
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümümüzün konuğu rönesans dönemini yükseklere taşıyan, sanat tarihine eşsiz yeteneğiyle yön veren sanatçımız Michelangelo Buonarroti! 40 metrelik bir freski nasıl yaptığını ve daha fazlasını merak ediyorsanız hepsi ve daha fazlası bölümde.
Transkript
Herkese merhaba, ben Eda.
Yaklaşık iki hafta önce Rönesans dönemini anlatmıştık.
hatırlarsanız. Sonrasında bu bölüm içerisinde de sanatçılara değineceğimi söylemiştim.
Ancak yeni kapak tasarımı ve bununla birlikte gelen bir heyecanla tasarımı uygun olsun diye araya bir Freud bölümü sıkıştırdık.
Zaten sanat tarihi anlatırken de kronolojik bir sıralama kullanmayı tercih etmiyorum açıkçası.
Karışık da olduğunu düşünmüyorum çünkü anlattığım bölümün hangi dönemden sonra ortaya çıktığını bölüm içerisinde belirtmiş oluyorum.
Böyle olması benim içimde verimli oluyor aslında çünkü bu yayın Sanat
tarihi çalışarak beni dinleyenler de varmış.
Bu benim çok hoşuma gitti. Umarım sizlere de fazlasıyla öğretici içerikler sunabilirim.
biliyorumdur değerli sanatçı adayı arkadaşlarım.
Rönesans dönemi sanatçılarını düşündüğümüzde elbette herkesin aklına Leonardo da Vinci geliyor doğal olarak.
Ben normalde çok fazla etkisinde kalmamak için sanat tarihi ve sanatla alakalı podcastleri dinlememeyi tercih ediyorum.
Kendim özgün içerikler üretebilmek için.
Ancak Çok fazla Da Vinci ile alakalı podcast olduğunu gördüm.
Ve bazılarını dinledim ne yalan söyleyeyim.
Ve çok aydınlatıcı, anlaşılır bölümlere rastladım.
Bu nedenle bununla alakalı bir bölüm yapmayı şimdilik düşünmüyorum.
Çünkü çok güzel içerikler var gerçekten.
Belki ileride fikrim değişir tabii bilemiyorum.
E hal böyle olunca ben de Da Vinci yerine başka en sevdiğim sanatçılardan olan Michelangelo'ya değineyim dedim.
Rönesans devlerinden diyebileceğimiz bu ünlü sanatçı kim?
Biraz bundan bahsedeceğim sizlere.
Sonra da hayatını, kariyerini ve 40 metrelik bir tavan freskini nasıl yaptığından bahsedeceğim.
Yani Sistine Chapel'in tavanı.
Hazırsanız başlayalım.
Taş gibi sert bir malzemeyi böylesine yumuşak ve canlı gösteren bir sanatçı biliyorsunuz ki Michelangelo.
Onlara ruh veriyor resmen.
Piazza heykelindeki Meryem Ana tasvirini yaptıktan sonra mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuşturuncaya dek mermere oydum demiştir.
Mermere hayat veren bu sanatçımız arkadaşlar 6 Mart 1475 yılında yani bundan tam 548 yıl önce İtalya'da bulunan Toscan...
Bölgesindeki Capris Michelangelo adında bir kasabada doğdu.
Yanlış duymadınız o dönemlerde soyadı doğal olarak olmadığı için insanlar yaşadıkları bölgelerin adını alırlardı.
Biz onu kısaca Michelangelo olarak biliyoruz.
Ancak tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni.
Biraz uzun bir isim evet ama Picasso'nun isminin daha doğrusu isimlerinin yanında kısa bile kalıyor.
Mutlaka Google'dan aratın derim Picasso'nun ismini.
Michelangelo doğduktan sonra annesi hastalanıp vefat ettiği için süt annesi tarafından büyütüldü.
Ve bu süt annesinin eşi de bir taş ustasıydı.
Yani taş oyma ustasıydı.
Michelangelo heykeli olan ilgisinin buradan geldiğini düşündü hep.
