
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Açıklama: Sanat, savaşın dehşetini anlatabilir mi? 1937’de Guernica kasabası bombalandığında, Picasso bu yıkımı tuvale taşıdı ve ortaya tarihin en güçlü savaş karşıtı eserlerinden biri çıktı. Guernica, parçalanmış figürleri, çığlık atan bedenleri ve kasvetli renkleriyle sadece İspanya İç Savaşı’nın değil, tüm insanlığın tanıklığını üstlendi.
Bu bölümde Guernica’nın anlamını, Picasso’nun bu eseri yapma sürecini ve tablodaki güçlü sembolleri konuşuyoruz.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese yeniden merhaba ve leylanmasına hoş geldiniz.
Ben Eda. Hasta Sistemi'yle birlikte bugün sizlerle sanat tarihinin en çarpıcı eserlerinden birini konuşacağız.
Picasso'nun meşhur Guernica adlı tablosu.
Sanat bazen sevinçleri bazen de acıları anlatmanın en güçlü yollarından biri.
Bir sanat üretimi yaratırken her zaman estetik olmasını ya da güzel olup olmadığını sorgulamayız.
Bazen farkındalık yaratmak için de bir araç olarak sanata başvurabiliriz.
Guernica'da işte böyle bir eser.
Savaşın yıkıcılığını, insanların çaresizliğini ve şiddetin korkunç yüzünü anlatan bir yapıt.
Picasso bu tabloyu 1937...
1937 yılında İspanya İç Savaşı sırasında Guernica kasabasının bombalanmasına bir tepki olarak yaptı.
Siyah, beyaz ve gri tonlarıyla tasvir edilen bu sahne sadece bir dönemin değil, insanlık tarihinin trajedilerini semseleden zamansız bir eser haline geldi.
Ben de bugün Guernica'nın hem sanatsal hem de tarihsel yönlerini ele alarak onun neden bu kadar güçlü bir sanat eseri olduğunu ve bizlere ne anlatmaya çalıştığını anlatacağım sizlere.
Hadi gelin başlayalım. İspanya kanlı bir iç savaşın tam ortasındaydı.
Aslında bu savaş sadece İspanya'nın iç meselesi değil yaklaşmakta olan büyük bir küresel çatışmanın da habercisiydi.
Ülke uzun yıllardır çalkantılı bir dönemden geçiyordu zaten.
1931 yılında monarşi sona ermiş.
İkinci İspanyol Cumhuriyeti kurulmuştu.
Yeni yönetim toprak reformları yaptı.
Kilisenin etkisini azaltmaya çalıştı.
İşçi haklarını güçlendirmek istedi.
Ancak bu değişimler toplumu ikiye böldü.
Bir yanda ilericiler ve cumhuriyet yanlıları, diğer yanda muhafazakarlar, ordu ve kilise destekçileri vardı.
1936 yılında ordu içindeki huzursuzluk zorluk noktasına ulaştı ve General Francisco Franco liderliğinde bir askeri darbe başladı.
Bu darbe başarısız oldu ama ülke ikiye bölündü.
Cumhuriyet... İngiltere
ve Fransa doğrudan müdahale etmeyerek savaşın seyrini değiştirebilecekleri bir noktada sessiz kalmayı tercih etti.
İşte bu savaşın en acı olaylarından biri Guernica'nın bombalanması oldu.
Guernica, Bask bölgesinin sembol şehirlerinden biriydi.
Kültürel ve tarihi önemi çok büyüktü.
Bask halkı için adeta bir bağımsızlık simgesiydi.
Ancak Franco'nun müttefikleri Nazi Almanyası yani Hitler ve İtalya için Guernica, Cumhuriyetçilerin direncini kırmak ve halkı korkutmak için ideal bir hedefti.
Ve o gün Nazi Almanyası'nın yani Hitler'in hava kuvvetlerine bağlı Condor Lezyonu ve İtalya'nın faşist hava kuvvetleri tarafından saldırı gerçekleştirildi.
İlk kez bir şehri tamamen yok etmeye yönelik bir hava saldırısı gerçekleştirilmişti.
