
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hazır Paris Olimpiyatları devam ederken gündeme damgasını vuran açılış seremonisi performansı “Son Akşam Yemeği” tablosunun hikayesini ve olimpiyatlardaki performansa dair yorumlarımı bu bölümde sizlerle paylaşıyorum. Keyifli dinlemeler!
***Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
geçtiğimiz günlerde Paris Olimpiyatları'nın açılış seremonisi yapıldı ve seremonide yapılan bir performans oldukça tepki yarattı.
Tahmin ettiğiniz gibi bu performansın esin kaynağı Leonardo da Vinci'nin eseri olan Son Akşam Yemeği.
Özellikle Hristiyan dünyasında oldukça tepki yaratan bir performanstı bu.
Nedeni de kutsal kitaptan bir sahneyi anlatan.
hem LGBT'li sanatçılar tarafından canlandırılması hem de çıplaklık içermesi.
Olimpiyatların açılış töreninin sanat yönetmenliğini yapan Thomas Jolie, gelen bütün olumsuz yorumlara rağmen oluşturdukları kareografilerin hiçbir gruba hedef almadığını, herkese dahil etmek istediklerini, yaratma
ve sanatsal özgürlüklerin olduğunu ve vermeye çalıştıkları spesifik bir mesaj olmadığını dile getirerek, Fransa'da cumhuriyet var ve istediğimizi sevme hakkımız var, ibadet etmeme hakkımız var.
çok hakkımız var ve ben de bunu aktarmak istedim.
Sözleriyle açıklamada bulunsa da Fransız Katolik Kilisesi Hristiyanlık ile dalga geçilen ve alay edilen anlar olduğunu dile getirerek tepki gösterdi.
Bir kesim böylesine dini, kutsal bir sahnenin bu işaret edilmemesi ya da böyle yansıtılmaması gerektiğini düşünürken bir kesim de oldukça yenilikçi ve modern buldu bu performansı.
Sensasyonel bir olay yaratan bu eser neden bu kadar kutsal görülüyor?
Hikayesi nedir?
Da Vinci bu esere semboller mi ekledi?
Arkasında yatan bir sır mı var?
Ya da bize ne anlatıyor?
Gelin birlikte bir eseri inceleyelim.
Öncelikle bu eseri hepiniz biliyorsunuzdur.
Sanat tarihinin de en ünlü eserlerinden biri.
Ben anlatırken eseri incelemek isterseniz eğer açıklama kısmındaki linke tıklayabilirsiniz.
Bu eser Leonardo da Vinci tarafından 15.
yüzyılda yani 1495 semalarında da Vinci'nin hamisi olan Duc Lodovico Sforza'nın isteği üzerine yapıldı.
Milano'daki Santa Maria della Grazie'nin Dominik Manastırı'nın yemekhanesinin hemen duvarında bulunuyor bu eser.
Boyutları da yaklaşık 4 metreye 8 metre.
Burası için oldukça uygun bir konu seçimi aslında çünkü günde pek çok kez rahipler buraya...
Yani mekan için oldukça uygun bir seçim.
Eserin konusu kutsal kitapta anlatılan tasvirin görsel bir yorumu.
Pek çok sanatçı tarafından yapılmış bir konu bu.
Ancak Da Vinci'nin bu yorumu oldukça önemli detaylara sahip.
Onlara birazdan geleceğiz. Eserde gördüğümüz şey yani resmedilen şey Hazreti İsa'nın ihanete uğrayacağını öğrendikten sonra bu durumu havarilerine açıklayıp tepkilerini ölçmek.
İnanışa göre İsa'nın Romalı askerler tarafından tutuklanmasından bir gün önce aynı zamanda fısıh bayramından hemen önce havarileriyle yediği son akşam yemeğidir bu.
Fısıh bayramı da ne Eda diye soracaksanızdır eminim.
Pesah günü olarak da bilinir bu.
Hamursuz bayramı olarak da.