İlkokula gittiğinde bütün zamanını resim çizerek geçiriyordu.
Ve muhafazakar olan babası bu durumdan pek hoşnut değildi.
Neden diyeceksiniz? Sanat üretimi yapmak köklü aileler için yakışıksız bir durumdu o dönemde.
Michelangelo da aslında köklü bir aileden geliyordu.
Çünkü köklü, varlıklı aileler için sanatçılar işçi sınıfındandı.
karşılığı yapılan üretimler dışında sanatçılar çok da yüceltilmezdi.
Bir dönem kadar. Çok ünlü değillerse ve zengin değillerse tabii.
Michelangelo yaptığı işe öyle bir tutkuyla bağlıydı ki babası bu durumu görmezden gelemedi.
Ve oğlunun arzularını işe yarar hale getirmeye ve bu sanatı doğru dürüst öğrenmesini sağlamaya karar verdi.
Çünkü okulda da çok başarılı bir öğrenci değildi.
Sabah akşam resim çiziyordu.
Derslerde de resim çiziyordu.
Çok ders dinlediği söylenilemezdi.
Ve babası onu o dönemin en iyi ressamlarından diyebileceğimiz bir ressamın yanına Domenico, Ghirlandaio'nun yanına çırak olarak gönderdi.
Michelangelo öylesine yetenekli bir çocuktu ki bu yetenekleri alışılmışın dışındaydı ve Domenico bu durumunda fazlasıyla farkındaydı.
Sanata düşkünlüğüyle bilinen Medici ailesinden o dönemde hükümdar olan Lorenzo Medici, birinci sınıf ressamlar ve heykeltıraşlar yetiştirmek için bir okul kurmayı kafasına koymuştu.
Ve Domenico'ya atölyesindeki heykele yatkınlığı olanları ne kadar başarılı öğrenciler varsa yani bahçesine göndermesini istedi.
Bahçe diyorum çünkü bu okulun adı bir bahçeydi arkadaşlar.
Domenico tabii ki birkaç öğrenciyle beraber Michelangelo'yu da bu bahçeye gönderdi.
Michelangelo'nun sanat temelleri işte bu okulda atıldı.
Okul her bakımdan bir sanat cennetiydi.
O sıralar Michelangelo henüz 14 yaşındaydı.
Yeteneğiyle, hırsıyla ve çalışmalarıyla alışkanlığıyla dikkat çekmeyi başardığı için Lorenzo onu kendi himayesi altına aldı ve ona Medici'lerden biri gibi davranılmasını istedi.
Yani bir nevi aileden de artık.
Medici Sarayı o sıralarda filozofların, şairlerin ve sanatçıların toplandığı gerçek bir kültür merkezi haline gelmişti.
Michelangelo da aralarına karıştı ve onların düşüncelerinden etkilendi.
Michelangelo, Lorenzo Medici ölene kadar sarayında yaşadı ve dördüncü yılın sonunda, dört yıl boyunca yaşadı bu arada, sonunda Lorenzo öldükten sonra babasının yanına geri taşındı.
Yani Florence'a. Bu arada Lorenzo Medici yanında kalan bütün öğrencilere çok ciddi desteklerde bulunuyordu.
Hani bir Rönesans döneminde de bahsetmiştik bundan.
Sadece kendilerine değil ailelerine de maddi manevi yardımda bulunup onlara iş veriyordu.
Michelangelo babasının yanındayken başrahibi memnun etmek için ahşaptan çarmıha gerili İsa heykelini yaptı ilk.
Memnun etmek için diyorum çünkü başrahib Michelangelo için bazı özel odaları onun hizmetine açmıştı.
Sanatçı bu odalarda anatomi çalışmak için gizli gizli kadavraları inceliyordu.
Hani ne demiştik o dönemde kadavra incelemek çok hoş karşılanmayabiliyordu ama sanatçılar için de bu kadavra incelemek çok önemliydi.
Yani tıp dünyası ve sanat dünyası bir arada çalışıyordu.
aslında. Bu yüzden Rönesans İtalya'sında tıp alanı ile plastik sanatlar ikiz kardeş muamelesi gördü hep.
