
Mısır Mitolojisi - Horus ve Seth’in Taht Kavgası
18 Ocak 2024 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Karşınızda babası Osiris’in intikamını almak ve hakettiği tahta oturmak için kötülük tanrısı Seth ile karşı karşıya gelen Horus’un hikayesi. Keyifli dinlemeler!
Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam, belirlenmesine hoş geldiniz.
Ben Eda. Mısır Meteorolojisi serimize yeni bölümümüzle kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bu bölümde defalarca Seth tarafından öldürülüp, annesi tarafından diriltilen, babasının intikamını almak isteyen ve kendisinin hakkı olan tahta yerini almak isteyen Horus ile kötülük tanrısı
Seth'in kavgalarına şahit olacağız.
Hazırsanız başlıyoruz.
Öncelikle bir önceki bölümde Osiris ve İsis hikayelerine detaylıca bir değinmiştik.
Eğer aranızda beni yeni dinleyenler varsa bu bölümü ve hatta tüm Mısır Mitolojisi serisini Yırtılış Mitleri bölümünden itibaren dinlemenizi tavsiye ederim.
Hem kafanız karışmamış olur hem de olayları daha net anlayabilirsiniz.
En son Osiris'in Seth tarafından öldürülüp parçalandığından ve bu parçaların Mısır'ın her bir tarafına saklandığından İsis'in de bu kayıp parçaları bulup Onu ikinci kez diriltmesinden bahsetmiştik.
İkinci kez diriltilen Osiris rivayete göre bir parçası eksik olduğu ve artık insanlarına faydalı olamayacağını düşündüğü için yeraltı dünyasının hükümdarı olur.
Ve sonsuz yaşamına burada devam eder.
Ölülerin ruhlarını sorgudan geçirerek onlara ya sonsuz yaşam verir ya da amut adı verilen ruh yiyen canavara yem eder.
Osiris'in ölü olduğu zaman diliminde Isis Horus'u dünyaya getirir.
Horus, Yukarı Mısır bölgesinde bulunan Kemis adı verilen bir bölgede, şimdiki adı Ahmim, bu bölgede doğar.
Isis, Horus büyüyene dek onu Papyrus bataklığında saklar ve bu saklama tabii ki kötülüğün tanrısı Seth'e karşıdır.
Isis'in güçlerinin koruması altındadır Horus.
Hiyerogliflerde de Isis tarafından emzirilen bir bebek olarak tasvir ediliyor.
Bu arada kaynaklarda Horus iki şekilde sergileniyor.
Kimi zaman farklı dönemlerde yer alan ayrı tanrılar olarak, kimi zaman da aynı tanrının farklı yönleri olarak.
Babasının intikamını almak isteyen Şahin başlı Horus ya da Genç Horus var.
Hem de Ulu Horus ya da Yaşlı Horus var.
Ancak çoğu önemli kaynağa göre bu ikisi aynı kişiyi temsil ediyor.
Genç Horus, İsis ve Osiris'in oğlu, babasının intikamını almak için set ile savaşan kişi.
Yaşlı ya da Ulu Horus da onun yüceliğini, tanrısal yönlerini vurgulamak için kullanılan bir ünvan gibi düşünebiliriz.
Genç Horus, Şahin başlı bir erkek olarak resmedilir.
Diğer birinin adı da Harvard'dır.
Yani Harvard Horus'un genç olduğu zamanki adıdır.
Mısır'ın hükümdarlığını yapan her firavun kendilerini Horus'un yeryüzündeki cisimleşmiş halleri olarak gördüklerinden kendi isimlerinin yanına onun ismini de eklerlerdi.
Ve yaşayan bir Horus olarak tanınırdı bu firavunlar.
Mısır'ın ilk kralları da düşmanlarını avlayan Şahin görünümünde resmedilirdi hep.
Isis onu düşmanından korumak için Papyrus bataklığında saklar demiştik.
Buraya Horus'un yuvası da denir.
Yani Mısır sanatında en fazla kullanılan mitsel simgelerden birisidir Horus'un yuvası.
Tapınak duvarlarındaki sahnelerde bebek Horus rolündeki krallar sazlıklarda bir inek tarafından yıkanır ya da emzirilirken resmedilir.
Bu inek de birçok tanrıça ile özdeşleştiriliyor.
En çok da Hator ile.
Ki Hator kelimesi de Horus'un evi anlamına geliyor.
Hator aslında kadınların doğurmasına, ölülerin yeniden canlanmasına ve evrenin yenilenmesine yardımcı olan altın bir tarça.
Genellikle bir çift inek boynuzunun ortasında kırmızı bir güneş kursu taşıyan çok güzel bir kadın olarak betimleniyor.
Aynı zamanda Horus'un eşi veya kızı olarak da karşımıza çıkar.
Hatta Horus'un emzirilen resim tasvirlerinden dolayı süt annesi olarak da görülür.
Isis gitmek zorunda kaldığında onu koruyan tarçalardan biri olarak da.
