
Anlamlı Bir Hayat İçin Doğan Cüceloğlu’nun Tavsiyeleri
22 Şubat 2025 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde rahmetli Doğan Cüceloğlu’nun anlamlı bir yaşam için bizlere verdiği tavsiyelerden bahsediyorum.
---
Ben Saati Podcast Instagram:
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bu podcast'te çok kıymetli konuklarımız oldu.
Çok güzel konuları birlikte ele aldık.
İnanıyorum ki sohbetlerimiz sizde bir yer bulmuştur.
Ben Zahid'i de ağırlamak istediğim ve hep kalbimden geçen bir konuk vardı.
Podcast'imize çok yakışacağını düşündüğüm bir isim.
Rahmetli Doğan Cücelioğlu.
Ben Zahid'i konseptini duysaydı herhalde çok hoşuna giderdi ve desteklerdi.
Yazdıklarıyla, konuştuklarıyla bugüne kadar milyonlara dokunan bir isim o.
Bizzat konuğum olamadı belki ama anlattıklarıyla bu bölümde bize yol göstersin istedim.
Anlamlı bir hayat için onun sözleri çok isabetli ve çok kıymetli.
Haydi başlayalım.
İnsanın kendine tanıklığını keşfetmesini son zamanlarda yayınlarında çok vurguluyordu Doğan Hoca.
Ne demek kendine şahit olmak?
Kendi varlığının hislerinin, düşüncelerinin farkında olmak demek.
Bu kavramı özellikle bireyin ruhsal gelişimi ve yaşam duyma açısından önemli görüyor Doğan Hoca.
Şunu da sık sık vurguluyor.
Kendini tanımayan başkasını tanıyamaz.
İnsan kendinin en zengin laboratuvarıdır.
O yüzden siz kim olduğunuzu, duygularınızı, düşüncelerinizi, varlığınızı anladığınızda diğer insanları hatta insanlığı anlarsınız diyor.
Yani önce kendine şahit ol sonra diğerlerine.
Bu beni çok etkiledi.
Ben saati ilk önce kendimi anlamak için oluşturduğum bir konseptti.
Hani bunu oluştururken...
kendime kaliteli zaman ayırmam gerektiğini, buna çok ihtiyaç duyduğumu fark etmiştim.
Daha doğrusu hayatımdaki aksaklıklar ve kronik yorgunluk bana bu ihtiyacımı fark ettirmişti.
Buradan yola çıkarak diyen insanlara da ya durun bir nefes alın, iç dünyanızda neler olup bitiyor bir bakın, hayatımızın kalitesi ne kadar çok koşuşturduğumuza bağlı değil, yeterince ve gerektiğinde
ne kadar durabildiğimize, günlük hayatta ne kadar es verebildiğimize bağlı demek istedim.
O yüzden de bu paylaşımları yapıyorum.
Doğan Hoca'ya soruyorlar.
Kendimizi tanımaya nereden başlayacağız?
İlk adımımız ne olabilir?
Her akşam yatmadan evvel 15-20 dakika el ayak çekilince derler ya işte kendi başınıza kalıp tefekkür edebileceğiniz bir ortam sağlayın diyor.
Duygularımın günlüğü adını verebileceğiniz bir defter alıp yazmaya başlayın.
Bugün benim hayatımda olan bitenlerle ilgili içimde hangi duygular oluştu?
Bu duyguları gözden geçirin.
İçinizde hüzün var mıydı?
Keyif var mıydı?
Kaygı, kıskançlık var mıydı?
Özlem var mıydı?
Fark ettiniz bu duyguları ve en belirgin üç duyguyu not edin diyor.
Sıkıldım, gerginleştim, öfkelendim.
Birini seçin sonra. Mesela öfke.
Ardından şu soruyu sorun.
Bende ne var ki bu olay, işte bu söz, bu tavır, bu durum içimde öfke uyandırdı.
Belki o anda çözüm bulamazsınız yaşadığınız bu durumu ama bir zaman sonra kendinizi anlamaya başlarsınız.
Çünkü duygularımızın arkasında Değerlerimiz vardır.
Değerlerimizin arkasında inançlarımız vardır.