Öyle önemliydi ki ressamlar ve heykeltıraşlar cerrahlar ve eczacılar loncasına bağlıydı.
Bir ressam ve heykeltıraş için anatomi olmazsa olmazdır bu arada arkadaşlar.
Kaleminiz olmazsa yazı yazamayacağınız gibi anatomi bilginizde yoksa insan figürünü doğru bir şekilde çizemezsiniz veya heykelini yapamazsınız.
Soyuklaştırmaktan bahsetmiyorum bu arada.
Günümüz modern sanatının dışında bu söylediklerim.
Bu arada Michelangelo bazı konularda Leonardo da Vinci'ye oldukça benziyordu.
Kalıbına sığamayan, sürekli yenilik arayışında olan...
Biriydi. Ki bu yenilik arayışı aslında genel olarak sanatçıların hamurunda var.
Asla tek bir işle, tek bir teknikle veya tek bir alanla yetinmiyorlar.
Yetinemiyoruz. Ne yapalım?
Ne demiştik? Michelangelo Medici sarayından ayrıldıktan sonra Floransa'ya babasının yanına geri döndü.
Oradan Bologna'ya gitti kısa bir süreliğine.
Oradan da Venedik derken gittiği her yerde sıkılmaya başlıyordu.
Bunun sebebi biraz da Medicilerin sarayındaki rahatlığı hiçbir yerde bulamayışındandı.
Prensler gibi bir hayat...
Sürdükten sonra doğal olarak buralardaki sıkıcı taşra hayatı Michelangelo için alışılmadık bir durumdu.
En son başrahip ve kardinal tarafından Roma'ya davet edildi ve ünlü Pieta heykeli için istek üzerine çalışmalarına başladı.
Heykeli yaparken henüz 23 yaşındaydı arkadaşlar ve tek blok Carrara mermerinden yaptı bu heykeli ve bu çalışması için bölümün başında da bahsettiğim gibi mermerin içindeki heykellerin ruhunu görebildiğini
ve yalnızca üzerindeki fazlalıkları aldığını dile getirdi.
Peki Michelangelo'nun neden tek imzası var?
Neden sadece Piatta?
Michelangelo o dönemlerde fazla tanınmıyordu henüz.
Heykel yerine yerleştirildiğinde gelen tepkiler fazlasıyla övgü doluydu.
İnsanlar hayranlıkla bu heykeli seyrediyordu.
Bir gün heykelin olduğu yere gitti ve bir grup insan bu heykeli kimin yaptığını merak ettiklerine dair çeşitli sorular yöneltti.
Aralarından biri de çıkıp Milano'dan bir sanatçı deyince Michelangelo çok öfkelendi ve bir gece ansızın aletlerini yanına alıp kendini...
bir lambayla eserin bulunduğu kiliseye kapattı ve adını heykelin üzerine kazıdı.
Bu süreçten sonra da bu yapıt Michelangelo'nun oldukça ün kazanmasına sebep oldu.
Bu arada yapıt övgü kadar eleştiriler de aldı doğal olarak.
Mesela insanlar Meryem Ana tasvirinin fazla genç göründüğünü belirtti ya da insanın bedenine göre fazla büyük ve uzun göründüğünü.
Michelangelo dehasıyla hepsini hesaba katmış ve bilerek yapmıştı elbette.
Hani Pieta sahnesi oğlunun...
Cansız bedenini tutan bir anayı tasvir ediyor ya işte bu analığın yüceliğini ve oradaki İsa'nın zarar görmüş bedeni tasvir ediyor aslında.
Bu yüzden heykeli bu oranları göz önünde bulundurarak yaptı.
Bir süre sonra arkadaşların ısrarlarına dayanamayıp Florence'e geri döndü ve ölüme terk edilen bir şeyi hayata döndürerek bir mucize yarattı.
