
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Geleceğin sanatı nasıl olacak? Yapay zeka ile sanat üretimi nasıl gerçekleşiyor? Teknolojinin sanat üzerindeki etkilerini Refik Anadol’un eserleri üzerinden inceliyoruz.
Refik Anadol'un Eserleri:
Yapı Kredi Kültür Merkezi çalışması için:
https://refikanadol.com/works/augmented-structures-v1-0/
Yaşayan Mimari: Casa Battlo çalışması için:
https://refikanadol.com/works/living-architecture-casa-batllo/
The Ather Project çalışması için:
https://refikanadol.com/works/the-aether-project/
Walt Disney Konser Salonu çalışması için:
https://refikanadol.com/works/wdch-dreams/
Boston Rüzgarı çalışması için:
https://refikanadol.com/works/wind-of-boston-data-paintings/
Eriyen Hatıralar çalışması için:
https://refikanadol.com/works/melting-memories/
Alkazar Rüyası çalışması için:
https://www.youtube.com/watch?v=I6uPFu1FFaQ&ab_channel=HOPEAlkazar
Refik Anadol’un diğer çalışmaları için:
https://refikanadol.com/
Transkript
Sanat nereye evriliyor?
Dijital sanat gerçekten sanat mı ya da yapay zeka sanatçı sayılıyor mu?
Bu ve bunun gibi soruların cevaplarını bu bölümde Refik Anadolu'nun eserleri üzerinden inceleyeceğiz.
Belleğin Lambası''na hoş geldiniz.
Ben Eda. Hazırsanız hadi başlayalım.
Teknoloji dediğimiz canavar içinde yaşadığımız dünyayı her geçen gün yeniden geliştiriyor ve şekillendiriyor arkadaşlar.
Bunu hepimiz ellerimizdeki akıllı telefonlardan çok net bir şekilde şahit oluyoruz zaten.
Çünkü malum teknoloji çağında yaşıyoruz ve bu teknoloji sayesinde sanat gibi, sanat kavramı gibi yönelimlerde gittikçe bir değişime ve gelişime uğruyor.
Geçmişten günümüze bunun izlerini zaten çok net bir şekilde görür olduk.
Sanatçılar geleneksellikten sıyrılıp...
bambaşka tekniklerle yenilik getirdiler.
Hepsi de eleştiriye uğradı.
Bu bir gerçek. Sanatın içeriği nasıl bir değişime uğradıysa doğal olarak kullanılan malzemeler de bir değişime uğradı.
Marcel Duchamp'ın meşhur pisuvarı gibi sanatta malzeme kullanımları da geleneksellikten sıyrıldı.
Sanatçılar bir sanat eseri üretimini tuval ve boyayla sınırlı tutmadılar.
Sanatın sadece bunlardan ibaret olmadığını bizlere gösterdiler.
Özellikle de 20. yüzyıl sanatçıları ve günümüz sanatçıları.
Sanat dinsel konuları, mitolojik konuları ve burjuva sınavını içeren resimlerden ibaretken günümüze yaklaştıkça fikir olarak sanatın önemi yatsınamaz bir hale geldi.
Üretim kısmı elbette önemliydi ancak ortaya koyulacak üretimi destekleyebilecek bir fikir yoksa yapılan üretimin de pek bir anlamı olmayacaktı doğal olarak.
Geleneksellikten ayrılma noktası böylece fikirsel olarak da gerçekleşmiş oldu.
Sadece malzeme olarak değil.
Zaman geçtikçe bu malzemeler teknolojinin Düşünsenize akıllı telefonların olmadığı zaman da insanlar bir eseri görebilmek için eserin sergilendiği mekanlara giderdi.
Şimdi Instagram sayesinde dünyanın her yerindeki eserleri tek tıkla görebiliyoruz.
Galerileri veya müzeleri gezebiliyoruz.
Yani pandemi döneminde hangimiz online müze gezmedik ki?
Sanatçılar artık bundan yola çıkarak sergilerini dahi...
online platformlarda sunmaya başladılar.