Yahudi bayramıdır aslında.
Mısır'da kölelikten kurtarılan antik İsrail halkının göç hikayesini anmak amacıyla kutlanır.
İncil'de yazana göre mayasız ekmek bayramının ilk günü havariler İsa'nın yanına gelerek fısıh yemeğinin yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin diye sorarlar.
İsa ise onlara kente varıp o adamın evine gidin.
Onu şöyle söyleyin.
Öğretmen diyor ki zamanım yaklaştı.
Fısıh bayramını öğrencilerimle birlikte senin evinde kutlayacağım.
Öğrenciler İsa'nın buyruğunu yerine getirerek fısıh yemeği için hazırlık yaptılar.
Akşam olunca İsa 12 öğrencisiyle yemeğe oturdu.
Ve yemek yerlerken size doğrusunu söyleyeyim.
Sizden biri bana ihanet edecek dedi.
Bu söz onları kedere boğdu.
Teker teker Ya Rab beni demek istemedin ya diye sormaya başladılar.
O da bana ihanet edecek olan elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.
İnsanoğlu kendisi için yazılmış olduğu gibi gidiyor.
Ama insanoğluna ihanet edenin vay haline.
O adam hiç doğmamış olsaydı kendisi için daha iyi olurdu.
Yemek sırasında İsa eline ekmeğini aldı ve şükredip ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi.
Alın yiyin. Bu benim bedenimdir.
Sonra bir kase alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek hepiniz bundan için çünkü bu benim kanımdır.
Günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan anlaşmanın kanıdır.
Bu okuduğum olay İncir'in Matta bölümünde yazıyor bu arada.
Tam da burada anlatılan sahnenin görsel tasvirini görüyoruz Da Vinci'nin eserinde.
İsa 12 havarisine içinizden biri bana ihanet edecek diyor.
Freskin yani eserin en önemli yorumlarından biri havarilerin İsa'nın sözüne karşılık verdiği reaksiyonu gösteriyor olması aslında.
Havariler İsa'nın en yakın müritleri sonuçta ve onun sözleri müritleri şoke ediyor.
Biz de bu sözler karşısında onların verdiği farklı tepkileri görüyoruz.
Bu arada ilk sanat tarihçisi olan Giorgio Vassari sanatçıların hayat hikayeleri...
kitabında bu eserle ilgili olarak Leonardo havarilerin zihinlerine, üstadlarına kimin ihanet ettiğini bilme arzusunu hayal etti ve ifade etmeyi başardı.
Öyleyse her birinin yüzünde sevgi, korku, öfke ya da Mesih'in anlamını anlayamamanın üzüntüsü görülebilir.
Ve bu Yahuda'da görülen inatçı nefret ve ihanetten daha az şaşkınlık uyandırmaz diyor.
Bu eseri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz kanalımda ona ait bir bölüm var bu arada dinlemenizi tavsiye ederim.
Eserde gördüğümüz gibi Hazreti İsa bir eliyle şaraba Diğer eliyle de ekmeğe uzanıyor.
Bu an aslında Efkaristiye ayinin başlangıcı.
Bunu kutsal komünyon adıyla da duymuş olabilirsiniz.
Eserde de bu anın işlendiğini görüyoruz aynı zamanda.
Burada İsa şaraba ve ekmeğe uzanarak bu ekmeği alın, bu benim bedenimdir.
Bu şarabı alın, bu benim kanımdır ve beni hatırlayın diyor.
Buradaki ilginç noktalardan biri Hazreti İsa şaraba doğru uzanırken aynı zamanda bir kaseye doğru da uzanıyor gibi.
Ve onunla eş zamanlı olarak aynı kaseye Yahuda da uzanıyor.
Yahuda aynı zamanda tahmin ettiğiniz gibi İsa'ya ihanet edecek olan havari.
Romalılar İsa'ya ihanet etmesi için ona 30 parça gümüş vermiştir.
