
Birini gerçekten geride bırakmanın işareti onu unutmak değil, hayatında ne olduğunu artık merak etmemek olabilir.
Peki merakımızı nereye harcıyoruz? Başkalarının hayatını izlemek yerine kendi hayatımıza yöneltsek ne değişirdi?
Bu bölümde merakın, dikkatin ve enerjinin hayatımızı nasıl şekillendirdiğini konuşuyorum.
Transkript
Birini gerçekten geride bıraktığınızı nasıl anlarsınız?
Bunun işaretleri nelerdir?
Onu artık hatırlamamak mı?
Yoksa onu unutmak mı?
Bence bu ikisi de değil.
Onun artık hayatını merak etmiyorsak...
Gündeminde neler olup bitiyor merak etmiyorsak o kişiyi artık geride bırakmışız demektir bence.
Çünkü kimse yaşadıklarını öyle kolay kolay unutmaz.
Hele ki canı yandıysa.
Üzerinden çok zaman geçse de duyduğu bir şarkı, okuduğu bir söz, işte gördüğü bir sokak mutlaka onu yaşadıklarını anımsatır.
Hafızamızda sonuçta uzun bir süre yer etti.
Öyle hemen de çıkarıp atamayız.
Ama işte aklımıza geldiği zaman o kişi çıkarıp cep telefonumuzu hemen böyle sosyal medyadan onu aratıyor muyuz?
Acaba şu an nerede? Kimlerle beraber?
Hayatın nasıl gidiyor?
Her şey yolunda mı yoksa hayatı kötü mü gidiyor?
İşte merak ediyor muyuz?
Aklımıza geldiği anda hemen onu böyle stokluyor muyuz?
Araştırıyor muyuz? Buraya bakmak lazım.
Bunları yapmıyorsak geride bırakmışız demektir.
Ve asıl unutmak dediğimiz şey bence merak etmemek.
Tabii ki unutmuyoruz ama. Geride bırakmak, artık o kişiden etkilenmemek, onu umursamamak bence böyle bir şey.
Kendi yoluna devam ederken artık o ne yapıyorsa yapsın diyebilmek.
Önünden geçse bile kafanı belki çevirip bakmamak kolay bir şey değil tabii ki bunlar.
Hele ki her şeyin çok hızlı tüketildiği bir çağda yaşıyoruz.
Hele ki her şeyin çok hızlı tüketildiği ve insanların kolayca birbirlerinin hayatına girip çıktığı bir dönemde birinin Sizi gerçekten merak etmesi o kadar kıymetli ki.
Aslında değer vermek demek.
Zamanını vermek.
İşte enerjini oraya akıtmak demek.
İtiraf etmesek de içimizde bir yerde hala onu önceliyoruz demektir.
Ve bence birinden alınabilecek en büyük intikam da bu.
Artık seni merak etmiyorum.
Yani sen uğraş bakalım kim seni merak edecek.
Kim sana gerçekten değer verecek.
Bu değer vermek, birini öncelemek.
Merak etmek iyi mi, değil mi?
Aslında bunların hepsi bir çeşit emek.
Emek veriyoruz biz oraya.
Ve o kişiyi artık merak etmeyerek, onu araştırmayarak, artık onu umursamayarak, yani yok yani artık o benim hayatımda yok diyerek ona verdiğimiz o bütün güzel değeri alıyoruz.
Ve artık o dışarıda bunu kolaylıkla bulabilir mi?
Kim bilir. Çünkü dediğim gibi tüketim çağında ilişkilerin bu kadar...
Çok hızlı tüketildiği bir çağda gerçekten birine verebileceğiniz en kıymetli şey bu.
Merakınız. Böyle düşünmeye başladım.
İlişki bittiğinde tabii ki insanlar bir süre merak ediyor.
Hepimiz yaşamışızdır bunları.
Yaz dönemindeyiz. Acaba o ne yapıyor?
Onun keyfi yerinde mi?
Nerelerde geziyor? Kimlerle ne yapıyor?
Açıyoruz farklı farklı profilleri.
Stokluyoruz, bakıyoruz. Hepimiz yapmışızdır bunu.
Ama bir noktada artık aklımızı başımıza alıp ben ne yapıyorum?
Ya ben bu adamı, bu kadını neden bıraktım?
Neden yolumu ayırdım? Sevmekten bahsetmiyorum.
