
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Mediciler.. Ne büyük bir hanedanlık. Orta Çağ Floransa’sını etkileri altına almakla kalmadılar, Rönesans’ı da fazlasıyla derinden etkilediler. Peki ama nasıl?
***Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Herkese merhaba,
belinlanmasına hoş geldiniz.
Ben Eda. Bugün Medicilerden bahsedeceğiz.
Ortaçağın en zengin ailesi deyince aklımıza tabii ki tek bir isim geliyor o da Mediciler.
Kendilerinden Rönesans bölümünde kısaca bahsetmiştim ama sanat tarihinde önemli bir yerleri olduğundan bu bölümde yeniden detaylı bir şekilde ele alacağız.
Hadi başlayalım. Medici ailesi 14.
ve 17. yüzyılları arasında Floransa'da yaşamış oldukça köklü, güçlü, Bankacı bir aile.
Çok sayıda hükümdar ve kraliyet mensupları yetişti bu ailede ve en önemlisi de sanatı olan düşkünlükleri sayesinde İtalyan Rönesansını ciddi derecede etkilediler.
Hanedanlığın ortaya çıkışı böyle 14.
yüzyıllarda gerçekleşmiş olsa da 15.
yüzyıldan itibaren yükselişe geçerek bankalarında geniş çapta başarı sağladılar.
Kendilerinden bahsettirdiler ve toplumda güçlü bir yer edindiler.
Edindikleri saygınlığın, zenginliğin, gücün en büyük se...
Sebebi de bankalarının müşterileri arasında Papa ve Katolik Kilisesi'nin olması.
Öyle bir sistem geliştirdiler ki Floransa'da bulunan bütün tüncarları bağladılar ve işlerini nesilden nesile aktararak güçlerini gittikçe artırdılar.
Papa'nın aileye kilisenin ekonomisini yönetme hakkı vermesiyle de aile yönetime dahil olmaya başladı ve hemen akabinde aileden 3 Papa çıktı.
Hem bankalarının başarısıyla hem de kilisenin desteğiyle siyasette güçlü bir yer edindiler.
aynı zamanda sanat, felsefe, tiyatro, edebiyat gibi alanların gelişmesi için de kullandılar.
Siyasi stratejileri, Giorgio Vasari ve Michelangelo gibi büyük sanatçılara hamilik yapmaları sayesinde günümüze kadar gelen miraslarının temelini attılar ve İtalyan Rönesansı'nı çok büyük ölçüde etkilediler.
Ancak ailenin son üyelerinin başarısızlıkları sayesinde de maalesef gittikçe...
Çok işe geçtiler. Önce ailenin köklerine bir inelim.
Ailenin ilk olmasa da Medici'leri Medici yapan aile üyesi Giovanni Di Bicci de Medici'den başlayalım.
Öyle çok zengin olarak doğan bir adam değildi Giovanni di Bici.
Babası öldükten sonra kendisine ufacık bir miras kalıyor ve bu miras aslında her şeyin başlangıcı oluyor.
Giovanni çok akıllı adımlar atan bir adam.
Babasının yanında aile işlerine yardım ederken başarılı bir tüccar olarak yetişiyor.
Florence'ın sosyal durumunu da çok iyi analiz ediyor bu süreçte.
O dönemlerde Florence adı bir kişi servetini devlet ile paylaşmadan zengin olamıyordu çünkü.
Erkeklerin gelir ve mülklerini de devlete bildirmesi zorunluydu.
Bunların ise Drahoma'larını bildirmesi yeterli görülüyordu.
Drahoma nedir diyenler için bir çeşit başlık...
parası gibi ama erkeklerin evlenecekleri kızın ailesine verdikleri türden çirkin bir olay değil.
Bu arada kızın ailesi evleneceği erkeğe yani kıza ait mal varlığını veriyor aslında.
Hristiyanlıkta, Yahudilikte ve hatta Hindularda bu gelenek var.
Giovanni'de babasından kalan mirasla ve eşinin Drahoma'sıyla amcasının hatta bazı kaynaklara göre de kuzeninin bankasının Roma şubesine ortak oluyor.
