
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde, sanata yeni bir soluk getiren Neoklasizm akımının büyüleyici dünyasına adım atıyoruz. 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarında klasik Yunan ve Roma estetiğini modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan bu hareketin izini sürerken, Neoklasizmin mimariden resme, heykelden müziğe uzanan geniş etkisini keşfedeceğiz.
***Instagram: belleginlambasipodcast
Reklam ve iş birlikleri için: belleginlambasipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Merhaba arkadaşlar, belli
ilanmasına hoş geldiniz.
Ben Eda. İki haftalık bir aradan sonra, bayram tatilinden sonra sanat akımları serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bugün ne anlatacağım? İsminden de bölümün adından da anlayacağınız üzere bugün neoklasizm akımını anlatacağım.
Rokoko'dan sonra ortaya çıkmış ve Rokoko'ya da tepki olarak ortaya çıkmış bir akım neoklasizm.
Bir diğer adıyla da zaten yeni klasikçilik.
İsminden de anlaşılacağı üzere klasiği bir dönüş niteliği taşıyor bu akım.
Aynı zamanda klasik bir kültür olarak görülen antik Yunan ve Roma kültürünün de bir nevi yeniden canlanışı.
Rokoko bölümünde bahsi geçen o ihtişamlı, gösterişli, süslü, asimetrik, motifli üslup yerini oldukça sade, simetrinin hakim olduğu gerçekçi bir üsluba bırakacak ve eski
bir kültürün yeniden canlanışa, sanata hakim olacak.
Hazırsanız başlıyoruz.
Öncelikle neoklasizm nedir?
Bundan biraz bahsedelim.
Neoklasizm, 18.
yüzyılın sonları ve 19.
yüzyılın başlarında ortaya çıkan antik Yunan ve Roma sanatına, kültürüne ve estetik değerlerine dönüşü simgelen bir akım.
Renesans'tan sonra Avrupa'da klasik...
Antikitenin ideallerini yeniden canlandırmayı amaçlayarak Barok ve Rokoko'ya karşı bir tepki olarak gelişiyor.
Resim, heykel, mimari, edebiyat ve müzik gibi dallarda da kendini yeniden gösteriyor.
Bunlara daha detaylı değineceğiz zaten.
Temel özellikleri de sadelik, simetri, düzen, oran, orantı böyle klasik temalara, kahramanlık hikayelerine yer veriyor neoklasizm.
Sanatçılar antik eserlerden esinlenerek onların estetik ve etik değerlerini modern dünyaya uyarlamaya çalışıyorlar.
Bu akımın ortaya çıkmasında 3 önemli şey var arkadaşlar.
Birincisi arkeolojik keşifler, ikincisi Fransız devrimi ve üçüncüsü de aydınlanma çağı.
Birinci etkisinden başlayalım.
Vesuvianardağ'ın patlamasıyla biliyorsunuz ki Pompei ve Herkülanyum kentleri yok olmuştu.
Bu dönemde de arkeolojik kazılar sayesinde o dönemdeki sanat eserleri, mimari yapılar ve günlük yaşam objeleri yeniden ortaya çıkartıldı.
İnsanlar bu sanat objelerini O kadar çok merak ettiler ki buralara çeşitli turlar bile düzenlenmeye başlamıştı.
Ve bu turlara da katılan zengin aile çocukları, aynı zamanda sanat öğrencileri gibi kişiler ülkelerine döndüklerinde antik çağ olan hayranlıklarını yaygınlaştırmaya başladılar.
Arkeoloji geliştikçe de konuyla alakalı kitaplar da artış gösterdi.
Nitekim insanlar da klasik olana yeniden yönlendiler ki zaten Rokoko'nun böyle süsünden püsünden usanmış haldelerdi.
Devrimin de etkisiyle kahramanlık hikayelerini ve antik çağ...
İkinci etkisi Fransız devrimi demiştik.
Aslında Neoklasizm Fransız devriminin hemen öncesinde ortaya çıkıyor.
Fakat devrim akımın gelişimini ve yayılmasını derinden etkiliyor.
Fransız devrimi hatırlarsanız monarşiyi ve onunla gelen barok ve özellikle saray soylularına hitap eden rococo tarzını reddetmişti.