Söylediklerimi bir düşünün.
Sanatın fikri değişti.
Sanatın malzemesi değişti.
üretimi değişti ve sanatın sergilendiği, insanlara sunulduğu platformlar değişti.
NFT dediğimiz canavarla birlikte sanatın varoluşu bile değişti.
Zaten sanat dünyasında teknoloji ancak sanatçının elinde anlam kazanır ve sanata dönüşebilirdi.
Ve bu konuda alanında uzman kişiler de bu yola başvurmaktan çekinmedi.
Dijital sanatın o estetik dilinin içinde sanatın birçok formu barındırdığını görüyoruz.
Sadece resim gibi iki boy çizimler olarak düşünmeyin bunu.
gibi üç boy üretimler bile artık telefonumuzun arttırılmış gerçeklik özelliği sayesinde odamıza taşınabiliyor.
Onlara dokunamasak bile onları görebiliyor ve bir nesne olarak onları kavrayabiliyoruz.
Neredeyse 60'lı yıllardan beri teknolojinin var olduğu medya sanatı olarak bildiğimiz işte bilgisayar prodüksiyonları, video sanatları, bilgisayar tabanlı tasarım uygulamaları, sanal gerçeklik, sinema sektörü
gibi varlığını sürdüren bu üretim alanları teknolojiyi, yaratıcı süreç ve üretimin önemli birer parçası olarak ele alıyor ve teknolojiyle besleniyor.
Türkiye'de teknoloji ve sanat deyince de hepimizin aklına tek bir isim geliyor.
Refik Anadolu. Bilmeyenler için kendisi müthiş bir yeni medya sanatçısı.
Mimariyi ve medya sanatlarını, medya sanatı derken örneğin çeşitli programlar aracılığıyla üretilen dijital eserler olarak düşünebilirsiniz bunu.
İşte bu mimariyi ve medya sanatlarını veri, bilimi ve yapay zeka ile buluşturan çalışmalar üretmesiyle tanınan bir sanatçı.
Hatta dünya... Instagram'daki yapay zeka sanatının başlamasına ve gelişmesine katkı sağlayan sanatçılardan birisidir desem abartmış olmam.
Instagram'da görsellerine denk gelmişsinizdir.
Duvar boyundaki dev ekranlarda hareket eden birbirinden farklı eserleri üretiyor.
Hatta benim en favorim olan, en aşık olduğum Gaudi'nin meşhur eseri Casa Batyo'yu temel aldığı Yaşayan Mimariler NFT serisi.
Işığı, müziği ve kendi ürettiği görselleri kullanarak izleyiciye muhteşem bir yapay zeka sanatı sunuyor.
Bu arada birazdan bahsedeceğim çalışmalarının hepsinin görsellerinin linkini açıklama kısmında bulabilirsiniz.
Mutlaka bir inceleyin derim.
yapay zekayı sadece sanatla birleştirmekle kalmıyor, onlara birer ruh veriyor.
Mimari yapıların cephesine öylesine ürettiği görselleri yansıtmıyor.
Arkasında çok büyük bir emek var, çok büyük fikirler var.
12. İstanbul Biyaneli için ürettiği bir çalışmasında İstiklal Caddesi'ndeki Yapı Kredi Kültür Merkezi'nin cephesini ürettiği bir enstelasyonla kapladı mesela.
Bu çalışma da benim en beğendiğim çalışmalardan bir tanesi.
Çalışmasını üretirken İstiklal Caddesi boyunca bölgedeki sesleri belirli gün...
ve bu kayıtlardan bir veri oluşturuyor Refik Anadolu ve bu verileri de algoritmalara dönüştürerek görselleştiriyor.
Çalışmasında mekanı, ışığı, görseli, sesi ve mimariyi kullanıyor.
Yani bütün bu saydığım disiplinleri tek bir çalışmada topluyor.
Teknolojiyi bir insan daha nasıl verimli kullanabilir aklım almıyor benim arkadaşlar.
