
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Fütürizm akımının nasıl ortaya çıktığından nasıl sona erdiğine kadarki süreçlerini, resim, müzik ve edebiyat alanındaki fütürist çalışmaları ve günümüze olan etkilerini anlatıyorum. Keyifli dinlemeler.
Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar, ben Eda.
Beyliğin Anmasına hoş geldiniz.
Çok uzun zamandır bir sanat akımı anlatmamıştım.
O yüzden bugün sanat akımları serimize kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Başlıktan da anlayacağınız üzere konumuz futurizm yani gelecekçilik.
Bu akım nasıl oluştu? Manifestoları ve özellikleri neydi?
Resimde, müzikte ve edebiyatta etkisini ne şekilde gösterdi?
Toplumsal ve politik yönleri neler?
Ve son olarak da günümüz sanatına nasıl bir etkisi var?
Bu tarz konulardan bahsedelim.
Hazırsanız hadi başlayalım.
Her şeyin hızla gelişip değişim geçirdiği bir dönemde yaşıyoruz.
Herakleitos'un da dediği gibi evren sürekli evrensel bir değişim ve dönüşüm içindedir.
Her şey her an değişir ve bir oluş içerisindedir.
Herakleitos günümüzde yaşasaydı sadece evrende olan değişimin değil her alanda yaşanan bu değişim ve gelişimlerin bu denli hızlı oluşu karşısında büyük bir şok yaşardı eminim.
Teknolojiden tutun da sanatın bile inanılmaz bir şekilde değişim gösterdiğini her geçen gün görüyoruz zaten.
bölümde de söylüyorum bunu nitekim.
Bu yüzden günümüzde yaşanan bu hızlı değişimleri de göz önüne aldığımızda fütürizmden bahsetmek tam bir yerinde olacaktır bence.
Önce kökenine bir bakalım.
Fütürizm 1. Dünya Savaşı'ndan önceki dönemde 1909 yılında İtalyan şair Filippo Marinetti tarafından başlatılan bir sanat hareketi.
1914 yılının öncesinde kapitalizm hızlı ilerleyerek yükseliyor ve bir sanayileşme söz konusu.
İlerleme çağının bir simgesi olarak da Makine ayrı bir önem kazanıyor doğal olarak.
Futurizm de bu makineleşmeni getirdiği değişimle geleceğe yönelik bir tutku besliyor.
Teknolojiye hayranlık duyuyor ve çağdaş yaşamın hızını vurgulayan bir anlayışı yansıtıyor.
Tam da bu tutkudan yola çıkarak değişen dünyanın ve iletişim araçlarının çeşitliliğinin insan zihni üzerindeki etkisine yoğunlaşıyor.
Bu denli tutku beslemelerinin bir sebebi var tabii ki.
Futurizmin doğduğu ortam yoğun bir.
Endüstrileşme dönemi sonuçta Avrupa'nın birçok yerinde yaşanan bir endüstrileşmeden söz ediyoruz tabii ki.
Ancak İtalya'da endüstrinin yaşadığı dönüşüm diğer ülkelere göre daha yavaş ilerliyor.
Fütüristler de bu yavaşlık karşısında bir başkaldırı gösteriyorlar aslında.
Bir bıkkınlık hakim.
Bu yüzden de bu dönüşümü hızlandırmayı hedefliyorlar.
Şair Filippo Marinetti bu akım için çok önemli.
Çünkü bu adam yaşadığı klasik ortama ve sorunlarına karşı tepkili.
Bu tepkisini de kendisi gibi düşünen diğer gençlerle paylaşıyor.
Bir manifesto yazarak paylaşıyor bunu tabii ki.
Fütürist manifesto adıyla 20 Şubat 1909 yılında Paris'te yayınlanan Le Figaro gazetesinin ön sayfasında yer alıyor.
Manifestonun yayınlanmasıyla da akımı resmen başlattığını duyuruyor.
Bu manifestonun içeriği bizlere onların özellikleri hakkında çok net bir bilgi veriyor aslında.
7 maddede şunları dile getiriyor Marinette'i.
