
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde sanat tarihini ilk yazan sanatçı Giorgio Vasari’nin hayatını anlatıyorum.
Keyifli dinlemeler.
***Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Bugün sizleri sanat tarihinin ilk büyük anlatıcısı olan Giorgio Vasari ile tanıştırmak istiyorum.
Kendisi ressam ve mimarlığının yanına sanatçılarının biyografilerini de yazmaya ekleyince tarihte sanat tarihini yazan kişi olarak kabul ediliyor.
Medici'ler için yaptığı çalışmalarla da ünleniyor.
Özellikle Cosimo de Medici için önemli bir sanatçı kendisi.
Seyahatlerinden darlayıp topladığı notlarla yazdığı Sanatçıların Hayat Hikayeleri adlı eseri de sanat dünyasının büyük ustalarını tanımamıza olanak sağlıyor.
Hazırsanız hadi başlayalım.
Giorgio Vasari 30 Temmuz 1511 yılında İtalya'da Toskana'da bulunan bir bölge olan Arezzo'da sanatsal yetenekleri olan bir aileye doğuyor arkadaşlar.
Babası Antonio Vasari ve dedesi gibi zanaatkarların olduğu bir çevrede büyüdüğü için sanatı olan ilgisi erken yaşta dikkat çekiyor ve ilk resim derslerini eniştesi Luca Signorelli'den almaya başlıyor.
Signorelli aynı zamanda ünlü Renesans ressamlarından.
Kendi kendine Latince öğrenip hümanizm etkisindeki ünlü yazarlardan da der.
Zaten yazarlık yeteneği erken yaşta kendini göstermiş aslında.
Sonrasında Fransız ressam ve vitray sanatçısı Guillaume de Marciat'ın atölyesinde bir süre çırak olarak çalışıyor ve burada çalışırken yeteneği Medicilerle yakın ilişkileri olan Kardinal Silvio Passerini
tarafından fark ediliyor.
Kardinal sayesinde Floransa'da Medicilerin hamiliğinde yine İtalyan Rönesansı'nın ünlü ressamlarından olan Andrea del Sarto'nun atölyesinde çalışmaya başlıyor.
Aynı zamanda Floransa'daki sanat çevresiyle ile de Sarto sayesinde tanışmış oluyor.
Bu dönemde Vasari'nin hayatında çok önemli bir gelişme oluyor.
Sarto'nun atölyesinde çalışırken Michelangelo ile tanışıyor.
O dönemde Vasari henüz genç bir sanatçıydı ve Michelangelo'nun da önü zaten oldukça yaygındı.
Vasari onun çalışmalarından öylesine etkileniyor ki hayatı boyunca ona çok büyük bir hayranlık besliyor.
Onunla tanışmak aslında Vasari'nin sanat kariyerinde de çok önemli bir dönüm noktası oluyor.
Zaten daha sonra yazacağı Sanatçıların Hayat Hikayeleri kitabında Michelangelo Geniş yer ayırması çok büyük bir etki yaratıyor.
Anlayacağınız Michelangelo'nun etkisi Vassari'nin sanatsal kariyeri boyunca güçlü kalıyor.
1527'de Floransa'da Medici'ler iktidarı kaybedince Vassari de Arezzo'ya dönmek zorunda kalıyor.
Ve burada aldığı küçük siparişlerle böyle sanatçı olarak çalışmaya başlıyor.
Sonrasında 1532 yılında Roma'ya gidiyor.
Ve burada Kardinal Ippolita de Medici için çalışmaya başlıyor.
Yine burada ünlü yapıtlar üzerinde çalışıyor.
Mitoloji konulu resimler yapıyor.
zamanda Roma dönemi sanat ve mimarisine de büyük merak duymaya başlıyor.
Zaten bununla da alakalı çalışmalar yapıyor.
Ve aynı yılın sonunda Medici'ler iktidara geri gelince Vasari Florensa'ya geri dönerek Medici sarayı için bazı fresk siparişleri ve hamisi Dük Alessandro Medici için de bir porça siparişi alıyor.
Dük'ün öldürüldüğü yıl 1537 yılına kadar ki süreçte de dikkatini mimarlık çalışmalarına veriyor ve bu alanda çalışmalar yapıyor.
