
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde sizi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyorum. Hadi gelin antik Mısır’ın bu muazzam yapılarını birlikte keşfedelim!
Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Herkese merhaba arkadaşlar, belli inanmasına hoş geldiniz.
Ben Eda, yine bomba gibi bir bölümle.
Karşınızdayım. Bugün piramitlerin gizeminden bahsedeceğiz.
Birçoğumuz için Mısır piramitleri sadece taşların mükemmel bir şekilde yığılmasıyla inşa edilmiş devasa anıtlar olarak görülüyor.
Ancak bu piramitlerin ardındaki gizemler taşların ötesinde bir hikaye işaret ediyor.
Biz de bugün Mısır'ın muazzam çöl manzaralarında yükselen bu esrarengiz yapıları keşfedeceğiz.
Firavunların saltanatlarını taçlandırmak için inşa edildiği düşünülen bu piramitler aslında antik Mısır'ın kumları.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İçimiz ve dışımız bir süredir antik Mısır ve onun mitleriyle doldu.
En azından benim öyle. Ancak antik Mısır benim için gerçekten bir tutku.
Antik Mısır deyince de akla gelen ilk şey yüzyıllardır gizemini koruyan ve arkeologların gözde araştırmalarından olan Mısır piramitleri.
Arkeologlar yaklaşık 250-300 yıldır bu piramitlerin gizemini çözmeye ve pek çok soruya yanıt bulmaya çalışıyorlar.
Modern aletler olmadan bu kadar yüksek yapıları nasıl inşa ettiler?
İnşaatlarda kullanılan taş bloklar nereden geldi?
Bu tarz soruların cevapları hala belli değil.
Bugün bile bu yapıların nasıl ve ne amaçla inşa edildiği kesin olarak bilinmiyor.
Ancak çok kuvvetli teoriler var tabii ki.
Önce kronolojik bir sıralama ile ilerleyelim.
İlk olarak Zoser piramidinden başlayalım istiyorum.
Bu piramit antik Mısır mimarisinde devrim yaratan, inşa edilen ilk piramit olarak karşımıza çıkıyor.
Tarihteki ilk piramit olmasının yanı sırada Antik Mısır'da tamamen taştan yapılan ilk piramittir aynı zamanda.
Mısır'ın antik şehri Sakkara'da yer alıyor.
Ve M.Ö. 2570 yılları civarında yani eski krallık döneminde hatta 3.
hanedanlık döneminde hüküm süren Firavun Zoser tarafından yaptırıldı.
Mimarı da imoteptir.
Kendisini mumya filminden hatırlarsınız.
Ve bir mezar anısı olarak tasarlandığı düşünülüyor.
Üstelik sadece bir mezar anısı da değil.
Antik Mısır'da mimari evimin başladığı bir kilometre taşını görüyoruz bu piramide.
Bu piramit hakkındaki en büyük mucizelerden biri de yapılış süresi.
Antik Mısır uzmanı Frank Monier'e göre Malzemelerin hacmiyle kullanılan enerji karşılaştırıldığında antik Mısırlıların başardıkları iş olağanüstüydü.
Bir katedralin inşası 500 yıl sürebiliyor.
Örneğin Milano katedralinin tamamlanma süresi bu kadar.
Ancak antik dönemden bahsediyoruz burada.
Ve Firavun Zoser'in de 19 ile 38 yıl hüküm sürdüğüne inanılıyor.
Yani böylesine büyük bir kompleksi saltanata esnasında tamamlattırmış olması gerçekten bir mucize.
Kompleks diyorum. Çünkü piramidin çevresi rahipler için tapınaklar, avlular ve yaşam alanlarını da içeriyor.
Uzmanlar fotogrametre aracılığıyla piramidin ve çevresindeki kompleksin 3 boyutlu taramasını yapıp modelleme yapıyorlar.
Ve bu modelleme sayesinde de piramidin boyutlarını birebir ölçebiliyorlar.
Üstelik ölçmekle de kalmayı piramidin altındaki yapıları da tespit edip görüntüleyebiliyorlar.
