
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde sürrealizmin sanatının bilinçaltına derinlemesine iniyoruz. Keyifli dinlemeler.
Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Gerçek üstücülük yıkıcıdır ancak yalnızca gördüğünüz şeyleri sınırlayan zincirleri yıkar.
Salvador Dali'nin bu meşhur sözüyle bu bölümün açılışını yapıyorum.
Hadi gelin beraber sürrealizmin bilinçaltının derinliklerine inelim.
Bu değerli akım arkadaşlar 1.
Dünya Savaşı'nın sonrasında 20.
yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır.
Esasen Avrupa'da yaşanan sosyal, politik ve kültürel değişimlerle yakından ilişkiliydi.
Çünkü savaşın ardından Avrupa genelindeki toplumlarda derin bir umutsuzluk ve travma bulunuyordu.
Yıkılan altyapı, ekonomik zorluklar ve büyük kayıplar insanların geleneksel değerlerini ve düşünce tarzlarını sorgulamalarına ve sıra dışı yeni yaklaşımlara yönelmelerine yol açtı.
Aslında sadece sanatsal bir hareket değil, aynı zamanda toplumsal bir harekettir sürrealizm.
Tıpkı dadaizm gibi sanat, edebiyat ve düşünce dünyasında devrim niteliğinde bir akım olarak kabul edilir.
Aslında zaten dada hareketinden etkilenen, dadanın küllerinden doğan bir akımdır.
Dadaizmi anlattığım bir bölüm var bu arada kanalımda.
Eğer bu bölümü temellendirmek isterseniz ona da bir göz atın derim.
Paris'teki dada hareketinin çöküşünün ardından yine dada'ya bağlı kalarak gün yüzüne çıkıyor.
Sürrealizmin babası olarak adlandırılan bir isim var.
Andre Breton adlı.
Bu beyefendi... Dada akımında da yer almış, Fransız bir yazar ve şairdir ve sürrealizmin papası yani sürrealizmin babası olarak bilinir.
Breton tıpkı Dadaistler gibi savaş sonrası travmanın yarattığı o umutsuzluğa karşı tepki göstermek istiyordu.
Ve 1924 yılında akımın varlığını resmen belgeleyen ilk Manifeste du Sürrealisme yani Sürrealist Manifesto adlı çok önemli bir eser yayınladı.
Bu manifestoda Breton akımın temel prensiplerini ve hedeflerini anlatmak istedi.
Rasyonalizme, toplumsal kurumlara ve ahlaki değerlere karşı çıkarak akımın kuruluşunu ve temel felsefesini açıklayarak sanat ve edebiyatın bilinçaltını keşfetmesi gerektiğini vurguladı.
Breton bu manifestoda sürrealizme, gerçeküstü imgelerin ve düşlerin temel alındığı bir sanat ve edebiyat akımı olarak tanımlıyor.
Sürrealist sanatçılar da bilinçaltının derinliklerinde yer alan düşler, arzular ve düşünceler aracılığıyla gerçeküstü bir deneyim yaşamayı amaçlıyor.
Geleneksel sanatın akılcı ve mantıklı sınırlarını tamamıyla reddediyor.
Zaten sürrealizm, bilinçaltının mantığın ötesine geçtiği, akıl dışı ve tesadüfi bağlantıların ifade edildiği bir alan.
toplumsal normlardan ve sınırlamalardan bağımsız olarak özgürce ifade edilmesine inanıyor.
Ve aynı zamanda rüyaların ve düşlerin sanat ve edebiyatta büyük bir öneme sahip olduğunu inanıyorlar.
Bilinçaltlarını keşfederek rüyaların derin anlamlarını açığa çıkartmayı da hedefliyorlar.
Yalnızca bireysel bir sanat hareketi değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir devrimi de temsil ediyorlar.
Ayrıca Breton bu akımı toplumsal adaletsizliklere ve sınırlayıcı kurumlara karşı bir isyan olarak da görüyor.
Manifestosunun özeti de bunlardır aslında.
Ancak merak ediyorsanız Surrealist Manifesto adlı kitabı edinip okuyabilirsiniz.
Zaten çok kısa, 150 sayfalık bir kitap.