Yine bir başka hayran olduğum çalışması The Ether Project.
Bir flermini orkestrasının canlı çaldığı müzikle eş zamanlı olarak bir algoritmaya bağlı oluşan sinematik bir deneyim sunuyor insanlara.
Frank Gehren'in tasarladığı ikonik Walt Disney konser salonunu kullanıyor bu çalışmasında.
Müzik ve mimariyi eş zamanlı değerlendirebilecek bir algoritma tasarlayarak bina cephesinde sistematik bir deneyim oluşturuyor.
Bu çalışma Refik Anadolu'nun yüksek lisans test projesinde kullandığı bir çalışma ve Microsoft araştırmalarının her sene Seattle'da düzenlenen ve dünyanın en iyi 10 okul...
Altyazı M.K.
yapanın cephesinde sergileniyor.
Yine bambaşka bir çalışmasında Boston'da bulunan Logan Havalimanı'nda Bir yıl boyunca rüzgarın hızı ve yönünü 20 saniye aralıklarla okuyan, analiz eden ve görselleştiren bir yazılım geliştiriyor
ve Boston Rüzgarı adlı eserini meydana getiriyor.
Devasa bir çalışmadır bu arada.
180'e 400 cm gibi bir ölçüye sahip dijital suvallar kullanılarak görselleştiriyor bu çalışmasını.
Yine linki açıklama kısmında mevcut.
Bir rüzgarın hızını ve yönünü kaydedip görselleştirmek nasıl aklına geldi mesela?
İşte yaratıcılık tam olarak böyle bir şey arkadaşlar.
Yine aynı şekilde Beyoğlu'nda bulunan eski Alkazer sinemasında Alkazer Rüyası adlı interaktif bir enstelasyonu bulunuyor.
Nike'ın da katkılarıyla gerçekleştirilen bir enstelasyon bu.
Enstelasyon bu arada yerleştirme sanatı olarak bilinen bir sanat türü.
Burada önemli olan şey mekan ve mekan kullanılarak yapılan üretimler.
Ana özelliği bu. Herhangi bir malzeme kısıtlaması olmaksızın her türlü malzemeler ile sanatçıların üretimlerini olanak sağlayan mekanlar aracılığıyla.
izleyicilerle buluşuyor. Refika Anadolu'nun ne kadar multidisipliner bir sanatçı olduğunu buradan anlayabilirsiniz.
Yeni medya ile birlikte mekanı, mimariyi, sanatına katarak dijital enstallasyonlar üretiyor aslında.
Alkazer rüyasında olduğu gibi.
Bu çalışmasında Alkazer sinemasına uyarlanmış tam 150 adet Türk filminin görsellerini, seslerini ve kullanılan kelimeleri bir yapay zekaya yüklüyor Refika Anadolu ve yine bu algoritma aracılığıyla
bizlere Muhteşem bir dijital enstallasyon sunuyor.
Bilimi, teknolojiyi ve sanatı birleştiriyor.
Belli verileri bilgisayara giriyor.
yapay zekada bir algoritma aracılığı ile bir çıktı alıyor diyebiliriz.
Ancak bu veriler sadece hazır veriler değiller elbette.
Burada sanatçının hayal gücü devreye giriyor.
Çünkü çalışmalarının arkasında hep bir fikir var.
Örneğin Filharmoni Orkestrası'nın ses ve görüntülerini yapay zekaya aktarırken onu saat bir şekilde yapmıyor elbette.
Burada sanatçının hayal gücü var.
Refik Anadol bu durumun temelinin hayal gücünden ibaret olduğunu bir diğer önemli temelinde teknoloji ve teknolojiyle olan ilişkiler olduğunu söylüyor.
Hayal gücünün biraz daha bilim kurguya yakın olmasının da önemli olduğunu söylemiş tabii ki.
Peki bu yolculuğuna yani yapay zekayı, teknolojiyi sanatla birleştirme yolculuğuna neden olan şey?