Nasıl mı? Arkadaşları 18 kadem yükseklikte bir mermer blok bulduklarından söz ediyordu ancak bu blok başka bir sanatçı tarafından alınmış ve sanatçı figürü yontmaya çalışırken onu berbat etmişti
bile. Bunun sonucunda blok mermer Santa Maria del Fiore'nin kenarına bir çöp gibi atılmıştı ve yıllarca terk edilmiş halde...
orada kaldı. Michelangelo bu mermeri isteyip aldı ve hepimizin bildiği, benim de en sevdiğim yapıtlarından olan 7 metrelik Carrara mermerinden dünyanın en ünlü heykeli olan Davut heykelini
yarattı. Zarafet, güzellik ve kuvvetin en mükemmel form anlayışıyla birleştirildiği bir baş yapıt olan Davut heykeli.
Evet yanlış duymadınız çünkü bu heykel ideal güzellik algısının vücut bulmuş haliydi.
Heykel yerine koyulduğu gün Floransa'da resmen bir bayram havası vardı.
Michelangelo işte o gün göklere çıkarıldı.
Ama bir sorun vardı.
O devirde yüksek yargıç olan Piero Soderini heykel yerleştirildikten ve Michelangelo son dokunuşlarını yaparken heykelin burnunu biraz fazla büyük bulduğunu ve küçültülmesi gerektiğini
söyledi. Bunun üzerine Michelangelo Hiç itiraz etmeden bulunduğu iskeleden burnuna çekiçle böyle vurmaya başladı ve toz parçaları havada süzüldü.
Soderini kendi sanat bilgisini Michelangelo gibi bir adama kabul ettirebildiği için oldukça memnundu.
İşte şimdi daha iyi oldu.
Şimdi gerçekten can verdiniz heykele dedi.
Oysa Michelangelo...
iskele üzerindeki kalastan bir avuç toz toplamış ve heykelin burnuna darbe almayacak şekilde vurarak elindeki tozları havaya savurmuştu.
Yani aslında hiçbir müdahalede bulunmamıştı.
Burun yine aynı burundu.
Michelangelo bulunduğu iskeleden aşağı inerek bilgili göründüğünü sanan ama saçma sapan konuştuğunu düşünen bunun gibi eleştirmenlere oldukça acımıştı ve heykeli halka açtı.
O güne dek bu hey...
Altyazı M.K.
daha iyisi yapılmamıştı dünyada.
Michelangelo'nun Davut'unu gören kimsenin sağ ya da ölü hiçbir heykeltıraşın hiçbir yapıtını görmeye ihtiyacı yoktur demiştir Vasser'i.
Herkesi büyülemişti çünkü.
Bu süreçten sonra Michelangelo sürekli sipariş almaya başlamıştı ve artık adı dönemin en ünlü ustalarının arasında anılıyordu ve daha henüz 24 yaşındaydı.
Michelangelo'nun bu kadar iyi bir sanatçı olmasının sebebi malzemeyi çok iyi tanıması ve mermer gibi zor bir taşı, hamur yoğurur gibi şekillendirebilmesi ve çok iyi bir anatomi bilgisine sahip olmasıydı.
Aynı zamanda çok iyi bir ressam, şair ve mimardı ama heykeltıraş olarak anılmak onun çok daha hoşuna gidiyordu.
Resim yapmayı mesela heykel kadar sevdiğini pek...
Söylemezdi. Michelangelo'nun bazı resimleri 2.
Dünya Savaşı sırasında yaşanan nazi yağmasında çalındı.
Bazıları yakıldı. Bazıları ise kayıt altında olmadığı için kendisine ait olmadığı bilinmiyordu.
Bu yüzden günümüze kadar gelmiş sadece 4 adet resmi mevcut.
Bu arada sanat eseri hırsızlığı geçmişten günümüze öyle popüler bir olay haline dönüştü ki insanlar bir dönem müzelerdeki eserlerin gerçek olup olmadığına dahi sorgular oldu.
Tarihte çok ama çok büyük sanat eserleri eseri hırsızlıkları var.
Kimisi bulundu, kimisi ise hala kayıp.
Bununla ilgili ayrı bir bölüm yapacağım mutlaka.
Ne demiştik? Michelangelo resim yapmayı heykel kadar sevmiyordu.