Sonrasında da bu şubeyi satın alarak Floransa'ya taşıyor.
Bu arada Floransa, Roma bunlar o zaman zamanlar feodal bir sisteme sahip değil.
Daha doğrusu feodal sistemleri çöküş halinde.
Mediciler de bu döneme denk geldiler.
Floransa'nın elinin altında hazır askerler yoktu.
Herhangi bir savaş olduğunda condottiere yani paralı asker tutmak zorundalardı.
Ve bu askerlere de ödemeyi nakit yapmak durumundalardı.
Özellikle Floransa göz önünde bulundurulduğunda satacak öyle büyük toprakları da yoktu.
Dolayısıyla işler nakit para üzerinden yürüyordu.
Ki nitekim o dönemde bir devleti yönetmek en büyük probleminiz nakit para.
Bankerliğin bu denli ihtiyaç olması bu yüzden aslında.
Çünkü banker aileler yani Medici gibi banker aileler ellerinde nakit para bulunduruyor.
Bankerlikten önce de aslında bu nakit para akışlarını tekstil üzerinden yürütüyorlardı.
Burası önemli. Zanaatkarların olduğu bir yer olması onlar için çok büyük bir avantaj.
Çünkü zanaatkarlar sayesinde ticaretlerini geliştiriyorlardı.
Onlara Avrupa'nın çeşitli yerlerinden tekstil ürünleri geliyor.
Onlar da bu ürünleri zanaatkarlarına boyatıp Geri gönderiyorlar.
Yani böyle bir ticaret dönüyor.
Zaten sonrasında da bankerlik ortaya çıkıyor.
Medici gibi başarılı banker aileler sayesinde de nakit akışı sağlanıyor.
Ha bu arada Medicilerden önce bankerlik yok muydu?
Tabii ki vardı. 14.
yüzyılın başlarında İtalya'nın finansı yine Floransalı 3 aileden soruluyordu.
Bardi, Peruzi ve...
Akioli aileleri.
Umarım Akioli'yi doğru söylemişimdir.
Bu iç aile de büyük müşterilere sahipti.
İngiliz kralı 3. Edward ve Napoli kralı Roberto gibi.
Ancak bunlar borçlarını ödeyemeyince bu iç aile de iflas etti.
Şimdi dönelim Giovanni di Bici de Medici'ye.
Giovanni Roma şubesinin ortak olduğu bankayı amcasının ölümü üzerine Floransa'ya taşıdı.
Bardi ve Peruzzi bankalarının yaptığı hatalar Giovanni'ye ders olmuştu.
Yine de bu aileler Medici'lerin dahi göremeyeceği...
bir servete sahiptiler ve iflas etmişlerdi.
Ancak iflas etselerdi Giovanni onlar ile ilişki halinde kalmayıp devam etti.
Hatta Medici'lerin başarısını arşa çıkararak oğlu Cosimo de Medici'yi Bardi sülalesinden bir kızla evlendirdi ve ailenin bazılarıyla ortaklık yaparak onlara iş verdi.
Sonrasında Papa ve Kilise'yi de müşterileri arasına kattılar.
Önemli kişilere finansal destek sağladıkları için de Avrupa'da gittikçe tanınmaya ve güçlenmeye başladılar.
Giovanni de Bice, 1429 yılında öldükten sonra da yerine oğlu Cosimo de Medici geldi.
Cosimo için Medicilerin yükseliş dönemini temsil ediyor diyebiliriz.
Henüz gençken bankacılık eğitimi almıştı ve bankada staj yaparak kendisine miras kalacak olan bu işleri öğrenmişti.
Medici bankasını en geniş sınırlara yayarak en yüksek kârı ulaştıran kişi bu arada kendisi.
Babası çok göz önünde olan biri değildi.
Siyasetten de uzaktı.
Ancak Cosimo bu konuda babasının yolundan gitmedi.
