
35'lerde Flört Etmek: Seçici miyiz, Yorulduk mu?
20 Haziran 2026 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayat hedefleri, ilişkiden beklentiler, çocuk isteği, terapi geçmişi... İlk buluşmalar ne zaman bu kadar kapsamlı hale geldi? Bu bölümde 35'lerden sonra flört etmenin değişen dinamiklerini biraz mizah, biraz da gerçek hayat örnekleriyle ele alıyoruz.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati'ne.
Hoş geldiniz, ben Elif.
Bu bölümün konusu 30'lu yaşlarda ya da 35'lerde diyelim.
Date'e çıkmak, flört etmek, ilişki kurmak.
Bunları konuşalım istiyorum arkadaşlar.
Tam kahve sohbeti.
Ben kahvemi yaptım.
Evin içinde böyle dolanıyorum.
Hani telefonla konuşur ya birisi hem yürür dolanır hem de telefonla konuşur.
Ben öyleyim işte podcast kaydı alırken de bunu yapıyorum.
Yürürken sanki kafam daha iyi çalışıyor gibi geliyor.
Kahvenizi yapın. Öyle bir moladaysanız eğer böyle sohbet ediyor gibi.
Zaten sohbet ediyoruz. Tam da öyle bir konu yani.
Kahve sohbetinde yapılacak bir, işlenecek bir konu bu.
Bu konular aslında biraz çekindiğim konular.
Konuşmakta çekimser kaldım.
Genel hatlarıyla konuştuğum şeyler ama kendi özelimde hani ilişkilerle ilgili, kadın erkek ilişkileri, kendimden çok örnek veremediğim.
Böyle spesifik örnek veremediğim konular.
Biraz da utandım herhalde video karşısına çıkmak zor geldi.
Böyle sadece ses kaydı daha kolayıma geldi açıkçası.
Şimdi ben de tabii bu yaşlardayım şimdi 35'li yaşlardayım.
Ve date'e çıkmam gerekiyor yani.
Toplum tarafından da buna itiliyorum.
Artık evlen, hayatında birisi olsun, ilişki kur, yalnızlık nereye kadar falan.
Bir iki senedir özellikle bu sene artık biraz bu date konusuna yoğunlaştım.
Annemin, ailemin ve toplumun baskısıyla.
Öncesinde uzun yıllar date yapmadım.
Çünkü bir ilişkim vardı zaten hali hazırda.
Geriye dönük böyle baktığımda herhalde en güzel date'im.
Eskiye baktığımda, daha gençlik yıllarıma baktığımda 28-29 yaşlarında güzel bir date yapmıştım.
Moda Çay Bahçesi'nde güzel bir date yapmıştım.
Zaten o date'den sonra uzun yıllar aynı kişiyle beraber oldum.
Ve bu biraz üzüntülü, hüzünlü bir şekilde sonlandı.
Ben çok flörtöz birisi olmadığım için.
Biraz daha sakin karakterli olduğum için hemen böyle başkasına geçeyim hadi next demedim yani.
Böyle bir kafada birisi değilim.
Çünkü bunlar enerji istiyor.
Bazı insanlar flört enerjisinden çok besleniyor.
Yani birisiyle böyle bir kahve içmek ona iyi geliyor.
Sırf o enerji yüzünden bir sürü insanla tanışıyorlar.
Ben öyle bir karakterde değilim.
Biraz içim mi geçti bilmiyorum ama.
Ben biraz daha bağ kurmaktan hoşlandığım için galiba daha böyle düzgün profiller, daha böyle hani değerlerime uygun profiller.
bir şeyler yapmak istiyorum ve Seçici davranıyorum haliyle.
Bir de geç kalmışız geri kalmışız.
Yani gençler çok daha farklı şeyler yapıyorlar.
Daha hareketliler. Çok çabuk atlatıyorlar filan.
Açıkçası ben kendim bu konuda yaşlı hissediyorum.
Biraz daha geride hissediyorum.
Zorlandığım da bir konu.
Gülebilirsiniz. Komik gelebilir.