Şehre önce ağır bombalar yağdırıldı.
Ardından yangın bombaları atılarak Guernica'nın büyük bir kısmı kül edildi.
İnsanlar sokaklarda kaçmaya çalışırken uçaklar alçalarak makineli tüfeklerle sivilleri hedef almıştı.
Korkunç bir savaş. Yani zaten hiçbir savaşın kötülüğü ölçülemez ama bu apayrı bir boyut gerçekten.
Ve bu olay sadece askeri bir operasyonla değildi.
Apaçık bir terör. taktiğiydi.
Psikolojik bir yıkım yaratmaktı amaçları.
Ve özellikle pazartesi günü bir pazar yeri kurulduğu sırada başladı savaş.
Yani şehirde sivillerin en yoğun olduğu bir zamanda gerçekleştirilmişti.
Bu arada Almanya hava savaşı tekniklerini test etmek, pilotlarını eğitmek ve yeni uçak modellerini denemek için bunu bir fırsat olarak görmüş.
Yani Hitler ve Mussolini Franco'nun milliyetçilerine destek vermenin de yanı sıra gelecekteki savaş taktiklerini denemek ve geliştirmek amacıyla da bu saldırı Sonuç zaten tam anlamıyla felaketti.
3 saat boyunca kesintisi süren bombardıman sonucunda binlerce insan hayatını kaybetmişti.
Önce yollar ve köprüler bombalanmış, kasabanın çıkış yolları kapatılmış.
Ardından da yangın bombaları ile şehrin büyük bir kısmı alevler içerisinde bırakılmış.
Guernica savaş tarihindeki ilk modern anlamda şehir bombalanması olarak kayıtlara geçti.
Ve insanlığa faşizmin nasıl bir yıkım getirebileceğini gösterdi.
Üstelik Franco ve destekçilerinin de bu saldırıyı inkar ettiğini biliyor muydunuz?
Hatta bu saldırıyı cumhuriyetçilerinin kendilerinin yaptığını öne sürmüş.
Gördüğünüz gibi bu savaş yalnızca bir iç savaş değil.
20. yüzyılın en büyük ideolojik çatışmalarından biri.
Sadece İspanyol halkını değil dünyayı derinden etkileyen bir mücadeleydi aslında.
Bir yanda demokrasi, ilerici ve sosyal reformlar.
Diğer yanda koltuk sevdalıları, otoriterlik, muhafazakarlık ve faşizm.
Canımdaki geldiğimi bilmiyorum. Bu durum aynı zamanda yaklaşan 2.
Dünya Savaşı'nın da provası gibiydi.
Çünkü burada yalnızca İspanya'nın geleceği değil Avrupa'nın kaderi de belirlenecekti.
Konumuz tamamen buna evrilmesin, sanattan kopmayalım diye olayı size olabildiğince yüzeysel anlatmaya çalıştım.
Eğer daha detaylı bilgi edinmek isterseniz YouTube'da Emrah Safa Gürkan'ın bu konuyla alakalı bir anlatımı var.
Ben de bu bölümde onu kaynak olarak kullandım.
Dinlemenizi tavsiye ederim.
İşte bu vahşet Picasso'nun Gernika tablosuna ilham veren.
en önemli olaylardan biri.
Hatta en önemli olay zaten biri diyemeyiz.
Picasso o dönemde sanat dünyasında zaten tanınan bir figürdü.
Ancak politik olarak çok aktif bir sanatçı olarak bilinmiyordu.
O dönemki sanatçılar biraz daha böyle komünist partilere üye ve siyasi arenalarda daha aktif bir şekilde rol oynuyorlardı.
Özellikle de dayış sanatçılar.
Fakat belirttiğim gibi Picasso'nun aktif bir rolü yoktu.
Ta ki Guernica'ya kadar.
Hatta Cumhuriyetçilere destek verdiği için Franco yanlıları onu hain ilan etmişlerdi.
Zaten İspanya'yı tamamen terk etmeden çok önce sanatsal kariyerini Paris'te inşa etmişti.