Çok geçmeden siyasete atıldı ve Floransa'nın neredeyse yöneticisi haline geldi.
Floransa'nın siyasi arenasında çok iyi bir yere sahipti.
Floransa halkı da onun yönetiminden çok memnundu.
Çünkü oldukça cömertti.
Kredi verdiği kişilere kolaylık sağlıyordu.
rakipleri gibi ağır şartlarla krediler vermiyordu.
Halkı tarafından da kötüye kullanılmaması için iyi niyeti yani elinden geleni yaptı.
Peki ne yaptı da bankacılıktan bir anda Floransa'nın yöneticisi haline gelmişti?
Servetini belediye meclislerinin oylarını kontrol etmede kullanıyordu.
parayla kendini desteklemek istediği, sözünü geçirebileceği adamları meclise koyuyordu.
Kral değildi ama serveti sayesinde kral gibi hareket ediyordu ve kilisede medicilerin arkasındaydı.
1447 yılında 5.
Nikolas Papa seçildiğinde 1.
Cosimo ile hali hazırda güçlü kişisel bağları vardı.
Sonrasında bu güçlü konumu Albizi gibi aileleri rahatsız etmeye başladı.
İki aile de üstünlük mücadelesi veriyordu birbirine karşı ve senyorluk seçimlerinde Albizi tarafları ağır bastı.
Cosimo gözaltına alındı.
Sonrasında da kendisine suikast düzenlendi.
Ancak başarılı olamadılar.
Bu yüzden de Cosimo ve ailesine Floransa'dan 10 yıllığına sürgün edilme kararı çıkartıldı.
Bunun üzerine Cosimo Floransa'daki bankasını kapatarak Venedik'e taşındı.
Ancak onun gitmesi ve Medici Bankası'nın taşınması çok büyük bir ekonomik ve politik krize sebep oldu.
Albiziler haksız vergilendirme yaptıkları için halk tarafından yönetimden düşürüldüler ve kilisede ekonomik sıkıntılar çekmeye başladı.
Çünkü Floransa'daki nakit para akışı Mediciler sayesinde dönüyordu.
Bunun sonucunda da Cosimo sürgünde daha bir yılını doldurmadan Floransa'ya geri taşındı.
Döndükten sonra da Albiz aile üyelerini Floransa'dan sürerek intikamını almıştı.
oldu. Sonrasında da ülkesi için pek çok atılım yapmaya başladı.
Floransa, Venedik, Napoli ve Milano arasında bir güç dengesi sağlayarak barış yaratmaya çalıştı.
Çünkü bankalarının şubelerini bu yerlerde kurmuştu.
Onun bu ticareti ülkesindeki huzuru da sağlıyordu.
Tarihin en iyi yöneticilerinden biri olarak görüyordu Cosimo.
Floransa anayasasını da çıkartmıştı bu arada.
Yani ülkesini geliştirmeye çalışıyordu bir yandan.
Hatta bunun için bilim insanlarının Floransa'ya gelmesini sağladı.
Vaseri gibi dönemin en başarılı mimarlarını, ressamlarını, heykel tıraşlarını...
bünyesine kaçarak onlara hamilik yapmaya başladı.
Bu arada felsefeye de çok meraklıydı.
Hatta sarayında bir akademi kurdu.
Platoncu felsefenin izinden giden bir akademi.
Hümanizmin yayılmasına da çok büyük katkı sağlamıştı.
Şimdi bilim ve sanatla ilgili yaptığı atılımlara detaylı olarak değinmeden önce bankacılık sistemlerini ve Floransa'nın o dönemki sosyal durumuna biraz değinmek istiyorum.
1422 yılında Floransa'da 2 milyon altın sikke 72 banker yani bankacı Ve senet simsarı mevcuttu.
Aralarında en zengini ve en hızlı gelişim gösterendi Medici'lerin bankasıydı.
İtalya'da da birçok şubeleri mevcuttu.
İşte Venedik'te, Cenova'da, Napoli'de, Roma'da.
Zaten bu kadar güçlü konuma gelmeleri birkaç bölgede bu işi yapmaları.
