
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm üniversiteye hazırlanan ve güzel sanatlar okumak isteyen bütün genç arkadaşlar için. Güzel sanatlara nasıl hazırlanmalıyım? Hangi bölümler var? Sınavlar nasıl gerçekleşiyor? Bu ve buna benzer bütün soruların cevapları bu bölümde! Birazcık taktik de verdim. Keyifli dinlemeler.
Instagram Adresim: belleginlambasipodcast
Transkript
Altyazı M.K.
Bu haftaki bölümüm üniversiteli arkadaşlarıma ya da üniversiteye hazırlanan arkadaşlarıma desem daha doğru olur.
Yetenek sınavlarından bahsedeceğiz.
Özellikle güzel sanatlar okumak isteyen arkadaşlarım için faydalı bir bölüm olacağını düşünüyorum.
Önüme mikrofonumu aldım, sizinle biraz sohbet edeyim istedim.
Güzel sanatlar okumaya karar verdiniz mi?
Verdiyseniz nasıl hazırlanmanız gerekiyor?
Yetenek sınavları için neler yapmanız gerekiyor?
Nasıl bir çalışma rutini? oluşturmanız gerekiyor?
Güzel sanatlarda hangi bölümler var?
Bu bölümde her detayıyla sizlere bunlardan bahsedeceğim.
Hazırsanız hadi başlayalım.
Öncelikle bir güzel sanatlar mezunu olarak güzel sanatlarda okumak ne demek?
Bir güzel sanatlar fakültesi mezunu ne iş yapar?
Sanatçılar ya da ressamlar aç kalır mı?
Bunlardan bahsedeyim arkadaşlar.
Güzel sanatlarda okuduktan sonra yapabileceğiniz Sanatla alakalı çok çeşitli meslekler var tabii ki.
Sizin isteğinize göre bu mezun olma sürecinizde ve tabii ki okurken aklınıza zaten otomatikman şekillenecek bir olay.
Akademik mi kariyer mi yapmak istiyorsunuz?
Yoksa gerçekten biennallere, sergilere, sempozyumlara katılıp ciddi bir sanatçı mı olmak istiyorsunuz?
Yoksa sadece bir okulda öğretmen mi olmak istiyorsunuz?
Gibi gibi çok fazla çeşitli şeyler var.
Bu tamamen sizin kararınıza göre şekilleniyor.
Ve okuma sürecinizde dediğim gibi zaten okurken...
Nasıl bir şey istediğinizin farkında oluyorsunuz.
Güzel sanatlar zaten ikiye ayrılan bir fakülte aslında.
Hem eğitim fakültesi hem de güzel sanatlar fakültesi var.
Eğitim fakültesinde daha eğitim ağırlıklı dersler alıyorsunuz.
Güzel sanatlar fakültelerinde ise daha sanat ağırlıklı dersler alıyorsunuz.
Daha uygulamalı, daha teorik, daha sanatçı gibi yetiştirilen bir fakültede okumuş oluyorsunuz.
En azından ben böyle düşünüyorum.
Şimdi başa dönelim. Üniversite sınavına girdiniz.
Evet, yetenek sınavlarından önce bir üniversite sınavına girmeniz gerekiyor.
Üniversite sınavına girmeden yetenek sınavlarına alınmıyorsunuz.
Üniversite sınavına giriyorsunuz.
Belli bir puan çekmeniz gerekiyor.
Genelde bu baraj puanı oluyor zaten.
Benim zamanımda bu yani 2013 yılında 180 dibaraş puanı.
Bunun üzerinde ne kadar yüksek puan alırsanız sınavlarda da aslında bir o kadar avantaj sağlamış oluyorsunuz kendinize.
Yani işte ben nasıl olsa yetenek sınavlarına gireceğim deyip üniversite sınavlarını sakın boşlamayın.
İlk olarak tavsiyem bu olacaktır.
Üniversite sınavına girdikten sonra belli bir puan da aldınız diyelim.
Yetenek sınavlarına başvuruyorsunuz.
Öncelikle her üniversitenin yetenek sınav başvurusu farklı.
Ve yaz döneminde farklı tarihlerde yapılıyor.
Genellikle girmek istediğiniz birden fazla üniversite olabilir.
Eğer sınav tarihleri çakışmıyorsa birden fazla üniversiteye girerek tecrübe edin derim.
Hatta şöyle de bir şey yapabilirsiniz.