Bu teknoloji sayesinde onu bir arkeoloğun ulaşamayacağı açılardan görselleştirebiliyorlar.
Peki sadece bir piramit mi var orada?
İçinde hiç mi bir şey yok?
Olmaz olur mu? 19.
yüzyıldan beri bu piramidin altında araştırma yapan arkeologlar var.
Ve bu arkeologlar piramidin altında sayısız tünelden oluşan bir yer altı şehri keşfettiler.
Özellikle piramidin tam ortasında yerin 40 metre altında bir...
mezar odası var. Ve bu mezar odasına karmaşık bir tünel sistemini geçtikten sonra ulaşıyorlar.
Yani bir nevi labirent gibi.
Bu karmaşık tünellerin Firavun Zoser'in mezarını saklamak için inşa edildiği düşünülüyor.
Çünkü o dönemde mezar hırsızlıkları had safhadaydı malum.
Bu tünellerin bazıları da sadece özel bir girişin bilinmesi durumunda geçilebilecek şekilde tasarlanmış.
Yani bilmeyen biri bu tünellerden geçemiyor.
Yapıyı bilmeyenler de doğal olarak mezar odasına giremiyor.
Firavun Zoser'in mezar odası da antik Mısırca tipik bir taş tabut olan sarkofajdan yapılmamış.
Bir tabanı delikli bir taş levhadan yapılmıştı.
Bu levhanın da Firavun'un ölü bedeninin doğayla bütünleşmesini simgelediği düşünülüyor.
Sadece bir mezar anısı yok elbette.
Bir takım dini odalar da bulunuyor bu yapının altında.
Bu dini odaların da Zoser'in ölümünden sonraki yaşamında ruhunu desteklemek amacıyla yapıldığı düşünülüyor.
İşte çeşitli sunaklar, mabetler ve dini eşyalar içeriyor bu odalar.
Aynı zamanda yapının mimari imotepe ait gizemli odalar ve galeriler de bulunmuş.
Fakat maalesef bu alanların tam olarak ne amaçla kullanıldığı İmotep'in dönemin hiyerarşisinde yüksek bir mevkide olduğunu düşünüyor uzmanlar.
Zoser Firavun'du. Muhtemelen de Zoser'den sonra devlet işlerinde görevli kişi İmotep'ti.
İmotep aynı zamanda o dönemdeki tüm inşaatlardan sorumlu kişi olarak görülüyor.
Aynı zamanda bir bilim insanı, katip, doktor ve başrahip olarak belirtiyor uzmanlar İmotep'i.
Heliopolis mitlerinde güneş tanrısının rahibi olarak da görülüyor bu arada.
Ve daha sonra da bir...
Bilgelik kitabı yazdığı belirtiliyor.
Bu kitabın da onu zamanla Mısır'ın en ünlü bilgisi olmasına ve ilahlaştırılmasına yolaştığı düşünülüyor.
Bu arada geç döneme tarihlenen bir mite göre İmotep, yaratıcı bir diğer tanrı olan Pıtah'ın oğlu, Pıtahtan her şeyin başlangıcı bölümünde bahsetmiştik hatırlarsanız.
Aynı zamanda Yunanlar İmotep'i kendi tıp tanrıları olan Asklepius ile özdeşleştiriyorlar.
Hatta Yunan tıbbının kurucusu Hipokrat'ın Memphis'teki İmotep tapınağında muhafaza edilen kitaplardan esinlendiği söyleniyor.
İmotep'in Antik Mısır'da ne kadar önemli bir fikir olduğunu görebiliyoruz.
Zaten böyle bir tapınağı tasarlayıp inşa etme görevi sıradan bir insana verilemezdi.
Üstelik İmotep oldukça mucizevi bir şey tasarlamıştı.
Piramidin diğer bütün piramitlerden farkı bir yeraltı şehrine sahip olması.
Diğer piramitlerde bir yeraltı ağına rastlanmıyor.
Firavunların mezar odaları yapının içinde bulunuyor.
Burada ise yerin 40 metre altında olduğu görülüyor.
