
Mısır Mitolojisi - Tanrıların Hikayeleri: Ra'nın Yolculuğu
21 Aralık 2023 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Antik Mısır'ın büyülü dünyasına giriş yaptığımız bu bölümde Ra'nın Güneş Teknesi ile yaptığı yolculuğu ve Mısırlı ruhların yeraltı dünyasındaki yolculuğunu anlatıyorum.
Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar, beyleğlenmesine hoş geldiniz.
Ben Eda. Bugün neler neler konuşacağız ya, ben şimdiden çok heyecanlıyım.
Mısır mitolojisinin derinliklerine iniyoruz arkadaşlar.
Bu bölümle birlikte serimizin açılışını yapalım istedim.
Çünkü bunlar sonraki bölümleri ayrı ayrı hikayeler şeklinde ele alıp...
Ayrı ayrı yayınlayacağız.
Hem kısa hem de anlaşılır olması açısından güzel olacağını düşünüyorum.
Tanrılar ve tanrıçalar arasında geçen büyülü hikayeleri keşfedeceğiz.
Aşkın ve ihanetin, epik savaşların, yaşamın ve ölümün arasındaki serüvenleri ele alacağız.
O zaman Ra'nın kayığına binelim.
Nil nehrinde gezinirken bu tanrılar arasında neler oluyor bir bakalım.
Hazırsanız başlıyoruz.
Atum'un doğuşunu bir önceki bölümde Heliopolis yaratılış miti altında anlatmıştım hatırlarsanız.
Bu arada eğer bir önceki bölümü dinlemediyseniz bu bölümü dinlemeden önce onu dinlemenizi tavsiye ederim.
Böylelikle kafanızda daha net şekillenir Mısır mitolojisi.
Atum Ra adıyla biliniyor ancak daha sonra Güneş Tanrısı Ra adını alıyor.
Kendini yaratan bir tanrı olarak da mitolojideki yerini alıyor.
Peki bu Ra'nın kayık olayı nedir?
Aslında bu olay Güneş döngüsünü anlatır.
Yani bir nevi metafordur.
ve her krallık döneminde de bu hikaye farklı şekillerde tasvir edilir.
Genel olarak eski Mısır inancına göre güneşin gökyüzündeki hareketi hem bir yaşam dönemini hem de bir yolculuğu simgeler.
Söylenenlere göre güneş her sabah gökyüzü Tanrı Sunut'un rahminden dünyaya gelir.
Şafak vaktinde bir bebektir, öğle vaktinde gücünün en yüksek düzeyindedir, gençtir, akşam vaktinde ise yaşlı bir adamdır.
Güneşin batması da ölümle eşdeğerdir ve güneş batınca bedeni ve ruhu yeraltı dünyasına gider.
Yani öteki hayat adı verilen Duat'a geçer ve yeraltı dünyasındaki yolculuğuna başlar.
Buradaki yolculuğu tamamladıktan sonra da yeniden doğarak yeryüzündeki yolculuğuna geri geçer.
Her gün doğumu aslında evren için yeni bir başlangıçtır Mısırlara göre.
Bu döngüsel olay da aynı zamanda ölümden sonra da bir hayatın var olduğuna inandıklarının aktarımıdır.
Ra her gece ölüler diyarına inen bir tanrı olarak her şafak vaktinde de canlılar dünyasına doğan bir güneş olarak tasvir edilir.
Aslında Ra'nın iki tane yaşamı vardır.
Sabahın erken saatlerinde güneş olarak doğmasıyla başlayan ve güneş batınca da ölüp yeraltı dünyası ya da öteki hayata Geçiş ile başlayan bir yaşam.
Ra her sabah doğudaki Baku Dağı'ndan doğarak milyonlarca yıllık kayık, milyonların teknesi ya da güneş teknesi olarak adlandırılan kayığına biner ve kutsal nehir olarak bilinen Nil Nehri
'nde 12 saatlik yolculuğuna başlar.
Bu yolculukta ona diğer tanrılar da eşlik eder tabii ki.
Aynı zamanda kutsanmış ölülerin ruhları da bu mürettebatta yerlerini alır.
Ra bütün gün boyunca kayıkla birlikte gökyüzünde süzülür ve sonra batıda bulunan Manu Dağı'nın ardından batarak Duat'a yani yeraltı dünyasına geçiş yapar.
Bazı yeraltı dünyası kitaplarında bu tekneden iki tane olduğu söylenir.
Biri Gündüz Teknesi Mancet Diğeri gece teknesi Mesektet.
Hatta Keops piramidinin yanına gömülmüş olan Sedir ağacından yapılma teknelerin bu tekneleri temsil ettiği düşünülüyor.
Yeraltı dünyasına geçiş yaptıktan sonra burada da ayrı bir yolculuk vardır.
Ve bu yolculuk da Antik Mısır için çok önemlidir.
Çünkü ölümden sonraki yaşam burada da devam eder ve ölenlerin ruhları için yeni bir yaşam başlar.
Güneş tanrısı Ra, yeraltı dünyasından geçerken teşhitli tehlikelerle karşılaşır.
Kaos yılanı Apopis gibi.