Ben kariyere işe güce odaklandım.
Bir de zaten bir kalp kırıklığı vardı.
Onu atlatacağım derken.
Zaman geçmiş öyle.
Şimdi yeniden bağ kurmak istiyorum birileriyle.
Ama bu böyle... şey olmasın her gün bir başkasıyla kahve içeyim değil.
Yani bir de şöyle bir şey oluyor işte yirmilerinde içtiğin kahveyle otuzlarında içtiğin kahve o kişiyle görüştüğünde beklentilerin çok değişmiş oluyor.
Şimdi yapay zekayla falan bazen konuşuyorum ben bu konuyu.
Yani o kadar komik tespitleri var ki.
Mesela bunlardan bir tanesi şu ben size söyleyeyim siz de gülün.
35'den sonra aşkımı arıyoruz.
Birlikte markete gidebileceğimiz birini mi arıyoruz?
Şimdi çok doğru bir tespit bu.
Bu yaşlara geldiğimizde benim baktığım şey şu oluyor arkadaşlar.
Aşktan ziyade yol arkadaşlığı.
Markete giderken de bir yol arkadaşlığı arıyorum.
Yurt dışına giderken de bir yol arkadaşlığı arıyorum haliyle.
Biraz da şeye bakıyorum yani bu karşımdaki insan kendine bakmış mı?
Çok çabuk mu bedenini tüketmiş mesela bazıları çok alkol kullanıyor gençliğinde ve o postür bozuluyor işte kötü bir görüntü oluyor açıkçası.
Fiziksel olarak kendine iyi bakmadığını yıprattığını gördüğüm zaman ben biraz uzak kalabiliyorum yani biraz daha çekimsel kalabiliyorum.
Dikkat etmek lazım çünkü yani yaşayacağımız yıllar var.
biraz daha sağlığına, görüntüsüne dikkat eden insanlara çekildiğimi fark ettim.
Hani aşka arıyorum ama fiziksel özellikler, kendine bakması, sağlam olması ve çok çabuk hani yıpranmamış olması biraz önceliğim haline gelmiş.
Çünkü şöyle ben kendi yaşımdan daha küçük gösteriyorum.
Kaldı ki bana yazanlar, bana yürüyenler daha çok 25-28-30 yaş aralığı oluyor ve çok şaşırıyorum gerçekten de.
Saçları da böyle iki taraftan topladığım zaman daha da genç duruyor.
Bu özellikle yaptığım bir şey de değil zaten.
Ama ne hikmetse benden çok genç arkadaşları harekete geçiriyor ve onlar genelde işte görüşelim bir şeyler yapalım istiyorlar.
Ama şimdi o yaş grubunun beklentisiyle benim yaşımda birinin beklentisi aynı şey olmuyor.
Ya ben günümü gün etmek istemiyorum ki.
Tek gecelik, tek günlük bir ilişki istemiyorum ki.
Ama onlarınki çok hızlı oluyor.
Ne diyor mesela? Söyleyeyim de biraz gülelim.
Saat 10'dan sonra yazmış kahve içelim mi?
Saat akşam 10'dan sonra yani.
Akşam 10'dan sonra yani. Hangi kahveci açık?
Allah aşkına ya. Saçmalıyorsun.
Ya da böyle olgunlaşmamış cümleler, espriler, saçma sapan bel altı esprileri.
Çok saçma geliyor bana bunlar.
Ve diyorum sen olmamışsın diyorum.
Bunu açık açık da söylüyorum.
Biraz eğitimciliğin de verdiği deformasyonlar oluyor bende.
Ve açıkçası etkilenmiyorum yani.
Ve şu da var arkadaşlar. Öğrencilerim var benim.
Boyumla biri. 28-30 yaşlarına gelmiş.
Ben erken başladım öğretmenliğe.
Ve diyorlar ki hocam...
Yeni birini tanımak istemiyorum artık.
Bir ilişkisi bitmiş falan.
Yeni bir insanla tanışmak istemiyorum.
Yoruldum falan diyor. E ne yapacağız o zaman?
