
Gizem’le Hollanda’ya gelme hayalini ve bu hayal gerçeğe dönüştüğünde karşılaştıklarını konuştuk. Beklentiler, gerçekler ve yeni bir ülkede kendine bir hayat kurma süreci üzerine samimi bir sohbet.
instagram: @gizembilig
Transkript
Selam, Bavulda Ne Var? Podcast kanalına hepiniz hoş geldiniz.
Kumpanya'nın Amsterdam'daki stüdyosundayız.
Sanki başka bir yerde stüdyosu varmış gibi.
Bugünkü konuğumuz Gizem, Gizem Bilgin.
Hoş geldin. Merhaba, hoş bulduk.
Naber, nasılsın? İyidir oğlan heyecanlıyım bakalım ne konuşacağız.
Böyle şeyim böyle hevesliyim de konuşmaya senle.
Ben de heyecanlıyım. Çünkü ilk defa ışık kurduk.
Bir de şey gibi hissediyorum.
Çok fazla şey konuşacakmışız gibi de hissediyorum.
O yüzden de heyecanlıyım. Ben de bana da öyle geliyor.
Sanki sohbet sohbet açacak ve başka yerlere de gidebilecek gibi.
Yayınlayamayacağımız bir podcast falan.
Şeyine de düşünecek bölümüne.
İki saat çekeceğiz bir 10 dakikası falan.
Okey. Geri kalanında şöyle sesler geliyor.
Al bunu keser miyiz?
Peki gizem kimdir?
Nedir? Ne iş yapar?
Buraya ne zaman geldi gibi.
Kendinden biraz ne anlatmak istiyorsan biraz bahseder misin?
Evet Saadettin güzel sorular.
Şöyle ben buraya Hollanda'ya 6 sene önce geldim.
2020'de. 2020'de geldim ve ilk geldiğimde buraya aslında.
Dur önce oraya girmeyeyim.
Önce ne yaptığımdan bahsedeyim. Ben şu an IT alanında çalışıyorum.
Ama aslında Türkiye'deyken ODTÜ'de İngiliz Öğretmenliği okudum.
Yani bambaşka alanlar.
Sonra geleceğiz oraya nasıl buraya geldik falan.
Bir yandan içerik üretiyorum.
Bir yandan küçük küçük müzik yapıyorum falan filan.
Böyle ilgilerim var yani.
Çok karışık be İngilizce öğretmeni.
Evet. Öğretmenlik başka bir şey.
Evet. IT hiç insanda ilişkisi olmayan bir tercih.
Hiç. Ama sonra şöyle bir şey mi oldu?
Yok ya tamam hayatımı IT ile kazanayım ama insanlarda ilişkide olmam gerekiyor diye içerik üretiyorsun.
Ama tekrar... Ayrıyetten de müziği tek başına mı yapıyorsun?
Evet ya şöyle diyeyim sana benim için ya ben hayatta şöyle bir insanım bu arada.
Benim hep hayallerim oldu.
Ve hayallerim belli hayallerim vardı tamam mı?
Küçüklüğümden beri mesela yurt dışında yaşayacağım yurt dışında yaşayacağım.
Bu benim şeydi böyle benim tutkum yani anladın mı?
Ve ülke fark etmemeksizin yani her yere gidebilirdim.
Ve bir şekilde böyle çok aileden de zengin insanlar olmadığımız için anladın mı?
Böyle elimize ne gelirse böyle hop diye atlamak zorundalıklarından dolayı 2020 senesinde ben hoca olmuştum tamam mı?
2019'da mezun oldum İngilizce öğretmenliğinden.
2020'de İstanbul'da bir üniversitede okutmanlık yapıyordum.
Okutmanlık ne biliyor musun? Hazırlıkta hani hocalar olur ya İngilizce öğretirler.
O işe girdim. Güzeldi bir işim var bu arada yani.
Üniversitede çalışıyorsun o yaşta. İnanılmaz bir şeydi aslında.
Çok geç, çok havalı bir. Öyle gerçekten.
Hayat bir şekilde oraya beni sürükledi.
Tamam mı? Yani her şey o kadar güzel giderken şey oldu.
Covid başladı biliyorsun. Covid başlayınca okulu kapattılar falan böyle.
Kapattılar derken işte şey.
Mecburen gidilmiyor. Mecburen gidilmiyor.
Sonra siyasi nedenlerden bizim çalıştık.
Benim çalışmam okulu da kapattılar bu arada.
O dönemde. Hangi okuldu?
Şehir Üniversitesi. Kapattılar orayı.
İşte siyasi meseleler.
Ben bilmiyorum. Ben sadece mağdur oldum orada anladın mı?
Ama açıkçası okul kapanınca biraz sevindim.
Neye sevindim biliyor musun? Çünkü ben o zamanlarda daha kaç yaşındayım biliyor musun?
22 yaşında falanım tamam mı? Ve şeyi kafasına girmiştim.
Ya kaç yaşına geldik?
22 yaşındayım ha. Kaç yaşına geldik hala hayallerimi gerçekleştiremedim işte.
Çünkü ben işte kesin medyayla ilgili bir şey yapacağım.
Yurt dışına taşınacağım. Bunları nasıl yapacağım ne zaman?
Ben böyle bir insanım abi. Hani duramıyorum.
Değiriyorum yani anladın mı? Ama o iş olmadan ben oturup dizi izleyemem yani keyifle.
Öyle bir insanım yani. Takıntılı bir insanım.
O dönem de öyleydim. Hala öyleyim zaten.
Ve o yaşta tamam okul kapandı dedim.
Tamam belki özgürlük.
Hani şey gibi hissettim. Tamam güzel bir işim vardı ama şeyden korkuyordum.
Abi işte şimdi yetişkinliğe adım attık ve burada devam edersem senelerim böyle geçecek.
Ve belki de hiçbir zaman yapmak istediklerimi yapamayacağım.
Ve ben çok ona takmıştım o dönem.
Ve ondan sonra okul kapandı.
Covid başladı. Her şey kaotik.
Dünya zaten mahvolmuş durumda.
Sonra ben o dönem bir arkadaşım vardı benim.
Gizem donladı da. Gizem bana böyle bir muhabbetin arasında şeyden bahsediyor.
İşte ben bir kere au pair olarak bir yere gittim diyor.
Ben dedim ki au pair ne abi? Duymadım hayatımda tamam mı?
Öyle bir terimi duymadım yani. Sen biliyorsun değil mi?
Biliyorum evet. Arkadaşlar au pair bu arada oradan anlatayım.
Au pair işte bir değişim programı gibi bir şey.
Gençler için daha çok. 30 yaşına kadar galiba.
Ve dünyanın her yerine gidip bir ailenin yanına gidiyorsun.
Ve onların evinde kalıyorsun. Sana açlık veriyorlar.
Ve bir sene boyunca program bir senelik.
Çocuklarına bakıyorsun. İşte küçük işler yapıyorsun evin içinde.
Hafta sonları takılıyorsun. Öyle bir şey.
Çok iyi. Yani. Ve dediğim gibi arkadaşlar ben memur çocuğuyum.
Bizim paramız yok. Okey? O yüzden de ben de şeyim böyle hani zaten euronun o patladığı zamanlar böyle.
Ne yapabilirim? En az eforla, en az parayla nasıl yolumu bulabilirim kafasındayım?
Hayallerimi nasıl gerçekleştirebilirim tamam mı?
Şey yaptım abi. Tamam dedim.
Kafamın arkasına koydum bunu.
Ama bu bahsettiğim dönem ne biliyor musun Saadettin?
Yani 2020'nin en koyut böyle patladığı dönem.
İnsanlar evden çıkamıyor. Uçaklar uçmuyor.
Öyle bir dönem tamam mı?
Korkunç yani. Ben sadece kafamın kenarına şöyle koydum.
Tamam bu durumlar azalırsa falan filan böyle.
Belki günün birinde falan diye koydum.
Asla bir amacım yok yani.
Sonra bir gün böyle giderken giderken YouTube'da bir video karşıma çıktı abi kenarda.
Ben de o zamanlar beni gör böyle atlıyorum her şeye böyle.
Ne öğrenebilirsem. Ne varsa başlıyor. Öğreneyim abi ne varsa yani.
Haberim olsa en azından kafasındayım.
Neyse bu YouTube kanalında da şey yazıyor işte.
Hollanda'da öğretmenlik yazıyor tamam mı?
Ama bak o ana kadar benim Hollanda ile alakam yok.
Alakam yok. Hiç bilmiyorum. İlgilenmiyorum falan.
Hiç yani umurumda değil. Çünkü dediğim gibi yurt dışı olsun.
Yatar kafasındayım yani anladın mı? Neyse ben bilgi deposu olduğum için böyle merak ettiğim için tıkladım bu linke.
Bir tane hatta Emine Hoca var. Hala burada yaşıyor o hanımefendi.
Çok da tatlı bir insan belli. Çünkü bana yardım etti anlatacağım.
Şey ama kendi hikayesi anlatıyor kadın tamam mı?
İşte gelmiş buraya eşinin aracılığı gelmiş.
Eşi iş bulmuş. O da kaç yaşında artık buraya gelmiş taşınmış.
Coğrafya öğretmeniymiş. Ve burada diploma denkliği almış.
Ve çok da inanılmaz tebrik ediyorum onu.
Sıfırdan daç öğreniyor. Abi.
Ve gerçekten geliyor. Hollanda'da öğretmenlik yapıyor falan.
Kolay kolay göreceğimiz bir şey değil. Çünkü zor bir aşama olacak.
Çok zor ya Hollanda çağı. Bir de kaç yaşına geldikten sonra bu daha da zordur.
Aile kurmuşsundur. Alıştığın bir düzen vardır.
Çünkü biz daha genç geldik bence anladın mı?
Orta yaştan sonra daha da belki de challenge'in bir şey.
Neyse ben bu hanımefendiyi dinledim.
Emine hocayı. Sonra içime bu ışık durdu.
Dedim ki lan ben bunu öğreneyim bakayım ne var ne oluyor yani.
Çünkü bende de diploma var yani. DM'den yazdım kadına.
Dedim ki merhaba Emine Hanım işte benim sorularım var size sorabilir miyim?
Ben de merak ediyorum işte ben de alabilir miyim falan filan diye.
O da bana sağ olsun dönüş yaptı ve anlattı o süreci.
Hatta bana yardımcı oldu böyle bak şöyle yapacaksın böyle yapacaksın diye.
Ne güzel ya. Sağ olsun sizi seviyorum.
