
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Dali’nin bilinçaltını yansıttığı ve eriyen bir peynirden ilham aldığı bu eserin hikayesini sizler için anlattım. Evet eriyen bir peynir.. Ve evet bu eser sanat tarihinin en ikonik eserlerinden bir tanesi. Keyifli dinlemeler!
***Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Merhaba arkadaşlar, yine sanat tarihinin damgasını vurmuş bir eserden söz edeceğiz.
Salvador Dali'nin 1931 yılında yaptığı Belli'nin Azmi tablosu kapakta da gördüğünüz gibi.
Bu resim sürrealizm akımının en ünlü tablolarından biri ve tabii Dalil'in de en bilinen tablolarından biri.
Zamanın ve gerçekliğin doğası üzerine derin bir sorgulama içeriyor çünkü.
Peki ama nasıl? Hadi gelin biraz inceleyelim.
Bu arada genel olarak modern sanat eserlerini anlamak için önce eserin yaratıcısını tanımak ve içinde bulunduğu dönemi ya da nelerden etkilendiğini veya ilham aldığını bilmek gerekebiliyor.
Dilerseniz bölümü burada durdurup kanalımda önce sürrealizmle alakalı yaptığım bölümü daha sonra da Dalil'e ilgili yapacağım.
yaptığım bölümü dinleyebilirsiniz.
Böylelikle daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.
Ama yok Eda ben hiç dinlemek istemiyorum ya da ben zaten daha önce dinledim diyenlerdenseniz zaten bu bölüm içerisinde de ikisinden kısaca bahsedeceğiz.
Dali bildiğiniz üzere 20.
yüzyılın en çılgın ressamlarından bir tanesi.
Sürrealizm ilkeleri doğrultusunda eserlerini bilinçaltının karmaşıklığı ve gizemini gün yüzüne çıkartmak amacıyla yapıyor.
Biraz sürrealizmden bahsedelim.
Sürrealizm büyük ölçüde Freud'un bilinçaltı rüyalar ve insan zihninin derin...
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Sürrealist sanatçılar da Freud'un bu bilinçaltı teorilerinden ilham alarak bilinçli aklın kontrolünden kaçmak ve bilinçaltının derinliklerindeki düşünceleri, hisleri ve imgeleri...
ortaya çıkartmak amacıyla sana tasarılırlar.
Bu amaçla rüyaların mantıksızlığına ve sembollerine büyük bir ilgi duymuşlar.
Hatta bilinçli kontrolü devre dışı bırakmak için otomatik yazım adı verilen bir teknik kullanırlar.
Kişinin düşünmeden yazması, düşünmeden çizmesi gibi.
Bu yöntem de zaten Freud'un serbest çağrışım yöntemine benziyor.
Aslında her iki yöntem de bilinçaltının keşfi ve ifadesi için kullanılıyor sürrealistler tarafından.
Bu arada bu serbest yazım tekniği yaratıcılığı geliştirmek için inanılmaz bir yöntem.
Belki duymuşsun. Julia Cameron'ın Sanatçının Yolu adında bir kitabı var ve bu kitapta yaratıcılığı geliştirmeye yönelik çeşitli teknikler bulunuyor.
Otomatik yazım tekniği de bunlardan bir tanesi.
Her sabah uyandığınızda boş bir deftere aklınızdan geçen anlamlı anlamsız her şeyi yazıyorsunuz ama hiç düşünmeden yapıyorsunuz bunu.
Bir nevi bilincin kontrolünü serbest bırakmak gibi düşünebilirsiniz.
Kitabı da hiddetle tavsiye ediyorum orada.
Süreali sanatçılar rüyaların mantıksız ve sembolik doğasını eserlerine yansıtıyor demiştik.
Rüyalarında gördükleri o tuhaf imgeler aslında onların bilinçaltlarının birer parçası.
Bu arada benim de bir rüya defterim var.
Yaratıcılığımı çok geliştireceğini düşünüyorum.
Yıllardır yazar çizerim oraya rüyalarımda gördüğüm imgeleri.