Girmeyi çok istediğiniz bir üniversite var diyelim.
Girmeyi hiç istemediğiniz ya da aklınıza gelmeyen bir üniversitenin eğer sınav tarihi çakışmıyorsa ona girip kendinizi test edin derim.
Ne kadar çok yetenek sınavı tecrübeniz olursa o kadar çok şansınız artar aslında.
Çünkü deneyimlemiş oluyorsunuz yetenek sınavlarını.
Nasıl bir yol izleniyor?
Sınavlar nasıl bir ortamda gerçekleştiriliyor?
Neler soruluyor?
Bunlar çok önemli. O yüzden imkanınız varsa yaşadığınız yere yakın yerlere bir deneyebilirsiniz derim.
Kazanıp kazanmamanız hiç önemli değil.
Unutmayın sadece kendinizi denemek amaçlı giriyorsunuz.
Yetenek sınav başvurusunda sizden bir tercih yapmanız isteniyor.
Üniversitenin bünyesinde hangi bölümler varsa ona göre 3 tane ya da birden fazla ne kadar bölüm sunuyorlarsa size tercihinizi yapabilirsiniz.
Size burada bir tavsiye daha vereyim.
İlk tercihinizi hiçbir zaman ilk sıraya yazmayın.
İkinci ya da üçüncü sıraya yazın.
Örneğin heykel bölümünde okumak istiyorsunuz.
Heykeli birinci sıraya yazmayın.
İkinci ya da üçüncü sıraya yazın.
Resim bölümünde okumak istiyorsanız da aynı şekilde yapabilirsiniz.
Genellikle insanlar daha kolay olduğunu düşündüğü için herhalde bilmiyorum.
Resim bölümünü tercih ediyor ya da grafik bölümünü tercih ediyor.
Heykel bölümünü çok fazla kişi tercih etmiyordu benim zamanımda.
Heykel bölümünü o yüzden ilk sıraya yazın az tercihinizde ise.
Zaten çok fazla bölüm var.
Ve her üniversitenin kendi bölümleri farklıdır, kendi atölyeleri farklıdır.
Örneğin bir üniversitede moda tasarım yoktur, diğer üniversitede vardır.
Tamamen istediğiniz bölüm odaklı çalışın.
Burada ne demek istiyorum? Örneğin bazı üniversiteler sizden portfolyonuzu isteyebiliyor.
Moda tasarım bölümüne gitmek istiyorsunuz diyelim.
Moda tasarımla ilgili çizimler yapın.
Bunları portfolyonuza ekleyin.
Onlar çok kıymetli ve inanın ileride de işinize yarayacak şeyler.
Örneğin resim bölümüne gitmek istiyorsunuz.
Çizdiğiniz bütün resimleri portfolyonuza ekleyin.
Ama dediğim gibi her üniversite istemiyor.
Sınav başvurularında bunları isteyip istemediğini zaten siz görebiliyorsunuz.
Bölümünüzü seçtiniz diyelim.
Sınava hazırlanacaksınız.
Nasıl hazırlanmalısınız ve bu sınavlar nasıl gerçekleşiyor?
Hemen bunu atlayalım. Öncelikle çoğu üniversite sınavlarını iki aşamalı yapıyor mülakat dışında.
Birinci aşama desen sınavı, ikinci aşama imgesal sınavı.
Desen sınavında sizden bir model çizmeniz bekleniyor.
Oturan bir model olabilir, ayakta bir model olabilir.
İnsan anatomisini en doğru nasıl çözümleyebiliyorsunuz?
Bunu gözlemlemek istiyorlar aslında, bu çok önemli.
O yüzden bol bol model çalışın ama oralara geleceğim, oraları da anlatacağım.
İkinci aşama imgesal sınavı.
İmgesal sınavlarında aslında sizlerin yaratıcılığını ölçüyorlar.
Nasıl bir hayal gücüne sahipsiniz ve size verilen konuyu en yaratıcı şekilde nasıl aktarıyorsunuz bunlara bakıyorlar.
Örneğin benim girdiğim üniversitede sorulan soru 10 dakika önce olmuş bir trafik kazasını 3.
kattan bakarak resmedindi.
Burada endişelenmeyin bu arada zor gibi görünüyor ama aslında değil.
Perspektifi... Nasıl biliyorsunuz?
Ne kadar iyi biliyorsunuz? Olaylara bakış açınız nasıl?