Zaten gümüşlerin içinde olduğu keseyi de Yahuda'nın elinde görürüz bu eserde.
Yahuda bu eserde İsa'dan olabildiğince geri çekilmiş ve yüzü gölgelenmiş bir halde.
Kendini geri çekerken aynı zamanda kaseye de ulaşmaya çalışıyor bir yandan.
Hazreti İsa'nın kendisine kimin ihanet edeceğini bulmasının yollarından biri de bu oluyor.
Onunla aynı kaseden yiyen, onunla paylaşan kişi.
bize tarihte yaşanmış olarak düşünülen farklı sahneleri hatırlatması aslında öykünün ilahiliğini ve önemini de vurguluyor.
Bu arada Vaseline'in belirttiğine göre Leonardo diğer birçok eseri gibi bunu da yarım bırakmış.
Ona göre Leonardo'nun bu kadar çok işe başlayıp sona erdirememesi onun derin resim bilgisi yüzünden.
Hayal gücü öylesine uçsuz bucaksızmış ki aklındaki düşünceleri asla kusursuz bir biçimde aktaramayacağına inanmış hep.
Bu yüzden de birçok resmini yarım bırakmış.
Son akşam yemeğini de aynı şekilde havarilerin başlarını heybetli ve görkemli bir şekilde tasvir ederken İsa'nın başını gereken tanrısal ruhaniliğini veremeyeceğine inanarak kasten yarım bırakmış.
Yani bizim gördüğümüz tasvir aslında resmin yarım hali.
Tabi sadece İsa değil Yahuda'nın başını da aslında son ana bırakmış.
Manastırın başkeşişi Leonardo'nun neredeyse yarım bir günü o ana dek yaptıklarını izlemekle geçirdiğini ve çizmeye devam etmediğini görmüş.
Ona kalırsa zaten fırçaya...
eline alıp aralıksız çizmeliymiş.
Ve bunun üzerine başkeşiş Leonardo'yu Duque şikayet etmiş.
Leonardo da Duque önce uzun uzadıya resim sanatından bahsetmiş.
Deha sahibi kişilerin bazen az çalıştıklarında bile çok iş bitirdiğini açıklamış.
Sonrasında da iki baş daha resmetmesi gerektiğini belirtmiş.
Biri bildiğiniz üzere İsa'nın başı.
Ancak bunun için bir insan modeli aramaya niyeti yokmuş.
Ete kemiğe bürünen tanrıya özgü o güzelliği ve tanrısal zarafeti kendi hayal gücünde.
Kendi zihninde canlandırabileceğine inanmıyormuş çünkü.
Yapması gereken diğer başta Yahuda'nınki ancak bu durumda çok canını sıkıyormuş.
Çünkü mürşidi ve dünyanın yaratıcısı olan kişiye ihanet etmek için kendine bahşedilen onca lütfa rağmen iradesini bu kadar zalimce katılaştırabilen bir adamın çehrisini oluşturabilecek özellikleri
zihninde canlandırabileceğini sanmıyormuş.
Yine de sonrasında Yahuda için bir model bulmaya çalışabileceğini düke söylemiş.
Hatta espirli de bir yandan eğer bulamazsa...
Münasebetsiz başkeş için başını kullanırım demiş.
Yine de her şeye rağmen sanat ayının en ünlü resmini yapmış oldu Leonardo.
Erken Rönesans döneminde ilahiliği sembolize etmek için figürlerin başında genellikle hale kullanılırdı.
Fakat Leonardo'nun resminde bu tip semboler olmadığının...
Hatta o ilahilik hemen anlaşılabiliyor baktığımızda.
Zaten hikaye görsel olarak apaçık şekilde ifade edilmiş.
Resmi biraz tekniksel açıdan incelersek figürlerin her birinin tek bir düzlemde birer anıt gibi yer aldığını görürüz.
Böylesine bir masa için çok kalabalık bir kompozisyonda olduğunu söylemek mümkün aslında.