Aslında bakacak olursak ne kadar samimi bir akım öyle değil mi?
Yani sanatçının bütün bilinçaltının yansımasını, benliğini, korkularını, arzularını ve hislerini görüyoruz eserlerinde.
Yani bütün yalınlığı ile karşımızdalar.
Onların bilinçaltını keşfetmek çok...
Değişik bir deneyim bence.
Bana hep bu yüzden çok etkileyici gelmiştir bu akım.
Gelelim Belli'nin azmi tablosuna.
Bu tabloda Dali'nin rüyalarının ve bilinçaltının etkisini görüyoruz.
Bu arada Dali'nin sanat anlayışını şekillendiren en önemli etken hayatındaki o sıkıntılı yıllar ve sancılı deneyimler.
Abisi Dali daha doğmadan önce ölüyor ve ailesi de Dali'yi ölen abisi gibi görüyor.
Zaten onun adını alarak hayata başlıyor.
Bir süre kimlik sıkıntısı da çekiyor bu yüzden.
Zaten çekmemesi mümkün değil.
Sonrasında kendini bulma ve bilinçaltı...
altındaki benliğe ulaşma süreci başlıyor.
Sanat da bunun için mükemmel bir araç.
Nitekim o da bu yeteneğini bu şekilde taçlandırıyor.
İçsel keşif yolculuğunu sanatının merkezine koyuyor ve eserlerine bilinç altındaki karmaşayı ustalıkla yansıtıyor.
Onun tabloları aslında bilinç altının derinliklerinde yer alan duyguları ve benliğinde gizli kalan sırları ifade etmek için bir platform.
Bu yolculuğunun etkisi altında Dali'yi sürrealist akımın temsilcisi olarak görüyoruz zaten.
Her ne kadar o sonradan bunu reddedecek olsa da.
Peki bu tabloyu yaparken Dali'nin neyden ilham aldığını biliyor musunuz?
Bu tabloyu sıcak bir ağustos ayında güneşte eriyen bir camembert peynirinden ilham alarak yaptığını söylüyor.
Yanlış duymadığınız bir peynirden ilham alıyor.
Aynı zamanda bir çocukluk olayına da dayandığını belirtiyor.
Resmin arkasında bulunan kıyılıkların da İspanya kıyılarındaki Katalonya kıyılıkları olduğu düşünülüyor.
Bu arada bu çalışma aslında...
Port Liga limanı manzarası üzerinde çalışmaya başladığı bir projeymiş.
Ancak Dali ne kadar çabalarsa çabalasın...
Bu resmi bir türlü tamamlayamamış.
Fakat bir gün bu eriyen peyniri görmüş ve ondan ilham alarak eserinin ön planında eriyen saatleri tasarlamaya başlamış.
Bu eriyen saatler zaten Dalil'in sanatında bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Zaten bundan sonraki eserlerinde de buna benzer böyle halüsinasyonumsu imgelere sıkça yer veriyor.
Esere baktığımızda çöl gibi bir ortam görüyoruz ve burası öyle sıcak bir atmosfere sahip ki saatleri bile eritmiş bir peynir gibi.
Biraz da espirli bir tema.
Zaman çok düzenli olduğunu düşündüğümüz bir kavram.
İçinde yaşadığımız çağda bizi zaman yönetiyor.
Ama bu resimde zaman da çevreye uyum sağlıyor.
Saatler yumuşamış ve erimeye başlamış gibi.
Zamanın esnekliği ve anlamının değişkenliği hakkında bir metafor sunuyor bize.
Saatlerin erimesi aynı zamanda zamanın kalıcı olmadığını ve insan algısının değişebileceğini de ifade ediyor bir yandan.
Resmin sol tarafında yani kompozisyonun sol tarafında diğer saatlerden farklı olarak erimemiş.
...altında nasıl hür gördüğünü gösteriyor bizlere.
Arka plandaki kayalıklar kimi sanat tarihçisine göre birer kayalık değil, profilden görülen bir yüz.