Konuşmuyoruz ama hiç görüşemedik yani şeyimiz olmadı geldiğimden beri.
Onun sayesinde gerçekten ben normalde postayla yollaman gerekiyor.
Diplomanı Hollanda'ya denkliğini almak için.
Covid'den dolayı şey yaptılar. Online yolla ya tamam dediler.
Ben okey. Online yolladım ve gerçekten bir iki ay içerisinde benim diploma denkliğim elime geldi falan.
Böyle şeyler yaşandı. Ama hala benim Hollanda'ya gidecek bir şeyim yok yani.
Ne alaka ne tanıdığım var burada ne bir şeyim var.
Gerçekten hiçbir fikrim yok yani. Sonra ben bunlar yaşanırken aylar geçiyor bu arada.
Aylar içerisinde aylar içerisinde.
Ben şey yaptım abi. Bu OPL'lik konusu benim aklıma takıldı.
Elime diploma denkliğim var şimdi tamam mı?
Ve amacım şey ben Hollanda'ya gideyim.
Hollanda'yı öğreneyim. Tamam mı?
Ondan sonra iş bulayım burada tamam.
Yerleşeyim yani. Öğretmenlik yapayım Hollanda'da.
Öyle bir konsept oluştu bende.
Ondan sonra bu OP'lik meselesi bir anda ışık gibi yandı.
Ama aylar önce arkadaşım söylemiş yani.
Çok eski. Sonra gittim.
Arkadaşıma yazdım. Dedim ki bu OPR'lik neydi ya?
Bir anlatsana bana işte ne yapıyorduk falan filan.
Anlattı bana. Şuraya siteye giriyorum işte şuraya kayda alıyorsun işte şeyi hazırlıyorsun falan filan.
Bende de şey vardır. Ben biraz mükemmel yaparım yaptığım şeyi.
Yapmaya çalışırım en azından anladın mı?
Ve bir de şey zaten hani ODTÜ'de bize maşallah makale yazdıra yazdıra biz zaten hani uzman olmuşuz.
Gittim oraya öyle bir profil hazırlamışım ki abi yani şey gibi hani yüksek saz başvurusu gibi.
OPR'li profilim böyle. İşte ben güzel böyle falan diye.
O yüzden de 2-3 aylık bana döndü gerçekten böyle çok kısa süre içerisinde.
Ama dediğim gibi 2020'nin en kaotik zamanları yine ve uçaklar uçmuyor arkadaşlar.
Hiçbir yere gidemiyoruz. Hatırlıyorsun özenleri.
Hiçbir yere gidemiyorsun. Yurt dışında imkansız zaten.
Neyse neyse neyse abi bir şekilde ben çok uzun hikayede uzatmak istemiyorum.
10 saat sürer çünkü. Bir şekilde oper olarak geldim ben buraya.
Hollanda'ya. Peki oper olarak geldin.
Evet. Bir yıl hakkın vardı.
Benim bildiğim bir yıl kaldın.
Sonrasında mı ülkene dönmen gerekiyor?
Evet iş bulamazsan ya da başka bir şey bulamazsan.
Sen peki o arada IT ne alaka?
Hadi bir açalım. Ya şimdi o çok uzun mesele.
Filmini yaparım burada bak inanamazsın.
Dünya en zor senelerinden biriydi benim hayatımda.
Çünkü başıma çok kötü şeyler geldi özel hayatımda.
Çok girmek istemiyorum arkadaşlar şu anlık.
Hani yurt dışına gelince böyle şeyleri biraz beklemek gerekebiliyormuş.
Çünkü hayat burada da devam ediyor ya.
Bu arada kameraya bakmıyorum okey mi?
İstediğin yere bakabilirsin. Arkadaşlar sorry pardon.
Oraya bakmıyoruz normalde. Ben Saadettin burada diye Saadettin'e bakıyorum.
Ben de sana bakıyorum. Ben de ilk defa kamera koyduk.
O yüzden çok olaya hakim değiliz gibi.
Ama istersen bakarım sana.
Hayır çok. Biz birbirimize bakabiliriz.
Şimdi Otü'de okudun.
Nerelisin? Hatay.
Hatay'dan. İlk geçin mi peki Ankara?
Yok. Benim çok daha eski hikayelerim de var.
Ben liseyi de yatılı okudum.
Elazığ'da okudum liseyi de. Tek başıma.
Elazığ'da okudun. Yes. Tabii.
Elazığ güzel bir yer.
Benim abi benim yani hayatını değiştikçe bayağı dramalar çıkabilir yani.
Benim öyle bir hayatım var. Yani insanlar bence şeyi görüyor ya işte çok gülümseyen insanlar çok mutludur.
Yani öyle değil. Hatay'ın neresindensin?
Hatay'ın neresindensin? İskenderunluyum Hatay'da.
Aaa çok güzel. Bilir misin Hatay'ı sen?
Bilirim. Valla? Sen nerelisin ya bu arada?
İzmitliyim ben. Kocaeli. Okey.
Peki Elazığ var sonra Ankara mı var?
Evet ben 14 yaşımdan beri gurbetçiyim.
Yani Elazığ 4 sene orada sonra Ankara ondan sonra İstanbul 1 sene sonra buraya gel 6 sene.
Peki aile hata edilir mi?
Aile mi hata edilir tamamen.
Anne baba hepsi taraf.
Çünkü bazen sohbet ettiğinde gen aktarımı gibi mi acaba diyorum.
Çünkü aile de çok göçmüş.
Aile göçmüş ve çocuk da ister istemez bir yerlere gitme isteği çok oluyor.
Ama senin aile göçmemiş hep hatayda kalmış ama sen...
Ya benim bütün sülalemde herhalde benim kadar oraya buraya giden insan yok.
Ama ben bunu şeye bağlıyorum biraz biliyor musun?
Hem tamam içinden de gelir insanın.
Ama 14 yaşında gitmek insanın kişiliğini değiştiriyor yani.
Bir anda cesur olmuş oluyorsun.
Yani başka bir pencereden bakıyorsun hayata.
Ya ben 14 yaşında artık çocuk değildim yani anladın mı?
Direkt şey oldum yani yetişkin oldum mecburen.
Çünkü tek başına başka bir şehre gitmek bir de bambaşka bir kültür.
Yalnız yaşıyorsun yani artık.
Zor ya. Peki İstanbul'da hiç kalıp çalışmak istemedin mi başka üniversiteden sonra?
Ya şöyle biraz aslında Covid'in gelmesi bence bir hani tetiklemiş olabilir.
Hani zaten arıyormuşum bir şeyi kaçmak için.
Nasıl bir şey biliyor musun? Onun rahatlığına alışabilirsin sadece aslında.
Yani güzel maaşın var, güzel evin var.
Rezidansda yaşıyorum İstanbul'da mis gibi işime yürüyerek gidiyordum falan.
İstanbul'da düşünsene falan. Güzel bir işim var herkes bana merhaba hocam diyor o yaşta hani anladın mı?
Fakat belki alışabilirdim bak.
Belki Covid falan olmasaydı.
Kendimi şeyde bulabilirdim. Bak 5 sene geçmiş hala buradayız abi.
Anladın mı? Ama o bence ilginç bir sene oldu benim için.
Beni de tetikledi. İyi bir yönden.
Zordu ama iyi bir yönden tetikledi yani.
Peki neden kaçmak dedin?
Türkiye'den. Türkiye'den diyemeyeceğim buna ya.
Şimdi Türkiye'den demeyelim. Hayallerime kaçmak diyelim yani.
Ha okey. Hayallerine kaçmak.
Evet. Tamam. Yurt dışı hayal çünkü.
Tamam. O yaşta. Çünkü aslında Hatay'dan Elazığ'a gidiyorsun.
Başka küçük bir yere gidiyorsun.
Sonra oradan ama çok büyük bir yere gidiyorsun.
Ankara'ya. Evet. Ve Ankara'da okuyanlar Ben yarı Ankaralıyım ya da Ankaralıyım falan çok seviyorlar.
Çok seviyorum Ankara'yı. Gerçekten mi?
Çok seviyorum ama özlüyorum.
Ama sonra İstanbul'a gitmişsin.
İstanbul çok tatlı bir tecrübeydi benim için ya Ankara'dan sonra da.
Hani çünkü İstanbul bana çok romantik geliyor.
Şöyle bir romantizm var. Orada İstanbul çünkü anladın mı yani.
Bir de İstanbul'da denize bakarken böyle şey olmasını seviyorum böyle.
Aa deniz vapur falan hoşuma gidiyor böyle.
Çünkü Ankara'da yok ya. Bir de Hataylısın sen yani.
Ama şey yani İstanbul'da yaşamayı romantize ettim ben o sene abi.
Hani şey İstanbul'da yaşıyorum bak ne güzel.
Hani aa okey Kadıköy.
Ben eğleniyordum bundan yani keyif aldım.
Neresindeydin Kadıköy'ün? Kadıköy'de yaşamıyordum.
Maltepe'de yaşıyordum. Dragos'ta yaşıyordum ama Anadolu'daydım yine yani.
O yüzden hep Kadıköy'e gidiyordum yani. Ben yaşadım Maltepe'de 1,5 yıl falan.
İşte ben de 1 sene oradaydım yani.
Peki buraya oper programı ile geldin.
Sonra IT'yi öğrendin ve kaldın mı?
Orayı anlatayım ama küçük anlatayım.
Çok kısa anlat evet. Çünkü o sene benim için çok travmatik bir seneydi.
Her şeyine çok girmek istemiyorum.
Hani çok çünkü ağlarım zınır falan.
Ağlamam da cidden kötüydü yani.
Çünkü başkaları da yaşandı hayatımda o yüzden.
Bununla alakası olmayan. Şöyle, ben OPR olduğumda bir ailenin yanına geldim tamam mı?
Sonra baktım, bu ailenin yanında olmak, çünkü böyle çok merkezi bir yerde yaşamıyorlar, çok iş vardı falan filan ve dedim ki hissettim, burada ben bir şey yapamayacağım.
Ve OPR olduğunuzda arkadaşlar şeyiniz oluyor, aile değiştirme hakkınız oluyor.
Hani bir aileden başkasını geçebiliyorsun tamam mı?
Sonra oradan çıktım, başka bir aile bulmak için Amsterdam'a benim ajansları oluyor bu OPR'lerin bu arada hani safety olması için.
Ajansdaki insanlarla tanıştım.
Onlarla da çok iyi anlaştık sağ olsunlar böyle.
Tamam sen burada küçük bir yer veririm sana böyle 2-3 hafta kal.