Kendisinin heykeltıraş olarak anılmasını istedi hep.
İnsan merak ediyor. Madem resim yapmayı sevmiyorsun, sevmediğin halde neden 40 metrelik bir tavan freski yaptın ve adam diye nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim bahsetmiştim.
Evet arkadaşlar 40 metrelik bir duvar freski siparişi almıştı Michelangelo.
Hepimizin bildiği Sistina Şapeli'nin tavanı yani.
Adem'in yaratılışı, Adem ve Havva'nın cennetten kovuluşu resimlerine hepimiz rastlamışızdır.
En sık da Adem'in yaratılışı tablosu.
Hani şu bulutların üzerinde oturan Adem figürünün parmaklarını, Tanrı'nın parmaklarını uzatışı.
Hatırladınız değil mi? İşte bu ve bunun gibi birçok sahne Sistina Şapeli'nin tavanında bulunuyor.
Michelangelo bu siparişi Papa II.
Julius'tan almıştı.
Ama Papa öncesinde Michelangelo'nun ününü duyduğu için onu ilk başta kendi mezarını yaptırmak için görevlendirdi.
Michelangelo mezar için bir tasarım hazırladı ve Papa bu tasarımdan büyülendi.
Bu tasarım Michelangelo... Sipariş
üzerine Michelangelo, blok mermer bulmak için Carrara'ya gitti ve 8.
ayın sonunda mermerleri gemiye yükletip Roma'ya götürdü ve çalışmak için San Pietro meydanına yerleştirilmesini istedi.
Taşıyanları ücret ödenmesi için de Papa'ya haber gönderdi ancak Papa işi olduğunu belirtip gelmedi ve Michelangelo Papa'nın ona daha sonra ödeme yapacağını umarak ücreti kendi cebinden verdi.
Sonrasında bu konuyu konuşmak için yani parasını geri almak için Papa'nın yanına gitti ancak uşaklarından bir Papa'nın emri gereği onu içeri alamayacağını söyledi ve Michelangelo doğal olarak çılgına
dönmüştü. Meydana dönüp eşyalarını topladı ve bütün işlerini öylece bırakıp Roma'yı terk etti.
Papa bu duruma bir hayli sinirlendi ve peşinden geri dönüp işini tamamlaması için adamlar gönderdi.
Mektuplar yazdı. Hatta cezalandırmakla tehdit etti Michelangelo'yu ama kendisi hiç umursamadı.
Roma'ya dönmeyi her seferinde reddetti.
Papa'ya günümüz tabiriyle trip atıyordu hatta.
Mektuplarına cevap dahi vermiyordu.
En sonunda Papa'nın habercileri Michelangelo'yu Papa'ya yazması için ikna etti.
Michelangelo mektubunda bağışlanmayı dileyerek Papa'nın huzuruna bir daha asla dönmeyeceğine çünkü Papa'nın kendisini bir caniymiş gibi kovduğunu, sadık hizmetinin böyle bir muameleyi hak etmediğini ve Papa
'nın kendisine hizmet edecek başka bir sanatçı bulması gerektiğini belirtti.
Yani Michelangelo ile Papa arasındaki ilişki bir nevi Tom ve Jerry ilişkisi gibiydi aslında.
Papa'dan kaçmak için İstanbul'a gidip Osmanlı padişahına hizmet etmeye bile niyetlenmişti.
Fakat en sonunda yine yüksek yargıç olan Piero Soderini tarafından korunarak Papa ile görüşmek için ikna edildi.
Ve Michelangelo mermer işine yani mezar işine kaldığı yerden devam etti.
Bu arada Michelangelo'nun rakibi diyebileceğimiz iki sanatçı var arkadaşlar.
Bunlar Bramante ve hepimizin bildiği Raffaello.
Michelangelo'nun arkasından entrikalar çevirdiğini söylesek haksız sayılmayız.
Çünkü bu iki sanatçı Papa'yı ölmeden önce mezar yaptırmanın uğursuzluk getireceğini dair ikna etti ve böylece Papa bu işten vazgeçti.