Bu tarzlar yerine böyle daha sade, daha ciddi, daha gerçekçi bir...
üslup inşa etmeye karar verdiler.
Bu tarzda yeni cumhuriyetin ideallerini ve değerlerini yansıtmak için benimsendi aslında.
Fransız devrimi özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi erdemleri yükseltmişti zaten.
Sloganları da buydu hatta.
Ve bu ideallerde Antik Yunan ve Roma'nın cumhuriyetçi değerleriyle örtüşüyordu.
O yıllarda aralarında sanatçıların da bulunduğu Fransız devrimcileri kendilerini yeniden doğmuş Yunanlar ve Romalılar olarak düşünüyor ve sanatı da güçlü bir propaganda aracı olarak kullanıyorlardı.
Devrimin kahramanlarını ve olaylarını yüceltmek için Antik Yunan ve Roma'daki gibi klasik temaları benimsemişlerdi.
Özellikle de bir önceki bölümde de adı geçen sanatçımız Jack Louis David gibi devrimci sanatçılar devrimin ideallerini ve kahramanlarını neoklasik bir üslupla tasvir etmeye başladılar.
Eserlere devrim sonrası toplumun yeni düzenini ve ideallerini yansıttılar.
Kamu erdemlerini, vatandaşlık görevlerini ve yapılan kahramanlıkları ve tabii ki fedakarlıkları da yücelttiler.
Aslında sanat onlar için devrim sonrası toplumsal ve politik mesajları için ideal bir stildi.
Bu arada devrimin ardından iktidara gelen Napolyon neoklasizmi imparatorluğunun propagandası için kullandı.
Hatta öyle ki sipariş ettirdiği eserlerde kendisini böyle Roma İmparatorlarına benzettirdi ve Neoklitik sanatı da her şekilde destekledi.
Gelelim üçüncü etkisine Aydınlanma Çağı.
Bu tarihsel dönem Avrupa'da 17.
yüzyılın sonlarından 18.
yüzyılın sonlarına kadar süren ve Batı dünyasında büyük etkiler yaratan bir çağ aslında bir düşünce hareketi.
Bu dönemde akıl, bilim, bireycilik ve eleştirel düşünce ön planda.
Geleneksel otoriteye ve inanç sistemlerine karşı sorgulamalar artıyor bu dönemde.
Modern bilimin ve felsefenin de temelleri atılıyor tabii ki ve bunun sonucunda da sosyal, politik ve ekonomik düşüncelerde önemli değişimler yaşanıyor.
Mesela Dockhart, düşünüyorum, öyleyse varım ifadesiyle tanınıyor.
Rasyonel düşünde ve metodik şüphecilik üzerine yaptığı çalışmalarla modern felsefenin temellerini atıyor.
Spinoza, tanrı ve doğa arasındaki ilişkiye dair görüşleriyle geleneksel dini inançlara meydan okuyor.
John Locke, insan hakları ve toplumsal sözleşme teorisiyle modern demokrasi düşüncesine katkıda bulunuyor.
Voltaire, dini hoşgörü ve ifade özgürlüğünü savunuyor.
John Jack Russo, toplum sözleşmesi ve genel irade kavramlarıyla politik düşünceye önemli katkılarda bulunuyor.
Ve tabii ki Immanuel Kant.
Aydınlanma nedir sorusuna verdiği cevapla aydınlanmayı insanın kendi aklını kullanma cesaretini gösterme olarak tanımlamasıyla felsefede bir devrim yaratıyor.
Bütün bu olaylar Fransız devrimine ve sadece ona da değil Amerikan bağımsızlık savaşına dahi ilham kaynağı oluyor.
Bu dönemde gelişen düşünceler modern batı toplumlarının pek çok yönünü şekillendiriyor.
Bugün bile hala felsefe, bilim, politika ve hukuk alanlarının etkisini zaten görebiliyoruz.
Dolayısıyla Fransız devriminde de etkili olan bu rasyonel düşünce sanatta da kendini gösteriyor.
Akılcılık, antikiteye yani antik olana dönüş, ahlaki ve etik değerler, toplumsal ve politik reformlar, arkeolojik keşifler, evrensel değerler gibi aydınlanma prensipleri neoklasik
sanat ve mimarinin aslında bir noktada temellerini oluşturuyor.