Ancak bu savaştan sonra 1944 yılında daha fazla dayanamayıp tarafını belli etmek amacıyla Fransız Komünist Partisi'ne üye oldu ve hayatını da bu ideolojiye bağlı kalarak geçirdi.
Kanalımda bir Picasso bölümü var.
Detaylı bilgi edinmek isterseniz dinleyebilirsiniz.
Guernica'nın bombalandığı...
yıl İspanya Cumhuriyetçi Hükümeti Paris'te düzenlenecek olan Uluslararası Paris Dünya Sergisi için bir İspanyol sergi alanı açmaya karar verdi.
İç savaşın tam ortasında kalan Cumhuriyetçiler bu sergi alanını kullanarak dünyaya seslerini duyurmak ve faşizme karşı mücadelelerini anlatmak istiyordu.
Picasso da zaten uluslararası bir sanatçı olduğu için hükümet ona bu alan için büyük bir duvar resmi yapma görevi verdi.
Ancak o dönemde Picasso'nun aklında ne tür bir eser yapacağına dair net bir fikir yoktu.
Fakat sonrasında Guernica'nın Bombalandığı haberini gazetelerde gördü ve adeta sarsıldı.
Bask bölgesindeki bu küçük kültürel şehir Nazi Almanyası tarafından yerle bir edinmişti.
Saldırının acımasızlığı ve tamamen sivil halka yönelik olması Picasso'yu derinden etkiledi.
İşte o an bu alanın için yapacağı eserin konusu kesinleşmişti.
Guernica'nın vahşetini, savaşın yıkıcılığını ve masum insanların çaresizlerini gösterecekti.
Çünkü bu insanlık suçu unutulmaması gerekiyordu.
Yapım sürecine bakacak olursak bu devasa tabloyu devasa diyorum çünkü boyutları 3,5 metreye neredeyse 8 metre Paris'teki atölyesinde yapmaya başladı.
Sadece birkaç hafta içinde yaklaşık 35 günde falan tamamlıyor bu tabloyu.
İlk olarak küçük eskizler ve karalamalar yaparak kompozisyonu belirlemeye çalıştı.
Eskizler ilerledikçe de figürler daha keskin ve daha dramatik hale geldi.
Başlangıçta daha farklı tasarımlar yapmış bu arada.
Daha farklı figürler düşünmüş fakat...
Tuvalin üzerinde çalışmaya başlayınca gitgide kompozisyon değişmiş ve şekil almaya başlamış.
Ki genelde böyle oluyor bu arada.
Hiçbir zaman kağıda çizdiğimiz tasarımla tuvali yaptığımız aynı olmayabiliyor.
Bu arada Guernica'nın yapım aşamasında Picasso'nun sevgilisi Dora tablonun yapım sürecini fotoğraflayarak aşama aşama belgeledi.
Merak edenler için fotoğrafları Instagram hesabımdan paylaşacağım.
Beni oradan da takip etmeyi unutmayın bu arada.
Eser tamamlandıktan sonra Paris Dünya Sergisi'nde İspanya alanında sergilendi.
alanda Cumhuriyet Hükümeti'nin İspanya İç Savaşı'ndaki duruşunu göstermek için ona uygun olarak tasarlanmıştı.
Guernica da bu alanın en dikkat çeken eseriydi.
Ancak ilginç bir şekilde ilk başta insanlar bu esere beklenen tepkiyi vermemişlerdi.
Çünkü tablo kübizm akımına ait soyut sembolik bir anlatıma sahipti ve doğrudan bir savaş sahnesi göstermiyordu.
İnsanların bu tarz soyut sanat akımlarını yeni yeni sindirdiğini düşünürsek bu durum çok normaldi.
Ancak zamanla insanlar bu eseri Ne kadar derin ve çarpıcı olduğunu anlamaya başladı.
Paris'teki sergiden sonra Guernica Avrupa ve Amerika'yı kapsayan bir turneye çıktı.
İspanya İç Savaşı'na karşı uluslararası farkındalık yaratmada da çok önemli bir rol oynadı.
İspanya İç Savaşı Franco'nun zafiriyle sonuçlanınca Picasso tablonun Franco yönetimi altındaki İspanya'ya götürülmesini istemedi.