Tabii ki 7 maddelik bir manifesto değil ama en önemlilerini sizler için toparladım.
Birincisi, tehlike aşkı, enerji ve korkusuzluk şarkısını söylemeye niyetliyiz.
İki, şiir sanatımızın temel unsurları.
Cesaret, atılganlık, başkaldırma olacaktır.
3. Şimdiye dek edebiyat hareketsizliği kendinden geçmeyi uykuyu yüceltti.
Biz agresif hareketi, heyecanlı uykusuzluğu, yarışçının hızını, ölümlü sıçramayı, yumruk ve tokatı yükselteceğiz.
4. Dünyanın ihtişamının yeni bir güzellikle zenginleştiğini beyan ediyoruz.
Hızın güzelliği. 5.
Mücadele dışında güzellik yoktur.
Agresif karakter olmayan hiçbir çalışma başyapıt olamaz.
Şiir, bilinmeyen güçleri insan önünde diz çöktürecek şiddetli bir saldırı olarak tasarlanmalıdır.
6. Savaşı öveceğiz.
Ve son olarak 7.
Müzeleri, kütüphaneleri, her tür akademiyi yıkacağız.
Ahlakçılık, feminizm, her tür fırsatçı ve faydacı korkaklık ile savaşacağız.
Futurizme başlatıyoruz.
Çünkü bu toprakları kokuşmuş profesörlerin, arkeologların, kılavuzların ve antikacıların kangreninden özgürleştirmek istiyoruz.
Burada bir parantez açmak istiyorum.
Futurizmin... Bir anti-feminizm tavrı olduğunu görüyoruz son maddede.
Ancak bu tavrına rağmen yazılmış bir fütürist kadınlar manifestosu da vardır.
Bu da ilginç aslında. Birbirleriyle daha doğrusu ortaya koydukları manifestolarıyla uyuşmayan çok fazla şey var.
Bütün bu manifestodan anlayacağınız gibi biraz Nietzsche'ci bir felsefi yaklaşımları var.
Ekspresyonizm bölümünde de bahsetmiştim hatta bundan.
Nietzsche'ye göre gelenekler insanı olduğu yerde durduran gelişmesini ve ilerlemesini önleyen şeylerdi.
Ekspresyonistler gibi Fütüristler de geleneği ciddi anlamda hiddetle reddettiler.
Peki nasıl bir yaklaşımları vardı bu manifestoya göre?
Öncelikle geleceğin hız, teknoloji ve değişimlerle dolu olacağını savunup mevcut sanat ve edebiyat anlayışlarını reddederek yine aynı şekilde geleceği yaratıcı bir şekilde yakalamayı amaçladılar.
Eski olan her şeyden özellikle sanatsal ve siyasi geleneklerden nefret ettiler.
Bunda tabii ki endüstrileşmenin İtalya'ya geç gelmesi en önemli etken.
Bu yüzden hız, dinamizm gibi kavramlara çok düşkünler.
Birçok akım geleneğe karşı çıktı evet ama aralarında en kendilerince anarşist olanı emin olun fütüristlerdi.
Dadaizm de var sonrasında tabii ki.
Tekrar son maddeyi de göz önünde bulunduracak olursak sanat tarihçilerinin ve sanat eleştirmenlerinin işe yaramaz bir düşünce yapısına sahip olduklarını düşünüyorlardı.
Onlara göre toplum bu kişilerin dediklerine kesinlikle önemli.
Vermemeliydi çünkü onlar geleneğe bağlıydı.
Teknolojiye hayranlardı zaten belirttikleri gibi.
Bu hayranlığı tabii ki kendi sanatlarına da yansıttılar.
Özellikle sanayi devriminin getirdiği makineler ve yeni araçlar, fütüristler için sanatsal bir ilham kaynağının iteliğindeydi.
Marinette'de yayınladığı manifestoda hızlı trenler, otomobiller ve uçaklar gibi teknolojik gelişmelere duyduğu hayranlığı dile getirmişti zaten.
Ona göre bu gelişmeler insanlığın doğaya karşı bir zaferi...