Piramit metinlerinde yılanları uzaklaştırmaya yarayan bir büyü de parmağını emen bir bebek olarak da tanımlanır.
Hatta Mısır krallarından eski krallık hükümdarlarından ikinci pepi çıplak olarak çömelmiş, parmaklarını emerken hatta annesinin kucağında otururkenki haliyle çocuk horus olarak betimlenen ilk kral
olarak biliniyor. Orta ve yeni krallıkta da bazı krallar tanrılara olan bağlılıklarını göstermek için kendilerini papyrus bataklığında kutsal ineği emen bebek horus şeklinde tasvir ettirirmiş.
Aslında Mısır kralları görüldüğü üzere horusun bebeklik ve çocukluk dönemleriyle sıkı bir bağlantı içinde.
Çocuk horusa verilen bir isim de vardır tabii ki tıpkı genç horus gibi.
Yunanlar ona Harpokrates der.
Çocuk horus da çocuk tanrılarının en önemlisidir.
Yanlış duymadınız. Çocuk tanrılar de mevcut Mısır mitolojisi ve ikonografisinde ve hatta iki önemli işleri vardır.
İlk olarak evrenin yenilenmesini simgelerler.
İkinci olarak da kozmik düzeni tehdit eden yabani yaratıkları etkisiz hale getirirler.
Bazen çocuk tanrıların yerine cücelerin de aldığı biliniyor.
Gelelim hikayemize.
Rivayete göre İsis'in hamileliği çok uzun sürer ve çok zor bir doğum yapar.
Horus doğduğunda Osiris, Seth tarafından parçalanmıştır ve parçalarını Mısır'ın her bir tarafına dağıtmıştır.
Isis, horusu Osiris ölüyken doğurur.
Osiris öldükten sonra da Seth, Isis'i ve horusu kaçırarak zindana atar.
Ancak bu zindandan kaçması için bilgelik tanrısı Thoth, Isis'e yardım eder.
Ve ona güvenli bir bölge bulması için, oraya gidene kadar da eşlik edebilmesi için 7 tane akrebi görevlendirir.
Bu akrepler Tefen, Befen, Mestet, Mesete, Petet, Tetet ve Matet'tir.
Isis bu akreplerle beraber yola koyulur ve en sonunda Tep adı verilen bölgeye varırlar.
Sığınmak için bölge şefinin evine gider ancak bölge şefinin hanımı akrepleri gördükten sonra Isis'in sığınma talebini reddederek onu kovar ve bölgede bulunan herkese Isis'e evini açmamaları
için uyarıda bulunur.
Isis sonrasında bataklıkta yaşayan fakir bir kadınla karşılaşır ve bu kadın evini Isis'e açar.
Altyazı M.K.
Şefin hanımı bunu duyar duymaz sinirlenip bataklık bölgesine onların yanına gelir ve fakir kadına tehditler yağarır.
Isis ve fakir kadını evlerinden kovar.
Bu duruma sinirlenen akrepler hain bir plan hazırlar ve bütün zehirlerini başlarında olan akrep Tefen'e aktarır.
Ve Tefen şefin evine girip çocuğunu sokarak ölmesine sebep olur.
Kadın feryat figan ağlar kimse ona kötü kalpliliğinden dolayı yardım etmez ancak Isis kadını acıyarak çocuğunu iyileştirmeyi talep eder.
Ve çocuk hayata döndükten sonra da kadın özür dileyerek kendisini affetmesi için İsis'e yalvarır.
İsis'in bu kahramanlığı bölgedeki herkesin dilinde dolaşır.
Bu hikaye yayılır da Set'in kulağına gider ve onu bulur diye başka bir yerde saklanmak için Horus ile birlikte Tep'ten ayrılmaya karar verir.
Yine akreplerin rehberliğinde Kebet toprakları Busiris kenti yakınlarında Nil'in koynunda yüzen büyülü bir adaya giderler.
Adının büyülü niteliklerini ve bu nitelikleri nasıl kullanacağını yalnızca Isis, kız kardeşi Neftis ve adının sahibi olan kadın biliyordur.
Rivayete göre adaya vardıklarında horusu orada yaşayan kadına emanet eder ve Osiris'in parçalarını aramak için yola koyulur.
Aradan öyle uzun zaman geçer ki Isis Osiris'i bulup dirilttiğinde Horus çoktan büyümüştür ve babasının intikamını almak için artık hazırdır.
Seth ile savaşta karşı karşıya gelecektir.
Horus ve Seth arasındaki mücadele Mısır mitolojisinin en önemli temalarından biridir.
Bulunan papyruslarda, mezan anıtlarında ya da piramit metinlerinde bu temaya bolca rastlıyoruz.
Düzenin ve hakkaniyetin zaferini simgeler.
Horus, Seth'i alt ettikten sonra Mısır'ın hüküm Hükümdarı olarak karşımıza çıkar ve kendi hakkı olan tahta geçerek Mısır'ın hakimi olur.