Ama tabii yeni bir aile bulmak zorundasın.
Yoksa deport ediliyorsun bu arada hani öyle bir şey.
Bu 2-3 hafta içerisinde böyle zorla hani gerçekten hani o günleri gör.
Yani hayatımda şeyle tanıştığım zamandır.
Belirsizlikte bu kadar haşır neşir olduğum zamanlar oydu yani.
Bir gün sonra belli değil. Hani ülkeden mi giderim?
Aile bulur muyum? Hani bir gün sonra belli değil.
İnanılmaz bir tecrübe o da. Yani bir yandan sihirli bir yandan korkunç anladın mı?
Çok büyük öğrenme süreci. Çok gergin ya.
O süreç, ben de kendi sürecimden biraz da biliyorum.
Bir şeyi beklemek ve beklediğin şeyin senin hayatını etkiliyor olması, hayatınla ilgili oluyor olması birçok şeye bedel gibi oluyor yani o an.
Çünkü bütün her şey durmuş gibi oluyor.
Dünyadaki en güzel şeyler de durmuş gibi oluyor o an ve onu bekliyorsun sadece.
Abi tamamen survival ya. Yani tamamen survival.
Ve... Bir yandan çok mutluyum bunu yaşadığım için.
Ama yaşarken de insan bir tırlatıyor yani böyle.
Bir gün sonran belli. Şeyi öğretmiştim o dönem kendime.
Gizem okey. Belirsizlikle şey ol.
Bir ol. Belirsizlik olabilir.
Öğrettim kendime onları. Hep böyle şey yaptım falan filan.
Neyse. Onların yanındaydım.
Sonra çok sağ olsunlar canlarım ciğerlerim.
Bir aileyle tanıştım ondan sonra.
Onların köpekleri vardı. Çocukları yoktu Saadettin.
Evet yani. Bunu yaşayan herhalde o periç yoktur.
Bak bir tek benimdir. Buraya yaz.
Yani inanılmaz bir şey. Ama o olay nasıl oluyor?
Varmış öyle bir şey ben de bilmiyorum işte.
Bir gün işte ben şey yapıyorsun işte yeni bir aile ararken atıyorsun böyle ilan veriyorsun tamam mı?
İşte arkadaşlar işte yeni bir aileye ihtiyacım var OPR'im ben.
Bir şey yardım edebilirsem size lütfen dönün falan diye.
Yani Facebook grupları var ya burada hep.
Oradan bana bir gün bir mesaj geldi.
İşte Gizem merhaba seninle tanışmak isteriz ama işte bizim çocuğumuz yok.
Dedim ki ne? Nasıl yani falan.
Sonra erkek köpeğimiz var dedim ki ne diyorsun abi sen cennet yani sen ne anlatıyorsun yani.
Sonra tanıştık. Çok tatlı insanlardı sağ olsunlar.
İşte onların yanındayken ben, tabi bunlar bir süreç geçiyor.
Onlara da devam ettim bu arada.
Onlarla devam ettik. Köpek baktım.
Çok mutluydum ya. Köpek bakmak nedir ya?
Harika bir şey. Sen ne diyorsun ya?
Bir de çok tatlı bir köpüş Marsiciyim.
O da Golden'dır. Golden Retriever.
Selam buradan Mars sana. Onunla devam ettim.
Sonra o arkadaşlarım IT alanındaydı işte Saadettin.
Onlarla arkadaş olduk biz. Çok seviyorum.
Harika insanlar. Sağ olsunlar.
Sonra onlarla böyle bir gün oturuyorsan anlatıyorum şimdi başladığım.
Bir gün mutfakta oturuyoruz.
Akşam yemeği yendi. Sohbet, muhabbet.
Ya dedim ki siz ne yapıyorsunuz ya abi?
Anlatsanıza işinizi falan diye.
Çünkü ben hala ne yapıyorum biliyor musun o dönem?
Hala işte diploma denkliğim var.
Hafiften Dutch öğrenmeye çalışıyorum.
Ki zaten Dutch ölecek halim kalmadı o kadar şeyle uğraşmaktan.
Ve hep öğretmenlik işlerine başvuruyorum.
Ama olmuyor. Yani asla bir geri dönüş olamıyorum anladın mı?
Asla. Çünkü biliyorsunuz arkadaşlar Türk vatandaşı olmanın getirdiği zorluklardan bir tanesi sponsorluktur.
İşe alınacaksan eğer sana sponsor olması gerekiyor şirketin.
Abi yok olmuyor yani. Çünkü o alanda öyle bir şey yok.
Öyle bir konsept yok. Buradaki insanları alıyorlar işlere yani.
Çünkü İngilizce burada aslında herkesin ikinci ana dili gibi.
Ama çok iyi bir şey söyleyeceğim sana. Mesela öğretmenlik alanında şey diyorlar hep.
Çok lazım İngilizce öğretmeni çok lazım diyorlar.
Ama diyorlar ki Hollanda'cı biliyor musun?
Çünkü çocuklar Hollandalı.
Anlamıyorum çok ilginç bir konseptti.
Ben yeni tanıştık tanıştım. Mesela Türkiye'de İngilizce mi biliyorsun?
Ooo gel falan olursun böyle. Burada hiç öyle bir şey yok tam tersi yani.
Anlamadım ben de kafam karıştı.
Ya mesela şöyle Türkiye'de öğretmenlik yapacaksan ve Türk değilsen yani Türk değilsen derken şöyle hani ana dilin Türkçe değilse ve böyle yabancıysan sana böyle el üstüne tutarlar.
İngilizce öğretmenlik.
Evet. Çünkü hani iyi görünür ya böyle İngilizce konuşuyor ana dili gibi falan.
Çünkü ana dili. Evet. Hani benim ana dilim olmasa bile Atıyorum Türkiye'de de öyle.
Mesela İspanyol'dur ama İngilizce öğretmenidir.
Ve aa İspanyol ama İngilizce öğretmenidir.
Hani böyle tutulur. Ama burada tam tersi.
Burada şey olmuyor böyle mesela. Sen İngilizce öğretmenisin okey ama Dutch konuşabiliyor musun diyorlar.
Hani mesela Türkiye'de sormazlar bunu anladın mı?
Bir hocaya. Bir an aslında ilk söylediğinde mantıklı geldi Dutch.
Evet biliyor olman gerekiyor.
Çünkü çocuklar iletişim kuran. Abi yok halbuki İngilizce öğrenecekse İngilizce öğrensin yani.
Direkt İngilizce konuşacağız ya zaten ya.
Hiç öyle düşünmemiştim. İlginç konsept benim için.
Bir de şey var bence Saadettin ya.
Şey var ya işte sponsor olan şirketler.
Buraya gelen herkesin yaşadığı o drama.
Sen yaşamamışsındır büyük ihtimalle.
Sen daha farklı bir vize şeyilesin büyük ihtimalle.
Ben de çok aradım ama. Okey.
Yani bir ekspat olmanın getirdiğiniz en büyük zorluğu.
Ekspat olmak istiyorsan, ona dönüşmek istiyorsan sana şirketin sponsor olması gerekiyor.
Ve o çok büyük bir şey abi.
Zaten sponsor olduysa tamam bitti zaten.
Yolunu buldun. Ama onu bulana kadar...
İşte ömrümden ömür gitti benim yani.
Ve okullar asla asmen soru olmuyor.
Öyle bir konsept yok. Evet.
Ama sen öğretmenlik yapmayı denedin.
Çünkü onu da soracaktım. Neden öğretmenlik yapmadın diyecektim.
Yapamadım. Yapamadın yani. Asıl planım oydu.
Yani ilk geleyim buraya öğretmen...
Zaten başka... IT'ye ne alaka?
Sade ettim ben ne alaka yani. O zamanlar...
Ben o zaman şey diye bak.
IT'yi ben asla yapamam. Ben...
Benim aklım...
Ona yetmez kafasındaydım, anladın mı?
Peki, aile sana IT mi öğretti, yazılım mı öğretti?
Yok, öğretmediler. Bak şöyle anlatayım sana.
O gün yemek yiyoruz, tamam mı?
Sonra ne yapıyorsun, ne ediyorsun? Anlatsanıza bana falan filan.
Benim de o zamanlar IT'ye karşı ön yargım derken, iyi bir manada, nötr bir anlamda söylüyorum.
Şöyle bir düşüncem var. Diyorum ki, IT çok ileri bir şey ya, nasıl yaparsın ki?
Falan diye düşünüyorum böyle. Ki zor da bir alan bu arada, hiç kolay bir alan değil.
Ama şey diye düşünüyorum, üniversitede kesinlikle mühendislik okumayı lazım.
Öyle bir ön yargım vardı.
Sonra anlattı bana arkadaşım.
Tabi biri gerçekten mühendislik okumuştu bu arada.
Ama diğeri okumamıştı.
Başka bir şey okumuş. İşletmeyi unuttum şu an.
Ben dedim ki tamam öylesin ne güzel abiden.
Ben yapamayayım bunu size dedim ya.
Çünkü artık o kadar çaresizim ki.
Benim artık başka bir alana geçeyim bari.
Çünkü olmuyor yani. Olmuyor.
Hayallerimi böyle gerçekleştirmeyeyim belli oldu.
Sonra anlattı anlattı arkadaşım.
Sonra bu arada benim vizem bitecek Saadettin.
Türkiye'ye döneceğim artık hani. Orat diye gelmişim.
Son umutlar böyle falan diye böyle şey yapıyorum tamam mı?
Yani olmamış bu iş. Bitti artık falan modunu.
Bir sene çünkü biliyorsun. Evet. Sonra dedim ki ya acaba şey mi yapsak ya?
Hani Türkiye'ye döndüğümde ben sıfırdan başlayıp girsem mi Junior olarak bir yere de?
IT'ye mi geçsem artık? Çok mantıklı geldi çünkü iş dedim yani.
Hani orada biraz çalışırım. Sonra birkaç sene sonra kendimi geliştirip belki yurt dışına giderim.
Başka bir şirketle falan dedim.
Tamam mı? Okey mantıklı dedi yani.
Hani öyle yapmak daha mantıklı falan.
Öyle dedik. Sonra abi bana yine bir şey oldu o gün.
Dedim ki ya ben acaba burada mı başvursam işlere gitmeden dedim.
IT işlerine, alanına.
Tabi şu an adını vermiyorum yani başka bir, spesifik bir alanda benim çalıştığım iş tamam mı?
IT'nin bir alanı. Arkadaşlarımla o işi yapıyor.