Bunu benim akranlarım da söylüyor.
Hayatıma yeni birisini alamayacağım.
Yeni bir insanı ben nasıl tanıyacağım?
Şimdi ben bununla mı uğraşacağım diyorlar.
Kötü deneyimi olan arkadaşlarım bunu söylüyor.
Bunu ben de söylüyordum. Ama yapacak başka bir şey yok.
Bir noktadan sonra önümüze bakmak zorundayız.
O yorgunluğa tutunmanın da bir anlamı yok.
Belki o tanıyacağımız yeni kişi bize güzel bir enerji verecek.
Umutlanacağız, neşeleneceğiz.
O hani heyecanı daha genç yaşlardaki kişilerin yaşadığı o tatlı heyecanı.
Randevuya giderken ki böyle tatlı tatlı hazırlıklar yapmak, üstüne başına böyle dikkat etmek, süslenmek.
Ya bunun enerjisi çok başka.
Erkekler için de başka şeyler tabii.
Onların da hazırlıkları. İşte bir rezervasyon yaptırmaları, sevdiği birisini bir konsere götürmeleri.
Bunlar tatlı heyecanlar ve bence her yaştan herkesin buna ihtiyacı var.
İçimizin yeşili de ölmesin yani değil mi?
Hani 35'lerdeyiz diye.
Ya da şöyle bir şey var aslında yaşadığımız, benim yaşadığım sıkıntı ve çevremde de çok konuşuyoruz bunu.
Çok farklı beklentilerde olan insanlarla karşılaşıyorum.
Yani benim kafamda olan, benim gibi düşünen insanların sayısı çok az.
Şimdi 35'lerde açık konuşayım.
Benim akranım olan erkeklerde şunu gözlemledim.
Ya evli oluyor, evliliğini gizliyor, bir macera arıyor, bir heyecan arıyor, geliyor karşıma.
Ya da evlenmiş, boşanmış olup...
Daha böyle kısa ilişkiler yaşamak istiyor.
Benim istediğim yol arkadaşlığı.
Kafamızın uyuşması. Birlikte bir yolculuk yapmak.
Çünkü ben de her gün partner değiştirmek.
Bunun kafasında değilim. Bu çok yorucu zaten.
Evet heyecanlı olabilir. Başka bir enerjisi olabilir.
Ama ben bu kafada bir insan değilim.
Bu yapıda bir insan değilim. Evlilik olabilir.
Uzun ilişki olabilir. Ben bunlara daha çok sıcak bakıyorum.
Bu konuda hem eleştiriliyorum da.
Bazı arkadaşlarım ya hani evlilik mi kalmış artık yani.
İmza mı kalmış falan diye de eleştirebiliyorlar.
Eski kafa. Balı da olabilirim ama her günde farklı insanlarla kahve içmek, zaman öldürmek bunlar bilmiyorum ya.
Gereksiz de geliyor bana. Ya insan kendine göre birisini bulduğu zaman kafasına göre zaten onunla devam eder.
Ama nedense bunu daha çok erkeklerde görüyorum.
Bir trik, bir oyun peşindeler.
Evliler ve bunu saklıyorlar.
Flört etmenin peşindeler.
Ciddi bir düşünceleri yok zaten.
Görüyor güzel, işte enerjik, yaşına uygun bir hanım, bir kadın.
Bunu tam tersi kadınlar da yapıyor bu arada.
Yani sadece erkekler değil.
Evlilik... saklama eğilimleri var.
Kaçak göçek bir şeyler yapma eğilimdeler.
Yeni heyecan arıyorlar. Yani iki kişi de kandırıyorlar.
Bazen bunu kandırmadan da yapıyorlar.
Doğrudan da söylüyorlar.
Date'ler biraz buna dönmüş durumda arkadaşlar.
Bu yüzden de zaten çok olumlu geçmiyor benim date'lerim.
Bir de uygulama konusu var.
Uygulamadan bulup görüşüyor insanlar.
Bu şekilde partner bulanlar var.
Uzun ilişki yaşayanlar var falan falan.