Fotogrametri sonuçlarına göre de Zoser piramidi 15-16 hektarlık bir alanın tam merkezine konumlandırılmış durumda.
Yani neredeyse 20 futbol sahasına eşdeğer.
Üstelik Zoser'den önceki firavunların yaptırdığı anıtların boyu 10-12 metreyi geçmiyordu.
Oysa bu piramit 60 metre yüksekliğe sahip.
Resmen devrim niteliğinde.
Ondan sonra yapılmış olan piramitlerden en büyük farkı da basamaklı olarak inşa edilmesi.
Hatta bu yüzden Mısır bilimciler ve arkeologlar bu piramide basamaklı piramit adını vermişler.
Taşların işlenmesi ve yerleştirilmesi konusundaki detaylı planlama da mimarlık tarihinde bir öncülük örneği olarak kabul ediliyor.
Ancak bu taşların nereden, nasıl geldiği ya da nasıl taşındığı ve yerleştirildiği hala bilinmiyor.
Kimi bilim... insanları piramidin çevresindeki zeminden alarak yaptığını öne sürüyor.
Böylelikle bu devasa kompleks bir kaidenin üzerinde duruyor gibi görünüyor.
Ki nitekim bununla alakalı birkaç kanıtları da var.
Ancak sadece teoriler üzerinden ilerleniyor.
Çünkü bulunan kaynaklarda maalesef bu taşların nereden geldiğine dair metinler yok.
Ya da nasıl yapıldığına dair.
Ki en önemli soru da bu zaten.
Yine de günümüz teknolojileri sayesinde piramidin ne zaman yapıldığı hatta nasıl yapıldığı tespit edilebilir hale gelse de Firavun Zoser'in neden bu denli büyük bir yapı inşa ettirdiği merak konusu.
Amacı gerçekten öteki dünyaya erişip sonsuz yaşamı garanti altına almak mıydı yoksa gücünü insanlara kanıtlamak mı bilinmiyor.
Bazı uzmanlara göre bu piramit propaganda amacıyla yapılmış.
Tarihe ve tabi günümüze de şöyle bir baktığımızda diktatörler veya yöneticiler yönettikleri insanları etkilemek için büyük yapılar veya anıtlar yaptırdılar, yaptırıyorlardı hala.
Ortaçağ kiliselerini bir göz önüne getirin örneğin.
Ancak antik Mısırlıların bunu bilinçli olarak yapıp yapmadıkları bilinmiyor.
Ünlü Mısır bilimcisi ve arkeolog Zahi Havas, geçenlerde Instagram'da da bahsetmiştim bu adamı takip edebilirsiniz diye.
Havas, Mısır'ın antik tarihine ilgisi olan ve bu alandaki uzmanlığıyla bilinen.
Bir bilim insanı, Zosar piramidi ve çevresindeki alanlarla ilgili de bir dizi araştırma ve kazı gerçekleştirmiş bir insan.
O ve ekibi bu piramidi detaylı bir şekilde incelediğinde az önce bahsettiğim gizli odalara ve geçitlere işaret eden bazı izler keşfetmişti ilk olarak.
Piramidin tasarımı ve inşası konusunda da mimar Imhotep'in rolüne odaklandı.
Böylelikle yapım sürecine dair daha derin teoriler üretti.
Aynı zamanda piramidin çevresindeki dini ve ritüel alanları inceleyerek Firavun'un ölümden sonraki dönemde gerçekleştirilen dini uygulamalara dair ipuçları buldu.
Bu durumda tabi ki Antik Mısır'da ölümden sonraki yaşama dair kültürel pratiklere ilişkin daha fazla bilgi edinmemizi sağladı.
Zahi Havas'a göre Zoser piramidi Mısır halkının tamamı için milli bir proje olarak görülüyordu.
Onun teorilerine ve araştırmalarına göre ülkenin tamamının bu piramidin inşasında emeği vardı.
Nitekim o dönemde nüfusun 3 milyon olduğu düşünülüyor ve bu 3 milyon insanın bu 3 milyon Mısırlının neredeyse tamamının piramidin yapımına katkısı olduğu düşünülüyor.