Dük öldürüldükten sonra hamisiz kaldığı için de Florensa'yı terk etmek zorunda kalıyor ve önce Roma'ya ardından da Venedik'e seyahat gerçekleştiriyor.
Sonrasında Medicilerden aldığı siparişler için aralıklarla Floransa'ya gitmeye devam ediyor.
Aslında bu dönemi yoğunlukla Floransa ve Roma arasında geçiyor ve bu sırada yaklaşık 700 Florine Arezzo'da yani doğduğu yerde bir ev satın alıyor.
Casa Vaseri adını verdiği evi içinde çeşitli resimler yapıyor ve yaklaşık 1546 yılına kadar aynı zamanda atölyesi olarak da kullanacağı evi için çalışmalar yapıyor.
Duvarlarının resmi ve bu arada ev, Rönesans mimarisinin temel özelliklerini taşıyan zarif ve dengeli bir tasarıma sahip, duvarlardaki fresklerde dini ve mitolojik sahneler, böyle çeşitli portreler
ve Floransa'nın tarihi figürleri gibi çeşitli konular bulunuyor.
Aynı zamanda diğer sanatçılar ve öğrenciler için de bir atölye ve sanatçıların da toplandığı bir merkez haline gelmiş kasava seri.
Hatta günümüzde de müze olarak gezilebiliyor.
Olur da Arezzo'ya yolunuz düşerse gezilecek yerler listenizde bulunsun mutlaka.
Bu arada ev almasına rağmen seyahatlerini bırakmıyor tabii.
Önce Venedik'e bir seyahat gerçekleştiriyor.
Sonrasında da zamanını yine Roma ve Floransa arasında geçiriyor.
Aslında çok fazla seyahat ediyor ve tüm bu seyahatlerinde hep notlarını tutmaya başlıyor.
Roma'dayken... Kardinal Alessandro Farnese'nin evinde tarihçi Paolo Giovio ile bir yaptığı sohbet esnasında Giovio'nun ünlü sanatçılara metiyeler yazmaya başladığını ancak konuyu uzaklığı nedeniyle tamamlamaktan
çekindiğini görüyor ve bu işi üstlenmeye karar veriyor.
Zaten geçmişten beri seyahatlerinde meslektaşları hakkında notlar almış, bilgiler toplamış, çok sayıda eskiz ve desen satın almış onlardan.
Seyahatleri, eğitimleri, hamileri dolayısıyla dahil olduğu çevrelerde sanatçı da dostlar edindiğinden.
meslektaşlarının yaşamını, çalışmalarını ve onlar için anlatılanları yazıya dökmek için çalışmalara başlıyor.
Ve Nicola Bacci ile evlendiği yıl 1549'da basımına başlanıyor.
1550 yılında da en ünlü ressam, heykeltiraj ve mimarların hayatları adıyla ilk basımı yayınlanıyor.
Sonrasında kitabın ikinci basımı için daha çok bilgi toplamak amacıyla İtalya'da çok uzun bir seyahate çıkıyor ve 1568 yılında genişletilmiş ve gözden geçirilmiş ikinci baskısı.
tekrar yayınlanıyor. Bu arada kitabını en şanslı ve en mütevazı prens Cosimo de Medici'ye ifadesiyle Cosimo'ya adıyor.
Aslında bu adanış Medici'lerin sanatı olan katkılarından ve desteklerinden dolayı Vassar'ın Cosimo'ya duyduğu derin minnet hali ve hayranlığı ifade ediyor.
Zaten bununla alakalı uzun bir not da var.
Sadece böyle kısa bir adanış sunmuyor.
Böyle Cosimo'ya övgüler yağdıran bir adanışla sunuyor bunu.
Hatta Medici'lerin Yükselişi bölümünde bahsetmiştim.
Dinleyenler hatırlayacaktır belki.
Kitaptan biraz bahsedelim.
Bu arada merak edenler mutlaka okumalı bence.
Çünkü Rönesans'ın büyük sanatçılarını onlarla aynı dönemde yaşamış ve onları gözlemlemiş bir adamın gözünden görüyoruz.
Ve sadece sanatçılarını değil o dönemki Rönesans'ın ne olduğunu o dönemki sanat ortamını da gözlemleyebiliyoruz.
Ve tabii ki bu kitap ilk sanat tarihi himetli.
Yani bu yüzden bile oldukça değerli.
Kitap 3 bölümden oluşuyor.