Doğanın karşısında insanoğlunun yarattığı bu hız ve sürat üstün gelecekti.
Buna ek olarak şöyle de bir görüşü var Marinettin'in.
Bir yarış otomobilinin...
Klasik antik Yunan heykeli olan Semadrek kanatlı zaferinden daha güzel olduğunu savunuyordu.
Kanatlı zafer heykeli olarak da bilinir bu heykel.
Yunan mitolojisinin zafer tanrıçası Nike'ın heykeledir.
Bilmeyenler için heykelin görselini açıklama kısmına bıraktım oradan bakabilirsiniz.
Makine estetiği zaten ön planda onlar için.
Böylesine eşsiz bir heykelin fütüristlere estetik gelmesini de bekleyemeyiz zaten.
Onlara göre geleneksel sanat ve edebiyat kısıtlayıcıydı.
Bu yüzden reddettiler zaten.
Manifestosunda da fütüristlerin yeni bir dil ve ifade biçimi oluşturarak eski kuralları yıkmayı amaçladığını belirttiler.
Yani resimlerde görülen o klasik ve geleneksel tarz onlara göre tamamen tersti.
Bu yüzden resimlerinde yeni bir dil yarattılar.
Örneklerini instagrama ekleyeceğim oradan bir bakın ciddi anlamda hıza ve makineleşmeye olan tutkularını görebiliyoruz çalışmalarında.
Bunları ek olarak savaşı romantize ediyorlardı.
Onlara göre savaş gençliği ve toplumu yeniden canlandıracak ve eski dünyayı yıkıp yeni bir dünya yaratacaktı.
Savaş güzellemesi her dönemde var.
Yani günümüzde bile girin instagrama herhangi bir İsrail Filistin savaşı postunun altındaki yorumlara bakın.
Bu yüzyılda bile var. İnsanlar savaş güzellemesi yapabiliyor.
Ben pek anlam veremiyorum.
Yorumda yapmak istemiyorum pek.
Konumuza gelecek olursak manifestoları bu şekilde.
Marinetti'nin yazdığı ana manifestodan sonra çok sayıda manifestoya inanıyor tabii ki.
Her fütürist kendi manifestosunu dahi yazabiliyordu.
Ve şöyle de bir nokta var ki fütürizmin sanat manifestolarında yeni bir dünya için yeni bir sanat önermesi yer alsa da bu yeni sanat hiçbir zaman tam anlamıyla ifade edilememiş.
Geçmişin sanatıyla...
Tüm bağları koparmak öneriliyor evet.
Ancak yerine ne konacak?
Yani bu o kadar açık değil.
Marinetti akıl hocalığı yaptığı genç fütüristlere yeni eğilimler göstermek amacıyla zaman zaman Paris'e götürüyordu örneğin.
Ancak bu genç fütüristlerin yapıtları çoğu zaman manifestolarında yer alan söylemler kadar yani yeni ve farklı değildi.
Zaten çok uzun ömürlü olacak bir akım da olmayacaktı.
Marinetti fütürizmin duyulması için sadece bu manifestoyu yayınlamakla kalmıyor.
Sokaklara çıkıp propaganda yapmanın da etkili olacağını düşünerek harekete geçiyor.
Örneğin bir pazar sabahı Marinetti ve arkadaşları San Marco Bazilikası'nın Çankulesi'ne çıkıp Venedik halkını bazilikanın önüne toplayınca Trampet çalarak halkı selamlamaya başlıyorlar.
Bu durum kilise için bir istismar aslında ancak fütüristler için bir tanıtım patlaması.
Yayılması için çeşitli gösteriler de düzenliyorlar bu arada.
Fütürist akşamlar adında.
Tiyatro o dönem İtalya'daki en popüler eğlence biçimiydi.
Marinettik kitlelere daha kolay ulaşabilmek için gösterileri kentlerdeki çeşitli tiyatro sahnelerine taşıdı.
Bu gösterilerde de manifestoları okundu, fütürist resimler gösterildi ve fütürist...
Tiyatro örnekleri sergilendi.