Apopis her gece güneş tanrısının teknesi yeraltı dünyasından geçerken ona saldırır.
Mısır mitolojisinde yılanlar ilahi koruyucular ve yeniden canlanmanın simgeleri olsalar da Apopis yılanı öyle değil.
İlahi düzeni tehdit eden kaos canavarlarının en tehlikelisi olarak görülür.
Ve yeraltı dünyası yolculuğunun 7.
ve 12. saatinde saldırıya geçer.
Güneş teknesinde bulunan tanrılar da rai Apopis'ten korur.
Tanrılarla birlikte ölülerin ruhlarının da Apopis'e katılır.
karşı verilen mücadeleye katılması bekleniyor ve çeşitli tapınaklarda onun yenik düşmesi için ayinler düzenleniyor.
Ra'nın gece ve gündüz yolculukları bu şekilde.
Peki ölüleri yeraltı dünyasında neler bekliyor?
İnanışa göre Duat'ın başlangıç kısmı Manu Dağı'nda bulunan Amentet adı verilen derin bir vadiden oluşuyor.
Yarı çember şeklinde bir daire ve yanlarında da kayalıklar var.
Tabanında da Manu'nun uçurumundan aşağı süzülen göksel nin lehri akıyor.
Burada ebedi bir gece hüküm sürüyor ve her yerde kara çamurlu sular yer alıyor.
Bu sulardan öylesine pis bir buhar yükselirmiş ki inanışa göre buharı soluyan hiçbir insan yaşamına devam edemez.
Nehir boydan boya türlü tehlikelerle dolu korkunç bir yer oluyor.
olarak tasvir ediliyor. Ölen insanların ruhlarının cennete gidebilmek için önce bu korkunç yolu geçmek zorunda olduğu düşünülüyor.
Bu arada buradaki cennet tasviri böyle büyülü güzelliklerle dolu bir yer olarak tasvir edilmiyor.
Mısır'daki cennet ölümden sonra bile günlük hayatın devam etmesini içeriyor.
Mısırlar buradaki yaşamı dünyadaki hayatlarının bir devamı olarak görüyorlar aslında.
Tek fark burada acı ve kederin olmaması.
Onların cenneti göksel nehirden gelen sayısız kanalların suladığı verimli toprakları içeriyor.
Dolu dolu beyaz buğdaylar ve arpaların yetiştiği, üzüm asmaları ve incir ağaçlarının meyve verdiği bir yer burası.
Cennetteki ruhlar burada da çalışmaya devam ediyorlardı.
ve dinlenmek istediklerinde de görkemli çınar ağaçlarının gölgelerine sığınıyorlardı.
Huzur tarlaları da denilirdi bu yerlere ve gerçek hayatlarında yaşadıkları zorluklar ve sıkıntılar burada...
Mısırlılar Nil nehrini kutsal olduğu kadar birer tehdit olarak da görüyorlardı.
Çünkü nehirde oluşan su baskınlarının hayatlarını felakete sürükleyeceğini düşünüyorlardı.
Huzur tarlalarında da bu su baskınları korkusu yoktu.
Çünkü tanrılar her şeyi dengede tutuyordu.
Ancak dünyada doğanların her biri cennete dolayısıyla da bu huzur tarlalarına gidemiyordu.
Bazıları buna layık değildi.
Zayıf insanlar. Tanrılara saygı göstermeyenler ya da ölümden sonraki yolculuğa iyi hazırlanmayanlar o korkunç vadiyi geçemiyordu.
Bu arada Duat 12 bölgeye bölünüyor.
Yani bölgelerin her biri gecenin 1 saatine denk geliyor.
12 saatlik gece ve 12 saatlik gündüz yolculuğunun bir günü oluşturduğunu düşünürsek ölümden sonraki yaşama geçiş yolculuğu da bu ruhlar için 12 saat sürüyor.
Ve her birey öldükten sonra kendisine sonsuz yaşam bahşedecek olan tanrılardan birinin huzuruna çıkmak için yeraltı dünyasında yolculuk yapmak zorunda.
Her bir bölgenin girişi devasa duvarlar ve kapılarla korunuyor ve önlerinde de korkunç yılanlar bekliyor.
Bu yılanlar yol için gerekli hazırlığı yapmamış ruhları kapmak için bekliyorlar.
Ruh tek başınayken buradan sağ salim geçmesi imkansızdı.
Bu yüzden ölenlerin ruhları her gece Ametet'in girişinde toplanıyor, Ra'nın kayığının gökyüzündeki yolculuğunu tamamlayıp Ne rahat dünyasına gelmesini bekliyorlar ve geldiğinde de kayığa binmek için akın ediyorlardı.
Çoğuru kayığa binmeyi başarıyordu ancak yeteri kadar hazırlanamayanlar sürüngenler veya yalanlar tarafından yutuluyor ya da derinliklerinde timsahların bulunduğu zifiri karanlık sulara düşüp yem oluyorlardı.
Bu arada ölenin ruhu kayığa binip yer altı nehirlerini aşabilmek için tanrıları da ikna etmek zorunda.