Da Vinci bu kalabalıkla İsa'yı sarıp sarmalayan bir enerji yaratmış adeta.
İsa formunun eşkener bir üstgen olduğunu görüyoruz.
Başı bir dairenin merkezinde yer alıyor.
Hale... Dediğim gibi eklenmemiş ancak başını çevreleyen pencere aynı zamanda hale işlemini görüyor gibi.
İsa resimdeki bütün çizgilerin birleştiği ufuk noktası aynı zamanda.
Bu durum kompozisyona derinlik kazandırmış.
Nitekim derinlik kazandırmakla da kalmamış.
İsa'nın anlatıdaki önemini de vurgulamış.
İsa'yı diğer figürlerden farklı olarak daha huzurlu böyle daha sükunet içinde resmetmiş Da Vinci.
İsa'nın çevresindeki figürlerde de hataları, korkuları, endişeleri ile İsa'nın oğlunun.
bulunduğunu görebiliyoruz. Bu resme bakarken şunu da göz önünde bulundurmalıyız.
Bu resim Da Vinci'nin dehasının bir yorumu.
Eserince matematiğin, bilimin pek çok şeyin birleşimini kullanıyor.
Daha önceki dönemlerde de son akşam yemeğinin bir tasviri resmedildi elbette.
Ancak o tasvirlere baktığımızda masada çok fazla boş alan bulunduğunu ve odada da çok fazla dekoratif öge bulunduğunu görürüz.
E bu durumda haliyle anlatılmak istenen şeyin net bir tasvirini sunmaz bize.
Ancak Leonardo böyle her şeyi yalınlaştırmayı tercih etmiyor.
Bu sayede tüm dikkatimizin figürlere ve yüz ifadelerine odaklanmasını sağlamış.
Neredeyse tüm alanı zaten figürler kaplıyor.
Bu arada Da Vinci'nin Floransa'da görmüş olabileceği son akşam yemeği tablolarında Yahoo'da masanın hemen karşı tarafında oturdu.
Yani daha bizden tarafa oturuyor.
Burada ise Yahudayı diğer havarilerle birlikte yerleştirerek masayı bizim dünyamız ile onların dünyası arasında birer ayrıç olarak kullanmış.
Figürlerle aramıza bir engel koyuyor, dünyalarımızı ayrıştırıyor.
Biraz yüz ifadelerini incelersek.
Hazreti İsa dediğim gibi çok sakin, çok huzurlu görünüyor, çok dingin.
Aşağı tarafa bakıyor ve bir eli yukarıda, diğeri ise aşağıya dönük.
Kompozisyonun hemen bize göre sol tarafında üçlü bir grup var ve Yahudayı görüyoruz.
Gölgede kalmış halde ve bizden uzak.
Böyle geri çekiliyor gibi.
Boynunun yan dönmüş olması da gece kendini asacağını ifade ediyor.
Geri çekilen Yahuda'nın hemen arkasında da İsa'nın koruyucusu olan Aziz Peter'ı görüyoruz.
Elinde tuttuğu bir bıçak da var hatta.
Yüzündeki ifade o kim seni savunmalıyım der gibi.
Bu üçlü grupta Yahuda ve Aziz Peter'dan sonraki kişi Aziz John olmalı sanırım.
Aziz John da kadere boyun eğmiş gözüküyor.
Gözleri böyle kapalı. Bu tasvir genelde zaten son akşam yemeği tabloları için gelenekselleşmiş bir görüntü.
Bize göre sağ tarafta olan diğer üç figür de oldukça ilgi çekici.
Leonardo bir kişinin karakterini, ruhunu yansıtmak için bedeni ve beden dilini etkin şekilde kullanan bir sanatçı.
İsa ortada yer alırken havariler kutsal üçlünün birkaç temsilcisi olan üçlü grupları halinde yerleştirilmiştir ve her biri farklı bir duygu durumunu yansıtıyor aslında.