Neoklasizmin tarihsel gelişimi bu şekilde.
Peki en temel özellikleri nasıl?
Neoklasizm, antik...
estetik değerlerine dönüşü simgeliyor demiştik.
Bu dönemin sanatçıları antik eserlerden ilham alırdı zaten tahmin ettiğiniz gibi.
Klasik antikitenin idealize edilmiş dünyasını yeniden canlandırmayı hedeflerlerdi.
Zaten barok ve rokokoya bir tepki söz konusu olduğu için eserlerde süslemeden oldukça kaçınılır ve daha sade bir tarz benimsenirdi.
Simetrik ve düzen zaten kompozisyonlarının en temel öğesiydi.
Gerçekliği de olduğu gibi yansıtmak yerine böyle daha idealize edilmiş formlarla çalıştı.
İdeal insan figürleri, kusursuz anatomiler görürüz biz onların eserlerinde hatta.
Klasik temalar ve mitolojiye de sıkça yer verirler.
Antik Yunan ve Roma eserlerine duyulan hayranlığı da...
Bu tarz böyle mitsel tasvirlerle gün yüzüne çıkarırlar.
Devrimci ve cumhuriyetçi idealleri destekledikleri için de devlet, toplum ve bireyin erdemi ve fedakarlığını ön plana atan temalara yer verirler.
Eserlerde duygusallıktan oldukça uzaklaşılır.
Böyle daha soğuk, daha nesnel bir tarz benimserler.
Hatta... Doğruluk ve doğallık onlar için en önemli şeydir.
Figürlerin ve kompozisyonun gerçekçi olması ve doğal bir biçimde sunulması hedeflenir.
En kaba hatlarıyla akımın özellikleri bu şekilde.
Peki resimde ya da heykelde biz bu akımı nasıl ayırt edebiliriz gördüğümüzde?
her zaman sanatçılar için esin kaynağı olduğunu biliyoruz.
Buna karşın Dökart felsefesi Kneoklasik dönemde de devam ettiği için matematik ve fizik oldukça önemli.
Yunan ve Roma'nın pagan antik mitolojisinden gelen o konular aklın rol oynadığı ölçü ve dengeyle betimleniyordu ve mitolojisi kadar bunların tarihi ve edebiyatından da alınan konuları işliyorlar.
Figürler heykelde de resimde de mükemmel orantılara sahip bir şekilde tasvir ediliyor tıpkı Rönesans dönemindeki gibi ve antik dönem heykellerinin ve resimlerinin etkisi yeniden ortaya çıkıyor.
Ancak abartıdan uzak dediğim gibi oldukça doğal bir şekilde yansıtıyorlar bunları.
Düzen ve kompozisyon tabii ki olmazsa olmazları ve dediğim gibi Rococo'ya karşı Baro'a karşı daha sade net Özellikle net olması önemli ve anlaşılır bir üslup söz konusu.
Böyle keskin çizgiler ve net detaylar kullanırlar neoklasikçiler.
Figürlerin konturları belirgindir ve detaylar oldukça özenle işlenir.
Resimlerde Antik Yunan ve Roma mimarisine ait unsurları da arka plan olarak kullanırlar hatta.
Ve renk paletleri de oldukça natüreldir, çok doğal tonlara yer verirler.
Ve figürlerin ne anlatmak istediği oldukça nettir.
Sahnenin en doğal görünümünü vurgularlar.
Gelelim temsilcilerine.
Resim alanında en önemli temsilcisi Jack Lee David'tir.
Horas kardeşlerin yemini, Mara'nın ölümü, Alpleri geçen Napolyon, Sokrates'in ölümü gibi eserleri neoklasik resmin...
En güzel örneklerinden.
Jack Louis David hem sanatıyla hem de politik duruşuyla dönemin en önemli figürlerinden biri.
Boşar gibi rokoklu sanatçıların yanında eğitim alsa ve kısa bir süre devrimde giyotinle idam edilen 16.
Louis için çalışsa da Roma'daki Fransız Akademisi'ne kabul edildikten sonra burada geçirdiği süre onun neoklasik üslubunun gelişmesine oldukça yardımcı oluyor.