Burada bu devreye giriyor aslında.
O yüzden çok önemli. Bol bol imgesel de çalışmanız gerekecek.
Oraları da anlatacağım. Mülakatta da bahsettiğim gibi portfolyolarınızı istiyorlar.
Ya da neden o üniversitede okumak istediğinizi seçiyorlar.
O yüzden ufak bir araştırma yapın girdiğiniz üniversitelerde.
Eğer mülakat sınavı varsa.
Hocaları biraz tanıyın, takip edin.
Hocalar nasıl işler yapmış?
Ya da hocalar geleneksel tarza mı yöneliyor?
Daha böyle çağdaş sanata mı yöneliyor?
Tarzları nasıl? Bunları biraz inceleyin.
Hatta ufak bitiyor. Göz boyamak için onların tarzında birkaç böyle çalışma yapabilirsiniz.
Hoşlarına gidecektir. Onları tanımanız onların açısından çok daha iyi.
Bir puan bence sizi öneri çıkartır.
En azından ben tecrübelerime dayanarak bunu gördüm.
Eğer girmek istediğiniz, üniversiteyi yaşadığınız şehirdeyse gidin derslerine bir dahil olun.
Hocalardan izin alın. Ben bu üniversitede okumak istiyorum.
Sizleri tanıyabilir miyim?
Derslerinize misafir öğrenci olarak gidebilir miyim?
deyin. Ve gerçekten çekinmeyin arkadaşlar.
Bunun sınavda size çok büyük faydası olacak.
Hocaları önceden tanımak, hocaların sizi önceden tanıması aslında sizi ufak da olsa bir avantaj sağlayacak.
Hem de derslerin nasıl bir ortamda gerçekleştiğini, hocaların nasıl ders işlediğini, derslerin içeriklerini yakından tanımış oluyorsunuz.
Sizin için bir ön hazırlık oluyor.
Bu yüzden gerçekten çekinmeyin.
Gidin üniversiteye. Çünkü belki tanıştığınız hoca yetenek sınavlarında jüri üyesi olarak görev almış olabilir.
Bu öğrenci geldi işte istekle derslere de katıldı.
Çizimleri de iyi. Ben bu öğrenciyi neden almayayım diye bir soru işareti oluşturabilirsiniz hocaların kafasında.
Bütün bunları yaptınız ama hangi bölümde okuyacağınıza karar veremediniz diyelim.
Önünüze bir çizelge alın ve bölümleri sırasıyla yazın.
En çok istediğiniz üç bölümü yazın atıyorum.
Resim, heykel, grafik genellikle en popüler bölümler zaten bunlar.
Heykel alanı mesleklerini biraz araştırın.
Size uygun bir şey var mı?
Aynı şekilde resim ve grafik için de öyle.
Bu alanları bir güzel araştırın.
Ben bu bölümden mezun oldum diyelim.
Neler yapabilirim?
Ya da hangi meslek bana daha uygun?
Bunun bir araştırmasına girin.
Bölümden siz ne bekliyorsunuz?
Bu bölüm size neler kazandırabilir?
Sizden neler alabilir?
Hepsine... Artıları ile eksileri ile kıyaslayın ve araştırın.
Ondan sonra bölümünüze karar verdiniz diyelim.
İşte ben atıyorum resim bölümü üzerine akademik bir kariyer yapmak istiyorum diyelim.
Üniversite sınavı için nasıl bir çalışma?
Üniversite sınavı için nasıl hazırlanmam gerekiyor?
Yani bu yetenek sınavlarına benim nasıl hazırlanmam gerekiyor?
Öncelikle şehrinizde yetenek sınavı veren kurslar illaki vardır.
Bunları bir araştırın derim.
Bunlar sizin eğitim sürecinizde yani güzel sanatlara hazırlık sürecinizde sizi çok güzel eğitecek olan kurslar.
En azından canlı model bulmak açısından paha biçilemezdir.
Hocaların da yetenek sınavı tecrübeleri olduğu ve yıllardır öğrencileri yetenek sınavlarını hazırladığı için sizin için de faydalı olacaktır.
Yaşadığınız şehirde yetenek sınavlarını hazırlık yerleri veren kursları bir araştırın.
Daha detaylı bir düşüncedeyseniz kurslara teker teker gidin, hocalarla görüşün.
Nasıl bir sınav hazırlık sürecinden geçiriyor öğrencileri?