Bu figürler birbirleriyle adeta örülmüş gibi birbirleriyle sürekli bir etkileşim halinde.
Tüm figürlerin duygusal tepkileri çelişiyor ve resimde aslında duygusal bir gerilim yaratıyor.
İsa'nın tam solunda Thomas yukarıyı işaret ediyor ve adeta bu tanrının takdiri mi diye soruyor.
Aramızdan birinin sana ihanet edecek olması tanrının planı mı?
Bu parmak aynı zamanda Hazreti İsa'nın yarasına işaret ederek onun gelecekte yeniden dirilmesini de ima ediyor.
Sonra Philip ve Büyük James var.
Yan yana duruyorlar.
Biri kollarını açmış, diğeri böyle ellerini birleştirmiş.
Bu resim ile daha önce yapılmış olan ya da yapılacak olan son akşam yemeği resimlerini karşılaştırdığımızda önceki resimlerde figürlerin hep böyle birbirlerinden ayrı olduğunu görürüz.
Baktığımız resimde ise figürler bir bütün halde yani bütünleşmiş bir kompozisyon yapısı söz konusu.
Zaten Yüksek Rönesans dönemi resimleri de gördüğümüz karakteristik ögelerden biridir bu.
Resimde en çok hissedilen Hazreti İsa'nın kutsallığı.
Hazreti İsa ortada, sükunet içinde duruyor.
Bütün perspektif çizgileri onu öne çıkartıyor.
Sanatçının resimde kullandığı...
perspektif çizgileriyle bizim buradan bakarken ki gördüğümüz perspektif çizgileri aslında çelişiyor.
Yani biz bu resmi doğru perspektifle görebilmek için hemen Hz.
İsa ile aynı seviyede olmalıyız.
Yani yerden yaklaşık 3-4 metre daha yukarıda olsak bu resmi daha doğru bir perspektifle görebiliriz.
Davut heykeli gibi düşünün.
Davut heykeli yukarı doğru böyle küçülen bir yapısı vardır.
5 metrelik bir heykel zaten.
İşte bu bizim o heykele aşağıdan baktığımızı.
anlatır bize. Zaten Michelangelo o heykelde ustalığını göstermiştir.
O ayrı. Şimdi biraz da resim yapımı tekniğinden ve kullanılmış olan malzemelerden söz edelim.
Baktığımız resim oldukça kötü durumda aslında.
1498'de yapıldığında çok daha farklı gözüktüğünü düşünmek mümkün.
Resmin şu an kötü durumda olmasının sebebi de Leonardo'nun geleneksel fresk tekniğini kullanmak yerine daha böyle yağlı boya ve temperanın karışımını denemiş olması.
Tempera neydi? Yumurta akıyla bir boya pigmenti.
Karışımıydı ve çok uzun ömürlü değildi aslında.
Zaten geleneksel fresk tekniğinde fresk yaş sıva üzerine uygulanıyor.
Oysa Leonardo burada kuru sıva üzerine boyadığı için boya duvara tam olarak işlememiş.
Ancak bu yöntemi kullanarak da bol miktarda ayrıntı ekleyebilmiş.
Ve kalın gölge kontrastları, biz bu kontrastlara kioroscuro diyoruz bu arada.
Ve puslu gölgeleme, bu puslu gölgelemelere de sfumato tekniği deniliyor.
Ve tek noktalı doğrusal perspektif kullanımı.
dahil olmak üzere kendine özgü boyama tekniklerini kullanabildi fazlasıyla.
Dolayısıyla boya karışımı ve uygulanmış olan teknik sebebiyle resim yapıldıktan kısa süre sonra bozulmaya başlamış.
Yani bu resim korunarak günümüze kadar ulaşabildiği için aslında biz çok şanslıyız.
Baktığımız resim Yüksek Rönesans dönemi resim sanatının mükemmel bir örneği çünkü.
Sonsuz ve mükemmel olan ile aslında insanoğlunun doğasındaki kaosu yani ilahi olanla dünyevi olanı başarıyla birleştirmiş Leonardo.