Bunları keşfetmeye başlarız.
Böyle böyle de içimizde bir köşede kapalı kalmış bir kutuya koyduğumuz o çocuğa ulaşırız.
İşte o vakit farkına varırsınız diyor Doğan Hoca.
Kendimizi tanırken neden duygularımız önemli.
Sonra ikinci tavsiyesi de şu.
Kendimizle baş başa kaldığımız bu zamanlarda daha da derinleşip şu soruların da bizdeki cevaplarını düşünmeliyiz.
Ben kimim? Gerçekten ne istiyorum?
Hayatımdaki seçimleri dış etkenlere göre mi yoksa kendi değerlerime göre mi yapıyorum?
Bunları değerlendirmeliyiz.
Bir röportajında kendi hayatından örnek veriyor Doğan Hoca.
Amerika'ya doktora yapmaya gittiğinde okul onu çok zorladığı, sınıfta kalacağım korkusu yaşadığı için intihar etmeye düşmüş.
Sebebi de kendinden utandığı için değil, tabii bir nebze böyle bir utanç duygusu yaşıyor ama daha çok memleketteki akrabalarına rezil olmaktan çekiniyor ve bu yüzden intiharı düşünüyor ya.
Ama sonra okula devam ederken dışarıdakilerin fikrine göre değil de içinde hissettiği ülkesine faydalı bir bilim insanı olmak arzusuyla karar veriyor.
Hepimizin hayatında, işimizde, ilişkimizde sonraki adımı atarken bazen diğerlerinin hatta en yakınlarımızın bile bizi etkilediği oluyor değil mi?
Önemli olan seçmemizi kim belirliyor?
Bunu anlayabilmek. Üçüncü olarak şu tavsiyeyi veriyor bizlere.
Değerlerini keşfet ve onlara sahip çık.
Ben bir ara değerler konusuna çok böyle kafayı takmıştım.
Hayatıma aldığım insanlara hep senin değerlerin neler diye soruyordum.
Romantik ilişkilerde bence çok daha önemli bu.
Bana göre ilişkilerimizin şeklini, sınırlarımızı, kırmızı çizgilerimizi belirlerken değerlerimizi referans alıyoruz.
Doğan Hoca da değerler konusunun önemini çoğu zaman vurgulamış zaten kitaplarında da.
Okuyanlar da hatırlayacaktır.
Hayatta sana anlam katan şeyleri belirle ve bu değerlere sadık kal diyor.
Bunu yaparken de kendini başkalarıyla kıyaslamak yerine Kendi iç pusulana göre hareket et diyor hocamız.
Başkasının kıyafetlerini giymiyorsak, onların düşüncelerini, değer yargılarını kullanmak bir kere üstümüze oturmaz.
Eğreti kalır. Kendi merkezimizden ayrılırız.
Ve anlamlı bir yaşam için onun verdiği, bence şu an hepimizin çok ihtiyacı olan tavsiye de şu.
Duygusal ve zihinsel temizlik yap.
Gün içinde seni rahatsız eden, enerjini tüketen düşüncelerini fark et ve bunları sorgula.
Çoğu zaman yorgunluğumuzun kaynağı kendimiz olmuyoruz.
Gereksiz yüklerden kurtulun, affetmeyi ve bırakmayı öğrenin diyor sevgili hocam.
Bu nasıl yapılır, bu nasıl olur?
Herkes kendince bir yol bulur sevgili dostlar.
Yani kimisi durumu kabul eder, kimisi kabul etmez ama uzak durur.
Mesafe koyar, kimisi spora gider duygularını regüle etmeyi öğrenir, kimisi terapiye gider durumu çözer.
Yani nasıl yapacağımızı yine ben saatimizde düşünebiliriz, karar verebiliriz.
İnsanın özü aslında neye ihtiyacı var bunu bilir.
Ama biraz sessizlik gerekiyor o özünün söylediklerini duyabilmemiz için.
Bu konuyla ilgili bırakmak ve hafifleme, vazgeçmek, sadeleşmek gibi başlıklarla bölümler yapmıştım.
Dilerseniz o bölümleri de dinleyebilirsiniz.