Nasıl çalıştırıyorlar? Çık!
Çalıştırma şekilleri ve tarzları ne?
Bunları sorgulayın. Onlar sizi çok doğru bir şekilde yönlendirecektir ben eminim.
Ama diyelim ya ben kursa gitmek istemiyorum ama güzel saatlerde okumak istiyorum.
Evde kendim çalışamaz mıyım diyenlerdenseniz.
Kesinlikle bir kursa gitmenize gerek yok bunun için.
Ama disiplinli bir şekilde çalışma programı hazırlamanız gerekiyor kendinize.
Bunu yapmak için de kendinize bir çalışma rutini hazırlayın.
Bir ajanda alın ya da bir çizelge hazırlayın kendinize bilgisayar ortamında veya deftere hiç fark etmez.
Bir ders programı gibi düşünün bunu ve bölümleri ayırın.
İşte şu gün imgesel çalışacağım.
Bugün desen çalışacağım.
Bugün işte desende anatomi çalışacağım.
Perspektif çalışacağım.
Işık ve gölge çalışacağım.
Önce bunları yazın.
Yani imgesel deyip de sadece böyle o başlıkta kalmasın.
O başlığın detaylarına inin.
İmgesel çalışacaksınız ama ne çalışacaksınız?
Kendinize önce konular verin.
Başta çizemiyor gibi görünebilirsiniz eğer hiç çizim bilginiz yoksa.
Ama inanın pes etmeyin.
Ne kadar çok çizim yaparsanız o kadar çok kendinizi geliştirirsiniz.
Çünkü el biraz bu konuda nankördür.
Çizim yapmadıkça geriler.
Çizim yaptıkça da eliniz tecrübe kazanır aslında.
Hemen... Daha kolay çizimlere yatkın hale gelir.
Ve oluşturduğunuz bu çalışma rutininden gerçekten sapmayın arkadaşlar.
Düzenli ve disiplinli bir şekilde, verimli bir şekilde çalışın.
Şunu demek istemiyorum.
Sabahtan akşama kadar çizimler yapın.
Hayır, bence bu konuda kendinizi zorlamayın.
Günü belli saatlere bölün.
Örneğin sabah kahvaltıdan sonra 2 saat desen çizimi yapın.
Öğleden sonra 2 saat daha.
Biraz ara verin çıkın bir kahve için.
Akşama doğru 2 saat daha çizim yapın.
Verimli çalışın. Demek istediğim şey bu.
Kendinizi de sıkmayın.
Verimli çalışın derken şunu kastediyorum bu arada.
İnsanlar sabahtan akşama kadar da çizim yapıyor ve bir noktada bunun da faydası olabilir belki ama insanın kendini bu kadar sıkmaya hakkı yok diye düşünüyorum en azından psikolojik olarak.
Verimli çalışın çünkü avantajınız eğer hiç çizim bilmiyorsanız diğer insanlara kıyasla biraz daha az olacaktır.
Güzel Sanatlar Lisesi mezunu değilseniz Güzel Sanatlar Lisesi mezunlarına karşı avantajınız biraz daha düşük.
Çünkü onlar zaten yetenek sınavlarına daha önce girdi ve Güzel Sanatlar Liselerindeki eğitim hayatları boyunca da bu çizimlere aşinalar.
O yüzden sizin de onlara yetişebilmeniz için bu disiplini, bu çalışmayı ve bu özveriyi yakalamanız gerekiyor.
En az onlar kadar çizim ve teknik bilginizin olması gerekiyor.
Kendinizi sıkıştırmayın ve dediğim gibi günlük çalışma rutininizi asla bozmayın.
Mesela canlı model bulamıyorum, nereden çizeceğim ben derseniz gidin parklara, dışarıya çıkın.
Rica edin insanlardan, ben Güzel Santlar yetenek sınavına hazırlanıyorum.
Size otururken resmedebilir miyim diyebilirsiniz.
Otururken hızlı hızlı böyle çizimler yapın.
Bunlar elinize alıştırması için size çok faydalı olacaktır.
Ya da parklarda böyle oynayan insanları çizin.
Hiçbir şey bulamıyorsanız evdeki ebeveynlerinizden, kardeşlerinizden...
Sizin karşınızda böyle yarım saat, bir saat hatta bir saat bile fazla olur belki yarım saat durması için rica edin.
Güzel sanatlar sınavlarında size verilen süre genelde bir saat ya da iki saat olabiliyor.