Yani öyle bir iki kişiyle yürütmüyorlardı bu işi.
Özellikle Cosimo Medici'lerin servetini arşa çıkaran kişi olarak bilinir.
Çok akıllı hamleler yapmıştı çünkü.
Her yere bankasının şubesini...
Bu arada bildiğiniz üzere o zamanlar İtalya bir bütün halinde değildi.
Floransa, Venedik, Roma hepsi ayrı ayrı bir ülke gibiydi.
Yani henüz birleşmemişlerdi.
O dönemde gidip de farklı bir yerde şube açmak için sağlam bağlantılarınızın olması gerekiyordu.
Cosimo neyse ki bu bağlantıları sağlamıştı.
Zaten büyük bir aile ve bu ailenin de...
Bir sürü kolu var. Yani bizim bildiklerimiz bunların en tepede olanları.
Bizler merkezdeki isimleri biliyoruz.
Bir de onların altında çalışan, işleri yürüten bir sürü insan var.
O dönemde dahi işinizi büyütmek istiyorsanız networkler kurmak çok önemli.
Yönetebilmek için de her yere sizi destekleyecek insanlar koymanız lazım.
Midicilerin yaptığı gibi.
Yani adamlar aileden Papa bile çıkarttı.
7. Clemente ve 10.
Leo örneğin bilindik midicilerden ve...
Bu adamlar papa oldu. Aslında bunun sebebi de Florence'a kadar Roma'daki sosyal statülerini de yükseltmek durumunda olmaları ve bu statüleri yükseltmek için de onlara bir papa gerekiyordu.
Aileden birilerinin papa olması da işlerini oldukça kolaylaştırıyordu.
Loncalara da dediğim gibi onları destekleyen insanları yerleştirdiler.
İşte kız alıp vermeyle Fransa kraliçesi dahi çıkardılar bu adamlar yani.
İkinci Catherine de Medici bu arada kendisi.
Fransa kralı ikinci Henry ile evlenerek Medici ailesinin Fransa'daki politik etkisini de güçlendirmiş oldular.
Çok zeki bir kadın bu arada Catherine.
Kocası ölüyor, o sırada tahta geçmesi gereken oğlunun yaşı çok genç ve zayıf yani bir ülkeyi yönetecek güçte biri değil.
Herkes de bunun farkında ama o bir şekilde politik yeteneklerini kullanarak oğlunun tahta geçmesini sağlıyor.
Ve arka planda... Onun adına Fransa'yı yönetiyor.
Fransa'nın dini ve siyasi istikrarsızlık dönemlerinde büyük ölçüde ara buluculuk yapıyor.
Hatta ülkenin çıkarlarını korumak adına da sert tedbirler alıyor.
Özellikle 1572'de gerçekleşen bir katliam var.
Saint Bartholomew gecesi katliamı olarak biliniyor bu.
Ve Fransa'daki Katolikler ve Protestanlar arasında geçen bir olay.
Olay şu aslında. Katolik bir prenses ile protestan bir prens evlenmek istiyor ve bu evliliğinde Katoliklerle protestanların arasındaki ilişkileri düzelteceği düşünülüyor.
Ama öyle olmuyor tabii. Düğün için şehre gelen protestanlar Katolikler tarafından katlediliyor.
Fransa tarihindeki en kanlı dini olaylardan biri olarak görülüyor hatta.
Catherine de Medici de bu katliam sırasında protestanlara karşı düzenlenecek saldırıya izin verdiği ya da bu saldırıyı kendisinin planladığı düşünülüyor.
Çünkü o dönemdeki siyasi ve dini çekişmeler Catherine için önemli bir olay.
Bu katliam için de iki tarafı da birbirine düşürerek kendi siyasi amaçlarına ulaşmak istediği öne sürülüyor.
Tabi bazı tarihçilere göre de Catherine Fransa'nın dini ve siyasi istikrarını korumak adına protestanları ortadan kaldırmak istiyor.
Konumuza geri dönelim. Bankacılıktan katliama geldik.