Tamam dedim ya ben başvurayım.
Odama gittim abi yemin ederim.
Odama gittim şey yaptım.
CV'mi biraz böyle update'ledim ama ne kadar update diyeceğim pardon da yani.
Neyi kadın neydi ne yaptı mı bilmiyorum ki.
Şey abi hani ODTÜ'nün adı şey ya Middle East Technical University'de okudum falan yapıyorum hani.
Anladın mı? Hani onu doldurmaya çalışıyorum ben.
Ne alaka çünkü? Neyse abi ben biraz elimden geldiğince küçük bir parçayla böyle CV'mi biraz teknik hale getirmeye çalışıyorum.
Sıfır ama. Sonra motivasyon letter'ları yazıyorum böyle abi.
Önüme gelen bütün işlere başvurmaya başladım.
Bütün işlere. Şey LinkedIn'de.
Bu alanla ilgili.
Başvuru, başvuru, başvuru, başvuru.
Sabaha kadar abi. Ertesi gün oldu.
Bir mail geldi bana böyle.
Geri dönüş maili. Gizem merhaba.
İşte bize başvurunu gördük.
Hollanda'ca var mı sende?
Dutch? Yok. Abi yok öğrenemedim yani.
Hala öğrenemedim. Bir üzüldüm abi ben o gün.
Dedim ki lan olacaktı ya anladın mı?
Bak belki de alacaklar beni yani.
Bu sefer de dil bariyeri çıktı. Tamam dedim olmadı ama şeyi çok iyi hatırlıyorum.
Aha bana geri dönüş yaptılar. Ya dur bakayım burada bir şey kıvılcım var.
Çünkü öğretmenlikte onu bile yapmıyorlar. Daha bir hiçbir şey dönmüyorlar yani.
İnanılmaz. Sonra devam ettim Saadettin.
Devam hep haftalarca. Devam, devam, devam.
İki üç yerden yine geldi böyle dil, dil.
Yok abi dedim dil kusura bakmayın.
Henüz öğrenemedik yani. Olmadı.
Sonra bir yer bana okey dedi.
Ben öyle işe girdim. Ama IT ile ilgili bir bilgin yok.
Nasıl işe yarıyor? Evet ama IT böyleymiş.
Sonradan fark ediyorum yani. Çünkü junior olarak alıyorlar seni ve sana şeyine bakıyorlar aslında.
Yani bu kız bunu yapabilir mi?
Bunda bu şey var mı anladın mı?
Potansiyel. Çünkü sana sıfırdan öğretiyor.
Mesela ben şeyi çok şaşırmıştım.
Sen üniversite mezunu musun diye.
Bunu güzel gör.
Ulan üniversite mezunu olmayan insan var Türkiye'de zaten değil mi?
Ben evet üniversite mezunuyum dedim.
Ulan IT'yi değiştirme diyorsun.
Kafam karıştı. Abi gerçekten inanılmaz.
Tabii bunun içinde anlatmadığım bir sürü struggle'ları oldu falan filan ama.
Tabii ki de ama yani hani işin yüzeysel kısmı wow.
Ama dinleyenler de şey demesin hani bu çok kolay bir şeydir demesin.
İnanın bana zor. Onun işe alım süreci farklı, şeyler farklı.
Kolay değildi fakat size anlattığım şeyler hep böyle basit yerleriydi arkadaşlar.
Bunun altında çok kan, gözyaşı ve dert var.
Onu söyleyeyim yani. Okey uzun bir girizge oldu.
Güzel, çok keyifli.
Peki, oper olarak geldiğin aileler nereliydi?
Yani ilk aileyi hatırlamıyorum.
Bu arada ikinci aile de var ortada.
Onu anlatmadım artık uzamasın diye.
İkinci aile şeydi Ukrayna ve Rus'tu.
Böyle bir çiftti. Diğer ikileri Türktü.
Şey gibi bir yerden sordum. Aslında hani Türkiye'den geliyorsun ve Türk aileleri değil aslında.
Bu bir uygulama. Bu bir istediğin herhangi bir aileye gidebiliyorsun.
İster orada denk gelen anlaşabildiğin birileriyle.
Çocuklarına ya da işte köpeklerine.
Köpek olsa çok şanslı olursunuz arkadaşlar.
O biraz zor bir şey ama. Ben ilk defa duydum köpek bu arada.
Ben de ilk defa. Legal mi ya köpek?
Legalmiş işte. Allah Allah.
Ben yapabiliyorsam legaldir yani.
Evet doğru. Çok ilginçmiş.
Evet çok ilginç yani ve çok ilginçti.
Ama şunu sana söyleyeyim. Genelde mesela Türkler Türklerle çalışır gibi oluyor.
Hani çünkü insan evinde kendi şeyini arıyor herhalde.
Evet. Tercih ediyorlar. Çünkü ben de öyle duymuştum.
O yüzden de merak ettiğim bir yerden sordum.
Peki 6 yılda hayatında ne değişti?
Yani hani Türkiye'ye dair göçe dair.
Ya şunlar kesin değişti ve ben artık 6 yıl önceki gizem değilim zaten.
Öyle bir soru sordun ki ama yani.
Ya şimdi ben. Ya şimdi şöyle bir şey var arkadaşlar.
Nasıl geldiğin çok önemli. Ne yaşadığın aşırı önemli bence.
Yani benim yaşadıklarım gerçekten dediğim gibi en kolayları anlatıyorum size.
Anlatırken kolay gibi geliyor. Ama o belirsizlikten tut.
O çektiğim bazı acılar özel hayatımda.
Sonra bir ailenin yanında yaşamak da çok büyük bir şey.
Kolay bir şey değil abi. Hani kendi evin yok.
Kendi şeylerin yok. Ki ne kadar çok şanslı olduğumu da gösteriyorum bu arada.
Harika insanlar girdi hayatıma sağ olsunlar.
Ama yine de yani iş arama süreci olsun.
Her şey çok o kadar zor ki her şey.
Ve ne değişti dersen çok zor, çok zor soru yani.
Bana daha spesifik sorma. Yani şey gibi bir yerden de bahsediyorum.
Mesela göç etmeden önceki gizemin Avrupa hayalini, beklentisini karşıladı mı bu Avrupa?
Güzel, güzel soru. Göç etmeden önce evet.
Çok pardon kestim ama şey gibi bir yerden de soruyorum.
Aslında hayaline kaçmak çok güzelmiş tamam mı?
Ben bunu çok sevdim. Hayalime kaçtım mı?
Ve aslında bu pencereden de soruyorum.
Yani hayaline kaçmış bir gizem...
Hayaline kaçabilmiş mi?
Hayal ettiği bir şey miymiş kaçtığı yer yani?
Çok güzel sordun. Şöyle düşünüyorum ben.
Kesinlikle yani hayal ettiğim o hayalim olan şeyle gerçekliğin arasında dağlar kadar fark var şimdi.
Çünkü insan şeyi bilemiyor ya.
Tamam benim bir hayalim var ama oraya giderken neler yaşayacağım?
Ne kadar zor olacak?
Ne kadar badireler atlatacağım anladın mı?
Türlü türlü zorluklar, türlü türlü şeyler.
Ama ne istiyorum biliyor musun? Geri dönüp baktığımda abi bütün o zorluklara rağmen.
Çok sevindiğim şeyler var.
Yapmasaydım delirirdim ben abla zaten bunu.
Ben buraya gelmeseydim 6 senede Türkiye'de olsaydım ben zaten hiç mutlu olamayacaktım.
Şu an zorluk çok zorlukla yaşadım bak gerçekten.
Ama mutlu bir zorluk.
Çünkü tutkumun peşinden gidiyorum abi.
Çok mutsuzum ama sevdiğim şeyin mutsuzluğu bu ya.
O kadar tatlı bir mutsuzluk ki.
Anladın mı? Yani aslında bir nevi haz gibi de duyuyorum ben.
Yani şey gibi bir yerden. Aslında sen...
Mutsuzluk diyorsan mutsuzluktur da şey gibi bir yerden.
Bu bir zorluk. Çok bir zor bir şey.
Bu zorluğun getirdiği bazen dayanılmaz şeyler oluyor.
Ama aldığın haz o dayanılmaz şeylerin çok üstündeymiş gibi oluyor.
Ve tam onun gibi de bir yerden.
Peki Ottülü Gizem ne hayal etmişti Avrupa'ya dair?
Çünkü beni çok rahatsız ediyor.
Sizin gibi zeki insanların ülkeyi terk etmiş olması beni çok rahatsız ediyor.
Beni de rahatsız ediyor. Ve bu insanların...
Avrupa'da ne olursa olsun aslında hayatta kalmak için yani iyi bir hayat standartı.
İyi bir hayat standartı da bu arada hani operalara gidelim bilmem ne yapalım değil konuştuklarımdan.
Yani hayatta kalmak, bir tık daha özgür olmak yani.
Seninki de bunlar mıydı? Neydi aslında o türlü gizemin hayal ettiği?
Yani ne düşünüyordum o zamanlar diye düşüneyim mi yani?
O zamanlar galiba şey gibi söylüyordum ya bak çok iyi hatırladım şu an unutmuşum.
Sanki Türkiye'deyken önümde hep bir cat.
Bir vurulmuş bir cat varmış gibi hissediyorum yani.
Bir adım atıyorum bir şeye çarpıyorum anladın mı?
Ve şunu hissediyordum böyle.
Yani abi mesela atıyorum müzik yapmak istiyorum.
Bir şey alacağım kendime. Müzik, prodüksiyon yapmak kolay bir şey değil biliyorsun.
Bir sürü alet alacaksın işte şey yapacaksın.
Ya da piyasaya gireceksin. Saçma bir hiyerarşi olduğunu hissediyordum Türkiye'de.
Nedense piyasada. Onu hissediyordum.
Ya da mesela atıyorum abi bir audio interface alacaksın.
O param yok ki alamıyorum gibi bir şey oluyor.
Ama şeyi düşünüyordum mesela artık yurt dışına yerleşirsem eğer.
Hem istediğim gibi elimde sanki çok zengin olmasam da tamam mı?
İstediğim şeyi istediğim zaman alabilirim gibi hissediyordum.
Ya da mesela sanki çok insani ilişkileri girmeden de kendimi yükseltebilirim gibi hissediyordum.
Öyle hissiyatlar vardı içimde.
Bilmiyorum bu önyargı mıdır değil midir?
O yaşta öyle hissediyordum yani. Sanki buraya geldiğimde her şey daha kolay olacakmış gibi.