O yüzden hızlı çizimler yapmaya kendinizi alıştırın.
Youtube'da bununla alakalı çok eğitici videolar var.
Model çizmeye nereden başlamalıyım?
Nasıl ölçü alabilirim?
Modelin ölçüsünü nasıl alıp kağıdıma aktarabilirim?
Işık ve gölgeyi oraya nasıl verebilirim?
Çizimleri nasıl yapabilirim?
En temelden en ileri seviyeye kadar videolar var.
Bunlar oldukça işiniz görecektir diye düşünüyorum.
Alın bunları kendi çizimlerinize uyarlayın.
Bunları kendi çizimlerinizin üzerinde deneyin.
Skeç defteri alın kendinize.
Güzel böyle kalemleri alın.
Biraz sizin motivasyonunuzu arttırsın.
Ve gerçekten bunu hiç yanınızdan ayırmayın.
Gittiğiniz her mekanı, aklınıza gelen her konuyu...
Anında resmedin, kaçırmayın o içinizdeki ilhamı.
Bunun bana ne gibi bir faydası olacak, şimdi çizim yapsam ne olur, yapmasam ne olur diye düşünmeyin.
Gerçekten her vaktinizi verimli bir şekilde değerlendirin.
Örneğin ben eskiden müzelere giderdim ve gittiğim müzelerdeki heykellerin resimlerini böyle yanımda taşıdığım küçük deftere çizerdim.
Beni çizim konusunda gerçekten geliştirmişti bu durum.
Siz de bunu deneyebilirsiniz.
Yakınızdaki bir müzeye gidip...
Oradaki heykelleri görevlerden rica edip çizebilirsiniz.
Ki rica etmenize bile gerek yok.
Yani çizim serbest bu konuda herhangi bir yasakları bulunmuyor.
Ki çok fazla çizen insan var.
Ben çok görüyordum karşılarına geçip çizim yapanı.
Emin olun sizi çok geliştiren bir süreç olacak.
Yani hem müze gezmiş olacaksınız hem de çizim yapmış olacaksınız.
Çok kaliteli vakit geçirmiş olacaksınız.
Takın kulaklarınızı. Geçin müzede seçtiğiniz bir heykelin karşısına.
Hızlı hızlı çizimler yapın.
Model odaklı çalışın bir süre.
Çünkü dediğim gibi ilk aşama canlı modelden oluşuyor.
İkinci aşama imgesel modelden oluşuyor.
İmgesel için çıkmış konulara bakın.
Daha önce üniversiteler nasıl sorular sormuşlar, hangi konuları vermişler.
Benim girdiğim başka bir üniversitenin sınavında çizim odasında otururken, yani yetenek sınavlarının yapıldığı bir...
Odada otururken, üniversitenin yemekhanesiydi bu galiba.
İçeri beş tane canlı model girdi ve aralardan geçerek öğrencilere bakarak yürüyüp gitti.
Kimse bu giren canlı modellerin sınav konusu olduğunu anlamadı bile.
Kimse etrafına ya da onlara bakmadı.
Ben de içeri girdiklerinde ya alıştırma olsun şöyle bir karalayayım dedim kağıdıma ve gerçekten çizmeye başladım onlarda ulaşırlarken.
Sonra onlar odadan çıktı ve içeri sınav görevlisi geldi.
Az önce içeri giren 5 adet canlı modeli hatırladığınız kadarıyla fiziksel özelliklerine bakarak örneğin şapka mı takıyor, gözlük mü takıyor, ceket mi giymiş, tişört mü giymiş bakarak bunları çizin dedi.
Ve herkes şok oldu çünkü kimse dönüp bakmamıştı bile ama bakanlar da vardı tabii ki benim gibi.
Ben de onlar gibi bir avantaj elde etmiştim çünkü alıştırma olsun diye onları çizmeye hemen onlara böyle işte şapkası varsa şapka taktım, gözlüğü varsa gözlük taktım.
Benim için çok... İyi bir alıştırma olmuştu ve zaten sınav konusu da bu olduğu için bana fazlasıyla fayda sağlamıştı.
Algınız çok açık olsun bu tarz yerlerde çünkü sınavın ne olacağı hiçbir şekilde bilinmiyor.
Sınav konusu size o an veriliyor.
Siz sınav esnasında bir fanustan kağıt içerisinde de konunuzu çekebiliyorsunuz.