Hatta Franco rejimi... Kısa
Sona erene kadar da tablonun İspanya'ya dönmesine izin vermeyeceğini açıkladı.
Eser savaş sonrası New York Modern Sanatlar Müzesi'ne emanet edildi ve burada sergilendi.
Fakat Franco öldükten sonra 1981 yılında artık uzun tartışmaların ardından Guernica İspanya'ya geri döndü.
Ve önce Madrid'deki Prado Müzesi'ne konuldu.
Sonrasında da kalıcı olarak Reina Sofia Müzesi'ne taşındı.
Günümüzde de hala orada sergileniyor.
Eserin özelliklerine biraz bakacak olursak 3,5 metreye neredeyse 8 metre.
demiştik. Tuval üzeri yağlı boya bir tablo.
Monokrom renk paleti kullanarak oluşturulmuş.
Yani tablosu tamamen siyah beyaz ve gri tonlarında.
Bu sayede eserin dramatik etkisi artırılmış aslında.
Aynı zamanda gazeteler bu vahşeti duyuran siyah beyaz fotoğraflarla dolu olduğu için Picasso renk kullanmayarak eseri adeta bir gazete manşeti ya da bir belgesel görüntü gibi sunmak istemiş.
Zaten Tablonun kendisinde de böyle gazete benzeri parçalar görmek mümkün.
Bu renkler aynı zamanda karanlık ve kasvetli bir atmosfer de sunuyordu ve ölümü, matemi, yıkımı ve çaresizliği de bu renklerle anlatıyordu Picasso.
Tablo, Rönesans ve Barok dönemlerinde gördüğümüz o geleneksel perspektif anlayışından tamamen uzak bir yaklaşımda oluşturulmuş.
Ki zaten impresyonizmle birlikte perspektif kullanımları gittikçe azalıyor.
Kübizm ve soyut sanatta da tamamen reddediliyor.
Belki sizin de perspektifin tarihiyle alakalı...
da bir bölüm yaparız. Ne dersiniz?
Eğer isterseniz hemen bana yazın Instagram'dan.
Perspektif anlayışından tamamen uzak demiştik.
Yani ne demek istiyorum burada?
Şimdi derinlik hissi vermek yerine iki boyutlu bir anlatım var.
Figürleri görüyoruz.
Evet ama bu figürler klasik ideal bir biçimde değil sert ve keskin geometrik formlarla bir araya getirilmiş.
Yani bir insan görmüyoruz orada baktığımızda.
Ama bu semboller sayesinde bu anlatım biçimi, kübis biçim sayesinde onun bir figür olduğunu anlayabiliyoruz.
Kübis bir eser. Evet ama biraz ekspresyonist hava da var bu arada.
Ekspresyonizmin en belirgin özelliği neydi?
Duyguları doğrudan dışa vurmak amacıyla figürlerin abartılı ve çarpıtılmış bir şekilde tasvir edilmesiydi öyle değil mi?
Guernica'da da bunu çok net bir biçimde görüyoruz.
Kübizmin parçalanmış formları ile ekspresyonizmin duygusal yoğunluğu adeta iç içe geçmiş durumda.
Kompozisyona bakacak olursak, diagonal çizgiler ve geometrik formlarla hareketli bir yapı oluşturduğunu görüyoruz.
Figürler geleneksel anlatılardaki doğal duruşlardan çok ama çok farklı.
Zaten ekspresyonizmin de etkisiyle abartılı şekillerde tasvir edildi demiştik.
Özellikle çığlık atan kadın figürleri, atın parçalanmış vücudu ve boğanın tehditkar duruşu, tablonun merkezindeki trajedi...
daha da vurguluyor. Eserdeki ışık gölge efektleri zaten çok keskin kontrastlarla ön plana çıkıyor.
Bazı bölgelerde böyle ışık patlamaları yaşanırken diğer alanlar tamamen gölgeler içinde.
Bu açık ve koyu tonlar arasındaki sert geçişler de aslında savaşın yıkıcı etkisini yansımada önemli bir rol oynuyor.
Guernica kompozisyonu 9 temel figürden oluşuyor.