Güneş tanrısı Ra'nın halefi olarak da kabul edilir ve Mısır'ı yönetirken adil bir hükümdar olarak tanımlanır.
Seth yalnızca tanrıların en güçlüsü olduğunu savunurken Horus kral olma hakkı üzerinde durur.
Güç ile adalet arasındaki bu tartışma da Mısır tarihinde birçok kriz döneminde söz konusu olmuştur.
Seth Horus tarafından öldürüldükten sonra Ra tarafından gökyüzünde fırtına tanrısı olarak yaşamaya çağrılır.
İnanışa göre tanrıların düşmanlardan korunmak için Set'in gücüne ihtiyaçları vardır.
Böylelikle Ra'nın güneş teknesinde onu korunmak için yerini almış olur.
Bu arada Ra'nın gözünü biliyorsunuzdur.
Antik Mısır deyince karşımıza en çok çıkan simgelerden birisidir bu göz simgesi.
Bu gözün hikayesinin Set ve Horus arasındaki bu savaştan doğduğuna inanılır.
İnanışa göre Seth Horus'un bir gözünü yaralar, bazı kaynaklara göre ise Gözünü yuvasından çıkartır.
O dönemlerden bu yana Horus, Şahin başlığı, yırtıcı hayvanları andıran, keskin bakışlı ve her şeyi görebilen bir tanrı olarak tasvir edilir belirttiğim gibi.
Onun sağ gözü ve sol gözü aynı zamanda her daim dünyanın üzerinde olan güneşi ve ayı simgeler.
Sol gözü güneş, sağ gözü aydır.
Yani güneş gözü Ra'nın gözü olarak bilinir.
Ay gözü de Set tarafından yaralandığı için Set'in gözü olarak bilinir.
Horus gözlerini açınca ortalığın a...
aydınlandığına, kapatınca da karardığına inanılır.
Güneş gözü her sabah bereket ve ışık getirmek için yeniden doğar.
Bu durum manevi anlamda da vicdanı simgeler.
Vicdanın karşılığı olan nefsaniyet ve kötülüğü simgeleyen setin gözü çıkarmaya çalışması vicdana karşı bir başkaldırı gibi görülür.
Onun gözünü yaralaması da bu yüzdendir.
Aynı zamanda eski Mısır'da göz sözcüğü dişildir.
Dolayısıyla tanrıların gözleri de tanrıç olarak Bazı kaynaklara göre Seth tarafından yaralanan göz, bilgelik tanrısı Thoth tarafından iyileştirilir.
Bazılarına göre inek olarak tasvir edilen tanrıça Hathor yani Horus'un süt annesi gözü kendi sütüyle iyileştirir.
Jumilhak papirüsündeki benzer bir hikayede de Anubis bu gözü alıp dağ yamacına gömer.
Isis de bu bölgeyi sulayarak gözü canlandırır ve canlanan göz topraktan...
ilk üzüm bağlarını yaratır.
Bu söylencede Horus'un gözleriyle tapınaklarda tanrılara şarap sunulan ayinler arasında bağlantı kurulur.
Mısır mitlerinde Horus'un oğullarından da bahsedilir.
Bu oğullar mumyalanmış iç organların muhafaza edildiği dört kavanozun kişisel bekçileridir.
İmseti karaciğerin Hapi akciğerlerin, duamutef midenin ve kebe senuev de bağırsakların bekçisidir.
İsmini yine söylemesi çok zor ve yine benim asla söyleyemeyeceğimden isimlerden.
Kebe senuev doğru olan mumyalama işlemi genellikle ölünün ölümden sonraki yaşama hazırlanması ve ölünün yeniden canlandırılması için bir ritüel olarak düşünülüyordu biliyorsunuz ki eski Mısır'da.
Bu süreç sırasında da kalp kişinin kişiliğini ve ahlaki durumunun Merkez olarak kabul edilirdi.
Ölümün yeniden canlandırılması ve ölümden sonraki yaşam için gerekliliği nedeniyle de bedende bırakılırdı.
Mide, karaciğer, akciğer ve bağırsaklar da çıkartılırdı ve kendi bekçilere olan bu kavanozları konurdu.
Bu dört oğul aynı zamanda dört ana yönün de koruyucusu olarak karşımıza çıkıyor.
İmset güneyin, hapi kuzeyin.
Doğamutef Doğu'nun, Kebeh Senuef ise Batı'nın koruyucusu.
Ölüler kitabındaki tasvirlerde bu dört tanrının Osiris'in yargı salonunda hemen onun önünde bulunduğu belirtiliyor.
Bu oğullar aynı zamanda çoğu kez tabutların ya da koruyucu sandıkların üzerinde dört koruyucu tanrıça İsis, Neftis, Neyit ve Sekmet ile birlikte anılırlar ya da resimlenirler.
Bu tarz resimleri ya da hieroglifleri Instagram'da da paylaşacağım.
Beni oradan da takip etmeyi unutmayın.
Bir sonraki bölümde görüşene dek kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