Belki ilham olur. Beşinci tavsiyesi de şu.
İlişkilerini gözden geçir.
Bir önceki bölümde ilişkilerle ilgiliydim.
Onu da dinlemenizi tavsiye ederim.
Sana iyi gelen insanlarla vakit geçir.
Seni aşağı çeken ilişkilerini sorgula.
Karşındaki kişilere gerçekten değer verip vermediğini ve onların da sana nasıl yaklaştığını analiz et.
Böyle söylemiş Doğan Hocam.
Çok fazla enerji emen insan var çevremizde.
Yakın çevremizde de olabiliyor bu iş ortamında da.
Hatta romantik ilişkimizde bile partnerimizin kimi zaman böyle davranışları olabiliyor.
Enerjimizi emiyor, tüketiyor, bizi yoruyor, yavaşlatıyor.
Bir videosunda şundan bahsediyor Doğan Hoca.
Çok hoşuma gitti. Burada paylaşmak istedim.
İki insan birbirinin farkına varırsa iletişim başlar.
Aynı ortamları sık sık paylaşırsa ilişki başlar.
Ama bu ilişkiyi besleyen yani sağlıklı ilişkiyi besleyen altı tanıklık vardır.
Bunlardan birincisi önemseniyor muyum?
İkincisi ötekileştiriliyor muyum yoksa olduğum gibi kabul ediliyor muyum?
Üçüncüsü ben değerli miyim yoksa vazgeçilecek biri miyim?
Dördüncüsü benim potansiyelime güveniliyor mu?
Beşincisi ben emek verilmeye, zaman harcanmaya yani sevilmeye layık mıyım?
Son olarak da bu ekibin bir parçası mıyım?
Benim de sorumluluğum var mı?
İşte bunlar bir ilişkiyi besleyen altı tanıklık.
İlişki gurusu olmaya gerek yok sevgili dostlar.
Bazen doğru soruları sorduğumuzda neyin ne olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz.
Hocamızın altını çizdiği bu sorular bize rehberlik edebilir.
Altıncı olarak da şunu tavsiye ediyor bizlere.
Kendini ifade etmeyi öğren.
Duygularını bastırmak yerine sağlıklı yollarla ifade et.
Ama bunun için ilk maddeye geri dönmemiz lazım.
Ve gerçekten ne hissediyorum sorusunu sıkça sormamız lazım.
Biz bazen kendimizi ifade edeyim derken zehir zemberek saçabiliyoruz.
Karşıdakini suçlayarak olayları daha karmaşık hale getirebiliyoruz.
Genellikle hani erkeklerde daha sık yaşanan bir durum var.
İşte kendimi, duygularımı ifade edemiyorum durumu.
Kadınlarda da var tabii bu.
Öğrenebiliriz, yaşımız kaç olursa olsun.
Yani öğrenmek mümkün.
İnsan anne babasından, işte öğretmeninden öğrenmediğini kendisine öğretebilir.
Yani yetişkinlik aslında böyle bir şey değil mi?
Yeter ki bu eksikliği kabul edip sorumluluk almaya gönüllü olalım.
Ve yedinci maddemiz son maddemiz olarak da Doğan Hoca.
Kendine şahit olmaktan bahsederken şimdiki anında farkında olmayı kastediyor ve bize sık sık bunu da hatırlatıyor.
Çünkü içsel huzuru bulmak için de günlük küçük mutlulukları fark etmenin, şükür duygusunda kalabilmenin de bizi ruhsal olarak çok fazla beslediğini söylüyor.
Kendimizi anlayacağız derken de hani aşırıya kaçıp geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları altında gömülü kalmayın diyor bizlere.
Bunu uyarısını yapıyor. Evet sevgili dostlar bu bölüm burada sona eriyor.
Umarım bu anlattıklarım hoşunuza gitmiştir.
Doğan hocamızı da bu bölüm vesilesiyle anmış olalım.
Ruhu şad olsun. Beni dinlediğiniz için çok teşekkürler.
Ben Saati'ni her hafta takip ettiğiniz, güzel yorumlar yazdığınız ve sevdiklerinizi de paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