Belki de Dali'nin kendi yüzü ama bilemiyoruz.
Ben pek benzetemedim ama onun bilinçaltında nasıl bir görsel yansıtmak istediğini bilemiyoruz işte.
Dali'nin yarattığı eğlenceli optik bir yanılsama aslında.
Zaten Dali'nin eserlerinde bu durumla çok sık karşılaşıyoruz.
Yani bir nesne aynı anda birden fazla şeyi temsil edebiliyor.
Sürelizm tam da bu aslında.
Yani güven duyduğumuz, gözümüz...
da görüp algıladığımız şeyler Belki de göründüğü ya da bizim algıladığımız gibi değildir.
İçinde yaşadığımız bu rasyonel dünyaya güven olmaz belki de.
İrrasyonel olanı hayatımızdan çıkartmaya çalışıyoruz.
Ancak irrasyonel olan da en az rasyonel olan kadar önemlidir diye düşünüyor sürrealistler.
Bu eser Dali'nin sanat yaşamındaki Freud'cu evrenin bir örneği olsa da onun bilimsel temelli eserler vermeye başlaması aslında 1945 yılındaki atom bombası olayına dayanıyor.
Burada ne demek istiyorum? Atom bombası 1945 yıl...
yılında Hiroshima'ya atıldı biliyorsunuz ki.
Bu durumda Deli üzerinde derin bir etki bıraktı.
Yani onun sanatında aslında yeni bir dönemin başlangıcına sebep oldu diyebiliriz.
Hatta o bu dönemi nükleer mistisizm veya atomik mistisizm olarak adlandırıyor ve bunu uygun temada eserler üretmeye başlıyor.
Nasıl yani Eda diyeceksiniz biliyorum.
Bunu biraz daha açalım. Dali nükleer bilimin hem dehşetini hem de büyüleyici yönlerini sanatında işlemeye başlıyor.
İşte atomların görünmez dünyasının keşfini tıpkı dini bir deneyim...
gibi insanlık için bir devrim niteliğinde olduğunu düşünüyor ve bu dönemde ürettiği eserlerindeki figürleri, objeleri sanki böyle atomlarına ayrılmış gibi parçalı parçalı tasvir ediyor.
Hatta 1949 yılında yaptığı Leda Atomica adlı eseri en net görebileceğimiz örneklerden.
Bu tablo aslında Yunan mitolojisindeki Leda'nın hikayesini anlatıyor.
Yani Zeus'un eşlerinden bir tanesi Leda ancak figürler ve objeleri böyle atomlarına ayrılmış halde görüyoruz.
Ayrıca bu dönemdeki çalışmaları bilim ile dini mistisizmi bir araya getirmeye yönelik bir çaba gibi tanımlanıyor.
Atom bombasıyla ilgili deneyim onun sanatında hem modern bilimin etkilerini hem de bu etkilerin biraz böyle manevi anlamlarını araştırmasına neden oluyor.
Sadece atomik parçalanmayı değil, aynı zamanda mekan ve varoluşun yeni kavramsal anlamlarını da.
Yani mekanı bambaşka bir evrene taşıyor aslında tablolarında.
Belliğin azmine bakan kişiler her ne kadar inanması güç bir kavram olsa da zamanın genleşmesini de düşünüyorlar.
Zaman aslında kesinliğe sahip bir şey değil.
Burada da Dali'nin zamanın sadece tiktaklarına bağlı bir şey olmadığını, bir birim zamanı olduğunu, bizim yaşadığımız deneyimlerle bağlantılı olarak zamanın genişlediğini ve daraldığını söyleyen fikirlere destek çıktığını
görüyoruz. Zamanı sadece ölçmeye çalışıyoruz.
Bize anlamlı gelecek. şekilde sınırlandırmaya ve tanımlamaya çalışıyoruz.
Aslında bu tablo da objektifliğe ilişkin güven verici kanıların anlamsızlaştığı anı gösteriyor ve düşüncelere gerçekten çok ilginç bir sanatsal yolla karşı çıkıyor.