Ve onun yerine Michelangelo'ya Sistina Şapeli'nin tavan freski işini verdi.
Ancak Michelangelo istemem yan cebime koy modundaydı.
Bu işe hiç girişmek istemiyordu.
Bunun üç nedeni vardı.
Birincisi Michelangelo böylesine büyük bir işe hiç girişmek istememişti.
Çünkü yapacağı iş üç boyutlu değildi yani bir heykel değildi ve resmi heykel kadar değerli görmüyordu.
İkincisi freskin teknik zorluklarıydı.
Rönesans bölümünde fresk tekniğinden bahsetmiştim dinleyenler hatırlayacaktır.
Islak soya üzerine boya pigmentlerinin uygulanmasıyla.
resim oluşuyor demiştik. İşte ıslak sıvı üzerine çalışıldığı için resmin sıva kurumadan yapılması gerekiyordu.
Ayrıca sıva kuruduktan sonra detaylarda değişiklik yapılamazdı.
Bu yüzden son hali resmin son hali yani ilk çalışmadan verilmeliydi.
Yoksa tamamen baştan başlamak gerekirdi.
Üçüncüsü tekrar birinci söylediğimizle aynı şeydi aslında.
Resmi heykel kadar değerli görmüyordu.
İşte bu nedenlerden dolayı istemeye istemeye teklifi kabul etti ve çalışmalara başladı.
Bu tavan fresk Eski arkadaşlar yüksek rönesansın en önemli eseriydi artık bitirdiğinde.
O ana kadar insan elinden çıkmış en büyük eserdi.
Peki neden bu resmi tavana yapmıştınız?
Neden bir şapelin içerisine ya da?
Sistema şapeli o dönemlerde papa seçimleri için kullanılıyordu.
Bu nedenle görkemli, estetik değeri yüksek, eşsiz eserlerden oluşması gerektiği düşünülüyordu.
Hani kilise ve şapeller için tanrının evi derler hep.
İşte o dönemki insanlar kendi evlerinden çok tanrının evi.
evinin kusursuz olması gerektiği görüşündeydiler.
Bu arada Michelangelo inanılmaz sabit fikirli bir adamdı.
Bu freskleri yaparken tek şartı kendi istediği kompozisyonu oluşturup yapmaktı.
Bu şartla da bu işi kabul etti aslında.
Kompozisyonları hazırladı ve işe koyuldu.
Freskler kutsal kitaptan Michelangelo'nun seçtiği sahnelerden oluşuyordu.
Öyle bir kompozisyon oluşturmuştu ki yani mimari yönden de mükemmeldi ve her figürü en mükemmel tarza işlemişti.
Tavanı belirli bölümlere ayırdı ve her bölümün ortasına İncil'den seçtiği bu sahnelerin tasarımlarını yerleştirdi.
Tavanın merkezinde 4 tane büyük, 5 tane küçük kompozisyon şekline ayrılmış toplam 9 ana sahne bulunuyor.
Tavanın duvarla birleştirdiği noktalarda da üçgen biçiminde bölümler vardı.
Buraya da Tevrat'tan alıp...
tasarladığı sahneleri işlemişti.
Michelangelo bütün figürleri sanki bir heykelmiş gibi, üç boyutlu bir heykelmiş gibi resmetti.
Yani bütün çıplaklığıyla oradaydı resimler.
Bu resimleri tasarlarken de geleneksel din resimlerinin kurallarına uymadı.
Yani onlara bir kıyafet giydirmedi.
Tamamen özgün bir yaklaşım geliştirmişti.
Yerleştirilen bu sahneleri de öylesine bir sıralamayla yerleştirmedi elbette.
Şapelin altar kısmından girişine kadar her birinde üç kompozisyon olacak şekilde 3 ayrı gruba ayırdı.
İlk grup dünyanın yaratılışını, ikinci grup Adem ile Havva tasvirlerini, üçüncü grup ise Nuh tufanını anlatıyor.
Tavanın tamamında da toplam 343 figür bulunuyor.
Peki bu resmi tavanın nasıl yaptı bu adam diyenler için?