Bunu başarmak için de kayıkçının ve kayığının her bir parçasının ismini bilmeleri gerekiyor.
Ölülerin cenaze törenlerinde Ra'nın güneş teknesinin mürettebatına katılmalarına yardımcı olan cenaze büyüleri de yer alıyor ve bu büyüler okunmazsa ölü ruhlar gerekli hazırlığı yapmamış sayılıyorlar.
Kayığa binmeyi başaran ruhlar artık Ra'nın koruması altına girmiş oluyordu.
Tabii kayığa binince her şey burada bitmiyor.
Kayığı devirip içindekileri yok etmek isteyen düşmanlara karşı mücadele etmek zorundalar.
Yine de Ra'nın ve diğer tanrıların desteğiyle ve onların büyülü sözleriyle ruhlar güçleniyor ve her türlü düşmanı yenebiliyordu.
Duat'ın ilk beş bölgesine bu şekilde geçiyorlar.
Mücadele ederek. Ardından gecenin ortasında en muhteşem bölge olarak görülen altıncı bölgeye varıyorlar.
Burası ölülerin yargıcı Osiris'in salonu.
Ruhlar yargılanmak üzere Osiris'in huzuruna çıkıyorlar.
Bu arada Mısır mitolojisinin farklı varyasyonlarında Osiris'in huzuruna yolculuğun en sonunda çıktığı da anlatılıyor.
Hepsi doğru sayılıyor. Ruhlar bu bölgeyi yalnızca dünyada yaptığı iyilikler sayesinde geçebilir.
Ra'nın yüceliği bile onlara yardım edemez.
Osiris'in hükümdarlığında söz hakkı yoktur çünkü.
Hatta bu salona varıldığında dışarıda kalıyor Ra.
Böylelikle ruh tek başına mücadele ediyor.
Görkemli salonun en uzak ucunda 9 geniş basamakla çıkılan altın bir taht duruyor ve Osiris bu tahtta oturuyor.
Elinde saltanat asası, başında ise aşağı ve yukarı mısırın çifte tacı bulunuyor.
Bir yanında eşi İsis, diğer yanında da Neftis oturuyor.
Ölüm ve cenaze, aynı zamanda mumyalama tanrısı Anubis ise onların ayaklarının dibinde, ruhun kalbini tartmak için salonda bulunuyor.
Tanrıların katibi, yazının ve hiyerogliflerin, aynı zamanda yargının tanrısı Thoth ise yargıların sonucunu kaydetmek için hazır bekliyor.
Fil dişinden ve altından yapılma tahtlarda oturan 42 tanrı da bu salonda bulunuyor.
Osiris'in tahtına giden basamakların hemen altında derin bir çukur var ve bu çukurda ise bir canavar yaşıyor.
Buradaki mücadeleyi geçemeyen ruhlar ise tahmin ettiğiniz gibi çukuru boyluyor.
Ruh önce bu 42 tanrı tarafından bir güzel sorguya çekiliyor.
Bu soruların her birini dürüstçe ve tanrıları memnun edecek şekilde cevaplaması bekleniyor.
Sorgulama sona erince de Osiris'in oğlu Horus ve Duat'taki özel muhafızlar ruhu alıp ölülerin yargıcının huzuruna çıkarıyorlar.
Yani Osiris'in. Burada Anubis ruhun kalbini alıyor ve önünde duran terazinin bir tarafına bu kalbi koyuyor.
Diğer tarafına ise Doğruluğun bir sembolü olarak kuş tüyü koyuyor.
Eğer kalp daha ağır gelirse salondan çıkartılmasına izin veriyor ve böylelikle ruh yolculuğuna devam ediyor.
Eğer kuş tüyü ağır gelirse ruh ne oluyor?
Canavarlara yem oluyor. Peki ikisi eşit olursa ne oluyor?
Tabii ki Osiris yine bu kişiyi affediyor ve yolculuğuna devam etmesi için salondan çıkartılıyor.
Yargı salondan çıkarılan ruhlar yeniden Ra'nın kayığına bindiriliyor ve bu arada bu salondan çıkan ruhların güçlendiğine de inanılır.
Yani böylelikle yolda karşısına çıkacak düşmanları daha rahatça alt edebildiğine inanılır.
Ruhlar son olarak 12.
bölgeye geldiğinde Kaos yılanı Apopis ile karşılaşır ve tanrıların yardımıyla da onu alt edip bu bölgeyi geçtikten sonra da Ra ile birlikte göğe yükselir.
Ve göğe yükselirken de diğer ruhlarla beraber Zafer şarkıları eşliğinde gün ışığına çıkarlar.
Ve huzur tarlalarına böylelikle ulaşmış olurlardı.
İşte Ra'nın gökyüzü ve yeraltı dünyasında yolculuğu ve ölen ruhların yolculuğu bu şekilde.
Bu hikayelerle alakalı bütün detayları Instagram'da paylaşıyor olacağım bu arada.
Beni oradan da takip etmeyi unutmayın.
Eda şu hikayeyi de anlatır mısın dediğiniz ne varsa bana mutlaka yazın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize güzel bakın. Bakın sanatla kalın diyeceğim ama mitolojiyle kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