Tabii ki akımın ortaya çıkmasında çok önemli bir isim daha var.
Sigmund Freud. Sürrealistler Freud'dan çok etkilenmişlerdi.
Çünkü Freud'un psikanalitik teorileri insan psikolojisine ve bilinçaltının derinliklerini inceleyerek akıl ve düşünce dünyasının ötesine geçmeye yönelik bir yaklaşım sunuyordu.
Bilinçaltının insan davranışlarına, düşüncelerine ve duygularına nasıl derinlemesini etki ettiğini vurguluyordu.
Bu durum sürrealistlerin temel prensiplerinden biri olan bilinçaltını keşfetme fikrine büyük ölçüde uyuyordu.
Böylelikle sürrealist sanatçılar ve yazarlar bilinçaltının derinliklerindeki düşler, arzular ve rastlantısal bağlantılar aracılığıyla yeni anlamlar ve imgeler ortaya çıkartmaya çalıştılar.
Teorileri aynı zamanda rüyaların ve düşlerin bilinçaltının ifadesi olduğunu ve içsel dünyanın sembollerle ifade edildiğini öne sürüyordu.
Sürrealistler de bu fikirleri sanat ve edebiyatlarına entegre ettiler.
gerçeküstü imgeler ve sembollerle ifade edilmesi sürrealizmin çok önemli bir özelliğiydi aslında.
Freud'un serbest çağrışım tekniğini duymuşsunuzdur belki.
Bu teknik düşüncelerin akıp gitmesini ve bilinç altından çıkan unsurları yakalamayı amaçlıyor.
Sürrealistler de bu fikri genişleterek otomatik yazı dedikleri bir teknik geliştiriyor.
Bu teknikle akla gelebilecek ilk düşünceleri yazıya döküyorlar ve bilinçaltının doğal bir ifadesini ortaya çıkartmayı sağlıyorlar.
Ayrıca Freud'un teorileri insan davranışlarının ve düşüncelerinin her zaman rasyonel olmadığını gösteriyordu.
Sürrealizm de rasyonellik yerine akıl dışı, mantıksız ve rastgele unsurları ön plana çıkartmıştı.
Şöyle geniş bir perspektiften baktığımızda aslında bütün bu saydıklarımdan sürrealizmin özelliklerinin ne olduğunu çıkartabilirsiniz.
Gerçeküstü imgeler, rastlantısal birleşimler, mantığa uymayan öğeler ve Hayal gücü.
Sanatçılar bütün bu saydığım üslupları kullanarak oldukça sıra dışı ve şaşırtıcı eserler üretmişlerdi.
Örneğin Salvador Dali. Dali bildiğiniz üzere, Dali deyince de yüzüm gülüyor bu arada.
Dali bildiğiniz üzere sürrealizmin en tanınmış temsilcilerinden ve benim de en zeki, en yaratıcı bulduğum ressamlardan biridir.
Onun tablolarında bu gerçeküstü imgeler ve rastlantısal birleşimler oldukça belirgindir.
Örneğin Belle'in Azmi adlı bir tablosu var.
Akım'ın en önemli eserleri.
Bu tabloda saatlerin eridiğini, çeşitli cisimlerin sarktığını ve zamanın soyut ve gerçeküstü bir yorumunu görüyoruz.
Bilincin ve zamanın karmaşıklığı anlatılıyor sanki bize.
Tabloda yer alan o soyut imgeler mantıksız bir dünyanın içinde bulunan izleyiciyi adeta düşünmeye ve sorgulamaya itiyor.
Bir diğer örneğimiz akımın yine en önemli sanatçılarından gerçeküstücülerin filozofu olarak anılan Belçikalı ressam Rene Magritte.
Resimlerinde gerçek dünyayla olağan dışı bağlantılar kurarak dikkat çeken bir sanatçı.
İmgelerin İhanete adlı oldukça ünlü bir resmi var.
Bu tabloda bir pipo imgesi görüyoruz.
Ancak pipo imgesinin hemen altında bu bir pipo değildir yazıyor.
Bu eser de aynı şekilde izleyicinin algılarını sorgulamayı ve bir nesnenin tasviri ile gerçek nesne arasındaki ilişkinin karmaşığı.