Bir insanı severek de ondan ayrılabilirsiniz.
Bir şekilde siz o kararı vermişsinizdir.
O kararı almak zorunda kalmışsınızdır.
O karara artık sadık kalıp o kişiye olan Enerjiyi bırakmak gerekiyor.
Yani oraya yolladığınız o hani o ipleri artık bırakmak gerekiyor ki yolunuza devam edebileseniz.
Çünkü buradan başka bir yere geçeceğim arkadaşlar.
Merak deyip geçiyoruz ama bizim hayatta sahip olduğumuz limitli kaynaklardan biridir merak duygusu.
Sadece eski sevgilimizi merak etmekten bahsetmiyorum.
Her gün biz bu kaynağı tüketiyoruz, yok yere tüketiyoruz.
Birkaç kişi var böyle influencer, etkilendiğim birkaç kişi.
İki günde bir de bakıyorum neler yapmış, nereye gitmiş, ne okumuş, şu aralar neler yapıyor falan.
Gerçekten merak ediyorum ve böyle bakıyorum.
Ve eğer o sayfada uzun kalırsam oradan geriye dönmem çok zor oluyor.
Yani işimin başına geçmem, kitap okumam, kendi gündemimle böyle uğraşmam zor oluyor.
Çünkü o zaman o sayfalarda, o merak ettiğim kişilerde fazla kaldığımda bir kere zaten sinir enerjim, irade enerjim gidiyor.
İrade gücüm azalıyor.
Ve kıyaslamaya başlıyorum.
Çok ilerledi. Bak ne kadar istediği şeyleri elde edebiliyor.
Ben hala buradayım. Sürekli kıyaslamaya giriyorum.
Yoruluyorum. Zihnen yoruluyorum.
Yapmak istediğim şeylere zaman kalmıyor.
Zamanım gidiyor. Ve yoruluyorum.
Uykum geliyor. Çok fazla sosyal medyada takıldığım zaman birden bir yorgunluk geliyor bana.
Sizde de oluyor mu bilmiyorum zaten bu sosyal medyanın kurulma sebeplerinden biri bu bizim dikkatimizi satın alıyorlar yani sadece eski sevgiliyi merak etmek değil biz her gün neleri merak ediyoruz bunları da biraz bakmak
gerekiyor arkadaşlar biz bu merakı bir şeylerle takas ediyoruz sosyal medya özellikle bunu zaten çalıyor dikkatimizi çalıyor odaklanmak.
İlgi, merak dediğim gibi en böyle limitli kaynaklarımızdan ve bunu kendimize akıtmamız gerekiyor ki yol alalım.
Kendi hayatımızda kayda değer bir başarıya sahip olmak istiyorsak biz bu enerjiyi nereye akıtıyoruz?
Biz her gün neleri merak ediyoruz?
Bu brain rot, beyin çürüme meselesi.
Sürekli böyle işte bir dakikalık reelleri kaydırmak, YouTube'da, Instagram'da, diğer sosyal mecralar, TikTok'ta filan da bunların hepsi zaten bizim dikkat süremizi çok fazla düşürdü.
Uzun saatler kitap okuyamıyoruz.
Yarım saat kitap okuyorsak yine çok şükür.
Bunun bir sebebi tabii ki ne?
Hızlı tüketim. Merakı da hızlıca tüketiyoruz.
Bize verilmiş bir aslında çok güzel bir kaynak.
Acaba biz o kaynağı artık dışarıya değil de kendi işlerimize yönelsek mi diye düşünüyorum arkadaşlar.
O merakı kendi hayatıma çevirsem neler yapabilirim?
Mesela bir dili merak edebilirim.
Bir konuda gerçekten derinleşebilirim.
Bir müzik aletini çalmaya çalışabilirim.
Belki bir kitabın peşinden gidip başka kitaplarla buluşabilirim.
Biz merakı nereye akıtırsak orası büyüyor arkadaşlar.
Enerjimizi, odamızı, bu merak dediğim aslında odak, dikkat, çalınan dikkat, çalınan merak.
Böyle de düşünebilirsiniz. Biz bunu nereye akıtıyorsak orası büyüyor.
Ve tabii ki sosyal medyaya akıttığımız zaman orada bizim bir sürü eksiklik duygumuz tetikleniyor.
Ve odamız bu eksikliklere doğru yansıdığında...