Ki çoğu araştırmacı Mısır'daki kölelerin inşa ettiğini de düşünüyor.
Ancak bir başka Mısır bilimcisi olan Vasil Zobrov'a göre bu piramidi köleler inşa etmemişti.
Bu teoriler konusunda havasın görüşlerine katılıyor Dobro.
Bu piramidi güneş tanrısının gücüne inananlar inşa etmişti.
Bu insanlar için de o anıtların yapımında çalışmak bir onurdu.
Bu insanlar kısa bir süre içinde sadece ilk taş piramidi değil, bakın aynı zamanda 15 hektarlık bir kasaba inşa etmişlerdi.
Dobro'ya göre çiftçilerden, kayıkçılardan, memurlardan ve rahiplerden oluşan on binlerce kişilik ekipler lojistik destek sağlarken halka da bu iş için Seferberlik ilan edilmişti.
Nitekim halkın bu kadar seferber olması da Zoser'i bir tanrı olarak görmelerinden kaynaklanıyor.
Çünkü bulunan tüm metinlerde Firavunların kendilerini yaşayan tanrılar olarak gördükleri doğrulanıyor.
Bu yüzden Antik Mısır halkı da piramitler sayesinde Firavunlarına sonsuz yaşamı vererek onu savaşlardan, salgın hastalıktan ve kıtlıktan koruduklarına inanıyorlardı.
Fakat yine de Tüm bu dini coşku ve seferberlik, Zoser'in devasa yapıtını nasıl tamamladığını açıklamaya yetmiyor maalesef.
Mısır bilimciler ve arkeologlar bu gizemleri çözmek için hala araştırmalarına yoğun bir şekilde devam ediyorlar.
Sıradaki piramidimiz, daha doğrusu piramitlerimiz, Kahire'nin 40 km güneyinde bulunan Dahşur'da bulunuyor.
4. Hanedanın ilk kralı olan Snefru tahta çıktıktan sonra her biri...
Kral kültüründeki cenaze merasimi için iki tapınak bulunan üç piramit inşa ettiriyor.
Medium, Bend ve Kızıl Piramit.
Bu üç piramit ardı ardına bir piramidin mükemmelleştirilme aşamalarını gösteriyor.
Bu yüzden çok önemli. Medium piramidi tıpkı Zosa gibi biraz basamaklı bir yapıya sahip.
Ondan sonra inşa edilen Bend piramidi Mısır mimarlarının piramit inşasındaki erken dönemde kazandığı deneyimi gösterir nitelikte.
Tam konik bir yapıya sahip değil.
Üzeri biraz eğimle. Nitekim bu ismi de bu eğimindeki değişiklikten alıyor.
Kızıl Piramit ise Snefru'nun önceki piramitlerden öğrenilen derslerle şekillendirilmiş mükemmel bir tasarımı.
Yani üçüncüde acemiliğine atmış bu adamlar.
Snefer tahta çıktıktan sonra diğer hükümdarlar gibi gücünü ve tanrısallığını halkına, insanlığa göstermek ve belki de sonsuz yaşamı elde etmek için tıpkı Zoser gibi bir piramit inşaatı başlatıyor.
İlk olarak Medium'u inşa ettiriyor ancak bu piramit hem Zoser'in piramidine çok benziyor hem de istediği gibi olmuyor.
Bu yüzden medyumun inşası bitmeden mimarları medyumun bir kilometre ilerisinde yeni bir inşaata başlıyorlar.
Yani Bent piramidine. Bu piramit aynı zamanda ilk piramit olarak da biliniyor ve hatta Zoser'in piramidinin görüş alanı içerisinde.
Bu yüzden Snefru'nun bu araziyi bilerek seçtiği düşünülüyor.
Ancak bir önceki piramidi medyumdan ve Zoser'in piramidinden oldukça farklı bir yapıya sahip.
Mısır'ın ilk gerçek geometrik piramide olma yolunda ilerlerken bir takım jeolojik sorunların gazabına uğruyor ve bu yüzden de dış yüzeyinde çökme işaretleri veren çatlakların ortaya çıktığı görülüyor.