Benim de terapistim de...
Demişti bana ya Elif bak her ay birisiyle kahve iç ya ben nereden bulacağım her ay birisiyle kahve yani o birisini nereden bulacağım ben ölüme çıkan herkese kahve içmek istemiyorum ki dedim.
O da dedi ki uygulamadan bulursun ya dedim yapmayın hani oradaki insanların karakteri şey belli yani çoğunluk için söylüyorum herkes için değil ciddi düşünen biraz daha işin.
Hani olurunda olan kişi sayısı az dedim.
Yok dedi illa dedi işte uygulamayı indir.
Kendi kriterlerine göre mutlaka birisiyle karşılaşırsın.
Şöyledir böyledir. Tamam dedim uygulamayı indirdim.
Bir baktım arkadaşlar etrafta erkek adam yok derken onların nerede olduğunu anladım.
Hepsi uygulamalarda. İşte bu partner uygulamalarındalar.
Havalimanına yakın oturduğum için de pilot oluyor çoğunluğu.
Sporcu oluyor falan böyle.
Bazı haberler doğru herhalde.
Sosyal medyada gördüğümüz.
Neyse çok da şey yapmayayım.
Uygulamayı birkaç gün sonra sildim.
Yapamadım yani karakterime ters.
Çünkü hemen orada mesaj geliyor.
Ne haber canım nasılsın bugün?
İşte bebeğim falan gibi mesajlar.
Daha beni tanımadan görmeden falan.
Bunlar bana biraz komik geldi.
35'lerde artık bu arada kalmışlık hissi çok oluyor işte.
Bir taraftan da kariyer falan yapacağım diye de uğraştım.
O 28-30 işte 35 şey kadar o geçen sürede zaten ilişkim de yolunda gitmeyince bir baktım arkadaşlarım yol almış.
Ben böyle bir iki iş yapmışım bir belli bir kariyer yapıyorum kendi işimde bir şeyler yapıyorum.
Bir baktım işte üniversitedeki arkadaşlarım lisedeki arkadaşlarım çok yol almışlar.
Bu konuda bir geride kaldığımı hissettim.
Geç kalmış hissettim.
Böyle olunca da bu bizim date'lerimiz, kahvelerimiz ne oluyor biliyor musunuz?
Biraz daha kısalıyor süresi.
Yani batık yatırım yapmamak için zamanım yok.
Saçma sapan ilişkilere, toksik ilişkilere, toksik kişilere zaman...
Ya da sadece toksik demeyeyim, yanlış anlaşılma da olmasın.
Yani herkesin toksik olması gerekmiyor.
Bizi bizim değerimize, bizim hayatımıza denk olmayan ya da uygun olmadığını düşündüğümüz kişilerle çok da zaman kaybetmemeye başlıyoruz.
35'lerde bende yanan ışık bu.
Herkese duygusal yatırım yapmak istemiyorum.
Sakındığım bir şey. Çünkü ben yıllarımı zaten daha önce kaybettim.
Aynı şeyi tekrar yaşamak istemiyorum.
Bir de şu oluyor yani bunu çok konuşuyoruz arkadaş çevresinde.
Ya ben düzenimi kurdum, belli bir şeye getirdim, tek başıma mücadele ettim.
Karşıdan gelen kişi bunu erkekler kadınlardan da bekleyebilir çok haklı bir şekilde.
Sorumluluk sahibi mi? Bu yaşa kadar ne yapmış?
Taç üstüne taş koymuş mu?
İlla evi arabası şu büyü büyü olsun demiyorum.
Ne kadar kendini gerçekleştirmiş?
Neler yapabilmiş? Tek başına kalabilmiş mi?
Büyümüş mü? Olgunlaşmış mı?
Ben biraz bunlara da bakıyorum.
E fiziksel boyutta tabii ki beğenmediğin birisiyle beraber olamazsın.
O çekimi yaşamak zorundasın.
Her şey okey. Parası var, pul var.
İşte her şeyi var. Eğitimi de bir yere kadar var.