Bunların 3'ü hayvandan yani boğa, at ve kuş figüründen, 6'sı da biri erkek savaşçı, biri çocuk ve 4'ü de kadın olmak üzere insan figüründen.
Ayrıca bu figürlerin yanı sıra elektrik lambası, gaz lambası, kırık bir kılıç ve çiçek.
gibi nesneler de yer alıyor. Bu arada resim yalnızca bir savaş sahnesini tasvir etmiyor aslında.
Bunun da ötesinde bazı sembolik anlamlar taşıyor.
Peki nedir bu sembolik anlamlar?
Boa figürüne bakacak olursak Guernica'nın en tartışmalı ve sembolik figürlerinden biridir.
Picasso'nun sanatında Boa hem İspanyol kültürüne atıfta bulunuyor hem de farklı anlamlar taşıyan bir metafor olarak zaten sıkça kullanılıyor.
Ancak bu resimde Boa kullanımı ile alakalı birçok farklı yorum var.
Picasso'nun bazı açıklamalarına göre Boa Brütal ve karanlık bir güçtür.
Yani savaşın ve faşizmin bir simgesi olabilir.
Bazı yorumculara göre İspanya'nın gücünü ve halkın direncini simgeler.
Bazı yorumculara göre de savaşın yıkıcılığını, zalimliğini ve şiddeti temsil eder.
Bu anın hemen alt kısmında havaya doğru çığlık atarcasına duran bir kadın figürü görüyoruz.
Elleriyle çocuğunun ölü bedenini tutarken betimlenmiş.
Bu figür savaşın en büyük kurbanlarından biri olan anneleri ve çocukları temsil ediyor.
Aynı zamanda Picasso'nun tasvirini Michelangelo'nun...
Pieta'sından hatırlarsanız belki.
Nitekim ondan esinlendiği de söyleniyor.
Pieta merhamet anlamına geliyor ve çarmıhtan indirilen İsa'yı dizinde tutan Meryem Ana figürüne denir aslında Pieta.
Sanat tarihinde de birçok farklı tasviri var.
İşte buradaki sahnenin de bir gönderme olduğu söyleniyor.
Bir at figürü var demiştik.
Eserin tam merkezinde yer alıyor.
At İspanyol sanatında ve kültüründe genellikle asalet, özgürlük ve halkı temsil eden bir sembol olarak kullanılırmış.
Ancak buradaki at savaşın getirdiği yıkım ve korku içinde.
kıvranan parçalanmış bir varlık olarak tasvir edilmiş.
Atın ağzı açık ve çığlık atıyor gibi.
Aynı zamanda dili de birer hançere benziyor.
Ayrıca at gazete kağıdı parçalarına dönüşüyor gibi betimlenmiş.
Bunun anlamı da az önce de bahsetmiştik.
Yaşanmış olan katliamın ikinci el kaynaklar yani o zamanki kitle iletişim aracı olan gazeteler aracılığıyla insanlara duyurulabileceği ve bu katliamın gizli kalamayacağını vurgulamak istemiş Picasso.
Diğer kadın figürlerine bakacak olursak onlar da aynı şekilde kurban, yas tutan, çaresiz figürler olarak sunulmuş.
Bir elektrikli lamba ve bir kadının tuttuğu gaz lambasından söz etmiştik.
Bu aradaki sembol için birbirinden farklı yorumlar var yine aynı şekilde.
Elektrik lambası bazı yorumculara göre göz şeklinde betimlendiği için tanrının gözü olarak savaşa tanıklık eden bir unsur olarak görülüyor.
Bazı yorumculara göre de modern savaşın teknolojik yüzünü simgeliyor.
Duvardan dışarıya uzanmış kadın figürünün gaz lambası tuttuğunu görüyoruz.
Bu lamba teknolojik açıdan güçsüz ancak halkın gücünü temsil eder.
Oysa teknolojik olarak güçlü olan aydınlatmasını beklediğimiz elektrikli lambadır.
Ancak Guernica'da yaşanan karanlığı, vahşeti, acıyı teknolojinin ürünü olanlar gerçekleştirmiştir.