İşte ben niye başarısızım?
İşte FOMO, fırsatları kaçırma korkusu, geç kalıyorum, herkes ilerliyor, kıyaslıyoruz kendi hayatımızda bulunduğumuz noktayı sevmiyoruz falan filan.
Bunun yerine yani tamamen de sosyal medya detoksu yapın da diyemiyorum.
Böyle bir şey de çok mümkün değil bence.
Yani benim işim sosyal medyada olduğu için ben bunu yapamıyorum ama hiç sosyal medyada işi olmayan biri belki yapabilir.
Onun yerine biraz daha merak duygumu kendi içimde ehlileştirmem gerekiyor bana kalırsa.
Bu arada tavuk sesleri geliyor olabilir.
Ben köydeyim şu anda. Arka plan farklı ama köpekler ve tavuklar bazen deli gibi ses çıkartıyorlar.
Şu anda onlardan birisi.
Umarım konuyu çok bölmedik arkadaşlar.
Bir de mesela bu merakı ehlileştirmekten bahsettim ya.
İdol olarak düşündüğümüz kişileri merak edebiliriz.
Bu insanlar ne yiyip ne içiyor?
Günü nasıl planlıyorlar?
Bunları merak edelim. Bunların peşine düşelim diye düşünüyorum.
Eski sevgilimizi toklamak yerine.
Olmak istediğim insanı merak edeyim.
Beş yıl sonraki Elif nasıl olurdu acaba?
Ne yer, ne içer, ne giyer?
İşte nerelere gider, neler okur, neleri başarır?
Ya da varsa bir kişi şu an hani idealize ettiğimiz bir düşünür olur, bir sporcu olur, bir sanatçı olur.
Onların hayatını da merak edebiliriz.
İlham olması açısından, ilhamı büyütebilmek açısından söylüyorum arkadaşlar.
Çünkü günün sonunda merak ettiğimiz şeyler hayatımızda neye yer açtığımızı da dediğim gibi belirliyor.
Yani odağımız, ilgimiz, dikkatimiz nereye akarsa orası büyüyor ve biz onu artık somutlaştırıyoruz.
Bir aralar duygusal dayanıklılar çok kafaya takmıştım.
O kadar çok düşündüm, o kadar çok okudum ve onunla ilgili videolar izledim ki artık bunun mesela workshop'ını yapmaya başladım.
Çünkü artık o benim hayatımda somut bir yerlerde görünmeye başladı.
Bu kaçınılmaz oluyor artık arkadaşlar.
Ve neyi büyütmek istiyorsanız onu çok merak edin derim size.
Bazen bir şeyleri bitirmek, eğitim olur, yapmanız gereken bir şey olur, kurs olur.
Yani artık neyse onu merak edin.
Korktuğunuz bir şeyin üstesinden gelmek istiyorsanız onu merak edin.
Onun sizin merakınızı cezbedecek tarafları illaki vardır.
Belki böyle yaptığınızda bir şeyler daha kolay hallolur diye düşünüyorum.
Korku yerine Merak duygusunu koyduğumuzda konfordan çıkmak da bence daha kolay olur.
Bu merak kelimesini çok fazla merak dedim.
Bunu böyle biraz düşünmenizi istiyorum.
Eski sevgiliden yola çıktık.
Artık seni merak etmiyorum.
Biz bunu şimdiye kadar takip ettiğimiz her gün zamanımızı çalan her şeye bunu söyleyebiliriz.
Eski sevgilimize söyleyebildiğimiz gibi.
Artık seni merak etmiyorum.
İşte Instagram. Artık seni merak etmiyorum.
İşte bula bula neyse biz o anda bırakmak istediğimiz her şeye bunu söyleyelim.
Sesli söyleyelim ki beynimiz de bu komuta alsın.
Bir şekilde bize yardım etsin.
Günün sonunda kendimize şu soruyu da sorabiliriz.
Bugün başka birinin hayatını mı merak ettim yoksa kendi hayatı mı?
Ne kadar başkasının hayatını merak ettim?
Ne kadar kendi hayatımı?
Hatta bir şeyleri merak ettim.
Bir şeyleri çözmek için uğraştım.
Belki bu soru da kafamıza bir lamba yakar diye düşünüyorum.
Bir muhasebe sorusu olsun.
Bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkürler, çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