Piramidin zemini kum ve kil taştan oluşuyor yani piramidin o muazzam ağırlığını desteklemeye yetecek güç de değil.
Bu yüzden de zeminde çökmeler meydana geliyor.
Acil önlem olarak da piramidin tabanının çevresine fazladan taş bloklar eklenildiğini düşünüyor uzmanlar.
Ancak yetersiz ve geç kalınan bir önlem olarak görüyorlar bunu.
İç koridorlarda ve bölmelerde yarılmalar meydana geldiğini görüyorlar.
Hatta tavanları desteklemek için ithal kütükler kullandıkları görülüyor.
Alçıyla onarım da yapıyorlar.
Hatta yeni bir taş duvar örmeye kadar her şeyi deniyorlar.
Ancak ne yapsalardı olmayacağını düşündükleri için planda kökten bir değişime gitmeye karar veriyorlar.
Böylelikle piramidin üst yapısının eğim açısını daha da azaltarak küçültüyorlar.
Daha fazla küçük taş bloklar kullanıp düzenleme yaptılarsa da sonuç yine hüsran.
Firavunun mezarı için hala güvenli görülmüyor.
Zaman kaybetmemek adına da planda tamamen kökten bir değişime girip yeni bir piramit inşa etmeye karar veriyorlar.
O da Kızıl Piramit.
Bu piramidin Mısır tarihinde İlk gerçek geometrik piramit olduğunu görüyoruz.
Piramidin girişi kuzey yönünde olduğu için kuzey piramidi olarak da biliniyor.
Taşlarının renginden dolayı da kızıl piramit olarak da biliniyor.
Mimariler bu piramitte bütün acemiliklerini atıp yepyeni bir tasarım ortaya çıkartıyorlar.
Mısır mimarisinde bir ilerleme ve deneyimin yansıması olarak da görülüyor hatta.
O dönemde hala bir piramit binasının nasıl çalışılması veya nasıl görülmesi gerektiğini bulmaya çalıştıkları açık.
Bu yeni projeye daha önce oldukları gibi aynı hedeflerle başlıyorlar.
Aynı şekil ve aynı boyutlarla yapmayı amaçlıyorlar.
Ancak denenmiş ve güvenilir teknikte ilerliyorlar.
Firavunu tatmin edecek bir konut inşa etmek için önceki çalışmalar sırasında edinilen tüm deneyimin bu piramitte kullanıldığını görüyoruz.
Mükemmeli aramak için de yepyeni bir tasarım ortaya atıyorlar ve piramide başlangıçtan itibaren azaltılmış bir eğim açısıyla inşa ediyorlar.
Böylelikle taşları dizerken doğru açıyı vererek gökyüzüne doğru uzanan İlk gerçek piramidi yapıyorlar.
Bir önceki piramitlerde 60 derecelik bir açıyla başlıyorlar ancak hata yaptıklarını görüyorlar.
Fakat sonrasında biraz daha eğerek 43 derecelik bir açı kullanıyorlar ve bu açının doğru olduğunu fark ediyorlar.
Ve amaçlarına da ulaşmış oluyorlar.
Başarılı bir şekilde inşa edilen ilk piramit olarak da tarihe geçiyor Kızıl Piramit.
Uzmanlar bu piramidin inşasına çalışan insanların her yıl 100 bin ile 150 bin metreküp arasında taş döşediğini ileri sürüyor.
Bunların sonucunda da Kızıl piramidin 10 yılda tamamlandığını söylüyorlar.
Piramit inşa etme sanatı Snefru'nun hükümdarlığında aşama aşama mükemmelleştiyse de oğlunun yönetiminde aslında doğruklara ulaşmıştı.
Snefru'nun oğlu Kufu tüm dünya tarihinin gözde yapılarından biri olan arkeologların yıllardır araştırdığı halde çözülemeyen gizemlere sahip olan ayrıca dünyanın 7 harikasından da
biri olan piramitleri başarılı bir şekilde yaptırmıştı.