Nedir? Lisans döneminde çalışmalar üretirken bir verinin sanat olabilme anının sensörle oynarken gördüğü bir deneyim olduğunu belirtiyor bizlere.
Yapı Kredi Kültür Merkezi'nin cephesini enstallasyon ile giydirdiği çalışması henüz yüksek lisans dönemindeyken ürettiği bir çalışma bu ve aynı zamanda Türkiye'deki ve dünyadaki ilk veri heykeli.
Bu çalışmasından ve diğer çalışmalarından sonra Refik Anadolu'nun aklında şöyle bir soru belirmiş.
Veriden bir pigment olabilir mi?
Yani veriler bize bir boya pigmenti...
sağlayabilir mi? Sonuçta veri dediğimiz şey bilgisayar sistemlerinin kendi aralarında iletişim kurması için gereken bir dil, bir bellek, bir hatıra formu.
Bu rakamların kimi insanlar için sıkıcı gelse de kendisi için öyle olmadığını.
Çünkü bu rakamların bir hatıra formu olduğunu dile getiriyor.
Görünmeyen sinyaller örneğin Wi-Fi, Bluetooth, kalp atışı, beyin sinyali ya da dünyadaki herhangi bir verinin, bir sinyalin pigment olabileceğini, bir boya pigment olabileceğini.
Böylelikle yaratım gücüyle ortaya çıkabileceğini bizlere gösteriyor.
Gaudi, herhangi bir yaratıcı için harika bir ilham kaynağıdır diyen Refik Anadolu'nun Yaşayan Mimari Kasabatyo adlı NFT çalışmasına gelelim.
Bu çalışma tam 1.38 milyon dolara müzayede de satılan dijital bir sanat eseri.
Siteye yerleştirilmiş sensörlerden toplanan gerçek zaman...
İklim verileri kullanılarak ortaya çıkmış bir çalışma bu ve şehrin hava durumuna, gerçek zamanlı verilere ve ünlü binanın cephesinde kutlanan Aziz George gibi günlere ve Noel gibi olaylara bağlı
olarak da değişen bir çalışma.
Yani yaşayan mimari derken gerçekten kelimenin tam anlamıyla yaşayan bir mimari olarak ele alıyor bu çalışmasını.
NFT olarak yorumlanan İlk UNESCO dünya mirası bu çalışma.
Yani bu NFT gerçek zamanlı olarak çevresel olaylara göre sürekli değişiyor.
Böyle bir algoritmaya sahip.
Haritalı versiyonunu önce mimarinin cephesinde projelendiriyor Refika Anadolu.
Tam 47 bin kişinin...
Gözlemiyle canlılık kazanıyor.
Onun da linki mevcut. Gaudi hayranı olarak beni inanılmaz etkileyen bir çalışma bu.
Tarihi binaların hep bir ruhu olduğunu ve bu ruha kulak verdiğimizde bizi bambaşka dünyalara sürüklediğini düşünürüm hep.
O yüzden beni ciddi anlamda etkilemişti gördüğümde.
Peki nasıl bir çalışma bu?
Gerçek çalışmasından bahsedeyim biraz.
Casa Batu'ya projektörler aracılığıyla yani yapay zeka aracılığıyla ürettiği görselleri yansıtıyor.
Tıpkı Walt Disney'de olduğu gibi.
NFT çalışması da bunun.
Dijital versiyonu. Dijital ortamda bu çalışmanın sürekli olarak değişen iklim koşullarına göre değişmekte olduğu görülüyor.
Yani dinamik bir çalışma. Asla sonu olmadığını söyleyebilirim.
Teknolojik şeylerin genel olarak bizlere soğuk geldiğini düşündürürüz hep.
Yani en azından ben böyle düşünüyorum.
Teknolojik şeylerin nedense genel olarak bizlere soğuk geldiğini düşünürüz hep.
Ancak teknolojiyi sanat ve hayal gücüyle birleştirip bir de bunu Gaudi gibi sanatçıların eserleriyle bütünleştirince...
ortaya nutkumuzun tutulduğu bir eser çıkartıyor Refik Anadolu.