İlk bölümde Kimo Bu ve Giotto'nun hayatları.
İkinci bölümde Uccello, Ghiberti, Masaccio, Brunelleschi, Donatello, Pieradella...
Francesca, Fra Angelico, Alberti, Filippo Lippi, Botticelli, Verrocchio ve Mantegno.
Üçüncü bölümde ise Leonardo da Vinci, Giorgione, Correggio, Raffaello, Michelangelo ve Tiziano'nun hayatları yer alıyor.
Tek seferde söylediğimi inanamıyorum bu arada.
Her bölümün ilk sayfası Vassari'nin sanatın tarihsel gelişimine ilişkin gözlem ve yorumlarıyla başlıyor.
Yani eser, biyografilerin yanı sıra bir dönemin sanatının gelişimine ve değişimine içeren geniş kapsamlı bilgiler de sunuyor.
Örneğin birinci bölümün başında yazar tüm bu sanatların eski Yunanlılar ve Romalılar tarafından geliştirildiğini, sanatçıların korunup desteklendiğini ve sanatın zirveye çıktığını ancak romanın
gerileyip çökmesi, barbar akınları ve Doğu Roma, Bizans'ın sanatta bir varlık gösterememesi sonucunda bu dönemin sona erdiğini belirtiyor.
Bu arada Vaser'in Rönesans dönemine Rönesans adını veren ilk kişi olduğunu biliyor muydunuz?
İtalyan sanatının 14.
yüzyılda başlayan ve 16.
yüzyıla kadar süren yeniden doğuşunu tamamlamak için kullanıyor bu sözcüğü.
Sanatçıların Hayat Hikayeleri kitabında özellikle Giotto'yu anlatırken rinaskita yani yeniden doğuş terimini kullanıyor.
Giotto'nun sanatta eski Yunan ve Roma döneminin klasik ideallerini canlandıran ilk sanatçı olarak öne çıktığını ve onunla birlikte ortaçağın karanlık döneminden çıkan sanatın yeniden doğduğunu vurguluyor.
Bu terimde zamanla genişletilerek İtalya'da başlayan ve tabii daha sonra tüm Avrupa'ya yayılan kültürel, sanatsal ve bilimsel yenilenme dönemini tanımlamak için kullanılmaya başlanıyor.
Vassarini'nin bu tanımlaması.
Orasındaki tarihçilerin de kabul ettiği bir kavram haline geliyor tabii ki.
Vasari kitabında sanatçıların biyografilerini ve yaşamlarını anlatırken aynı zamanda dönemin sanat anlayışını, tekniklerini ve temalarını da aktarıyor tabii ki.
Rönesans sanatının anlaşılmasına ve değerinin takdir edilmesine büyük katkıda bulunan bir sanatçı.
Kitabının basımından sonra zaman zaman Floransa'ya dönerek başta Medici'ler olmak üzere kentin önde gelen ailelerinin sarayları ve dini yapılar için resimler yapmaya devam ediyor.
Ve 300 liralık bir maaşla saray ressamlığı işini alıyor bütün bunların sonucunda.
Aslında bu iş onun için saray ressamlığından çok daha fazlası.
Medyacıların Yükselişi bölümünde de bahsetmiştim.
Vasari sarayın sadece ressamı olmuyor.
Aynı zamanda o sarayın sanat yönetmeni de oluyor.
Sanatsal kariyerinin belki de en önemli projesi olan Palazzo Vecchio'nun yani Vecchio Sarayı'nın yeniden düzenlenmesi için çalışmalara başlıyor.
Sonrasında da Uffizi Müzesi için olan yapının tasarımını ve Vecchio Sarayı ile Pitti Sarayı'nı eski bir köprü üzerinde bağlayan Vasari Koridorunu.
Ayrıca en çok etkilendiği Michelangelo'nun mezar anıtının tasarımına da katılıyor.
Palazzo Vecchio'nun içinde de önce elementler odası ardından da 10.
Leo odasının resimlerine başlıyor.
Ardından Duc Cosimo odası ve Duchess Eleonore odası ile 1562'ye kadar çalışmaya devam ediyor.
Sarayın bir ana salonu var.
Mediciler bölümünde de bahsetmiştim hatta bundan.
500'ler salonu.
Bu salonun yenilenişi ve süslemelerinde de tabii ki rol oynuyor.