Tabi bu tiyatrolarda fütüristlerin kendileri gibi kelimenin tam anlamıyla bir kaos ortamıydı.
Skandallara neden oluyorlardı.
Sanatçılar el ilanları, afişler dağıtırken bir yandan da seyirciyi kışkırtmak için her şeyi yapıyordu örneğin.
Sonucunda da seyirci sahneye patates, domates gibi sebzeler fırlatıyordu.
Bir keresinde bu patates saldırılarına maruz kalan sanatçılardan biri sahnedeyken seyirciye dönüp işte aptallar patates yerine fikir atsanıza diye bağırırmış hatta.
Böyle çok komik çeşit olaylar yaşanmış.
Zaman zaman halk turistlere de saldırmış.
Çoğu zaman polisler de futuristlerin taşkınlıklarından bıkıp halka katılmış.
Anlayacağınız yaramaz çocuklar gibiymiş bu futuristler.
Bu gösterilere futurist müzikler de eşlik ediyordu tabii ki.
Hızı olan ilgilerini yansıttığı müzikleri Tabii ki böyle kulağa hoş gelen armonik bir müzik değil ve kendileri gibi gerçekten kendileri gibi gürültülü.
İtalyan bestecisi Luigi Russollo en önemli fütürist bestecilerden hatta Fütürist Manifesto'nun müzikle ilgili bölümlerini de yazmıştır bu adam.
Akım'ın müzik alanındaki yönünü de şekillendirmiş bir yandan ancak yine de gerçekten gürültüden oluşan müzikler bunlar yani müzik demek ne kadar doğru bilemiyorum gerçi ama birkaç haftadır yan evimde tadilat var
mesela ben her gün fütürist bir müziğe şahit oluyorum aslında kafanızda canlandı değil mi o tadilat sesleri işte tam da bu aslında fütürist müzik yani Gürültülü ve hızlı sesler.
Linkini ekledim. Bir dinleyin bakalım.
Tahammül edebilecek misiniz? Çünkü ben gerçekten edemedim.
Peki resimde fütürizm nasıldı?
Tabii ki her alanın olduğu gibi resminde bir manifestosu vardı.
Fütürist Ressamlar Manifestosu ve Fütürist Resim Teknik Manifestosu.
Bu manifestolarda fütürist resmin nasıl olması gerektiğini anlatıyorlar aslında.
sanatçılar tarafından evrensel dinamizm kavramının görselleştirildiğini görüyoruz.
Kaotik bir atmosfer var resimlerde.
Renkleri ve biçimleri bazen keskin çizgisel hatlarla, bazen de böyle daha yumuşak, noktacı bir teknikle ayrıştırıyorlar.
Onlara göre fütürist resim, sezgisel yaklaşımla bilimsel buluşları bir araya getiren bir şey aslında dünyanın özünün hareket olduğunu ortaya koyan bilimsel buluşların etkisi altında kalan
sanatçı için statik bir nesneyi resmetmek bilimi bir noktada dışlamak anlamına geliyor.
Nesnenin dinamizm olarak algılanması da alışıla gelen form ve renk anlayışını sarsıyor.
Yani geleneksel sanatla kıyaslamak gerekirse resimdeki alışılmış üslubu görmüyoruz.
İşte nedir bu alışılmış üslub?
Mesela Temiz renk geçişleri, espaslar, doğru kullanılmış ışık ve gölgeler, oran orantı bunlara dair hiçbir şeyi göremeyiz fütüristlerin eserlerinde.
Sabit bir noktayı ya da mutlak oranı...
Aramaya çabalamıyorlar çünkü.
Yani tek bir anı resmetmek yerine dinamik bir algıyı görselleştirmeyi amaçlıyorlar.
Her şey hareket ettiğinden ve değiştiğinden hiçbir görüntü statik değildir.
Nitekim statik formları da kesin olarak reddederler ve dinamik olarak nitelendirilen formları, örneğin küre, elips, eğik silindir ve koni gibi formları böyle hareket ediyormuşçasına bir çizgi ve hacimsellikle
kullanıyorlar. Evrensel dinamizm demiştik.