Adam çekmiyor. Kadın çekmiyor yani.
O enerjiyi hissetmiyorsun.
O da olmaz. Zaten o ilk kahvede biraz belli oldu.
Bence çok önyargılı olmamak da gerekiyor.
Belki ikinci bir hak tanınabilir ama benim kendi gördüğüm deneyimlerime göre biraz da böyle gibi.
Benim kendi düşüncem tabii ki değişebilir.
Genç bir arkadaşım. Bizden genç yani Z kuşağı daha güzel yönetiyor bu işleri.
O 28-29 yaşlarında geçenlerde onunla sohbet ettik.
Dedi ki ben dedi çok zor bir ilişkiden çıktım dedi.
İki sene hiç ilişkim olmadı.
Sonra uygulamayı kurdum dedi.
Bir yılda yüze yakın date yaptım dedi.
Aman Allah'ım dedim. Sen nasıl ya nasıl?
Bu kadar çok date yaptın.
Ben dedim beceremiyorum galiba.
O da dedi ki yok dedi. Çok az zaman verdim zaten dedi.
Neyi isteyeyim neyi istemediğimi çok net anladım bu şekilde dedi.
Ve şu an gayet güzel bir ilişkisi var.
Daha hızlı elemeye başladım bir süre sonra dedi.
Ben bunu yapamadım.
Yani Z kuşağı biraz daha hızlı bu konuda.
Daha hızlı atlatıyor bir şeyleri.
Daha hızlı ghostlayabiliyor, takılmıyor falan.
Bizde de ne oluyor? Hiç zaman kaybetmeyeyim deyip böyle hiç başlamıyoruz.
Hiç adım atmıyoruz falan.
Bazı kaygılarımız oluyor.
haliyle ama açıkçası benim baktığım şeylerden bir tanesi şu oluyor arkadaşlar 35'lerdeki date'de bu insan olmuş mu ne kadar olmuş çünkü ben kendime bu kadar yıl emek verdiysem hayatımda bir şeyleri oturttuysam duygusal
olarak maddi manevi bir denge getirebildiysem karşıdaki insandan da benim dengimi bozmayacak onun da kendine halinde kendi halinde kurduğu bir hayatı var mı koşulları var mı e bunlara bakıyorum şimdi mesela
bazen esprisini de yapıyoruz kendi kendime gülüyorum ya ben köyde olsam çoktan evlenmiştim Evimde olurdu, arabamda olurdu, her şeyim olurdu diyorum.
Mesela bizim köyde şöyle.
Evi olmayana kız vermiyorlar.
Ve bunun içinde kız hiçbir şey yapmıyor.
Yani okumuş mu, okumamış mı?
Yani olması gerekmiyor.
Yani böyle bir koşul yok. Evi varsa okey.
En böyle fakir ailenin bile kızı ya da fakir bir ailenin oğlu bile o kızı elde etmek için o evi yapıyor bir şekilde.
Çok rahatlar, çok relaxlar.
Bir şekilde çalışıp beraber işte arabalarını da alıyorlar falan.
Bizim böyle uğraştığımız şeylerle uğraşmıyorlar.
Biz bir taraftan hayatımızı idam ettirmeye çalışıyoruz.
Bir taraftan bağ kurmaya çalışıyoruz ama işler işte köy yerlerinde sanki daha kolaymış gibi geliyor.
Şimdi ben gitsem tabii benim yaşım 35 falan ve köy yerinde bu biraz tuhaf karşılanıyor.
Ben evleneceksem herhalde şehirde evlenmem lazım.
Bir de şu oluyor. Oralarda bu yaştaki akranım erkeklerde de kendilerine bakmıyorlar.
Çok çabuk çökmüş oluyorlar.
Ya da çok hemen böyle alkolden dolayı yıpranmış oluyorlar falan.
O yüzden bu 35 yaş biraz karışık bir dönem bence.
Ve artık dediğim gibi armudun sapı üzümün çöpü gibi hani böyle bir konu değil ama biraz daha temkinli yaklaşıyoruz sanki.
