potansiyelini fark etmesiyle başlar.
Virginia Woolf çok güzel söylüyor.
Kendi odanızı bulmalı ve orada kendinizle barışmalısınız.
Kendini sevme, bireyin kendi alanını yaratıp orada kendisiyle yüzleşebilmesidir.
Ben Saati konsepti esasında bunu vaat eden bir şey.
Öz sevgi zorla, hınçla, uğraşarak dışarıdan, eşimizden, arkadaşımızdan, ailemizden alacağımız bir şey değil.
Zaten alamadığımız için ilişkilerimiz yürümüyor, birbirimizi değersizleştiriyoruz.
Bebekken bakım verenimizden beklediğimiz o ilgi, alaka, şefkat ve değeri kendimize vermemiz şart.
Çünkü artık bebek değiliz, yetişkiniz.
Bunun için yaşımız kaç olursa olsun neler yapabiliriz?
Bölümü bitirmeden önce bunlara değineyim.
Bu bir yolculuk, adım adım ilerlemek gerekiyor ve bu konuda ara ara düşünüp farkındalığımızı kaybetmeden, çünkü ego unutturuyor bize bu yolculuğu, farkındalığımızı kaybetmeden ilerlemek çok doğru.
Şimdi kendimizi sevme yolculuğunda şu adımları atabiliriz.
Ben bunu ikiye ayırıyorum ama birçok kaynakta siz daha detaylı görebilirsiniz.
İlki kendi başımızda neler yapabileceğimiz, diğeri de uzmanından destekle neler yapabileceğimiz.
İkisi de çok önemli çünkü birbirini destekliyor, tamamlıyor.
Kimi zaman insan başkasının açıklarını, zaaflarını daha rahat görürken başta da söylediğim gibi kendine kör kalabilir.
Ben bir konuda manipüle edildiğimi terapistimle konuşunca anlamıştım.
Çünkü dış dünyada insanlar o kadar çok birbirini manipüle edip değersizleştiriyorlar ki normalimiz olmuş.
Hatta onlar bile farkında değil belki de manipüle ettiğini.
Öyle bir alışkanlıkları var.
Ve niteki muhatabımın beni aşağı çektiğini, manipüle ettiğini geç anlamıştım.
Kendi örneğimden yola çıkarak söyleyebilirim ki özdeğerimizi, kendi kıymetimizi, biricikliğimizi anlarken, içselleştirirken kendimizi koruyabilmeyi de öğrenebilmek adına profesyonel
yardım da alabiliriz.
Uzun süre kendini değersiz hisseden birinin o algıdan çıkabilmesi hiç kolay değil.
Ve şöyle bir şey de var ki bizi seven dostlarımız kendi değerimizi koruyamadığımız ve yaşadığımız bir negatif olayda durumda bizi baskılayabiliyor.
Bazen bizi galeyana getirip daha da üzülmemize sebep olabiliyorlar.
Sen nasıl orada o cevabı veremedin?
Sınırını niye koruyamadın, kendini neden küçük düşürdün, neden ezdirdin gibi böyle iyi niyetli de olsalar sorgulamalı bir tavır sergileyebiliyorlar ve biz onlara hak verip daha da hırçın bir ruh haline girip
yanlış yer ve zamanda öfke patlaması ya da Şiddetli bedensel ağrılar yaşayabiliyoruz.
Hani hiçbir şey olmasa kendimizi suçluyoruz.
Bu gibi durumlara girmeden güvende hissettiğimiz, yargısız bir ortamda, bir uzmanın rehberliğinde yaşadıklarımızı, davranışlarımızı doğru şekilde anlamlandırabiliriz.
Daha önce de önerdiğim gibi bu konuda online terapi alanında 5 yıllık tecrübesine güvendiğim Hayveli size samimiyetle önerebilirim sevgili dostlar.
İstediğiniz kadar ücretsiz tanışma görüşmeleri yaparak 1600'ü aşkın uzman arasından uyumlanabildiğiniz, kafanıza yatan, içinize sinen en önemlisi ihtiyaçlarınızı karşılayan bir uzman eşliğinde kendini
sevmek yolculuğunda güvenle yol alabilirsiniz.
Bu süreci bütçenize uygun seans paketlerini seçerek dünyanın her yerinde dilediğiniz zaman evinizin konforunda gerçekleştirebilirsiniz.
50 ben saati kodu ile ilk seansa özel %50 indirimden faydalanabilirsiniz.
Açıklamalar bölümüne link ve indirim kodunu...
paylaşıyor olacağım. Öz değerimizin önemini anlamak, fark etmek için illa bir kriz anının gelmesine ve birinin bizi kırmasını beklemeye gerek yok.