Bu arada banka İtalyanca banco'dan geliyor.
Yani masa, sira ya da tezgah demek.
Üzerinde yazı yazılıp Hesap yapılabilecek ve ticaret yapan insanların karşılıklı oturabileceği bir şey.
Bankerler o dönemde birlikte iş yaptıklarından bu masalar da aynı mahallede kurulurmuş.
Masanın üzerinde de mutlaka büyük resmi bir hesap defteri.
O dönemde loncalar vardı biliyorsunuz ki meslek dernekleri de denilebilir bunlara ve her loncanın da kendine özgü kuralları vardı.
Esnafın ve meslek çıkarlarının korunması için de bu kurallar.
Sahraflar için de sahraflar loncası vardı ve onların kurallarına göre yapılan her anlaşmanın her işin mutlaka bu hesap defterlerine kaydedilmesi zorunluydu.
Bir bankacı olur da ölürse ve ardından işini devam ettirecek birini bırakmamışsa bu hesap defterleri loncada 3 ay kilit altında bir kasada tutulurmuş ve bu kasada 3 farklı kilitle kilitlenirmiş
ve bu 3 kilitte 3 farklı yetkilide bulunurmuş.
Roma o dönemlerde gerçekten siyasi ve iktisadi bir ucube olarak görülüyormuş bu arada.
Çünkü Avrupa'daki bütün para akışı Yani örneğin Grönlandlılar Buruj'da bir balina kemiği sattıklarında parasını Roma'ya gönderirlerdi.
Ya da Polonyalılar yine Buruj'a kürk getirip sattıklarında parasını yine Roma'ya gönderirlerdi.
Daha doğrusu Papa'ya gönderirlerdi.
Çünkü kilise tüm Hristiyan dünyasından haraç toplardı.
Diğer devletler binbir zahmetle sadece kendi vatandaşlarından vergi alırken Roma tüm Avrupa'dan.
vergi alıyordu. Göreve gelen bir kardinal ya da bir psikopos bir senelik gelirinin karşılığı kadar olan parayı Roma'ya ödemek zorundaydı örneğin.
Aksi takdirde bu makama gelmesi mümkün değildi.
Ve ödemeler de geciktirilemezdi.
Çünkü cezası aforoza edilmekti.
Para taşımak da çok sıkıntıydı bu arada.
Çünkü soyulurdunuz. Bu yüzden Roma'ya gidecek bir hacı ya da rahip önce Londra, Bruges, Köln veya Avignon'da en yakın bankaya gidip bir akreditif mektubu satın alıyormuş ve Roma
'ya gittikten sonra da onu nakde çevirebiliyormuş.
Takas esnasında da paradan biraz eksiliyor tabii ki çünkü komisyon kesiyorlar ama hiç değilse hırsızlara kurban gitmiyorlardı.
O dönemler bu arada garip bir şekilde faiz haram olarak görülüyordu.
Ama o tarihlerde uluslararası bankacılığın gelişimine kilise kadar destek veren başka hiçbir müessese yoktu.
Çünkü kilise en büyük uluslararası iktisadi yapı.
Ancak kilise bir bankadan kredi istediğinde banka ondan faiz isteyemez.
Çünkü niye? Günah.
Bankalar ticaret şirketi de olduğu için faiz oranını dengelemek adına kiliseye sattığı malların fiyatını yükseltirdi.
Böyle bir uyanıklık yaparlarmış.
Bu arada Medici'lerde faizi artı hediye para gibi değerlendiriyormuş.
Örneğin siz yatırım yapmak adına Medici Bankası'na para yatırdınız diyelim.
Medici'ler bu yatırdığınız miktarı bankanın kar durumuna göre artırıp size verebiliyor.
Yani faiz değil de hani...
İşte bankamıza işlemesi adına para yatırdınız.
Al bu da sizin hediyeniz gibi.
Yatırdığınız paraları medicilerin diğer şubelerinden de çekebiliyorsunuz bu arada.