Hayallerim açısından yine. Yani müzik yapmaktır, medya kreatif olmaktır.
Ya da belki benim gibi gerçekten nasıl dersem sana dünya insanı insanlarla birlikte olurum.
hissiyatı vardı ve kendimi daha ait hissederim gibi bir şey vardı.
Ama tabii gel şimdi sor. Hani seneler oldu da.
O zamanlar böyle hissiyatlarım vardı.
Hani şöyle çok büyük bir adım ve bu adımdan sonra artık her şey çok daha basit olacak benim için.
O kadar zorlanmayacağım. O kadar kendimden vermeyeceğim.
Hani çok zorlanmayacağım gibi hissediyordum.
Diğer hayallerimin devamı için.
İlk step oydu yani. Peki o ilk stepi yaşayabildin mi burada?
Yani hayal ettiğin ürünleri alabildin mi?
Hayal ettiğin ortamı bulabildin mi?
Buldum. Ama tabii yani...
Yok şey gibi bir yerden sormuyorum.
Çünkü söylediğin şey bir anda sen konuşurken gözüm mikrofona gitti tamam mı?
Sonra kameralara bakıyorum, ışıklara bakıyorum.
Ben de mesela Türkiye'de olsaydım...
Türkiye'deki yaşam standartlarımla, çalışma standartlarımla...
Ben burada affedersin eşek gibi çalışıyorum.
Ama ben Türkiye'de de böyle çalışıyordum zaten.
Bu benim bir şekilde de hayat biçimim.
Ama ben mesela bunları Türkiye'de alıp yapabileceğimi hayal edemezdim.
Çünkü bunlar benim için de çok büyük bir şey.
Ama buradayken... Çok da büyük bir şey değilmiş gibi oldu.
Normalleşmesi çok güzel anladın mı?
Ve statü gibi bir yerden değil.
Buna sahipsen bir statüsün Türkiye'de.
Bir üstelsin.
Ama burada bir üstel de değilsin.
Normal insansın abi. Yaratıcı bir insansın ve bir şey yapıyorsun.
Harika bak bu beni çok mutlu ediyor abi.
Yani Türkiye'de ama şey ya wow.
Podcast falan. Yok abi işte evde biz yaratıcı insanlarız ve keyif alıyoruz bundan.
Hani bunun gibi aktivitelerin bu kadar böyle büyütülmemesi ve herkesin yapması neredeyse.
Bir de Saadettin. Yani mesela hobi olarak yapıyorlar bunu insanlar.
Ama Türkiye'de kesinlikle maddiyat olacak.
Bir şey olacak falan. Bu da bence çok ayrı bir...
konu başta biliyor musun? Yani bence bizim kültürümüzün içinde çok olan bir şey yardımlaşmak.
Ama biz bundan çok uzaklaşmışız.
Türkiye'de benim deneyimim birçok şey çıkar ilişkisi içine girmiş.
Ben senden bir şey maddi olarak bir kazanım elde etmiyorsam seninle hiçbir şey yapmıyorum.
Yardımlaşmıyorum. Ama buradaki bu dayanışma ya da gönüllülük işi yani bu volunteer işi var ya herkes her yerde gönüllü.
Herkes bir şeyin ucundan tutuyor ve bu o kadar geliştirici bir şey ki.
Çünkü o işin ucundan tuttuğu için o işi öğreniyor.
O işte beraber Network ediniyor.
O networklerle beraber bir şey yapıyor.
Bir sanat projesinin içinde oluyor. Çünkü diyor ki benim için hayat çok daha önemli.
Hayatta bir birey olmak çok daha önemli.
Ve bu bireyi ben burada gönüllülük yaparak kazanıyorum.
Ve burada çok iyi bir ortamın içinde bulunuyorum diyor.
Para verse bulunamayacağını biliyor.
Ya da işte oradan para talep etse içinde bulunamayacağını biliyor.
Çünkü oranın belki öyle bir bütçesi olmuyor.
Ama gönüllü olarak orada var oluyor.
Biri onu arıyor sonra. Buraya da gelmek ister misin diyor.
Harika bir şey ya. Yani o çok ilginç bir yere geliyor.
Ve oradan oradan nereye kim bilir anladın mı?
Öyle oluyor bu arada. Hayat çok güzel böyle yani.
Benim öyle çok işi var.
Ben mesela birçok tiyatroya gönüllü olarak gidip çalıştım burada.
Sonra o tiyatrolarda çalışıp tanıştığım insanlar bana Fringe Amsterdam'da iş teklif ettiler.
Ben location producer olarak çalıştım.
Jüri gibiydim. İki sezon festivalde manyak gibi oyunlar izledim.
Ve üzerine... Dünyanın parasını ödediler bana ve ben oyunları izleyip notlar alıyordum.
Onları söylüyordum. Oyunlardaki sorunları söylüyordum.
Çok saçma bir şey ama para ödediler ya.
Harika bir şey değil mi? Ve bu ama şeyden dolayı oldu.
Çünkü öyle birine ihtiyaçları varmış.
Bunu biri yapıyormuş normalde.
Ama o kişinin sağlık sorunundan dolayı olamıyormuş.
Acil birine ihtiyaçları varmış.
Ve sen bunu yapar mısın dediler ücretle.
Ve ben bu insanlara gönüllü olarak gidiyordum zaten.
Zaten vermenize gerek yoktu abi.
Ve daha önce de çalıştın. Ve oradan oraya gidiyor yani.
Nereden olacağı belli olmuyor.
Ben bir de hayatta bunu çok seviyorum işte yani.
Kelebek etkisine bayılırım yani.
Evet ya. Oradan oraya oradan oraya oraya bayılırım yani.
Hayatım da hep öyle gitti zaten. Benim bu bütün hikayelerimi anlattığım hep insanlar insana.
Bu insandan bana bir şey gelmiş. Ben onu aaa falan olmuş.
Hayatın değişir ya. Aklını almaz yani.
Peki o zaman bir soru daha geliyor.
Sana bir şeylerin ket vurulacağını hissediyordun ya Türkiye'de.
Evet. Bunun nedenlerinden biri kadın olman mı?
Üret... Yardım etmek istediklerinin insanlara farklı gelecek ve seni yargılayacaklarını düşünmen mi?
Yoksa daha farklı bir şey mi?
Ya yok kadınlıkla pek alakası olduğunu düşünmüyorum yani.
Kesin olabilirdi de yani adım atmadığım için hissetmedim Türkiye'dekilerini.
Ama şöyle olabilir. İnsanların beni yargılamasını hiç umursamadım.
O benim kişiliğimle ilgili bir şey.
Yani yoksa zaten içerik de üretemezdim yani açıkçası.
O yapılmaz yani. Fakat şöyle bir hissiyat vardı yani.
Sanki emeğimin karşılığını bir türlü alamayacakmışım gibiydi.
Yani anladın mı? Ya da mesela yaptım, yaptım, yaptım sanki biri gelecek ve onun üzerine bir şey dökecekmiş.
Hep bir inançsızlık, bir korku vardı içimde.
Bilmiyorum, ülkenin gündeminden de olabilir bu anladın mı?
Çünkü o kadar maalesef belirsiz ki bir gün bir şey oluyor, ertesi gün şu oluyor.
Sadece sana olmuyor çünkü. Mesela benim çalıştığım okulun kapanması da inanılmaz bir şey.
Düşünsene. Okulda normal işe girmişsin abi.
Üniversiteden sonra okul kapanıyor falan.
İnsana soruşturma açmamışlar.
Şükür en azından. Bunlara şükür diyorsun anladın mı?
Ve normal insansın ha.
Üniversiteden mezun olmuş bir genç.
Şey yapmak istiyor sadece. Ya işte okudum işte ne güzel mezun oldum.
Gidim de hayatı... Bu ne kadar güzel bir içinde enerji var.
Çocuğun yaşadığı şeye bak. Anladın mı?
Güzel bir iş bulmuş bir de ne kadar güzel şeyler.
Okul kapanıyor. Maaş almıyorsun sen aylarca falan.
Okul elektriğini kesiyorlardı ya biz içindeki aslında.
Gerçekten mi ya? Üniversitenin.
Çünkü bütçesini kestiler okulun.
Bankayı kapattılar falan. Drama çıktı bayağı ama biz böyle şeyiz ha.
Yemekhanede öğretmenler şey izliyor.
Elektrik şurada çatışmıyor falan. Abi böyle bir şey olabilir mi?
Burada böyle bir şey olabilir mi? Düşünsene ya.
Çok ilginç. Bu ortamda zaten nasıl güveneceksin ki?
Şeye güvenemiyorsun ya. Yarın öbür gün ben müzik yaptım.
Şu an zaten daha da kötü. Biliyorsun yani 6 sene geçti.
Başımıza gelmeyen baksana. Aa diyorsun hop hadi bakalım.
Anladın mı yani? Sen nasıl burada güvenli hissedeceksin ki?
Kesinlikle yani Deniz'e selam olsun.
Deniz'e gerçekten selam olsun.
Yani mesela insanlar çok işte paylaşımına cesurca diyor.
Ve bana cesurca gelmiyor Deniz'in bu paylaşımı.
YouTube'daki paylaşımı.
Yani şey bir kişi bir şey üretmiş.
Bu ürettiğini... Bütün herkese erişmesini sağlıyor.
Yani ben hiç o perspektiften bakmadım.
Cesurca gelmedi bana. Yani sonuçta bu insan bu gösteriyi çok uzun süre yapıyor.
Ama bu gösteri çok uzun süre yapmamış.
Bunu hala yapıp para kazanabilir bununla.
Gider bir yerlere yapar.
Ve YouTube'da herkese erişilebilir hale getirmiş.
Aslında demiş ki benim hissettiğim...
Ve şimdi kar amacı gütmeden yani. Evet yani hani herkes izleyebilsin, herkes erişebilsin ve çok sosyalist bir bakış açısı mı olur bilmiyorum bu ama o perspektiften herkesin erişebileceği bir yere koymuş platformu.
Ve... Bundan dolayı birini yargılamak, cezaevine atmak çok ütopik.
Ve bu bile aslında benim hayal etmeyeceğim bir şey olur mesela Türkiye ile ilgili bu.
Düşünebileceğim bir şey olmaz diyen.
O korkunç zaten. Hayal edemediğin şeyler gerçek oluyor.
En korkuncu o ya zaten. Abi bu da olmaz dediğin her şey maalesef.
Her şey oldu ya evet. Ve oldukça da oluyor ya.
Yani bilmiyorum ya çok üzücü ya gençler için gerçekten çok çok.