Fransız devriminin ateşli bir destekçisi kendisi ve devrimci hükümet için Propaganda amaçlı sanat eserleri üretiyor o dönemde.
Sanatını devrimin ideallerini yaymak için kullanıyor anlayacağınız ve Napolyon'un baş ressamı oluyor kendisi.
Böyle onu yücelten, onun imajını pekiştiren resimler yapıyor.
Fakat sonrasında Napolyon'un düşüşünden sonra sürgüne gönderiliyor ve Brüksel'e yerleşiyor.
Sanatına da orada devam ediyor fakat politik etkisi oldukça azalıyor ve Brüksel'de hayatını kaybediyor.
Heykel alanında en önemli temsilcileri ise Antonio Canova ve Jean Antoine Houdon.
Houdon özellikle aydınlanma çağının filozofları, mucitleri ve siyasi figürlerinin portre büstleri ve heykelleriyle ünlü bir sanatçı.
İşte Diderot, Benjamin Franklin, Jean-Jacques Rousseau, Voltaire, Molière, George Washington ve Napoleon gibi isimlerinin büstlerini yaptı ve tabii ki ünlendi.
Canova ise klasik antik çağın estetik değerlerini yeniden canlandırdı.
Böyle idealize edilmiş nü heykelleriyle meşhurdur hatta.
Eserlerinde daha böyle sadelik, zarafet ve idealik güzellik anlayışını ön plana çıkartır ve genellikle de mitolojik figürlere yer verir.
Peki neoklasik üslup mimaride nasıldır?
Neoklasizm antik Yunan ve Roma'dan ilham aldığı için mimaride de bu etkileri yoğun bir şekilde görüyoruz.
Dediğim gibi sadelik, simetri, klasik estetik ön planda.
Dorik, iyonik ve korint tarzında sütunlar genelde yaygın olarak kullanılır.
Tıpkı tapınaklardaki gibi.
İç mekanlar genellikle böyle çok geniş ve ferahtır.
Yüksek tavanlar ve büyük pencereler doğal ışığı maksimize eder.
Bina girişlerinde böyle üçgen alınlıklar bulunur.
Ve genellikle sade tutulur.
Ancak bazen klasik motiflerle de süslenir.
Örneğin Atina'daki Parthenon tapınayını bir göz önünde bulundurun.
Ya da Roma'daki Pantheon'u.
Klasik mimaride de benzeri binaları görürüz aslında.
Peki Neoklasizm döneminde hangi önemli yapılar vardır?
Aslında çok fazla var ancak en bilinenlerinden birisi Sir Robert Smith tarafından yapılan British Museum hepimizin bildiği ve tabii ki Paris'teki Pantheon.
Peki müzikte Neoklasizm nasıl?
Diğer salatalanlarında olduğu gibi müzikte de etkili olan bir akım tabii ki.
Hatta çok iyi bildiğimiz birçok müzisyen ve besteci neoklasik üslupla eserler üretmeye başlamış.
Müzikte bu üslup klasik dönem formlarını ve tekniklerini böyle daha modern bir yaklaşımla yeniden yorumlamayı amaçlıyor.
Sebastian Bach, Mozart ve Beethoven gibi bestecilerin ilk bestelerinin neredeyse tamamı neoklasizm etkilerini taşıyor.
Klasik antikitanın saf estetiğini yücelterek 18.
ve 19. yüzyılın sanatsal ve kültürel ruhunu yeniden şekillendirdi.
Aydınlanma çağının akıl ve mantık vurgusu bu sanat biçiminde hayat buldu.
Fransız devrimi ve Napolyon'un yükselişi gibi büyük tarihsel olaylar neoklasik sanatçıların eserlerine ilham verdi ve bu eserler aracılığıyla dönemin idealleri ve değerleri aktarılmış oldu.
Jacques-Louis David'in fırçasından dökülen dramatik kompozisyonlar ve Canova'nın mermerde şekillendirdiği zarif heykeller sadece birer sanat eseri olmanın da ötesine geçerek insanlık tarihinin en önemli dönemlerini
gözler önüne seriyor. Günümüzde bile hala sanat dünyasında yankı buluyor ve klasik güzelliğin zamansız olduğunu bizlere hatırlatıyor.
Bir sonraki bölümde görüşene dek kendinize güzel bakın, sanatta kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
