
Amsterdam’da Ben Saati | Hayatın Ritmini Yeniden Bulmak
17 Temmuz 2026 · 8 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde Amsterdam'ın sokaklarında yürürken bende uyanan düşünceleri paylaşıyorum. Kendime şu soruları sordum: Ne zaman yavaşlamam gerekiyor? Neden bazen geri çekilmek aslında ilerlemenin bir parçası olabiliyor? Üretirken kendimi kaybetmeden dinlenmeyi, nefes almayı ve yeniden başlamayı öğrenebilir miyim?
Belki de bu yolculuk bana, hayatın en önemli duraklarından birinin dengelenmek olduğunu hatırlattı.
Transkript
Herkese merhaba.
Ben Saati'ne. Hoş geldiniz.
Ben Elif. Bugün Amsterdam'daki son günüm.
Sabah yürüyüşüne çıktım.
Güzel bir manzaram var şurada nehrin kenarında.
Kahvemi içtim dolaşırken.
Aslında Ben Saati yaparken bunu sizinle yine paylaşmak istedim.
Son zamanlarda daha çok bunu yapıyorum.
Nerede kendim ne zaman geçiriyorsam sizinle bunu biraz paylaşıyorum.
Burada da yine öyle oldu.
Çok yorulmuşum.
Bunu tespit ettim bu seyahatte.
Seyahatten yorgunluk değil, yılın dönemin yorgunluğu.
Şu an yedinci aydayız ve gerçekten de 2026 biraz yorucu gelmiş bana.
Daha ilk yedi ayda sesler geliyor.
Umarım yansımaz.
Koşmaktan yorulmuşum, iş yapmaktan yorulmuşum.
Aslında benim dinlenme zamanlarım da vardı ama o zihin yorgunluğu galiba çok da dinlenmeme izin vermemiş.
Bunu ben nasıl anladım?
Hem buraya geldiğimde hem de son dönemlerde izlediğim diziler, okuduğum kitaplar bana birazcık bunu gösterdi.
Yeterince yavaşlayamadığım bir yıl oldu.
Zaten biliyorsunuz iki iş yapıyorum falan.
Sorumluluklarım çok. Aile sorumluluğum fazla yok.
Belki çoluğum çocuğum yok ama hayat sorumluluğum biraz fazla.
Zaten tek başına yaşamak da çok kolay bir şey değil aslında.
Geliriniz orta seviyede ise.
Yeterince bu sene kendime dönemediğimi fark ettim.
Ben saatini en çok savunan biri olarak arkadaşlar.
Şöyle mağazarayı da göstereyim de beni dinlerken.
Amsterdam mağazarasında görün.
Halil Cibran okuyorum.
Buraya gelirken çantaya böyle ince kitaplar atmak istedim.
Çünkü ben seyahatlerde böyle aralarda bir iki satır okumayı çok severim, düşünürüm.
Oradaki o bedensel yorgunluğuma iyi gelir bir şeyler okumak.
O yüzden hep böyle atarım çantaya.
Halil Cibran'ın da iki tane kitabı vardı ince ince.
O arkadaşıma hediye etmişti daha kaç sene önce.
Okumamıştım. Orada böyle küçük küçük notlar, anekdotlar beni böyle durup düşündürdü.
Sonra son hafta izlediğim Everwood dizisi.
Hem yaz üzerine hem yavaşlamak üzerine bir kasaba dizisi zaten.
Hayata dair birçok şeyi düşünmeme sebep oldu.
Yaşadığım şehri, yaptığım şeyleri.
Aslında birçok şeyi...
Daha iyi olabilmek için yapıyorum.
Birçok işi, gelirimi artırmak, daha kaliteli, daha iyi standartlarda yaşayabilmek.
Günün sonunda aslında daha iyi bir ben saati yapabilmek için, daha çok seyahat edebilmek için uğraşıyorum, ediyorum.
Ama bu seyahatlerde de çok yorgun düştüğümü fark ediyorum.
Yani seyahate geldiğimde, önceki gelene kadarki hayatımın ne kadar yoğun, yorucu olduğunu fark ediyorum.
Yani spor yapmaya bile zaman ayıramadığımı.
Evet, belli rutinlerim var.
Çoğu kişiye göre daha iyi durumdayım.
Ama mesela yeterince spor yapamıyorum.
Bunu bu sene çok hissettim.
Burada insanlar bisiklet kullanıyorlar.
Yani 70 yaşındaki adama kadar.
Bacak kasları o kadar kuvvetli ki ben bu bisikleti adaya gittiğimde böyle bir saat falan süremedim.
O kadar bedenimden uzaklaşmışım.
Bunu fark ettim burada.
O dizide yaslar üzerine konuşuyordu.
Yani pek çok insanın yastan kaçtığını ve Böyle başka şeylerle onu bastırmaya çalıştım.
Yaz tutmak sadece şey değil.
Birisini kaybetmek onun sadece öldüğü anlamına gelmiyor.
Ayrılık, bir şehirden bir şehire taşınmak, bir kalemini kaybetmek bile yaz tutmaya sebeptir derdi.
Timur Harzedin hocam rahmetli onu da analım.
Bunları filan da düşündüm.
Bu kadar yorgunluğun içinde tabii ki benim de içinde tuttuğum yazlar vardı.
Her insanın da olduğu gibi.
Ne hikmetse bu aralar çok fazla yaz tutan insanla karşılaşıyorum.
Kimisi sevdiğini kaybediyor, kimisi ayrılıyor.
Onların her birinde kendimden bir şeyler görüyorum.
Sonra da kendimi sorgulamaya başladım.
Ben gerçekten de yeterince yas tuttum mu diye.