Bu bir pipodur diye düşünmek oldukça yanıltıcı olacaktır.
Çünkü bu aslında bir pipo değil.
Bu bir pipo görseli, bir pipo imgesidir.
İşte Margaret'in düşünmemizi istediği nokta tam da bu olmalı.
Bakalım Margaret'in kendisi bu konu hakkında genel olarak ne söylüyor?
Resimlerimi bilinçli ya da bilinçsiz bir simgeselliğe indirgemek, onların gerçek doğasını görmezlikten gelmektir.
İnsanlar bir takım nesneleri hiçbir simgesel anlam aramadan rahatlıkla kullanabiliyorlar.
Ama iş resimlere bakmaya geldiğinde aynı nesnelere nasıl bakacaklarını bilemiyorlar.
Resmin karşısında ne düşünmeleri gerektiğini bilmedikleri için yaşadıkları bu ikircikli halden çıkabilmek onları belli anlamlar aramaya yetiyor.
Yaslanacakları bir şey olsun istiyorlar rahatlıkla.
O boşluk duygusundan kurtulabilmek için tutunabilecekleri güvenli bir dal bulmaya çalışıyorlar.
Simgesel anlam arayanlar imgenin kendindeki şiiri ve gizemi gözden kaçırıyor.
Bir gizem sezebildiklerine şüphe yok ama bir an önce kurtulmak istiyorlar o sezgiden.
Korkuyorlar. Bu ne anlama geliyor diye sorarken gerçekte her şeyin anlaşılır hale gelmesini diliyorlar.
Oysa... O gizemi sezenler ve ondan kaçmayanlar bambaşka bir tepki veriyorlar resme.
Onlar bambaşka sorular soruyorlar.
Bu dizeleri biraz düşünmenizi isterim.
Üçüncü örneğimiz Alman ressam Max Ernst.
Fireplace Angel ya da Sürrealizmin Zaferi adıyla bilinen bir eseri var bu değerli sanatçının.
Bu eserde de farklı nesnelerin ve varlıkların anlamsız bir biçimde bir araya geldiğini görüyoruz.
Bu arada bu eserlerin görsellerini Instagram'a ekleyeceğim.
Açıklama kısmından Instagram adresime ulaşıp oradan bakabilirsiniz.
Son olarak dördüncü örneğimiz İspanyol ressam Joan Miro.
Miro soyut imgeler ve renkler kullanır eserlerinde.
Diğer sanatçılarda imgelerin tasvirlerini farklı bir biçimde bir araya getirdiklerini görebiliyoruz.
Ancak Miro bütün imgeleri soyutluyor.
Sabah Yıldızı adlı eseri buna verebileceğim en güzel örneklerinden biri.
Çeşitli semboller görürsünüz bu eserde.
Renkleri ve biçimleri özgürce kullanır.
İzleyiciye hayal gücünün sınırlarını zorlamak için adeta bir davet sunar.
Bunlar sayabileceğim en önemli örnekler.
Çok daha fazlası var ancak hepsini sayarsam sürrealizm akımının ne olduğuna dair bir bölüm olmaktan çıkar ve sürrealizm eser yorumlamasına döner.
O yüzden burada örneklerime son veriyorum.
Böylelikle sanatçılarına da yüzeysel bir şekilde değinmiş oldum aslında.
Sanatçıların hayatlarını tabii ki daha detaylı bir şekilde anlatacağım.
Sürrealizmin aynı zamanda toplumsal ve politik olaylara da ilgi duyan bir akım olduğunu belirtmiştik.
Sürrealizm... Marksizm ve sosyalizm gibi solcu düşüncelerle sık sık ilişkilendirilir aslında.
Çünkü bünyesindeki hemen hemen bütün sanatçılar toplumsal adaletsizliklere ve kapitalizmin sömürüsüne, yoksulluğa karşı bir isyan bayrağı çekiyor.
Özellikle 1930'larda Marksizme daha fazla eğilim gösteriyorlar ve politik devrimi de destekliyorlar.