Öğretmenler de size toplu bir şekilde konu verebiliyor.
Her üniversite farklı soruyor dediğim gibi ama bu konuda ayık olmanız ve algınızın açık olması.
Çok ama çok önemli. Çıkmış konulara bakmanız da önemli.
Çünkü üniversiteler bazen gerçekten birbirlerinin çıkmış konularını alıp sorabiliyor.
İşte yol temalı, yolculuk temalı ya da bir anne çocuk ilişkisi temalı atıyorum.
Dağcılık temalı, tırmanış temalı, yüzme temalı.
Yani bütün konularla alakalı bir çizim deneyiminizin olması gerekiyor bence.
Bütün konuları deneyimliyin.
Size atıp işte her şeyin aklınıza gelen her şeyin resmini çizin demiyorum.
Ama çıkmış konularla alakalı farklı farklı çizimler yapmanız önemli.
Ve bu konuda da bir tavsiye.
Atıyorum size tema bir konu verildi.
Atıyorum size sınavın konusu verildi.
Yolculuk temalı bir konu.
Bunu en basit haliyle işte arabada giden bir aile şeklinde düşünmeyin.
En yaratıcı şekilde, en uç şekilde düşünün.
Yani o an aşırı fantastik bir şey bile çizebilirsiniz.
Yaratıcı düşünmek çünkü sizi diğerlerinden öne geçirecek.
O yüzden aklınıza gelen ilk şeyi kesinlikle yapmayın.
Size verilen konuları ya da sizin daha önce çıkmış sorularda bulduğunuz konuları farklı bir şekilde, yaratıcı bir şekilde çizmeniz çok çok önemli.
Dediğim gibi bu kısımda imgesel yani hayalden çizim kısmında sizin tamamen yaratıcılığınız seslediyor.
O yüzden yaratıcılığınızı konuşturun arkadaşlar.
Çok uç şeyler çizin. Gerçekten olmayacak şeyler bile çizebilirsiniz.
Hiç önemli değil. Burada önemli olan şey zaten sizin yaratıcılığınız ve doğru çizebilme yeteneğiniz.
Doğru çizebilmekten kastım ne?
Atıyorum size bir konu verildi.
Bir yolculuk ve artı 3 insan, 3 figür çizmeniz isteniyor.
Klasik bir şeye yönelmeyin.
Farklı şeyler düşünün. İşte yolculuk derken arabayı kastetmiyor da olabilir.
Ya da siz arabayı düşünmüyor da olabilirsiniz.
Ki bence düşünmeyin. Daha farklı şeylere yönelin.
İşte Alpler'de tur atan ne bileyim mültecileri çizin.
Bohem yaşamı seçen, motorla Bali'de gezen insanları çizin.
Ama bunu aktarırken bulunduğunuz ortama yani aklınızda oluşan ortama uygun bir perspektif açısı seçin.
Atıyorum o olaya yukarıdan mı bakıyorsunuz, aşağıdan mı bakıyorsunuz?
Çizdiğiniz figürler perspektife uygun mu?
Bunları bir sorun kendinize, bunları çalışın.
Çünkü kağıdın her alanını en verimli şekilde kullanmanız gerekiyor.
Size verilen kağıtlar genelde imgeselde 35'e 50 olabiliyor.
Desen sınavında ise 50'ye 70 olabiliyor.
Ama artık büyük de sorabiliyorlar.
Hiç problem olmayabiliyor.
Yani 50'ye 70 bir kağıda imgesel çizmenizi de isteyebiliyor.
Ve tamamen yarım yamalak değil, tonlamalı bir şekilde, ışığını, gölgesini vermiş bir şekilde bitirmeniz gerekiyor bu imgesel sınavını.
O yüzden kağıdınızı en verimli şekilde kullanmayı da öğrenin.
Kağıdınızda böyle anlamsız boşluklar bırakmayın.
O boşlukları mutlaka doldurun.
Çünkü boş bir kağıt, dolmamış bir kağıt jüri üyelerine maalesef yarım görünebiliyor ve hemen o resmi eleyebiliyorlar.
Çünkü jüri üyeleri resimleri değerlendirirken odalarında yerlere koyuyorlar ve en göze çarpanları, en yaratıcı olanları kenara ayırıyorlar.
Eğer sizin de çiziminiz bu duruma uyuyorsa sizinkini de kazananlar arasında koyabilirler.