Teknolojinin sanat alanında bu denli canlı ve nasıl desem bize soğuk gelmeyecek şekilde kullanımı bizleri bambaşka rüyalara daldırıyor.
İşte hayal gücünün ve teknolojinin birleşiminin getirdiği bu spritüel yolculuğa Refik Anadolu'nun birçok eserinde rastlıyoruz.
Kendisi artık dünya çapında bir sanatçı ve Türk bir sanatçının böylesine uluslararası bir başarı elde etmesi bizleri ciddi anlamda gururlandırmaz mı arkadaşlar soruyorum sizlere.
Dijital alanda bir sanat üretimi yapan bu sanatçı için fırçalar, bilgisayar, tuvaler ise Binalar ve mekanlar.
Geleceğin sanata böyle bir şey mi olacak diyenlere evet cevabını verdiğini söyleyebilirim.
Tüm bu yaratım sürecinde, geçmiş dönem sanatlarına baktığımızda, bizde heyecan uyandıran, bizi büyüleyen eserlerin yanında artık teknolojik unsurların da bizi heyecanlandırdığı bir gerçek.
Bundan kaçamayız. Rönesans dönemindeki eserler bizi nasıl aynı şekilde büyülüyorsa, geleceğin sanatı olarak gördüğümüz bu teknoloji dünyasındaki çalışmalar da bizi büyüleyebiliyor.
Elbette ikisi çok farklı bir alan ve kavram da diyebiliriz.
Ancak bir ortak noktası var.
O da hayal gücü. Demiştim ya işin içerisine teknoloji de girse, bu çalışmaları yapay zeka da üretse.
Aslında yapay zekanın da bir ayna işlevi gördüğünü söylüyor bizlere Refika'nın dolu.
Biz neysek, ne söylüyorsak ya da ne soruyorsak yapay zeka da tam olarak karşılığını verebiliyor.
Yani hangi verileri girersek o sonucu alıyoruz aslında.
Fırçayı tuvale nasıl sürüyorsak ya da şöyle söyleyeyim fırçanın ucunu hangi boyaya batırıyorsak hangi rengi elde ediyorsak, tuvale sürdüğümüzde de o renk ortaya çıkıyor doğal olarak.
Elde ettiğimiz rengi bizlere gösteriyor.
Ve biz hangi şekli ya da neyi resmedersek onun sonucunu görüyoruz tuvallerde.
Yapay zekâ da bu durumda bir araç işlevi görüyor aslında.
Ama önemli olan tek şey hayal gücümüz.
Yaratıcılık da işte bu hayal gücünden geliyor.
Hani kimi insanlar der ya ben hiç yetenekli değilim, jinali bile çizemem diye.
Buradaki kastettikleri şey aslında bir şeyi güzel çizme başarısı, estetik kaygıları.
Güzel bir çizim... Gördüğümüzde o çizimi yapan kişiyi çok yetenekli olarak nitelendiririz ya da farklı bir çizim gördüğümüzde aa ne kadar yetenekli deriz.
Ayrıştıramadığımız nokta yaratıcılık, yetenek ve estetik kaygılar aslında.
Güzel bir çizim yapmak çeşitli teknikleri öğrenerek ve bunun için biraz da emek vererek oldukça mümkün.
Ancak yaratıcılık, yaratma, hayal gücü...
Bambaşka şey arkadaşlar. Herkes çok güzel bir şekilde resim yapabilir ama sanatı sanat yapan şey yapılan şeyleri tekrar edip güzel bir şekilde tasvir etmek yerine hayal gücünü kullanarak bir şeyler üretmek.
Hayal gücünüz kuvvetliyse ve yaratıcı olduğunu düşünüyorsanız çiziminizin bu noktada çok da bir önemi yok.
Yani teknik kısmını zaten çalışarak öğrenebilirsiniz.
Hayal gücü yüksek olan her insan bir üretim ortaya koyabilir.