Ancak yine komisyon alıyorlar tabii ki günümüzdeki gibi.
Yani Floransa'ya gelip burada ticaret yapacaksanız Londra'daki İtalyan bir bankerden atıyorum.
Bir mektup alıp paranızı gidip Floransa'dan bozdurabiliyordunuz.
Böyle bir sistemler kurulmuştu işte.
Bankacılık sistemi yani bildiğiniz.
Bu arada o dönemki para birimleri dahi sınıfsal.
Örneğin iki farklı para birimleri var.
Florin ve... Piccioli ya da Piccioli nasıl okunduğunu tam bilmiyorum.
Piccioli fakirlerin parası olarak görülüyor.
İşçilerin maaşı işte bir parça ekmek parası gibi.
Florin ile de lüks mallar satın alınıyor.
İşte toptancılık, uluslararası ticaret bu tarz şeylerde florin.
Böyle de bir kanun vardı bu arada.
Ve bu kanun sayesinde de sınıfsal farklılıkların korunmasını sağlıyorlardı.
Meticilerin bankası da elbette Florin'le iş yapıyordu.
Ya bu adamlar ne kadar zengin olabilir ki diye soracak olursanız size hemen şöyle özetleyebilirim.
Giovanni de Bici, Floransa'da bankasını açtıktan sonra emekliliğine kadar ki olan süreçte banka toplamda 152.820 Florin.
Kar etmiş. Paranın 4'te 3'ünü kendisi almış tabii ki.
Cosimo döneminde de elde edilen kar toplamda 186.382 florin.
Cosimo'da 3'te 2'sini almış.
Bankanın en zirvede olduğu dönemde ise 290.791 florin kar etmişler.
Ve bu sefer %70'ini sahiplenmişler.
Bu miktarın büyüklüğünü şöyle düşünebilirsiniz.
O tarihte muazzam bir saray yaptırdığınızı farz edin.
Ve bu sarayın... tüm maliyeti en fazla 1000 florin tutuyormuş.
Yani dudak uçuklatıcı bir oran gerçekten.
İşte Mediciler bu derece varlıklı bir aileymiş.
Peki bu insanlar yani Floransa halkı, işçi sınıfı başka nasıl bir sınıfsallığa maruz kalıyordu?
Örneğin para biriktirebilirsen bunu başka insanlara göstermen ve söylemen kanunen yasak.
Halk bir önde iki çeşitten fazla yemek yiyemez.
Herhangi bir yemekte de belli bir sayıdan fazla misafir ağırlayamaz.
Şövalye ya da lady, hakim ya da hekim olmadığınız müddetçe birden fazla rengi olan bir kıyafet giyemezdiniz.
Çocuklara da kaliteli şeyler alamazdınız.
Bir çorap üzerine örneğin yumuşak bir deri pabuç giydiremezdiniz ve giyemezdiniz.
Halktan bir kadınsanız kürklü yakaları olan bir panço giyemezsiniz.
Dirsek ve bilek arası haricinde elbiselerinizi...
düğme bulunması yasak.
Eğer hizmetçiyseniz hiçbir şekilde düğme bulunmamalı.
Bu arada dikkat ettiyseniz bu kanunların ve kuralların çoğu kadınları kapsıyor.
Yani kadınlar öyle kısıtlanıyordu ki kıyafetlerini kontrol edebilmeleri için moda zabıtaları dahi kurulmuş o dönemde.
Yani Rönesans deyip geçmeyin, aydınlanma çağı da olsa.
Bu aydınlanma çağı sanat ve felsefe alanında tabii ki.
Kilisenin baskın olduğu bir toplumdan söz ediyorsak özellikle de orta çağda yaşıyorsanız ve bir prenses, kraliçe ya da bir lady değilseniz işiniz gerçekten çok zor.
Tabii tüm bu yasakların Medici'ler üzerinde bir etkisi yoktu.
Zaten Giovanni de Bici çok mütevazı yaşayan biriymiş.
Oğulları da aynı şekilde henüz servetlerini göstermenin derdine düşmüş değillerdi.