Hatta bununla kalmayıp akabinde Andre Breton öncülüğünde Fransız Komünist Partisi'nde aktif olan bir grup sanatçı, Sürrealist Komünist Parti adını taşıyan bir manifesto yayınlıyor.
Bu manifestoda sürrealistler sanatın devrimci bir araç olarak kullanılması gerektiğini vurguladılar ve toplumun dönüşümü için sanat ve politikanın birleştirilmesi gerektiğini savundular.
Hatta Breton'un manifestosunu yayınladığı yıl Surrealist Devrim adlı bir dergi yayınlıyorlar ve bu dergi de önlerindeki süreçlerde yayınlanmaya devam ediyor.
İspanyol iç savaşı dönemi Surrealizmin politik yönünün en belirgin şekilde ortaya çıktığı anlardan biriydi.
Birçok sanatçı İspanya'daki o cumhuriyetçi hükümeti destekleyerek faşizme karşı mücadele etti.
Bu dönemde sürrealistler savaşa ve faşizme karşı birleşik bir direniş göstermişlerdi.
Aynı zamanda toplumsal cinsiyet normlarına, cinsel tabulara ve ahlaki sınırlamalara karşı çıktılar.
Bu, kadın sanatçıların ve yazarların da aktif olarak yer aldığı bir hareket oldu.
Böylelikle özgürleşmiş cinsellik ve bireysel ifade, sürrealistler için oldukça önemli bir tema haline gelmişti.
Peki bu sürrealizm adı nereden geliyor?
Sürrealizm terimini ilk kullanan kişi Fransız şair Guillaume Apollinaire.
Bu sözcü 1917 tarihli oyunu ve Picasso'nun sahne tasarımını yaptığı Geçit başlıklı baleyi anlatırken kullanıyor bu beyefendi.
Peki sadece resim ve edebiyatta mı kendini gösterdi bu akım?
Hayır, gerçek üstücü nesneler de akımın bünyesinde sık sık görünüyor.
Örneğin Meret Oppenheim'ın Tüylü Kahvaltısı adlı bir eser benim hep dikkatimi çekmiştir.
Onun da görselini ekleyeceğim.
Tamamen tüy kaplı bir fincan ve altlığını düşünün.
Yine bir başka örnek Dali'nin ıstakoz telefonları.
Andre Breton bu nesnelerle ilgili Bu nesnelerde her şeyden önce gündelik yaşamda duyularımızla algıladıklarımızın ve bizi kendileri dışında olabilecek her şeyi aldatıcı olarak görmeye çağıranların
bunaltıcı yinelemesinden doğan yasağı kaldırma özelliği vardır demiştir.
İnsanların alışkanlık gereği kullandıkları nesnelerin yeni bir gözle.
değerlendirilmesinin önemine değinmiştir aslında.
Aynı şekilde bu nesneler gibi gerçek üstücülük sinemada da kendini göstermiştir.
Salvador Dali'nin Luis Buñuel ile işbirliğiyle gerçekleşen Endülüs Köpeği ve Altın Çağı adlı filmleri buna bir örnektir.
Bu arada Endülüs Köpeği biraz rahatsız edici görsellere sahip.
Yaklaşık 16 dakikalık bir kısa film YouTube'da var ama çok da tavsiye etmiyorum izlemenizi.
Yine de siz bilirsiniz.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sürrealistlerden Breton, Ernst ve Mason New York'a giderek sanatsal çalışmalarını orada sürdürmüşlerdir.
Sonrasında da zaten soyut dışavurumculuk ve pop art gibi akımlar etkili olmuştur.
Zaten onlara da ileriki bölümlerde değineceğim mutlaka.
Andre Breton, sürrealizm ile ilgili düşüncelerini, sürrealizm, bugüne kadar ihmal edilmiş olan bazı çağrışım biçimlerinin yüksek gerçekliği, rüyanın büyük kudreti, düşüncenin
karşılıksız oyunu hakkındaki inanışa dayanıyor.
Sürrealizm, diğer bütün ruhsal mekanizmaları tamamen ortadan kaldırmayı ve hayatın başlıca sorunlarının çözümünde onların yerini almayı amaç edinir şeklinde açıklamıştır.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize güzel bakın, sanatla kalın.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