Bu arada bu tab... Tablonun çeşitli komplo teorilerine ve spekülasyonlara konu olduğunu duymuşsunuzdur.
John Brown'un Da Vinci Şifresi adlı romanında tablonun içinde gizli semboller ve şifrelerle ilgili pek çok teori ortaya atılmış.
Bu teorilerden biri İsa'nın sağında duran figürün aslında havari Yuhanna değil Meczeli Meryem olduğu yönündedir.
Mecdelili Meryem de kim Eda diyenler için kendisi yeni ahite göre İsa'nın en yakın takipçilerinden biri.
Markos ve Yuhanna incirlerine göre ise öldükten ve gömüldükten sonra dirilen İsa'yı gören ilk kişi.
Aynı zamanda karısı olduğu söylentileri de var ama ne kadar doğru bilemiyoruz tabii ki.
Son akşam yemeği hala...
Orijinal yerinde Milano'daki Santa Maria delle Grazie van Asser'ında sergileniyor.
Eserin korunması için çok ciddi önlemler alınmış.
Ziyaretçiler tabloyu görmek için önceden rezervasyon yaptırmalı ve belli bir süre içinde kontrollü bir ortamda ziyaret edebiliyorlarmış.
Sanat tarihi bağlamında da son akşam yemeği tüm zamanların zaten en önemli başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
Sadece Rönesans döneminin değil bakın sanat tarihinin en önemli başyapıtlarından biri.
Bu eser hakkında çok konuştum.
Şimdi gelelim Paris Olimpiyatları'nın açılış seremonisindeki son akşam yemeğine.
Öncelikle benim fikrimce, bakın bunlar sadece benim kendi fikrim.
Yani farklı bir bakış açısından bakmayı deniyorum her zaman için böyle durumlara.
Hani düpedüz, kör bir bakış açısından değil de daha geniş bir perspektiften bakmayı tercih ediyorum.
Yani benim fikrimce son ana kadar oldukça yaratıcı bulduğum ve Fransızların o devrimci ruhunu hissettirdiği bir açılıştı bence.
Özellikle Marie Antoinette kısmı.
Ancak bu tablo karşıma çıktığında böyle yaratıcılıktan biraz uzak, olimpiyat açılışına yakışır olmaktan uzak olduğunu düşündüm.
Bunun LGBT bireylerle bir ilgisi de yok üstelik.
Ben tamamen daha sanatsal bir perspektiften bakıyorum.
Kaldı ki onların verdikleri yani toplum içinde var olabilmeleri için verdikleri savaşları ya da kendileri...
Bu tabloyu canlandırmalarından da rahatsız olmadım hiç.
Çünkü deist bir insanım. Sadece her ülke açılışında kendi ülkesini temsil ediyorsa ve geçmişteki örneklere baktığımızda gerçekten birçok ülke çarpıcı bir şekilde kendini ortaya koyabiliyorsa, Fransa özellikle
20. yüzyılda sanatın...
Merkezi olan bir ülkeyken ve sanat tarihinde de en ünlü eserleri kendi bünyesinde barındırıyorken neden daha farklı bir şey düşünmediler dedim ilk gördüğümde.
Bu biraz da ülkenin yarattığı imajla da alakalı.
Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada This is France.
Yani Fransa bu işte.
Burası Fransa. Biz bu kadarız.
Şeklinde belirtti zaten. Dediğim gibi burada son akşam yemeğinin yenilikçi ve modern görünmesini sağlayan şey çıplaklık mı?
Çünkü baktığımızda dikkatimizi çeken ilk şey çıplak bir Dionysos.
Üstelik Dionysos miti Fransızlara ait bile değil.
Kaldı ki son akşam yemeği de İtalya özgü.
Yani tabloya baktığımızda kendi kültürlerinden hiçbir şey barındırmıyor.