Ancak Cosimo babasından farklı olarak servetini biraz daha farklı şeylere harcamak için kullandı.
Sanatçılara hamilelik yaptılar arkadaşlar.
Peki nedir hamilelik yapmak?
Bir sanatçıya maddi manevi destek sağlayarak...
onları sanat üretimini teşvik etmek.
Sanatçıların ihtiyaçlarını karşılayarak, onları destekleyerek ve eserlerini koruyarak sanatın gelişimine ve yayılmasına katkı sağlarlar sanat hamileri.
Orta çağda sanatçılar işçi sınıfından sayıldığı için imkanları çok kısıtlı biliyorsunuz ki.
Rönesans'tan önce de sanatçılara kilise ve dini kuruluşlar hamilik yapıyordu.
Ancak bir şartla sanatçıların gündelik hayattan resimler yapması bir nevi yasaktı.
Sadece kutsal kitaptan sahneleri, dini hikayeleri ve figürleri betimleyebilirdi sanatçı.
Çünkü kilise dini anlatıları, tapınakları süslemek ve inançlarını yaymak için sanatı bir araç olarak kullanıyordu.
Hamilik yaptığı bir sanatçının da dini konular dışında resim yapması istenmiyordu.
Sanatçılar da zaten kiliseye bağlı çalışıyordu.
Ancak Rönesans dönemiyle birlikte sanatın ve sanatçıların statüsü biraz değişmeye başladı.
Erken Rönesans dediğimiz dönemde sanat daha çeşitli konuları ve tarzları kapsamaya başladı ve kilisenin egemenliği de azalmaya başladı.
Bu dönemde de Medici gibi aileler, zengin Tuncarlar ve Burjuva sınıfı gibi seküler güçler sanata destek vermeye başladılar.
Tabii en büyük destek Medicilerden geliyor.
Medici ailesine göre sanat ve güzellik yalnızca estetikle ilgili değil, aynı zamanda güç yönetimi ve nüfusun takdirini kazanabilme pratiğiydi.
Barış ve refah içinde yaşayan bir ulus yaratmak için estetik ve güzellik ana unsur olarak kabul ediliyordu.
Cosimo de Medici de sanata destek vererek çok büyük bir rol istenmişti.
Rönesans'ın yaratıcıları arasındaki en iyi sanatçı ve mimarları himayesi altına aldı.
Ghiberti, Brunelleschi ve en önemlisi de Giorgio Vasari.
Vasari ilk sanat tarihçisi olarak biliniyor.
Bu arada Rönesans bölümünde bahsetmiştim ama dinlemeyenler için...
Bir kez daha bahsedeyim kendisinden.
Kendisi İtalyan ressam, mimar, yazar ve tarihçi.
Roma ve Venedik'e seyahatler düzenleyerek 1540'lı yıllardan itibaren Rönesans'ın devlerinin hayatlarıyla ilgili notlar almaya başladı ve ilk sanat tarihi metni olarak nitelendirilen Sanatçıların
Hayat Hikayeleri adlı kitabı yazdı.
Ve kitabı da... Cosimo de Medici'yi adadı.
Bu kitapta Ghiberti, Masaccio, Brunelleschi, Donatello ve Botticelli gibi sanatçılardan tutunca işte Da Vinci, Raffaello ve Michelangelo'ya kadar...
birçok sanatçının hayatını Vasari'nin gözünden görüyoruz.
Okumanızı tavsiye ediyorum. Linkini de Beleği Lambası Podcast Instagram hesabımdan paylaşacağım.
Beni oradan takip etmeyi de unutmayın.
Ayrıca bu bölümü dinledikten sonra bilgileri daha da pekiştirmeniz açısından Rönesans bölümünü de dinlemenizi tavsiye ediyorum.
Vasari Rönesans açısından gerçekten çok önemli bir sanatçı.
Büyük değişimin mimari olarak da görülür kendisi.
Rönesans deyince akıllara ilk olarak gelen kişi Leonardo da Vinci.