Yani hayal gücü ve yaratıcılık geliştirilebilen bir şey.
Bu arada bu konuda oldukça güzel araştırmalar da mevcut.
Günlük kaygılarımızdan dolayı ve çağımızın getirdiği bir sahip olma hastalığından dolayı genelde hayallerimiz maddiyata ya da nesnel şeylere dayalı.
Ancak bu durumu değiştirmek de biraz sizin elinizde.
Hayal gücünüzü maddiyatta sınırlandırmayın o yüzden arkadaşlar.
Günlük hayatta yeterince kaygılı ve endişeliyiz zaten.
Bırakın hayal gücünü sizi rahatlatsın.
Hani çocuk resimlerini çok yaratıcı buluruz.
İşte bunları yaratıcı bulmamız onların hayallerinin sınırının olmadığı.
Güzel sanatlar fakültelerinde mesela imgesel sınavları olur.
Elbette teknik çiziminizin iyi olmasının yanı sıra bu sınavlarda sizin ne denli yaratıcı olduğunuz ölçülür aslında.
Size bu konu verirler ve bunu...
En yaratıcı şekilde resmetmeniz istenir.
Sizlere neden bunları anlatıyorum?
Teknolojiden, dijital sanattan nerelere geldik?
Ama şunu dile getirmek istiyorum.
Hiçbir ürün, yaratıcı olmayan bir fikrin eseri değildir.
Ellerimizde kullandığımız telefonlar dahi bir hayalin ürünüdür.
Bir yaratıcılığın ürünüdür.
Bu yüzden yaratıcılığınızı öldürmeyin.
Bu arada size bir kitap da tavsiye edeyim.
Rollo May'in Yaratma Cesareti kitabı.
Mutlaka edinip okuyun ve...
kaygılarımızın yaratıcılığımızı öldürmesine izin vermeyin arkadaşlar.
Aksine o kaygıları bir yaratıcılığa çevirin.
Dönelim konumuza. Başka hangi çalışmaları var peki derseniz?
Elbette çok fazla var ama ben açıkçası kendi en beğendiklerime yer verdim bu bölümde.
Bir diğer önemli ve beğendiğim çalışması Melting Memories yani eriyen hatıralar.
Bu çalışmayı da yine Kaliforniya Üniversitesi'nde yüksek lisans yaparken gerçekleştiriyor Refik Anadol.
Kaliforniya Üniversitesi Nöroloji Laboratörü uzun zamandır beyin dalgalarını birer veriye dönüştürme ve bunu analiz etme üzerine çalışmalar yürütmeyi hedefliyor.
Ancak insanların beyin dalgalarını kolayca alıp kamuya açık olarak kullanmak pek de mümkün görülmüyor onlar için.
Bu nedenle üniversite çatısı altında insanların anıları isimsiz olarak toplanıyor ve sadece üniversite içinde izin alınarak kullanılabilir hale geliyor.
Refik Anadolu'da bu verileri kullanarak insanların işte mutlu, hüzünlü, neşeli, kederli ve daha birçok çeşit anısını alıyor ve frekansları Makine öğrenmeyle buluşturarak görselleştiriyor.
Tam 702 kişiden toplanıyor bu veriler ve bu çalışmasıyla ilgili şöyle diyor.
Özellikle büyük veriyle ilgilendiğim son dönemde yapay zekanın da işin içine girmesiyle mahremiye çok fazla kafamı karıştırıyordu.
21. yüzyılda insan olmak ne demek ve insana dair en mahrem veri nedir diye baktığımızda iki cevap ortaya çıkıyor.
Biri hatıralar, diğeri ise...
Şu anki sosyal mecralar ve algoritmalar sayesinde bu bilgileri ister istemez paylaşıyoruz.
Fakat önümüzdeki 21.
yüzyılın ortalarına baktığımızda yapay zeka gibi bilgiye ve büyük veriye aç bir sistemin belliğimizdeki hatıralar ile muhakkak bir yerde buluşacağına değinen bazı öngörüler var ve korkular vardır diye
tahmin ediyorum. Eriyen hatıralar bu noktada oluşan ve enteresan şekilde ortaya çıkan bir proje.