Bu kavram sanatçılar için çok önemli.
Akım'ın en önemli sanatçılarından biri İtalyan ressam ve heykeltıraş Umberto Boccioni.
Genç futuristlerin lideri olarak da görülüyor aynı zamanda.
Bu sanatçı resimlerinde kendi farklı ruh hallerini eş zamanlı olarak sanat yapıtına yansıtabilirliğiyle biliniyor.
Benim de gerçekten beğendiğim çalışmaları var hem resim hem heykel alanında.
Birisi 1912 tarihli Simultaneous Visions, eş zamanlı görüntüler.
Böyle eski ilüstrasyon kitaplarındaki görselleri andırıyor bana.
Diğeri de 1913 tarihli The Wall on Top of a Bottle in Space, şişenin mekandaki gelişimi.
Basit bir nesneyi dinamik bir formla işledi.
...ini görüyoruz bu eserde de.
Bir de zihin halleri serisi var.
Boccioni bu seriyi kübizmi inceledikten sonra yapıyor.
Bu yüzden resimde böyle kübizmin form anlayışını...
...ve füturizmin duygusal çizgilerini kaynaştırdığını görüyoruz.
Boccioni ve diğer fütürist sanatçıların resimlerinde de...
...böyle kübizmin yoğun etkilerini görebilirsiniz.
Hatta dışa vurumcu bir soyutlama tavrı da vardır bu resimlerin.
Kübistler de hatırlarsanız birden çok anı ve açıyı...
aynı yüzeyde gösteren akımlardandır.
Doğal olarak fütüristlerin de ilgisini çekmiştir bu durum.
Bir diğer fütürist ressam Giacomo Balla Bu sanatçı da Boccioni gibi kentlerdeki yeni yaşamdan etkileniyor.
Sokak Lambası adlı çok ünlü bir eseri var.
Aynı şekilde sabit duran sıradan bir nesneyi fütürist bir anlatımla birleştiriyor.
Bu anlattıklarımdan özellikle de manifestosuna bakacak olursak akımın başlıca özelliklerini görebiliyoruz aslında.
Resimde, müzikte böylelerdi.
Peki edebiyatta nasıllardı?
Fütürist edebiyat deyince akıllara gelmesi gereken ilk isim akımın da kurucusu olan Frippo Marinetti.
Konuları diğer disiplinlerde olduğu gibi modern yaşamın hızı, otomobillerin hızı ve sanayi devriminin getirdiği teknolojik gelişmeler.
Geleneksel olan her şeye nefret duydukları için geleneksel dil yapısına da meydan okuyorlar.
Klasik dil ve gramer kullanımı görmeyiz ya da geleneksel kafiye ve ölçü kurallarını.
Görmeyiz. Kelimeleri ve ifadeleri özgürce kullanırlar.
Sembolleri ve imgeleri de zaten sıkça yer veriyorlar.
Hatta semboller farklı anlamlar yüklenerek çağdaş yaşımın karmaşıklığını ve çelişkisini yansıtıyor onların eserlerinde.
İmgelem de bu noktada onlar için yeni ve sıra dışı bir ifade biçimi.
Şiirleri... Gerçekten bizim bildiğimiz şiirler gibi değil aslında.
Daha çok böyle grafiksel, ilüstrasyonist böyle posterler gibi.
Dadaist şiirlere de bir noktada benziyor ama dadaizmde...
Bir tık daha farklı tabii ki.
Onda da hatırlarsanız böyle anlamsız kelimelerden oluşturuyorlardı şiirlerini.
Fütürist şiirler de bakıldığında anlamsız gelebiliyor haklı olarak.
Çünkü birkaç tane kelimenin dağınık bir şekilde yazılarak bir imgeyi andırdığı şiirlerden oluşuyor.
Böyle bu tarz şeyleri kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor oluyor.
Ama baktığınızda aa böyle miymiş ya diyeceğinize eminim.
Bu arada bu ve fütürizme ile ilgili diğer verdiğim bütün örnekleri Instagram hesabımda bulacaksınız.