Kendisi için özel ahşap bir iskele yaptırdı.
Normalde tavanı resim yaptığınızı hayal edin.
Örneğin sırt ve boyun ağrısı çekmemek için uzanarak yapmanın daha mantıklı olduğunu düşünürsünüz değil mi?
Ama hayır, Michelangelo bu resmi ayakta yaptı.
yılın sonunda fiziksel olarak oldukça yıpranmıştı.
Bu şapeli bitirdikten sonra da döneminin en ünlü sanatçısı olmuştu artık.
Bu süreçte birçok sipariş aldı, birçok eser yaptı ve Papa vefat ettikten sonra mezar konusu tekrar gündeme gelmişti.
Mezarına da yapmak istedi ama çok yoğundu ve erteledikçe erteledi.
Bu yüzden mezar yarım kaldı ama sadece mezarın ana motifi olan Musa heykelini Michelangelo yaptı.
Hatta heykeli bitirdikten sonra da heykeli öyle hayranlıkla Baktı ki yani bunun cansız bir taş parçası olduğuna kendi bile inanmak istememişti.
Heykele bakıp karşısına geçip konuş Musa konuş diyerek elindeki çekici bile fırlatmıştı.
Papa'nın ölümünden sonra da tahta geçen bütün papaların hizmetinde çalıştı ve sanatını böylelikle zirveye ulaştırdı.
Daha sonra yeni gelen papa için yani Papa IV.
Paul için Sistina Şapeli'nin duvarına bir mahşer günü yaptı.
Bu eser de şapelin tavanından...
25 yıl sonra başlamıştı sanırım ve 1536 ile 1541 yılları arasında bitirdi.
Sadece sunak duvarını hazırlaması bir yıl sürmüştü.
Mahşer günü de İsa'nın ikinci gelişini ve Tanrı'nın insanlığa son ve nihai kararını tasvir ettiği bir fresktir bu arada.
Tavan fresklerinin olduğu gibi bunda da çıplak figürler kullandı elbette ve bu da tabii ki çok tepki çekti.
Özellikle İsa figürünün çıplak olması...
Papayı oldukça rahatsız etmişti hatta bu yüzden daha sonra o figürün üzerine bir kumaş partisi yerleştirdi.
Hayatının geri kalan dönemlerinde...
Mimarlığa da bolca yer verdi.
San Pietro Basilikası'nın kubbe kısmını tasarladı ve iç süslemelerini yaptı.
O sene Roma'da bulunan neredeyse bütün binaların ve mezarların çoğunu Michelangelo yapmıştı aslında.
Mimari anlayışı da benzersizdi.
Yapı sanatına yepyeni formlar getirdi ve böylece Rönesans mimarisine de yön verdi.
Leonardo da Vinci ve Raffaele Öleli neredeyse yarım asır olmuştu.
Yani meydan Michelangelo'ya kalmıştı.
İtalya'nın sanatına fazlasıyla hakimdi.
Artık ve çalışmayı bir gün bile bırakmamıştı.
Yaşlandıkça daha da hırslandı ve daha çok çalışmaya devam etti.
10 sene önce başladığı başka bir piyata tasvirini yaparken de birden rahatsızlandı ve aynı yılın Şubat ayında ölümüne kavuştu.
Bizlere, insanlığa paha biçilemeyecek kadar büyük ve değerli bir servet bırakmıştı Michelangelo.
Geçmişten günümüze dek sanat tarihindeki en önemli isimlerden biri hatta en önemli isimlerin başında geliyor.
Yaşadığı süreç boyunca bir dakikasını bile ziyan etmedi.
her anını sanatla, felsefeyle ve bilimde meşgul olarak geçirdi.
Öfkeli, fevri, içe kapanık biri olsa da sabrı, göz alıcı tekniği, kendini açıkça belli eden yeteneği sayesinde hemen herkese kendine hayran bırakmıştı.
Hatta bu ilahi yeteneğe ithafen kendisini İldivino lakabı takılmıştı.
Yani ilahi, tanrısal demektir İldivino.
Yerinde bile kapı olmuş. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