Ben hala genç hissediyorum ki.
Biz de genciyiz hala da. Yani ben oradayken de öyle hissediyorum.
6 sene oldu bak. Yine ama biraz da şey biraz pesimistim herhalde.
Gerçekçiyim diyebiliriz belki de.
Hani çok böyle hani tünelin sonunda ışık görmezsin ya.
Dersin ki ben burada büyüyemeyeceğim galiba maalesef.
İnsan olarak büyüyememek evet ben.
Sonuçta şey gibi kendini üretmek istediklerini üretemediğin bir yerden büyümekten bahsediyorsun değil mi?
Peki şuna ne diyorsun?
Buraya içerik üretiyorsun aynı anda.
Müzik yapıyorsun. Bir de IT sektöründe çalışıyorsun ya.
Üçünü aynı anda yetiştirebiliyor musun?
Ya yetiştiriyorum da biraz delirerek yani açıkçası.
Zaten uyku problemlerim var.
Genel yani. Yani bazen şey alıyorum ya.
Oturup böyle abi keşke bir durabilsem.
6 ay hiçbir şey yapmasam çok ama yapamam işte.
Ben öyle biri değilim anladın mı? Mesela içerik üretmesem 6 ay sanki dünyanın sonu gelecekmiş gibi hissediyorum yani.
Çalışmayınca? Evet yani.
Aileden mi geliyor acaba? O bilmiyorum artık nasıldır yani.
Hataylılar çok çalışkan oluyor. Öyle mi?
Ya biraz ben şey galiba ya hani hayallerimi gerçekleştirmeden yaşayamıyorum falan modundayım yani.
Onlar olmadan sanki ben mutlu olamazmışım gibi çok takıntılı biriyim yani.
Ve 6 ay bak valla 6 ay mola versem Saadet'in yeni bir insan olacağım.
Bütün dertlerim şey olacak yani.
O verilebilen bir şey değil ya. Ben olmuyorum.
Yani hani 3 gün yapmayayım diyorsun.
Elin gidiyor ulan. Evet lan bineceğim.
Şunun olmamalı falan diyorsun yani.
Peki ne tarz içerikler üretiyorsun?
Ben ilk başta Merak Köşesi diye bir serim var benim.
Dünyanın en random şeylerini atıyorum.
Bu derginin adı Niye Uykusuz Arkadaşlar?
Hadi bakalım falan deyip derinine inip cidden ilginç şeyler bulup onlara anlatıyorum.
Çok eğlenceli bayağı.
Ben de seviyorum yani gerçekten. Çünkü ben de araştırmayı severim.
Ve böyle bir içeriğim var.
Bir yandan mesela şeyler var. Çok eski Türkçe meme olmuş insanlar vardı işte.
Onu gördüm. Benim adım Cafer Boyun Biron mesela biri.
Onu gördüm ya. Onları mesela buluyorum.
Sağ olsun ona kabul ettiler birçoğu.
Ben de onlara merhaba Cafer Bey ne yapıyorsunuz şimdi falan deyip şimdi 20 sene sonra ne yapıyor bu insanlar falan deyip böyle onlarla muhabbet ediyorum falan.
Bu arada güzel ya. Bence eğlenceli.
Keyif. Şey gibi bir yerden eğlenceli.
Güldürü için değil de ulan gerçekten merak edilen.
Buna ne oldu ya? Çünkü arkadaş, eş, dost sohbetinde konuşuyor.
Ulan böyle biri vardı ya. Ne olmuş buna falan.
Herkes merak eder ya. Ben de ediyorum zaten.
Ya biraz benim içeriğim şey ya. Ben merak ediyorum.
Ben araştırdım yani kendim.
Videosunu çekmesem de ben ona bakardım zaten anladın mı yani?
Sonra videosunu çekiyorum gibi bir şey yani öyle.
Peki müzik ne yapıyorsun?
Ya müzik benim hayattaki en büyük tutkularımdan biri ama ne oldu biliyor musun?
Hayatımda bu kadar şeyde uğraş uğraş uğraş seneler geçsin, iş değiştir, yurt dışına taşın.
Bir şekilde kendime oturup tam olarak odaklayamadım.
O kadar üzülüyorum ki. Çok üzgünüm biliyor musun?
Yani kendimi hala en büyük tutkularımdan biri olduğunu düşündüğüm bir şeyi içinde olamamaktan daha canımı sıkan Bir şey yok herhalde şu an.
Mutsuzum o konuda.
Yaparsın. Ne yapıyorsun?
Yazıyor musun, çiziyor musun?
Ben şey gibi hissediyorum kendimi.
Biraz işte bunu içine girmeden anlayamazsın ya.
Çünkü şu an çok maalesef içinde değilim.
Üretken de değilim yani. Çünkü prodüksiyonu çok severim.
Mesela ben başkası benim prodüksiyonumu yapınca ben deliriyorum abi.
Hayır diyorum şuradan şunu yapalım falan filan.
Hani ben sanki orada hayır şuradan şöyle bir şey yapayım falan.
Onu benim yapmam gerekiyor.
Hmm. Ensemble çalışmaya çok şey bilsin.
Evet ben yok. Ben şey yapıyorum yani ben yapmak istiyorum bir şeyleri.
Ama o da zor iş canım prodüksiyon.
Ayrı bir iş. Sıfırdan öğren.
Prodüksiyon kolay bir şey değil. Onun dışında şarkı sözlerini de ben hepsini kendim yapmak istiyorum yani.
Bu öğrenilen bir şey biliyor musun?
Nasıl? Yani...
Topluluklarla çalışınca öğreniliyor.
Çünkü benim en büyük sorunlarımdan biri o hala.
Ben de bir sürü kişiyle beraber çalışıyorum.
Sağ olsunlar staj yapan üç kişi var.
Birçok arkadaşım kumpanyasında birçok şeye yardım ediyor.
Ben birine bir şey sormaktan hala çok şey yapıyorum.
Onu da ben yapıyorum. Ama sonra öğrenilebilen bir şey olduğunu fark ettim.
Öğrenmeye başladım. Birilerine soruyorum.
Ve çok daha rahatlatıcı oluyor ha evet.
Yani kafandaki sekmeleri bir bir en azından kapatabiliyorsun.
Onu yapabilsem çok rahatlayacağım da işte bir de alışkanlık ya seneler her şeyi tek başına yapmaktan dolayı gelen olan.
Şimdi onu soracaktım. Bir sonraki sorum da o.
Tek mi yaşıyorsun?
Evet. Nasıl tek olarak 6 senedir tek mi yaşıyorsun?
6 sene... Yani şey gibi yerden soruyorum.
Göçün tek insandaki...
Çok zor. Hali nedir yani?
Yani delirebiliyorsun bazen yalnızlıktan abi çünkü...
Bir de ben alışkınım abi.
Yani ben şey değilim hani ailemin evinden yeni ayrılmadım anladın mı?
Benim öyle bir şansım var.
Benim kenarda getirdiğim bir gizem daha var.
İki kişiyiz aslında. 14 yaşında büyümüş o çocuk var yanımda.
Ve o gizem de maşallah hamam böceği gibi başına gelmeyen kalmadığı için küçük yaşından beri.
Tamam abi benim var saat ben orada.
Yaşar'ın kafasında bir kız var orada anladın mı?
O yüzden gizem buraya gelince dedi ki aman biz bunları gördük falan oldu.
Ki ona rağmen zorlandım.
Bak ben şu bazen şey diyorum.
Bu kendimi asla övmek için falan değil abi.
Hani çile çekmiş bir insan şey der ya.
Bak ben bile düştüysem dikkat edin.
Abi bak valla dikkat edin bak.
Beni bile yorduysa aman yani.
Nasıl yormasın ya? Abi nasıl yormasın?
Ya çünkü bak en çok beni zorlayan ne biliyor musun şu an?
Mesela atıyorum sağlık problemin olur ya.
Abi yalnızsın. Komşuyu tanımıyorsun zaten.
Abi Allah şimdi evde bana bir şey olacak.
Allah korusun ne yapacağım ben şimdi?
O beni çok geriyordu mesela. Ya da mesela atıyorum zaten her şeyini tek başına yapıyorsun.
Belediye randevum var işte atıyorum bir şey var.
Her şeyin tek başına onlar zaten benim için.
Hani default. Doğum günlerinde zaten hani ilk geldiğinde tanımadığında insanları falan.
Doğum günü mü? Salla kanka aman boşver falan deyip doğum gününe sallıyorsun.
Aile zaten uzakta.
Hiç yani çok zor şeyler ya.
Çok zor ya. Yani bir an şey sanki ben ailesini ne zaman öpüyorum gibi de bilmiyorum.
Peki gidiyor musun sık sık Türkiye'ye nedir?
Evet senedeki kere kesin giderim yani.
Hep. Yani yazın ve şubatta falan giderim.
Nereye gidiyorsun? Memlekete giderim.
Ha okey. Evet çünkü özlüyorum yani.
Peki. Gidiş gelişlerinde bir şeyler sana değişmiş geliyor mu?
Şey çok değişiyor ya. Türkiye her zaman bir değişim içerisinde oluyor.
Yani ne zaman gitsem fiyatları takip edemiyorum.
Öyle diyeyim sana yani. Artık mesela benden atıyorum bir çay için bin lira istese dedim ki tamam.
Çünkü anlamıyorum artık anladın mı?
Bin lira olmuş olabilir oluyorum. Peki şeye bağlamak için sordum.
Aslında Türkiye mi değişmiş sence yoksa sen mi değişmişsin?
Ya ben de değiştim bu arada.
Ben bunu fark ettim. Ama seneler sonra fark ettim.
Yeni yeni fark ediyorum yani. Mesela biliyorsun Orlanda'nın kültürü biraz şeydir hani soğuk.
Hani biz ben de onlardan olmuşum biraz onu fark ettim.
Mesela şey oluyorum ya mesela özellikle Türkiye'de.
Şu an Türkiye'yi geri demesem tamam mı?
Atıyorum herhangi bir medyatik bir sektöre girsem.
Bazı konularda herhalde dışarıdan garip görünebilirim gibi geliyor.
Mesela derim ki bunun ne zaman bunu yapıyoruz?
Tam gün var bana. Şunu şey tamam mı?
Bunun parası ne kadar? Tam söyle.
Ben bunları isterim ve Türkiye'de öyle bir ortam olmadığını düşünüyorum mesela.
Hem beni genel hem karşılıklı.
Abi diyorum ne yapıyorsunuz siz? Ya da mesela şey oluyor.