Doğru kişi mi? Geçmiş ilişkilerde ne yaşamış?
Bunlara bakıyoruz. Sürekli kendini geliştirmiş birisi de aramak değil bu.
Sürekli kendini geliştirsin, şöyle vizyonu olsun, böyle vizyonu olsun değil.
Zaten o insan, geçinmeyi gönlü olan insan belli olur.
Benim şikayet ettiğim, kızdığım şey net olmamaları.
Ben zaten net bir niyetle gelmişim oraya.
Sen bir öyle diyorsun, bir böyle diyorsun.
Düşüncenle eylemin...
Eşleşmiyor ve ben bundan vazgeçtiğimde de bana kızılıyor.
Ya sen niye işte şunu yapmadın, niye kabul etmedin?
Ama karşımdaki insan kendisi bir kere net değil.
Gerçekten bir şeyi isteyen bir insan eylemleriyle gösterir.
İşte o batık yatırım korkusu, daha fazla zaman kaybetme korkusundan dolayı kadınlarda bu çok var.
Çok haklı bir sebep çünkü belli bir yaştan sonra doğurganlığın düşüyor.
Yuva kurmak istiyorsun ama belki çocuk sahibi olamayacaksın.
O yüzden de bu erkek arkadaşların kafalarının karışıklığı, belirsizlikleri, biraz daha gezeyim ama şunu da şeyini çıkartayım, keyfini çekeyim, biraz da burada dolaşayım, biraz da burada hava alayım dedikçe onlar da bu bağ
kurmaktan uzaklaşıyorlar ve bu sefer daha küçük yaştaki arkadaşlar geliyor.
Daha genç arkadaşlar geliyor.
Z kuşağı. Onlar daha da tüketim çılgınlığına girmiş durumdalar.
Benim tespit ettiğim şey bu.
O yüzden akranlarımla, bilmiyorum ya bu delik konusu nasıl olacak ama doğru insanı bulabileceğim.
Buna çok emin değilim.
Zaman gösterecek.
Belki bunu paylaşırım. Sizin fikirleriniz neler?
Sizin ilişkileriniz nasıl inşa oldu?
İlk hani date'de nelere dikkat edersiniz?
Karizma mı önemlidir?
İşte çekici olması yoksa işte maddiyatı mı önemlidir?
Bunları konuşabiliriz.
Mutlaka bana yazın.
35'den sonra insan aşk mı arıyor yoksa huzur mu arıyor?
Düzen mi arıyor, heyecan mı arıyor?
İkisi birden olur mu? Olan mı?
Var ya olanlar var ama çok az.
Doğru insanı bulmak kolay değil.
Bunu benim terapistim de söylüyor zaten.
Bunu kabul ettim. Ama biz insanız ve bağ kurarak yaşamak zorundayız.
Bir noktada akranlarımın da aklı başına gelsin artık lütfen kadın ve erkek.
Yaşımıza göre davranmıyoruz sanki böyle hissediyorum.
Ya kaçıyoruz, kaçıngan bağlanıyoruz ya çok çabuk tüketiyoruz her şeyi.
Maddi, manevi ilişkileri de, duyguları da, bedenimizi de çok çabuk tüketiyoruz.
Tükettirmesine izin veriyoruz ve yozlaşmaya gidiyor bu haliyle.
Burada eğitim vermek amacında değilim bu konuştuklarımla ama...
Biraz böyle esefle hani söylendiğim, sitem ettiğim bir konu.
Hepimizin bağ kurma ihtiyacı var ama bazılarımız bunun farkında değil ve başka şeyler arıyoruz.
İnsanın önce kendiyle bir bağ kurması lazım galiba.
Kendiyle bağ kurabilen insan sonra da diğer bir insana da ihtiyaç duyduğunu anlayabiliyor.
Biraz daha niyeti iyi bir şekilde bu date'ler biraz daha o işe, o niyete hizmet ediyor diyebilirim.
Sizin de fikirlerinizi merak ediyorum.
Ben Saati burada sona eriyor.
Çok sevgiler, selamlar.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