Hangilerinden bahsettiğimi anladınız bence.
Kufu, Kefren ve Mikerinos piramitleri.
En bilinen adıyla da Gize piramitleri.
Bu piramitler eski krallık döneminde muhteşem firavunların gökyüzüne uzanan ölümsüz anıtları olarak inşa edildi.
M.Ö. 2500'lerdeyiz.
Firavun Kufu yani tarihte daha çok bilinen adıyla Keops o sıralar hükümdarlığının zirvesindeydi.
Onun yönetimindeki Mısır büyük zenginliklere ve ustalıkla organize edilmiş bir topluma sahipti.
Keops piramidi de yüksekliği ile gökyüzüne dokunan bir dev adeta, hay bir taşın özenle yerleştirildiğini, Görüyoruz muazzam bir mühendislik harikasına rastlıyoruz.
Ancak nasıl inşa edildiği tıpkı diğerleri gibi hala bir gizem.
Bu muazzam yapıları inşa etmek için devasa taş bloklar kullanılmıştı.
Peki bu taş bloklar nasıl taşındı ve nasıl yerleştirildi?
Arkeologlar ve Mısır bilimciler hala bu sorunun cevabının peşinde.
Bazı uzmanlar Asvan bölgesinde bulunan taş ocaklarından Nil Nehri üzerinden taşınarak taş getirildiğini düşünüyor.
Ancak Mısır'ın zanaatkarları tarafından nasıl taşındığı ve yerleştirildiği konusunda hala birçok spekülasyon var.
Çünkü bulunan hiçbir piramit metninde bu piramitlerin inşasına dair bir kanıt yok.
Yaklaşık 143 metrelik yüksekliği olan ve bir kenarı 230 metreyi bulan devasa bir yapıdan bahsediyoruz.
Zamanla ışınmalar ve taşların eksilmesiyle de günümüz ölçümlerine göre yüksekliği 138 metre.
Antik çağın teknolojisi nasıldı da bu taşları muazzam bir biçimde yerleştirdiler.
Ki bir insan gücünün söz konusu olduğunu görüyoruz.
İnsan gücüyle o şartlarda böylesine muazzam bir yapı inşa etmek gerçekten de Keopsu dünyanın en ünlü yapısı haline...
Uzmanlar bu piramidi yalnızca eski Mısır Krallığı'nın değil evrensel olan mutlak iktidarın görkemli bir mimari aracılığıyla yansıtma eğiliminin de doruk noktası olduğunu görüyor.
Nitekim hükümdarlığının zirvesinde olan Kufu bütün projeyi akıllıca yönetebilmesi için yeğeni Hemiunu'yu görevlendirdi.
Hemiunu'nun kraliyet yazıcıları yöneticisi yani bir başka deyişle devlet memurlarının müdürü ve kralın bütün inşaat projelerinin yöneticisi olduğu düşünülüyor.
İş gücünün örgütlenmesinden taşın çıkarılmasına ve taşınmasına, inşaat rampalarının kurulmasından, topografların, mimarların ve denetçilerin sevkiyatına kadar projenin tamamından sorumlu
olduğu da düşünülüyor aynı zamanda.
Uzmanlara göre bir piramit inşa etmek için en önemli aşama yerin planlanması ve hazırlanmasıdır.
Büyük piramidin pusula yönlerine doğru olağanüstü derecede kesin biçimde hizalanmış olması yıldızları içeren bir yönlendirme yönteminin kullanıldığını.
Nitekim antik Mısırlıların yıldızlara, işte astronomiye nedenle düşkün olduğunu da görebiliyoruz bu noktada.
Sirius yıldızını biliyorsunuzdur.
En basitinden bu yıldızın Nil Nehri'nin taşma zamanını tahmin etmek için kullanıldığı düşünülüyor.
Büyük piramidin tamamlanmasının tam 20 yıl sürdüğü tahmin ediliyor.
Tabi bu noktada önlerinde daha önce yapılmış olan piramitlerden referans aldıklarını da tahmin edersiniz.