O yüzden çok iyi değerlendirmeniz gerekiyor.
Özellikle imgesel çizimlerinizi.
Zaten desen sınavından bir puan alıyorsunuz diyelim.
Düşük bir puan aldınız diyelim.
İmgesel sınavında daha fazla gayret göstermeniz gerekiyor.
İmgesel sınavında da...
Birazcık düşük bir puan aldınız ama sınavı geçtiniz diyelim.
Kazandınız değil bakın sınavı geçtiniz.
Eğer üniversite puanınız yüksekse zaten sizi bu durum ön plana taşıyor.
Yani diğerlerinden üniversite puanınız sayesinde daha fazla avantajlı oluyorsunuz.
O yüzden üniversite sınavınızda nasılsa ben güzel sanatlar okuyacağım diyerek boşlamayın.
Peki Eda ben girdim ama kazanamadım.
Ne yapacağım? Açıkta kaldım.
Böyle düşünmeyin arkadaşlar. Siz bir seneyi kendi hayatınızda bir kayıp olarak görüyor olabilirsiniz ama bu bir sene sizin çok daha verimli, çok daha yapıcı bir şekilde çalışmanız için size tanınan bir şans da olabilir.
Ki ben ilk sene bir üniversiteyi kazandım.
Üniversiteye gittim ama memnun kalmadığım için bir sene tekrar çalışmak durumunda kaldım.
Bu bir sene benden çok bir şey kaybetmedi.
Üniversiteye bir sene daha geç gitmiş oldum.
Yani aç kalmadım, açıkta kalmadım, ölmedim de.
O yüzden... İlk sene kazanamadığım işte bu canım çok sıkkın, hayatımın sonu, geleceğim ne olacak diye düşünmeyin.
Kendinizi hep pozitif bir şekilde şartlandırın.
Atıyorum birden fazla yetenek sınavına girdiniz ama istemediğiniz bir üniversiteyi kazandınız ve istemediğiniz bir bölüm geldi.
Gidip kayıt yaptırabilirsiniz açıkta kalmamak için.
Daha sonra dikey geçiş sınavları ile beraber istediğiniz üniversiteye eğer açıkta kontenjan varsa sınavla geçiş yapabilirsiniz.
Bu da bir yöntem. O yüzden verimli çalışın ve hiçbir zaman en kötüyü düşünmeyin.
Kendinizi hep kazanmaya odaklayın.
Rezonans kanunu unutmayın.
Evrene neyi verirseniz onu alırsınız.
Ama şu demek değil işte oturduğunuz yerden ben hiç çalışmıyorum ama güzel sanatları kazanacağıma eminim demek değil.
Başarılı olmak istiyorsanız, sınavları geçmek, kazanmak istiyorsanız bu konular hakkında araştırma yapıp çalışmaya başlamanız gerekiyor.
Bunun başka bir açıklaması ya da başka bir yöntemi maalesef.
Yok. Peki Eda ben çok iyi çalıştım ve iki üniversite kazandım.
Ne yapacağım? Öncelikle ne mutlu size.
Eğer istediğiniz üniversitelerse ikisinden birine kayıt yaptırabilirsiniz.
Hangi üniversiteyi istiyorsanız ve bölümlere göre değerlendirebilirsiniz.
Diyelim bölüm konusunda da kararsız kaldınız.
Üniversitenin hocalarına göre değerlendirebilirsiniz.
O üniversitede kaç tane profesör var?
Hocalar alanında gerçekten iyi mi?
Ki ben üniversite sınavına girdiğimde gerçekten üniversitelerin hocalarını araştırmıştım.
Atıyorum iki üniversitede kazandınız.
Bir bölümde bir tane profesör var, bir bölümde üç tane profesör var.
Tabii ki üç tane profesörün olduğu bölümü seçerdim.
Bence siz de bu yoldan ilerleyebilirsiniz.
Hocaların nitelikleri, nicelikleri, misyonları ve vizyonları bu konuda çok önemli.
Kazandıktan sonra ya da kazanmadan önce zaten bu hocalarla tanıştıysanız eğitim hayatınız boyunca da bu hocalar sizin hep yanınızda olacaktır.
Ben inanıyorum. Peki Eda, ben Güzel Sanatlar Lisesi mezunu değilim ama çok iyi bir şekilde Güzel Sanatlar Fakültesi sınavlarına hazırlandım.
Kazanacağımı inanıyordum ve kazandım da.