Eseri biraz tekniksel açıdan incelersek yaklaşık 24-33 cm boyutlarında oldukça küçük tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle yapılmış bir çalışma.
Kompozisyona bakacak olursak dikkatlice dengelenmiş unsurlardan oluştuğunu görüyoruz.
Eserin odak noktası ortadaki yumuşak formda olan Zaten direkt olarak gözlerimiz bu noktaya odaklanıyor.
Merkezi figürler zamanın esnekliğini ve göreceli olduğunu vurgularken arka plandaki kayalıklar eserin statik ve durağın unsurları olarak bir kontrast oluşturuyor.
Bu arada biz ressamlar bir resmin kompozisyonunu oluştururken belli başlı kurallara odaklanırız.
Aslında ben buna kural demek istemiyorum.
Çünkü bir resimde olmazsa olmaz şeylerden bir tanesi bu sayacaklarım.
Bunlar kompozisyon bilgisine ait şeyler.
İşte oran orantı, ışık gölge.
boşluk, doluluk ve perspektif gibi Dali'de eserlerinde genellikle bu dengeyi çok ustaca kullanan bir sanatçı.
Bu dengeyi ustaca kullanması da izleyicinin eserin içindeki her bir unsura dikkatini vermesini olanak tanıyor.
Zaten perspektifine baktığımızda bir derinlik hissiyle karşılaşırız.
Kayalıkların hatları ve tonlamaları izleyiciyi tablonun derinliklerini çekiyor ve bir mekan algısı yaratıyor aslında.
Aynı zamanda bir atmosferik perspektifle de karşılaşırız.
Yine aynı şekilde uzaktaki kayalıkların renk tonlamaları ayına baktığımızda netliğin böyle hafiften azaldığını görürüz.
Bu da o kayalıkların izleyici olarak bize olan uzaklığını vurguluyor.
Yani manzara gerçekte olduğundan çok daha uzakta gibi görünüyor.
Renk kullanımları da çok ilginç.
Arka plandaki tonlar daha soğukken ön plandaki tonlar daha sıcak tonlar.
Bu renk kontrastı da aslında eserde dramatik bir etki yaratıyor.
Zaten Dali renklerin psikolojik etkilerini çok iyi kullanıyor.
Soğuk renkler bizde bir tür yalnızlık ve sessizlik hisse verirken sıcak renkler zamanın akışının sürrealist bir bir biçimde eridiği hissini uyandırıyor.
Eser küçük boyutta olmasına rağmen aslında Dali her bir orayı çok büyük detaylı işlemiş.
Genel olarak baktığımızda aslında son derece sofistike bir eser bu.
Dali'nin uyguladığı tüm teknikler eserin sürrealist doğasını destekliyor ve bizlerin zihninde çok güçlü bir etki bırakıyor bence.
Sonuç olarak Dali'nin bilinçaltını yansıttığı belleğin azmi modern sanat tarihinde gerçekten derin etki bırakan eserlerden bir tanesi.
Hem sürrealizm akımının bir simgesi hem de Dali'nin kişisel sanat mirasının en önemli parçalarından biri.
Sadece bilinçaltı da değil üstelik zamanın esnekliği ve gerçekliğin doğası üzerine felsefi temalar da içeriyor.
Aynı zamanda popüler kültürde geniş yankı uyandırmasıyla birçok sanatçı, yazar ve filozofa da ilham verdiğini söylemek mümkün.
Aynı zamanda sanat eğitimlerinde ve akademik araştırmalarda da sıkça referans alınan bir tablo.
Zamanın ve bilinçaltının keşfine dair yeni perspektifler sunarak sanat tarihinde kalıcı bir iz bırakmış ve kültürel miras açısından da gerçekten büyük bir öneme sahip olmuştur.
Eda ben bu eserin hikayesini de merak ediyorum dediğiniz bir sanat eseri varsa beni Instagram'dan takip edip oradan bana fikirlerinizi belirtmeyi unutmayın.
Sizler için burada anlatacağım.
Bir sonraki bölümde görüşene dek kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