Bu arada da böyle bir metafor var.
Ayrıca boğa, at ve kucağında çocuğunu tutan kadın figürünün dili hançer şeklinde simgelenmiş.
Zaten at figürü için söylemiştik bunu.
Açıkçası bununla alakalı herhangi bir yorum bulamadım.
Esere her bakışımda benim dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi bu.
Fakat benim yorumum şu yönde.
Hançer genellikle öldürme ya da savunma için kullanılan bir silah ya hani.
İşte buradaki figürlerin çığlıkları, acıları ve protestoları da birer silah gibi tasvir edilmiş olabilir.
Sesleriyle savaşan figürler gibi çığlıkları birer silaha dönüşmüş.
Sanki savaşın dehşetini kelimelerle değil doğrudan bir fiziksel yara gibi hissettirdiğini anlatmak istemiş olabilir.
Picasso'nun kendisi de bu tabloyu savaş karşıtı bir manifesto olarak yarattığı için çığlık atan figürlerin dillerini hançere benzetmesi, onların savaş karşıtı çığlıklarını bir mücadele aracı olarak görmesiyle de ilişkili
olabilir. Sanat politik bir araç olarak kullanılabilir mi sorusunun canlı örneği aslında bu tablo.
Sanat sadece güzellik yaratmak için değil, toplumu eleştirmek, protesto etmek ve...
farkındalık yaratmak için de güçlü bir araç olabilmeli bence.
Bir mesaj vermek için kelimelere ihtiyaç duymadan, izleyiciyi doğrudan etkileyebilen ve düşündürebilen bir dil oluşuyor o noktada.
Sanat zaten doğası gereği bir ifade biçimi ve her ifade biçiminin vermek istediği mesaj tabii ki çok farklı.
Zaten tarihi boyunda sanatçılar yaşadıkları dönemin olaylarına tepki vermiş sanatları aracılığıyla.
Savaşları, isyanları, insan hakları ihlallerini ve toplumsal değişimleri eserlerine yansıtmış.
Bu noktada görsellerin ve imgelerin kelimelerden daha güçlü ve evrensel bir anlatı sunabileceğine inananlardanım.
Bu nedenle de bir sanat eseri binlerce sayfalık politik bir manifestodan daha etkili olabilir bence.
Benim için zaten bunu anlatan birkaç tablo var.
Birincisi bu tablo, Guernica tablosu.
İkincisi Eugène Delacroix'un Liberty Leading the People eseri, halka yol gösteren özgürlük.
Romantizm bölümünde hatta kısaca bahsetmiştik bu eserden.
Fransız devrimine ve halk ayaklanmalarına ışık tutan bir eser.
Üçüncüsü Goya'nın 3 Mayıs 1808 adlı eseri.
Napolyon'un İspanya'yı işgali ve Fransız askerlerinin halka uyguladığı zulmü anlatan çok etkileyici bir eser.
Bunu da yine Goya bölümünde anlatmıştık.
Ve son olarak tabii ki aralarından seçemeyeceğim ama Banksy'nin birçok eseri.
Banksy zaten sanatı... Tamamen politik bir protesto olarak kullanan bir sanatçı.
Kanalımda hatta onunla da alakalı oldukça detaylı bir bölüm var.
Onu da tavsiye ederim. Son olarak bu eserle alakalı o meşhur hikayeyi anlatmadan geçmek olmaz.
Eminim aranızda bilenler vardır ama bilmeyenler için hemen anlatayım.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris mazi işgali altındayken Picasso hala şehirde yaşıyordu.
Alman subayları da zaman zaman sanatçıların atölyesini basar ve eserleri incelerdi.
Söylenenlere göre de beğendiklerini toplardı.
Bir gün bir nazi subayı Picasso'nun atölyesine girdi ve masasının üzerinde duran Guernica'nın bir fotoğrafını gördü.
Şaşkınlıkla tabloya baktı ve alaycı bir şekilde sordu.
Bunu siz mi yaptınız? Picasso hiç tereddüt etmeden şu cevabı verdi.
Hayır, bunu siz yaptınız.
Bir sonraki bölümde görüşene dek kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