Otobüs nasıl 04'de gelmedi ya?
14.04'de gelmesi gerekiyordu.
Anladın mı? O kadar şeylere alıştık ki artık.
Dakikliye, her şeyin tam zamanında olmasına.
Ya da mesela bir milli daireyi arıyorsun.
Milli daire mi derler ya işte devlet şeyini.
Arıyorsun diyorsun ki işte merhaba böyle böyle.
Derdini insan gibi anlatıyorsun.
Ama karşıdan onu gelmiyor ya şok oluyorum böyle.
Aa hayır nasıl yani? Peki kendine pembe götlü der misin?
Artık yavaş yavaş bence oluyoruz ya.
Mesela kırmızı ışıkta Türkiye'de hala karşıdan karşıya geçiyor musun yoksa bekliyor musun yeşil yansın diye?
Abi ben bekliyorum ya. Bence pembe götlü olmuşsun.
Ya olduk olduk işte olduk yani artık biz de böyle Avrupalılar gibi hani eskiden her ne lan oradan dediğimiz şeyleri.
Ben de bekliyorum. Ben bundan mutluyum.
Ben bekliyorum. Geçen arkadaşlarımı da judge'lıyorum.
Sonra da ya falan küfür ediyorlar yani falan ama.
Ben daha çok aynı yerdeyim ya.
Ya da şey oluyor ya mesela bisiklet yolu burası.
Ben öyleyim bu arada ya.
Salak salak konuşma ya falan.
Ne diyorsun almasan falan diyorlar gerçekten.
Olduk ya. Obya kaçınılmaz.
Ama farkında değildim ben böyle biri olduğumuzu.
Gidince anlıyorum yani. Onu diyorum.
Çünkü şey o yüzden Türkiye bize değişmiş geliyor.
Ama aslında değişenin biz mi olduğu sorusu.
Çünkü arkadaşlarım şey diyor.
Hep aynıydı ha burası.
Biz hep geçiyorduk.
Biz hep bunu yapıyorduk. Biz hep burada yedik.
Bir şey değişmedi. Değişen evet dıştan bakalım da fiyatlar değişiyor.
İnsanlar evet bir tık daha belki agresif oluyor falan.
Evet ama eskiden de böyledi.
Belki dozu artıyor.
Belki bir şeyler daha farklı oluyor.
Peki Hollanda'da sevmediğin şeyler var mı Gizem?
Hadi birazcık da Hollanda bokluyalım.
Kesinlikle var abi. Neler var?
Ya mesela işte bu bahsettiğimiz meselenin iki yanı var.
Yani şey mesela soğukluk meselesi cidden yani Allah'ım tövbeler olsun arkadaşlar yani.
Ben bir de IT alanında çalıştığım için Saadettin yani insanlar IT'ci zaten.
Bak seviyorum sizleri sıkıntı yok arkadaşlar iyi ki bindi anlamıyorsunuz da.
Hani şöyle bir şey var abi. Ben gerçekten sıcakkanlı biriyim.
Ve ben sosyal biriyim.
Ve bundan enerji alıyorum anladın mı?
Mesela seninle şu an yaptığım konuşma bana bir 5 gün güzel gelecek.
Kafamı toparlayacak falan anladın mı?
Ve çalıştığım yerde de ya da günlük hayatımda şey isterim ya naber ya falan çok severim böyle muhabbetleri.
Ama burada yani Allah'ım özellikle ilk işe girdiğimde Saadettin ben böyle selam veriyorum böyle.
Böyle böyle geçiyor, selam veriyor falan.
Ama ben böyle demişken, beni sevmiyorlar galiba.
İlk böyle düşünmüştüm. Gerçekten ben ne yaptım bu insanlara abi dedim ya.
Ne oluyor yani şimdi? O sıcaklık yok ya.
Kültürde yok çünkü abi. Adam ailesine de öyle davranıyor.
Aslında ama ben bilmiyordum. İlk geldim de bayağı bir tokat gibi çarptı.
Allah'ım dedim ben nasıl yapacağım şimdi falan filan.
Sonradan zaman aldım. Ha dedim benlik bir şey yok.
Bunlar kendilerine de böyle yani.
Anladın mı? Evet ya. O çok sinir bozuyor.
Çok ömrümden ömür götüren bir şey onu söyleyeyim.
Yani özlüyorum. O sıcaklığı aşırı özlüyorum yani.
Peki burada, Nasıl komünitelerle, nasıl yerlerde vakit geçiriyorsun?
Neler yapıyorsun burada? Benim çok yakın arkadaşlarım var.
Artık 6 senedir burada olduğum için.
Artık onlarla böyle şöyle olduk ama hepsi Türk.
Yani sonradan benim gibi gelmiş arkadaşlarım var.
6 senedir onlar da 6-3 senedir falan böyle.
Ve onlarla zaten bizim ortam böyle şen şakrak anladın mı?
Yani Hollandalılarla takıldığım hiçbir ortamım yok herhalde.
Yani 1-2 kişidir.
Peki ilk jenerasyon dediğimiz göçmenlerle ilgili fikrin var mı?
Çok derin bir konu şimdi o yani.
Bence çok ilginç bir konsept.
Yemin ederim sana şu an üniversite okuyor olsaydım üzerine paper yazardım ben onun.
Yani çok ilgi çekici bir konsept yani.
Ya çünkü şeye bağlıcaktım.
Aslında o dönemki insanlar da geldiklerinde hep bir arada kalıp sadece beraber vakit geçirmek istemişler.
Ve ben bizim dönemimize baktığımda da.
Yine benzer. Çok benzer bir yerden ama farklı nedenlerden.
Ama şu da oluyor.
Öyle bir insan mısın diye de sordum aslında nasıl insanlarla vakit geçiyor.
Şöyle. Türkiye'li insanlara da şöyle denk geliyorum.
Ben Türkçe konuşulan ortamlara gitmiyorum.
Türkçe konuşan insanlarla vakit geçirmiyorum.
Hollanda'ya geldim ve burada yabancı arkadaşlarım olsun istiyorum sadece diyen.
Tecrübe gülüşüydü bu. Diyorum ve böyle bir yerden misin diye merak ettim.
Sen öyle biri misin? Öyle biri olsam Hollanda'nın en büyük yanlışlıkla büyümüş Türkçe tiyatro topluluğunu kurmadım.
Öyle biri değilim. Çok güzel bir konu açtı ama bence şu an.
Hani böyle çevrende var mı bildiğin sonradan?
Çünkü bu neden aslında Türkiye'lilerle vakit geçirme hissi oldu?
Ya aslında şöyle bir gurbet arkadaşlar cidden garip bir konseymiş.
Ben yaşayınca anladım. Mesela benim evimde şu an Saadettin şey var hani kahvelerde Türk amcaların gittiği kahveler var ya.
Orada şeyler var ya böyle tipik o Türk çay altı.
Ben gittim abi evimi ondan aldım.
Özledim. Anladın mı? Bu da çok ilginç bir psikoloji yani.
Mesela evimde şey var böyle bakır kahve yapma şeyi neydi?
Cezve. Cezve. Bakır cezve var mesela.
Makinede yapmıyorum abi. Gidip bakır cezvemde yapıyorum.
Özlüyor insan gerçekten. Çok havalıymış be.
Çünkü bir süre sonra mesela benim burada doğmuş bir arkadaşım var işte gurbetçi tayfadan.
Çok severim. Mükemmel biridir.
Benim yaşlarımdan. O da şey mesela evini gör abi.
İşte şurada işte ne bileyim ne derler.
Türk motifleri hep.
İnsanda gerçekten bir özlem alıyor bir süre sonra.
Hani Türkiye'deyken yaptığın şeyleri.
falan oluyorsun böyle. Ay abi ne kadar tatlı falan.
O bana geldi yani. Peki kendine göçmen diyor musun?
Kendime herhangi bir şey demiyorum. Bende öyle bir şey yok ama herhalde göçmenim yani evet.
Ya şey gibi bir yerden göçmen deyince bana şey gibi geliyor.
Göç ettim ama finalde ya da İşin sonunda bir yerde Türkiye'ye dönerim ya da...
Ya bir şey diyeyim mi? Ben şu an hayatımın öyle bir dönemindeyim.
Ben şu an tırlatmak üzereyim.
Dedim ya sana 6 ay bir rahatlasam kafayı yiyeceğim.
Çünkü açıkçası biraz şöyle bir...
Çünkü 6 senedir böyle bam bam bam bam koşuşturma, yolunu bulma, burada hayatı kurma falan derken.
Şu an şey kafasındayım. Allah'ım keşke şu anda atıyorum memleketin, Türkiye'nin bak.
Türkiye'nin deniz kenarında bana bir lütfen denizin yanında bir masa koyun.
Yatacak bir yer koyun. Ben 6 ay şurada kafamı dinleyeyim.
Bir çay içeyim, muhabbet edeyim insanlarla.
Çok canım istiyor yani. Böyle bir psikoloji değilim ben.
Yoruldum yani. Peki bu şey gibi de hissettirdi bana.
Burnout biliyor musun diye? Tabii ki.
Hissediyorum çünkü. Şu an burnout olduğum için biliyorum yani sana.
Öyle yani şey gibi iş stresi, güç, hayat öyle bir yerde misin yani?
Ya evet abi çünkü dediğim gibi arkadaşlar biz 6 senedir böyle şey yapmıyoruz.
Hani ben işe girdim ve 6 senedir çalışıyorum gibi bir şey değil.
Hani benim bu 6 senem göç.
O, bu, şu falan.
Yani... Tabii ki bürnaat olursun.
İnsan olan bürnaat olur yani.
Öyle söyleyeyim sana. Peki yavaş yavaş finale gelelim istiyorum.
Çok uzadı. Şunu nasıl bitirsin?
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.
Yaşadın mı? Yeniden söyle anlamadım.
Şöyle bir yerden. Bir tane şiir var.
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.
Yaşadığını dolu dizgin yaşayacaksın diyor.
Evet. Sen yaşadıklarından...
Daha devamını getireyim. Evet devamını getirmişsin.
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.
Yaşadın mı? Yaşadın mı?
Yaşayacağım falan. Yok yaşadın mı gerçekten şey yapacaksın ya.
Tek şeyle onu bitiremem ben yani.
Ne istiyorsan bitir tek bir şey yok zaten.
Yaşadın mı gerçekten kendin için yaşayacaksın.
Kendine yaşayacaksın yani.
Kendi içinde mesela içinde hissettiğin o bir şeyler vardır hepimizin.