Özellikle Kufu, babası Snefru'nun yaptırdığı Medyum, Bent ve Kızıl piramitleri geçebiliyor.
bilmek için çok daha fazla insan gücüne ihtiyaç duymuştu.
Uzmanlar böyle bir piramidin bugün yapılıp yapılamayacağına dair çeşitli sorular yöneltseler de cevap hep aynı.
İmkansız. Çünkü günümüzdeki insanların eski Mısırlıların sahip olduğu fedakarlığa sahip olmadıklarını dile getiriyorlar ki bence çok doğru bir bakış açısı.
250-300 yıldır gizemiz son teknolojik haletlere rağmen çözülemeyen bir yapıdan söz ediyoruz.
Yapının yükseklik rekoru 4000 yıl boyunca Kırılamadı bile.
Biraz içine girelim neler varmış.
Bu yapıda Zoser'in piramidi gibi bir yeraltı şehri bulunmuyor.
Piramitten içeri girildiğinde bir iniş rampası ve bir çıkış rampası görüyoruz.
İniş rampasının sonunda bir yeraltı odası bulunuyor.
Çıkış rampasında yani piramidin tam ortasında da kraliçe odası olduğu düşünülen bir oda bulunuyor.
Ve havalandırma kanalları denilen biri Sirius yıldızına doğru olarak yapılmış iki adet kanal bulunuyor.
Kraliçe odasını eğimli bir şekilde tünele andıran bir biçimde yapılmış bir galeri ve galerinin sonunda da kral odası bulunuyor.
Kral odasının da Orion.
yıldızına doğru yapıldığı saptanıyor.
Biraz karmaşık bir yapıya sahip ancak görsellerini Instagram'a ekleyeceğim.
Beni oradan da takip etmeyi unutmayın.
Kufu'nun ardından onun oğlu Kefren, Kufu'nun piramidinden yani Keops'tan biraz daha küçük bir yapı inşa ettiriyor sonrasında.
Piramidin içinde bulunduğu komplekse de hepimizin bildiği antik dünyanın en ironik simgelerinden biri olan Sphinx heykeli.
İyi de Eda 3'ü de birbirine benziyor nasıl ayırt edeceğim derseniz Keops en büyük piramit olan.
Kefren ondan biraz daha küçük ve tam uç noktasında koruyucu kaplamaların bozulmadan.
günümüze ulaştığını görebiliyoruz.
Mikirinos ise aralarında en küçük olan.
Kefren hakkındaki en dikkat çekici gizemlerden biri de en üstündeki taşın 36 ton ağırlığında olması.
Yani o taşın oraya nasıl konduğu hala en büyük merak konusu.
Mikirinos piramidiyle de Giza platosundaki muazzam yapıların hikayesi tamamlanmış oluyor.
Bu piramitler sadece bir mezar değildi tahmin ettiğiniz üzere.
Kralı ve kraliçeyi ebedi hayata yaklaştırmaktı.
Çünkü bu mezarlar ya da anıtlar kralın tekrar canlanacağı yerler olarak da görülüyordu.
Krallar da tanrının kendisi ya da tanrının oğlu olarak görüldüğü için ona layık bir yapı inşa etmeleri gerekti.
Çünkü yeniden canlanması bu piramitlerin içinde gerçekleşiyordu.
Sonuç olarak bu devasa, muazzam anıtlar sadece taşlardan oluşan bir piramit değildi.
Aynı zamanda bir medeniyetin ve bir hükümdarın ölümsüz mirasıydı.
Her biri antik medeniyetin muazzam zanaatkarlığını, mühendislik dehasını ve ölümden sonraki yaşama olan inançlarını yansıtan ölümsüz anıtlardı.
Üstelik sadece taşlarla değil, bir medeniyetin kalbiyle de inşa edilmişti.
Ve sadece antik Mısır'ın değil, tüm insanlığın ortak mirasıydı.
Geçmişin bizlere bıraktığı büyülü birer zaman kapsülüydü.
Bir sonraki bölümde görüşene dek kendinize güzel bakın, tarihle ve sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