Örneğin geçmiş kültüre atıfta bulunulacaksa ve bunun için sanat tayini ait bir tablo kullanılacaksa, Eugene Delacroix'e ait olan halka yol gösteren özgürlük...
Ne de olsa bu eser Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri.
Üstelik tüm dünyada Fransız devriminin simgesi olarak kabul ediliyor.
Romantizm bölümünde bahsetmiştik zaten bu resimden.
Yani durum böyleyken de ben sanatsal ve kültürel bir açıdan değerlendirmeye çalışıyorum bu arada.
Böylesine ikonlaşmış bir eserin parodisini yapmak genellikle toplumdaki belli normları, değerleri veya olayları eleştirmek veya sorgulamak amacı taşıyor.
Dionysos'un çıplak bir figür olarak sunulmuş bir eser.
Aynı şekilde özgürlüğün, doğallığın ve insan doğasının sınırsız ifadesinin sembolize edilebilir hali belki.
Ancak böyle düşünen kitlenin çok azınlıkta olduğunu eminim.
Yani bunu anlayan kitlenin çok azınlıkta olduğunu eminim.
Bu arada birçok haber sitesinde son akşam emeği tablosu değil bir pagan şenliği canlandırıldı şeklinde başlıklara da rastladım.
Bu da çok komiğime gitti açıkçası.
Nitekim gösteride yemek servisinin içerisinde çıplak bir Dionysos tasviri gördük.
Burada da Dionysos şenliklerine atıfta bulunduğunu görebilirsiniz.
Kaldı ki Dionysos'un Yunan mitolojisine ait bir figür olduğunu, Yunan mitolojisinin de çok tanrılı bir din sistemi olduğunu, e bu çok tanrılı inanca da paganizm dendiğini biliyorlardır diye düşündüm.
Ama haberi yapanların cehaletlerini sorgulamak istemiyorum.
Bu arada işlerin ne kadar karmaşık ve anlatılmak istenen şeyin de bir anlam ifade etmediğini görebiliriz.
Bence verilmek istenilen mesajı daha güçlü bir şekilde verebilirlerdi demek isterdim.
Ancak aldığı tepkiler yüzünden yeterince güçlü olduğunu düşünüyorlardır zaten.
Burada seremonideki insanları değil aslında seremoniyi düzenleyen sanat yönetmeninin yapmak istediği şeyi ya da vermek istediği mesajı, imajı net bir şekilde görebiliyoruz aslında.
Nitekim kendisinin de kafası bir hayli karışık gibi.
Fransa yer, içer, eğlenir gibi bir imaj yaratmak istediyse eğer Dionysos bunun için doğru bir seçenek olmuş.
Ancak son akşam yemeğiyle bu şenliğin alakasını pek çözemedim açıkçası.
Bir sanatçı olarak daha estetik, sanatsal ifadenin ve kültürün daha fazla ön planda olduğu bir performans aradı gözlerim.
Her ne kadar yeni sanat dediğimiz olgu estetik algılarımızla oynasa da, Fransa'nın sanat tarihindeki yerini ortaya koyarak bir performans düzenlemesi ve olimpiyat ruhuna yaraşır bir şekilde bunu ortaya koyması bence çok
daha yerinde olurdu. Birçok sanatçı tarih boyunca sanatta sınırları zorladı, yeni ifade biçimleri aradı.
Ancak bunun için ortada belli bir yaratıcılık var, arka planında bir düşünce var.
Burada ise yaratıcılıktan uzak bir performans görüyoruz.
herhangi bir sanatsal ifade biçimine rastlamadığımızı da söyleyebiliriz.
Kaldı ki olimpiyat imajıyla da uzaktan yakından alakası olmadığını sizler de görmüşsünüzdür.
Umarım önümüzde sanatın, kültürün ve sporun harmanlandığı yaratıcılık dolu olimpiyat açılış seremonileri görürüz.
Nitekim böyle performanslara fazlasıyla hasretiz.
Bir sonraki bölümde görüşene dek kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