Onun peşinden gitmezsen hayat olmuyor bence.
Sürdürülebilir çekici değil.
Ya ben bilmiyorum ben dayanamam.
Yani oldurana kadar ne kadar çile çeksem de.
Peki gizem 6 sene önceki gizem birçok gezmiştir Avrupa'da bir yerler diye hallediyorum.
6 sene önceki mi? Yok yok şu anki gizem.
Artık yani evet. Tekrar göç etmek istese o Hollanda'ya göç etmek ister miydi?
6 sene önce. Hollanda'ya göç etmek...
Ya biraz daha tabii Akdeniz kültürü olan bir yer olsa hoşuma giderdi.
Fakat yani buranın da şeyi çok rahatlatıyor beni.
Bürokrasi çok rahat. Anladın mı?
Hani her şey tap tap tap.
O düzene çok alıştım. O yüzden şimdiki gözümle İspanya İngilizcemle biz deliririm herhalde anladın mı?
Hani yine 10 ay sonra bir şey oluyor falan.
Kaldıramam onları. Ama havası konusunda evet kesinlikle.
Daha İspanya, İtalya gibi yerler isterdim.
Ben de öyle geliyor.
Çünkü oradaki insanlarla kültürümüz çok benzer.
Onlar da çok bizim gibi Türkiye'de ya olur hallederiz.
Evet. Ve bu hallederiz kelimesini hayatımdan çıkartmışım ve biri bir şey hallederiz.
Tamam ne zaman? Ne zaman halleyeceğiz işte?
Hangi gün? Evet.
Hangi saatte? Takvimine baktın mı?
Yazdın mı? Benim takvimim var mesela.
Böyle birine dönüştük ve o yüzden şey gibi geliyor.
Buna dönüştük ve tekrar...
Nasıl olacak bilmiyorum. Ya ben mesela her şeyimi takvime koyuyorum ve koymayan insanları artık anlayamıyorum da.
Ben de bir iki yıl önce koymaya başladım.
İlk iki buçuk yıl koymadım.
Ve sonra her şeyi çok karıştırdığım fark ettim.
Bir de çok yoğun insanlar için kesinlikle lazım yani.
Ya ben aynı güne iki tane tiyatro oyunu koydum Amsterdam'da.
Ya mesela bu kadar aptalca hareketler yapıyorum yani.
Zor ama ya zorlamışsın kendini.
Peki. Yavaş yavaş finale geliyoruz.
Mesela bizi dinleyenlere söylemek istediğin bir şey olur mu?
Daha çok Türkiye'den de dinleyenler oluyor.
Avrupa'dan göç etmiş dinleyenler de oluyor.
Yani şey gibi bir yerden. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak neler söylemek istersin?
Göçle ilgili. Evet.
Göç azımsanacak bir şey değil.
Yani göç arkadaşlar.
Hangi kameraya bakıyorum bilmiyorum ama. Reji.
Göç... İnanın bana hiç öyle yurt dışına geldim de çok basit, çok güzel her şey.
Hayır onun öyle bir çileli bir süreci oluyor ki ilk başta.
2-3 senenizi ona bırakın yani.
2-3 sene böyle her şey olmayacak.
Hani şeyi kabul etmek gerek. Zorlukları kabul ederek gelmek sizi rahatlatacaktır bence.
Anladın mı? Yani geldim ve her şey süper olacak diye bir şeyle gelirseniz kesinlikle hayal kırıklığına uğrarsınız.
Ama geldim evet challenge olacak burada bir zorluklar yaşayacağım farkındayım.
Öyle ya da böyle psikolojik, maddi her türlü tamam olabilir çeşide göre.
Bunu kabul ederek gelin arkadaşlar çünkü göç gerçekten azımsanacak psikoloji değil.
Nokta. Nokta.
Ben de şey ne deniyordu?
Ben de imza kaşe.
Evet aynen öyle. Peki o zaman podcast kanalımızın adını soruyoruz son kez.
Son soru. Bavulunda ne getirdin?
Aaa. Bavulumda 2-3 parça kıyafet vardı.
Birazcık money vardı para.
Yaşayabilmek için. Onun dışında bir şey yoktu.
Laptop falan yani ben. Peki materyal olmayan bir şeyler.
Öyleyle. Örnek veriyorum işte ben merak getirdim.
Özlem getirdim.
Ne bileyim hani. Öyle şeyler diyen nerede oluyor?
Ben determination ne demek Türkçe?
Kararlılık herhalde.
Kararlılık getirdim abi yani.
Kararlılık getirmeseydim zaten yoktum.
Şu an burada değildim. Yeni hayat kurmaya dair kararlılık mı yoksa yeni...
Evet yani ne olursa olsun kendime sözlerle geldim çünkü.
Kendime söz vermiştim.
Gizem artık yani böyle kendi özünde bir karar ver ve o sözünden dönme.
Ben bununla geldim.
O yüzden de zaten bütün o zorluklar karşısında öyle belki de göğüs gerebildim yani.
Peki ne götürüyorsun giderken?
Şimdi Türkiye'ye giderken mi şu an mı?
Türkiye'ye giderken ne götürüyorsun işte?
Türkiye'ye giderken yaşanmışlıklar.
Yani yaşanmışlıklar ve galiba o kadar zorluğun ödülünü götürüyor olabilirim.
Yani o mesela şu an benim pembe papalı olmamın sebebi o kadar o papanın çok büyük badireler atlatmış olması ya anladın mı?
Öyle bir ödülle gidiyorum aslında ulan hadi bakalım yaptın şey gibi hani böyle savaştan çıkmış bir asker gibi gidiyorum böyle kurşun asker gibi.
Şey gibi bir şey diyebilir miyiz buna?
Yani artık Hollandalı gizemin yani şey gibi yerden.
Türkiye'de kendini geliştirmiş, Hollanda'da savunma mekanızın hızmasını güçlendirmiş bir gizem gidiyor gibi bir şey var.
Tabii yani artık eski gizem yok.
Artık gizem çok daha böyle seviye atlamış bir gizem yani level böyle.
Level 90'a gelmiş. Hayata dair.
Kesinlikle. Çünkü çok büyük bir tecrübe bu arkadaşlar.
Öyle böyle değil yani. Bir de bunu yaşayan cidden anlamaz.
Evet ya. Asla anlayamazsın.
Terapiye gidiyor musun? Gidiyorum.
Şu ara gitmiyorum ama gidiyorum genelde gittiğim bir şeye.
Peki terapistini seçerken göçle ilgili biri olduğuna dikkat ediyor muydun?
Yok etmedim açıkçası hiç.
Henüz öyle bir odağım olmadı.
Diğer sorunlarımdan da gelemedi daha oraya.
Yok terapistinin göçle ilgili bilgisi olup olmadın.
Yok bakmadım iyi fikir ama. Çünkü şey gibi yerde.
Henüz başlayamadım birkaç kere deneyimim oldu.
Eğer bir terapiye başlayacaksam.
O kişinin beni gerçekten anladığına ikna olmam gerekiyormuş gibi hissediyorum.
Beni anladığına ikna olabilmek için de aynı şeyleri yaşamış olmasından değilim ama en azından bununla ilgili bilgi sahibi.
Çünkü senin artık şu anki benim artık şu anki yaşadığım şeyler göç etmişti Saadettin'in sorunları.
Yani artık o perspektiften de daha farklı bir yere gidiyor.
En azından bununla ilgili birileri varsa bunlarla ilgili de bununla ilgili bilgisi olsa da daha iyi olur mu gibi bir yerden merak ettim.
Öyle birini mi tercih ettin diye sordum.
Düşünmedim, aklıma gelmedi ama çok mantıklı.
Çünkü gerçekten önemli yani.
Gitmiyor ama fikri var değil mi Saadettin'in?
Bu arada git çok iyi geliyor.
Teşekkür ederim. Tavsiye ederim yani.
Bu bir yatırım tavsiyesi değildir arkadaşlar ama hayatınız için önemli.
Terapi iyi ya valla. Değiyor yani.
Bence de evet, bence de iyi. Aynen.
Bence de herkes gitmeli.
Teşekkür ederim. Hiçbir tresim yok.
Valla bende de sardı ben buna konuşayım.
İki saat daha da senin şey yapmışım.
Belki sonra tekrar sohbet ederiz.
Evet iyi olur. Teşekkür ederim vakit ayırıp.
Ne demek. Utrecht'ten buraya geldiğin için.
Evet. Bunları falan hiç soramadım yani daha bir sürü soru vardı.
Ben sana dedim ama ben film gibi abla ben anlatsam yani girmedik daha sen dur hiçbir şey yok orada.
Her neyse artık yemekte konuşacağız.
Evet biz artık sonra konuşuruz özelde.
Okey teşekkür ediyorum. Ne demek.
Umarım siz de Bavulda Ne Var?'ı.
Seni övebilir miyim? Beni ne yapabilir misin?
Seni övmek istiyorum. Arkadaşlar lütfen dinleyin şimdi.
Ben Saadettin'in valla Hollanda'ya bir hediye olduğunu düşünüyorum.
Bak ciddiyim. Senin gibi böyle hem sıcakkanlı hem yaratıcı hem de böyle her şeyi insanları böyle birleştiren bir enerjin var ve bu çok değerli bir şey.
Sen mesela burada olmasaydın şu an birçok şey eksik kalacaktı.
Ben öyle hissediyorum. Teşekkür ederim.
Yemin ederim. İyi ki de varsın. Teşekkür ederim ama ben de şey gibi bir yerde hissediyorum.
Bunu duyduğumda Ya ben aslında insanlar talep etti.
Ben de elimde var olan bir şeyi paylaşmış gibi hissediyorum.
Hani böyle sanki sıfırdan bir şey ürettim.
Buradaki insanlar için bilmiyordum da çalıştım geldim gibi değil de.
Benim evimde hamur vardı 2 kilo.
Ekşi maya. 100 gramını seninle paylaştım.
100 gramını da diğeriyle paylaşmışım gibi hissediyorum.
O yüzden de böyle hani paylaştıkça da çoğaldı.
Ve gerçekten çok... Büyük bir şey dönüştü.
Hiç böyle bir şey hayal etmiyordum ben.
Hayat öyle bir şey işte. İstemiyordum da.
Şey gibi istemiyordum. Yorgunluk yani bu.
İş güç. İstemiyordum. Her neyse teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim. Biz Bavul'da ne varım?
Umarım beğenerek takip ediyorsunuzdur.
Görüşürüz. Bir şey diyecektim de onu bilemedim.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