Bu yorgunluğun arkasında bir şeyleri mi susturmaya çalışıyorum acaba içimde diye.
Ama zaman öyle bir şey ki insanı ara ara böyle yüzleştiriyor yaşadığı şeylerle.
Aynı hikayeleri tekrar tekrar önüne getiriyor başka insanlarla falan.
Bir bakıyorsun gerçekten de acaba iyi uğurlayabildik mi o içimizdekilere.
Şöyle ben size...
manzarayı göstereyim.
Şimdi bana diyorlardır bu kız gitti oralara neler konuşuyor.
O kadar böyle yorulmuşum ki kendi kendime düşünmeyi bırakmışım.
Hani tamam bölümleri falan yapıyorum ama bazı şeyleri zaten artık okuduğum için, üzerine daha önce yoğunlaştığım için bunları üretmek bana zor gelmiyor ama kendimle ilgili bazı tespitler için zamana
ihtiyacım oluyor. Burada bunu fark ettim.
Ve bu yazı Tatili gerçekten iyice bir şeyleri azaltarak geçirmeyi düşünüyorum.
Bir ay falan var şimdi. Aile evine gideceğim.
Kolay değil aile evinde bir şeyleri yapmak.
Ama yine de olsun.
Manzaraya da bakın bir taraftan arkadaşlar.
Aile evinde yapacağım işleri çok sınırlandırarak daha böyle kendimle performans odaklı değil.
Öğrenmek istediğim şeyi gerçekten öğrenmek için.
Yapacağım sporu hissetmek için.
Yapmak istiyorum. Böyle bir planım var kendimle ilgili.
Zaman geçireceksem sadece zaman geçireceğim.
Başka şeyler düşünmeden bir sürü şey de planlamayacağım.
Biraz akışında yaşamayı düşünüyorum ve artık bu...
7-8 ayı da hem böylece değerlendirebilirim hem de o istediğim yavaşlığı elde edebilirim diye düşünüyorum.
Tabii ki bir şeyler izlerim okurum onlar zaten olur ama bu sefer çalışma ve performans kaygısı ortadan kalktığında belki o içerideki Elif ne durumda?
Bu yaşlarda artık ne istiyor?
Birazcık durum gücellemesine ihtiyaç duyuyorum.
Bir sürü eğitim verdim bu dönem.
Bir sürü insanla tanıştım.
Bir sürü harika kadınla tanıştım.
Hepsi kendisi için uğraşıyor.
Yani çok mutluyum ve çok gurur duyuyorum.
Kadınlarımıza takip eden, okuyan, dinleyen, tabii ki erkek dinleyicilerim de var ama kadın dinleyicilerim bir başka.
Çok mutlu oluyorum onlarla karşılaştığım için.
Ve ara ara da... Dediğim gibi hem böyle insanlara faydalı olmak hem de kendime bir kere hayrım dokunsun diye gerçekten durup ben ne yapıyorumu biraz daha sorgulamam gerekiyor diye düşünüyorum.
Ve iş yükünü azaltarak bunu yapacağım.
Sadeleşerek. Hep bunları zaten anlattım.
Ara ara sadeleşmelerim oldu.
Ama insanın dönemine göre yapacağı sadelikler değişiyor.
Bazen evinde sadeleşmen gerekiyor.
Bazen hayatındaki insanlarda.
Ve ciddi kararlar almak için de biraz önünü görmek için de o sessizliğe ihtiyaç duyuyor insan.
Ben de artık hani ilerleyen zamanlarda radikal kararlar almak istiyorum hayatıma dair.
Bunun için de inşallah biraz daha böyle kendimle olduğum, yine paylaşımlar yaparım tabii ki ama böyle sakin, biraz daha yaratıcılığımı beslediğim, dinlendiğim, kendime döndüğüm
bir ay planlıyorum.
İnşallah düşündüğüm gibi olur, niyetim böyle.
Amsterdam'a gelirsek sevdim ben buraları açıkçası.
Birazcık ben bu sonraki planlarıma eklemiştim Amsterdam'ı.
Ama açıkçası iyi ki de gelmişim diyorum.
Yani hayal ettiğim şey Amerika'ya gitmekti bu yaz.
Ama bunu bütçem el vermedi açıkçası.
O yüzden de dedim ki ben mini bir tatil yapayım.
Çünkü deniz tatili çok yapmıyorum İzmirli olmama rağmen.
Ama kültürel, tarihi yerleri görmeyi sevdiğim için böyle bir şey de yapayım dedim.
Yani Ben Saati Amsterdam'da artık son gününde.
Dediğim gibi de bu aralar aklımdan geçenler bunlar.
Düşündüğüm, yürüyüş yaparken düşündüğüm şeyler bunlar.
İçimde tuttuğum yaslar neler, ben neler yapıyorum.
Bir taraftan tabii ki şehri de keşfediyorum.
Bırakmıyorum da yani burayı.
Geziyorum ama insan ara ara durduğunda kendine dönüyor.
Birazcık o yaşadığı yerden uzaklaşınca da açıkçası anlıyor yani.
Hani mesafe koymak iyi geliyor.
O yüzden mutlaka...
Kendinizi görmek istiyorsanız, ne yapıyorum, ne ediyorum anlamak istiyorsanız birazcık dışarıdan bakmak için uzaklaşın olduğunuz yerden.
İlla bu kadar uzak olmasına gerekmiyor tabii ama mümkünse bir yerlere gidin.
Sizi çok seviyorum. Takip ettiğiniz için, paylaştığınız için, her anıma yani paylaştığım her anla ortak olduğunuz için teşekkürler.
Çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