Benlik algımıza yeniden bakmalı.
Gerekirse onu yapılandırmalıyız.
Ben buna çok önem veriyorum.
Bunun için kitaplar, eğitimler çok fazla şey var.
Kaynak çok. İnsan emek verdiği şeye daha çok bağlanıyor.
Onu korumak istiyor. Kendimizle ilişkimizi doğru inşa etmek çok önemli.
Bu yüzden de benlik algımızı olumlu yönde destekleyecek bir çevre kurmalıyız.
Onay alacaksak illaki sağlıklı ve bizi sevdiğinden emin olduğumuz bir çevremiz olmalı.
Onlardan onay almalıyız.
Çünkü hiç onay almadan da yaşayamayız.
Sizi şaka yola da olsa iğneleyen bir dost değil de ya da sizin başarılarınızı görmezden gelen bir eş değil demek istediğim.
Bunlar size kendinizi kötü hissettirir.
Sizi destekleyen bir arkadaş çevresi de elbette ki bu görevi yerine getirecektir.
Kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmek.
Bu söylenmesi kolay yapması biraz zor olan bir şey.
Hele ki sürekli eleştiren bir zihin sesiniz varsa biraz böyle mış gibi pratik yapmak işimize yarayabilir.
İç sesimizi...
Nasıl dizginleyebiliriz diye bir bölüm yapmıştım.
O bölümü de burada dinleyebilirsiniz.
Bu sürekli zihin sesi sizi yoruyorsa.
Eksik noktalarınızı değil de güçlü yönlerinize odaklanmak çok kıymetli.
O yüzden zihniniz sürekli sizi sabote ettiğinde ondan güçlü yönlerinizi gösterebilirsiniz.
Bedenimizle barışmanın bir yolunu bulacağız.
Bu da ayrıca incelenmesi gereken başlı başına bir konu.
Belki de içimizdeki güzellik çıtasını yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.
Ne şekilde, nasıl giyinerek rahat hissederiz?
Biz kendimiz nasıl bir görüntüyle kendimiz oluruz?
Bunu anlamaya çalışabiliriz.
Çünkü dış çevreden çok etkileniyoruz ve güzellik algımızı da onlar şekillendiriyor.
Diğer bir madde, kendi başımıza yapabileceğimiz maddeleri sayıyordum.
Kendi kendinize destek olun.
Buna kendine arka çıkmak diyorum ben.
Zor zamanlarda kendinize şunu sorabilirsiniz.
Böyle sıkıntılı bir anda ben böyle zamanlarda bir dostuma ne derdim?
Ve aynı şefkati de kendimizde gösterebiliriz.
Bu soruyu çok kullanıyorum ben.
Çünkü biliyorum ki çevremdekileri zor zamanlarında onlarla empati kurup onlara arka çıkıyorum.
Onlara destek oluyorum.
Ve bunun onlara iyi geldiğini de biliyorum.
İşte aynısını kendime de yapabilirim.
Kendi ebeveynimiz olabilmek çok önemli.
Meditasyon ve kendine şefkat egzersizleri var sevgili dostlar.
Yani bunlar aslında hiç de küçümselecek egzersizler değil.
Bazı insanlar meditasyona biraz mesafeye yaklaşabiliyorlar.
Ben de onlardan biriydim ama gerçekten faydalı buluyorum artık.
Meditasyonun bilimsel olarak da faydaları açıklandı.
Günde 5 ya da 10 dakika nefesimize odaklanıp o anda kalabilmemiz negatif düşüncelerle aramıza mesafe koyabilmemiz için çok işe yarıyor.
Farkındalık pratiği yaparak da böyle olumsuz düşüncelerimizle mesafe koyabiliriz.
Bununla ilgili bile araştırma yapabilirsiniz.
Yani hiçbir maddeyi kendiniz gerçekleştiremiyorsanız en azından bu kendine şefkat egzersizleri de işe yarar olacaktır, bir fayda fark yaratacaktır bence.
Buraya kadar saydıklarımla kendi başımıza belli bir yol alabiliriz.
Dediğim gibi profesyonel yardım da çok önemli.
İkisi biri olduğunda gerçekten kendinizdeki değişimi çok net göreceksiniz.
Enerjiniz değişecek, ışığınız değişecek.
Aslında var olan ışığı dışarıya daha çok yansıtacaksınız.
Ben buna çok inanıyorum ve insanın kendine emek vermesine de çok kıymetli buluyorum.
Dediğim gibi insanın en önemli ilişkisi kendiyle kurduğu ilişkidir.
Umarım bu anlattıklarım sizde bir fayda fark yaratmıştır.
Ben Saati burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