Üniversite için nasıl bir hazırlık yapabilirim?
Nelere çalışabilirim?
Öncelikle hiç sanatla alakalı bir geçmişiniz yoksa...
İlk olarak sanat tarihinde çalışmaya başlayabilirsiniz.
Bu size bölüm içerisindeki teorik derslerde oldukça fayda sağlayacaktır.
Sanat akımlarını, sanatsal dönemleri ve bu dönemlerin birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyebilirsiniz.
Derslerde de sizi hep bir tık öne çıkartacaktır.
Bölümün derslerini inceleyebilirsiniz.
Bölüm içerisinde nasıl bir ders programı var ve bu ders programına göre bir ön hazırlık yapabilirsiniz.
Örneğin estetik dersi varsa...
Ya da örneğin sanat felsefesi dersi varsa bununla ilgili kitaplar alıp edinip okuyabilirsiniz.
Bunlar da size eğitim öğretim hayatı boyunca katkı sağlayacaktır.
Çünkü sanat bölümünde okuyasanız sanat tarihi bilmemeniz, estetiği, sanat felsefesini bilmemeniz çok büyük bir eksiklik.
Evet okulda öğreneceksiniz ama unutmayın hocalar her zaman her şeyi öğretmez.
Bu biraz sizin kendi çabanızla öğrenebileceğiniz bir şey.
O yüzden bununla alakalı yayınlanmış makaleleri hatta diyelim kazandığınız üniversitedeki bir hocanızın, dersinize giren bir hocanın makalesini buldunuz.
Bunları alıp inceleyebilirsiniz.
Bunlar da size derslerde katkı sağlar ve hatta atıyorum bir makale yazmanız istendi teorik derslerinizden birinde ve hocanızın makalesiyle de ilişkili.
Buna örnek gösterebilirsiniz.
Hocalarınızın çok hoşuna gidecektir.
Sanatla alakalı dergileri, sanatla alakalı sosyal medya platformlarını...
Sergileri, biennalleri yakından inceleyebilirsiniz.
Artık sanat bölümü öğrencisiyseniz bu bölümle alakalı belli bir sanat vizyonuna sahip olmanız gerekiyor.
Ve bu vizyonda maalesef, maalesef demeyelim de bol bol sergi gezerek, eser incelemeleri yaparak, ressamları sanatçılara araştırarak gerçekleşebilecek bir şey.
Çağdaş sanat günümüzde malum çok farklı yerlere evriliyor.
Bunları bir algılamaya, bir anlamaya çalışın.
Sanat tarihini ince aklımıza sadece Rönesans dönemi eserleri gelmemeli ya da sadece 20.
yüzyıl sanatçıların eserleri gelmemeli.
Artık günümüzde de çok değerli sanatçılar var.
Bunları yakından takip etmeniz size gerçekten çok büyük avantaj sağlayacaktır.
Derslerinizde de derse ilgili verilen vize ve final ödevlerinde de size ilham verecektir.
Hem de bütün bunların ufak bir zaman ayırarak araştırmasını yapmak eğitim hayatınızda size gerçekten çok büyük bir şekilde destek sağlayacaktır.
Umarım bu bölümde güzel sanatları hazırlıkla alakalı aklınızda bulunan bütün soruları giderebilmişimdir.
Eğer ekstra sorunlarınız olursa açıklama kısmındaki Instagram adresinden bana ulaşıp dilediğinizi sorabilirsiniz.
Her daim yanınızdayım.
Hepinize eğitim öğretim hayatlarınızda başarılar diliyorum.
Umarım her şey gördüğünüzce olur.
Disiplinli bir şekilde çalışmaktan asla vazgeçmeyin arkadaşlar.
Sanat bölümünde okumak gerçekten bence çok büyük bir avantaj ve çok büyük bir keyif.
Çünkü yaptığınız iş tamamen sanatla alakalı.
Yani daha ne olsun. O yüzden verimli bir şekilde çalışın.
Disiplinli bir şekilde çalışın.
Tembellik yapmayın. Yani arada yapın ama sürekli yapmayın.
Ve gerçekten pes etmeyin.
Dediğim gibi merak ettiğiniz şeyler varsa bu alanla alakalı ve ekstra sorularınız olursa bana ulaşmaktan çekinmeyin.
Kendinize güzel bakın. Bol bol çizim yapın.
Ve sanatla kalın.
Hoşçakalın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