Buradaki bütün freskler Vaseline'in elinden çıkıyor.
Zaten Palazzo Vecchio, Florence'da bulunan ve şehrin tarihi merkezinde yer alan oldukça önemli bir yapı.
Buradaki freskler aynı zamanda Vaseline'in...
en ünlü eserleri olarak kabul ediliyor.
Fresklerde zaten Floransa'nın tarihi figürleri, mitolojik sahneleri ve Medici ailesinin zaferleri gibi çeşitli konular ele alınıyor.
Aslında kısaca bu saraydaki fresklerin hepsi Floransa'nın tarihi, kültürel ve siyasi önemini yansıtıyor.
Ve bu freskler Palazzo Vecchio'nun iç mekanlarını süsleyerek yapıya adeta büyüleyici bir sanatsal atmosfer katıyor.
Bu arada burası günümüzde de hala bir belediye binası ve müze olarak kullanılıyor.
Belki gidenler vardır. Ve burada bulunan fresklerden ve Vecchio sarayından da yine Medicilerin Yükselişi bölümünde detaylıca bahsetmiştim.
Eğer daha fazla bilgi edinmek isterseniz ve o bölümü dinlemediyseniz dinlemenizi tavsiye ederim.
Yaşamının son 10 yılında hem Floransa dükü için hem de Roma'da Papa V.
Pius için çalışarak Papa'nın görevlendirmesiyle Vatikan'daki birkaç şapeli dekor ediyor ve bu görevle daha sonra Papa tarafından şövalyenik...
ünvanıyla ödüllendiriliyor.
Dini yapılardaki eserlerinden biri de tabi ki San Lorenzo kilisesinin ana kubbesi ve tabi yan kubbelerine yaptığı freskler.
Fresklerde dini ve mitolojik sahneler, işte azizlerin porteleri ve dönemin florensasının tarihi figürlerini resmediyor yine aynı şekilde.
Kilisenin kubbesinde bulunan fresklerde de kilisenin dini ve tarihi önemi yansıtılıyor.
Vassari 1572 yılında Palazzo Vecchio'daki 500'ler salonunu tamamladıktan 2 yıl sonra ve patronu Cosimo de' Medici'nin de ölümünden 2 ay sonra 27 Nisan 1574'te
yaşama veda ediyor.
Peki sanatçının tekniklerinden biraz bahsetmek istersek neler söyleyebiliriz?
Öncelikle Vasari'nin eserlerinde sık sık anlatıcı ve dramatik bir kompozisyon göze çarpar.
Eserlerindeki figürlerin hareketi ve düzeni.
olayların canlı bir şekilde aktarılmasına yardımcı olur.
Bu anlatıcı üslubu Vaseri'nin aynı zamanda bir tarihçi ve biyografi yazarı olarak da yeteneklerini yansıtıyor bizlere.
İsim babası olduğu Rönesans dönemi, insanı ve insan anatomisini anlamaya yönelik çok büyük bir ilgi dönemiydi.
Vaseri de bu anlamda insan merkezli bir yaklaşım benimsiyor.
Çalışmalarında figürlerin detaylı ve doğru bir şekilde tasvir edilmesi önemliydi.
Ve bu durum onun anatomik bilgileri konusundaki dikkatini gösteriyor aslında.
Vasari resimlerinde zengin ve canlı renkler kullanırken, Perspektifi de ustalıkla kullanarak derinlik ve mekansal bir algı yaratıyor.
Perspektifin etkili kullanımı sayesinde de resimlerindeki o görsel etkiyi güçlendiriyor.
Fresk ve duvar resimlerinde olduğu kadar portelerde de zaten çok yetenekli bir sanatçı.
Portelerindeki o detaylı tasvirler ve figürlerin iç dünyasını yansıtan ifadeler aslında onun porte sanatındaki başarısını da gösterir nitelikte.
Sanatçıların hayat hikayelerinde de bahsettiği gibi Vasari'ye göre sanatın kuralları vardır.
Ve ona göre ancak kurallara uygun yapılmış bir yapıt güzel olabilir.
Ve bu kurallar şöyledir.
Düzen, ölçü, yaratıcılık ve bir tasarım gücü, bir tarz.