Ancak... Mediciler sarayın baş ressamı olarak ve iyi bir mimar olarak yeteneklerinden dolayı Vasari'yi uygun görmüşlerdi.
Medicilerin hamiliği sayesinde de İtalyan Rönesansı'na paha biçilmez katkılarda bulundu Vasari.
En basit örneği İtalya'daki Uffizi Müzesi ve Vecchio Sarayı.
Florensa'da yaşarken Uffizi'nin yapım tasarımına üstlenmişti Vasari ve Vecchio'nun yenilenmesi için yapılan çalışmalarda da danışmanlık yapmıştı.
Ayrıca Vecchio'nun baş ressamıydı.
Saray'daki neredeyse bütün eserler, freskler, resimler Cosimo'nun isteği üzerine Vasari'nin elinden çıkmıştı.
Her bir odasındaki tavan freskleri, tablolar, süslemeler onun şaheseriydi.
Sonrasında ise Vecchio ile Pitti sarayını birbirine bağlayan ve bir tür geçit olan Vasari koridorunu yaptı.
Medici ailesi Florence'ın siyasi ve ekonomik gücünü elinde tuttuğu dönemde bu koridor sayesinde güvenli bir şekilde şehirde dolaşabiliyor ve korunuyordu.
Aynı zamanda koridorun yapılmasıyla birlikte Medici ailesi Florence'ın en önemli iki devlet binasını birbirine bağlamıştı.
Bu arada Vecchio Medici'lerin kalesi sayılan bir saray.
Eski anlamına geliyor.
Zaten orijinal ismi de Palazzo Vecchio.
Floransa'nın en eski devlet binası olduğu için bu adı almış.
Floransa şehrinin tam kalbinde Arno Nehri'nin kıyısında Piazza della Signoria meydanında yer alıyor.
13. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmeye başlanmış.
Ancak zaman içinde birkaç kez genişletilip çeşitli değişimlere uğramış.
Ve ilk olarak da Floransa'nın hükümet binası olarak kullanılsa da zamanla Medici ailesinin.
konut haline gelmiş. Sarayın dışı gerçekten dışarıdan bakıldığında kale gibi görünüyor.
Ancak içerinde birbirinden değerli eserler bulunuyor.
En çok da Vasari'nin işte can alacağı freskleri dikkat çekiyor.
Sarayın ana odası Avrupa'daki en büyük oda sayılıyor ve bu odaya da Beşyüzler Salonu deniliyor.
İçeride yüzlerce sanat eseri var ve neredeyse hepsi Cosimo'nun askeri zaferlerini anlatan resimler ve freskler.
Bu odadaki duvar ve tavan freskleri de tamamen Vasari tarafından yapılıyor.
1565 yılında Salon, tüm zamanların en iyi sanatçılarının ve Rönesans devlerinin ve Michelangelo'nun da tabii ki zafer heykeliyle zenginleştiriliyor.
Bu arada bu heykel aslında 2.
Julius'un Aziz Petrus'ta bulunan mezarı için yapılıyor.
Ancak Michelangelo'nun yeğeni Leonardo Buonarroti tarafından Cosimo'nun mülküne getiriliyor.
Medicilere dönecek olursak, Cosimo, bir diğer lakabıyla da ihtiyar Cosimo, babasından devraldığı servetle büyük bir hanedanlık kurmayı başardı ve o öldü.
Bu arada Piero di Cosimo de Medici Gutlu Piero olarak da biliniyor gut hastalığına yakalandığı için.
Aslında Medici ailesinin birçok erkek üyesi bu hastalığa sahip ama bu lakap Piero'ya yapışıp kalmış.
Bunun sebebi de babasını herhangi bir konuda geçebilecek başka bir başarı elde edememesi.
Önceden var olmayan bir veraset sistemini tesis etse de bankanın gelişimine herhangi bir katkıda bulunmamış.
Piero'dan sonra zaten Medici ailesinin düşüşleri başlıyor ancak bu da Bir sonraki bölümümüzün konusu.
O güne dek kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