Takip etmeyi de unutmayın tabii ki.
Gelelim fütürizmin sonlarına.
Fütürizmin ikinci evresinde yani Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonraki evresinde Marinette ulusal faşist partinin lideri olan İtalyan politikacı Benito Mussolini ile görüşmeler
yapmaya başlıyor. Ve bu görüşmelerin sonucunda da fütürizm ile faşizm bir noktada özdeşleşme eğilimleri gösteriyor.
Çünkü Marinette Fütürist politika partisini kuruyor.
Bunun sonucunda da fütürist hareket faşizmle ilişkilendiriliyor.
Hatta faşizmin resmi sanatı gibi algılanıyor.
Tabi aslında ikinci evre demek ne kadar doğru olur bilmiyorum.
Çünkü savaşla birlikte fütürizmin etkisi de yavaş yavaş bitmeye başlıyor.
Savaşın bir tür hijyen görevi gördüğünü savunan fütüristlerden bazıları savaşta hayatını kaybediyor ki bu ölümlerin akımı sonlanmasında çok büyük bir etkisi var.
Aslında savaş toplumu yenileyici ve canlandırıcı bir güç olduğunu savunanların, onu romantize edenlerin hayatlarını ellerinden alıyor.
Boccioni'de hayatını kaybedenlerin arasında diğer birçok fütürist sanatçı da fütürizmin ilkelerini reddedip kübizme yöneliyorlar bütün bunların sonucunda.
Fütürizmin ideallerine bağlı kalan tek sanatçı Balla oluyor.
Bu ikinci evre dediğimiz kısımda Marinetti fütürizmi yeniden canlandırmak için Ayropituri adında bir akım oluşturuyor ve akımı temsil etmesi için de Ballı'yı görevlendiriyor.
Yine de yaşananlara rağmen akım bazı ülkelerde de rağbet görmüştür.
Özellikle Ruslar tarafından çok sevilmiş ve Rusya'daki fütüristlere rayonizm adı verilmiştir.
Sonuç olarak yavaş yavaş etkisini yitirse de 20.
yüzyıl sanatına ve kültürüne çok önemli etkilerde bulunmuştur.
Özellikle dadıizm, sürrealizm ve pop art gibi diğer sanat akımlarına da bir noktada ilham kaynağı olmuştur.
Bu akımlar da hüterizmden ve daha birçok şeyden ilham alarak geleneksel sanat anlayışını sorgulamış ve deneysel sanatın kapılarını açmıştır.
Pop art hariç hepsini anlatmıştım.
Eğer dinlemediyseniz eski bölümlere bakabilirsiniz.
Teknolojiye ve sanayi kültürüne olan hayranlığıyla bu temaların 20.
yüzyıl sanatının temel bir parçası haline gelmesine katkı sağlamışlardır.
Dilin ve ifadenin özgürleşmesi gerektiğini savunarak diğer sanatçıları ve yazarları da geleneksel dil yapısı ve gramerin ötesine geçmeye teşvik etmişlerdir.
Tabi ki medya ve reklam kültürünün yükselmesine de öncülük etmiştir bu akım.
Görsel dille yaptıkları deneyler yani şiilerindeki gibi sonraki yıllarda...
ve popüler kültürün gelişiminde etkili olmuştur.
Aslında bir noktada geleceğe dair öngörülerde bulunmuşlardır diyebilir miyiz?
Bence diyebiliriz.
Çünkü onlar teknolojiyle dolu bir dünyanın gelecekteki gerçekliğin olacağını öngörmüşler.
Dolayısıyla bu öngörüler bilim kurgu ve teknolojiye olan ilgiyi de Artırmıştır ki haklı da çıktılar.
Günümüzdeki teknolojik gelişmeler fütürizmin öngörülerini aşan bir hızda gerçekleşse de teknolojiye olan tutkuları ve değişimin olasılığını sanat ve kültürün bir parçası olarak kabul etme konusundaki
cesaretleri hala önemli bir ilham kaynağıdır.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere sanatla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