Rönesans'ın ikinci dönemindeki sanatçıların bu ilkelere bağlı kalarak yaptıkları çalışmalarının üçüncü dönemde yer alan sanatçılar için bir yol gösterici olduğunu ifade ediyor kitabında da.
Ve kitabının en geniş bölümünde önce Leonardo da Vinci ile karşılaşıyoruz.
Sonra onu Giorgione izliyor.
ve sonrasında Correggio ve Raffaello geliyor.
Ustaların ustası olarak gördüğü bu sanatçılardan Leonardo, Vassari'nin büyük bir saygı duyduğu isim.
Onun ne kadar çok yönlü olduğunu, bilimsel ilgilerini ve sanatsal yeteneklerini hayranlıkla anlatıyor.
Ve sonrasında da Michelangelo'nun heykelleri, freskleri ve mimari projeleri hakkında yazdığı hayranlık dolu biyografisiyle de onun sanatsal ustalığının altını çiziyor.
Raffaello da Vasari'nin gözünde çok yetenekli ve çok zarif bir sanatçı.
Özellikle Vatikan'daki çalışmaları ve Meryem Ana tablolarıyla tanınan bir sanatçı zaten.
Ve Vasari onun oldukça zarif ve dengeli tarzını çok fazla övgüyle anlatıyor.
Rönesans döneminin öncüsü olarak kabul ediyor.
Ve onun döneminin diğer sanatçılarından farklı olarak perspektif ve anatomiyi daha iyi anladığına inanıyor.
Ancak bütün bu biyografilerin yanında kitabında yalnızca sanatçıları anlatıp övmüyor.
Onların hayat hikayelerini okurken Rönesans adı verilen dönemin nasıl bir dönem olduğunu görüyoruz biz.
Ve tüm çalışma... muhtemelen farkında da olmadan yeni bir disiplinin yani sanat tarihinin temellerini atmış oluyor.
Tarihçi Jakob Burckhardt, Vaserinin kitabından tam 300 yıl sonra İtalya'da Rönesans Kültürü adlı bir kitap yayınlıyor.
Ve bu kitabında ki bu arada Rönesans'ı daha iyi anlamak isterseniz kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap bu.
Bu kitabında Vaser için şu satırları yazıyor.
Eğer Giorgio Vaser'i ve son derece önemli eseri elde olmasaydı bütün modern Avrupa'da bir sanat tarihi henüz meydana gelmezdi.
Bu cümlesi aslında durumun önemini yeterince vurguluyor.
Çünkü bugün bile sanat tarihi yazımı genel olarak böyle sanatçı biyografilerine dayanıyor.
Bu durumu değiştirmek üzere girişimler var elbette.
Ancak genel kabul gören sanat tarihi anlaşı da bu şekilde.
Yani Vasari'nin bir hevesle koyulduğu bu yol.
Belki de onun hiç tahmin edemeyeceği bir yere varmış.
Bir disiplin oluşmasına ön ayak olmuş.
Vasari'nin ustaların ustası olarak bahsettiği isimlerin bulunması da bugünkü sanat tarihi anlatımı ve yazımında büyük bir şey.
büyüklük kavramının oluşmasında oldukça etkili.
Ve bunların yanı sıra Wasser'ın bir diğer hizmeti de tarihteki ilk resim akademisinin kurulmasına ön ayak olması.
Academia del Diseño.
Akademinin kurucuları arasında Cosimo de Medici ve çocukluktan beri hayran olduğu Michelangelo'da bulunuyor tabi ki.
Ve bu akademi San Luca topluluğundan kurulan sanatçılar loncasının gelişimini teşvik etme amacında ve tabi ki aynı zamanda Floransa'daki sanatsal üretimi denetler nitelikte.
Ve üyeleri çoğunlukla erkek olsa da kabul edilen ilk kadın üyesi Artemisia Gentileschi'dir.
Vasari'nin sanat çareine yaptığı katkılar, Rönesans'ın derinliklerini ve sanatçılarının ...yaşamlarını anlamamıza olanak sağlıyor aslında.
Onun yazıları sayesinde sadece büyük ustaların hayatlarını ve eserlerini değil...
...aynı zamanda dönemin ruhunu da keşfetiyoruz.
Ve onun bıraktığı miras, sanatın gücünü ve tarihin derinliklerindeki öyküleri...
...bizlere taşımaya devam ediyor.
Bir sonraki bölümde görüşene dek sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