Bu arada bu eserleri Plevneli Galeri'de sergilendi.
yeni açıklama kısmında bulabilirsiniz.
Peki Eda şimdi ne yapıyor bu adam derseniz bu arada kendisini sosyal medyasından da takip edebilirsiniz.
NASA ile bir iş birliği yapıyor ve Jet Propulsion Laboratory yani Jet İtki Laboratuvarı birimiyle ortak çalışıyor.
Peki burada ne yapıyor bu adam?
Mars'ta bilimsel deneylerde kullanılan yüksek kaliteli fotoğraflama kamerası HiRISE ile Mars Keşif Programı'nda çekilmiş olan yaklaşık 500 bin fotoğrafı inceliyor ve uzayı, boşluğu bir makinenin
görüşü üzerinden keşfediyor.
Veri setini GAN denilen bir algoritmayı kullanarak makinenin erişimine bırakıyor ve bu süreçte aracın gördüğü halüsinasyonlar üzerinden veri heykelleri tasarlamayı planlıyor.
Ben açıkçası merakla bekliyorum.
Görsel iletişim ve bu iletişimin teknolojiyle harmanlanarak bir sanat eserine dönüşmesi beni gerçekten...
Gerçekten çok heyecanlandıran bir olay.
Yaratıcılığın sınırının olmadığını bir kez daha gösteriyor aslında bizlere.
Böylelikle sanatta malzeme kullanımının da günümüz teknolojisiyle birleştirildiğinde nasıl bir eser ortaya çıkabileceğini kendi hayal gücüyle birlikte bizlere yansın.
Peki gerçekten geleceğin sanatı böyle mi olacak?
Daha önce de demiştim.
Bence ve Refik Anadolu'na göre evet, sanat evrimsel bir süreç.
Sanatın kendisi zaten başlı başına bir evrim.
O yüzden zaten gittikçe soyutlaşan bir sanattan artık teknolojik unsurları da bol bol barındıran sanat eserleri göreceğimiz bir sürece girdik.
Refik Anadolu'nun çalışmalarında da sanat alanında teknolojinin kullanımının neden yaratıcı ve etkileyici olduğunu çok açık ve net bir şekilde görebiliyoruz.
Ha bu demek değil ki fırçalarımızı, paletlerimizi elden bırakacağız.
Tabii ki hayır. Sadece sanatsal malzemelerin kişiye bağlı olarak değişebileceğinin gayet de mümkün olduğunu anlamamız gerekiyor.
Yani duvara bantlanmış muz gibi eserleri bu kadar eleştirmeden önce arkasında bir fikrin olduğunu unutmamamız gerekiyor.
Ve sırf estetik olmadığı gündelik ve sıradan malzemelerden oluştuğu için Bu denli alay konusu etmememiz gerekiyor.
Claude Monet akademik tarzı eserler üretmediği için sanat eleştirmenleri tarafından eleştirildi.
Ve doğaya çıkıp doğanın kendisinde hissettirdiği duyguları resmettiği için eleştirildi hatırlarsanız.
Dinlemediyseniz bir önceki bölümü mutlaka dinleyin bu arada.
Onu eleştiren kesim onu yerin dibine de gömdü.
Modern sanatın kapılarını araladığı için onu göklere de çıkarttı.
Ve o sanatından, fikrinden asla vazgeçmedi.
Sanat elbette eleştiriye oldukça açık bir alan.
Öyle de olması gerekiyor.
Fakat onun estetik yönünü eleştirmeden önce fikirlerini anlamamız önemli.
Böylece daha geniş bir perspektiften bakabiliriz üretilen eserlere.
Ben en azından böyle düşünüyorum.
Yeniliklere açık olabilmek oldukça önemli.
Kendinize güzel bakın. Sanatla kalın arkadaşlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
